Anahtar kelimeler: Bobin Enjektör Taşlama Meme Efatura Sürmediğini Teslimlerini İşçiliği Kodu Teslimatın

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı borçlu şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin bu ilişki kapsamında davalıya enjektör servis işçiliği, bobin ve meme taşlama işlemleri ile enjektör teslimlerini gerçekleştirdiğini, teslimatın ------- ------- gönderi kodu ile yapıldığını, davalının ürünleri teslim alıp kullandığını ve herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmediğini; söz konusu satışın 28.03.2024 tarihli, ---------- numaralı 76.946,42 TL bedelli e-fatura ile faturalandırıldığını, faturanın davacının ticari defterlerine kaydedildiğini, e- fatura sistemi üzerinden davalıya iletildiğini, sistem yanıtlarında ---------- kodu ile faturanın teslim alınıp kabul edildiğinin görüldüğünü ve süresinde itiraz edilmediğini; buna rağmen fatura bedelinin ödenmediğini, şifahi taleplere rağmen ödeme yapılmadığını, alacağın tahsili amacıyla --------- İcra Müdürlüğü'nün--------- Esas sayılı dosyası ile 13.11.2024 tarihinde 76.946442 TL asıl alacak ve 23.273,65 TL işlemiş faiz üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının borcu kabul ettiğine dair beyanlarına rağmen takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, borcun ödendiğine dair herhangi bir belge sunmadığını; zorunlu arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını; TTK 21 uyarınca faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmediğinden içeriğinin kabul edilmiş sayıldığını, ispat yükünün davalıya geçtiğini; ürünlerin kargo fişi ile teslim edildiğini; 3095 sayılı Kanun ve TTK 1530 uyarınca faturanın tebliğinden itibaren otuz gün sonunda temerrüdün oluştuğunu ve temerrüt faizinin talep edilebileceğini; davalının itirazının kötü niyetli ve likit alacağı sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla; davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMA Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında talep edilen tutarda mutabık kalınmış bir alacak bulunmadığını, cari hesap sözleşmesi mevcut olmadığını ve ihtar yapılmaksızın takip öncesi dönem için faiz talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle geçmiş gün faizi talebine itiraz edildiğini; ayrıca takip öncesi döneme ilişkin faiz türünün belirtilmediğini ve bu hususa da itiraz edildiğini; asıl alacağı kabul anlamına gelmemek kaydıyla ancak ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini, temerrüt faizi talebinin yerinde olmadığını; davacının taleplerinin likit olmadığını ve yargılamayı gerektirdiğini, bu nedenle icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini; usule ve hukuka aykırı şekilde takip başlatılması nedeniyle davacının aşkın miktarda icra tehdidi oluşturduğunu, bu sebeple davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla; davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava hukuki niteliği itibariyle, -------- İcra Müdürlüğünün ---------- esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.İtirazın iptali istemine konu, --------- İcra Müdürlüğünün ------------ esas dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından alınan raporda ,"Dava konusu; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya gerçekleştirilen enjektör servis işçiliği, bobin ve meme taşlama işlemleri ile enjektör teslimleri nedeniyle düzenlenen 28.03.2024 tarihli, ---------- numaralı 76.946,42 TL bedelli faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine, davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2024 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davacının 2024 yılı envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı 2024 yılında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2024 yılına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 28.03.2024 tarihli, --------- numaralı, “---------Serisi, Meme Taşlama ve Honlama, --------- Bobin ve Enjektör Servis İşçiliği” açıklamalı, 76.946,40 TL tutarlı faturanın davacı muhasebe kayıtlarında işlendiği ve tüm işlemlerin -------- hesap kodu altında kayda alındığı, bu işlemler neticesinde davacının takibe konu faturadan kaynaklı olarak takip tarihi (14.11.2024) itibariyle davalıdan 76.946,40 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, davalı ticari defterlerinin incelenmesi için ----------Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış olup, 24.10.2025 tarihli talimat iade kararında “davalı tarafa çıkarılan tebligatın tebliğ edildiği belirtilen süre içerisinde 2024 yılına ilişkin ticari defter ve belgelerin sunulmadığı anlaşılmış olup, mahkememizce yapılacak başka işlem bulunmadığından iadesine” karar verildiği görüldüğü, dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen faturanın davacı şirketin yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu tespit edilmiş, söz konusu faturanın içeriği incelendiğinde “----------- Serisi, Meme Taşlama ve Honlama, -------- Bobin ve Enjektör Servis İşçiliği” ne ilişkin olduğu, görüldüğü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin 2. Fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturaya, TTK m.21/2'de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı anlaşıldığı, bu durum, faturanın içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca, fatura e-fatura sistemi üzerinden davalıya gönderilmiş ve davalı tarafından fatura kabul edildiği görülmekle fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturanın davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle fatura içeriğinin davalının bilgisi dahilinde olduğu, 25 Ocak 2021 tarihinde yayınlanan 523 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki değişiklikle 01.07.2021 tarihinden itibaren e-fatura ve e-arşiv fatura olarak düzenlenen belgelerin BA-BS formlarındaki bildirim zorunlulukları kaldırıldığı bu sebeple BA-BS formlarında dava konusu faturaların yer almadığı, Neticeten; Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 28.03.2024 tarihli, ---------- numaralı, “--------- Serisi, Meme Taşlama ve Honlama, --------- Bobin ve Enjektör Servis İşçiliği” açıklamalı, 76.946,40 TL tutarlı faturaya ilişkin kayıtların davacının ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer aldığı, bu faturadan kaynaklı olarak davacının takip tarihi (14.11.2024) itibariyle davalıdan 76.946,40 TL asıl ve 21.819,05 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 98.765,45 TL alacaklı olduğu, Diğer yandan, dosyaya sunulu elektronik teslim belgesinde, teslim alan kısmında “----------” ibaresinin yer aldığı; ayrıca teslim tarihi, teslim birimi ve lokasyon bilgilerinin belge üzerinde kayıtlı olduğu görüldüğü, bununla birlikte, dosya kapsamında sunulan çalışan listesi üzerinde yapılan incelemede, davalı işyerinde bildirimi yapılan personeller arasında “---------” isimli bir çalışanın yer almadığı tespit edilmekle teslim işleminin şirket adına geçerli bir kabul niteliği taşıyıp taşımadığı hususundaki hukuki değerlendirme ve nihai takdir Mahkemenize ait olduğu, " şeklinde rapor sunulmuştur.Davalı tarafın faaliyet alanı ---------- de bulunduğundan, davalı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmak üzere ---------- Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış, talimat mahkemesince belirlenen inceleme gün ve saatinde davalı taraf ticari defter ve belgelerini ibraz etmediğinden davalı taraf kayıtları üzerinde inceleme yapılamamıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.Bilirkişi tarafından davacı tarafın ticari defterleri incelenmiştir. Davacı tarafın ticari defterlerine göre de davacının davalıdan 76.946,40- TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalının ticari defterlerini usulüne uygun ihtara rağmen sunmadığı, faturaya süresi içerisinde itiraz etmediği gibi iade faturası da kesmediği görülmüştür. Hal böyle olunca davacının ticari defterleri HMK 222/3. Maddesi gereğince lehine delil sayılarak davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur(TBK m. 90).Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir(TBK m. 97).Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; ( ...... ) borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır(TBK m. 117/1,2).Aksine sözleşme yoksa, ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar(TTK m. 10). Eldeki davada davalı takip borçlusunun icra takibi öncesi temerrüde düşürüldüğüne ilişkin somut delil dosya kapsamında bulunmadığından, davalı borçlunun icra takibi ile temerrüde düştüğü anlaşıldığından takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;Davanın KISMEN KABULÜ İLE,1-Davalının --------- İcra Müdürlüğünün ----------- E. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 76.946,40 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, işlemiş faiz talebinin reddine,2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Karar harcı 5.256,20-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 966,65-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.289,55 -TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 966,65-TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 1.582,05 -TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine5-Davacı tarafından yapılan 1.522,50 -TL tebligat ve müzekkere gideri, 7.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.022,50-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 8.077,69 -TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 9.000,02 -TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,9-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ------- bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 3.223,02 -TL.sinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, 376,98-TL.sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde---------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026