Anahtar kelimeler: Yürüten Müflis İflasına İik Anadolu Terkin Aşnin İflas Defter Şirketten

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ████████ Esas, █████████ KararDAVA
: Kayıt Terkin (İİK 235)DAVA TARİHİ
: █████/2020BİRLEŞEN DAVAİSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN████████ ESAS SAYILI DOSYASI:DAVA
: Kayıt Terkin (İİK 235)DAVA TARİHİ
: █████/2020KARAR TARİHİ
: █████/2026100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E. █████████ K. sayılı 04.12.2019 tarihli kararı ile .... A.Ş.'nin iflasına karar verildiğini, iflas işlemlerini yürüten İstanbul Anadolu 3. İcra Müdürlüğü ... İflas sayılı dosyasında müvekkilinin müflis şirketten olan ticari defter ve kayıtlarında yer alan alacakları nedeniyle 20.994.000,00 TL alacağın sıra cetvelinin 35 kayıt numarası ile 4. sırada yer aldığını, sıra cetvelinin İİK 223/3 maddesi hükmü gereğince 11.09.2020 tarihinde tebliğ olduğunu, müvekkili tarafından İİK 235/1 hükmü gereğince sıra cetveline itiraz ettiklerini, davalının hakkında iflas kararı verilen şirketten alacağı olduğu iddiası ile Gürcistan Mahkemesinden aldığı kararın İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E sayılı dosyası ile tenfizini istediğini, bu dosyadan her ne kadar tenfiz yönünde karar verilmiş ise de anılan mahkeme kararında müflis şirket dışında davalıların olduğunu, bu davanın henüz kesinleşmediğini, bu yüzden maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığını, alacağın varlığının da yargılama konusu yapılmadığını, davalının gerek müvekkiliyle gerekse de müflis şirketle hiçbir bağı olmadığı gerekçesiyle tenfiz dosyasında ispatlanamayan ve kesinleşmeyen alacağının sırasına ve alacağına itiraz ettiklerini, herhangi bir borç doğurucu işlem olmadan uluslararası hukuk ve iç hukuk normlarına uygun şekilde tebligat yapılmadan alacaklıymış gibi yabancı mahkeme tarafından verilen usulsüz ve usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen işlemler sonucu hukuken geçerli olmayan bir şekilde alacaklı beyanları ile alacak oluşturulmasının hatalı olduğunu, gerçekte mevcut olmayan alacaklar nedeniyle sıra cetvelinin 19 kayıt numaralı 4. sıradaki 265.495.713,55 TL alacak kaydının, yukarıda mahkemesi ve dosya numarasına yer verilen iflas erteleme dosyasındaki beyanlara ve bu dosyadaki bilirkişi kayyım raporlarına da aykırı tüm alacak kayıtlarının İİK 235/3 maddesi gereğince kaydının terkini için dava açma zarureti doğduğunu, İstanbul Anadolu 3. İcra Müdürlüğü ... İflas sayılı dosyasından düzenlenen 17.08.2020 tarihli sıra cetvelinin 19 kayıt numarasıyla 4. sırada kaydedilen 265.495.713,55 TL davalı alacağının terkini ile İİK 235/3 maddesi gereğince bu alacağa tahsis edilen hissenin dava masrafları da dahil olduğu halde sıraya bakılmaksızın alacağı nisbetinde itiraz eden müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin müflis şirketten alacağı olduğuna dair Tiflis İl Mahkemesi Davalar Kurulu'nun █████/2015 tarih ve ... sayılı █████/2015 tarihinde kesinleşen kararının tenfizine karar verilmesi için İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını, Tiflis Davalar Kurulu kararının Türkiye'de tenfizine karar verildiğini, müflisin karara karşı istinaf yoluna başvurduğunu, ancak istinaf başvuru harcını ödemediği için başvurusunun İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin aynı dosyadan verdiği █████/2019 tarihli ek kararı ile reddedildiğini, böylece müflis şirket hakkındaki tenfiz kararının kesinleştiğini, müvekkilinin bu alacağı nedeniyle iflas kararı veren İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ Esas █████████ Karar sayılı █████/2019 tarihli gerekçeli kararının 2. sırasında müdahil olarak yer aldığını, müflis şirket yetkililerinin müvekkilinin alacağına kavuşmasını 7 yılı aşkın süredir engellediklerini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.BİRLEŞEN DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E. █████████ K. sayılı 04.12.2019 tarihli kararı ile .... A.Ş.'nin iflasına karar verildiğini, iflas işlemlerini yürüten İstanbul Anadolu 3. İcra Müdürlüğü ... İflas sayılı dosyasında müvekkilinin müflis şirketin eski ortağı ve yönetim kurulu başkanı olarak şirketten olan 15.742.562,25 TL alacağı sebebiyle sıra cetvelinin 36. kayıt numarası ile 4. sırada kayıt yapıldığını, sıra cetvelinin İİK 223/3 maddesi hükmü gereğince 11.09.2020 tarihinde tebliğ olduğunu, müvekkili tarafından İİK 235/1 hükmü gereğince sıra cetveline itiraz ettiklerini, davalının müvekkilinin yetkilisi ve yönetim kurulu başkanı olduğu hakkında iflas kararı verilen şirketten alacağı olduğu iddiası ile Gürcistan Mahkemesinden aldığı kararın İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E sayılı dosyası ile tenfizini istediğini, bu dosyadan her ne kadar tenfiz yönünde karar verilmiş ise de anılan mahkeme kararında müflis şirket dışında da davalıların olduğunu, bu dava henüz kesinleşmediğinden, maddi anlamda kesin hüküm şartları gerçekleşmediğinden ve alacağın varlığı da yargılama konusu yapılmadığından davalının sıra cetvelinde yer almasının hatalı olduğunu, gerek müvekkili gerekse de müflis şirketle hiçbir bağı olmadığı halde tenfiz dosyasında karar verilen davalının ispatlanmayan ve kesinleşmeden işleme alınan alacağının sırasına ve alacağına itiraz ettiklerini, ayrıca müvekkili ve yetkilisi olduğu şirket tarafından herhangi bir borç doğurucu işlem sözkonusu olmadan uluslararası hukuk ve iç hukuk normlarına uygun şekilde tebligat yapılmadan alacaklıymış gibi yabancı mahkeme tarafından verilen usulsüz ve usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen işlemler sonucu hukuken geçerli olmayan bir şekilde alacaklı beyanları ile alacak oluşturulmasının hatalı olduğunu, gerçekte mevcut olmayan alacaklar nedeniyle sıra cetvelinin 19 kayıt numaralı 4. sıradaki 265.495.713,55 TL alacak kaydının, yukarıda mahkemesi ve dosya numarasına yer verilen iflas erteleme dosyasındaki beyanlara ve bu dosyadaki bilirkişi kayyım raporlarına da aykırı olacak şekilde tüm alacak kayıtlarının İİK 235/3 maddesi gereğince kaydının terkini için dava açma zarureti doğduğunu, İstanbul Anadolu 3. İcra Müdürlüğü ... İflas sayılı dosyasından düzenlenen 17.08.2020 tarihli sıra cetvelinin 19 kayıt numarasıyla 4. sırada kaydedilen 265.495.713,55 TL davalı alacağının terkini ile İİK 235/3 maddesi gereğince bu alacağa tahsis edilen hissenin dava masrafları da dahil olduğu halde sıraya bakılmaksızın alacağı nisbetinde itiraz eden müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin müflis şirketten alacağı olduğuna dair Tiflis İl Mahkemesi Davalar Kurulu'nun █████/2015 tarih ve ... sayılı █████/2015 tarihinde kesinleşen kararının tenfizine karar verilmesi için İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını, Tiflis Davalar Kurulu kararının Türkiye'de tenfizine karar verildiğini, müflisin karara karşı istinaf yoluna başvurduğunu, ancak istinaf başvuru harcını ödemediği için başvurusunun İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin aynı dosyadan verdiği █████/2019 tarihli ek kararı ile reddedildiğini, böylece müflis şirket hakkındaki tenfiz kararının kesinleştiğini, müvekkilinin bu alacağı nedeniyle iflas kararı veren İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ Esas █████████ Karar sayılı █████/2019 tarihli gerekçeli kararının 2. sırasında müdahil olarak yer aldığını, müflis şirket yetkililerinin müvekkilinin alacağına kavuşmasını 7 yılı aşkın süredir engellediklerini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece; davacılar Gürcistan Mahkemesinden alınan kararın henüz kesinleşmediğini, maddi anlamda kesin hüküm şartlarının gerçekleşmediğini, alacağın varlığının ve konusunun yargılamayı gerektirdiğini, davalının sıra cetveli kaydının hatalı olduğu belirtilerek davalının █████/2020 tarihli sıra cetvelinin 19 kayıt numarasıyla 4. sırada kaydedilen 265.495.713,55 TL alacağının terkini gerektiğini iddia edilmiş ise de davalının sıra cetveline kaydının Gürcistan Mahkemesinin kesinleşmiş ilamının tenfizi kararı ile yapıldığı, ilama dayalı bir alacak olduğu, bu alacağın geçersizliği ve muvazaalı oluşu gibi iddiaların dinlenemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.Karar, asıl ve birleşen dava davacıları tarafından istinaf edilmiştir.DAİREMİZİN █████/2025 TARİHLİ █████████ ESAS ████████ KARAR SAYILI KALDIRMA İLAMIMahkemece, ispat yükü davalıda olduğundan davalının müflis şirketten gerçekten alacaklı olup olmadığının belirlenmesi için taraf delilleri toplanıp, davalı ile dava dışı müflis şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde de inceleme yapılarak sonucuna göre davalı alacağının gerçek bir alacak olup olmadığı konusunda karar verilmesi gerekirken davalı alacağı ilama dayalı bir alacak olduğundan bu alacağın gerçek bir alacak olmadığına yönelik iddiaların dinlenemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesince tesis edilen karar usul ve yasaya uygun bulunmadığından asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-a.3 maddesi uyarınca kabulü ile kararın kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece; tüm dosya kapsamına göre; istinaf ilamı gereğince taraflara dosyaya sunmadıkları delilleri sunmaları ve ilgili kurumları mahkemeye bildirmeleri hususunda süre verildiği, davalının gerçek kişi olması nedeniyle ticari defterlerinin bulunmadığı, dava dışı müflise ait ticari defter ve dayanakları üzerinde mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan incelemede davalı tarafından dava dışı müflis şirkete ödenmiş ve/veya davalı tarafından düzenlemiş herhangi bir faturanın bulunmadığı, dilekçede beyan edilen ... Ltd. Şti. ve ... ile müflis şirketin ticari bir ilişkisinin bulunmadığı, borç veya alacak tutarlarının bulunmadığı, yine davalının dilekçesindeki beyanlarında ismi geçen “...” nin müflis şirketten herhangi bir alacağının veya borcunun bulunmadığının tespiti karşısında ispat külfeti kendisine düşen davalı alacaklının dava dışı müflisten alacağı olduğunu ispatlayamaması nedeniyle asıl dava yönünden; davanın kabulü ile İstanbul Anadolu 3. İcra Müdürlüğünün ... İflas sayılı dosyasından düzenlenen sıra cetvelinde davalı adına masaya kaydedilen 265.495.713,55 TL tutarındaki alacağın terkinine, iflas tarihinden sonra yapılan ödemelerin iflas masasınca infaz aşamasında resen dikkate alınmasına, İİK'nun 235/3. maddesi uyarınca, bu alacağa tahsis edilen hissenin dava masrafları da dahil edilerek davacının sırasına bakılmaksızın davacının alacağı nispetinde davacıya tahsisine; artan kısım bulunması halinde bu bakiyenin diğer alacaklılara sıra cetveline göre dağıtılmasına; birleşen dava yönünden; davanın kabulü ile İstanbul Anadolu 3. İcra Müdürlüğünün ... İflas sayılı dosyasından düzenlenen sıra cetvelinde davalı adına masaya kaydedilen 265.495.713,55 TL tutarındaki alacağın terkinine, iflas tarihinden sonra yapılan ödemelerin iflas masasınca infaz aşamasında resen dikkate alınmasına, İİK'nun 235/3. maddesi uyarınca, bu alacağa tahsis edilen hissenin dava masrafları da dahil edilerek davacının sırasına bakılmaksızın davacının alacağı nispetinde davacıya tahsisine; artan kısım bulunması halinde bu bakiyenin diğer alacaklılara sıra cetveline göre dağıtılmasına karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİKarar, yasal süresinde asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Asıl ve birleşen davada davalı...vekili istinaf nedenleri olarak; bilirkişinin raporuna mesnet teşkil eden PDF formatındaki dosyaların, bir ticari deftere hukuki geçerlilik kazandıran “dijital güven zinciri”nin tek bir halkasını dahi içermeyen, hukuki anlamda “güvencesiz” dijital görüntülerden ibaret olduğunu, raporun hukuka uygun delillerle yargılanma” ilkesini en temelinden ihlal ettiğini, bilirkişinin raporunda belirttiği üzere, müflis şirkete ait defterlerin, yasal geçerlilik formatı olan XML ve e-berat şeklinde değil, içeriğinin doğruluğu ve bütünlüğü denetlenemeyen, kolaylıkla manipüle edilebilir PDF formatında olduğunu, bu durumun defterlerin HMK m. 222/2’de aranan “usulüne uygun olarak tutulma” şartını sağlamadığının bizzat bilirkişi tarafından ikrarı olduğunu, bilirkişinin incelediği PDF dosyalarının, yasal bir kapanış tasdikine veya elektronik ortamda bunun muadili olan e-berata sahip olmadığını, bu nedenle, bu defterlerin müflis... lehine bir delil olarak değerlendirilemeyeceğini, aksine alacak iddialarını çürütmek yerine, müflisin kayıtlarını usulüne uygun tutmadığını göstererek aleyhine bir delil teşkil edeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hukuken yok hükmündeki belgelere dayanması sebebiyle en başından denetime elverişli olma vasfını yitirdiğini, bilirkişinin, “hukuken geçersiz” dediği defterlerdeki kayıtlara dayanarak tespit yaptığını, ancak bu kayıtların dosyaya sunulan ve alacağın varlığını ispat eden diğer delillerle (kesinleşmiş ve tenfiz edilmiş mahkeme ilamı, e-posta yazışmaları, ceza dosyaları vb.) hiçbir şekilde bağlantısını kurmadığını, Starpet’in Envanter Defterlerinin iflas müdürlüğüne hiç teslim edilmemiş olmasının da yapılan incelemenin ne denli eksik ve göstermelik olduğunun bir diğer kanıtı olduğunu, bir şirketin mali durumunun bütüncül bir şekilde analiz edilebilmesi için envanter defterlerinin kritik öneme sahip olduğunu, eksik incelemeye ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulamayacağını, müvekkilinin alacağının hem esasının hem de miktarının, yargı makamlarının denetiminden geçtiğini, kesin hüküm gücünü haiz bir ilamla sabit hale geldiğini, bu durumda alacağın varlığının artık bir tartışma konusu yapılamayacağını, hukuki güvenlik ilkesi gereğince herkes için bağlayıcı olduğunu, Starpet’in hileli ve usulsüz tutulmuş defterlerinde alacağa ilişkin bir kayda rastlanmamasının, kesinleşmiş bir ilamla sabit olan alacağı ortadan kaldırmak bir yana, tam aksine bu durumun müflis şirketin en başından beri alacaklılardan mal kaçırma ve borçlarını sistematik olarak gizleme kastıyla hareket ettiğinin, yani muvazaalı ve hileli davrandığının maddi bir kanıtı olduğunu, hileli iflas halinde olduğu başka raporlarla da sabit olan bir şirketin ticari kayıtlarının gerçeği yansıtmamasının, hayatın olağan akışına uygun ve beklenen bir durum olması nedeniyle kayıtlardaki bu “yokluğun”, bir delil yokluğu değil, borcu inkâr etme ve gizleme iradesini ortaya koyan bir “ikrar” niteliğinde olduğunu, bilirkişiye tevdi edilen görevin, “alacak gerçek midir?” sorusuna cevap aramak değil, “alacağın dayanağı olan ilam, hileli bir iş birliğinin ürünü müdür?” sorusunu aydınlatmak olduğunu, ancak bilirkişinin, bu net ve sınırlı görevi tamamen göz ardı ederek kendisine verilen yetkinin dışına çıktığını, mahkemenin, istinaf mahkemesinin kaldırma ilamının gereğini yerine getirmediğini, kesinleşmiş ve tenfiz edilmiş mahkeme kararını ve taraflar arasındaki husumeti ispatlayan diğer kesin delilleri görmezden gelerek eksik inceleme ile hüküm kurduğunu, müvekkili tarafından davacılar ve diğer... yetkilileri hakkında “hileli iflas” suçlamasıyla yapılan şikayet neticesinde İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ███████████ Soruşturma sayılı dosyası üzerinden soruşturma yürütüldüğünü, birbirlerine karşı bu denli ağır suçlamalarda bulunan ve ceza soruşturmasıyla karşı karşıya olan tarafların, diğer alacaklıları zarara uğratmak amacıyla gizli bir iş birliği içinde olduğunu varsaymanın hayatın olağan akışına tamamen aykırı olduğunu, Gürcistan’daki ceza yargılaması sırasında şüpheli ...’in, müvekkiline ait malları sattıklarını ve parayı aralarında paylaştıklarını açıkça ikrar eden resmi ifadesinin dosyada mevcut olduğunu, bu ikrarın, alacağın kaynağının ve ticari ilişkinin varlığının en net delili olduğunu, taraflar arasında gerçekleşen ve ticari ilişkiyi ispatlayan e-posta yazışmalarının delil dilekçesi ekinde dosyaya sunduklarını, Mahkemenin muvazaa iddiasını çürüten bu kritik delillerin hiçbirini değerlendirmediğini, tartışmadığını ve kararın gerekçesinde bunlara hiç değinmediğini, İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi nezdindeki hileli iflas dosyasının sanığı konumunda bulunan müflis şirket yetkilisi ... in bizzat kendisinin sebebiyet verdiği hileli iflas sürecinde, iflas dosyasında kendisini alacaklı olarak gösterip iyiniyetli müvekkilinin alacağına itiraz etmek suretiyle “kimse kendi muvazaasına/kusuruna dayanarak hak iktisap/iddia/talep edemez” şeklindeki kadim ilkeyi ve 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralını ağır bir biçimde ihlal ettiğini, davacı Mahfuz un alacaklı olduğunu iddia ettiği şirketin iflasına “hileli” bir şekilde sebebiyet verdiği iddiasıyla İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sanık olarak yargılandığını, mahkeme kararının, kesinleşmiş ve tenfiz edilmiş bir yabancı mahkeme ilamında varlığı kanıtlanmış bir alacağın var olup olmadığını tekrar araştırmak suretiyle yalnızca kesin hüküm ilkesini değil, aynı zamanda “esasa girme yasağı ilkesini” ihlal ettiğini, dolayısıyla uluslararası ticari faaliyetleri ve hukuki güvenlik ilkesini de zedelediğini, mahkemenin müvekkili tarafından dosyaya sunulan ve uyuşmazlığın esasına doğrudan etki eden tenfiz edilmiş yabancı mahkeme ilamını, taraflar arasındaki husumeti ortaya koyan ceza soruşturması dosyalarını, ticari ilişkiyi kanıtlayan yazışmaları ve beyanları kararında hiçbir şekilde tartışmadığını, bu delillerin neden hükme esas alınmadığını gerekçelendirmediğini, bu durumun 6100 Sayılı Kanun’un 27. maddesinde düzenlenen “iddia ve savunmaların değerlendirilmesi” ilkesinin ve aynı kanunun gerekçeli karar zorunluluğuna ilişkin hükümlerinin açık ihlali olduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak asıl ve birleşen davanın esastan reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:Asıl ve birleşen dava, iflas sıra cetvelinde yer alan davalı alacağının terkini istemine ilişkindir.Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olup karar asıl ve birleşen davada davalı vekilince istinaf edilmiştir.Uyuşmazlık, sıra cetvelindeki davalı alacağının terkini şartlarının olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Asıl ve birleşen davanın davacıları tarafından, tenfize dayanak yabancı mahkeme ilamına konu yargılamada tebligatlar usulsuz yapıldığından, tenfiz kararında alacağın varlığı tartışılmadığından, tenfiz davasında müflis şirketten başka davalılar da olduğundan ve tenfiz kararının istinaf edilmesi nedeniyle henüz tenfiz kararı kesinleşmediğinden tenfiz kararının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği ve davalı alacağının gerçek bir alacak olmadığı ileri sürülerek davalının sıra cetveline kaydedilen alacağının bu nedenlerle hatalı olduğu gerekçesiyle davalı adına █████/2020 tarihli sıra cetvelinin 19 kayıt numarasıyla 4. sırada kaydedilen 265.495.713,55 TL alacağın terkinine karar verilmesi talep edilmiştir.Müflis şirket hakkında İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2019 tarihli ████████ E. █████████ K. Sayılı ilamı ile iflas kararı verildiği, bu kararın onama üzerine █████/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Tenfize karar verilen dosyada davalılar müflis şirket, dava dışı ...'dir. Tenfiz dosyasında, dava dışı müflis şirket ve...yönünden tenfiz kararının kesinleştiği anlaşılmıştır. Tenfiz davasında, davalı ... yönünden ise tenfiz kararı, yabancı ilama dayanak yargılamadaki dava dilekçesi ile gerekçeli kararın usulüne uygun olarak bu davalıya tebliğ edilip edilmediği gerekçesi ile bozulmuştur.Davalı Ivane, iflas dosyasında █████/2020 tarihinde tenfiz kararına dayanarak ve iflas erteleme davasında müflis şirketten alacağı nedeniyle müdahil olduğunu beyan ederek 16.350.000,00 ABD Doları, 5.000.000,00 EURO, 24.000.000,00 ABD Doları, 3.000,00 (Gürcistan Larisi) ve 1.406.113,55 TL karşılığı toplam 265.495.713,55 TL alacağının iflas masasına alacak kaydedilmesini, alacağın yabancı para (döviz) cinsinden olan kalemlerinin ödeme günündeki TC Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının Tiflis İl Mahkemesi Davalar Kurulu'nun karar tarihi olan 18.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile, Türk Lirası alacağın ise İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin karar tarihi olan 17.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile (işleyecek faizler konusunda ayrıca talep etme hakkımız saklı kalmak kaydı ile) iflas masasına kaydını talep etmiştir.Davacı ..., iflas dosyasında █████/2020 tarihinde müflis şirket borçlarına karşılık yaptıkları ödemelerden ve mahsuplaşmalardan kaynaklanan 20.994.000,00 TL alacağının iflas masasına kaydını talep etmiştir.Davacı Mahfuz Okalın, iflas dosyasında █████/2020 tarihinde müflis şirket borçlarına karşılık yaptıkları ödemelerden ve mahsuplaşmalardan kaynaklanan 15.742.562,25 TL alacağının iflas masasına kaydını talep etmiştir.İflas dosyası yazı cevabına göre; davalının sıra cetvelinde 19 kayıt numarası ile 4. sırada 265.495.713,55 TL kabul edilen alacağı ile 4. sırada yer aldığı, asıl dava davacısı ...'in sıra cetvelinde 35 kayıt numarası ile 20.994.000,00 TL kabul edilen alacağının 4. sırada yer aldığı, birleşen dava davacısı ...'in ise sıra cetvelinde 36 kayıt numarası ile 15.742.562,25 TL kabul edilen alacağının 4. sırada yer aldığı anlaşılmıştır.Tenfize karar verilen İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk mahkemesinin ████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamında; "davacı...lehine davalılara tazminat olarak 16.350.000 ABD Doları ve 5.000.000 EURO'nun yüklenmesine, davalılara kazanılamayan gelir olarak 24.000.000 ABD Dolarının yüklenmesine" karar verildiği, asıl ve bileşen dava davalısı...'nin yabancı mahkeme kararının tenfizine ilişkin bu ilamla müflis .... A.Ş. nin iflas masasına alacak kayıt başvurusunda bulunarak ilama dayalı alacağını iflas masasına kaydettirdiği anlaşılmıştır.Kaldırma ilamından sonra dosya kapsamında mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli raporda; davalının dosya kapsamındaki cevap ve 30.07.2025 tarihli dilekçelerindeki iddia ve beyanları çerçevesinde davalı tarafından dava dışı müflis şirkete ödenmiş ve/veya davalı tarafından düzenlemiş herhangi bir fatura bulunmadığı, dilekçede beyan edilen ... Ltd. Şti. ve ... ile müflis şirketin ticari bir ilişkisinin bulunmadığı, borç veya alacak tutarlarının bulunmadığı, yine davalının dilekçesindeki beyanlarında ismi geçen “...'nin müflis şirketten herhangi bir alacağının veya borcunun bulunmadığı, her iki dosya kapsamında davalı tarafından alacağını kanıtlayan ödemelere ilişkin herhangi bir banka dekontunun veya vb. belge bulunmadığı, müflisin 31.08.2019 tarihli mizanında davalının müflis şirketten alacağının bulunmadığı, yapılan inceleme ve tespitler çerçevesinde davalının dava dışı müflis... ... A.Ş.'den alacağının bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.Davalının alacağı yabancı mahkeme kararının, Türkiye'de tenfizine ilişkin mahkeme ilamına dayanmaktadır. Tenfiz kararında, davacı bu dosyadaki davalı...olup davalılar ise müflis... şirketi, ... ve...isimli kişilerdir. Tenfiz dosyasında alacaklı..., davalı müflis şirket ile yapılan ticari ilişki gereğince uğradığı zararın tazminine ilişkin dava açmış olup yabancı mahkeme tarafından da...'nin iddiaları kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu kararın Türkiye'de mahkemece tenfizine karar verilmiş olup tenfiz kararı müflis şirket yönünden kesinleşmiştir.Kayıt terkin davalarında ispat yükü alacağının esasına, miktarına veya sırasına itiraz edilen alacaklıya aittir. Davalı alacaklı, sıra cetveline kabul edilen alacağının varlığını ve miktarını usulüne uygun deliller ile ispatlamalıdır. Müflis ile davalı alacaklı arasındaki borcun doğumunu ispat eden delil ve belgelerin mevcut olması gerekir.Asıl ve birleşen davada davalı; İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, ████████ E., ████████ K. sayılı dosyasına, İstanbul Anadolu 3. İcra ve İflas Dairesi Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına, tanık deliline, bilirkişi incelemesine, ve yemin deliline dayanmıştır.Kaldırma ilamından sonra, mahkemece, delil listesi ile sınırlı olmak üzere varsa sunulmayan delillerin dosyaya sunulmasına dair ara karar kurulmuştur. Davalı tarafça, bu ara karardan sonra, her ne kadar delil olarak e-posta yazışmalarına, ödeme belgesine (ödeme dekontunda ödeme yapanın davalı olmadığı) ve ceza dosyalarındaki bir takım beyanlara ve tespitlere yeni delil olarak dayanılmış ise de davacıların yeni bildirilen bu delillerin sunulmasına açıkça muvafakatı bulunmamaktadır. Dolayısıyla kaldırma ilamından sonra delil listesinde yer almayan ve sonradan sunulan bu delillerin mahkemece değerlendirilmediği yönündeki davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Öte yandan somut olayda, dosya kapsamında davalının, müflis şirketten alacaklı olduğunu ispata yarar bir herhangi bir ödeme belgesi vs. yazılı belge sunulmadığı gibi dava dışı müflis şirket kayıtlarında da bu yönde bir tespit yapılamamıştır. Bu belirlemelere göre, davalı taraf müflis şirketten alacaklı olduğunu ispatlayamadığından mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmuştur.Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, █████████ Karar sayılı ve █████/2025 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince asıl ve birleşen dava yönünden alınması gereken ayrı ayrı 732,00 TL istinaf karar harçları asıl ve birleşen davada davalı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Asıl ve birleşen davada davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 164/2. fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.█████/2026