Anahtar kelimeler: Heyete Cismani Bam Esaskarar Başkan Tevdi Yazim Katip Konya Ölüm

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ...
KARAR NO
: ...
KARAR TARİHİ
: █████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
: ..... (...)
ÜYE
: ..... (...)
ÜYE
: ..... (...)
KATİP
: ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ... Esas ... Karar
DAVACI
: ........
VEKİLİ
: Av.....
DAVALILAR
: 1- ........
2- ........
VEKİLİ
: Av.....
DAVALI
: 3- ........
VEKİLİ
: Av.....
DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ........'ın sahibi olduğu, davalılardan ........'ün sürücüsü olduğu, diğer davalı ........ 'nin (Eski ........ A.Ş.) Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortacısı olduğu ........ plakalı kamyonet tipi aracın açık kasa kapağına bağlı bulunan zincir 08.11.2015 günü saat 15:30'da ........ önünde park halinde bulunan ........ plakalı aracına binen müvekkilin karın kısmına girerek yerde metrelerce sürüklenmesine yol açarak yaralamış ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini,........ plakalı aracın kaza tarihi itibari ile sahiplik bilgisinin noterler birliğinden müzekkere ile sorularak davalı ........'ın kimlik bilgilerinin tespiti ile dava dilekçesinin tebliğine karar verilmesini, Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere belirsiz alacak olarak şimdilik 100,00TL Sürekli İş Göremezlik Tazminatının davalı sigorta şirketi açısından temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, diğer davalılardan kaza tarihi itibari ile yasal faizi ile birlikte alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini, -Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere belirsiz alacak olarak şimdilik 100,00TL Geçici İş Göremezlik Tazminatının davalı sigorta şirketi açısından temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, diğer davalılardan kaza tarihi itibari ile yasal faizi ile birlikte alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini, Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere belirsiz alacak olarak şimdilik 100,00TL Bakıcı Giderlerinin davalı sigorta şirketi açısından temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, diğer davalılardan kaza tarihi itibari ile yasal faizi ile birlikte alınarak müvekkiline verilmesini, 50.000,00TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki diğer davalılar ........ ve ........'den kaza tarihi itibari ile yasal faizi ile birlikte alınarak müvekkile verilmesini, Yargılama giderlerinin davalılar üzerine bırakılmasını, talep ve dava ettiği görülmüştür.
Davalı ........ A.Ş vekili cevap dilekçesinde; "öncelikle davanın usulden ve herhalde esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz " şeklinde cevap vermiştir.
Davalı ........ ve ........ vekili cevap dilekçesinde; "davacının dilekçesindeki tüm taleplerinin reddini talep ettiğimizi bildirerek; Davacı tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde açılan davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz" şeklinde cevap verdiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesinin kararı ile; "Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile MADDİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN A-Davacı ........'ün, davalılar (........ A.Ş., ........ ve ........) aleyhine açtığı maddi tazminat davası nedeniyle; 1.273,50 TL Bakıcı gideri, 5.132,91TL geçici iş göremezlik, 266.678,43 TL sürekli iş göremezlik zararına bağlı olmak üzere TOPLAM 273.084,84‬TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan █████/2015 tarihinden, itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (Davalı ........ A.Ş kaza tarihinde geçerli olan poliçe limiti ile sınırlı ve temerrüt tarihi olan █████/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya VERİLMESİNE, MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN B-Davacının davalılar (........ ve ........) aleyhine açtığı 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar (........ ve ........)'den müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya VERİLMESİNE dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
MADDİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN
Davacı ........'ün, davalılar (........ A.Ş., ........ ve ........) aleyhine açtığı maddi tazminat davası nedeniyle; 1.273,50 TL Bakıcı gideri, 5.132,91TL geçici iş göremezlik, 266.678,43 TL sürekli iş göremezlik zararına bağlı olmak üzere TOPLAM 273.084,84‬TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan █████/2015 tarihinden, itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (Davalı ........ A.Ş kaza tarihinde geçerli olan poliçe limiti ile sınırlı ve temerrüt tarihi olan █████/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya VERİLMESİNE,
MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN
Davacının davalılar (........ ve ........) aleyhine açtığı 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar (........ ve ........)'den müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya VERİLMESİNE" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davalı ........ A.Ş. vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre dolduktan sonra huzurdaki davanın ikame edildiğini, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaları hukuka aykırı olup ilk derece mahkemesince rapora itirazları incelenmeksizin hüküm kurulduğunu, davacı tarafından dosyaya yapmış olduğunu iddia ettiği bakıcı giderlerine dair herhangi bir ödeme dekontu, fatura vb. bir somut belge sunulmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bakıcı giderlerinin belirlenmesi için uzman doktor bilirkişi tarafından rapor alınması gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ........ ve ........ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresinin dolduğunu, kusur tespitindeki çelişkiler ve müterafik kusurun göz ardı edildiğini, maddi tazminatın hesaplanmasında kullanılan yöntemlerin hem geçici iş göremezlik süresinin belirlenmesi hem de bakıcı ve tedavi giderlerinin takdiri noktasında hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yerel mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarı ile faiz başlangıcına ilişkin kabulün, hakkaniyet ve ölçülülük ilkelerine açıkça aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, davanın reddine, aksi kanaat durumunda ise; kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesine, davacının müterafik kusurunun tazminattan indirilmesine ve tazminat miktarlarının hakkaniyete uygun olarak düzeltilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava, haksız fiilden kaynaklı sürekli geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece yazılı şekilde verilen karar, davalı sigorta şirketi ve diğer davalılarca istinaf edilmiştir.
1-Davalı sigortanın Hakdüşümü süresi itirazında;
█████/2015 tarihli kaza nedeniyle, davalı ........'a ait aracın ZMM sigortacısı davalı şirketçe, davacıya █████/2017 tarihinde 3272287 hasar sayılı dosya ödemesi olarak 4.049,00 TL ödeme yapılmış ise de, davacı tarafından İbraname verilmemiştir. Bu durumda ödemenin makbuz hükmünde kabul edilmesi gerekeceğinden, hak düşürücü süresi dolduğu itirazı yerinde değildir. Kaldı ki, aktüerya bilirkişinin █████/2025 tarihli raporunda, kısmi ödeme güncelenerek, sürekli iş görmezlik tazminatından tenzil edilmiştir.
2-Davalıların Zamanaşımı İtirazında;
Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. BK'nın 72. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık sübjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanışımı süresi ile olağan üstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 794).
Buna karşılık, özel bir kanun hükmünün, özel olarak zamanaşımı süresi öngördüğü tehlike sorumluluklarında BK m. 72 uygulanmaz. 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir.
Aynı fiil bazen, hem sorumluluğu gerektiren hem de ceza kanunlarına göre cezayı gerektiren bir fiil olabilir. Bu fiile göre Ceza Kanununun daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörüldüğü hallerde, tazminat davasının daha önce zamanaşımına uğraması tutarlı bir çözüm oluşturmaz. Zira cezalandırma, müeyyide olarak tazminattan daha ağırdır. Bu sebeple, kanun koyucu uyum sağlamak amacıyla ceza davası için öngörülen zamanaşımı süresince tazminat davasının da devamını temin bakımından genel olarak BK 60/II (6098 sayılı TBK m. 72/I), özel olarak da KTK 109/II. maddesinde düzenleme yapmıştır.
Burada üzerinde durulması gereken, 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece fiilin Ceza Kanununa göre cezayı gerektiren bir fiil olmasının yeterli olması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece fiilin cezayı gerektiren bir eylem olmasını yeterli görmekte; bunun dışında, eylemi gerçekleştiren fail hakkında soruşturma yapılmasını, ceza davası açılmış olması veya mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten veya Güvence Hesabı) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür (HGK'nın 10.10.2001 gün ███████-652-705, HGK'nın ....04.2008 gün, 2008/4-326-325, HGK'nın 05.06.2015 gün ███████-2198,█████████ ve HGK'nın ....09.2015 gün, ███████-116, █████████, HGK'nın 10.06.2015gün, ███████-27,█████████ sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir).
Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; kaza █████/2015 tarihinde gerçekleşmiş, davaya konu trafik kazası sonucunda davacı yaralanmıştır. Yaralanmayla sonuçlanan sözkonusu trafik kazası da bu anlamda cezayı gerektiren bir fiil niteliğindedir. Buna göre eylem için(TCK 89/1) kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu dikkate alındığında dava tarihi olan █████/2023 tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu, Ancak;
7226 sayılı Kanunun geçici 1. Maddesi uyarınca;
Geçici Madde 1 - (1) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla;
a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikayet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dahil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/███████ tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hakim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dahil) tarihinden,
b) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hakim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler; nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler 22/3/2020 (bu tarih dahil) tarihinden,itibaren 30/4/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar durur.
Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmi Gazete'de yayımlanır.hükmünü taşıdığı,
Cumhurbaşkanlığının █████/2020 tarih ve 2480 karar sayısı ile
"Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Karar"m yürürlüğe konulmasına, 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası gereğinc Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını ve yargı alanında doğabilecek hak kayıplarını önlemek amacıyla; 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen durma süresi, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununda öngörülen zorunlu idari başvuru yoluna ilişkin süreler hariç, 1/5/2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15/6/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar (salgın hastalığın yayılma tehlikesinin daha önce ortadan kalkması halinde yeniden değerlendirilmek üzere) uzatılmıştır.
Somut Olayda;
-Kaza tarihi - █████/202015
Cumhurbaşkanlığının █████/2020 tarih ve 2480 karar sayısı ile durdurulan süre █████/2020-█████/2020 tarihleri arası
-Dava tarihi- █████/2023'dir.
İşbu çerçevede eldeki davada cumhurbaşkanlığı kararı ile durdurulan sürenin 95 gün olduğu, sürenin bitimi olan █████/2023 tarihine toplam 95 gün ilave edildiğinde ve davanın █████/2023 tarihinde açıldığı gözetildiğinde süre dolmamıştır.
AYRICA, davalı sigorta tarafından █████/2017 tarihinde 4.049 TL ödeme yapıldığı sabit olup, TBK'nın 154/1.maddesi gereği de zamanaşımı kesilmiştir.
Bu sebeplerle İtiraz yerinde değildir.
3-Davalılar ........ ve ........'ün Kusur itirazında;
█████/2015 tarihinde, sürücüsü davalı ........ olan ........ plakalı kamyonet ile trafikte seyir halinde iken, Konya ili Karatay ilçesi ........ Mahallesi ........ Caddesi No:... sayılı yere geldiğinde, yaya olarak yolun karşısına geçmek isteyen davacı ........'ün yolun karşısına geçip sağ tarafa kaldırım kenarına park ettiği aracına, sol taraf sürücü kapısından, binmek için davalının aracını geçip kendi aracı kapısını açmak istediği sırada hareket haline geçen davalının kullandığı kamyonetin arka kısmında bulunan kapak kancasının, açık vaziyette olması nedeni ile, davacı ........'ün karın kısmından elbisesine takıldığı ve sürükleyerek yaralanmasına sebep olan olayın/kazanın meydana geldiği.
Kaza nedeniyle düzenlenen kaza tespit tutanağında; sürücü ........'ün beyanlarından çarpma noktası tam tespit edilememiş ayrıca sürücü ........'ün ........ plakalı aracının kaza mahallinde hazır bulunmadığından dolayı kasa kanca kısmının çıkıntı uzunluğu tam olarak tespit edilmediğinden dolayı kusur dağılımı yapılamadığı,
Soruşturma dosyasından adli trafik bilirkişinden alınan █████/2026 tarihli raporda; sürücü davacı ........ 2918 Sayılı K.T.K.'na bağlı yönetmeliğin 95 ve 110. madde hükümlerinde belirtilen kural ve yasaklara uymadığı, diğer aracın kendisine çarpmasına neden olduğu, dikkatsizliği ve tedbirsizliği neticesinde karışmış olduğu kazada ASLİ KUSURLU olduğu, davalı sürücü ........ ise aynı kanuna bağlı yönetmeliğin 95. ve 137.madde hükümlerinde belirtilen kural ve yasaklara uymadığı, açık olan kasa kapak kancasını yeterince sabitlemediği, açık vaziyette seyrederken de kapak kancasının diğer sürücüye çarparak yaralanmasına neden olduğu, dikkatsizliği ve tedbirsizliği neticesi karışmış olduğu kazada TALİ KUSURLU olduğu kanaatinin bildirildiği,
Ceza mahkemesinde ATK Trafik İhtisas dairesinden alınan raporda; ihtimalli oarak kusur belirlemesi yapıldığı buna göre; 1.durumda; Kazanın sanık sürücü'nün savunmasında belirttiği gibi müşteki yaya'nın aracın arasından aniden yola çıkmasıyla meydana geldiğinin kabulü halinde; davalı sürücü ........ tali kusurlu, davacının asli kusurlu olduğu, 2. durumda:Kazanın müşteki yaya'nın beyanında belirttiği gibi müşteki yaya'nın sanık sürücü'ye işaret ederek müsade istemesi ve buna rağmen sanığın aracını hareket ettirerek kendisine çarpmasıyla meydana geldiğinin kabulü halinde; davalı sürücü ........ asli kusurlu, davacıya atfı kabil kusuru bulunmadığı kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
Mahkemece Karayolları Fen Heyetinden alınan █████/2024 tarihli raporda, önceki raporlar da irdelenmek suretiyle, yapılan değerlendirmede, ........ plakalı araç sürücüsü davalı ........'ün dava konusu olayda; Yola gereken dikkatini vermemesi yanı sıra aracını özensiz ve tedbirsiz bir şekilde sevk ve idare etmesi, Sevk ve idaresindeki aracı il seyir halindeyken: - Aracının kasa kısmındaki kancaları açık olarak (yaklaşık 15-20 cm araç kasasından çıkıntı olmuş şekilde) trafiğin yoğun olduğu bir yolda, kamunun rahat ve huzurunu bozacak veya kişilere zarar verecek şekilde, yaya veya araç trafiğinin seyir emniyetini ihlal etmek veya tehlikeye düşürmek suretiyle tedbirsiz ve saygısızca aracını sürmesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu' nun 73. Maddesi ile Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 145/e Maddesini ihlal etmesi, Yanı sıra dikkatsizliği ve tedbirsizliği sebebiyle olayın / kazanın meydana gelmesinde % 100 (Yüzde Yüz) oranında KUSURLU OLDUĞU, Yaya, davacı ........'ün dava konusu olayda; Kazaya engel olmak adına başvurabileceği herhangi bir tedbir olmadığı, kazanın meydana gelmesinde herhangi bir hatalı tutum ve davranışının olmadığı anlaşılmış olup trafik kuralı ihlaline rastlanmaması sebebiyle, kazalı olduğu, dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde KUSURUNUN OLMADIĞI, görüş ve kanaatinin bildirildiği, raporun, açıklayıcı, denetime elverişli şekilde hazırlandığı, olayla uyumlu olduğu anlaşılmakla, itirazların reddi gerekmiştir.
4-Davalı sigortanın maluliyete itirazında;
Her ne kadar dairemizin önceki kararlarında ve uygulamasında
ANAYASA MAHKEMESİNİN █████/2010 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN █████/2020 TARİHLİ VE ███████ ESAS,███████ SAYILI KARARINA GÖRE VE YİNE ANAYASA MAHKEMESİNİN █████/2023 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN ███████ ESAS ,████████ KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,
YİNE DANIŞTAY 8.DAİRESİNİN ████████ ESAS █████████ KARARI İLE YİNE DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN ████████ ESAS █████████ KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,
DAİREMİZCE HER İKİ ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARI VE SONRASI DANIŞTAY DAİRESİNİN İPTAL KARARLARI GEREĞİNCE ZARAR GÖREN MAĞDURLARIN MALULİYETLERİNİN ÖZÜRLÜLÜK ÖLÇÜTÜ YÖNETMELİĞİ İLE ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK YÖNETMELİĞİNİN UYGULAMA YÖNETMELİĞİNİN UYGULANMA İMKANI OLMAYACAĞINDAN BAHİSLE ÇALIŞMA GÜCÜ VE MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBI ORANI TESPİT İŞLEMLERİYÖNETMELİĞİNE GÖRE BELİRLENMESİNE YÖNELİK,
Dairemizin █████████ ve █████████ esas sayılı dosyalarında buna yönelik verilen direnme kararlarımızın Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2016 tarihli ████████ esas ████████ karar ve ████████ esas ve ████████ sayılı dosyalarıyla bozulmakla verilen, bu bozma kararları esas alınarak, Dairemizin yerleşik uygulamasından dönülmek suretiyle,
BU ÇERÇEVEDE;
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Bu yönetmelikler ve geçerli olduğu tarihler;
- 11.10.2008 tarihine kadar “Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü”,
- 11.10.2008-01.09.2013 tarihleri arasında “Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği”,
- 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” (Bu yönetmeliğin eki %60 maluliyeti belirlemek için düzenlenmiştir. %60‘ın altı ve üstü yoktur. Bu nedenle bir önceki yönetmelik çizelgesi uygulanacaktır.) (Maluliyet Bilirkişi Kongresi)
- 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Genel Şartlar Ek 6. Maddesine göre 30/3/2013 tarihli “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”,
- 20 Şubat 2019 tarihinden sonra “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” ve “Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” şeklindedir.
- Somut olayda kaza tarihinde geçerli olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulandığı, yönetmeliğe göre %2 oranında tüm vücut fonksiyon kaybına neden olabilecek nitelikte olduğunun belirtildiği görülmektedir. Necmettin Erbakan Üniversitesinden alınan █████/2024 tarihli maluliyet raporunun usul ve yasalara uygun düzenlendiği anlaşıldığından itirazların yerine olmadığı anlaşılmıştır.
5-Geçici iş göremezlik itirazının incelenmesinde:
Haksız fiilin bir çeşidi olan trafik kazalarında yaralanmalar nedeniyle meydana gelen zararlar 6098 sayılı TBK.nın 54. Maddesinde açıklanmış, tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpların bedensel zararlardan olduğu belirtilmiştir.
NEÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD'nın █████/2024 tarihli raporunda, davacının yaralanması nedeniyle 4 ay geçici işgöremezlik süresi belirlenmiştir. Haksız fiil sorumluluğunda zarar verenin sorumlu tutulabilmesi için fiil, zarar ve uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Zararın ise haksız fiiller yönünden TBK.nın 54. Maddesinde belirtildiği şekilde kazanç kaybı olabileceği gibi çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi de bir zarar olarak kabul edilmiştir. İş gücü kaybı sebebiyle uğranacak tek kalem zarar, gelir kaybına ilişkin olan değildir. Zarar gören geçici iş göremezlik süresi içinde günlük işlerini yerine getirememesi, öz bakımını sağlayamaması da bir zarardır. Geçici iş göremezlik süresi içinde davacının zararının bulunmadığı ve bu süre için tazminat hesabı yapılmaması zarar veren lehine olup zararın sadece maddi olarak gelir azalması ve kazanç kaybı olduğu sonucunu doğurur. Bu nedenle aktuerya raporunda bu yönden bir eksiklik bulunmadığı itirazın yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
6-Davalıların Bakıcı giderine yönelik itirazlarında;
Bakıcı giderine ilişkin de, bakım konusunda aile bireylerine böyle bir yükümlülük yüklenemeyeceği gibi, dışarıdan bir bakıcı tutulmuş olsa idi ne kadar zararının olduğu belirlenerek hüküm verilmesi gerekmektedir. Buna göre; olayda BK.’nun 43. maddesi (6098 sayılı TBK md. 52) gereğince hakkaniyet indirimi şartları bulunmamaktadır ve geçici iş göremezlik döneminde bu şekilde bakıcı gideri hesaplanması da yerindedir. (YARGITAY 17. Hukuk Dairesi ██████████ E , █████████ K, █████████ E ██████████ K )
Davacının, alınan maluliyet raporuna göre bakıcıya ihtiyaç duyduğu süre içinde başkasının yardımına muhtaç olması nedeniyle brüt asgari ücretle bakıcı gideri hesaplanması doğru olup itiraz yerinde değildir. (Bkz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı)
7-Davalıların Manevi Tazminatın miktarına yönelik itirazlarında;
Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, Manevi zarar; mutlak hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK █████/2004, ██████-370)
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, Ceza Mahkemesinin kararı kusur durumu ve yukarıda açıklanan ilkeler, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlanının Yerinde OLDUĞU anlaşılmıştır. İtirazın reddi gerekmiştir.
Anlatılan nedenlerle, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davalı ........ A.Ş. Vekilinin, davalılar ........ ve ........ vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalı ........ A.Ş. vekilinin, davalılar ........ ve ........ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 22.069,92 TL harçtan peşin alınan 5.517,49 TL harcın mahsubu ile bakiye ....552,43 TL harç giderinin davalı ........'ndan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Alınması gereken 22.069,92 TL harçtan peşin alınan 5.517,49 TL harcın mahsubu ile bakiye ....552,43 TL harç giderinin davalı ........'den tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Alınması gereken 18.654,42 TL harçtan peşin alınan 4.663,61 TL harcın mahsubu ile bakiye 13.990,81 TL harç giderinin davalı ........ 'nden tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan masrafların kendileri üzerinde bırakılmasına,
6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, HMK'nun 361. maddesi gereğince; davalılar yönünden kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde TEMYİZ YOLU AÇIK, davacı yönünden KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. █████/2026
.....
Başkan
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Katip
...
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!