Anahtar kelimeler: Avv Cismani Bam Esaskarar Başkan Yazim Katip Konya Ölüm Üye

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ...KARAR NO
: ...KARAR TARİHİ
: █████/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN
: ..... (...)ÜYE
: ..... (...)ÜYE
: ..... (...)KATİP
: ..... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ... Esas ... KararDAVACILAR
: 1- ........2- ........3- ........4- ........5- ........VEKİLİ
: Av.....DAVALILAR
: 1- ........VEKİLİ
: Avv: 2- ........VEKİLİ
: Av.....: 3- ........VEKİLİ
: Av.....: 4- ........DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili █████/2024 tarihli dilekçesiyle; 03.10.2023 tarihinde sürücü/davalı ........'un, ........ plakalı kamyoneti ile ........ plakalı otomobilin sağ yan ön köşe kısımlarının hafif sürtmesi ve akabinde ........ plakalı kamyonetin aşırı hızı nedeniyle yürüyerek evine giden müvekkillerin eşi/babası ........'ya çarpması sonucu ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, kazaya sebep olan araçlardan ........ plakalı aracın ............. AŞ'e, ........ plakalı aracın ise ........ AŞ tarafından sigorta ve kaskolandığını, Konya ... ASCM'nin ... esas sayılı dosyasıyla kamu davası açıldığını, bu mahkemede yapılan yargılama sürecinde mahkemece aldırılan bilirkişi raporlarında sürücülerin kusurlu olduğunu, müteveffa ........'nın kusurunun olmadığının tespit edildiğini, ATK'ndan alınan raporda da yine müteveffa ........'nın bir kusurunun bulunmadığı şeklinde tespit yapıldığını, iş bu mahkeme dosyası kararının kesinleştiğini, müvekkili ........'nın ev hanımı olduğunu, herhangi bir gelir getirici işte çalışmadığını, müteveffanın ölümü ile birlikte müvekkilinin defin ve cenaze masraflarını da karşıladığını, müvekkili ........ ile ........'nın müşterek 4 kızı olduğunu, meydana gelen bu olaydan kaynaklı olarak hem müvekkilin hem de çocuklarının manevi tazminat taleplerinin bulunduğunu, izah edilen nedenlerle eş/babalarını kaybeden davacıların destekten yoksun kalma tazminatı ile cenaze defin masrafları için şimdilik 1000,00 TL, müteveffanın eşi ........ için 300.000,00 TL manevi, kızları ........, ........, ........ ve ........ için her birine 100.000,00 er TL olmak üzere toplam 700.000,00 TL manevi tazminatın, yargılama gideri ve vekalet ücretiyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılar araç sürücüsü ........ ve araç sahibi ........ ... A.Ş'nden alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılardan ........ █████/2024 tarihli cevap dilekçesiyle; öncelikle açılan davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, kaza tarihi itibarıyla kişi başına 1.200.000,00 TL olduğu, manevi tazminat taleplerinin poliçe dışında olduğunu, davacı tarafın meydana gelen kaza nedeniyle müvekkili şirketi tarafından ödemeyi beklemeden kötüniyetli olarak huzurdaki davayı açtığını, sigortalı araç sürücüsünün davacının zarar görmesinde kusurunun bulunmadığını, müvekkili açısından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, izah edilen nedenlerle haksız olarak açılan davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılardan ............. █████/2024 tarihli cevap dilekçesiyle; öncelikle açılan davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacının, müvekkili şirkete usulüne uygun olarak müracaat etmediğini, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması nedeniyle huzurdaki davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, davacının avans faizi talebinin reddi gerektiğini, izah edilen nedenlerle haksız olarak açılan davanın usulden reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:İlk derece mahkemesinin kararı ile; "...Yukarıda izah edilenler, bilirkişi raporları, adli tıp raporları, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun █████/2021 tarihli █████████ E. Ve █████████ karar sayılı ilamı ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ........ plakalı araç ile ........ plakalı aracın çarpışması neticesinde maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği, kaza neticesinde yaya kaldırımında bulunan davacıların desteği ........'nın vefat ettiğinden bahisle mahkememizde tazminat davası açıldığı, davalı tarafların ise davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. Söz konusu trafik kazasının meydana gelmesinde sürücü ........'nun %75 oranında, ........'un %25 oranında kusurlu olduğunun alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davacının maddi zararının aktüer bilirkişi marifetiyle hesaplamasının yapıldığı, kazaya karışan ........ plakalı sayılı aracın davalı ........ şirketine ........ poliçe numarası ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu, kazaya karışan ........ plakalı sayılı aracın davalı ............. şirketine ........ poliçe numarası ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu, davacının maddi zararlarının tazmininde davalı Sigorta Şirketlerinin ZMMS poliçesi uyarınca sigortacı sıfatı ile müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmakla; TRH 2010 yaşam tablosuna göre alınan rapor doğrultusunda maddi tazminat yönünden davanın kabulüne karar verilmiş (Sigorta şirketleri yönünden poliçe limitleri ile sınırlı olarak), davacıların ve davalıların ekonomik ve sosyal durumu ve kazaya karışan tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı ve paranın satın alma gücü dikkate alınarak manevi tazminat yönünden davacıların davasının kabulüne karar verilmiş, Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından sunulan yazı doğrultusunda, davacıların cenaze ve defin masraflarına yönelik davalarının reddine karar verilmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Davacı ........’nın Maddi Tazminat Davasının KABULÜ ile; █████/2023 tarihinde trafik kazası sonucu davacı ........’nın desteğini kaybetmesi nedeniyle 1.309.214,13 TL destekten yoksun kalma tazminatı ( ............. ve ........ sigorta yönünden 1.200.000,00 TL ile sınırlı olarak), (davalı sigorta şirketlerinin olay tarihi itibariyle geçerli olan kaza başına ölüm ve sakatlık teminat klozu limiti ile sınırlı olarak), davalıların davalı ............. Şirketinden █████/2024 tarihinden, davalı ........ Sigorta Şirketinden █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalılar ........ ve ........ A.Ş.’den kaza tarihi olan █████/2023 tarihindin itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte olmak üzere, davalılardan TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK ÜZERE müştereken ve müteselsilen alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,Davacıların cenaze ve defin masraflarına yönelik davasının reddine,Davacıların manevi tazminat davasının KABULÜ İLE; davacı ........ için 300.000 TL manevi tazminatın, davacı ........ için 100.000 TL manevi tazminatın, davacı ........ için 100.000 TL manevi tazminatın, davacı ........ için 100.000 TL manevi tazminatın, davacı ........ için 100.000 TL manevi tazminatın, davalılar ........ ve ........ A.Ş.’den kaza tarihi olan █████/2023 tarihindin itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte olmak üzere, müştereken ve müteselsilen alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davalı ........ A.Ş. vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusur dağılımı kabul edildiği hâlde hüküm fıkrasında uygulanmadığını; gerekçe–hüküm uyumsuzluğu ve infazda tereddüt olduğunu, %75 kusurlu sürücünün (........) dava dışı bırakıldığını, hukuki sorumluluk zincirinin eksik kurulduğunu; dış sulh/ibra olasılığının araştırılmadığını, gerekirse %75 kusurlu sürücünün celbi ve belgelerin getirtilmesinin zorunlu olduğunu, TRH 2010 tercihinin somut olaya etkisi “hakkaniyet” ölçütü ile denetlenmeden hüküm kurulduğunu, en azından karşılaştırmalı ek raporun zorunlu olduğunu, reşit ve gelir sahibi çocuklar yönünden “destek” olgusu somutlaştırılmadan maddi tazminat kapsamının belirlendiğini, bu durumun hakkaniyet/ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu, manevi tazminatın fahiş olduğunu, kusur oranı gözetilmeden "tamamından" sorumluluk kurulması ve maddi tazminata oranının ölçüsüz olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacılar vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; işlemiş dönem hesabında kaza tarihinden hesap tarihine kadar hesaplanan tazminatın peşin sermaye değerinin de hesaplanması ve toplam tazminata eklenmesi gerektiğini, cenaze ve defin masrafları taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu konuda mahkemece çeşitli kurum ve kuruluşlardan bilgi toplanarak emsal araştırması yapılması ve en azından ortalama bir cenaze giderine ilişkin bilgi toplanarak karar verilmesi gerektiğini, maddi tazminat yönünden verilen kararın açık ve anlaşılır olmadığını, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının müvekkilleri lehine kaldırılmasına, davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ............. A.Ş. vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, KTK 97 uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, dolaysıyla davanın usulden reddi gerekmekteyken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda TRH (2010) yaşam tablosu esas alınarak yapılan hesaplamada Progresif Rant hesaplama yöntemi kullanılmış olup hesaplamanın bu yönüyle hatalı olduğunu, hesaplamanın 04.12.2021 tarihli Genel Şartlar ekine belirtilen 1,65 teknik faize göre yapılması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusuru olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla bilirkişi raporunda tazminat hesabı yapılırken kusur tenzili yapılmamasının hatalı olduğunu, sigortalı araç sürücüsüne tam kusur atfı yapılmasının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, her halükarda, ıslaha konu edilen rakam için ancak ıslah tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, müvekili şirket aleyhine 08.02.2024 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirkete yapılan başvurunun usulüne uygun olduğunu kabul anlamına gelmemekle yerel mahkemenin başvuruyu geçerli saymasına rağmen müvekkili şirket aleyhine arabuluculuk ücretine hükmetmesinin hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak dosyanın mahkemesine gönderilmesine veya yapılacak olan inceleme neticesinde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ........ A.Ş. vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete davacı tarafça gerçek bir başvuru yapılmadığını ve Genel Şartlar tarafından zorunlu kılınmış olan evrakların iletilmediğini, davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, tüm alacak ve ferilerinden müştereken karar verilmesinin hatalı olduğunu, kusur durumu tespiti yapılırken hataya düşüldüğünü ve çelişkilerin giderilmediğini, hesap bilirkişi raporunda teknik faiz uygulanmadan yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, müteveffanın müterafik kusuru değerlendirilmemiş olup, indirim uygulanmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda ceza dosyası kapsamında toplanmış delillerden olan olay anını gösterir görüntülerin izlenmediğinin anlaşıldığını, bu görüntüler izlenmeden düzenlenmiş olan rapora itibar edilmesinin hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle yapılacak inceleme sonucu eksik hususların tamamlatılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ........ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunduğunu, maddi tazminat hesabında kusur indirimi yapılmadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olup sebepsiz zenginleşme yasağına aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın, gerekçe ile hüküm arasındaki çelişkinin giderilmesi ve kusur oranına göre yeniden hüküm kurulması için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle, Davacı ........ yönünden destekten yoksun kalma tazminatı ile tüm davacılar için manevi tazminat istemlerine ilişkindir.Mahkemece yazılı şekilde verilen karar, dosyanın tüm taraflarınca aşağıdaki sebeplerle istinaf edilmiştir.1-Davalı sigorta şirketlerinin davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığı ve temerrüde düşürülmediği istinafı;2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü "Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir" denilmiştir.Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır.6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır".HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." denilmiş,2.fıkrada ise, "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." düzenlemesi mevcut olupSomut olayda 6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir.Somut uyuşmazlıkta, davalı nezdinde zorunlu mali sorumluluk poliçesiyle sigortalı araçlar nedeniyle meydana gelen trafik kazasında dava tarihinden önce davalı sigorta şirketlerine belgeler ile birlikte başvurdukları, sigorta şirketlerinin yasal süre içerisinde talebin karşılanmayarak sonuçsuz bırakıldığının sabit bulunduğu, bilahare eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.Davalı sigortaların istediği belgeler tazminat talebi için Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekinde belirtilen belgelerden ise de dava açmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmasına dair adı geçen yasanın 97. maddesinde bu belgelere yer verilmediği gibi davacının başvuru dilekçesinde eklenmesi gereken diğer tüm belgeleri ekleyerek başvuru yaptığı, dolayısıyla davacının dava açmadan önce yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşıldığı,bu halde yasada belirtilen başvuruya ilişkin ön koşulun yerine getirildiği de açıktır. İstinaf itirazları yerinde değildir.Keza Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir.Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketlerine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir.Davacının dava açmadan önce davalı sigortacıya başvuruda bulunduğu anlaşılmakla davalı sigortacı için temerrüt faizinin temerrüt tarihinden işletilmesini talep edebilir. İtirazlar yersizdir.2-Davalıların Kusura İtirazlarında;█████/2023 tarihinde, sürücü ........ olan ........ plakalı aracıyla ........ Caddesinden gelip ........ caddesini takiben Sümeyye Caddesine doğru seyrederken ........ Sokak kavşağına geldiğinde aracının ön kısımlarıyla, Elçibey Sokaktan gelip ........ Sokağı takiben ........ Caddesinden karşıya geçip ........ Sokağa doğru devam etmek isteyen sürücü dava dışı ........ olan ........ plakalı aracının sağ ön köşe kısımlarıyla çarpışması neticesinde, ........ plakalı aracın yolun sağ tarafından bulunan kaldırımda bekleyen yaya müteveffa ........ 'ya çarpması sonucu trafik kazası meydana gelmiştir.Mahkemece, Karayolları Fen Heyetinden alınan 11.11.2024 tarihli raporda, ceza dosyasında alınan raporlar, kaza tespit tutanağı, taraf ve tanık beyanları da incelenmek suretiyle;........ Plaka Sayılı araç (otomobil ) sürücüsü ........'nun,2918 sayılı KTK'nın "Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak" başlıklı 52.maddesi, Kavşaklarda Geçiş Hakkı" başlıklı 57.maddesi, "Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller" başlıklı 84.maddesini ihlal ettiği, kazanın olumununda %75 oranında asli kusurlu olduğu,........ Plaka Sayılı araç (kamyonet ) sürücüsü davalı ........'un 2918 sayılı KTK'nın "Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak" başlıklı 52.maddesinin a bendini ihlal ettiği, kazanın olumunda %25 oranında tali kusurlu olduğu,Müteveffa ........'nın kazanın oluşumunda herhangi bir kural ihlalinde bulunmadığı, görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.Müteselsil sorumluluk, (zincirleme sorumluluk, birlikte sorumluluk) sorumluluk hukukunda önemli bir yeri bulunmaktadır. Müteselsil sorumluluk, aynı zararın oluşmasında rolü olan ancak zararın hangi kısmından sorumlu olduğu tespit edilemeyen birden fazla kimsenin, niteliği itibariyle bölünmeye elverişli başka bir deyişle çoğunlukla para ediminden oluşan tazminat ediminin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu, alacaklı zarar görenin de dilediği sorumludan edimin tamamını veya bir kısmını talep yetkisine sahip olduğu, sorumlulardan biri ödeme yaptığı oranda diğerlerinin de sorumluluktan kurtulduğu bir birlikte sorumluluk türüdür. Sorumlulukta müteselsillik ilkesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda yer verilmiştir. Müteselsil sorumluluk gerek zarardan sorumlu olanların zarar görene karşı sorumluluğunda gerekse zarardan sorumluların birbirlerine rücu ilişkisinde bazı ilkeler getirmiştir. İşte bu ilkeleri bir bütün olarak müteselsil sorumluluk ilkesi olarak kavramlaştırılmıştır.Birden çok kişinin aynı zarara birlikte sebep olmalarından doğan zarar aynı sebebe dayanan zarardır. Müteselsil sorumluluğu doğuran “aynı sebep” veya “birlikte sebep” kusur olabileceği gibi sözleşme veya kanundan doğabilir.Müteselsil sorumluluk zarar görene karşı zarardan sorumlu olanların sorumluluğunun kapsamı ve niteliği yönünden kendine has ilkeler getirmiştir. Normal şartlarda bir zarar birden fazla kişinin fiili ve sorumluluğu ile doğuyorsa o kişilerin sorumluluğu kendi fiillerine yada kusurlarına isabet eden zarar miktarından sorumlu olmalarıdır. Ancak haksız fiilden zarar görenin zararını en kısa, en kolay yoldan tazminini sağlamak amacı ile müteselsillik ile kendine has sorumluluk ilkeleri benimsenmiştir.Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesinde "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur" düzenlemesine yer verilmiş olup; motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu; ayrıca, birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda, zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.Yine 6098 sayılı TBK'nun 61. maddesinde "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" demekle birden çok kişinin zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır.Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan bir sorumluluk türü olup müteselsil sorumluların birinden talepte bulunan hak sahibinin, tüm ilgililer bakımından müteselsil sorumluluğa dayandığını ifade etmesine de gerek yoktur. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, yaya olarak bulunan davacıların murisinin, kazanın oluşumunda kusurunun bulunmamasına göre, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. (YARGITAY 17. Hukuk Dairesi █████████ E, █████████K-█████████ E,█████████ K ) İtirazlar yerinde değildir.3-Davacının ve davalıların hesaba itirazında;Her ne kadar dairemizin önceki kararlarında ve uygulamasında,ANAYASA MAHKEMESİNİN █████/2010 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN █████/2020 TARİHLİ VE ███████ ESAS, ███████ SAYILI KARARINA GÖRE VE YİNE ANAYASA MAHKEMESİNİN █████/2023 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN ███████ ESAS ,████████ KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,YİNE DANIŞTAY 8.DAİRESİNİN ████████ ESAS █████████ KARARI İLE YİNE DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN ████████ ESAS █████████ KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,DAİREMİZCE HER İKİ ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARI VE SONRASI DANIŞTAY DAİRESİNİN İPTAL KARARLARI GEREĞİNCE AKTÜER HESABININ PMF YAŞAM TABLOSUNA GÖRE YAPILMASINA YÖNELİK VERİLEN DİRENME KARARLARIMIZIN YARGITAY HUKUK GENEL KURULU'NUN █████/2016 TARİHLİ ████████ ESAS ████████ KARAR VE ████████ ESAS VE ████████ SAYILI DOSYALARIYLA BOZULMAKLA VERİLEN, BU BOZMA KARARLARI ESAS ALINARAK, DAİREMİZİN YERLEŞİK UYGULAMASINDAN DÖNÜLMEK SURETİYLE BU ÇERÇEVEDE;Buna göre somut olayda, Mahkemece aktüer hesabının TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapıldığı görülmektedir. Bu kapsamda, yukarıda anlatılan gerekçelerle aktüer hesabının TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapılan hesabın hükme esas alınmasında bir yanlışlık bulunmamaktadır.İtiraz edenin TRH 2010 Teknik Faiz Uygulamasına yönelik itirazı ile ilgili olarak;09.10.2020 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli ve ███████ E., ███████ K. Sayılı iptal kararı ile KTK 90.maddesi; “Maddi ve manevi tazminat: (2) Madde 90 – (Değişik:14/4/2016-6704/3 md.) Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun (…)(2) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindedir. Türk Borçlar Kanunu 55.maddesi ise; “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu kanun hükümlerine ve sorumluluk ilkelerine göre hesaplanır…” şeklinde düzenlenmiş olup, tazminat hesabına ilişkin Karayolları Trafik Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu’nda açık bir hüküm bulunmamaktadır.Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği ilkesi yargılaması tamamlanmış davalarla ilgili olup, mevcut davalar bakımından Anayasa Mahkemesi kararının uygulanması geriye yürümezlik ilkesinin ihlal niteliğinde değildir.TRH 2010 Tablosu ve %1,8 teknik faiz indirimi suretiyle hesaplama usulü ZMSS genel şartları ile getirilmiş olduğundan, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gereği hesaplamada bu usulün uygulanması söz konusu olmayacaktır.Diğer taraftan Genel Şartların halen yürürlükte olduğu, iptal kararı ile sadece bazı maddelerinin iptal edildiği dikkate alınarak buna göre ZMSS genel şartlarında getirilen % 1,8 teknik faiz indirimi kısmının gerçek zarar ilkesine aykırı oluşu sebebiyle uygulanmaması gerekmektedir.Yargıtay 17.HD. nin konuya ilişkin █████████ E. █████████ K. Sayılı 24.02.2021 tarihli güncel kararı uyarınca “Bu durumda mahkemece, ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellere göre (devre başı ödemeli belirli rant yöntemi, % 1,8 teknik faizle) tazminat hesabının yapılmasına ilişkin olarak KTK'nun 90. maddesinde yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, Dairemiz Yargıtayda uygulama birliğinin sağlanması yönünde tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınması için içtihat geliştirdiği ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi için yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.” kararı ileYine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ██████████ esas, █████████ karar sayılı ilamında belirtildiği üzere;Destek alacağı hesaplanır iken desteğin bakiye ömür süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanılmasıyla hesaplamanın yapılması gerekir.Bu kapsamda İDM ce yapılan hesaplama TRH 2010 tablosunun esas alınması, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması suretiyle alınmış olup, itirazlar yerinde değildir.4-Davacıların cenaze ve defin ücretine yönelik itirazında;Mahkemece, müteveffanın cenaze ve defin gideri masraflarının tespiti için Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na yazılan müzekkereye verilen █████/2024 tarihli cevabi yazıda, tüm tekfin ve techiz hizmetlerinin ücretsiz olarak verildiği bildirilmiş olup, mahkemece bu taleplerin reddine karar verilmesinde bir yanlışlık bulunmamaktadır. İtirazın reddi gerekmiştir.5-Davalı ........ Müh. Eğt.Dan. A.Ş. Ve davalı ........'un manevi tazminatın miktarına ilişkin itirazlarında;6098 sayılı TBK.nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.Yargıtay’ın 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun hak ve nesafet kurallarına göre uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların değerlendirilmesi gerekir. Hakim manevi tazminata hükmederken; tarafların kusur durumu, kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları, zarar ile olay arasındaki illiyet bağı, ölüm halinde kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması, olayın tarihi, olayın ağırlığı, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, davacı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak davacılar için zenginleşme, davalılar için yoksulluğa neden olmayacak şekilde belirlenmelidir.Somut olayda; yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, meydana gelen kaza sonucu yaya ........'nın vefatı sonucu davacı eş ve çocuklarının talep ettikleri tazminatta davacıların yakınlık durumu, oluşan vefat, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda, davacılar için belirlenen manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete göre FAZLA OLMADIĞI, anlaşılmış olup, itirazların reddi gerekmiştir.Tüm bunlar dışında;Kazada vefat eden ........'nın, yaya olması nedeniyle kendisinine izafe edilebilecek bir müterafik kusur bulunmamasına, müteveffanın çocukları olan davacılar için destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmemiş olmasına, davalı sigorta şirketlerinin sorumluluklarının, teminat limitleri belirtilmek suretiyle hükümde gösterilmiş olmasına göre, tarafların sair itirazlarının da reddi gerekmiştir.Anlatılan nedenlerle, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davacıların ve davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacılar vekilinin, davalı ........ vekilinin, davalı ........ A.Ş. vekilinin, davalı ............. A.Ş. vekilinin ve davalı ........ A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafça yatırılan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Alınması gereken 137.249,41 TL harçtan peşin alınan 34.312,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 102.937,06 TL harç giderinin davalı ........'dan tahsili ile hazineye irat kaydına,4-Alınması gereken 137.249,41 TL harçtan peşin alınan 34.312,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 102.937,06 TL harç giderinin davalı ........'den tahsili ile hazineye irat kaydına,5-Alınması gereken 81.972,00 TL harçtan peşin alınan 22.359,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 59.613,00 TL harç giderinin davalı ........'nden tahsili ile hazineye irat kaydına,6-Alınması gereken 81.972,00 TL harçtan peşin alınan 20.493,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 61.479,00 TL harç giderinin davalı ........'nden tahsili ile hazineye irat kaydına,7-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan masrafların kendileri üzerinde bırakılmasına,8-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, HMK'nun 361. maddesi gereğince; davacı ........ ve davalılar yönünden kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde TEMYİZ YOLU AÇIK, diğer davacılar yönünden KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. █████/2026.....Başkan...e-imzalı.....Üye...e-imzalı.....Üye...e-imzalı.....Katip...e-imzalıBu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.