Anahtar kelimeler: Abd Takiplerinin İpoteğin Paraya İik Bakırköy İflas Bakirköy Şirketten Anadolu

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ Esas, █████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: İFLAS (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))
KARAR TARİHİ
: █████/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketten 2.756.134,63 ABD alacaklı olduğunun İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi ████████E. ████████ Karar █████/2023 tarihli kararı ile sabit olduğunu, davalı aleyhine derdest ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip olan Bakırköy 18 İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı icra takibi ile Bakırköy 14 İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile başlatılan icra takiplerinin bulunduğunu, iş bu icra dosyalarının tetkiki sırasında davalının taşınmazı üzerinde ... GMBH'ne ait 3.000.000-Euro 1. Sırada ipotek, 5.748.720,00 TL 2. Sırada ipotek, ... Ltd Şti'ye ait 1.550.000,00TL 4 sıradan ipotek bulunduğunu, ... GMBH'nin borçlu aleyhine başlattığı İstanbul 35. İcra Müdürlüğü'nün... E sayılı dosyasının güncel hesabının yaklaşık 160.000.000,00TL ve İstanbul Gayrimenkul Satış İcra dairesinin ... E sayılı dosyası ile 6.500.000,00 TL alacağının bulunduğunu, ... GMBH'nin borçlu aleyhinde başlattığı İstanbul 35. İcra Dairesi ... E. Dosyasından fiili hacze çıkıldığını, Bakırköy 14. İcra Dairesi ... Tlmt dosyası ile şirkete ait tüm iplik makinelerinin █████/2024 tarihinde muhafaza altına alındığını, şirketin tüm faaliyetlerinin tamamen durdurduğunu ve borçlarını ödeyebilme imkanını tamamen ortadan kalktığını ve fiilen zaten müflis durumuna geldiğini, yine taşınmazlar üzerinde hacizlerden anlaşıldığı üzere Yeditepe Vergi Dairesi, Halkalı Vergi Dairesi ve Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezi'nin yüklü miktarda kamu alacağı bulunduğunu, borçlunun yukarıda zikredilmiş olan taraflarınca açılmış olan Bakırköy 14. İcra ... E ve Bakırköy 18. İcra Dairesi ... E. Sayılı icra dosyalarını sekteye uğratmak için ve malları kaçırmaya çalışmaya devam ettiğini, Bakırköy 14. İcra ... E. Sayılı dosyasının iptali için Bakırköy 5. İcra Hukuk Mahkemesi ... E. Sayılı dosyası için takibin iptali talepli dava ikame ettiğini, işbu dosyada Yargıtay incelemesi beklendiğini, bu durumda davalı şirket borçlarının mevcut ve alacaklardan fazla olduğunun herhangi bir alacaklı (işbu davada müvekkili şirket) tarafından ortaya konulması ve durumun mahkemece sabit görülmesi halinde doğrudan doğruya iflas kararı verilmesi gerektiğini, davalının gayri faal olması nedeniyle müvekkili şirketin alacağını alamadığını ve davalı şirketin borca batık olduğunu belirterek davalı şirketin öncelikle İİK 177-179 hükmü uyarınca iflasına karar verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça da belirtildiği üzere taraflar arasında tek bir ticari ilişkiden doğan borç ilişkisi mevcut olduğunu, işbu borca teminat olarak müvekkiline ait taşınmaz üzerinde 03.08.2016 tarih ve 20830 yevmiye numaralı 8.379.280,00 TL. bedelli ipotek tesis edildiğini, davacı tarafça takipler başlatıldığını, itiraz edildiğini, davacı tarafça Bakırköy 14. İcra Müdürlüğü'nün ... E. numaralı dosyasından yapılan icra takibi sonucu haciz baskısı ile (her ne kadar takip iptal edilmiş olsa da) davacı tarafa 3.100.000,00 TL ödeme yapıldığını, tüm alacaklıların alacakları garanti altındayken, muhtemel satış işleminin mal kaçırmak gibi bir sonuç doğurması mümkün olmadığını, müvekkilinin halen yaklaşık 346.000.000,00 TL değerinde aktif (mal varlığı) bulunduğunu, toplam 141.466.493,00 TL borcu bulunduğunu, dolayısı ile müvekkili şirketin kanunun düzenlendiği şekli ile borca batık olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştr.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; İİK m. 179'ya dayanan doğrudan iflâs talebi üzerine, doğrudan iflâs talebinde bulunan kişinin şirket alacaklısı olduğu ve şirketin de borca batık durumda bulunduğu tespit edilirse, şirketin doğrudan iflâsına karar verilebileceği, şirketin borca batık olup olmadığı belirlenirken, şirket aktiflerinin kaydi değerleri değil, gerçek rayiç değerleri esas alınması gerektiği, davalı vekili tarafından müvekkilinin ticari defterlerinin ibraz edilemeyeceği bildirilmiş olduğundan bilirkişi heyeti tarafından davalı şirketin ticari defterleri ve mali tabloları üzerinde herhangi bir inceleme yapılamadığı, bu nedenlerle İİK m. 179'da düzenlenen iflâs sebebi bakımından tespitin gerçekleştirilemediği, somut olayda İİK m. 177 b. 1'de düzenlenen doğrudan iflas sebebinin gerçekleşmediği, davalı şirkete karşı birçok icra tâkibi başlatıldığı tespit olunmakla birlikte, davalı şirketin ticari defterleri ve mali tabloları üzerinde herhangi bir inceleme yapılamadığı için, İİK m. 177 b.2'de düzenlenen sebep bakımından somut bir sonuca varılmasının mümkün olmadığı gibi davacı şirket tarafından davalı şirkete başlatılan tâkiplerin “eda hükmü içeren bir ilâma” dayandıklarının tespit edilemediği, bu nedenle, İİK m. 177 b.4'deki doğrudan iflâs sebebinin gerçekleşmediği, İİK m. 179'da düzenlenen iflâs sebebi(borca batıklık) bakımından herhangi bir tespit yapılamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; ticari defterlerin gizlenmesinin davalı lehine yorumlanmasının HMK 22 ve ispat hukuku kurallarına aykırı olduğunu, davalının ticari defterlerini sunmaktan kaçınmasının, HMK m. 222/5 ve HMK m. 220/3 uyarınca aleyhe yorumlanmaması gerektiğini, Kanun koyucunun "Karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır" hükmünü amir olduğunu, davacı olarak iddia edilmişse de davalı bu iddianın aksini ispatlayacak yegane delil olan ticari defterlerini mahkemeden kaçırdığını, Mahkeme tarafından kolluk vasıtasıyla defterlerin teminine veya Defter ibrazından kaçınan davalının borca batık olduğu iddiasının sabit kabul edilerek bu yönde karar verilmesi gerektiğini, bu yöndeki taleplerine rağmen mahkeme tarafından müvekkili aleyhine hüküm kurulduğunu, █████/2025 tarihli bilirkişi raporuna itirazlarımızda yer alan; defterlerin kolluk marifetiyle alınması veya TTK m. 630/2 ile TMK m. 426/2 kıyasen uygulanarak şirkete denetim kayyımı atanması talepleri değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, İflas davalarının kamu düzenine ilişkin olduğundan hakimin geniş araştırma yetkisi ve yükümlülüğü bulunduğunu, Mahkemenin, davalının delil gizlemesine seyirci kaldığını, kolluk gücünü veya kayyım müessesesini işletmeyerek eksik inceleme ile hüküm kurduğunu, aktif malvarlığının tespitinde güncel olmayan farazi verilere itibar edildiğini, bilirkişi raporunda, davalı şirketin aktifleri arasında gösterilen ve borca batıklık hesabını doğrudan etkileyen makineler için 54.000.000,00 TL değer biçildiğini, ancak bu tespitin, 2018 yılına ait eski bir talimat dosyası (Bakırköy 14. İcra ... Tal.) verilerine dayandığını, söz konusu makinelerin halihazırda şirketin elinde olmadığını, üretim tesisinin kapalı ve şirket gayrifaal olduğunu, 7 yıl önceki bir tutanağa dayanarak, bugün var olup olmadığı, hatta hurdaya çıkıp çıkmadığı belli olmayan makineleri şirketin "mevcut aktifi" gibi kabul etmek, borca batıklık bilançosunu suni olarak pozitife çevirdiğini, Mahkemenin, bu makinelerin yerinde tespiti için keşif yapılması taleplerini değerlendirmediğini ve maddi gerçeklikle örtüşmeyen bilirkişi varsayımlarını hükme esas aldığını, oysa iflas yargılamasında "rayiç değerin" esas alınması gerektiğini, mevcut olmayan bir malın rayiç değeri olamayacağını, bu haliyle ulaşılan sonuç aktiflerinin pasifinden fazla olduğu hususu ise yanılgılı ve defterler incelenmeden yapılan hesaplamaya göre olup bu haliyle eksik inceleme nedeniyle mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, borçlunun ödemelerini tatil etmesi (İİK 177/2) hususu göz ardı edildiğini, davalı hakkında çok sayıda icra takibi olduğu mahkeme ve bilirkişi tarafından tespit edilmiştir. Bir tacirin, hakkında yapılan icra takiplerini, kesinleşmiş kamu borçlarını (Vergi, SGK) ödememesi ve ticari faaliyetini durdurması, İİK m. 177/2 anlamında "ödemelerini tatil ettiğinin" en açık göstergesi olduğunu, oysa ödemelerin tatili, defter kaydından ziyade, borçlunun dış dünyaya yansıyan ödeme aczi ile (icra dosyaları, haciz tutanakları, kapalı iş yeri) ispatlanabilecek fiili bir durum olduğunu, borçlu, 177/1 kapsamında alacaklıların hakkını ihlal eden şekilde hileli muameleler ile oğlu adına kurduğu şirket üzerinden faaliyetine devam ettiğini, davalı şirketin adresine Bakırköy 18. İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasından İİK m.150/b kapsamında kiracıların tespiti için █████/2025 tarihinde gidilmiş ve o adreste davalının merkez adresinin şirket yetkili ...'nun oğlu ...'nun kurucusu ve tek ortağı olan ...Limited Şirketi isimli şirket üzerinden ticari faaliyetlerine devam ettiğinin görüldüğünü, davalı şirketin yetkilisi ... tutanakta başkaca firma üzerinden faaliyet gösterdiğini dahi gizleme gayretine girmemiş, "... Asma kat ve 1. Katta kiracı olarak ...Limited Şirketi (VKN:...) bulunmakta ..... Şirket yetkilisi oğlum ... dur. ...." şeklinde beyan verdiğini, yine bu kira sözleşmesine ilişkin muvazaalı şirket üzerinden bir başka yeni tarihli kurulmuş Asya Triko isimli firmaya alt kiralama yapmış ve kira gelirlerini 3. Kişi şirkete aktardığını, davalı borçlu şirketin içini boşaltmak için muvazaalı şirket kuruluşu, kira ve alt kira sözleşmeleri akdettiğini, davalı firma triko tekstil işleriyle meşgul olmakla beraber ekli TTSG sayfasından da görüleceği üzere yeni kurduğu Asya Triko isimli firma ve Bereket Dizayn üzerinden sektöre iş yapmakta , 33 tane triko makinesini işletmekte ve borcunu ödemediğini 33 adet triko makinesi dosyaya sunulan 3 numaralı ekte mübrez olduğunu, müvekkilinin dava dilekçesinde ayrıntılı olarak belirtildiği üzere alacağını 2016 yılından beri tahsil edemediğini borçlu-davalı alacağı inkar ve mal kaçırmaya teşebbüs denilebilecek hareketlerle hileli hareketlere başvurmakta ve oğlu adına yeni şirket dahi kurduğunu, aynı adreste farklı firmalar üzerinden faaliyet gösterdiğini şirketin aktifini azalttığı gibi, pasifini artırtırdığını, işbu muvazaalı işlemler İİK m 177/f.1 kapsamında değerlendirilerek hüküm kurulması gerekirken gerek bilirkişilerce gerek mahkemece şirketin faal olup olmadığı yönünde bir inceleme yapılmadan hüküm kurulduğunu belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davalının iflasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava, İİK'nın 177/1,177/2 ve 179. maddelerine dayalı doğrudan iflas istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davalı şirketin ticari defterleri ve mali tabloları üzerinde herhangi bir inceleme yapılamadığı, bu nedenlerle İİK m. 179'da düzenlenen iflâs sebebi bakımından tespitin gerçekleştirilemediği, somut olayda İİK m. 177 b. 1'de düzenlenen doğrudan iflas sebebinin gerçekleşmediği, davalı şirkete karşı birçok icra tâkibi başlatıldığı tespit olunmakla birlikte, davalı şirketin ticari defterleri ve mali tabloları üzerinde herhangi bir inceleme yapılamadığı için, İİK m. 177 b.2'de düzenlenen sebep bakımından somut bir sonuca varılmasının mümkün olmadığı, davacı şirket tarafından davalı şirkete başlatılan tâkiplerin “eda hükmü içeren bir ilâma” dayandıklarının tespit edilemediği, bu nedenle, İİK m. 177 b.4'deki doğrudan iflâs sebebinin gerçekleşmediği, İİK m. 179'da düzenlenen iflâs sebebi(borca batıklık) bakımından herhangi bir tespit yapılamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Eldeki davada, davacı davalının taşınır ve taşınmaz malvarlıklarını devretme girişiminde bulunduğu, hileli olarak mal varlığını kaçırmaya çalıştığı, ödemelerini tatil ettiği gerekçesiyle İİK'nın 177/1,2 bendine dayalı olarak iflası istendiği gibi, pasiflerinin aktiflerinden fazla olduğu ve borca batık halde bulunduğu ileri sürülerek İİK'nın 179. maddesi uyarınca da iflası istenmiştir.
1-Öncelikle İİK'nın 181. maddesinin aynı Kanun'un 160. maddesine yaptığı yollama nedeniyle, İİK'nın 179. madde hükümü uyarınca doğrudan iflas talebinde bulunan alacaklı ilk alacaklılar toplantısına kadar gerekli masraflar ile iflas kararının kanun yolları için gerekli tebliğ masraflarını avans olarak mahkeme veznesine yatırmalıdır.
Somut olayda tensip ara kararı gereği verilen sürede iflas avansı yatırılmış, ancak mahkemece İİK'nın 181. maddesi yollaması ile İİK'nın166. madde hükmüne uygun olarak ilanlar yapılmamıştır.
2-2004 sayılı İİK'nun 177. maddesinde, "Doğrudan Doğruya İflas Halleri" üst başlığı altında, "Evvelce takibe hacet kalmaksızın İflas, Alacaklının talebi" düzenlenmiştir. 177/1. fıkrada, aşağıdaki hallerde alacaklının evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği ifade edilmiştir. Yasada belirtilen 4 bent ise sırasıyla "1-Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa, 2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa, 3-308 inci maddede ki hal varsa, 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse,.." şeklinde sayılmıştır.
Alacaklı, doğrudan doğruya iflas davasında alacağının varlığını ispat etmek zorundadır. Bundan başka, alacaklı dayandığı doğrudan doğruya iflas sebebini de ispat etmekle yükümlüdür (Prof. Dr. BAKİ KURU, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, Ankara 2013, s.1153).
İİK'nın 177. maddesi "Doğrudan Doğruya İflas Halleri" üst başlığı ve "Evvelce Takibe Hacet Kalmaksızın İflas" alt başlığı altında kaleme alınmış olup maddede belirtilen hallerde evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebilmek, alacaklıya tanınmış bir hak olarak düzenlenmiştir. Yani bu madde uyarınca doğrudan iflas talebinde bulunabilmek için alacaklı sıfatına sahip olmak gerekir.
Somut davada davacı, İstanbul Anadolu 11 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E- ████████ K sayılı dosyası ile alacaklı olduğunun sabit olduğunu ileri sürmüştür. Bu nedenle, ilk derece Mahkemesince taraflar arasındaki İstanbul Anadolu 11 Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E-████████ K. Sayılı dosyası getirtilip incelendikten ve davacının öncelikle alacaklı olup olmadığı tartışıldıktan ve alacaklı olduğunun net bir şekilde tespitinden sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
3- İİK 177/1.maddesinin 1. bendinde sayılan, borçlunun alacaklarının haklarını ihlal eden hileli davranışlarda bulunması veya teşebbüs etmesi iddiasında, borçlunun hileli davranışının cezayı gerektiren bir sonuç doğurması gerekmez. Ancak cezayı gerektiren bir hileli davranışın varlığı halinde de borçlunun takipsiz iflası istenebilir. Borçlunun malvarlığını alacaklılara zarar vermek amacıyla kaçırması, devretmesi, azaltması sonucunu doğuran davranışları, ödeme emrine itiraz etmemesi veya bir davada kendisini savunmaması, bir alacaklıyı diğerinden fazla koruması halinde alacaklı borçlunun doğrudan doğruya iflasını isteyebilir. Borçlunun hileli davranışlara teşebbüs etmesi dahi doğrudan iflas nedeni olarak kabul edilmiştir.177/1 bendi gereğince borçlunun hileli işlemlerde bulunduğu ispat edilmemişse iflasa karar verilemez.
4-İİK'nun 177/2 hükmü gereğince borçlunun ödemelerini tatil etmesi de doğrudan doğruya iflas nedenlerindendir.
"...İcra ve İflâs Kanunu'nun 177/2 hükmü uyarınca, borçlunun ödemelerini tatil ettiğinin kabulü için borçlunun ödeme güçlüğü hâlinde bulunması nedeniyle açık veya zımni iradesiyle genel ve sürekli nitelikte borcunu ödememe durumunda olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlarının sayı ve miktar itibarıyla genel olarak ödenmemesi ve bu durumun geçici veya arızi bir mali sıkıntıdan kaynaklanmaması hâlinde borçlunun ödemelerini tatil ettiği sonucuna ulaşılabilir..." (Yargıtay 19. HD'nin █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı).
Doktrinde borçlunun aczi ile ödemelerini tatil etmesi genellikle bir tutulmaktadır. Ödemelerin tatili, kural olarak ödeme güçlüğü içine düşme halinden kaynaklanır. Ödemelerin tatili ile ödeme güçlüğü içine düşme arasında sıkı bir bağ olmakla birlikte bunlar aynı şeyler değildir. Ödemelerin tatilinde borçlunun muaccel para borçlarını ödeyemez durumda olması gerekir. Diğer yandan, muaccel bir borcun ödenmemesi tatil anlamına gelmez, ödememede umumilik ve süreklilik olması gerekmektedir. Borçlunun taahhütlerinden kurtulmak için yerleşim yerinin meçhul tutarak saklanması veya kaçması yahut makul bir sebep göstermeden mağaza veya yazıhanesini kapatarak ticari işlemlerine son vermesinin de ödemelerini tatil ettiğine karine olarak kabul edilmektedir.
İfade edildiği üzere, İİK'nun 177/2 hükmü uyarınca, borçlunun ödemelerini tatil ettiğinin kabulü için borçlunun ödeme güçlüğü içinde bulunması nedeniyle açık veya zimni iradesiyle genel ve sürekli nitelikte borcunu ödememe durumunda bulunması gerekir. Vadesi gelmiş borçlarının sayı ve miktarı itibarıyla genel olarak ödenmemesi ve bu durumun geçici veya arızi bir mali sıkıntıdan kaynaklanmaması halinde borçlunun ödemelerini tatil ettiği sonucuna ulaşılabilir.
Borçlu ödemelerini tatil ettiğini alacaklılara açıkça bildirebileceği gibi borçluya karşı çok sayıda icra takibi başlatılmışsa ve icra takiplerinde mallarının büyük çoğunluğu haczedilmişse, borçlu en küçük borçlarını bile ödeyemiyorsa, borçlunun ödemelerini tatil ettiği kabul edilir.
5- İİK'nın 179. maddeleri uyarınca iflasa karar verilebilmesi için şirketin borca batık durumda olması gerekir. Borca batıklık, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. İflas talebi üzerine mahkemece bilirkişi incelemesi yapılarak iflas talebinin yerinde olup olmadığı belirlenir. Borca batıklığın tespiti için 6102 sayılı TTK 'nın 376/3. maddesi uyarınca bir borca batıklık bilançosu hazırlanmalıdır.
6102 sayılı TTK 'nın 376/3. maddesine göre borca batıklık bilançosunda aktiflerin rayiç değerden bilançoya geçirilerek borca batıklık bilançosunun çıkarılması gerekir. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Bunun için borçlu şirket tarafından sunulacak bilanço üzerinde mahallinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Borca batıklık, 6102 sayılı TTK 'nın 376/3. maddesinde gösterilen şekilde varlıkların rayiç değerine ve İİK’nın 178/1. madde ve fıkrasında belirtilen alacaklılar listesinde gösterilenler ile gerçek anlamda tespit edilebilecek diğer borçların tutarına göre belirlenmelidir. Borca batıklıktan kurtulma ise tüm borçların ödenmesi anlamına gelmeyip, aktifin pasiften fazla olmasını ifade eder.
Bir sermaye şirketinin borca batıklık nedeniyle iflasının istenmesi halinde, bu durumun mahkemece re’sen tespiti gerekir. Bu tespitin yapılmasında, davacının sunduğu delillere ek olarak, mahkemece gerekli görülen diğer delillerin toplanması, bu kapsamda ilgisi görülen kamu kurumlarından alınacak bilgiler, yapılacak keşif ve mahkemece atanacak bilirkişilerce düzenlenecek raporlar da değerlendirilmelidir. Borca batıklığın tespitinde sadece davalı şirketin kayıtlarına değil, varlıklarının rayiç değerlerine de özellikle bakılmalı, bu noktada, konusunda uzman bilirkişilerin görüşüne başvurulmalıdır. Dava teorisindeki genel ilkenin bir istisnası olarak, borca batıklık sadece dava tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir. Açıklanan durum karşısında davalı şirketin mevcut kayıtları; mahkemece ulaşılabilecek tapu, trafik, banka, vergi daireleri, sanayi ve ticaret odaları, ticaret sicil kayıtları gibi hakkında bilgi alınabilecek belgeler ve tarafların sunacakları bilgi ve belgeler, varlık kalemlerinin rayiç değerlerine ilişkin uzman (teknik) bilirkişi görüşleri ve somut olay bakımından özellik arz edebilecek diğer veriler toplandıktan sonra, konusunda uzman bir bilirkişi heyetinden alınacak teknik, detaylı ve denetime elverişli rapor sonucuna göre borca batıklığın yukarıda gösterilen ilkeler çerçevesinde tespiti ile varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
Bu halde mahkemece, davacının doğrudan iflas sebeplerinden biri olan İİK'nın 179. maddesine dayandığı da gözetilerek, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda gerekli inceleme ve araştırmanın re'sen yapılması, borç miktarı, giderleri, üçüncü şahıslardan olan alacakları ve taşınmazları, taşıtları, demirbaşları v.s. tüm mevcut malvarlığı yönüyle mahallinde ve ayrıca defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılması, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına ulaşılamaması durumunda ilgili Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden ve/veya kredi başvurularına eklenmesi muhtemel olan ilgili bankalardan davalıya ait bilanço ve gelir gider cetvelleri istenip, uzman bilirkişiler aracılığıyla davalı şirketin borca batık olup olmadığı hususunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususta herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmaması doğru olmamıştır. (Yargıtay 23 HD'nin █████████ Esas, ███████ Karar sayılı 12.01.2015 tarihli kararı).
Bu durumda mahkemece, öncelikle İİK'nın 181. maddesi yollaması ile İİK'nın166. madde hükmüne uygun olarak ilanların yaptırılarak, taraflar arasındaki İstanbul Anadolu 11 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E- ████████ K sayılı dosyası getirtilerek davacının alacaklı olup olmadığının tartışılarak alacaklı olduğunun net bir şekilde tespitinden sonra, davacının doğrudan iflas sebeplerinden biri olan İİK'nın 177/1 de yer verilen borçlunun ''... alacaklının haklarını ihlal eden, hileli muamele sayılan veya bunlara teşebbüs sayılan...'' muamelelerinin bulunup bulunmadığı, İİK 177/2 de yer verilen "...borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa..." bendi kapsamında ödemelerini genel ve sürekli şekilde tatil edip etmediğinin araştırılması ile, ayrıca davacının doğrudan iflas sebeplerinden biri olan İİK'nın 179. maddesine dayandığı da gözetilerek, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda gerekli inceleme ve araştırmanın re'sen yapılarak davalı şirketin borca batık olup olmadığı hususunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenler ile uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 355 ve 353/1.a.6 bendi gereğince kabulü ile esası incelenmeden ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,
2-Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, █████████ Karar sayılı ve █████/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,
4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harçları davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
5-Davacı tarafından karşılanan istinaf harç ve yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30.04.2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!