Anahtar kelimeler: Heyete Bam Esaskarar Fiilden Başkan Tevdi Yazim Katip Konya Üye

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ...
KARAR NO
: ...
KARAR TARİHİ
: █████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
: ..... (...)
ÜYE
: ..... (...)
ÜYE
: ..... (...)
KATİP
: ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ... Esas ... Karar
DAVACI
: ........
VEKİLLERİ
: Av..... Av..... Av.....
DAVALI
: 1- ........
VEKİLİ
: Av.....
DAVALI
: 2- ........
VEKİLİ
: Av.....
DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ........ adına kayıtlı ........ plakalı araca park halinde iken ........ adına kayıtlı ........ plakalı otobüs, █████/2022 tarihinde saat 16:15 civarında çarpıp kaçtığını, gerçekleşen kazaya ilişkin tespit tutanakları ve ekspertiz raporları incelendiğinde meydana gelen kaza bakımından müvekkilin aracına, ........ adına kayıtlı aracın sürücüsün çarpıp kaçtığı ve aracın ........ Şirketinde ........ poliçe numarasıyla sigortalı olduğu anlaşıldığını, müvekkili ........ kaza sonucu meydana gelen hasar bedelini, aracında meydana gelen değer kaybını ve aracın kullanılamamasından doğan zararının giderilmesini talep ettiğini, █████/2022 düzenleme tarihli maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağında gözüktüğü üzere müvekkiline ait araç park halindeyken davalı tarafça çarpıp kaçıldığını ve müvekkiline ait araçta oldukça fazla hasar meydana geldiğini, müvekkiline ait araç 2015 model olup kaza tarihine kadar aracın tüm bakımlarını zamanında ve yetkili servisinde yaptırdığını, müvekkili, aracını kaza tarihi itibari ile halen kullanamadığını, davalı şirket ile yapılan görüşmeler ve dava şartı olan arabuluculuk görüşmeleri sonucunda herhangi bir anlaşmaya varılamadığını, iş bu nedenlerle müvekkilinin zararlarını tahsili amacıyla huzurdaki davayı açmamız hasıl olduğunu beyanla; Değer Kaybı Bedeli olarak 100,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile davalılardan tahsiline, aracın kullanılamamasından kaynaklanan 100,00 TL zararın davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline, hasar bedeli olarak 100,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı ........ vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın arabuluculuk yoluna başvurması bir dava şartı olduğundan davanın lehlerine reddi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının beyanından başka belediyeye ait otobüsün kaza yaptığına dair bir delili olmadığını, ispat yükü davacı tarafta olduğunu, davacı bu beyanını somut deliller ile kanıtlayamadığı takdirde davanın reddi gerektiğini, dava dilekçesi ekinde bulunan fotoğrafa göre park edilen alanın otobüs durağı olma ihtimali mevcut olduğunu, gerçekleşen kaza ile ilgili olarak tutulan maddi hasarlı tespit tutanağında kusur tespiti dahi yapılamadığını, davacı tarafın iddialarını kabul etme anlamına gelmemekle birlikte; değer tespiti yapılacak aracın önceki hasar durumunun araştırılmasının gerektiğini, davacı tarafın iddialarını kabul etme anlamına gelmemekle birlikte aracın mahrumiyet bedelini kabul etmelerinin mümkün olmadığını, davacı tarafın iddialarını kabul etme anlamına gelmemekle birlikte hasar sigorta şirketi tarafından orjinal haliyle yapıldığından hasar bedeli çıkmayacağını beyanla; Davanın öncelikle usulden reddine; mahkememiz taraflarıyla aynı kanaatte değilse esastan reddine; yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ........ vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın İstanbul Mahkemeleri’nde açılması gerekirken yetkisi olan mahkemenizde açıldığından, öncelikle mahkememizin yetkisine itiraz ettiklerini, uyuşmazlığa konu kazaya karışan ........ plakalı araç müvekkili şirket tarafından ........ numaralı ve 13.08.2022-2023 vadeli Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi Sigorta Poliçesi ile sigorta örtüsü altına alındığını, huzurdaki dava konusu kaza 31.12.2022 tarihinde meydana geldiğini, hiçbir surette kabul anlamına gelmemekle beraber, kaza tarihi itibariyle ZMM poliçe limitleri maddi hasar araç başına 100.000,00 TL olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğu her şekilde sigortalısının kusuru ve poliçe limitleri ile sınırlı olacağını, davacı lehine sebepsiz zenginleşmeye mahal verilmemesi adına, öncelikle başvuru sahibinin huzurdaki kaza sebebi ile kasko sigorta şirketinden ödeme alıp almadığı hususunun netleştirilmesinin gerektiğini, müvekkili şirket tarafından mükerrer ödeme yapılmasının ve başvuru sahibi lehine sebepsiz zenginleşmenin önüne geçmek adına başvuranın kasko sigortacısına müzekkere yazılarak kaza tarihi ve başvurucu araç bilgisi ile hangi konuda ödeme yapıldığının sorulmasını; şayet bu husus mümkün değil ise başvuru sahibine kesin süre verilerek ilgili bilgi ve belgelerin kendisi tarafından kasko sigorta şirketinden istenerek dosyaya sunulmasını talep ettiklerini, davacı huzurdaki davayı ikame etmeden önce müvekkili şirkete usulüne uygun başvuruda bulunmadığını, bu sebeple huzurdaki başvurunun dava şartı yokluğu nedeniyle reddini talep ettiklerini, davacı tarafa aracın kazadan önceki kaza kayıtlarının sunulması için kesin süre verilmesine; verilen kesin süre içinde ilgili kayıtların sunulmaması halinde ise huzurdaki başvurunun reddini talep ettiklerini, davacının araç mahrumiyeti/ gelir kaybı tazminatına ilişkin talepleri teminat kapsamında olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere davacı tarafça fatura ibraz edilmediğinden KDV talebi haksız olmakla, reddinin gerektiğini, hiçbir surette kabul anlamına gelmemek kaydı ile, müvekkili aleyhine tazminata hükmedilecek olması durumunda iskonto dahil hesaplamanın dikkate alınması gerekeceğini, alacağın belirlenebilir olduğu hallerde HMK 107 kapsamında belirsiz alacak davası açılmasında hukuki menfaat bulunmadığını, hiçbir surette başvuruyu kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sorumluluğu sigortalısının kusuru ile ve poliçe limitleri ile sınırlı olacağını, davacının avans faizi talebi yerinde olmayıp reddinin gerektiğini beyanla; Öncelikle huzurdaki davanın usulden reddine, sayın mahkememiz aksi kanaatte ise yine izah olunan nedenlerle davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesinin kararı ile; "Tüm dosya kapsamı beraber değerlendirildiğinde; davacının mülkiyetine olan ve park halinde bulunan ........ plakalı araca ile davalı ........ Belediyesine ait ........ plakalı aracın çarptığı, davacının davalı sigorta şirketine ZMSS şartlarına göre başvurduğu fakat herhangi bir ödemenin yapılmadığı, davacının değer kaybı, hasar tazminatı ve mahrum kalma bedelini talep ettiği, kusur bilirkişi tarafından verilen raporun; davacının kusursuz, davalı ........ Belediyesi'ne ait aracı süren sürücünün tam kusurlu olduğu şeklinde olduğu, davacının sahip olduğu araç yönünden hasar bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmenin; 37.110,00 TL değer kaybı ve hasar tazminatı ve 1.200,00 TL mahrum kalma bedeli olarak belirlendiği, ilgili kusur ve hasar raporlarının hukuka ve kanuna uygun olup hüküm kurmaya elverişli olduğunun değerlendirildiği, meydana gelen haksız fiil sebebiyle davalı sürücünün zarar veren diğer davalı sigorta şirketinin ise ZMSS kapsamında müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları belirlenmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Arabuluculuk Ücreti Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde 5/A; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.
Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu madde 97'de yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle KTK madde 97 ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-18; "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir.
Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.
Yukarıda belirtildiği üzere davacının dava şartı olarak ilgili KTK gereğince sigorta şirketine yazılı olarak başvurmasının yeterli olduğu, ayrıca arabuluculuk sürecine gitmesinin gerek olmadığı değerlendirmekle arabuluculuk yönünden yapılan yargılama giderinin davacının üzerine bırakılmasına karar verilmiştir.
Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
Dava konusu aracın değer kaybı ve hasar bedeline ilişkin 37.110,00 TL'nin davalı ........ Belediyesi'den olay tarihi olan █████/2022'den sigorta firması yönünden █████/2023 temerrüt tarihinden itibaren (sigorta limiti dahilinde) işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
Aracın kullanılamadığı süre içerisindeki zarar için 1.200,00 TL'nin davalı ........ Belediyesi'den olay tarihi olan █████/2022'den tibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
1.200,00 TL araç mahrumiyet bedeli talebinin davalı ........ A.Ş yönünden REDDİNE" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davalı ........ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını beyan etmelerine rağmen mahkemece itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişilerce kusur yönünden yapılan tespitlerin yanlış olduğunu, yanlış maddelere atıfta bulunulduğunu, olay yerinde keşif yapılmadan eksik inceleme ile kusur tespiti yapıldığını, keşif taleplerinin değerlendirilmediğini, bilirkişi hesap raporuna itiraz etmelerine rağmen mahkemece itirazlarının değerlendirilmediğini, değer kaybı ve mahrumiyet bedelleri noktasında yapmış oldukları itirazlar ve beyanların mahkemece dikkate alınmadığını, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının talep ettikleri yönlerden ortadan kaldırılarak davanın külliyen reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece görevlendirilen bilirkişilerce sunulan 28.05.2025 tarihli ek bilirkişi raporuna yasal süresi içinde itirazlarını ve tamire ilişkin belgeleri dosyaya sundukları halde ek rapor taleplerinin reddedilerek hüküm kurulduğunu, müvekkilinin tamir için harcadığı bedellerin hükmedilen bedelin yaklaşık iki katı kadar olduğunu, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, mahkemece alınan ek bilirkişi raporunda ortaya çıkarılan fiyatların gerçeğe uygun olmadığını, hasar miktarı düşük hesaplanması nedeniyle değer kaybı miktarının da düşük hesaplandığını, dava konusu araç tamirde 35 gün kaldığı halde mahkemece hükmedilen aracın kullanılmamasından doğan zarar miktarının çok düşük hesaplandığını, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hesaplama yapılarak davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılarca karşılanmasına, temerrüte düşen sigorta şirketi yönünden kaza tarihinden itibaren avans faizi ile hüküm kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava, trafik kazasından kaynaklı, araç hasar bedeli değer kaybı ve mahrumiyet bedeli istemlerine ilişkindir.
Mahkemece yazılı şekilde verilen karar, davacı vekili ve davalı ........ vekili tarafından istinaf edilmiştir.
1-Davalının Kusura itirazında;
█████/2022 tarihinde davacıya ait, park halinde olan ........ plakalı araca, işleteni davalı belediye olan ........ plakalı otobüsün çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir.
Kaza nedeniyle düzenlenen kaza tespit tutanağında;
........ plakalı otobüs sürücünün beyanına ulaşılamadığından kural ihlali tespit yapılamadığının bildirldiği, görülmüştür.
Mahkemece yapılan keşif sonucu adli trafik bilirkişinden alınan █████/2024 tarihli raporda;
"Tazminat Dosyası ile ilgili keşif mahallinin incelenemsi, dosya kapsamının tamamı incelendiğinde, Maddi hasarlı kaza tespit tutanağı, kroki, fotoğraflar, kaza tespit tutanağındaki sürücülerin beyanları ve diğer bilgi ve belgeler dikkate alındığında; Sürücüsü Tespit Edilemeyen ........ Plakalı Otobüs Sürücüsü, ........ sokak istikametinden gelip, ........ sokağı üzerini takiben, ........ caddesi istikametine seyredip, No:... ........ isimli İş yeri önüne geldiği esnada aracının sağ ön köşe kısımları ile, yolun sağında No:... ........ iş yeri önünde park halinde olan ........ Plaklı Otomobili sağ arka tampon kısımlarına çarparak trafik güvenliğini tehlikeye düşürerek maddi hasarlı kazaya sebebiyet vermiştir. Bu kusurlu davranışı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda yer alan tali kusurlardan Madde-52/1-b (Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun getirdiği şartlara uydurmak, zorundadırlar.) Hükmünün ihlali niteliğindedir. Ayrıca dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışlarda bulunmuştur, yola gereken dikkatini vermemiş, aracını, her hangi bir tehlike karşısında frene bastığında hemen durabilecek şekilde sürmesi gerekirdi. Belediye Otobüs Sürücüsü’ idaresindeki aracı ile, kontrolsüz şekilde seyrettiği, sevk ve idare hatası ile olayın meydana gelmesine sebebiyet verdiği anlaşılmış olup; dikkatsiz, tedbirsiz ve nizamlara aykırı davranışları ile olayda %100 oranında kusurludur. Park halinde olan ........ Plaklı Otomobilin, yolun sağında park halinde bulunduğu sırada, Sürücüsü Tespit Edilemeyen ........ Plakalı Otobüsün sağ ön köşe kısımları ile çarpıldığı bu kazada Hatasız olduğu", kanaatini bildirdiği görülmüştür.
Kaza tespit tutanağında her ne kadar, davalı belediyeye ait araç sürücünün olay yerini terk etmesi nedeniyle kazaya karışan araçların kural ihlalinin tespit edilemediği, ifade edilmiş ise de; tutanakta, kaza yerine ilişkin tespitlerin yapıldığı, kroki düzenlendiği, davacıya ait aracın yolun sağında park halinde olduğunun sabit olduğu, keşif esnasında çekilen fotoğraflarda bu alanda park etme yada duraklama yapılmayacağına dair bir trafik işareti bulunmadığı, davacı aracının hasar aldığı kısımlar hep birlikte değerlendirildiğinde █████/2024 tarihli raporun, kaza tespit tutanağı incelenerek, yapılan keşif sonucu, açıklayıcı ve denetime elverişli şekilde hazırlanmış olduğu, mahkemece hükme esas alınmasında bir yanlışlık bulunmadığı anlaşılmakla, itirazın reddi gerekmiştir.
2-Davacının ve davalı belediyenin hasara itirazında;
Davalılar gerçek zarardan sorumludur. Hasar yönünden hükme esas alınan raporda davacı aracının modeli, yaşı, özellikleri, hasarlı kısımları v.s. gözönünde bulundurularak olay tarihi itibariyle aracın 2. el piyasa rayiç değeri tesbit edildiği, tamirinin ekonomik olup olmadığı ve hurdaya ayrılmasının gerekip gerekmediğinin tespit edildiği, hasar bedelinin piyasa rayiç değeri belirlenmek suretiyle davacının gerçek zararı tespit edildiği, █████/2025 tarihli ek raporun, kazalı araç fotoğrafları ve hasarla uyumlu olduğu, yargıtay içtihatlarına göre hazırlandığı anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir.
3-Davacının ve davalı belediyenin araç mahrumiyet bedeli hesabına itirazında;
Talep edilen araç mahrumiyetine ilişkin zararın belirlenmesinde hasara uğrayan aracın markası, özellikleri ve model yılı ile aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği dikkate alınarak objektif olarak hasara uğrayan aracın onarımı için gerekli süre ve emsal aracın ikamesinin kullanımı için ödenecek ücret ile bu aracın kullanılamadığı süre içerisinde elde edilen yararlar dikkate alınarak sözkonusu zararın kapsamı belirlenmesi gerekmektedir.
Somut dosyamızda;Yargıtay uygulamaları doğrultusunda uzman bilirkişi tarafından aracın kaç günde tamir edileceği, günlük kiralama bedeli, amortisman, yakıt v.s. giderler düşülerek araç mahrumiyeti zararının belirlendiği ve buna ilişkin istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
4-Davalı belediyenin değer kaybı hesabına itirazında;
Davaya konu olan olayda davacıya ait araç hasara uğramıştır. Bu durumda sözü edilen aracın onarıldıktan sonra mübadele (rayiç) değerinin olaydan önceki mübadele değerinden az olacağının kabulü gerekir. Çünkü tamamen onarılmış olsa bile bu araba tahribatın izlerini taşımaktadır. Onarılmış durumdaki değeri, ne kadar iyi onarılmış olursa olsun kural olarak aynı nitelikteki hiç hasara uğramayan araç değerinden düşüktür ve bu da cari değerinden kaybettirmektedir.
Somut dosyamızda; Yargıtay uygulamaları doğrultusunda uzman bilirkişi tarafından aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, davacı tarafın iddiaları, davalının savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının zararının belirlenmesi (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin █████/2017 tarih ve ██████████ E., █████████ K sayılı kararı) yapıldığından, davalının haksız fiil sorumlusu olarak zarardan sorumlu olduğu, dolayısıyla buna ilişkin istinaf isteminin yerinde olmadığı; araç hasarına ilişkin aracın kazalı haline ilişkin fotoğraflara göre değişmesi ve tamir edilmesi gereken parçaların ve bunların bedellerinin işçilik de dahil fiyatlarının birbirini teyit eden gerek ekspertiz gerek hükme esas alınan hasar raporunda doğru olarak gösterildiği; aracın niteliğinin ve kaza tarihindeki km.'sinin nazara alındığı, zararın kaza tarihine göre belirlendiği, resimlerde görülen hasara göre de belirlenen zararın uygun olduğunun da anlaşılmasına göre de, hasar miktarının ve değer kaybı zararının duruma uygun şekilde belirlendiği de anlaşıldığından, davalının zarara yönelik itirazlarının yerinde olmadığından, davalının buna yönelik itirazının reddine karar verilmiştir.
Anlatılan nedenlerle, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davacı vekilinin ve davalı ........ vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin ve davalı ........ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafça yatırılan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Alınması gereken 2.616,96 TL harçtan peşin alınan 732,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.884,96 TL harç giderinin davalı ........'ndan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-İstinaf aşamasında taraflarca tarafından yapılan masrafların kendileri üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına
Dair, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesinde yapılan değişiklik ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2023 yılı itibari ile (238.730,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. █████/2026
.....
Başkan
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Katip
...
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!