Anahtar kelimeler: Davaalacak Düzeylerde Tellallığı Bulma Profesyonel Kurumsal Çeşit Baş Kurduğunu Tecrübe

T.C.

İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:████████
DAVA
:Alacak (Ticari İş Tellallığı Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2021
KARAR TARİHİ
:█████/2026
GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari İş Tellallığı Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının profesyonel iş hayatına 1988 yılında başladığını, ..., ..., ..., ..., ve ... gibi bankalarda genel müdür yardımcılığı ve genel müdür baş yardımcılığı gibi çeşit düzeylerde çalıştığını, 2001'de Kurumsal Bankacılık ve Proje Finansmanından Sorumlu Bölüm Başkanı olarak ... bünyesine katıldığını, daha sonra yılların getirdiği tecrübe ile ... isimli şahıs şirketi kurduğunu, kredi ve fon bulma konusunda danışmanlık hizmeti sunduğunu, ... ... A.Ş.'nin Davalı ...'nun yönetim kurulu başkanlığındaki ... A.Ş. iştirakleri tarafından satın alındığını, davalı şirket yetkilileri özellikle ...'nun tanışıklığının bulunduğu, hatta davalı şirketi ... ... A.Ş.'nin satışı sırasında ...'tan sağlanan kredi finansmanı o dönem Davacı olarak kendisinin de başkanlık yaptığı kredi komitesi tarafından onaylandığını, Davacının, kendi şahıs şirketi ... kurmasının akabinde, Davalı şirketler yetkilisi ...'nun kendisine finansal danışmanlık hizmet vermesini istediğini, kendisinin bu teklifi kabul ettiğini, aylık danışmanlık ücreti aldığını, davalı şirketler yetkilisi ... ile limitlerinin yükseltilmesi için proje bazlı sözlü olarak simsarlık ilişkisi kurduklarını, 2017 yılından beri yapılan danışmanlık hizmeti karşılığı ödenen aylık danışmanlık bedelinin 2019 Şubat ayı itibariyle sonlandığını, bir sözleşme olmaksızın 2017-2019 yılları arasında aralıksız çalıştığını, davalı şirketlerin kredi limitlerinin arttırılmasına aracılık etme görevi neticesinde ana sözleşmenin kurulmasının akabinde simsarlık ücretinin kararlaştırıldığını, bu kapsamda görüşmeler gerçekleştirildiğini, bu görüşmelerin büyük kısmının davalı şirketler grubu ofislerinde yapıldığını, ... ve ... ... A.Ş. CFO'su ...'in hazır bulunduğunu, kredi limitlerinin arttırılması amacıyla birçok kredi kuruluşunu ziyaret ederek görüşmeler gerçekleştirdiğini, bu kapsamda davalılar bünyesindeki şirketlerin kredi limitlerinin arttırıldığını ancak davalı şirketler yönetim kurulu başkanı ... ile ücrete ilişkin randevu ve ücret talepleri hususunda bir sonuç alamadığını, bu hususta mail attığını ancak buna da dönüş olmadığını, bunun üzerine Davacı, .... Noterliğinin 25.11.2020 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ettiğini, Davalıların usul ve yasaya aykırı bir şekilde .... Noterliğinin 03.12.2020 tarih ... yevmiye numaralı ihtarı keşide ederek taraflar arasındaki ilişkiyi reddettiğini ancak firmalarla kredi limitlerinin arttırılmasına ilişkin sözleşmenin kurulmuş olmasının ücrete hak kazandığını anlamı geldiğini, bu kapsamda da davalı şirketler grubunun kredi limitlerinin arttırıldığına ilişkin evrakların sunulduğunu ve davalıların arttırılan kredi limitlerini kullandıklarını, davalılara keşide edilen .... Noterliğinin 25.11.2020 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesini tebliği ile davalıların temerrüde düştüğünü, temerrüt faiz alacağının belirlenerek kendisine ücretin ve temerrüt faizinin ödenmesini, davanın kabulü ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalılar, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından gönderilen 25.11.2020 tarihli ihtarname ile 6.500.000,00 TL ücret talep edilmesine rağmen zamanaşımı süresini kesecek şekilde davayı 10.000,00 TL belirsiz alacak davası olarak ikame ettiğini, taraflar arasında simsarlık sözleşmesinin akdedilmediğini, ...'nun davacıya kredi limitlerinin yükseltilmesine ilişkin bir talimat vermediğini, davacının ... ... kredi İimitlerinin arttırılmasına aracılık ettiği ve bu amaçla aralarında simsarlık sözleşmesi bulunduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, bu iddianın ispat yükünün davacıda olduğunu, iddia edilenin aksine 2019 yılı öncesi yazılı bir sözleşme olmaksızın davacıya herhangi bir ücret ödemesi yapılmadığını beyan etmiş olup, davacının iddiasının ispata elverişli delillerini sunması gerektiğini beyanla hukuki gerekçesi bulunmayan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:
Davacı ile davalılar arasındaki dava konusu olaya ilişkin mail, whatsapp ve mesaj vb. Yazışmalar, Finans Kuruluşları ile yapılan görüşmeleri içerir tablo, davacı tarafından organize edilen toplantılara ilişkin yazışmalar, Finans kuruluşları ile davacı arasında yapılan görüşme kayıtları, davacı ile şirketi tarafından dava konusu olaya ilişkin finans kuruluşlarıyla yapılan mail vb. Yazışmaları, Davalı şirketlerin 2019 Şubat Ayı itibari ile kredi limitlerini gösterir tablo, .... Noterliği 25.11.2020 Tarihli ve ... Yevmiye Numaralı İhtarname örneğinin dosyamız arasında olduğu görülmüştür.
Davacı ... tarafından Davalılar ..., ... ... A.Ş., ... Halı San. ve Tic. A.Ş., ...'na .... Noterliğinin 25.11.2020 tarih, ... yevmiye numarası ile ihtarname keşide ettiği, bu ihtarnamenin konusunun 'Müvekkilin aranızdaki sözlü simsarlık anlaşması gereği yerine getirdiği ve lehinize sonuç doğuran işlemler neticesinde sizin de üstlenmiş olduğunuz yükümlülüklerinizi ivedilikle yerine getirmenizin ihtarıdır.' şeklinde tanzim edildiği görülmüştür. İlgili ihtarnamede talep edilen yükümlülüklere ilişkin olarak, “...... ... ile akdetmiş olduğunuz kredi limitinin arttırılmasına ilişkin sözleşmenin maddi değerinin %2'si üzerinden hesaplanan 5.000.000 TL ücret ile 50 Milyon TL Faktöring ve 25 Milyon TL leasing limitlerine ilişkin sözleşmelerin maddi değerinin %2'si üzerinden hesaplanan 1.500.000 TL olmak üzere toplam 6.500.000 TL ücreti müvekkile ödeme borcu altındasınız.” şeklinde açıklamanın olduğu görülmüştür.
Davacı tarafından keşide edilen ihtarnameye karşı Davalılar tarafından .... Noterliği 02.12.2020 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiği, bu ihtarnamenin sonuç kısmının, “Talebinize dayanak gösterdiğiniz işlemlerle ilgili müvekkillerim ile aranızda simsarlık ücreti ödenmesi gerektirecek bir hukuki ilişki bulunmadığından ihtarnamede belirtilen iddialarınızın ve talebinizin kabul etmediğimizi vekaleten ve ihtaren bildiririm.” şeklinde tanzim edildiği görülmüştür.
... ... A.Ş. ve ... A.Ş. Genel Müdürlüklerine, 04.02.2021 tarihinde ... ..., ..., ... Genel Müdürlüğü, ... Faktöring'e müzekkere yazılarak tarafların görüşme yapıp yapmadığı hususunda bilgi talep edilmiş olup,
... Faktoring'in müzekkere cevabında '... tarafından 23.07.2019 saat 16:00'ya randevu ayarlanmış, ... ve ... ile görüşme yapılmış şeklinde cevap verildiği,'
...ın müzekkere cevabında; '... grup şirketlerinin(..., ... Grup ve Holding Şirketleri) finansmanına ilişkin ... ile Banka arasındaki irtibatı kurmak ve Bankanın sunduğu hizmetlerin tanıtımı için görüşme yapılmış.' ,
... Genel Müdürlüğünün '03.12.2019 tarihinde ... ile olası iş birlikleri için; ... A.Ş. ... A.Ş. Grup firması olan ... A.Ş. ile çalışma olasılıkları değerlendirilmiş ve çalışma olasılığında mutabakata varılamadığı yönünde görüşme yapılmış'
... Müdürlüğünün '22.07.2020, 20.06.2019 tarihlerinde ... ile ... Grup Şirketleri hakkında görüşme yapılmış.'
...'in ' █████/2020 tarihinde görüşme yapılmış,'
... ... A.Ş.'nin 'Banka ürünlerinin tanıtımı ve müşteri ziyareti kapsamında belirtilen isimler ile üşmeler yapılmış' şeklinde cevap verilmiş olduğu görülmüştür.
28.01.2021 tarihinde Dava dışı ... ... Anonim Şirketine müzekkere yazılarak 20.01.2021 tarihine kadar davalı şirketlere arttırdığı kredi limitlerine ilişkin sözleşmeler talep edilmiş olup, 29.04.2021 tarihli ... referans no'lu gelen cevap yazısında “...Bankamız kayıtlarında yapılan incelemede, söz konusu davalılardan ... A.Ş. ile talebinize konu bir ilişkin kurulduğu görülmüş olup belirtilen tarih aralığında kredi limitlerinin artırılması adına ilgili davalı firma ile akdedilen 3(üç) adet Genel Kredi Sözleşmesinin birer örneğini sunduğu, sözleşme bilgilerinin 10.06.2019 tarihli 180.000.000 TL bedelli, 20.04.2020 tarihli 30.000.000 TL bedelli, 31.08.2020 tarihli 350.000.000 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesi olduğu görülmüştür.
İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğine müzekkere cevabında; ... T.C. Kimlik numaralı ...'nin kaydına rastlanmadığının bildirildiği görülmüştür.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabında; ...'nin gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı beyan edildiği görülmüştür.
...Vergi Dairesi Müdürlüğü müzekkere cevabında; ...'nin ... Vergi Dairesinde █████/2018 tarihinde nakil geldiği, işletme ve diğer idare danışmanlık serbest meslek faaliyetine devam ettiğinin bildirildiği görülmüştür.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince tarafların bildirmiş oldukları tanıkların dinlenilmesine karar verilmiş olup,
DAVACI TANIĞI ... BEYANINDA
: '2003 yılından beri ben ...'yi tanırım, ...'ye ait finans şirketinin kurulum yılı olan 2017 yılından beri de ofis yöneticisi olarak çalışıyorum, bütün toplantıların, randevuların organizesini ben yaparım, ... şirketleri 2017 yılından beri bizden finansal danışmanlık hizmetleri almayı istediler, bizde her ay düzenli olarak ... şirketlerine finansal danışmanlık hizmetleri verdik, ancak 2019 yılından sonra ...'nun talebi üzerine kredi limitlerinin artırımı hususunda yeni bir sisteme geçildi ve bizden bu hususta destek almaya devam ettiler, ... Bey'de bu hususta bankalar ve finans şirketleri ile görüşmeler yaptı, bu görüşmeleri ben organize ediyordum, ...'nun katılımları, şirket üyelerinin katılımı ve bankadaki temsilcilerin katılımıyla kredi limitlerinin arttırılması veya yeni kredi limiti tesis edilmesi hususunda 40 dan fazla banka ile hep birlikte ... şirketleri için görüşmeler yapıldı, bu görüşmeler neticesinde AĞustos 2020 yılında ... ... A.Ş. bankasından ... şirketleri yönüyle kredi limitlerinin arttırımı sağlandı, ancak diğer bankalar ile yapılan görüşmelerden sonuç alınmadığını biliyorum, dedi.
Davacı vekilinin sorusu üzerine tanık beyanında; taraflar ... Bey ile ... birbirlerini çok eskiden beri tanırlar ve ... bey ...'nin şirketleri için kredi konusunda daha öncelerinde de birlikte iş yürütmüşlerdir, ... Bey ...'da çalıştığı dönemde ...'nun işleri için de bilgi sahibiydi, ordan beri tanışıklıkları vardır, aralarında güven ilişkisi vardır, bu sebeplede sözleşme yapma gereği duymadılar, 2017-2019 yılları arasında ... Bey'le ... arasında sözleşme yoktu, aylık ödemeler düzenli bir şekilde yapılıyordu, ancak 2019 yılından sonra finansal danışmaklık hizmetine son verilerek kredi limiti arttırımı yahut yeni kredi limiti tesisi hususunda anlaştılar, ödeme aylık şekilde değilde çıkacak olan kredi limiti üzerinden yahut kredi üzerinden yüzdelik ödenmesi şeklinde anlaşıldı, ancak ... bankasından kredi limitinin arttırılmasına rağmen ... Bey'e herhangi bir ödeme yapılmadı.
Davalılar vekilinin sorusu üzerine tanık beyanında; 2017 yılında ... Bey'e ödenecek ücretin nasıl belirlendiği bilmiyorum, ancak aylık 18.000,00 TL kusüratında ödeme alındı, serbest meslek makbuzu düzenlendi, bankalardan olan ... için yaklaşık 15-20 kez görüşme yapılmıştır, diğer bankalarda da aynı sayıda görüşmeler sağlanmıştır.' demek suretiyle tanıklık ettiği görülmüştür.
DAVACI TANIĞI ... BEYANINDA
: 'ben hali hazırda Adana ... şirketinde mali işler müdürüyüm, 31 yıldır bu görevi yapıyorum, 2015 yılında ... ... şirketinide bünyesine katıldı, ben o günden beri iki şirkette de çalışmaya hala devam ediyorum, ... şirketinin de finans müdürüyüm, ... halka açık bir şirkettir, denetlenmiş tabloları yayınlanmak zorundadır, tüm krediler ... bünyesinde alınır, ...'nın dışarıdan hizmet alarak kredi kullanmaya ihtiyacı yoktur, yeterli bütçesi vardır, dedi.
Davacı vekilinin sorusu üzerine tanık ... beyanında: ... ile iş ilişkimiz 2019 yılında olmuştur, ben ... Holdingin finansal hizmetlerine bakmaya başladığımda kendisi ile aynı çalışma ortamında bulunduk, özellikle ... Holdingin halı gurubu bünyesi vardır, bu halı gurubu bünyesi hakkında yapılan kredi çalışmaları hakkında ... ile iş ilişkimiz olmuştur, bu ilişki ... şirketi dışındadır, ... ... olduğu ... ve başka bankaların kredi görüşmeleri toplantılarına katıldık, çünkü kendisi ... dışında halı gurubu (... ... Gurubu) bünyesi için kredi görüşmeleri yapıyordu ve buna destek sağlıyordu, bankalar şirketi değerlendirirken holdingin tüm şirketlerini araştırırlar bu nedenle ... için yapılan kredi görüşmelerinde ...'nın adı geçer, bilgiler istenilir, ... ile yapılan whatsupp görüşmelerinde bunları görüştük, ...'nın adının geçmesi kendi şirketi adına değildir, ... ... ... bünyesi hakkında yapılan kredi çalışmalarında ...'nın şirket bünyesinde yer aldığından bilgilerinin geçmesi mahiyetindedir, şirketin kendisi yani ile ilgili kredi çalışmaları ile ilgisi yoktur, ... numaralı hat bana aittir, ... ile ...'nın kredi limitlerinin arttırılması için aramızda herhangi bir ilişki söz konusu olmamıştır, ... ..., ... için çalışmıştır ama ...'nın buna ihtiyacı yoktur, bankalar komiteye sunumlarını yaparken şirketleri ayrı ayrı veya hepsini birden kredi komitesine sokabilirler, bu halde de ... ... şirketi hakkında da öğrenmiş olduğu bilgiyi benimle sadece paylaştı, bende kendisine whatsupp yazışmasında teşekkür ettim.' demek suretiyle tanıklık ettiği görülmüştür.
DAVALI TANIĞI ... BEYANINDA
: 'ben davalı şirketlerden ... ... hariç diğer 3 şirketin finans sorumluluğunu yaptım, 2018 yılının sonuna kadar çalıştım, biz danışmanlık veya simsarlık hizmeti almadık, kurumun ve diğer şirketlerin böyle birşeye ihtiyacı olmadı, holding çok büyük bir holdingtir, kurumun finans ve krediler bölümü gibi birimlerinde çok uzun zaman bulunduk ve çalıştık, kurumun kredibilitesi yüksek olduğundan böyle bir duruma da ihtiyacı olmadı, ben 30 yıldır bu şirketlerde çalıştım, finans bölümü yeterliydi,
Davacı vekilinin sorusu üzerine soruldu
: ... şirketi 2015 yılında holding tarafından satın alındı, ... şirketinde ... çalışıyordu, Adana sorumlusuydu, ben ise İstanbul'da sorumluydum, 3 yıl çalıştık, ...'yi tanıyorum, şirkete geldiğini gittiğini gördüm, ancak ben sorumluluğum dahilinde ...'den hiçbir hizmet almadım.' demek suretiyle tanıklık ettiği görülmüştür.
Mahkememizin █████/2021 tarihli celsesinin 4 nolu ara kararı gereğince dosya üzerinde 5 kişiden oluşan bilirkişi heyeti ile inceleme yaptırılmasına karar verilmiş olup, bilirkişi heyeti █████/2022 tarihinde sunmuş oldukları raporunda sonuç ve özet olarak;
Davacı ...'nin işletme esasına göre ticari defterlerini tuttuğu 2017 yılında fiziki ortamda tutulan ticari defterlerini takip eden 2018-2019-2020-2021 yıllarında Gelir İdaresi Başkanlığı sistemi izerinde defter tutması sebebiyle, noter tasdikinin bulunmadığı, ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu,
Davalı şirketin 2017-2018-2019-2020-2021 yıllarına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu,
Davacı ...'nin işletme esasına göre defter tuttuğu, işletme defterinde sadece gelir/gider hesaplarının takip edildiği, borç/ alacak işlemlerinin yer almaması sebebi ile cari hesap ilişkisine yönelik tespitin işbu ticari defterlerin incelenmesi ile yapılmasının mümkün olmadığı
Davalı şirketin sahibi lehine delil niteliği bulunan ticari defterlerine göre; Davalı şirketin Davacı ... ile borç/alacak bakiyesinin bulunmadığı,
Yapılan incelemelerde, taraflar arasında yazılı bir sözleşme görülmemiş olup, dava dilekçesinde davaya konu alacağın sözlü anlaşmaya istinaden verilen hizmete ilişkin olduğunun beyan edildiği,
Davacı ... tarafından Davalılar ..., ... ... A.Ş., ... Halı San. ve Tic. A.Ş., ...'na .... Noterliğinin 25.11.2020 tarih ... yevmiye numarası ile ihtarname keşide edilerek 6.500.000,00 TL talep ettiği,
25.11.2020 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnameye cevaben Davalılar tarafından .... Noterliği 02.12.2020 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek, borcun kabul edilmediği,
Gerek dosyaya sunulan maillerde, gerekse ... bankasından gelen yazıda sarih olarak davacının kredi artırımı konusunda davalılar ile banka arasında bir zemin oluşturup, bunun sonucunda kredinin artırıldığı olgusunun belirlenemediği,
Taraflar arasında yazılı bir simsarlık sözleşmesi bulunmadığı, simsarlık sözleşmesinin bir şekle tabi olmadığı, davacının 2017 yılından itibaren simsar olarak görev yaptığı, kendisine 2019 yılı Şubat ayına kadar aylık danışmanlık ücreti ödendiği, davacının görev yaptığı 2017-2019 döneminde davalı ... AŞ banka kredilerinin 2018 yılında arttığı, 2019 ve 2020 yıllarında düştüğü 2018 yılındaki artışın davacının aracılığıyla olduğunun, diğer ifadeyle davacının çalışmasıyla kredi veya limit artışları arasında illiyet bağı bulunduğunun ispat edilememesi sebebiyle, davacının simsarlık ücretine hak kazanmadığı,
Alternatif Hesaplama
: Bankalar tarafından dosyaya gönderilen ve yukarıda tablo halinde listelenen müzekkere cevaplarında davacının 2019-2020 yıllarında banka ve finans kuruluşları ile davalı şirketlerle ilgili toplantılar ayarladığı ve görüşmelere katıldığı belirtilmiş, ayrıca davalı ... A.Ş. ile ... ... arasında kredi limitlerinin artırılması adına 20.01.2021 tarihine kadar akdedilen 10.06.2019 tarihli 180.000.000 TL bedelli, 20.04.2020 tarihli 30.000.000 TL bedelli, 31.08.2020 tarihli 350.000.000 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmeleri dosyaya gönderilmiş olduğundan, davacıya 2019 yılı Şubat ayına kadar aylık ödenen danışmanlık ücretleri sebebiyle davacının bu tarihten sonraki çalışmalarının proje bazlı çalışmalar olduğunun değerlendirilmesi halinde, davacının yalnızca Mart-Aralık 2019 dönemindeki kredi sözleşmeleri veya limit artırımları cağı, buna göre davacının, davalı ... ... AŞ ile ... ... AŞ arasında 10.06.2019 tarihinde imzalanan 180.000.000 TL Bedelli GKS sebebiyle simsarlık ücretine hak kazanacağı hesabıyla, bu ihtimalde davacının alacağının 180.000.000 x %2 = 3.600.000 TL olabileceği' yönünde görüş ve kanaat bildirmiş oldukları görülmüştür.
Bilirkişi raporunun taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olduğu görülmüştür.
Davacı vekilinin bilirkişi raporuna beyan ve itirazlarını içerir █████/2022 tarihli dilekçesinin dosyada olduğu görülmüştür.
Davalılar vekilinin bilirkişi raporuna beyan ve itirazlarını içerir █████/2022 tarihli dilekçesinin dosyada olduğu görülmüştür.
Mahkememizin █████/2022 tarihli ara kararı ile taraf vekillerinin rapora itirazları doğrultusunda bilirkişilerden ek rapor aldırılmasına karar verilmiş olup, bilirkişi heyeti █████/2022 tarihinde sunmuş oldukların ek raporunda sonuç ve özet olarak; taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda kök rapor ve dosyanın yeniden incelendiği ancak kök rapordaki inceleme, tespit ve hesaplamalarda bir hata olmadığı, iki tarafın iddia ve savunmaları doğrultusunda gerekli değerlendirme ve hesaplamalar yapıldığı yönünde görüş bildikleri görülmüştür.
Bilirkişi ek raporunun taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görülmüştür.
Davacı vekilinin ek raporan beyan ve itirazlarını içerir █████/2022 tarihli dilekçesinin dosyada olduğu görülmüştür.
Davalılar vekilinin bilirkişi ek raporuna beyanlarını içerir █████/2023 tarihli dilekçesinin dosyada olduğu görülmüştür.
GEREKÇE
:
Dava, taraflar arasında sözlü olarak simsarlık sözleşmesi kurulduğu, bu kapsamda davalıların kredi kuruluşlarından kredi limitlerinin artırılmasına davacı tarafın aracılık ettiği ve ücrete hak kazanıldığı iddiasıyla açılmıştır.
Mahkememizce uyuşmazlık hakkında verilen █████/2023 tarih ve ... sayılı kararının; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi █████/2026 tarih ve █████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamıyla KALDIRILMASINA karar verilerek, yargılamaya devam olunmak üzere dosya mahkememizin ████████ esasına tevzi olunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi █████/2026 tarih ve █████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamından da anlaşıldığı üzere;
Danışmanlık sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmeyen atipik/isimsiz bir sözleşmedir ve danışmanın belli bir ücret karşılığında, danışmanlığının talep edildiği konularda gerekli bilgiyi sağlayarak bunları yorumlamayı, danışanın karşılaştığı sorunları teşhis ederek amaca en iyi ve en uygun çözüm önerilerini hazırlamayı, sunduğu çözüm önerilerinin uygulanmasını, bazen denetimini veya uzmanlığının gerektirdiği çeşitli hizmet edimlerinde bulunmayı üstlendiği sözleşmeler olarak tarif edilebilir.
Simsarlık sözleşmesi ise Türk Borçlar Kanunu'nun 520 vd maddelerinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 520.maddesine göre simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmeler olarak tanımlanmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 114. maddesinde dava şartları tek tek sayılmış olup dava şartı, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve karar verilebilmesi için varlığı veya yokluğu mutlaka gerekli olan şartlardır. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını re'sen belirleyecektir.
HMK'nın 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. Yine HMK'nın 115. maddesinde "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1.maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır." hükmüne yer verilmiş ve TTK'nın 5/1. maddesinde ticari davalara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu belirtilmiştir.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup TTK'nın 4/1.maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.
Nispi ticari davalar ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Yine, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, TTK'nın 19/II.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir.
Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevi, ticari davalarla sınırlı olup, davanın ticari dava olup olmadığının TTK'nın 4.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. TTK'nın 4/1.bendinde nispi ticari dava, "her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları'' olarak belirtilmiş ve nispi ticari dava ticari işletme kavramı ile tanımlanmış olup, TTK'nın 11.maddesi; "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir." şeklinde düzenlenmiştir yani ticari işletmeden bahsedilebilmesi için; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, bu faaliyetin devamlı olması ve bu faaliyetin bağımsız yürütülmesi şeklinde üç unsurun bulunması gerekmektedir. TTK'nın 15.maddesinde esnaf kavramı "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi" olarak tanımlanmıştır.
5362 nolu Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun 3. maddesinde Esnaf ve Sanatkar: İster gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak tanımlanmıştır.
TTK'nın 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez.
█████/2007 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan █████/2007 tarihli ██████████ sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12.maddesi (6102 sayılı TTK 11.maddesi) ve 17.maddesinin (6102 sayılı TTK 17.maddesi) uygulaması bakımından;
a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri,
Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması,
b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri kararlaştırılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi █████/2026 tarih ve █████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamı doğrultusunda; davacının tacir kaydının olup olmadığı hususunda İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılmış olup, davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. Beşiktaş Vergi Dairesi müzekkere cevabında ise davacının Serbest Meslek Kazanç Defteri tuttuğunun bildirildiği görülmüştür. Celbedilen deliller, tüm dosya kapsamı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi █████/2026 tarih ve █████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, Serbest Meslek Kazanç Defteri tuttuğu, Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği'nde herhangi bir kaydının olmadığı anlaşılmış olup, bu haliyle gerçek kişi davacının ticari işletme sahibi olmadığı, tacir sayılamayacağı, dolayısıyla davanın nispi ticari dava olmadığı gibi davanın, niteliği itibariyle mutlak ticari dava da olmadığı gözetilerek; davaya bakmaya genel mahkemelerin görevli olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle, yukarıda belirtilen yasa hükümleri ve açıklamalar uyarınca davada görevli mahkemenin İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİ ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Görevli mahkemenin İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğuna,
3-6100 sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
4-Bu süre içerisinde başvuru yapılmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
5-HMK'nun 331/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, açılmamış sayılmasına karar verildiği takdirde bu kararda değerlendirilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
█████/2026
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!