Anahtar kelimeler: Flakon Mcg Dünyanın İlacın Toz Ülkesinde Portföyünden İşbirliği İlaçların Tecrübe

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ Esas, █████████ Karar
DAVA
: Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin çeşitli sağlık ürünleri ve ilaçların üretimi, geliştirilmesi ve araştırılması alanında faaliyet gösteren Türk ilaç şirketi olduğunu, Türkiye'de ve dünyanın birçok ülkesinde faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin “... Toz İçeren Flakon 75 mcg” isimli ilacın Türkiye'deki satım haklarına sahip olduğunu, davalının bu ilacın tanıtımı ve satışı konusunda müvekkilinin tecrübe ve portföyünden yararlanmak amacıyla müvekkiline işbirliği teklifinde bulunduğunu, bu kapsamda taraflar arasında 02.07.2020 tarihinde söz konusu ilacın dağıtım, tanıtım, pazarlama ve satışı için “Dağıtım Sözleşmesi”nin imzalandığını, daha sonra ilgili sözleşmenin bazı maddelerini değiştirmek yahut tadil etmek amacıyla birtakım ek protokollerin ve tadil sözleşmelerinin imzalandığını, bir kutu ilacın tedarik fiyatının sözleşmenin 7.1 ve 11.11.2021 tarihli tadil protokolünün 2. maddesine göre 225,00 USD olduğunu, ithal edilen ürünlerin millileştirilmesi için gerekli masraflar dahil edilerek davalı şirket tarafından müvekkiline millileştirme masraflarının fatura edildiğini, ilaçlar teslim edilince fatura bedellerinin peşin ödendiğini, ilaçların teslimatı için Dağıtım Sözleşmesinin 6.4 ve 6.6 uyarınca 90 günlük bir süre öngörüldüğünü, müvekkilinin 2022 döneminde 3.000 kutu ilaç sipariş verdiğini, bu ilaçların bedeli olan 675.000,00 USD yi ve bu bedele ek olarak ilaçların millileştirme masrafı olan 1.250.000,00 TL'nin davalı şirkete peşinen ödendiğini, döviz cinsinden olan ilaç satış bedelinin ödeme tarihinde TL cinsinden ödendiğini, bedeli peşinen ödenen ilaçların müvekkiline teslim edilmediğini, bu hususta davalı şirket ile sözlü ve yazılı görüşmeler yapıldığını, noter aracılığı ile ihtarname gönderildiğini, davalı şirketin teslim etmediği ürünlere ilişkin yanıt dahi vermediğini, müvekkili tarafından Beyoğlu 34. Noterliğinin 05.12.2023 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile ürün tesliminde gecikildiği belirtilerek ürünlerin teslim edilmesi yönünden sözleşmeye aykırılıkları giderilmesi hususunda davalıya son kez 60 günlük süre verildiğini, davalı şirketin verilen bu sürede de ürünleri teslim etmediğini, bunun üzerine müvekkilince 06.02.2024 tarihli ihtarname ile taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, söz konusu ilaçlar için peşinen ödenen toplam bedel ile millileştirme masrafının KDV'siyle iadesinin talep edildiğini, davalı şirketin ürünlerin teslimi konusunda temerrüde düştüğünü, diğer yandan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin (SUT) ek listesindeki 59. Maddede 25.08.2022 tarihinde değişikliği gidilmesi nedeniyle söz konusu ilaçların satışının durma noktasına geldiğini, davalının bu durumu bildiği halde bedeli epeşin ödenen ürünleri teslim etmediği gibi müvekkiline yeni siparişler verilmesi konusunda baskı yaptığını, bu nedenle müvekkilince Dağıtım Sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, dava dışı kişiler tarafından başlatılan takip nedeniyle müvekkiline gönderilen haciz ihbarnamelerine itiraz ettiklerini, bu davadaki talebin taraflar arasındaki sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemden kalan bedeli ödenen ancak teslim edilmeyen ürünler için ödenen bedelin davalıdan tahsili olduğunu, feshin ileriye etkili olduğunu, bu nedenle müvekkilince ödenen peşin bedellerin iadesinin gerektiğini, aksi takdirde davalı şirketin sebepsiz zenginleşeceğini, müvekkilinin alacaklı olduğunun tarafların ticari defter ve kayıtlarında görüleceğini, müvekkilinin alacağının bir kısmını tahsil etmek için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı taraf aleyhine iflas yoluyla takip başlattığını, davalı şirketin takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini belirterek davalının takibe itirazın kaldırılarak iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmelerin ilgili maddelerine göre davacı şirket tarafından 2023 yılına ait aylık satış ve stok raporunun sağlanmadığını, satın alınacak ürün miktarına ait her ay sunulacak 12 aylık tahminin verilmediğini, her üç ayda bir hesaplaması ve ödeme yapılması gereken kâr dağılımı ödemelerinin yapılmadığını, davacı şirkete bu yükümlülükleri görüşmelerde ve e-posta yazışmalarında hatırlatıldığı halde olumlu sonuç alınamadığını, davalının sözlü olarak 2023 yılına ait ödeme yapmayacağı beyan ettiğini, bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi hususunun davacı şirkete ihtar edildiğini, davacı şirketin ise bu yükümlülüklerden sadece tahminleri ilettiğini, onları da sözleşme hükümlerine aykırı bir şekilde şeklen ilettiğini, diğer aykırılıkları gidermediğini, davacı şirketin 3.000 kutu ilacı salt 2022 taahhütlerini tamamlamak için aldığını, stoklarının olduğunu, şimdilik ihtiyaç duymadıklarını ve gönderilmemesini istediklerini 3.000 kutu ilacı talep ettiklerini, ilgili ilaçların yurt dışından getirildiğini, müvekkilinin alacağının davacının alacağından çok daha fazla olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin ilgili maddelerine göre 2022-2026 yılları için hem minimum yıllık satış taahhüdünün hem de yıllık asgari satın alma taahhüdünün kararlaştırıldığını, davacı şirketin 2022 yılının son günü asgari satın alma taahhüdüne uymak için 5000 adet kutudan eksik kalan 3.000 adet kutuyu sipariş verdiğini, ancak ilgili miktarın ithali ve stoklarına alınması işlemini stok var beyanı ile gerçekleştirmediğini, ayrıca 2023 yılı için hiç sipariş verilmediğini, bu döneme ait siparişin sözleşmede belirtilen 6.500 adet kutu üzerinden verilmesi gerektiğini, ancak davacı tarafça sözleşmenin bu hükmüne de uyulmadığını, sözleşmeye göre 2023 için geçerli olan 6.500 adet üzerinden kar payının hesaplanması ve ödenmesi gerektiğini, bu ödemelerin yapılmadığını, müvekkilinin davacı şirkete borçlu olmadığını, aksine sözleşme alım taahhütlerine aykırılık, royalty (kâr payı) alacağı ve sözleşmenin haksız fesih sebebiyle davalıdan alacaklı olduğunu, bu alacaklarının tahsili için İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası üzerinden dava açtıklarını, davacı şirketin 3.000 kutu ilacı sözleşmesel yükümlülüklerinden kaçmak için kullandığını, davacı şirketin fesih ihtarnamesinde dahi elinde 2.447 adet stok olduğunu belirttiğini, davacı şirketin sözleşmeyi feshettikten sonra dahi sözleşme konusu ilacı satmaya devam ettiğini, bu hususun fesihten sonra sunulan stok kayıtları ile sabit olduğunu, davacı şirketin 2023 yılı ortasından itibaren müvekkili tarafından gönderilen faturaları iade ettiğini, bu şekilde aslında var olmayan ve müvekkili şirket kayıtlarıyla örtüşmeyen bir cari hesap alacak kaydı oluşturduğunu, basiretli tacir olan davacı şirketin SUT'un değişebileceğini öngörmemesinin kabul edilemeyeceğini, SUT değişikliğinin 2022 yılının Ağustos ayında gerçekleştiğini, bu değişiklik sonrası davacının 2022 yılına ait taahhütlerini Aralık ayında yerine getirdiğini, müvekkili tarafından 2023 yılında sözleşmesel yükümlülüklere aykırı davranıldığına ilişkin ihtarname gönderildikten sonra davacı şirketin SUT değişikliği bahanesine sığındığını, taraflar arasındaki gerçek alacak-borç ilişkisinin ancak İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası ile tespit edilebileceğini, bu nedenle bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı vekili 22.10.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile; cevap dilekçesini ıslah ettiklerini belirterek İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında karşı dava olarak talep ettikleri alacaklar yönünden bu davada takas-mahsup talebinde bulunduklarını beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyasında, alacaklı ...Anonim Şirketi tarafından borçlu ... Anonim Şirketi aleyhine fatura ve ödeme dekontlarına dayanılarak 1.661.893,81 TL cari hesap alacağı ve 48.354,28 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.710.248,09 TL alacağın tahsili talebi ile 08.03.2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçlu tarafından 18.03.2024 tarihinde borca, faize ve tüm ferilere itiraz edildiğinden takibin durduğu, Mahkemece 11.12.2025 tarihli duruşmada davalı vekiline "İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine yapılan takip sonunda, ödeme emrine rağmen borcun ödenmediği anlaşılmakla 11.12.2025 duruşma tarihi itibarıyla düzenlenen dosya hesabı doğrultusunda 1.710.248,09 TL takipte kesinleşen miktar, 77.816,29 TL Harç miktarı (%4,55), 1.399.530,86 TL toplam faiz, 257.434,73 TL vekalet ücreti (nispi)(tam), 620,00 TL masraf olmak üzere toplam 3.445.649,97 TL yekün alacak miktarının 7 gün içinde alacaklıya ödenmesi veya mahkeme veznesine veyahut icra dosyasına depo edilmesi, 7 gün içinde ödeme olmadığı veya mahkememiz veznesine veyahut icra dosyasına depo edilmediği taktirde İ.İ.K md. 158 uyarınca gelecek celse itibarıyla ... Anonim Şirketi'nin iflasına karar verileceği..." şeklindeki ihtarın tefhim edildiği, davalı vekilince 18.12.2025 tarihli dilekçesi ile İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyasına ödeme yapıldığı belirtilerek dilekçe ekinde makbuzun ibraz edildiği, icra müdürlüğünden mahkemece verilen depo kararı kapsamında davalı borçlu tarafça ödeme yapılıp yapılmadığı sorulduğu, █████/2026 tarihli cevabi yazı ile borçlu tarafın depo kararına istinaden █████/2025 tarihinde 3.460.000,00 TL bedelli makbuz karşılığında anılan miktarın icra dosyasına depo edildiğinin bildirildiği, ilgili makbuzun UYAP sistemi üzerinden mahkeme dosyasına gönderildiği, borçlu, yedi günlük depo süresi içinde faiz ve giderleri ile birlikte borcunu bizzat alacaklıya ödediğini kesin delillerle mahkemede ispat eder ya da borç mahkeme veznesine depo edilirse ticaret mahkemesinin iflas davasının reddine karar vereceği (İstanbul BAM 45. HD. █████████-████████ E.K., █████/2025), somut olayda davalı borçlunun depo emrinin tefhiminden itibaren 7 günlük süre içerisinde borç miktarından fazla bir bedeli icra dosyasına yatırdığı, böylece depo bedelinin süresinde ödendiği gerekçesiyle davanın reddine ve davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacının sözleşmesel yükümlülüklerine (ürün miktarına ilişkin 12 aylık tahmin, 2023 yılına ait aylık satış ve stok raporunun verilmemesi, kar dağılımı, 2023 yılına ilişkin asgari satın alma taahhüdüne uyulmaması) kendisinin uymadığını, tacir olan davacının SUT hükümlerindeki değişiklere mücbir sebep olarak dayanamayacağını, bu davada cari hesap alacağına dayanan davacı şirket davaları ile müvekkili şirketin açtığı sözleşmeye aykırılık sebepli alacak ve haksız fesih sebepli tazminat davalarının birlikte görülmesi gerektiğini, iki dava farklı yargılama usulüne tabi olduğundan birleştirilmesinin de hukuken caiz olmadığını, davacı şirketin hukuku dolanarak hakkını kötüye kullandığını, taraflar arasındaki borç/alacak ilişkisinin ancak müvekkili şirketin de davaya cevap ile karşı dava ikame ettiği İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E. Sayılı dosyasından tespit edilebileceğini, bu nedenle bu davanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini ve takas definde bulunduklarını, ancak Mahkeme tarafından bu taleplerinin kabul görmediğini, ilgili dosyasnın celbine karar verildiği halde dosya celbedilmeksizin Mahkeme ara kararı dahi uygulanmaksızın eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan hukuka aykırı karar verildiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:
Dava, takibe itirazın kaldırılması ve iflas talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, depo emrinin gereğinin yerine getirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, yasal süresinde davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Dosya kapsamına göre, davacının İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında alacaklı ...Anonim Şirketi tarafından borçlu ... Anonim Şirketi aleyhine sözleşme, ihtarnameler, fatura ve ödeme dekontlarına dayanılarak 1.661.893,81 TL cari hesap alacağı ve 48.354,28 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.710.248,09 TL alacağın tahsili talebi ile 08.03.2024 tarihinde adi iflas yoluyla icra takibi başlatıldığı, iflas ödeme emrinin davalıya 16.03.2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalının yasal süresinde takibe itiraz ettiği, davacının iflas ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde 16.05.2024 tarihinde itirazın kaldırılması ve iflas talebi ile eldeki davayı davalının muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açtığı anlaşılmıştır.
İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; taraflar arasındaki sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemden kalan bedeli ödenen ancak davacıya teslim edilmeyen ürünler için ödenen bedelin davalıdan tahsili için başlatılan iflas yoluyla icra takibine davalının itirazının haklı olup olmadığı ile davacının bu kapsamdaki alacak miktarının ne kadar olduğu noktalarında toplanmaktadır.
İİK'nın 155. maddesi; "Borçlu iflas yoliyle takibe tabi şahıslardan olup da alacaklı isterse ödeme emrine yedi gün içinde borç ödenmediği takdirde alacaklının mahkemeye müracaatla iflas talebinde bulunabileceği ve borçlunun gerek borcu olmadığına ve gerek kendisinin iflasa tabi kimselerden bulunmadığına dair itirazı varsa bu müddet içinde dilekçe ile icra dairesine bildirmesi lüzumu ve konkordato teklif edebileceği ilave olunur. Ödeme emrindeki müddet içinde borçlu tarafından itiraz olunmamışsa alacaklı bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden iflas kararı isteyebilir" hükmünü, aynı Yasa'nın 156/3 maddesi; "Borçlu ödeme emrine itiraz etmişse takip durur ve alacaklı bu itirazın kaldırılması ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesini bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden isteyebilir." hükmünü, 158/2 maddesi ise; Şu kadar ki, borçlu takibe karşı usulü dairesinde itiraz etmemiş veya itiraz ve defileri varit görülmemişse mahkeme yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcunu ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini borçluya veya iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, dava vicahda devam ediyorsa duruşmada, aksi takdirde Tebligat Kanunu hükümleri dairesinde yapılacak tebliğ ile emreder. Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir." hükmünü düzenlemektedir. Ayrıca İİK'nın 158/1 maddesi uyarınca iflas takibi kesinleştiğinde İİK'nın 166. Maddesinde belirtilen usulle ilan edilmesi gerekir.
İİK nun 154. maddesi gereğince iflas yolu ile başlatılan takibe karşı borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi halinde, takibin duracağı, alacaklının bu itirazın kaldırılması ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesini isteyebileceği İİK'nun 156/3. fıkrasında düzenlenmiştir. İflas davası basit yargılama usulüne göre incelenir. Borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi halinde, mahkemece ilk önce davacı alacaklının itirazın kaldırılması hakkındaki talebini inceler. Bu itirazın kaldırılması talebinin incelenmesi, genel haciz yolundaki itirazın kaldırılması talebinin incelenmesinden (m.68-70) tamamen farklıdır. Genel haciz yolunda tetkik merciinin incelemesi yalnız belgelere göre ve ilamsız icra kuralları çerçevesinde yapıldığı halde, buradaki ticaret mahkemesinin incelemesi genel hükümlere (yani HMK'daki hükümlere) göre olur. Bu nedenle borçlu, ticaret mahkemesindeki savunması sırasında ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri ile bağlı değildir. Davalı borçlu, iflas davasına karşı vereceği cevap layihalarında bütün savunma vasıtalarını ileri sürebilir. Ticaret mahkemesi normal bir alacak davasında olduğu gibi, tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borçlunun gerçekten borçlu olup olmadığını araştırır. İflas davasında alacaklı, alacağını ispat bakımından m.68. de olduğu gibi tahdidi olarak sayılmış olan belgelerle bağlı değildir. Alacaklı normal bir alacak davasında olduğu gibi, alacağının varlığını HMK’ya göre mümkün olan her türlü delil ile ispat edebilir. Burada alacaklının alacaklı olup olmadığı maddi hukuk kurallarına göre esastan incelendiğinden ticaret mahkemesi borçlunun itirazının ya kesin olarak kaldırılmasına veya kesin kaldırma talebinin (bununla İflas davasının) reddine karar verir. Burada, borçlunun itirazı esastan karara bağlanmakta ve alacağın esası hakkında hüküm verilmektedir. Bu hüküm normal bir alacak davasında olduğu gibi kesin hüküm oluşturur. Mahkeme, genel hükümlere göre yapacağı inceleme sonucunda, davacının alacağının mevcut olduğunu tespit eder ve borçlunun itiraz ve defilerini yerinde bulmazsa, yani borçlunun borçlu olduğu kanısına varırsa borçlunun itirazının kesin olarak kaldırılmasına karar verir. Buradaki itirazın kaldırılması kararı bir ara karardır. (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, Cilt 3.sayfa, 2672 vd., 1993 baskı). Bu nedenle yalnız başına istinaf edilemez.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen kök raporda; taraflar arasında 02.07.2020 tarihli Dağıtım Sözleşmesi ve buna bağlı muhtelif sözleşmeler akdedildiğinin müşahede edildiği, bahse konu sözleşme kapsamında davalının, ülkede münhasıran satış yetkisine sahip olduğu ilaçları davacıya temin edeceği; buna karşın davacı ise kutu başı 225,00-USD ile millileştirme ücretlerini davalıya peşinen ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, taraf ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemeler neticesinde davacının davalıya ilaç ücreti ve millileştirme ücreti kapsamında 1.250.000,00 TL'lik ödeme gerçekleştirdiğinin tespit edildiği, bu yönü ile davacının peşin ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiğinin ifade edilebileceği, dosya münderecatından davalının karşı edimi niteliğindeki, davacı tarafından sipariş edilen 3000 kutu ilacın davacıya teslim edildiğine dair bir bulguya rastlanılamadığı, dosyaya mübrez belgelerden sözleşmenin davacı tarafından feshedildiği ve feshin ise davalının bedeli ödenen ilaçların teslim edilmemesi nedenine dayandığının müşahede edildiği, esasında huzurdaki davanın konusunun davacı tarafından ödenen ve fakat karşılığında hizmet (ilaç temini) alınamayan 675.000,00 USD (ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığı üzerinden) ile millileştirme bedeli olarak 1.250.000,00 TL'lik bedelin iadesine ilişkin olduğu, dolayısıyla bu noktada sözleşmenin haklı sebeple feshedilip edilmediği hususunun huzurdaki dava yönünden bir önem arz etmediğinin düşünüldüğü, zira sözleşmenin haklı sebeple feshedilmiş olduğu ihtimalinde dahi davalının, (varsa) zarara uğrayıp uğramadığı başka bir dava konusu olup; ayrıca irdelenmesi gerektiği, bir başka ifade ile davalının esasında davacının sözleşmeye aykırı hareket ettiğini ve feshin haklı sebebe dayanmadığını savunduğu, ancak davalının zarara uğrayıp uğramadığı uğradı ise zararının hangi miktarda olduğunun huzurdaki dosyaya mübrez belgelerden anlaşılamadığı gibi bu hususların huzurdaki alacak davasının konusu olmadığı, bu yönü ile nihai takdir ve kanaat Mahkemeye ait olmak üzere taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin davacının fesih beyanı ile sona ermiş olmasına rağmen fesih hususu haklı sebebe dayanmasa dahi davacının karşı edimi iktisap edememesine rağmen ödediği 1.250.000,00 TL bedelin iadesini talep hakkını haiz olacağı yönünde görüş bildirilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ek raporda; taraflar arasında 02.07.2020 tarihli Dağıtım Sözleşmesi ve buna bağlı muhtelif sözleşmeler akdedildiğinin müşahede edildiği, bahse konu sözleşme kapsamında davalının, ülkede münhasıran satış yetkisine sahip olduğu ilaçları davacıya temin edeceği; buna karşın davacı ise kutu başı 225,00-USD ile millileştirme ücretlerini davalıya peşinen ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, taraf ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemeler neticesinde davacının davalıya ilaç ücreti ve millileştirme ücreti kapsamında ödemeler gerçekleştirdiğinin tespit edildiği, bu yönü ile davacının peşin ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiğinin ifade edilebileceği, dosya münderecatından davalının karşı edimi niteliğindeki, davacı tarafından sipariş edilen 1.563 kutu ilacı davacıya teslim ettiğine dair bir bulguya rastlanılamadığı, dosyaya mübrez belgelerden sözleşmenin davacı tarafından feshedildiği ve feshin ise davalının bedeli ödenen ilaçların teslim edilmemesi nedenine dayandığının müşahede edildiği, 1.563 kutu ilacın davalı tarafından faturası düzenlenmiş olmasına karşın teslim edildiği ispatlanamadığından bu fatura çıkarıldığında davacının davalıdan 8.135.990,57 TL alacaklı olduğu, ancak takibin İstanbul 31. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasında 1.661.893,81 TL üzerinden yapıldığı gözönüne alındığında takip tarihi itibariyle davacı alacağının 1.661.893,.81 TL ve ayrıca takip tarihine kadar işlemiş faizinin 48.354,28 TL olmak üzere toplam 1.710.248,09 TL olması gerektiği, Mahkemenin 1.563 kutu ilacın faturası düzenlenmiş ve bu faturanın davacı kayıtlarında yer alması nedeniyle fatura içeriği ürünlerin teslimi ispatlanamasa dahi geçerli kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılması halinde ise davacının davalıdan alacağının yukarıda hesaplandığı üzere 1.562.299,13 TL olması gerektiği, takibin İstanbul 31. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasında 1.661.893,81 TL üzerinden yapıldığı gözönüne alındığında takip tarihi itibariyle davacı alacağının 1.562.299,13 TL ve ayrıca takip tarihine kadar işlemiş faizinin 45.456,48 TL olmak üzere toplam 1.607.755,61 TL olması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Somut olayda, sözleşmeye göre davacının ilacın kutu başı 225,00 USD ve millileştirme ücretlerini davalıya peşin ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, taraf ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemeler neticesinde davacının davalıya ilaç ücreti ve millileştirme ücreti kapsamında ödemeler gerçekleştirdiği, bu tespite göre davacının peşin ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiği, dosya münderecatından davalının karşı edimi niteliğindeki, davacı tarafından sipariş edilen 1.563 kutu ilacın davacıya teslim edildiğine dair bir belgenin davalı tarafından dosyaya sunulmadığı, sözleşmenin davacı tarafından davalının bedeli ödenen ilaçları teslim etmemesi nedeniyle feshedildiği, 1.563 kutu ilacın davalı tarafından faturası düzenlenmiş ise de, bu ilaçların davacıya teslim edildiğinin davalı tarafından ispatlanamadığı, bu belirlemelere göre teknik bilirkişi heyeti raporuna göre, davacının davalıdan 8.135.990,57 TL alacaklı olduğu, ancak İstanbul 31. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibin 1.661.893,81 TL üzerinden yapıldığı, taleple bağlı olarak takip tarihi itibariyle davacı alacağının 1.661.893,.81 TL asıl alacak ve takip tarihine kadar işlemiş faiz 48.354,28 TL olmak üzere toplam 1.710.248,09 TL olduğu, davalının, icra müdürlüğü kapak hesabına göre belirlenen bu miktarı, tebliğ edilen depo emrine istinaden ödediği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararı isabetlidir.
Davanın konusu, davacı tarafından ödenen ve fakat karşılığında hizmet (ilaç temini) alınamayan 351.675,00 USD + KDV (ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığı üzerinden) ile millileştirme bedeli olarak 1.250.000,00 TL bedelin iadesine ilişkindir.
Davalı taraf her ne kadar İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E. Sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması ve takas mahsup talebinin dikkate alınması gerektiğini savunmuş ise de, o davanın davacının bakiye alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkin olduğu, davalı tarafından da cevap dilekçesi ile birlikte haksız fesih nedeniyle uğranılan zararların tazmini, sözleşme alım taahhütlerine aykırılık nedeniyle doğan alacak ile royalty (kâr payı) alacağının tahsili için karşı dava açıldığı gözetildiğinde davalının bu yöndeki istinaf sebeplerinin o davada tartışılacak hususlardan olduğu, davacının sözleşmeyi feshi haklı sebebe dayanmasa dahi davacının ilaçları teslim almamasına rağmen davalıya ödediği avans bedelinin iadesini talep etme hakkına sahip olduğu dikkate alındığında bu yöndeki davalı itirazları yerinde görülmemiştir. Öte yandan davaların niteliği ve yargılama usulleri gereği her iki davanın birlikte görülemeyeceği de dikkate alındığında davalının bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararı esas ve usul yönünden hukuka uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, █████████ Karar sayılı ve █████/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davalı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!