Anahtar kelimeler: Uzatmak Projeyi Zorluklarının Doğurduğunu Projenin Hasimsiz Dolaylı Kaynağı Yenileme Konkordatodan

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2026NUMARASI
: ████████ Esas, ███████ KararDAVALI
: HASIMSIZDAVA
: Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)KARAR TARİHİ
: █████/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin mali zorluklarının temel nedeninin, şirketin ana gelir kaynağı olan ... Enerji Santrali yenileme projesinde, iş ortaklarının sözleşmeye aykırı fiilleri ve bunların yol açtığı doğrudan ve dolaylı zararlar olduğunu, projenin iki yıl içinde tamamlanması öngörülmüşken, ortakların yükümlülüklerini ihlal etmesi sebebiyle işverenin projeyi uzatmak zorunda kaldığını, bu durumun da ciddi ek maliyetler doğurduğunu, ortakların taahhütlere aykırı davranışlarının, üçüncü kişilerle yapılan sözleşmelerin kesintiye uğramasına, taşeron taleplerine ve teminatların haksız şekilde nakde çevrilmesine yol açtığını, müvekkil şirketin, projeden haksız biçimde dışlandığını, hem hak ettiği alacaklarını tahsil edemediğini hem de teminat kayıpları yaşadığını, 2021 yılından bu yana tüm yükümlülüklerini öz kaynaklarıyla yerine getirmeye çalışan müvekkili şirketin, mevcut ekonomik koşullar ve devam eden davalar nedeniyle mali darboğaza girdiğini, bu süreçte, söz konusu haksız fiillerden doğan zararların tazmini amacıyla...numaralı dosya üzerinden uluslararası tahkim süreci başlattığını, davanın halen devam ettiğini, bu dava sonucunda elde edilecek para ile projenin gerçekleşmesinin sağlanacağını, bu sayede aktif pasif dengesini düzeltmek suretiyle şirketin içinde bulunduğu ödeme güçlüğünden kurtularak ödeme imkânına kavuşacağını belirterek İİK. 285. vd. maddeleri uyarınca müvekkilleri hakkında tensiben 3 ay geçici mühlet kararı ile birlikte İcra İflas Kanunu'nun 287. , 294. , 307. ve 308. maddeleri çerçevesinde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, akabinde kesin mühlet kararı verilmesine ve yargılama neticesinde konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece; Şirket'in aktif olarak yürüttüğü bir projesinin olmadığı, kamuya olan yükümlülüklerin yerine getirilmediği, şirketin net işletme sermayesini kaybettiği, mevcut durum itibarıyla çalışma kabiliyetinin devam etmediği, revize projede öngörülen konkordato revize projesinin temel dayanağının tahkim davasından elde edilmesi beklenen gelir olduğu, ancak konkordato davası açısından bu hususun bekletici mesele yapılamayacağı, ayrıca konkordato revize proje sinin diğer dayanağının yönetim kurulu üyesinin satış vaadi sözleşmesi sonucunda devralması beklenen gayrimenkullerin satışından beklenen gelir olduğu, ancak satış vaadi sözleşmelerinin adi yazılı olarak yapıldığı, gayrimenkullerin mülkiyetinin henüz taahhütte bulunan gerçek kişiye devrinin tamamlanmadığı dikkate alındığında gelinen durum karşısında hedeflenen ticari karın geçmiş dönem ticari karları ile mukayese edildiğinde gerçekleşmesinin mümkün olmadığı, projenin gerçekleşme şansı bulunmadığı, davacı şirketin rayiç değerlere göre borca batık olduğu gerekçesiyle davanın reddi ile davacı şirketin iflasına, iflasın adi tasfiye usulüne göre yapılmasına karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİKarar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkili şirket yetkilisinin duruşmaya katılımını sağlamak üzere çıkarılan davetiyenin 20.01.2026 tarihinde tebliğ edildiğini, buna karşılık duruşmanın 21.01.2026 tarihinde icra edildiğini, duruşmadan yalnızca bir gün önce yapılan bu tebligatın, borçluya savunmasını hazırlama, vekiliyle gerekliği hazırlığı yapma ve yargılamaya etkin katılım gösterme imkanı tanımadığını, HMK m. 27'de güvence altına alınan hukuki dinlenilme hakkının açık ihlali niteliğinde olduğunu, tahkim yargılamasının sonucu beklenmeden verilen kararın hatalı olduğunu, ön proje ekinde sunulan uzman görüşleri ve hukuki mütalaalar birlikte değerlendirildiğinde ... Enerji'nin tahkim davasını kazanma ihtimalinin yüksek olduğunu, buna bağlı olarak da konkordato projesinin başarıyla tamamlanmasının kuvvetle muhtemel bulunduğunu, konkordato komiser heyeti tarafından sunulan raporun, konkordato projesi okunmaksızın ve projede yer alan açıklamalara hiçbir şekilde cevap verilmeden hazırlandığını, hüküm kurmaya elverişli olmayan bu rapora dayanılarak karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, revize konkordato ön projesinde, bizzat komiser heyeti ile yapılan toplantılarda dile getirilen eleştiri ve değerlendirmeler doğrultusunda yeniden yapılandırılarak projeye yeni finansal kaynaklar eklendiğini, ödeme planlarının güncellendiğini, alternatif senaryoların ortaya konulduğunu, anacak bu hususların komiserler tarafından irdelenmediğini, Yönetim Kurulu Başkanının fedakarlığının ve şirketi kurtarmaya yönelik iradesinin tamamen göz ardı edildiğini, Yönetim Kurulu Başkanı'na ait taşınmazların yüklenici (müteahhit) şirketten satın alındığına ilişkin satış vaadi sözleşmelerinin bulunduğunu, fiili zilyetliğin de Yönetim Kurulu Başkanı'nda olduğunu, bu hususun taşınmaz teslim tutanaklarıyla desteklendiğini, öğreti ve yerleşik içtihada göre; satış vaadi sözleşmesi ile birlikte zilyetliğin devredilmiş olmasının, tarafların gerçek iradesini ve ekonomik tasarruf yetkisini ortaya koyan güçlü bir olgu niteliğinde olduğunu, konkordato değerlendirmesinde bu hususların tamamen yok sayılmasının hukuken hatalı olduğunu, projede ayrıntılı biçimde ortaya konulan akademik ve hukuki dayanaklara komiser heyeti raporunda ve mahkeme kararında hiçbir şekilde cevap verilmediğini, ileri sürülen somut açıklamalar tartışılmaksızın sonuca gidildiğini, konkordato revize ön projesinde, özellikle tahkim davasının gücü, bu yeterli olmadığı takdirde, şirketin konkordato mühleti içerisinde faaliyet geliri elde etme ihtimali ve en güçlü ispat olarak yönetim kurulu başkanının, güncel rayiç değerleriyle (satış tarihi de dikkate alınarak) borcu karşılar miktarda değeri olan kıymetli taşınmazları borç tasfiyesi amacıyla beklentisiz olarak tahsis etmesi, makul ve yaklaşık olmanın ötesinde, güçlü bir biçimde konkordato projesinin başarıya ulaşacağını ortaya koyduğunu, şirket yönetim kurulu başkanı tarafından şahsi malvarlığına dahil taşınmazlar üzerinden kamu borçlarının teminat altına alınmasının, şirketin konkordato talebinin samimi, dürüst ve iyi niyetli şekilde yapıldığını gösterdiğini, borçların tasfiyesine yönelik iradenin ise soyut bir beyanla sınırlı kalmayıp somut ve bağlayıcı adımlarla desteklendiğini, bu hususların borçlu şirketin samimiyet ve dürüstlüğünün açık bir göstergesi olduğunu, mahkeme tarafından tahkim yargılamasından doğması muhtemel ve ciddi bir tahsil kabiliyeti bulunan alacak sonucunun beklenmemesi, projede ortaya konulan alternatif finansman ve taşınmaz kaynaklarının yeterince değerlendirilmemesi ve konkordatonun başarısını destekleyebilecek kısa süreli ek mühlet seçeneğinin hiç tartışılmaması, kararın eksik incelemeye dayandığını gösterdiğini, oysa iflas halinde işletmenin faaliyetinin tamamen sona ereceğini, mal varlığının tasfiye sürecine gireceğini, bu durumda alacaklıların elde edeceği tahsil oranının konkordato projesi kapsamında öngörülen orandan daha düşük olacağını, mahkemece borçlunun yaşatılması ve alacaklıların daha yüksek oranda tatmini amacını taşıyan konkordato kurumunun koruyucu ve iyileştirici fonksiyonu gözetilmeksizin doğrudan iflasa hükmedilmesinin hem ölçülülük ilkesiyle hem de konkordatonun sistematik amacıyla bağdaşmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, İİK'nun 285. vd. maddeleri uyarınca geçici ve kesin mühlet kararları verilmesi ile konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir.Konkordato talep eden şirket hakkında █████/2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, █████/2026 tarihinde ise konkordato talep eden şirket hakkındaki mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine ve şirketin iflasına karar verilmiştir.Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş olup yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, davanın, yetkili olan asliye ticaret mahkemesinde açıldığı ve 6100 sayılı HMK'nun 74. maddesinde belirtilen şekilde borçlu şirkete ilişkin sunulan vekaletnamede konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır.İstinafa konu uyuşmazlık, konkordato talep eden şirket yönünden kesin mühlet şartlarının oluşup oluşmadığı ile konkordato talebinin reddi ile iflas kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır."Konkordato talep eden borçlu, ön projede, faaliyetine devam etmek ve konkordatoyu başarılı kılmak için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını mutlaka açıklamalıdır. Bu çerçevede, ön projede, özellikle, konkordato mühleti içinde işletme sermayesinin nasıl sağlanacağı açık ve net bir şekilde gösterilmelidir. Öte yandan, alacaklılara ödeme yapılabilmesi için gerekli mali kaynağın nasıl elde edileceği açıklanmalıdır; bu çerçevede, ortakların yeni sermaye getirmeleri veya sermayeyi karşılıksız tamamlamaları, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, -güç olmakla birlikte- işletmenin bir bankadan kredi bulması gibi yöntemler ilk akla gelenlerdir." (Yeni Konkordato Hukuku, Öztek.., sh.185)İİK 289. maddesinde, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya 1 yıllık kesin mühlet verileceği düzenlenmiştir. Borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku -Av.Sümer Altay, sayfa 112, 1. Cilt).İİK'nın 292. maddesinde; İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir:a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa.b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa.c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa.d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse.İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir.Mahkemenin kesin mühlet kararını verebilmesi için konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olması gerekmektedir. İİK'nun 287. maddesinde, borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" olarak nitelendirilmiştir.İİK'nın 289/1. maddesinde mahkemenin kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde vereceği düzenlenmiştir.İİK'nın 288/1. ve 287/5. maddeleri yollaması ile geçici mühlet için de uygulanacak İİK'nın 292. maddesinde ise iflasa tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra anılan maddede sayılan hususların gerçekleşmesi halinde, mahkemenin kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar vereceği düzenlenmiştir.İİK madde 292/1'de a, b ve c bendinde sayılan hallerde, iflasa tabi borçlu hakkında borca batıklık söz konusu olmasa dahi konkordato talebinin reddi ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesi zorunludur.(Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 3. Baskı, s. 123.)Yargıtay 6. HD. 14.12.2021 tarihli █████████ E. █████████ K. Sayılı ilamı; "...Konkordato iflas ertelemenin aksine şirket kurtarma yolu değildir. Alacaklıların alacağına kavuşmasını amaçlayan bu kurum özünde borçlu şirketin faaliyetlerine devamını sağlamayı ve bu sayede borçların ödenmesini amaçlamaktadır. Konkordatonun tasdik şartlarından biri alacaklının eline olası bir iflasta geçecek bedelden daha fazlasının geçmesidir. Bu aslında konkordatonun amaçladığı sonuçlardan biridir. Konkordato sürecinde, dava teorisinin aksine yargılama sırasında değişen sermaye artırımı, iş ortaklığı yapılmsı vs. gibi durumların da nazara alınması, değişen hususların projenin uygulanabilirliğine etkisinin tartışılması gerekmektedir. ... borca batıklığın tespitinde İİK’nın 376. maddesi uyarınca borçlu malvarlığının rayiç değerlerinin dikkate alınması gerekirken, yalnızca şirket hesap ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonuçları ile yetinilmesi de doğru olmamıştır." şeklindedir.Yargıtay 6. HD. █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı;"...Borca batıklık ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Şirketin borca batık durumda olup olmadığı TTK’nın 376. maddesi uyarınca rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Mahallinde keşif yapılarak, uzman bilirkişi aracılığıyla tespit edilebilen niteliklerine göre kayıtlardaki malvarlığının (örn; araçlar, model ve yaş gibi diğer özelliklerine göre) rayiç tespitinin yapılması mümkündür. Rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Dava teorisindeki genel ilkeden farklı olarak konkordato bir dava olmadığından borca batıklık sadece talep tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir..." şeklindedir.Konkordato komiser heyeti tarafından düzenlenen █████/2026 tarihli raporda; şirket dosyasındaki verilerden, şirket merkezi ziyaretinden ve toplantılarda elde edilen bilgiler ışığında şirketin aktif olarak yürüttüğü bir projesinin olmadığı, şirket kayıtlarına göre personel maaş ödemelerinin yapıldığı, kamuya olan yükümlülüklerin yerine getirilmediği, şirketin net işletme sermayesini kaybettiği, kaydi ve rayiç değer bilançosuna göre sermaye kaybı olduğu, 31.12.2025 tarihi itibariyle 2 kişi istihdam ettiği, elinde mevcut taşıtları ve demirbaşları bulunduğu, mevcut durum itibarıyla çalışma kabiliyetinin devam etmediği, revize projede öngörülen ilk senaryoda, konkordato revize projesinin temel dayanağının tahkim davasından elde edilmesi beklenen gelir olduğu, ancak sadece gelecek bir dönemde elde edilmesi ihtimali bulunan alacağın tahsiline dayalı projenin uygulanılabilir olduğu sonucuna varılamayacağı, revize projede öngörülen ikinci senaryoda, konkordato revize proje dayanağının yönetim kurulu üyesinin satış vaadi sözleşmesi sonucunda devralması beklenen gayrimenkullerin satışından beklenen gelir olduğu, ancak satış vaadi sözleşmelerinin adi yazılı olarak yapıldığı, gayrimenkullerin mülkiyetinin henüz taahhütte bulunan gerçek kişiye devrinin tamamlanmadığı ve akıbetinin ne olacağının bu aşamada bilinemeyeceği hususları birlikte dikkate alındığında, bu senaryoya dayalı bir projenin uygulanılabilir olduğu sonucuna varılamayacağı, Şirket'in 31.12.2025 tarihli kaydi değer bilançosunda, kaydi değer özkaynaklarının (-) 232.728.779,03 TL olarak hesaplandığı ve borca batık olduğu, heyet tarafından hazırlanan 31.12.2025 tarihli rayiç değer bilançosunda Şirket'in rayiç değer özkaynaklarının 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 376'ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ hükümleri de dikkate alınarak (-) 45.428.521.90 TL olarak hesaplandığı ve borca batık olduğu, revize projede sunulan her iki projeksiyona göre, mevcut durum itibariyle konkordatonun başarıya ulaşma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğu yönünde bir değerlendirme yapılamayacağı belirtilmiştir.Dosya kapsamına sunulan komiser raporunda, şirketin aktif olarak yürüttüğü bir projesinin olmadığı, kamuya olan yükümlülüklerin yerine getirilmediği, şirketin net işletme sermayesini kaybettiği, kaydi ve rayiç değer bilançosuna göre sermaye kaybı olduğu, mevcut durum itibarıyla çalışma kabiliyetinin devam etmediği, revize projede öngörülen tahkim davasından elde edilmesi beklenen gelirin gelecek bir dönemde elde edilmesi ihtimali bulunan alacak olması nedeniyle bunun tahsiline dayalı projenin uygulanabilir olmadığı, revize projede öngörülen yönetim kurulu üyesinin satış vaadi sözleşmesi sonucunda devralması beklenen gayrimenkullerin satışından beklenen gelirin projeye etkisi değerlendirildiğinde satış vaadi sözleşmelerinin adi yazılı olarak yapılması, gayrimenkullerin mülkiyetinin henüz taahhütte bulunan gerçek kişiye devrinin tamamlanmaması ve akıbetinin ne olacağının bilinmemesi dikkate alındığında projenin bu yönüyle de uygulanabilir olmadığı, Şirket'in 31.12.2025 tarihli kaydi değer bilançosunda kaydi değer özkaynaklarının (-) 232.728.779,03 TL olarak hesaplandığı ve borca batık olduğu, 31.12.2025 tarihli rayiç değer bilançosunda Şirket'in rayiç değer özkaynaklarının (-) 45.428.521.90 TL olduğu, şirketin borca batık olduğu tespit edildiğinden revize projede sunulan her iki projeksiyona göre mevcut durum itibariyle konkordatonun başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı, İİK'nın 292/son fıkrası uyarınca borçlu şirket temsilcisine tebligat yapılmasına rağmen duruşmaya katılmadığı, buna göre Mahkemece konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı ve konkordato talep eden şirketin borca batık olduğu gerekçesiyle konkordato talebinin reddine ve konkordato talep eden şirketin iflasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararı esas ve usul yönünden hukuka uygun olduğundan konkordato talep eden şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ███████ Karar sayılı ve █████/2026 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan konkordato talep eden şirket vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı konkordato talep eden şirket tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Konkordato talep eden şirket tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İİK'nun 293/son fıkrasının atfı ile aynı Kanunun 164. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026