Anahtar kelimeler: Çarpışarak Kazadan Yaşanan Esaskarar Fiilden Kayseri Kazada Geçirdiklerini Yazim Katip

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...

T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ...
KARAR NO
: ...
HAKİM
: ...
KATİP ...
DAVACI
: ...
VEKİLLERİ
: Av. ...
Av. ...
DAVALI
: 1- ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: 2- İ ...
VEKİLLERİ
: Av. ...
Av. ...
Av. ...
DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ ...
KARAR TARİHİ ...
KARAR YAZIM TARİHİ
: ...
Mahkememize açılan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin █████/2020 tarihinde ... plakalı araç ile hareket halinde iken ...'nın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç ile çarpışarak kaza geçirdiklerini, yaşanan kazada müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını ve uzun süre tedavi gördüğünü, yaşanan kazadan sonra adli tıp kurumundan alınan raporda davalı araç sürücüsü hakkında %15 oranında kusurlu olduğu şeklinde rapor tanzim edildiğini, Bünyan Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...esas sayılı dosyada davalı araç sürücüsünün suçlu bulunduğunu ve cezaya çarptırıldığını, kazadan sonra davalının hiç bir şekilde müvekkiline yardımda bulunmadığını, maddi ve manevi destek sağlamadığını, öncelikle davalılar aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesini, akabinde müvekkili lehine ön ödemeye hükmedilmesini, yapılacak yargılama sonucunda şimdilik 500,00-TL maddi tazminatın davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine, ayrıca müvekkili lehine 30.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
:
Davalı ... Sigorta A.Ş. dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle: öncelikle arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemesi nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiğini, kusur oranının tespiti için dosyanın adli tıp kurumuna gönderilmesi gerektiğini, ayrıca davacının maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp 3. İhtisas Kurumu'na sevkinin gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılandığından bu kalemler yönünden müvekkili şirketin bir sorumluluğunun bulunmadığını, geçici iş göremezlik tazminat taleplerinin teminat dışı olduğunu, davacı tarafa SGK tarafından yapılmış ödeme varsa bunların hükmedilecek tazminattan mahsubunun gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının sorumluluğu oranında olduğunu, ayrıca davacı tarafın kusur ve maluliyet arasında illiyet bağı bulunduğunu ispat etmesi gerektiğini, davacının koruyucu ekipman kullanıp kullanmadığının tespitinin de gerektiğini ve gerekli tedbirleri almadı ise hükmedilecek tazminattan indirim yapılmasının gerektiğini, davanın usulden ve esastan reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle: zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemesi nedeniyle davalı ... Sigorta A.Ş. bakımından davanın usulden reddinin gerektiğini, sigorta şirketi yönünden usulden reddine ilişkin karar verilmesi halinde ise asliye ticaret mahkemelerinin görevli olmayacağını, asliye hukuk mahkemelerine görevsizlik kararı verilmesini, Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosya kapsamında alınan raporda müvekkili aleyhine %15 oranında kusur atfedildiğini, kazanın █████/2020 tarihinde meydana geldiğini ve davacının taleplerinin 2 yıllık zaman aşımına uğradığını, kazada davacının %85 oranında kusurlu olduğunu, öncelikle usuli itirazları değerlendirilerek davanın usulden reddine, esasa girilmesi halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:
Sigorta poliçesi, kaza tespit tutanağı, kaza fotoğrafları, Bünyan Asliye Ceza Mahkemesinin ...esas...karar sayılı dosyasının uyap kayıtları, tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırma sonuçları, hastane kayıtları, kazaya karışan araçların trafik kayıtları ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, gerekli bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır.
Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinin █████/2024 tarihli raporunda: kamyonet sürücüsü ...’ın % 85 (yüzde seksen beş) oranında kusurlu, otomobil sürücüsü ...’nın %15 (yüzde on beş) oranında kusurlu yönünde görüş bildirmişlerdir.
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın █████/2025 tarihli raporunda: Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında birlikte değerlendirildiğinde, ...'ın 13.12.2020 tarihli trafik kazası sonucu meydana gelen kemik (klavikula, çoklu kot, tibia, fibula) kırıkları ile alt ekstremitede mevcut patolojileri nedeniyle; altı (6) ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı (tıbbi şifa süresinin 6 (altı) ay olduğu, tüm vücut fonksiyon kaybı oranının ve/veya engel oranının %8 (yüzdesekiz) olduğu görüş ve kanaatinde olduklarını bildirmişlerdir.
Adli Tıp Uzmanı ve Aktüerya hesap uzmanı bilirkişiden oluşan heyetten alınan █████/2026 tarihli raporda: davacının dava konusu kaza sonrasında geçici iş göremezlik zararının 2.360,62-TL, tedavi gideri zararının 2.775,00-TL, toplam (geçici iş göremezlik ve tedavi giderleri) zararının 5.135,62-TL olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sağlık/tedavi giderleri teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 410.000,00-TL) kapsamında kaldığı, sürekli iş göremezlik zararının 41.079,87-TL olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sakatlık/ölüm teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 410.000,00-TL) kapsamında kaldığı kanaatinde olduklarını bildirmişlerdir.
YARGILAMA VE GEREKÇE
:
Dava, meydana gelen trafik kazası nedeniyle geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, tedavi gideri ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
█████/2020 tarihinde davacı ..., ... plakalı aracı ile hareket halinde iken davalı ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile çarpışması sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiştir. Dava dilekçesi ve █████/2024 tarihli talep açıklama dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde davacı belirsiz alacak olarak şimdilik 200,00-TL sürekli iş göremezlik, 200,00-TL geçici iş göremezlik, 100,00-TL tedavi gideri ve 30.000,00-TL manevi tazminat talep etmiştir.
Dosya kapsamındaki poliçenin incelenmesinde, ... plakalı otomobil cinsi aracın kaza tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS sigortalı olduğu, kaza tespit tutanağına göre kaza sırasında araç sürücüsünün davalı ... olduğu anlaşılmaktadır.
Belirsiz alacak davası açılıp açılamayacağı yönünden yapılan değerlendirmesinde;
Dava dosyası trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Talep konusu açıkça taraflar arasında tartışmalıysa ya da açıkça belirli değilse açılan belirsiz alacak davasında davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Açılmış olan bir davada alacağın taraflar arasında tartışmalı olup olmadığı ya da açıkça belirli olup olmadığı davalının davaya vereceği cevapla anlaşılabilir. Nihayet hakim, ön inceleme aşamasında bu hususu tespit edebilir. Şayet, davalı davaya cevabında alacağı tartışmalı hale getirmişse artık, açılmış olan belirsiz alacak davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmeyip işin esası hakkında hüküm kurulması gerekir. (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası,s.320-321)
Eldeki davada davacı maddi tazminat talepleri yönünden belirsiz alacak davası açtığını bildirmektedir. Davalıların cevap dilekçesinden de anlaşılmaktadır ki; davacının alacağı taraflar arasında tartışmalı hale gelmiştir. Tüm bu açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı vardır ve belirsiz alacak davası şeklinde dava açması hukuken mümkündür.
-Mahkememizce kusur ön sorun değerlendirmesinde,
Mahkememizce taraflara tanık bildirmeleri için süre verilmiş, Bünyan Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasının uyap kayıtları dosya arasına alınmış, kaza tespit tutanağı ve savcılık dosyası celp edilmiş, adli tıp kurumundan kusur raporu alınmıştır.
█████/2020 günü saat 20:00 sıralarında, sürücü ... yönetimindeki ... plaka sayılı otomobil ile D-300 karayolu üzerinde Kayseri istikametinden Malatya istikametine seyrederek olay yerine geldiğinde, ön ilerisinde sağındaki tali yoldan gelerek D-300 devlet karayoluna katılmasını müteakip yan yana iki sürekli çizgi ile bölünmüş bu yolda Kayseri istikametine dönüş manevrası yaparak seyir yoluna giren sürücü ... yönetimindeki ... plaka sayılı kamyonetin sol ön teker ve çamurluk kısmına çarpması sonucu dava konusu kaza meydana gelmiştir.
Trafik Kazası Tespit Tutanağı ve dosya içeriğine göre kazanın; 7,50 m. genişliğinde, yan yana iki sürekli çizgiyle bölünmüş, tek yönlü, düz, eğimsiz, kuru, asfalt kaplama, aydınlatması olmayan yolda, gece meydana geldiği, havanın açık olduğu, çarpma noktasının sol şerit üzerinde belirlendiği, olay yerinde düşey ve yatay işaretlemelerle belirlenmiş yaya geçidi bulunduğu, kaza yerindeki azami hız limitinin 110 km/s olduğu, Trafik Kazası Tespit Tutanağı'nda kamyonet sürücüsü ...'ın KTK.84/h kuralını ihlal ettiği, otomobil sürücüsü ...’nın ise KTK.52/1-a kuralını ihlal ettiğinin belirtildiği, Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi’nce hazırlanmış █████/2021 tarihli raporda davalı sürücü ... % 85 (yüzde seksen beş) oranında, davacı sürücü ... ise % 15 (yüzde on beş) oranında kusurlu bulunduğu, yürütülen ceza davası sonucunda katılan ... asli kusurlu, sanık ... ise tali kusurlu bulunmak suretiyle Bünyan Asliye Ceza Mahkemesi’nce █████/2022 tarihinde karar verildiği, tüm bu verilere göre kamyonet sürücüsü ...'ın, yönetimindeki araçla tali yoldan gelip bölünmüş yola katılmasını müteakip, kontrolsüz ve kurallara aykırı biçimde yan yana iki sürekli çizgiyle bölünmüş yolda dönüş manevrası yaptığı sırada, D-300 karayolu üzerinde doğru seyrederek gelen sürücü İrfan yönetimindeki otomobilin seyir şeridini kapatıp, söz konusu otomobilin, aracının sol ön teker ve çamurluk kısmına çarpmasına sebebiyet verdiği olayda; dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketleri nedeniyle %85 oranında, otomobil sürücüsü ...'nın, yönetimindeki araç ile bölünmüş yol üzerinde seyri sırasında, olay yeri yaklaşımında görüp hareketlerini izlediği kamyonete daha tedbirli yaklaşması gerekirken bu hususa özen göstermemiş, bu haliyle yolun sağından kontrolsüz biçimde dönüş manevrası yapan kamyonete karşı etkin tedbirde gecikerek çarpması sonucu meydana gelen olayda %15 oranında kusurlu olduğuna dair düzenlenen adli tıp kurumu raporu usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda kusur dağılımı ... %25, ... %75 şeklinde belirlenmiş ise de mahkememizce aldırılan adli tıp kurumu raporundaki oranlarla arada fahiş bir fark bulunmadığı, asli-tali kusur noktasında ceza dosyasında alınan raporlarla çelişilmediği anlaşılmakla yeniden kusur raporu aldırılmasına gerek görülmemiştir.
Mütefarik kusura ilişkin değerlendirmede;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.
Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418)
Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığında, davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Dosya kapsamında bulunan delillerden davacının kaza sırasında emniyet kemeri takmadığına yönelik bir tespitin bulunmadığı, savcılık/ceza dosyasında da bu yönde bir delil bulunmadığı görülmekle hesaplanan tazminatlardan müterafik kusur indirimi yapılmamıştır.
-Maluliyet durumuna dair değerlendirmesinde;
Davacının kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yükümlerine göre ERÜ Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan rapor almıştır. Alınan █████/2025 tarihli rapora göre davacının 6 ay süreyle geçici iş göremez halde kalacağı, sürekli iş göremezlik oranının % 8 olduğu belirtilmiştir. Düzenlenen bu rapor dosya kapsamı ile uyumlu olması ve bu rapor ile çelişen başka bir rapor bulunmaması nedeniyle mahkememizce de hükme esas alınmıştır.
-Aktüerya hesabına ilişkin değerlendirmede;
HMK’nun 273/1. maddesi gereği mahkememizce toplanan tüm deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; TRH 2010 yaşam tablosu ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilen progresif rant usulü (%10 arttırma-iskonto formülü ile) ile davacıların aktüer zarar hesabının yapılması hususunda açıklamalı rapor alınmasına karar verilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde asgari ücretin üzerinde gelir elde ettiğine dair bir iddiada bulunmamıştır. Bu nedenle karar tarihinde geçerli olan asgari ücret miktarına göre hesaplama içeren █████/2026 tarihli aktüer bilirkişi raporuna mahkememizce de itibar edilmiştir.
- Geçici iş göremezlik ve tedavi gideri tazminatının teminat kapsamı dışında olup olmadığına dair değerlendirmede;
2918 sayılı Kanun’un 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, “Trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", kanunun geçici 1.maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59’uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür.
Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün kanundan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinin kabulü gerekir. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir.
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar,
1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri,
2-Tedaviyle ilgili diğer giderler,
3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler,
Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.
Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır.
Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki;
1-Bakıcı giderleri
2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları)
3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir.
Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez.
Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder.
Bu halde geçici iş göremezlik, tedavi gideri ve bakıcı gideri tazminatının sigorta teminatı kapsamında olduğu kabulü gerekir.
Somut olayda tedavi gideri talebi, ZMMS poliçesinin sağlık giderleri-şahıs başına kalemine dahil olup davalı sigorta şirketinin bu kalem zararlardan sorumluluk limiti 410.000,00-TL'dir. Hükmedilen 2.775,00-TL tedavi gideri tazminatı sigortanın daha önceden ödemesi bulunmadığından teminat limiti kapsamındadır.
Davacı için hükmedilen 2.360,62-TL geçici iş göremezlik ve 41.079,87-TL sürekli iş göremezlik tazminatı ise Yargıtay'ın güncel kararlarına göre poliçedeki kişi başı ölüm/sakatlık limiti olan 410.000,00-TL kapsamındadır.
-Faize ait değerlendirmede;
2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.
Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise arabulucuk başvuru tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrüt faizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir.
Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır.
Anılan açıklamalar uyarınca davacı vekilinin █████/2026 tarihli talep arttırım dilekçesinde faizin arabulucuya başvuru tarihinden itibaren başlatılmasını talep ettiği, davacının davalı sigorta şirketine yönelik olarak arabuluculuk başvurusu üzerine █████/2021 tarihli arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği görülmekle taleple bağlı kalınarak iki davalı yönünden de bu tarih temerrüt tarihi olarak kabul edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde veya talep arttırım dilekçesinde faiz türü belirtmemiş olup davalıya ait araç da ticari araç olmadığından hükmedilen tazminatlara yasal faiz uygulanmıştır.
-Manevi tazminata dair değerlendirmede;
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Yargıtay’ın 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun hak ve nesafet kurallarına göre uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların değerlendirilmesi gerekir. Hakim manevi tazminata hükmederken; tarafların kusur durumu, kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları, zarar ile olay arasındaki illiyet bağı, ölüm halinde kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması, olayın tarihi, olayın ağırlığı, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, davacı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak davacılar için zenginleşme, davalılar için yoksulluğa neden olmayacak şekilde belirlenmelidir.
Somut olayda; yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, meydana gelen olayın ve davalının fiilin niteliği, olayın oluş yer ve şekli, davalı araç sürücüsünün %15 kusuru, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacının olay tarihindeki yaşı, kazadan dolayı %8 malul kalması, 6 ay geçici iş göremezlik durumu nedenleriyle çekmiş olduğu acı ve ızdırap hali, olay tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda dava dilekçesinde talep edilen 30.000,00-TL manevi tazminatın dosya kapsamı ile uyumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
-Arabuluculuk ücretine ilişkin değerlendirmede;
TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir.
Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.
Yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilerek arabuluculuk masrafları davacı üzerinde bırakılmıştır. (Bkz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı)
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KABULÜ ile,
1-2.360,62-TL geçici iş göremezlik ve 41.079,87-TL sürekli iş göremezlik tazminatının (davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden ZMMS poliçesinin sakatlanma limitinden karşılanmak ve sorumluluğu teminat limiti olan 410.000,00-TL ile sınırlı olmak koşuluyla) taleple bağlı kalınarak █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-2.775,00-TL tedavi gideri tazminatının (davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden ZMMS poliçesinin sağlık gideri limitinden karşılanmak ve sorumluluğu teminat limiti olan 410.000,00-TL ile sınırlı olmak koşuluyla) taleple bağlı kalınarak █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-30.000,00-TL manevi tazminatın davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Maddi tazminat yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 3.156,98-TL ilam harcından, tahsil edilen 520,87-TL peşin harç ve 268,40-TL ıslah harcının mahsubuna, bakiye 2.367,71-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Manevi tazminat yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 2.049,30-TL ilam harcının davalı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
7-Davacı tarafın yaptığı 179,90-TL başvurma harcı, 520,87-TL peşin harç, 268,40-TL ıslah harcı, 3.375,00-TL adli tıp fatura ücreti, 8.000,00-TL bilirkişi ücreti, 457,00-TL posta ücreti olmak üzere toplam 12.801,17-TL yargılama giderinin davalılardan (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin 7.762,36-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
8-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
9-Maddi tazminat yönünden
: Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine,
10-Manevi tazminat yönünden
: Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine,
Dair, davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, diğer davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
Hakim ...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!