Anahtar kelimeler: Daini Mürtehini Aşne İpotekli Yangın Ştinin Borçlusu İpoteği Bakirköy Bankaya

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ Karar
DAVA
: Sigorta (Yangın Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ
: █████/2019
BİRLEŞEN BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
████████ ESAS- ████████ KARAR SAYILI DOSYASI
DAVANIN KONUSU
: SİGORTA (Yangın Sigortası Kaynaklı)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın daini mürtehini olduğu taşınmazın davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığını, sigortalı ipotekli taşınmazın 26.09.2017 tarihinde dava dışı ... A.Ş'ne müvekkili banka ipoteği ile yükümlü olarak devredildiğini, dava dışı kredi borçlusu ... Ltd Ştinin müvekkili bankaya olan muaccel borçlarını ödememesi üzerine kredi borçlusu ile ipotekli taşınmaz maliki dava dışı şirket hakkında Ankara 1 İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibinin başlatıldığını, 25.10.2018 tarihinde sigortalı taşınmazda yangın çıktığını ve hasar oluştuğunu, müvekkili bankanın davalı sigorta şirketi nezdinde düzenlenen sigorta poliçesi kapsamında daini mürtehin sıfatına haiz olması sebebiyle TTK'nun 1456. Maddesi gereğince sigorta poliçelerinde baştan beri müvekkili bankanın daini mürtehin sıfatı nazara alındığında, ipotekli taşınmazda belirlenen hasar bedelinin müvekkili bankaya ödenmesi gerektiğini, bu kapsamda davalıya 31.10.2018 tarihinde davalı şirketin çağrı merkezine hasar ihbarının yapıldığını, davalı şirket tarafından mevcut poliçede sigortalı olarak ... ...Ltd Şti'nin görünmesi ancak hasara uğrayan taşınmaz malikinin iş bu şirket olmaması sebebiyle bankanın kredi borçlusu ... ... Ltd Şti'nin hasara konu riziko üzerinde herhangi bir menfaatinin olmadığı gerekçesi ile poliçenin geçersiz olduğunu bildirmek suretiyle hasar bedelinin ödenmeyeceğinin 04.03.2019 tarihinde elektronik posta yoluyla müvekkili bankaya bildirdiğini, davalı şirketin tazminat talebinin reddine dayanak yapılan TTK 1408. Maddesi ve yine bu içerisinde atıfta bulunulan TTK 1470, maddesi hükümleri incelendiğinde, sigortalanan menfaatin yokluğundan bahsedildiğini, olayda ise müvekkili bankanın sigorta poliçelerinden kaynaklanan rehin alacaklısı sıfatının hasar tarihinde bulunduğundan bu maddelerde belirtilen menfaat sahibinin değişmesi durumunun söz konusu olmadığını, talebin reddedilmesinin TMK 2. Maddesine aykırı olduğunu belirterek dava konusu sigortalı taşınmazda meydana gelen yangın sebebiyle oluşan hasar bedelinin şimdilik 100.000,00TL kısmının 30.11.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesinde belirtilen oranda işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... ...A.Ş. arasında yaptığı sigorta sözleşmesine binaen sigorta ettiren ...’ e ait Esenyurt /İstanbul riziko adresindeki iş yerinin ilk olarak 24.03.2016 - 2017 tarihleri arasında meydana gelebilecek yangın, yıldırım, infilak v.s rizikolara karşı sigortalandığını, bu sözleşmeye binaen ... İşyerim Sigorta Poliçesi düzenlendiğini ve poliçeye davacı ... Bankası A.Ş. Keçiören Şubesi’ nin rehinli alacaklı olduğu yönünde kayıt düşüldüğünü, anılan poliçe süresinin dolayısıyla teminatın sona erdiği 24.03.2017 tarihinden 10 ay sonra müvekkilinin ...A.Ş. Keçiören Şubesi tarafından 19.01.2018 tarihinde sigortalısı ... ...A.Ş. 'nin 19.01.2018 -2019 vadeli ... Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, dava dilekçesinde bir önceki poliçenin yenilendiği yönündeki beyanın doğru olmadığını, bir önceki poliçenin süresinin 24.03.2017 tarihinde sona ermesinden sonra, yeni
poliçenin 19.01.2018 tarihinde yürürlüğe girdiğini, 31.10.2018 tarihinde taşınmazda yangın ve buna bağlı maddi hasar meydana geldiğini, davacı tarafından rehinli alacaklı sıfatı ile müvekkili şirketten sigorta tazminatı talep edilmesi üzerine, müvekkili tarafından hasar dosyası açılarak gerekli araştırmaların yapıldığını, taşınmazın tapu kayıtlarının incelenmesi neticesinde, poliçe düzenlenmesi tarihinden önce 26.09.2017 tarihinde sigortalı ... firması tarafından ... ... A.Ş. ye satıldığının belirlendiğini, buna göre sigorta konusu malın mülkiyetinin
sigortalı olmadığı bir dönemde el değiştirilmiş olduğunu, bu hususun sigorta sözleşmesinin kurulması aşamasında beyan edilmediğini, poliçenin akdinde ...’in hem sigorta
ettiren, hem de sigortalı olarak belirlenmiş şekilde düzenlendiğini, gerçek menfaat sahibi olan ... A.Ş.nin poliçede yer almadığını, 19.01.2018 tarihinden önce taşınmazın malikinin değiştiğinin anlaşıldığını, uyuşmazlığın yangına bağlı olarak işyerinde meydana gelen zararın tazminine ilişkin olduğunu, poliçede bu teminat karşılığı bina yangın teminatının gösterildiğini, sigorta bedelinin 7.000.000TL olduğunu, sigortalı olarak gösterilen kişinin mülkiyet menfaatini teminat altına almak için konulduğunu, ...’in poliçe tanzim tarihinde taşınmaz maliki
olmadığından herhangi bir sigortalanabilir menfaatinin de bulunmadığını beyanla sigorta poliçesinin tanzim edildiği tarihte geçersiz olması nedeniyle iddia ve dava konusu zararın müvekkilinden talep edilmesinin mümkün olmaması sebebi ile davanın esastan reddini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA;
DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; işbu davaya konu edilen sigorta tazminatından (hasar bedelinden) kaynaklanan alacak istemi dışında kalan alacaklarının 100.000,00-TL’sinin Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E sayılı dosyasında görülmekte olan davaya konu edildiğini, işbu davanın derdest olduğunu ve davalar arasında bağlantı bulunduğunu, bu nedenle yargılama kolaylığı ve usul ekonomisinin teminen evrak üzerinde verilecek karar ile davanın Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ E sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini, yangın kaynaklı hasarın meydana geldiği müvekkili bankanın dain-i mürteini olduğu taşınmazın anılan hasara karşı davalı tarafından sigorta edildiğini, 25.10.2018 tarihinde sigortalı taşınmazda yangın çıktığını ve hasar oluştuğunu, müvekkili bankanın davalı sigorta şirketi nezdinde düzenlenen sigorta poliçesi kapsamında daini mürtein sıfatına haiz olması sebebiyle ipotekli taşınmazda belirlenen hasar bedelinin müvekkili bankaya ödenmesi gerekmekte olduğunu, müvekkili bankanın talebi üzerine ipotekli taşınmazın, ipotek tesis tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren düzenli olarak davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanmış olduğunu, müvekkili banka tarafından sigorta primlerinin eksiksiz olarak ödendiğini, davalı sigorta şirketinin malik değişikliğinin bildirilmediğini, kredi borçlusunun menfaati bulunmadığı gerekçesiyle rehin alacaklısı olarak müvekkili bankaya hasar bedelini ödemekten kaçınmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından hasar bedelinden kaynaklanan tazminata ilişkin ödemenin, TTK. 1408 maddesi gerekçe gösterilmek suretiyle sigorta sözleşmesinin yapıldığı anda sigortalanan menfaatin mevcut olmadığı ve bu nedenle sigorta sözleşmesinin geçersiz olduğunu, tazminat talebinin reddi yasal dayanaktan yoksun olduğu gibi sigorta hukuku prensiplerine de aykırı olduğunu, davalı sigorta şirketinin hasar bedeline ilişkin tazminat talebinin menfaat yokluğu nedeniyle rehin alacaklısı sıfatıyla müvekkili bankaya ödenmesi talebinin reddinin, Türk Medeni Kanununun 2.maddesine de aykırı olduğunu, yangın sigortası genel şartlarının B.8.1. maddesinde , “sigortacı kesinleşmiş olan tazminat miktarını en geç bir ay içerisinde ödemek zorundadır.” şeklinde düzenleme bulunduğunu, █████/2018 tarihinden itibaren tazminat tutarına faiz işletilmesi gerektiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulü ile işbu davanın daha önce açılmış aynı sebepten doğan ve tarafları aynı olan Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ Esas sayılı dava dosyasında birleştirilmesine, dava konusu sigortalı taşınmazda meydana gelen yangın sebebiyle oluşan hasar bedeline ilişkin alacağımızın Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ Esas dava dosyasına konu ettiğimiz kısmı (100.000,00-TL ve bu kısmın fer’ileri) dışında kalan 1.717.289,69-TL’nin tüm bakiyesi ve bu bakiyesinin faiz ve sair fer’ilerinin, müvekkil bankaya ödenmesi için Yangın Sigortası Genel Şartlarının B.8.1. maddesinde davalı şirkete tanınan sürenin sonu olan 30.11.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 2/2 maddesinde belirtilen oranda işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalıdan alınarak davacı müvekkili bankaya verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı vekili birleşen davaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle; ek davanın zamanaşımı 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığından zamanaşımı süresinin dolduğunu, poliçede sigortalı olarak gösterilen ... firmasının poliçenin düzenlendiği tarihte sigortalanan taşınmazın maliki olmadığını, sigortalının sigortalanan taşınmaz üzerinde menfaati bulunmadığını, sigorta poliçesinin tanzim edildiği tarihte geçersiz olması nedeniyle iddia ve dava konusu zararların Müvekkilimizden talep edilmesinin mümkün olmadığını beyanla davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; dava dışı ... şirketi adına kayıtlı taşınmaz üzerinde davacı banka lehine ipotek tesis edilmiş olup, davacı bankanın işbu kredi ilişkisinin teminatı olarak ipotek tesisinin yanısıra davalı sigorta şirketinden tazminat talebinde bulunduğu, dava konusu taşınmazın davalı sigorta şirketi tarafından █████/2016 tarihli yangın sigorta poliçesi kapsamında sigortalandığı, █████/2018 tarihinde ise sigortalı ...şirketi için ... Bankası AŞ dain mürtehin olarak tanımlanarak poliçe düzenlendiği, sigortaya konu taşınmazın █████/2017 tarihinde (1.poliçe sona erdikten sonra ve 2.poliçe düzenlenmesi tarihinden önce) ... şirketine satıldığı, taşınmazda gerçek menfaat sahibi olan ... şirketinin davalı sigorta şirketi tarafından ve kendi banka acentesi marifetiyle tanzim olunan poliçelerde sigortalı olarak yer almadığı, █████/2018 tarihinde sigortalanan taşınmazda gerçek maliki adına sigortalı olmadığı dönemde yangın ve buna bağlı hasar meydana geldiği, dava dışı sigortalı ... şirketinin hasara konu taşınmaz üzerinde yangın tarihi itibariyle sigortaya konu olan bir menfaatinin bulunmadığı, bu kapsamda davacı bankanın sigortalı ... şirketi lehine düzenlenmiş bir sigorta poliçesine dayanarak davalı sigorta şirketinden hasara konu taşınmaz bakımından tazminat hakkı bulunmadığı gerekçesiyle açılan asıl dava ve birleşen Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ esas sayılı davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davalı sigorta şirketinin hasar bedeline ilişkin tazminat talebinin menfaat yokluğu nedeniyle rehin alacaklısı sıfatıyla müvekkili bankaya ödenmesi talebinin reddinin, TMK nun 2. Maddesine açıkça aykırı olduğunu, Mahkemece bu hususla ilgili olarak hiç bir değerlendirme yapılmadığını, davalı şirket tarafından yapılan son poliçenin başlangıç tarihinin 19.01.2018 tarihi olduğunu, bu tarihte taşınmazın malikinin ... A.Ş. olduğunu, davalının poliçenin düzenlendiği tarihte ...'un taşınmazın maliki olmasına rağmen sigorta prim bedelini tahsil ettiğini, poliçeyi yenilediğini, buna karşın davalının taşınmazda meydana gelen yangın sonrasında taşınmaz malikinde meydana gelen değişikliğin bildirilmediğini gerekçe göstererek hasar bedelini müvekkiline ödemediğini, davalının şekil şartlarına sığınarak sigorta sözleşmesinin hükümsüzlüğünü dile getirerek hasar bedelini ödememesinin TMK 2. Maddesine göre iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu ve hakkın kötüye kullanılması olduğunu, müvekkili ipotek alacaklısı bankanın üzüncü kişi olarak söz konusu taşınmazı ipotek tesis edildiği tarihten itibaren sigortalattığını, davalı ile arasında sigorta sözleşmesine istinaden tüm primlerini eksiksiz ödediğini, sigorta poliçesinin davalı sigorta şirkeninin bilgisi dahilinde düzenlendiğini, sigorta edilen mal üzerinde teminat altına alınan bir menfaatin bulunmadığı bu nedenle de poliçenin geçersiz olduğunun ifade edilmesinin en başta TMK nın 2. Maddesine aykırılık teşkil ettiğini, davalının TTK 18/2. Fıkrasında açıkça belirtildiği gibi sigorta sözleşmesini yaparken bu hususa dikkat etmediği önemsemediğinin anlaşıldığını, Mahkemece bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden hiç bir gerekçe gösterilmeksizin 22.10.2020 tarihli rapora üstünlük sağlanarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dışı borçlu ...Tic Ltd Şti'nin müvekkili banka ile kredi borçluluk ilişkisi devam etmekte olup kredinin teminatını oluşturan ipotekli taşınmazın sigorta ettirilmesinde kredi borçlusu ...Tic Ltd Şti'nin menfaatinin bulunduğunu, daini mürtehin sıfatıyla müvekkili bankanın tazminat talep etme hakkının bulunduğunu, taşınmazın malikinin değişmiş olmasının müvekkili bankanın menfaatini ortadan kaldıran nitelikte bir işlem olmadığını, 08.07.2021-03.11.2021 tarihli bilirkişi raporlarında hukuki nitelendirmenin hatalı olduğunu, TTK 1456, maddesi daini mürtehin sıfatına sahip olmayan bir sınırlı ayni hak sahibinin haklarını düzenlediğini, ancak müvekkilinin daini mürtehin sıfatına sahip olduğunu, kanuni düzenlemede açıkça sigorta ettirilen/edilen maldaki malik değişikliğinin düzenlenmediğini, menfaat değişikliğinin düzenlendiğini, bu durumda sigorta pimi borçlarının ödemesini yapan, poliçelerde rehin alacaklısı olarak yer alan ve daini mürtehin sıfatı ile oluşacak hasar nedeniyle ödenecek tazminat tutarlarında hak sahibi müvekkili bankanın menfaatinin bulunmadığı tespitinin kabul edilemeyeceğini, tacir olan davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığını ve mahkemenin bu hususu göz ardı ettiğini, davalının sigorta poliçesi aşamasında hiç bir araştırma yapmadığını, sigortalıya bilgi vermediğini, gerekli soruları yöneltmediğini, poliçelere imzasını almadığını, buna karşın rizikonun gerçekleşmesi akabinde TMK 2. Maddesine aykırı olarak poliçenin geçersizliğini iddia ettiğini, TMK 2. Maddesine aykırı hareket eden davalının bu eyleminin hukuk düzenince korunmasının mümkün olmadığını belirterek ilk derece Mahkemesinin asıl ve birleşen davadaki kararının kaldırılmasına karar verilmesini, talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava, işyeri sigortası ile sigortalanan işyerinde meydana gelen yangın nedeniyle poliçede daini mürtehin sıfatıyla yer alan davacının tazminat talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince dava dışı sigortalının hasara konu taşınmaz üzerinde yangın tarihi itibariyle sigortaya konu olan bir menfaatinin bulunmadığı, bu kapsamda davacı bankanın sigortalı lehine düzenlenmiş bir sigorta poliçesine dayanarak davalı sigorta şirketinden hasara konu taşınmaz bakımından tazminat hakkı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinafa konu uyuşmazlık, dava konusu sigorta poliçesinin geçerli olup olmadığı, sigortalanan taşınmazın sigorta poliçesinin başlangıcından önce başkasına rehinle birlikte satılmış olması ve sigorta ettirenin yeni malik değil eski malik olması nedeniyle, poliçenin düzenlediği tarih itibariyle menfaatinin bulunup bulunmadığı, davalının poliçenin menfaat yokluğundan geçersiz olduğu yönündeki savunmasının TMK 2. Maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanılması sayılıp sayılmayacağı, davacının sigorta poliçesi kapsamında tazminat talep edebileceğinin kabul edilmesi halinde, yangın nedeniyle meydana gelen ve davacının talep edebileceği zarar miktarının ne kadar olduğu hususunda toplanmaktadır.
Dava konusu taşınmazın █████/2016 tarihinde satış ve ipotek işlemi ile ... şirketi adına kaydedildiği, akabinde █████/2017 tarihinde ... şirketi adına cebri satış ile tescil edildiği anlaşılmıştır. Davacı banka ile dava dışı kredi lehdarı ...şirketi arasında 45.000.000,00 TL limitli genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalanmış ve mülkiyeti ...şirketi olan taşınmaza 14.200.000 TL bedelle █████/2016 tarihinde 2. Derecede ipotek tesis edilmiştir.
Davalı sigorta tarafından sigortalı ... şirketine ait işyeri ilk olarak 24.03.2016-24.03.2017 tarihli ... Sigorta poliçesi ile sigorta kapsamına alınmış, poliçede daini mürtehin olarak davacı banka yer almıştır.
19.01.2018 tarihinde 2. Kez sigortalı ... Şirketi için 19.01.2018-19.01.2019 tarihlerini kapsar ... Sigorta poliçesi düzenlenmiştir. Bu poliçede hem sigorta ettiren hem de sigortalı olarak ... şirketi, daini mürtehin olarak da davacı banka yer almaktadır.
Somut davada, sigorta konusu taşınmazda 31.10.2018 tarihinde yangın meydana gelmiş ve davacı banka tarafından daini mürtehin olarak hasar bedeli talep edilmiştir.
Dava konusu yangının meydana geldiği tarihteki ... Sigorta poliçesinde sigortalı olarak yer alan ... şirketi poliçe tarihi itibariyle taşınmazın maliki değildir.
Bu kapsamda ... şirketinin poliçe düzenlenmesinde menfaatinin bulunup bulunmadığının öncelikle değerlendirilmesi gerekir. Zira TTK 1408. Maddesinde sigorta sözleşmesinin yapılması anında, sigortalanan menfaat mevcut değilse, sigorta sözleşmesinin geçersiz olacağı düzenlenmiştir.
Sigorta sözleşmesini yaptıran kimseye sigorta ettiren denmektedir. Genel akit teorisi gereğince, medeni hakları kullanma ehliyetine sahip ve reşit olan herkes sigorta sözleşmesi yapabilir. Genellikle sigorta ettiren ile sigortalı aynı kişidir. Ancak, bazı durumlarda sigorta ettiren kendi menfaatini değil de, bir başkasının menfaatini sigorta ettirmiş ise, sigorta ettiren bu durumda sigortalı sıfatını taşımaz. Sigorta bedelini alma, zararı tazmin ettirme hakkı lehine sözleşme yapılan kimseye aittir ki bu kişiye (sigortalı) denir. Bu şekilde yapılan sözleşmelerde sigorta akdinden doğan borç ve yükümlülükler sigorta ettirene aittir. Sigorta lehtarı ise sadece sigortalı sıfatını taşır (Işıl Ulaş, Uygulamalı Sigorta Hukuku - Mal ve Sorumluluk Sigortaları, Genişletilmiş 2. Bası, s. 28).
6102 sayılı TTK'nın 1454. maddesinde "Sigorta ettiren, üçüncü bir kişinin menfaatini, onun adını belirterek veya belirtmeyerek, sigorta ettirebilir. Sigorta sözleşmesinden doğan haklar sigortalıya aittir.
Sigortalı, aksine sözleşme yoksa, sigorta tazminatının ödenmesini sigortacıdan isteyebilir ve onu dava edebilir.
Üçüncü kişinin adının belirtildiği durumlarda, tereddüt hâlinde, sigorta ettirenin, üçüncü kişinin temsilcisi olarak değil, kendi adına fakat üçüncü kişi lehine hareket ettiği kabul edilir.
Sözleşmede, sigortanın kimin menfaati için yaptırıldığı açık da bırakılabilir. “Kimin olacaksa onun lehine” yapılan böyle bir sigortanın, üçüncü kişi lehine yaptırıldığı anlaşılırsa, ikinci fıkra hükmü uygulanır" hükmü yer almaktadır.
6102 sayılı TTK'nın 1456 maddesinin 1. Fıkrasında sınırlı ayni hak ile takyit edilmiş bir mal üzerindeki, malike ait menfaat sigortalandığı takdirde, kanunda aksi öngörülmemişse, sınırlı ayni hak sahibinin hakkının sigorta tazminatı üzerinde devam edeceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, 6102 sayılı TTK'nın 1454. maddesinde düzenlenen ve yukarıda ayrıntılı şekilde belirtildiği üzere başkası lehine sigorta mevcuttur.
Dava dışı sigorta ettiren tarafından poliçede dava dışı taşınmaz malikinin adı belirtilmese de, poliçe tanzim tarihinde taşınmazın dava dışı ... şirketi adına kayıtlı olduğu, bu durumda TTK 1454/1 maddesi uyarınca başkası lehine sigorta hükümlerinin uygulanması gerektiği ve yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler kapsamında dava dışı ... şirketinin sigortalı olduğunun kabulü gerekmiştir. Nitekim sigorta bedeli ya da tazminatın sigorta ettirene ait olacağı konusunda poliçede açıkça bir düzenleme de bulunmamaktadır.
TMK'nun Sigorta tazminatı üzerinde hak başlıklı 879. Maddesinde "Muaccel olan Sigorta tazminatı, malike ancak bütün rehinli alacaklıların rızasıyla ödenebilir.
Sigorta taşınmazın eski hale getirilmesi için harcanacaksa, malik tarafından yeterli güvence gösterilmesi koşuluyla kendisine ödenir." düzenlemesi yer almakadır.
Somut olayda, davalı sigorta şirketi tarafından bir önceki poliçenin süresinin 24.03.2017 tarihinde sona ermesinden sonra, 19.01.2018 başlangıç tarihli davaya konu poliçe düzenlenmiştir. Davalı tarafından düzenlenen her iki poliçe de ...şirketi sigortalı olarak gösterildiği halde; davalı sigorta şirketince, ... şirketinin poliçe tanzim tarihinde taşınmaz maliki
olmadığından sigortalanabilir menfaatinin de bulunmadığı yönünde herhangi bir itiraz ileri sürülmemiştir. Davalı sigorta şirketinin bu poliçeden kaynaklı olarak primleri de tahsil ettiği dikkate alındığında, davalı sigorta şirketinin riziko gerçekleştikten sonra poliçenin düzenlendiği tarihten itibaren geçersiz olduğunu ileri sürmesi TMK'nın 2. Maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Keza, davalı sigorta şirketi, Türk Ticaret Kanunu'nun 1423. Maddesinde düzenlenen aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiği yönünde dosyaya herhangi bir belge sunmadığından, sözleşmenin poliçede yazılı şartlarla yapılmış sayılması gerekmektedir.
Bu açıklamalardan sonra, dava dışı malikin menfaatinin sigortalandığı açık olup, davacı bankanın da sigortalı durumda olan taşınmazın rehin hakkı sahibi olduğundan sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenle davalının sigorta poliçesinin menfaat yokluğu nedeniyle geçersiz olduğu yönündeki savunmasına itibar edilmemiştir.
Davalı vekili birleşen davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını ileri sürmüştür. Öncelikle birleşen davada davalı vekilinin zamanaşımı definin incelenmesi gerekmiştir.
6102 sayılı TTK'nun 1420. maddesi ''(1)Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482. madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (2)Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır.'' hükmünü içermekte olup aynı düzenlemeye Yangın Sigortası Genel Şartlarında da yer verilerek sigorta sözleşmesinden doğan bütün taleplerin iki yılda zamanaşımına uğrayacağı belirtilmiştir. TTK'nun 1427. maddesinin 2. ve 4. fıkraları ''(2)Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez. (4)Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer.'' ve TTK'nun 1446. maddesinin 1. fıkrası ise "(1)Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir." şeklinde düzenlenmiştir. Mal sigortalarında TTK'da ayrı bir hüküm olmadığından sigorta hukuku genel hükümlerdeki bu madde mal sigortalarında da uygulanır.
Somut olayda davacı banka, ipotekli taşınmazda meydana gelen hasarın davalı şirketin çağrı merkezine 31.10.2018 tarihinde ihbar edildiğini ileri sürmüş, eksper raporuna göre de ihbar tarihi 31.10.2018 olarak gösterilmiştir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 22. maddesinin 17. fıkrasında, eksperler tarafından düzenlenen raporların, delil niteliğinde olduğu belirtilmiş olup buna göre hasar ihbarının 31.10.2018 tarihinde yapıldığını kabul etmek gerekir. O halde yasal düzenleme de dikkate alındığında, hasar ihbarının yapıldığı bu tarihten 45 gün sonra alacağın 16.12.2018 tarihinde muaccel olduğu anlaşılmıştır. Birleşen dava ise, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi içinde, 20.11.2020 tarihinde açılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin birleşen davada ileri sürdüğü zamanaşımı defi yerinde görülmemiştir.
Davacı bankanın taşınmazda meydana gelen 31.10.2018 tarihli yangın nedeniyle davalı sigorta şirketi nezdindeki 19.01.2018-19.01.2019 tarihli sigorta poliçesi kapsamında daini mürtehin sıfatı ile davalıdan tazminat talep etme hakkı bulunduğu tespit edildikten sonra davacı bankanın asıl ve birleşen davadaki tazminat taleplerinin değerlendirilmesi gerekmiştir.
Dosya kapsamına sunulan ekspertiz raporunda, hasar ile ilgili 4 teklif alındığı, bu tekliflerden en yakın koşulları sağlayan teklifin esas alındığı belirtilerek hasarın ağırlıklı olarak ince işlerde olması gözetilerek % 15 eskime oranı düşülmek suretiyle davaya konu binada hasara uğrayan 46 kalem iş için miktarlar ve birim fiyatlar da belirtilerek toplam 1.729.564,69 TL maliyet hesaplamasının yapıldığı, yine Enkaz Kaldırma maliyeti olarak (alınan tekliflerden en uygun 2. Teklifin binaya ait % 50 lik kısmı esas alınarak) 101.725,00 TL belirlendiği, yangında hasar görmüş hurda değeri olan cihaz ve eşyalar için sovtaj tenzili olarak 14.000,00 TL belirlendiği anlaşılmıştır.
İlk derece Mahkemesince alınan 22.10.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;yerinde yapılan incelemede, dava konusu binanın bodrum, zemin, 2 normal kat ve çatı katlı olduğu, halen .... LTD. ŞTİ ve .... Ltd. Şti. firmalarının faaliyet gösterdiği binanın yangın hasarlarından sonra tamamen tadilat ve tamiratının yapıldığı ve kullanılır durumda olduğu, davacının sigorta poliçesi kapsamında tazminat talep edebileceğinin kabul edilmesi halinde, yangın nedeniyle meydana gelen ve davacının talep edebileceği zarar miktarının tespiti, keşif sırasında dava konusu binanın tamamının onarılmış ve faaliyetine devam ettiğinin tesit edildiği, bu nedenle önceden yapılmış olan tadilatlarla ilgili tek tek metraj çıkarılarak tespit edilme imkanı bulunmadığı, ancak dosyaya davacı tarafından sunulan hasara ilişkin beyan dilekçesi ekindeki hasar konuları ve detaylarının incelenmesinde, yapılan hasar tespitine göre yapılan hesaplamanın hasar tespit toplam bedelinin 1.729.564,69 TL. sovtaj tenzili 14.000,00 TL. nin bu bedelden çıkarılması ile 1.715.564,69 TL ve 101.726,00 TL enkaz bedelinin 2018 yılı fiyatlarına uygun olduğu belirtilmiştir.
İlk derece mahkemesince farklı bir bilirkişi heyetinden alınan 08.07.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; ekspertiz raporunda binanın yangın sebebi ile hasarlanan kısımlarının hasarın giderimi için hesaplanan enkaz kaldırma temizlik hasar tutarı olmak üzere sovtaj tenzili sonrası net zararının 1.817.289,69 TL olmakla kadri maruf olduğu belirtilmiştir.
Aynı bilirkişi heyetinden alınan 03.11.2021 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda; ekspertiz raporunun davaya konu hasarın giderimi ile ilgili olarak bu konuda uzmanlığı bulunan 4 firmadan alınan teklifler göz önünde bulundurularak düzenlenmiş olduğu, Bu kapsamda... firmalarından alınan teklifler dikkate alınarak yapılan hesaplamada sıralanan iş kalemlerinin konu olan hasarın giderimi ile ilgili olduğu ve bu iş kalemleri için bu tekliflerden yararlanılarak yazılmış olduğu anlaşılan birim fiyatların da bölgenin piyasa rayiçlerine uygun birim fiyatlar olduğu görüş ve kanaatine varıldığı, yine ekspertiz raporunda hasarın ağırlıklı olarak ince işlerde olması da gözetilerek % 15 eskime oranı düşülmek suretiyle davaya konu binada hasara uğrayan 46 kalem iş için miktarlar ve birim fiyatlar da belirtilerek toplam maliyet hesaplamasının yapıldığı, Ekspertiz Raporunda yukarıda izah edilen şekilde sıralanan iş kalemlerinin yine raporda yapılan hasar tespitleri ve rapora konulan hasar fotoğrafları ile uyumlu olduğu, hesaplama tablosunda konu olan işlere ait birim fiyatların piyasa rayiçlerine uygun olarak belirlenmiş birim fiyatlar olduğu, yine Enkaz Kaldırma maliyeti olarak (alınan tekliflerden en uygun 2. teklifin binaya ait %50 lik kısmı esas alınarak) belirlenen 101.725,00 TL nın konu olan enkazların sökümünün yapılması, molozların nakli ve temizlik hizmetleri için piyasa rayiçlerine uygun olarak belirlenmiş bir tutar olduğunun tespit edildiği, açıklanan bu nedenlerle Ekspertiz Raporunda binanın yangın sebebi ile hasarlanan kısımlarında hasarın giderimi için hesaplanan maliyetin ve enkaz kaldırma, temizlik maliyeti olarak hesaplanan maliyetin kadri maruf olduğu, ayrıca Ekspertiz Raporunda, Ekspertiz Raporunda un 'Taraf Bilgileri" başlıklı 2. maddesinde; 'Sigortalı' olarak ... şirketi ve 'Rehinli/Alacaklı' olarak da davacı ...A.Ş. bilgilerine yer verilmiş olup, yangında hasar görmüş hurda değeri olan cihaz ve eşyalar için sovtaj tenzili olarak 14.000,00 TL belirlenmiş olmasının heyetlerince uygun olarak değerlendirildiği, bu doğrultuda davaya konu hasarın giderimi ve enkazın kaldırılması için belirlenen tutardan sovtaj tenzili için yapılan düşümden sonra hesaplanan 1.817.289,69 TL tutarın piyasa rayiçlerine uygun olarak belirlenmiş doğru bir tutar olduğu görüş ve kanaatlerinin aynı şekilde korunması gerekeceği belirtilmiştir.
Somut olayda, sigortalı taşınmazın yangın sonucu zarar gördüğü, zararın poliçe teminatı kapsamında olduğu ve teminat süresi içerisinde gerçekleştiği, hasar tarihinde yürürlükte ve geçerli bir poliçenin bulunduğu, davacının sigortalı durumda olan rehin hakkı sahibi olduğundan sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait olduğu, bu kapsamda alınan ekspertiz raporu ile bilirkişi raporlarına göre bina ve enkaz kaldırma zararının 1.817.289,69 TL olduğunun tespit edildiği, hasar bedeli yönünden alınan bilirkişi raporları ile ek raporun birbiri ile uyumlu, teknik açıdan yeterli, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının asıl davadaki talebinin 100.000,00 TL, birleşen davadaki talebinin 1.717.289,69 TL olduğu anlaşılmakla asıl davanın 100.000,00TL üzerinden, birleşen davanın da 1.717.289,69 TL üzerinden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Bununla birlikte, TTK'nun 1427/2.maddesi uyarınca sigorta alacağı hasar ihbarının yapıldığı tarihten 45 gün sonra muaccel olmuş ve davalı sigorta şirketi ihtara gerek olmadan temerrüte düşmüştür. Buna göre ekspertiz raporunda hasar ihbar tarihinin 31.10.2018 tarihi olduğu belirtilmekle, ihbar tarihinden 45 gün sonra, 16.12.2018 tarihinden itibaren faiz talep edilebilecektir. Bu nedenle asıl ve birleşen dava yönünden sigorta alacağına 16.12.2018 tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasına karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında asıl ve birleşen davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle KABULÜ İLE, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ve █████/2022 tarihli kararının HMK'nun 356/2 fıkrası gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,
2-Asıl dava yönünden;
a)Davanın KABULÜNE, 100.000,00 TL'nin 16.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... A.Ş'den alınarak davacı ...A.Ş'ne verilmesine,
b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 6.831,00 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.707,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.123,25 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
c)Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı, 1.707,75 TL peşin harç, 384,90 keşif harcı ile 234,90 TL posta masrafı ve 12.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 14.371,95 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
d)Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
e)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
f)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Birleşen Bakırköy 4 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E- ████████ K sayılı dava yönünden;
a)Davanın KABULÜ İLE, 1.717.289,69-TL'nin 16.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... A.Ş'den alınarak davacı ...A.Ş'ne verilmesine,
b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 117.308,06 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 29.327,02 TL harçtan mahsubu ile bakiye 87981,04 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
c)Davacı tarafından 29.327,02 TL peşin harç, 54,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 29.381,42 TL masrafın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
d)Davacı taraf birleşen davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. gereğince taktir olunan 258.420,56 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
İstinaf Giderleri Yönünden
4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince asıl davada alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince birleşen davada alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
6-Davacı tarafından asıl ve birleşen dava için ayrı ayrı yatırılan 301,40 TL istinaf harçları ile 137,10 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 438,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davalı tarafından asıl ve birleşen dosyada karşılanan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
8-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmının yatıran tarafa İADESİNE,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere Başkan Salih Aşkın'ın muhalefetiyle oyçokluğu ile karar verildi.30.04.2026
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı bankanın rehinli taşınmazda meydana gelen hasar sebebiyle sigorta poliçesi kapsamında dain-i mürtehin sıfatıyla, sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkı bulunduğu yönünden oluşan görüşe iştirak etmekteyim.
Dosya kapsamına ve aldırılan bilirkişi raporlarına göre, davacı bankaya rehinli taşınmazda meydana gelen yangın sebebiyle bir kısım zararlar dolayısıyla değer kaybı oluştuğu sabittir. █████/2020 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere rehinli taşınmazda halen başka şirketlerin faaliyet gösterdiği, yangın sonucu meydana gelen hasarların tamamen tadil ve tamir edildiği, kullanılabilir durumda olduğu tespit edilmiştir.
TTK'nın 1456.maddesine göre, sınırlı ayni hak ile takyit edilmiş bir mal üzerinde malike ait menfaat sigortalandığı takdirde sınırlı ayni hak sahibinin hakkı sigorta tazminatı üzerinde devam eder. Sigortacıya, mal üzerinde sınırlı ayni hak bulunduğu bildirildiği takdirde, bu ayni hak sahibinin izni bulunmadıkça sigortacı sigorta tazminatını sigortalıya ödeyemez. Ancak sigortalı menfaate konu malın tamiri veya eski hale getirilmesi amacıyla teminat gösterilmesi şartıyla sigorta tazminatı sigortalıya ödenebilir.
Türk Medeni Kanunun 879.maddesine göre de, muaccel olan sigorta tazminatı, malike ancak bütün rehin alacaklıların rızasıyla ödenebilir. Sigorta tazminatı, taşınmazın eski hale getirilmesi için harcanacaksa, malik tarafından yeterli bir güvence gösterilmesi koşuluyla kendisine ödenebilir.
Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, üzerinde rehin bulunan bir taşınmaz zarar gördüğü, somut olayda olduğu üzere, yangın sonucu hasar oluştuğu ve taşınmazın değerinde düşme meydana geldiği takdirde, sigorta tazminatı ancak rehin hakkı sahibi olan bankaya aittir. Zira rehinli taşınmazın değerinde azalma meydana geldiğinden değer düşüklüğünü giderecek kadar belirlenen tazminat rehin hakkı sahibine aittir. TTK'nın 1456 ve TMK'nun 879. Maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, sigorta tazminatı ancak malike, üzerinde rehin hakkı bulunan taşınmazın yangın sonucu oluşan zararının giderilmesi ve eski hale getirilmesi için ve yeterli güvence de verilmek suretiyle ödenebilir. Aksi takdirde tazminat hakkı sınırlı ayni hak sahibi olan bankaya aittir.
Dosyada aldırılan bilirkişi raporlarına göre, üzerinde sınırlı ayni hak bulunan taşınmazın tamir edildiği, kullanılabilir durumda olduğu ve halende başka firmaların burada faaliyet gösterdiği, dolayısıyla rehinli taşınmazın eski hale getirildiği anlaşılmakla rehin hakkı sahibi bankanın sigorta tazminatını talep hakkı bulunmamaktadır.
Dosya kapsamına göre, taşınmazın kim veya kimler tarafından eski haline getirildiği belirli değildir. Bu durumda bankanın bir zararından bahsedilemeyeceğinden poliçe kapsamındaki tazminat talep hakkı bulunmamaktadır. Davacı banka taşınmazın eski hale getirilmesi için tüm masrafların kendisi tarafından yapıldığını ispat etmesi halinde tazminatı talep etme hakkını elde eder. Zira taşınmaz rehin verilirken ki değeri ile şuan ki değeri arasında fark olduğunu, yangın sebebiyle rehinli taşınmazın değerinin düştüğünü ispatlayamamıştır.
Bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne dair çoğunluk görüşüne iştirak etmemekteyim.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!