Anahtar kelimeler: Davaitirazin Efaturalara Servis Başlattıklarını Borca Borcu Ödenmediğini Takibi Yerleşim Fatura

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2021
NUMARASI
: █████████ Esas, ████████ Karar
DAVA
:İTİRAZIN İPTALİ (HİZMET SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin davalıya personel servis hizmeti verdiğini, hizmet bedeli olarak düzenledikleri e-faturalara itiraz edilmediğini, ancak içeriğine itiraz edilmemiş fatura bedellerinin ödenmediğini, bunun üzerine davalı aleyhine İstanbul 1. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 16.638,00 TL alacağın tahsili için icra takibi başlattıklarını, davalının süresinde icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz ettiğini, para borcu için alacaklının yerleşim yerinin bağlı olduğu İstanbul İcra Dairesinde takip başlatmalarında usule aykırılık bulunmadığını, verilen hizmette eksiklik ve ayıp bulunmadığından. borca itirazın da haksız olduğunu ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevabında; müvekkilinin yerleşim yeri Pendik olduğundan takipte İstanbul Anadolu İcra Dairesinin yetkili olduğunu, davada da yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, davacının, müvekkili şirket grup şirketlerinden olan ana firma ...AŞ ile düzenlediği sözleşme kapsamında, müvekkilinin de yer aldığı grup şirketleri için taşıma hizmeti verdiğini, sözleşmenin davacıyı bağlayacağını, sözleşmenin 4.2 maddesi gereği güzergah değişikliğinin müvekkili tarafından davacıya bildirileceğini, sözleşmenin 5.1 maddesine göre akaryakıta gelen zamların servis ücretinin 1/3'lük bölümüne yansıtılabileceğini, ancak güzergah ve personel sayısı ile ilgili herhangi bir değişiklik olmadığı, akaryakıt fiyatında da anormal bir artış bulunmadığı halde, davacının hayali güzergahlar göstererek faturalar düzenlediğini, yine akaryakıta zam gelmediği veya az geldiği halde akaryakıtı gerekce göstererek yüksek miktarlı faturalar düzenlediğini, faturalara itiraz edilmemesi davacı lehine karine ise de, bu karinenin aksinin sözleşme ile ispatının her zaman mümkün olduğunu, davacının ana firmanın düzenlediği iade faturalarına itiraz etmeyerek, sözleşme ve eklerine aykırı hareket ettiğini kabul ettiğini savunarak davanın reddine ve davacının alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davaya konu edilen 3 adet faturanın █████/2017- █████/2017 ve █████/2017 tarihli olup, toplam tutarının 16.638,00 TL olduğu, davalının faturaları reddetme hakkı bulunduğu halde faturaları reddetmediği, reddetmediği faturaları geç olmakla beraber yıl atlamadan muhasebe kayıtlarına aldığı, itiraz edilmeyen ve ticari defterlere işlenen faturaların mevcut sözleşme ile uygun olmamasının faturaları geçersiz kılmayacağı, zira fatura doğrultusunda sözleşmenin belirlenmiş koşullarında değişiklik yapıldığı, faturaların davalıya gönderilmesi ve davalı tarafından itiraz edilmeyerek defterlere işlenmesinin yeni bir sözleşme ya da mevcut sözleşmede değişiklik olarak kabul edilmesi gerektiği, Ek Sözleşme gereğince akaryakıta gelen zammın 1/3 oranında faturaya yansıtılması gerektiği, Ek Sözleşme gereğince yapılan hesaplamalar doğrultusunda davacının fazla miktarlı düzenlediği faturaların olduğu, fazla düzenlenen tutarın KDV dahil 2017 Temmuz ayında 94,12 TL, Ağustos ayında 694,75 TL, Ekim ayında 595,07 TL olmak üzere toplam 1.195,69 TL olacağı, buna göre davacının toplam 15.442,31 TL alacağı bulunduğu, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davanın takibe itirazının kısmen iptali ile takibin 15.442,31 TL alacak yönünden devamına, fazlaya dair istemin reddine, alacağın %20'si oranında 3.088,46 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; her iki tarafın ticari defterlerine göre davanın tamamen kabul edilmesi gerekirken, kısmen kabul edilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın tamamen kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; hükme esas alınan 3. ek rapora göre 1.984,57 TL ( akaryakıta gelen zammın 1/3'ünden fazlası olan tutar) ve 1.195,57 TL (hizmet vermediği güzergah ve araçla ilgili uyguladığı fazla tutar) olarak toplam 3.180,14 TL fazla fatura düzenlendiğini, ancak sadece 1.195,57 TL yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu; taraflar e-fatura mükellefi oldukları halde, sözleşmenin 5.2. maddesinde, her ayın █████’de düzenlenecek faturanın elden imza karşılığı ya da kargo marifetiyle müvekkil şirkete gönderilmesini müteakiben 30 gün içinde davacıya ödeme yapılacağının kararlaştırıldığını, faturaların kargo marifeti ile veya elden teslim edildiğine dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığını, sözleşmeye göre davacının takip tarihi itibariyle bir fatura dışında muaccel alacağı bulunmadığını, ancak sözleşmedeki ödeme maddesinin (5.2.) göz önünde bulundurulmadığını; sözleşmenin 9.1 maddesine göre sözleşmenin imzalanmasından sonra yapılacak her türlü değişikliğin yazılı olması gerektiğinden, fiili uygulama ile sözleşme hükümlerinin değiştirilmesinin mümkün olmadığını; alacak akaryakıt birim fiyatlarının sözleşmeye uyarlanması suretiyle belirlendiğinden alacağın likit olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu
belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, fatura bedelinin tahsili için yapılan takibe itirazın iptaline ilişkindir.
Dosya kapsamından; davacı şirketin 16.638,00 TL alacağın tahsili için davalı aleyhine İstanbul 1. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığı, davalının takibe süresinde itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edildiğine dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, itirazın iptali ve takibin devamı için bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 15.442,31 TL alacak yönünden takibe itirazın iptaline, karar verilmiş, taraflar hükmü istinaf etmiştir.
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
6100 sayılı HMK'nun 341. maddesinde istinaf yoluna başvurulabilen kararlar gösterilmiştir. Buna göre maddenin 2. fıkrasında, miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu, 3. fıkrasında, alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırının alacağın tamamına göre belirleneceği, 4. fıkrasında ise, alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın, istinaf yoluna başvuramayacağı düzenlenmiştir.
█████/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile HMK'nun 341. maddesinin 2. fıkrası değiştirilmek suretiyle 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesin hale getirilmiş ve aynı yasanın 44. maddesi ile HMK'ya eklenen ek madde 1 ile de kesinlik sınırı olan 3.000,00 TL'nin her yıl yeniden değerleme oranında artışa tabi olduğu kabul edilmiştir.
HMK'nun Ek 1. maddesinin 2. fıkrası "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır." şeklinde düzenlenmişken █████/2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanunun 20. maddesi ile "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir.
Somut davada, kararın verildiği 09.12.2021 tarihi itibariyle yürürlükte olan HMK'nun Ek 1. maddesinin 2. fıkrası gereğince parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınacaktır. Buna göre, yeniden değerleme sonucunda 2022 yılı için kesinlik sınırı 8.000,00 TL olmuştur.
HMK'nun 352. maddesinde, Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda karar verilecek haller sayılmış olup bu hallerden birisi de kararın kesin olması olarak gösterilmiştir. İstinaf kanun yoluna başvuru olanağı bulunmayan kesin nitelikteki kararlara ilişkin olarak HMK'nun 346/1 maddesi uyarınca mahkemesince bir karar verilebileceği gibi Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebileceği belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ve yasal düzenlemelere göre, somut olayda davada reddedilen miktar 1.195,69 TL olup, karar tarihi itibariyle kesinlik sınırının 8.000,00 TL olduğu nazara alındığında, davada reddedilen miktar yönünden ortada istinafı kabil bir karar bulunmadığı ve davacının istinaf hakkının olmadığı anlaşılmakla davacının karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 341. ve 352/1-c maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
a-Kıyasen icra takiplerinde de uygulanması geren HMK'nın 10. maddesine göre sözleşmeden doğan takiplerin sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesinde başlatılabileceği ve TBK'nın 89/1 maddesi uyarınca para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceği gözetildiğinde, davacı alacaklının yerleşim yeri icra dairesinde takip başlatmasında usule aykırılık bulunmadığından, ilk derece mahkemesinin işin esasını incelemesi isabetlidir.
b-Davalı, sözleşmeye aykırı olarak verilmeyen hizmet için ve fahiş fiyat artışı yapılarak fatura düzenlendiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda; tarafların kanuni defterlerinde ve paylaştıkları cari hesap bilgilerine göre 31.12.2017 tarih itibari ile davacının, davalı taraftan takibe konu ettiği alacağı da dahil olmak üzere Toplam 27.730,00 TL alacağının bulunduğu, her iki tarafında kanuni defterlerindeki kayıtların birbirlerini doğruladığı, takip konusu faturaların 2017 Temmuz, Ağustos ve Ekim aylarına ait toplam 16.638,00 TL tutarında faturalar olduğu, davalı tarafın kanuni defterleri ve cari hesap ekstresinin de bu alacağı doğruladığı, servis hizmet bedeline % 22,3 oranında fiyat artış oranı yansıtıldığı, bu artış oranının mali incelemede belirlenen % 26,34'lük akaryakıt zam oranının altında olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin m. 5 hükmü gereği fiyat artışının, servis hizmet bedelinin 1/3'üne yansıtılacağı belirlenmiş olmakla birlikte akaryakıt zammının bir yıl boyunca servis hizmet ücretine yansıtılmadığı, zammın yalnızca yeni dönemde servis hizmet ücretine yansıtıldığı belirtilmiştir.
Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır.
TTK'nın 21/2 fıkrası "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmünü düzenlemektedir. Ticari işletmesi ile ilgili bir faturayı alan tacir, faturaya aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde itirazda bulunmazsa o fatura münderacatını aynen kabul etmiş sayılır.
YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir.
Yine Yargıtay 15. HD. █████████ E. █████████ K. sayılı ilamında; faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimsenin, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayıldığı ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerektiği belirtilmiştir.
Ayrıca Yargıtay 15. HD. █████████ E. █████████ K. sayılı ilamında; ".. ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır." denilerek ticari defterlerin kesin delil niteliğinde olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda davalı servis hizmeti için düzenlenen takibe konu faturaları itiraz etmeden defterlerine kaydettiğine göre, fatura nedeniyle hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekmektedir. Ne var ki kesin delil olan ticari defter kayıtlarına göre davalı hizmet almadığını ispatlayamamıştır. Bu nedenle davalının, kesinleşen ve itiraz etmeden ticari defterlerine kaydettiği faturaların verilmeyen hizmete ilişkin ve fahiş olarak düzenlendiğine dair itirazları yerinde değildir.
c-Davalı takip tarihinde iki adet faturanın muaccel olmadığını savunmuşsa da, dilekçelerin teatisi aşaması tamamlandıktan sonra davacının açık muvafakati olmadan genişletilen savunmanın dinlenmesi mümkün görülmemiştir. Kaldı ki taraflar arasında faturaların e-fatura olarak düzenlenmesi yönünde uygulama olduğu ve sözleşmenin 5.2 maddesinde yer alan faturaların imza karşılığı veya kargo ile gönderilmesi hükmünün uygulanmadığı anlaşıldığından, anılan madde kapsamında faturaların muaccel olmadığı savunması de yerinde görülmemiştir.
d-Davalı icra inkar tazminatı karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek hükmü istinaf etmişse de, faturalara işlenen ve tarafların ticari defterlerine kaydedilen alacak likit ve belirlenibilir olduğundan, ilk derece mahkemesinin icra inkar tazminatına hükmetmesinde de isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenler ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 341. ve 352/1-c maddeleri uyarınca usulden reddine, ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 341. ve 352/1-c maddeleri uyarınca usulden REDDİNE,
2-İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ve █████/2021
tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 263,72 TL harcın mahsubu ile bakiye 468,28 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!