Anahtar kelimeler: Arabucuda Giriştiğini Aidatların Üyelikten Borcundan Dürüstlük Aidat Başlattığını Sebebe Takipten

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İstanbul 18. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ
: █████/2021NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ KararDAVA
: MENFİ TESPİT (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili kooperatifin üyesi olan davalının üyelikten ayrıldığını ve ödediği aidatların iadesi için Konya 2. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takip başlattığını, bu takipten sonra davalının aynı sebebe dayalı olarak İstanbul 8. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında tekrar icra takibine giriştiğini, başlatılan ikinci takibin mükerrer ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, arabucuda anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek müvekkili kooperatifin İstanbul 8. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, haksız ve kötü niyetli takip başlatan davalının % 20 oranında kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini karar verilmesini dava ve talep etmiştir.CEVAPDavalı, davaya cevap vermemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece; kooperatif kayıtlarına göre davalının kooperatif üyeliğinden kaynaklı olarak davacı kooperatiften 57.100,00 TL aidat alacağı bulunduğu, bu alacak ile ilgili Konya ve İstanbul’da icra takibi başlatıldığı, davalı alacaklının Konya 2. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapılan kısmi itiraz üzerine itirazın iptali davası açmak yerine, İstanbul 8. İcra Dairesi'nin ... Esas dosyasında mükerrer ayrı bir takip başlattığı, İstanbul 8. İcra Dairesi'nin ... Esas dosyasına konu alacağın farklı olduğuna dair herhangi bir iddia ve delil mevcut olmadığından, aynı alacağa ilişkin mükerrer takip olarak kabul edildiği, İstanbul 8. İcra Dairesi'nin ... Esas dosyasında yapılan takibin derdestlik nedeniyle geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı borçlunun İstanbul 8. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, takipte davacıdan tahsil edilen 103.861,39 TL'nin █████/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacı borçlunun kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİKarar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davalının kötüniyetli ve haksız olarak mükerrek ikinci takip başlattığını, bu nedenle kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine dair kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılarak kötüniyet tazminatı taleplerinin kabul edilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; döviz ve emtia fiyatları dikkate alındığında müvekkilinin iki takibin toplamından daha çok alacağı bulunduğunu, müvekkilinin yarım daire bedelindeki ödemesinin mahkeme kararı ile sıfıra yakın bir noktaya geldiğini, icra takibinde kıymet takdirine itiraz eden davacı kooperatifin menfi tespit davası açmasının kötü niyetli olduğunu, menfi tespit davasını geç açan davacının icra takibinde yapılan masrafları kabul etmiş sayılması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine ve % 20 tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:Dava, menfi tespit istemine ilişkin iken, yargılama sırasında istirdat davasına dörüşmüştür.Dosyanın incelenmesinde; davalı alacaklının İstanbul 8. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 65.000,00 TL aidat alacağının tahsili için davacı borçlu kooperatif aleyhine takip başlattığı, takibin kesinleştiği, davacı kooperatifin takibin mükerrer olduğu gerekçesiyle borçlu bulunmadığının tespiti için bu davayı açtığı anlaşılmıştır.Mahkemece, davalının kooperatif üyeliğinden kaynaklı alacağı için başlattığı İstanbul 8. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibin mükerrer olduğu gerekçesiyle bu takipte ödenen miktarın istirdatına, davacı borçlunun kötü niyet tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiştir.Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir.Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerine karşı açacakları davalar için ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. (HMK m. 14/2). Buna göre kooperatifin bir ortağına karşı veya bir ortağın bu sıfatla kooperatife karşı açacağı davalar, kooperatif merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabilir. Anılan yetki kuralı, kamu düzenine ilişkin ve kesin nitelikte olduğundan, davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece re'sen dikkate alınması da gerekir.Diğer taraftan Yargıtay 23. HD'nin 28.02.2017 tarih ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, kooperatifle ortağı arasındaki ihtilaflarda kooperatifin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili olmakla birlikte, bu yetki icra dairesinin yetkisini kapsamaz.YHGK'nın 24.04.2013 tarih ve 2012/9-1435 E., ████████ K. sayılı ilamında "Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davasını gören mahkeme, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyebilir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması sonuca etkili değildir. Başka bir ifadeyle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle tetkik merciinin (icra hukuk mahkemesinin) yerine geçerek, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek, kesin olarak sonuçlandırmalıdır (Hukuk Genel Kurulunun 28.3.2001 gün ve ███████-267 E, 311 K sayılı; 20.3.2002 gün ve ███████-241 E, 208 K sayılı ilamları). Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır (Saim Üstündağ, İcra Hukukunun Esasları, İstanbul 1995, 6. Bası, sayfa:101, 102; Aynı doğrultuda YHGK'nın 20.3.2002 gün ███████-241 E., 208 K. sayılı ilamı). İtirazın iptali davasının konusunu teşkil eden icra takibinde borçlu, icra dairesinin yetkisine yönelik bir itiraz ileri sürmediğinden, takibin başlatıldığı yer ile itirazın iptali davasına bakan mahkemenin bulunduğu yerin aynı olması gerekmemektedir." açıklamasına yer verilerek, bu uygulama benimsenmiştir.Diğer yandan, YHGK'nın 15.04.2015 tarih ve ███████-1758 E., █████████ K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan HMK'nın14. maddesine göre, tüzelkişiler ile ortakları arasındaki davalarda, tüzelkişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemelerinin kesin yetkili olduğu açıkça belirtilmiştir. İİK'nın 50. maddesinde ise, para veya teminat borcu için yapılan icra takibi hususunda (davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanacağı hüküm altına alınmış olup öğretide ve uygulamada icra dairelerinin yetkisinin kesin yetki olmadığı kabul edilmiştir. (KURU, B.: İcra ve İflas Hukuku, El Kitabı, 2.b., İstanbul 2013, s.179 ve YHGK., 24.04.2013 gün ve 2012/9-1435 E.,████████ K.) Bu açıklamalara ve anılan yasa maddelerine göre, kooperatif ile ortağı arasındaki alacağın tahsili için girişilen icra takipleri bakımından kesin yetki bulunmamakla birlikte kooperatif ile ortağı arasındaki davalarda kesin yetki kuralının geçerli olduğu anlaşılmaktadır.Yukarıda da açıklandığı üzere, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan HMK'nın 14. maddesine göre, kooperatifin ortaklarına ya da ortakların bu sıfatla diğer ortaklar veya kooperatife açacağı davalarda kooperatif merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkili olup, anılan yetki kuralı, kamu düzenine ilişkin ve kesin nitelikte olduğundan, davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. TMK'nın 51. maddesine göre de tüzel kişinin ikametgâhı anasözleşmede başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir. (Yargıtay 23. HD'nin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı)Somut davada, davacı borçlu İstanbul 8. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında icra dairesinin yetkisine itiraz etmediğinden, icra dairesinin yetkisi kesinleşmiştir. İcra dairesinin yetkisi kamu düzenine ilişkin olmadığından mahkemece, icra dairesinin (İİK'nın 50/2. maddesi yollaması ile) takip tarihi itibariyle yürürlükte olan HMK'nın 14. maddesi uyarınca yetkili olup olmadığının incelenmesi gerekmeden, dava tarihi itibariyle yetkili olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Dosyaya ibraz edilen belgelerden ve ticaret sicil gazetesi bilgilerinden dava tarihinde kooperatif merkezinin İhsaniye Mahallesi, Uysallar Sk. Kuşkondu No:10/2 Selçuklu/Konya olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, Konya Mahkemesinin kesin yetkili olduğu gözetilerek, HMK'nın 114/1-ç ve 115/2. madde hükümleri uyarınca kesin yetkiye ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esası incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.Açıklanan nedenler ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.a.3 bendi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin ayrı ayrı KABULÜNE,2-İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar ve █████/2021 tarihli kararının HMK'nun 353/1-a.3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-a)Davanın kesin yetkiye ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 114/1-ç ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE,b)6100 sayılı HMK'nun 20. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın yetkili KONYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,c)İki haftalık süre içinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,d)6100 sayılı HMK'nun 331. maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin yetkili mahkemece, davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde ise yargılama giderlerinin davanın açıldığı mahkemenin dava dosyası üzerinden KARARA BAĞLANMASINA,e)Varsa artan gider avansının dosyasına AKTARILMASINA,f)Sair işlemlerin yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın davalı tarafından yatırılan 1.773,69 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.041,69 TL harcın talep halinde davalıya İADESİNE,6-İstinaf harç ve yargılama giderlerinin yeniden verilecek hükümde dikkate ALINMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026