Anahtar kelimeler: Akrilik Asfalt Kaplama Zemin Borca Eser Gösterdiği Kısmın Bedelli Alanında

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin asfalt ve zemin kaplama alanında faaliyet gösterdiği, bu faaliyet
kapsamında davalı şirkete zemin akrilik kaplama işi yaptığını ve söz konusu hizmet karşılığında
185.000,00 TL bedelli fatura düzenlediği, davalı şirket tarafından bu fatura kapsamında
150.000,00 TL ödeme yapılmış olmasına rağmen bakiye 35.000,00 TL tutarındaki kısmın
ödenmediği, bunun üzerine davacı tarafından alacağın tahsili amacıyla-------- İcra
Müdürlüğünün --------- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin borca
itiraz etmesi üzerine icra takibinin durdurulduğu, devamında arabuluculuk sürecine
başvurulduğu ancak bu aşamadan da herhangi bir sonuç alınamadığı, bu nedenle davalı
tarafından yapılan itirazın haksız olduğunun tespiti ile itirazın iptaline ve takibin devamına karar
verilmesinin talep edildiğini, ayrıca alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına
hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip zaptının tebliğ edildiği, süresinde cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
İNCELEME VE GEREKÇE
:Dava, -------- İcra Müdürlüğünün --------- E. Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı-borçlu tarafından yapılan borca itiraz nedeniyle açılan itirazın iptali davasında davacının davalıdan takibe konu fatura sebebiyle alacaklı olup olmadığı, faturaya konu hizmetin sunulup sunulmadığı, alacak miktarının ne kadar olduğu, icra takibine yapılan itirazın haksız ve talep edilen faizin yasal olup olmadığı ve alacağın likit olup olmadığı noktalarında toplanmıştır.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, --------- İcra Müdürlüğünün ---------- E. Sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından alınan █████/2026 tarihli raporda;"Davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182.
maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2025 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına
geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve
davacının 2025 yılı envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı
2025 yılında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler
içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2025 yılına ait
beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı, davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen
6.05.2025 tarihli, --------- numaralı, “Zemin Akrilik Kaplama”
açıklamalı, 185.000,00 TL tutarlı faturanın davacı muhasebe kayıtlarında işlendiği ve
söz konusu işlemlerin--------- hesap kodu altında takip edildiği, akabinde davalı tarafından
01.10.2025 tarihinde 150.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığı ve bu ödemenin
davacının muhasebe kayıtlarında alacak kaydı ile mahsup edildiği görüldüğü, yapılan
inceleme neticesinde davacının faturadan kaynaklı olarak takip tarihi (17.06.2025)
itibarıyla davalıdan 35.000,00 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu tespit
edildiği, davacı ticari defter ve muhasebe kayıtlarında takip tarihinden
sonra 03.11.2025 tarihinde davalı tarafından 35.000,00 TL tutarında bir ödeme
yapıldığı ve bu tutarın mahsup kaydı ile kapatıldığı görülmekle birlikte, dosya
kapsamında söz konusu ödemeye ilişkin banka dekontu veya benzeri bir ödeme
belgesine rastlanılmadığı, bu nedenle anılan ödemenin yalnızca davacı ticari defter
kayıtlarına dayalı olarak değerlendirildiği, söz konusu ödemenin mahkemece kabul
dilmesi halinde 03.11.2025 tarihi itibarıyla taraflar arasında herhangi bir borç/alacak
bakiyesinin bulunmadığının değerlendirilebileceği,
davalı █████/2026 günü saat 10:30'da Mahkemeniz duruşma salonunda yapılan
incelemeye katılmamış, ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği,
dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen
faturanın davacının yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu tespit edilmiş, söz
onusu faturanın içeriği incelendiğinde "Zemin Akrilik Kaplama” ya ilişkin olduğu,
görüldüğü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir
mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden
itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin
delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk
Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun
şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm
Altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturaya, TTK
.21/2’de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı anlaşıldığı, bu
durum, faturanın içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği
şeklinde yorumlandığı, ayrıca, fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası,
ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı,
sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturanın davalının bilgisi ve rızası
dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş
olması nedeniyle fatura içeriğinin davalının bilgisi dahilinde olduğu,
25 Ocak 2021 tarihinde yayınlanan 523 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel
Tebliğindeki değişiklikle 01.07.2021 tarihinden itibaren e-fatura ve e-arşiv fatura
olarak düzenlenen belgelerin BA-BS formlarındaki bildirim zorunlulukları kaldırıldığı
bu sebeple BA-BS formlarında dava konusu faturaların yer almadığı, neticeten; rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen
ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 16.05.2025
tarihli,--------- numaralı, “Zemin Akrilik Kaplama” açıklamalı,
185.000,00 TL tutarlı faturanın davacının ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer
aldığı, söz konusu faturadan kaynaklı olarak davacının takip tarihi (17.06.2025)
itibarıyla davalıdan 35.000,00 TL alacaklı olduğu tespit edildiği, bununla birlikte,
davacı ticari defter ve muhasebe kayıtlarında takip tarihinden sonra davalı tarafından
03.11.2025 tarihinde davacı hesabına 35.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığı ve bu
ödemenin mahsup kaydı ile kapatıldığı görülmekle birlikte, dosya kapsamında söz
konusu ödemeye ilişkin banka dekontu veya benzeri bir ödeme belgesine
rastlanılmadığı, söz konusu ödemenin dikkate alınması halinde takip tarihinden sonra 03.11.2025 tarihi itibarıyla davacının davalıdan herhangi bir
borç/alacak bakiyesinin bulunmadığı mütalaa olunmuştur. " şeklinde rapor sunulmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.Davalı taraf ticari defterlerini usulüne uygun ihtara rağmen incelemeye sunmamıştır. Bilirkişi tarafından davacı tarafın ticari defterleri incelenmiştir. Davacı tarafın ticari defterleri HMK 222/3 gereği lehine delil sayılmıştır. Davacı tarafın ticari defterlerine göre dava açılış tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olduğu, davalı tarafından takip tarihinden ve dava tarihinden sonra █████/2025 tarihinde dava konusu miktar olan 35.000- TL ödeme yapıldığının tespit edildiği, yapılan ödemenin infaz aşamasında icra tarafından değerlendirilmesi gerektiği, davacının davanın açılmasına sebebiyet vermediği, aksine davalı tarafın davanın açılmasına sebebiyet verdiği, neticeten davacının dava açılış tarihinde davacıdan alacaklı olduğu kanaati ile davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜNE,
1-Davalının -------- İcra müdürlüğünün --------- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin aynen devamına, davalı tarafından █████/2025 tarihinde yapılan 35.000 TL ödemenin infaz aşamasında icra müdürlüğü tarafından dikkate alınmasına,
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar harcı 2.390,85 -TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.775,45 -TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 615,40-TL peşin nispi harç olmak üzere toplam 1.230,8-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 115,50 -TL tebligat ve müzekkere gideri, 9.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.115,50-TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 35.000,00 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -------- bütçesinden ödenen 4.600.00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!