Anahtar kelimeler: Güzeller Çöktüğünü Çökme İnönü Osb Deponun Çatısının Depoda Depolandığını Lojistik

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ███████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: TAZMİNAT (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket nezdinde sigortalı bulunan .... Ltd. Şti.'ye ait emtiaların Kocaeli İli, Gebze İlçesi, Güzeller OSB, İnönü Mah. ... Cad. No:... adresinde davalı ...A.Ş. ile akdedilen █████/2010 tarihli depolama ve lojistik sözleşmesine istinaden depolandığını, davalı .... A.Ş.'nin ise deponun bulunduğu binanın maliki olduğunu, deponun çatısının █████/2012 tarihinde çöktüğünü ve çökme sebebiyle su alan depoda bulunan emtialarda maddi hasar meydana geldiğini, sözleşme ile sigortalıya ait emtiaların depolanması ve saklanması hizmetini sağlayan davalı ...'nin olay sebebiyle sorumlu olduğunu, sözleşme ile, meydana gelen hasar ve kayıplara ilişkin davalı ...'nin sorumluluğu olay başına 415.000,00 TL ile sınırlı tutulmuş ise de, dava konusu hasar emtialar davalının sorumluluğunda iken meydana geldiğinden müvekkilinin rücu hakkına sahip olduğunu ve 818 sayılı BK'nun 99/2 maddesi gereğince bu sınırlamanın geçerli olmadığını, sözleşme hükmünün sorumluluk sınırlandırmasına ilişkin olduğunu, ancak hafif kusurlar için geçerli olduğunu, ağır kusur halinde geçerli olmadığını, davalının faaliyet gösterebilmesi devlet tarafından verilen izinlere tabi olduğundan hafif kusurda dahi sorumsuzluk anlaşmasının geçerli olmayacağını, ayrıca davalı ...'nin emtianın paletsiz istiflenmesi ve depolama faaliyetlerine uygun olmayan bir mahalde bu faaliyeti gerçekleştirmesi sebebiyle kusurlu olduğunu, davalı .... A.Ş.'nin ise yapı maliki olması sebebiyle kusursuz olarak sorumluluğunun bulunduğunu, ekspertiz incelemesi sonucunda tespit edilen 2.315.265,76 USD hasar bedelinin 1.000.000,00 USD'sinin █████/2012 tarihinde, 1.315.265,76 USD'sinin ise █████/2012 tarihinde müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, ödeme tarihlerindeki efektif kura göre hesaplanan toplam 4.147.449,82 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalılardan ortaklaşa ve dayanışmalı olarak rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı ...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile sigortalı arasında akdedilen sözleşmedeki yetki şartı gereği İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, dava konusu zararın meydana gelmesinde müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, █████/2012 tarihli yoğun yağışın mücbir sebep veya beklenmedik durum niteliğine haiz olduğunu, İTÜ'den alınan rapora göre, binanın çatısındaki projeye ve yapıma ilişkin herhangi bir eksiklik bulunmadığını, çatının taşıyabileceği kar yükünün 75 kg/m2 olarak hesaplandığını, ancak somut olayda yağış yükünün yaklaşık 150 kg/m2 değerine ulaştığını ve bu nedenle çatının çöktüğünü, ortalamanın çok üzerinde bir yağışa maruz kalan son teknolojiye göre planlanmış olan deponun çatısının çökmesinin mücbir sebep niteliğinde olduğunu, bu sebeple tazminat sorumluluğunun da ortadan kalktığını, aksi halde olayın hiç değilse beklenmedik durum olarak nitelendirilmesi gerektiğini, bu durumun ise tazminattan indirim sebebi olduğunu, binanın çatı ve/veya drenaj sisteminin ayıplı olduğunun tespiti halinde sorumluluğun bina malikinde olduğunu, sprinkler sisteminin bakımının müvekkili tarafından üstlenildiğini, bakımlarının periyodik olarak aksatılmadan yapıldığını, olay anında tesisatın hiçbir arızası ve aksaklığının bulunmadığını, kaldı ki sprinkler sisteminden su akmasının çatının çökmesi ile gerçekleştiğini, müvekkilinin, depoladığı malları istifleme konusunda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, iddia edilenin aksine müvekkilinin depolama faaliyeti gösterdiği alanın depolamaya uygun bir alan olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin sorumluluğunun sözleşme uyarınca 415.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, bu hükmün batıl olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, davacının talep ettiği tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
:
İlk derece mahkemesince; yağmur ve dolu yağışı oranları nazara alındığında olayın öngörülebilir olduğu, mücbir sebep şartlarının oluşmadığı ve illiyet bağının kesilmediği, davaya konu taşınmazın çatısının bir hayli geniş olmasına rağmen dolu ve yağmurlar için yeterli tahliye sisteminin yapılmadığı, 3-4 yılda bir gerçekleşecek ve uzun yıllar ortalamasının üzerinde de olmayan bir yağmur ve dolu yağışının öngörülerek ve bina büyüklüğü de nazara alınarak tahliye sisteminin ona göre ayarlanması gerektiği, bu sebeple binanın tahliye sisteminin yapımında kusur bulunduğu, davalı bina malikinin binayı dizayn ettirirken bu teknik hususu gözardı ettiği, TBK'nun 69. maddesi uyarınca bina malikinin binanın yapımındaki eksiklik nedeniyle sorumluluğunun söz konusu olduğu, ayrıca inşaat aşamasında depo zemininde su birikimini engelleyecek ve birikmiş suyun doğru bir şekilde tahliyesi için de yapıya uygun sistem dizayn edilmediği için bina malikinin binanın yapımındaki eksiklik nedeniyle zeminden zarar gören emtialardan ötürü de sorumlu olacağı, davalı kiracı ...'nin de antrepocu olduğu, antrepoculuğu meslek edinen bir şirketin basiretli bir tacir gibi hareket ederek çalışacağı binayı ve risk analizlerini doğru tespit etmesi gerektiği, binayı kiralamadan evvel gerekli teknik ölçümlemelerin ve en kötü senaryoların teknik uzmanlarca hesaba katılması ve analiz edilmesi gerektiği, davalı ...'nin bina seçiminde gerekli ihtimamı göstermediği, binanın çatı eğimini ve bu eğime göre yapılmış bir tahliye sistemini ve zemindeki eğim durumunu bilebilecek durumda olduğu, yaptığı işe uygun bir yer kiralamadığı, davalı ...'nin aldığı malları depolama ve korumada özen eksikliğinin bulunduğu, dava konusu olayda son bilirkişi heyet raporunda belirtildiği şekilde yapı maliki .... A.Ş.'nin %65, davalı ... .... A.Ş.'nin %35 oranında kusurlu bulunduğu kanaatine varıldığı, dava konusu hasar olayında .... A.Ş.'nin yapı maliki olarak, davalı ... .... A.Ş.'nin ise antrepo sözleşmesinden kaynaklı olarak sorumluluğu mevcut olup sorumlulukları farklı hukuki sebeplere dayanıyor olsa da kanunun emredici hükmü gereği hasardan müteselsil sorumluklarının söz konusu olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6.12 maddesinde davalı ...'nin 450.000,00 TL'ye kadar sorumlu olduğunun kararlaştırıldığı, davacı tarafın ise 818 sayılı BK md. 41, 99/2 ve 463 uyarınca davalının tüm bedelden sorumlu olduğunu savunduğu, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca "Hile veya ağır kusur halinde düçar olacağı mesuliyetten borçlunun iptidaen beraetini tazammun edecek her şart, batıldır." şeklinde yapılan düzenleme ile sorumsuzluk sözleşmelerinin genel sınırının belirlendiği, olayın gerçekleşmesi sırasında kendisinden beklenen herkesin gösterebileceği özeni ve dikkati göstermemesi nedeniyle davalının hasarın oluşmasında ağır kusurlu kabul edildiği, bu nedenle sözleşmenin 6.12 maddesinin davacıyı bağlayıcı yönünün bulunmadığı, benimsenen bilirkişi raporlarında davalı % 35 oranında kusurlu olarak kabul edilmiş ise de, bu kusurun, ağır kusurlu olan davalıların iç ilişkisinde ki ağır kusur oranının dağılım oranı olduğu gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile, dava dışı sigortalıya ödenen 1.000.000,00 USD'nin ödeme tarihi olan 07.08.2012 tarihindeki yabancı paranın ... Bankası satış kuru olan (1,782 TL)'den hesaplanan karşılığı 1.782.000,00 TL'nin; 1.315.265,76 USD'nin ise ödeme tarihi olan 27.12.2012 tarihindeki yabancı paranın ... Bankası satış kuru olan (1,7961 TL)'den hesaplanan karşılığı 2.362.348,83 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte toplam 4.144.348,83 TL rücuen tazminat alacağının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
:
Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu yağışın mücbir sebep niteliğinde olduğunu, davanın bu yönden reddi gerekmekte ise de, aksi kanaat halinde bu olağanüstü yağışın 3. Kök rapor uyarınca beklenmeyen hal olarak kabul edilerek tazminatta indirime gidilmesi gerektiğini, karara esas alınan bilirkişi raporunda meteorolojik verilerin yanlış değerlendirildiğini, İstanbul 14. ATM'nin ████████ ve 832 Esas sayılı dosyalarında alınan ilk rapor ile İTÜ tarafından düzenlenen teknik raporda ayrıntıları belirtildiği üzere bahse konu dolu ve yağmur yağışının ortalamanın çok üzerinde ve öngörülemez nitelikte olduğundan mücbir sebep teşkil ettiğini, bu sebeple nedensellik bağının da koptuğunu, Gebze OMGİ verilerine göre de, █████/2012 tarihinde meydana gelen yağışın Gebze ilçesi için ortalamanın çok üzerinde ve öngörülemez nitelikte olduğunu, müvekkilinin dava konusu zararın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, bu husus sunulan deliller ve özellikle yargılamada alınan 2. kök rapor ile ortada iken bilirkişi raporlarındaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmuş olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ilgili depo çatısının ve bütün yapının tüm standartlara uygun olarak inşa edildiğini ve herhangi bir eksikliğin bulunmadığını, müvekkilinin depolama faaliyeti gösterdiği alanın depolamaya uygun bir alan olduğunu ve müvekkilinin depolama sözleşmesine ve uluslararası depolama standartlarına uygun şekilde depolama yaptığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin sorumluluğunun her halükarda sözleşmesel sorumluluk limiti ile sınırlı olduğunu, zira müvekkili ile dava dışı sigortalı ... arasında yapılan sözleşmenin 6.1.2. maddesi uyarınca müvekkilinin sorumluluğunun 415.000,00 TL ile sınırlı tutulduğunu, ayrıca sözleşmenin 6.1.3. hükmünde de, tarafların kâr kaybı, iş kaybı, ticari itibar kaybı veya her türlü dolaylı yahut özel kayıplardan veya hasarlardan sorumlu olmayacaklarının kararlaştırıldığını, sigortalısı ...'un haklarına halef olduğunu iddia eden davacının da, sözleşmenin hüküm ve şartları ile bağlı olduğunu, mahkemece müvekkilinin hangi fiil ve/veya ihmalinin ağır kusur niteliğinde olduğu belirtilmeden genel geçer açıklamalar yapılarak ve hiçbir dayanak gösterilmeden sorumluluk limitinin geçersiz olduğu sonucuna varıldığını, davacı da, müvekkilinin ağır kusurunu ispat edemediği gibi hiçbir bilirkişi raporunda da müvekkiline ağır kusur atfedilmediğini, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğu 415.000,00 TL ile sınırlı olduğundan fazlaya ilişkin taleplerin reddi gerektiğini, dava dilekçesinde müştereken ve müteselsilen tahsil talebi olmasına ve mahkemece esas alınan rapora göre müvekkilinin %35 kusurlu olduğu belirlenmesine rağmen taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde tazminat bedelinin tamamının müvekkilinden tahsiline karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:
Dava, işyeri sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu ileri sürülen davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.
Davacı tarafından dava başlangıçta işbu davanın davalısı ile birlikte .... A.Ş.'ye karşı açılmış olup Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin █████/2015 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararı ile; HSYK'nun █████/2015 tarih ve 1157 sayılı kararı ile kurulmasına karar verilen Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2015 tarihinde faaliyetine başladığından bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.
Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2020 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararı ile; dava konusu olayda davalılardan .... A.Ş.'nin yapı maliki olarak %65, diğer davalı ... .... A.Ş.'nin ise antrepo sözleşmesinden kaynaklı olarak %35 kusurlu olduğu, davalıların sorumlulukları farklı hukuki sebeplere dayanıyor olsa da, hasardan müteselsilen sorumluklarının bulunduğu gerekçelerine istinaden toplam 4.144.348,83 TL rücuen tazminat alacağının faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararın istinaf edilmesi üzerine Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesinin █████/2021 tarih ve █████████ Esas █████████ Karar sayılı kararı ile; dava dışı sigortalı ile davalı ...A.Ş. tarafından imzalanan █████/2010 tarihli Lojistik Hizmetleri Sözleşmesinin 19. maddesinde, uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, tacir olan sigortalı ile bu davalı arasındaki yetki sözleşmesinin halef olan davacı sigorta şirketini de bağlayacağı süresi içinde yetki itirazının da ileri sürüldüğü, bu nedenle davalı ...A.Ş. yönünden yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken bu davalı yönünden uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın kaldırılmasına ve kaldırma sebebine göre diğer istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2021 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararı ile hakkındaki dava tefrik edilen davalı ...A.Ş. yönünden yetkili mahkemenin İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verilmiş olup dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi akabinde işbu istinaf başvurusuna konu kararın verildiği anlaşılmıştır.
İşbu eldeki davanın davalısı hakkındaki davanın tefrik edilmesinden sonra yapı maliki olan .... A.Ş. ile ilgili yapılan yargılama neticesinde, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2021 tarih ve ████████ Esas █████████ Karar sayılı kararı ile, meydana gelen olayda davalının %65; davası tefrik edilen eldeki işbu davanın davalısının ise %35 oranında kusurlu bulunduğu, ancak sorumlulukları farklı hukuki sebeplere dayanıyor olsa da, zarardan müteselsil sorumlu olduklarından bahisle davanın kısmen kabulü ile, dava dışı sigortalıya ödenen 1.000.000,00 USD'nin ödeme tarihi olan █████/2012 tarihindeki yabancı paranın ... Bankası efektif satış kuru olan (1,782 TL)'den hesaplanan 1.782.000,00 TL ile dava dışı sigortalıya ödenen 1.315.265,76 USD'nin ödeme tarihi olan █████/2012 tarihindeki yabancı paranın ... Bankası efektif satış kuru olan (1,782 TL)'den hesaplanan 2.343.803,58 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İşbu kararın istinaf edilmesi üzerine Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesinin █████/2024 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup davalının temyiz talebinde bulunması üzerine Yargıtay 6. HD'nin █████/2025 tarih ve █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı ile kararın onandığı anlaşılmıştır.
Davacı ile dava dışı sigortalı .... Ltd. Şti. arasında █████/2012-█████/2012 tarihleri arasında geçerli klasik yangın, cam kırılması, hırsızlık, yangın mali mesuliyet, kâr kaybı sigorta poliçesi akdedilmiştir. .... Lt. Şti.'nin maliki olduğu depoyu kiralayan davalı ...A.Ş. ile dava dışı sigortalı arasında akdedilen depolama ve lojistik sözleşmesine istinaden sigortalıya ait emtialar bu yerde depolanmaktadır. Sigortalıya ait emtiaların, deponun çatısının depo çatısının █████/2012 tarihinde meydana gelen yağmur ve dolu yağışı sonrası hasar gördüğünden bahisle ekspertiz incelemesi sonucunda tespit edilen 2.315.265,76 USD hasar bedelinin 1.000.000,00 USD'sinin █████/2012 tarihinde, 1.315.265,76 USD'sinin ise █████/2012 tarihinde davacı tarafından sigortalısına ödendiği, akabinde hasardan sorumlu olduğu ileri sürülen davalıya karşı rücuen tahsil talebine ilişkin işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Eksper tarafından düzenlenen █████/2012 tarihli raporunda; meydana gelen olay sebebiyle emtiaların 3 farklı şekilde zarar gördüğü tespit edilmiştir. Çöken çatının altında bulunan ve ezilerek zarar gören emtia ile çöken çatıdan içeri giren yağmur suyu sebebiyle ıslanarak zarar gören emtialar "All Risk Hasarı" kapsamında değerlendirilmiş olup zarar tutarı 541.775,60 USD olarak hesaplanmıştır. Çatının çökmesi ile sprinkler tesisatının kırılması neticesinde bu tesisattan basınçla yayılan sular sebebiyle zarar gören emtia kıymetleri ise "Dahili Su Hasarı" kapsamında değerlendirilmiş olup bu sebeple ıslanan ürünler de 3 ayrı başlık altında incelenmiştir. Buna göre, (1) tamamen hasarlı olup yenilenmesi gereken ürünler sebebiyle oluşan zarar 836.588,08 USD; (2) ıslanan ambalajın değiştirilmesi sebebiyle oluşan zarar 900.985,15 USD; (3) ambalajı hasarlı olan bir kısım ürünlerin ambalajı değiştirilmeden satılması sebebiyle satış farkından doğan kayba ilişkin zarar ise 35.916,93 USD olarak hesaplanmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından sunulan █████/2014 havale tarihli raporda; hasarın meydana geldiği dava konusu lojistik deponun çatısının bir bölümünün yağan şiddetli dolu ve yağmur sebebiyle █████/2012 tarihinde çöktüğü, yapının günümüz şartname ve yönetmeliklere uygun olarak yapıldığı, proje yönünden ve yapım tekniği yönünden hasar meydana gelen depoda herhangi bir kusur tespit edilmediği, yapılan hesaplar sonucunda söz konusu aşık elemanların ve ana kirişlerin yürürlükte bulunan yönetmeliklerdeki şartları sağladığı ve bir çatı için alınması gereken yükler altında sistemin çalışmaya yeterli olduğu, birleşim elemanları olan kaynak ve bulonların da gerekli hesaplamalarının yapıldığı ve uygun olduğunun tespit edildiği, çatının mühendislik hesaplarının doğru yapıldığı, çok hızlı yağan yağmur ve oluşan dolu nedeniyle çatıya düşen yağmur ve dolu miktarı çok fazla olması, çatı hesaplamalarındaki standart yükleri aşması ve dolunun akarları tıkaması neticesinde çatıdaki su ve dolu birikimi sonucunda oluşan yükün etkisi ile çatının çöktüğü ve çökme esnasında deponun yangın tesisatının hasar görerek devreye girdiği, depodaki eşyaların çatıda toplanan yağmur suyundan, doludan ve çökme sonrası yağan yağmurdan ve ilave olarak yangın tesisatından çıkan suyun etkisi ile zarar gördüğü, yangın tesisatının devre dışı kalması için manuel olarak kapatılması gerektiği, çatının çökmesi ile kırılan ve hasar gören yangın tesisatının hemen manuel kapatılmadığı ve bu nedenle depodaki malzemelerin hasar görmesinde yangın tesisatından çıkan suyun da etkisi olduğu, depodaki malzemelerin bir kısmının zemine doğrudan koyulduğu, bir kısmının ise paletler üzerinde olduğu, tüm malzemeler paletler üzerinde bulunmuş olsaydı çatının çökmesi ile su birikintisinin ve yangın tesisatından gelen suyun zeminde palet seviyesine kadar dolması sebebiyle malzemelere hasar verme oranının çok az olacağı, palet olmadığı için bir kısım malzemelerin alt kısımlarının zemindeki sudan hasar gördüğü, buna göre yangın tesisatının hemen manuel olarak kapatılmadığı, zemine düşen suyun etki alanını azaltmak için eşyaların paletler üzerinde depolanmadığı, zeminde suyun birikmesini engelleyecek ve suyun mutlak tahliyesi için uygun sistem düşünülmediği, bu nedenle sudan etkilenen malzemelerin (sadece ıslanarak hasar alan malzemeler) hasarlanmasında depo işleteni davalı ...'nin %15 oranın kusurlu olduğu, yapı maliki olan ... şirketinin ise binanın yapımında veya bakımında kusurlu olmadığı, ayrıca yağan dolu ve yağmurun illiyet bağını kesen olağanüstü hal olarak değerlendirilebileceği bildirilmiştir.
Farklı bir bilirkişi heyeti tarafından sunulan █████/2015 havale tarihli rapora; dava konusu lojistik deposunun çatısının, tasarımla ilgili standartlara uygun olarak yapıldığı, bu nedenle yapı maliki ... şirketinin kusurunun bulunmadığı, ancak yağan dolunun ardından yağan yağmurla birlikte lojistik deposunun çatısındaki sifonik sistemin ve yedek tahliye sisteminin tıkanabileceği bir durumun binanın tasarımı aşamasında davalı ... şirketi tarafından öngörülmesi gerektiğinden ... şirketinin sorumlu olduğu ve kendisine rücu imkanının bulunduğu, dava konusu olayın mücbir sebep teşkil etmediği ve illiyet bağını kesmediği, çatının çökmesi ile çatıya biriken suyun bu noktadan depoya sirayet etmeye devam ettiği, ayrıca çatı çökmesi sonucu hasar gören sprinkler sisteminden de depoya su akmaya başladığı, ...'nin, yangın riski olmadığı tespit edildikten sonra sprinkler sisteminin kapatıldığı gerekçesinin makul olduğu, bu nedenle sprinklerin hemen kapatılmamasında ...'nin kusurunun bulunmadığı, lojistik deposunda bulunan emtianın bazıları paletli olarak depolanırken, bazılarının paletsiz olarak depolandığının görüldüğü, hasar gören bahse konu emtianın depolama sürecinde yandan sıkıştırılarak taşınacak şekilde fabrika çıkışı ambalajlanması söz konusu ise, bu ürünlerin paletli olarak depolanmamış olması durumunun lojistik uygulaması bakımından bir kusur olarak kabul edilemeyeceği, █████/2014 tarihli bilirkişi raporunda ...'nin %15 oranında kusurlu bulunmasının sebeplerinden birisi olarak suyun zeminde mutlak olarak tahliyesi için uygun sistemin bulunmaması olduğu belirtilmiş ise de, böyle bir sistemin bulunmaması sebebiyle ...'nin sorumlu tutulamayacağı, buna karşılık lojistik deposunun maliki olan ... şirketinin sorumluluğunun bulunduğu, zira tahliye sisteminin, bina maliki tarafından yapılması gerekli olan bir bileşen olduğu, buna göre davacının, sigortalısına ödediği tazminatı ...'ye rücu edemeyeceği, yapı maliki ... şirketinin ise BK'nun 58. maddesi gereğince sorumluluğunun bulunduğu bildirilmiştir.
Yazılan talimat üzerine farklı bir bilirkişi heyeti tarafından İstanbul 5. ATM'ye sunulan (███████ Tlmt.) █████/2015 tarihli raporda; bilirkişi heyetine katılacak meteoroloji ve hidrolik konularındaki uzmanların görüşünden sonra, hukuki değerlendirme de yapılarak kusur varsa kimin ne kadar kusurlu olduğu ve mücbir sebep bulunup bulunmadığı konularının açıklığa kavuşturulacağı, zarar gören ürünlerin bedelinin belirlenmesi hususunun ise, ürünler elektronik cihazlar olduğundan elektrik/elektronik mühendisleri tarafından değerlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir.
Mahkemece, yeniden talimat yazılarak, önceki bilirkişi heyetine resen seçilecek konusunda uzman meteoroloji ve hidrolik konusunda uzman bilirkişinin de eklenerek rapor tanzim edilmesinin istenmesine karar verilmiş olup bu şekilde teşekkül eden bilirkişi heyeti tarafından İstanbul 10. ATM'ye sunulan (███████ Tlmt.) bila tarihli raporda; dosya kapsamındaki verilere göre, meydana gelen yağış olayının mücbir sebep olarak nitelendirilemeyeceği, buna dayalı olarak illiyet bağının kesilmediği sonucuna ulaşıldığı, ... şirketinin, maliki olduğu deponun yapılışında bir bozukluk ve bakımında bir eksiklik bulunmadığından BK'nun 58. maddesi gereğince zarardan sorumlu olmadığı, ... ile dava dışı ... arasında imzalanmış lojistik hizmetleri sözleşmesine göre, ...'nin, ...'a taşıma hizmetinin yanı sıra ürünlerini depolama, diğer bir deyişle koruyarak saklama hizmeti sunmayı da taahhüt ettiği, buna göre sözleşmenin depolamaya ilişkin hükümleri uyarınca, taraflar arasında eBK m.463 vd. hükümlerinde düzenlenmiş olan bir vedia (saklama) sözleşmesi ilişkisinin mevcut olduğu, somut olayda vedia alan ...'nin, vedia konusunu özenli olarak saklama yükümlülüğünün bulunduğu, dilekçelerinde depolama konusunda uzman olduğunu ifade eden ...'nin, ... ile arasındaki vedia sözleşmesi uyarınca saklama borcumu yerine getirirken göstermesi gereken özenin ölçüsünün, yüksek ve objektif nitelikte olduğu, ...'nin, bu ölçüde özen göstermediği bir durumda, özen yükümü ihlaline dayalı tazminat sorumluluğunun doğduğunun kabul edileceği, buna göre somut uyuşmazlıkta, depo çatısında herhangi bir yapılış bozukluğu bulunmadığı tespit edilmiş olup bu nitelikteki bir binada, çatının çökmesi öngörülebilir bir durum olmadığından çöken çatının çarpması sonucu fiziki darbe almak suretiyle zarar gören ürünler bakımından, vedia alan ...'nin özen yükümünü ihlal etmediği, ...'nin saklama borcuna konu olan ürünlerin bir kısmının, deponun çöken çatısından ve kırılan sprinkler sisteminden akan suyla üstten ıslanmak suretiyle zarar gördüklerinin anlaşıldığı, her ne kadar tekniğe uygun inşa edilmiş depo çatısının çökmesi öngörülebilir bir durum değilse de, depo çatısı çökmüş olmasa dahi, çatıdan herhangi bir şekilde ürünlerin üzerine su sızıntısı/akıntısı olması ihtimali öngörülebilir bir durum olmasına rağmen ...'nin, sakladığı ürünlerin depo çatısından gelebilecek bir su akıntısı ile ıslanma ihtimalini göz önünde bulundurmadığı ve bu konuda gerekli tedbirleri almadığı, bu nedenle ürünlerin üstten ıslanarak zarara uğramalarında ...'nin özen yükümünü ihlal nedeniyle sorumlu olduğu, ...'nin saklama borcuna konu olan ürünlerin bir kısmının ise, çöken çatıdan ve kırılan sprinkler sisteminden akan suyun depo zemininde birikmesi sonucu alttan ıslanmak suretiyle zarar gördüklerinin anlaşıldığı, dosyada mevcut olay yerine ilişkin fotoğraflara göre, ...'nin, vedia aldığı ürünlerin bir kısmını paletler üzerinde muhafaza etmiş iken, bir kısmını doğrudan zemine koymak suretiyle istiflediği, vedia alan ve basiretli bir tacir olarak yüksek ve objektif bir özen borcu altında olan ...'nin, depo zemininin, çatıdan akan suyun dışında da herhangi bir sebeple su ile kaplanabileceği ihtimalinin yüksek olduğunu öngörmesi ve buna ilişkin gerekli tedbirleri almış olması gerekirken vedia konusu ürünlerin özenli korunmasının gerekli kıldığı önlemleri almadığı, bu nedenle ...'nin, ürünlerin alttan ıslanarak zarara uğramalarında yüksek ye objektif özen yükümünü ihlal nedeniyle sorumlu olduğu, ... ve ... arasındaki sözleşmede, tarafların, ...'nin sorumluluğunu belirlenmiş azami bir miktar (olay başına 415.000,00 TL) ile sınırlandırdığı, taraflar burada kusurun derecesi bakımından bir ayırıma gitmemişlerse de, eBK m.99/1 uyarınca, bu sorumsuzluk anlaşmasının ...'nin ağır ihmalinden kaynaklı zararlar bakımından uygulanmasının mümkün olmadığı, ... tarafından gerçekleştirilen lojistik hizmetinin yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülen bir faaliyet olduğunun anlaşıldığı, buna göre, takdir mahkemeye ait olmak üzere ...'nin sorumluluğunu olay başına 415.000,00 TL ile sınırlandıran taraflar arasındaki bu sözleşme kaydının eBK m.99/2 uyarınca geçersiz kabul edilebileceği, eBK m.43/1 uyarınca, olayın özellikleri ve durumun gereğinin tazminattan indirim sebebi olarak göz önünde bulundurulacağının hüküm altına alındığı, buna göre meteoroloji alanında uzman bilirkişi tarafından, depo çatısının çökmesine sebep olan █████/2012 tarihli dolu ve yağmur yağışı olayı mücbir sebep olarak değerlendirilmemiş ise de, somut uyuşmazlıkta, işbu hava olayının umulmayan hal olarak nitelendirilebileceği ve davalı ...'nin sorumluluğu bakımından tazminattan indirim sebebi olarak değerlendirilebileceği bildirilmiştir.
Mahkemece, dosyada bulunan bilirkişi heyeti raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve dosyaya meteoroloji genel müdürlüğünden gelen verilerin de değerlendirilmesi için yeni oluşturulacak bir bilirkişi heyetinden, oluşan zararda tarafların kusur durumu, (depolamadan kaynaklanan bir kusur olup olmadığı), kusur oranları, dolu-yağmur yağışı nedeniyle zarar oluştuğundan bu dolu-yağmur yağışının mücbir sebep yada beklenmedik hal olup olmayacağı, oluşan zararın sigorta poliçesi kapsamında bulunup bulunmadığı, zararın doğduğu tarihteki gerçek hasar bedelinin ve buna göre davacının hangi davalıdan ne miktarda tazminat talep edebileceği hususlarında rapor alınmasına karar verilmiştir.
Yazılan talimat üzerine İstanbul 10. ATM'ye (████████ Tlmt.) farklı bir bilirkişi heyeti tarafından sunulan █████/2019 tarihli raporda; dava konusu olayda yağışın sonucunda çatının birden fazla noktada çökmesi ile bu çökme noktalarından deponun içine çatıda toplanan yağmur suyu, dolu ve çökme sonucunda yangın sprinkler tesisatının hasar görmesi ile de hasarlı sprinkler başlıklarından su boşaldığı, bu su ve dolu ile depodaki emtiaların su hasarına uğradığı ve zarar gördüğü hususlarının dosya kapsamındaki tespitlerden anlaşıldığı, sprinkler sistemlerinde, yangın anında açılan sprinkler başlıklarından suyun, yangının söndürülmesi amacıyla sprey şeklinde veya baskın su şeklinde püskürtüldüğü, ıslak veya kuru sprinkler sistemlerinde veya baskın sistemlerde suyun sprinkler başlıklarından boşalması esnasında yangın pompalarının sesli alarmı ve otomasyonla yangın alarmı verildiği, bu olayda ise yangın meydana gelmeden çökmenin verdiği hasarla kopan başlıklardan suyun boşaldığı, depo çalışanlarının bu durumda yapması gerekenin, yangının olmadığını tespit ettikten sonra vanayı kapatmaları gerektiği, dava konusu olayda da yapılan bu olduğu için bu hususta ... çalışanlarının kusurunun tespit edilemediği, ancak dava konusu depoda depolanan bir kısım emtianın paletler üzerinde istiflenmemesi ve depoda inşaat aşamasında zeminde birikecek suyun tahliyesi için yapılması gereken sistemin de eksik olması nedeniyle zemin suyu ile, emtianın hasarının arttığının anlaşıldığı, bu durum binanın yapım eksikliğinin bulunduğunu ve davalı ...'nin depolama faaliyetinde koruma ve özen eksikliğinin olduğunu, dolayısıyla yapı maliki ile ...'nin kusurunun bulunduğunu gösterdiği, 1. bilirkişi heyeti raporunda, çatıdaki sifonik sislemin ve yedek tahliye sisteminin tıkanması ile ilgili bir değerlendirme yapılmamış olup 2. heyet tarafından bu hususun yerinde incelenerek tahliye sisteminin yeterli olmadığı değerlendirmesi yapmış olması nedeni ile davalı ...'in olayda kusurlu olduğu, diğer davalı ...'nin ise saklama sorumluluğu olduğu, dava dışı ... şirketine ait emtiaların saklanmasında gerekli özen görevini yerine getirmediği, emtiaları su baskınına karşı yüksek raflarda saklamadığı, sprinkler sisteminin çalışmasında manuel kapama işini zamanında yapmadığı anlaşıldığından meydana gelen zararda kusurlu olduğu, kusura ilişkin bu açıklamalara göre meydana gelen olayda yapı maliki ... şirketinin %65, ...'nin ise %35 kusurlu olduğu, dosyadaki belgelere ve bilirkişi raporlarına göre dava konusu meydana gelen olayın mücbir sebepten kaynaklanan bir olay olmadığı, ancak beklenmeyen bir olay olarak nitelenebileceği, meydana gelen hasar sigorta poliçesi kapsamında olup, hasar miktarının tespitinin elektronik mühendisi bir uzmanca yapılması gerektiği bildirilmiştir.
Mahkemece, dosyanın resen seçilecek bir elektrik elektronik bilirkişisine tevdii edilerek, dava konusu olay sebebi ile dava dışı ... firmasının çöken çatıdan çarpma sonucu fiziki darbe ile oluşan zarar miktarı ile üsten ve alttan ıslanmak sureti ile oluşan zarar miktarının ve toplam zarar miktarının ayrıntılı bir şekilde tespiti ile ilgili rapor alınmasına karar verilmiş olup bilirkişi tarafından sunulan █████/2019 tarihli raporda; çöken çatının altında kalarak ezilmek ve çatının çökmesi ile içeri giren yağmur suyu ile ıslanmak ve zatının çökmesi ile kırılan sprinkler sisteminden sızan su ile ıslanmak suretiyle zarar gören emtiaların değeri toplam 2.315.265,76 USD olarak hesaplanmıştır.
Dava konusu olay nedeniyle başka bir sigorta şirketi tarafından davalı şirket ile dava dışı .... A.Ş.'ye karşı açılan davada İstanbul 14. ATM'nin █████/2017 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; kazanın mücbir sebepten değil çatıdaki teknik sorunlardan kaynaklandığı, illiyet bağının kesilmediği ve davalıların kusurlu olduğu kabul edilerek kusur oranları (... %65, ... %35) dikkate alınmadan oluşan zararın her iki davalıdan tahsilde tekerrür olmamak üzere tahsiline karar verilmiştir. Davalıların karara yönelik istinaf başvurularının esastan reddedilmesi üzerine, temyiz başvurularını inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin █████/2020 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; alınacak tedbirlerle oluşması önlenebilecek nitelikte olan, aşırı yağıştan kaynaklanan çatı çökmesi olayının mücbir sebep olarak kabul edilemeyeceği, davaya konu edilen su hasarının oluşmasında davalıların kusur ve sorumluluk sebeplerini teknik verilerle açıklayan uzman bilirkişi heyeti raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmediği gerekçelerine istinaden sair temyiz itirazlarının reddedildiği dikkate alındığında artık davalının kusurlu olduğu, meydana gelen yağışın mücbir sebep niteliğinde olmadığı hususları kesinleşmiştir. Kesinleşen bu durumlar karşısında, davacı dava dilekçesi ile dava dışı .... A.Ş. ve hakkındaki dava tefrik edilip yetkisizlik kararı verilen bu davalı şirketten zararın müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiğine göre, meydana gelen olay nedeniyle oluşan zarardan dava dışı şirket ile müteselsil sorumlu olduğu anlaşılan davalı şirketin kusur oranı ile bağlı kalmadan hüküm tesis edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Zira müteselsil sorumluluk esasına göre, kusur oranlarına ilişkin bu husus dava dışı şirket ile davalının kendi aralarındaki iç ilişkiye ilişkin olup davacıya karşı ileri sürülemez.
Davalı vekili istinafında, müvekkilinin, dava dışı sigortalı ile olan sözleşmenin 6.1.2 maddesi uyarınca sorumluluğu 415.000,00 TL ile sınırlı olmasına rağmen mahkemece müvekkili ağır kusurlu kabul edilerek bu hükmün geçersiz sayılmasının hukuka aykırı olduğunu, zira müvekkilinin ağır kusurlu olmadığını ileri sürmüştür.
Mahkemece, olayın gerçekleşmesi sırasında kendisinden beklenen herkesin gösterebileceği özeni ve dikkati göstermemesi nedeni ile davalı ağır kusurlu kabul edilmiş olup bu nedenle sözleşmenin 6.1.2 maddesinin davacıyı bağlamadığından bahisle bu madde ile belirlenen sorumluluk sınırı dikkate alınmadan hüküm tesis edilmiştir.
Davalı şirket ile dava dışı sigortalı ... arasında akdedilen lojistik hizmetleri sözleşmesinin 6.1.2 maddesine göre; ulaşım ve depolama hizmetleri sırasında meydana gelen hasar ve kayıplara ilişkin yüklenicinin sorumluluğunun olay başına 415.000,00 TL ile sınırlı olduğu, her bir takvim yılı başına yıllık toplam üst sınırın 2.500.000,00 TL olduğu kararlaştırılmıştır.
Olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 Sayılı BK'nun 99. maddesi uyarınca "Hile veya ağır kusur halinde düçar olacağı mesuliyetten borçlunun iptidaen beraetini tazammun edecek her şart, batıldır." hükmünü içermektedir.
Ağır kusur, yargısal kararlarda "aynı durum ve koşullar altında her mantıklı insanın göstereceği en ilkel (basit) dikkat ve özenin gösterilmemesi" şeklinde tanımlanmaktadır. Başka bir anlatımla ağır kusurda; hâl ve şartların yüklediği özen gösterme ve tedbir alma ödevlerine veya bir hareket tarzı emreden kurallara "tam bir aldırmazlık" söz konusudur. Ağır kusur, bağışlanması kesinlikle olanaksız olan irade eksikliği esasına dayanır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre de ağır kusur kavramı bir özel hukuk kavramı olarak; kasıt olmamakla beraber kasta yakın bir kusurun varlığını ifade etmektedir (Yargıtay HGK'nun ███████-1083 Esas ███████ Karar sayılı kararı).
Somut olayda, dava konusu hasar, sigortalıya ait eşyaların aralarındaki sözleşmeye istinaden davalı tarafından işletilen depoda bulunduğu sırada meydana geldiğine göre davalının hizmet edimini yerine getirirken göstermesi gereken dikkat ve özenin tayini bakımından sözleşme hükümlerinin incelenmesi ve somut olayın özellikleri de dikkate alınarak davalının olayın meydana gelmesinde ağır kusurlu sayılıp sayılmayacağı ve bunun sonucuna göre sözleşmenin 6.1.2 maddesinin geçerli kabul edilip edilmeyeceği hususunun tartışılması gerekir.
Davalı ve dava dışı sigortalı arasındaki sözleşmede, profesyonel bir lojistik şirketi olduğu belirtilen davalı ...'nin, ürünlerin teslim alınması, depo yönetimi, ürünlerin nakliyat ve teslimi, iadesi ve danışma da dahil ancak bunlarla sınırlı olmaksızın genel olarak lojistik hizmetlerini etkin bir şekilde yürütme kapasitesine sahip profesyonel bir lojistik şirketi olduğu, her türlü lojistik alanında üst düzey hizmet vererek her iki tarafın da çıkarına olan imkanları ... için oluşturacağı belirtilmiştir. Sözleşme ile davalı yüklenici, söz konusu hizmetlerin ifası için resmi makamların ve yürürlükteki yasal mevzuatın gerektirdiği tüm lisanslara ve sair belgeye sahip olduğunu kabul ve taahhüt etmiştir. Hizmet standartlarının düzenlendiği sözleşmenin 10. maddesine göre, davalı yüklenici, sözleşme kapsamındaki hizmetlerin iyi ve ustalıklı bir şekilde verileceği ve burada yer alan şartlara ve koşullara uygun olacağını garanti etmiştir. Ayrıca, sözleşme ile davalı tarafından verilecek hizmetler için ücret de kararlaştırılmıştır.
6102 sayılı TTK'nun 18/2. maddesi (6762 sayılı TTK.m.20/2) uyarınca, her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği de dikkate alındığında tacir olan davalı şirketin aynı zamanda basiretli davranma yükümlülüğü de bulunmaktadır. Basiretli davranma yükümlülüğü Yargıtay (Kapatılan) 15. H.D.'nin ███████ Esas █████████ Karar sayılı kararında "... Basiretli bir işadamı gibi davranma yükümü aslında objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde, kendi yetenek ve imkânlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli ve öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesinin gerekli olduğunu vurgulamaktadır (Ticari İşletme Hukuku, Prof. dr. Sabih Arıkan 7. Baskı 2004 sayfa 132 vd.). Tacir özellikle ticari işletmesiyle ilgili sözleşmeleri yaparken ve bu sözleşmelerden doğan borçlarını yerine getirirken basiretli bir işadamı gibi davranmak zorundadır. Tacir, ister icapta bulunan, isterse kabul eden durumunda olsun akdin kurulmasından önce ve kurulması sırasında ticaretinin özelliğini gözönünde tutan tedbirli ve ileriyi makul ve mutad bir oranda gören bir tacir gibi davranmak zorundadır..." şeklinde açıklanmıştır.
Açıklanan tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, sözleşmeye yansıyan taraf iradelerine göre, profesyonel bir lojistik şirketi olduğu ifade edilen davalı şirketin hizmet edimini üst düzeyde, iyi ve ustalıkla yerine getireceği kabul edilmiş olup bu hizmetlerinin karşılığında bir ücretin de kararlaştırıldığı ve ayrıca sözleşme dışında tacir olması sebebiyle basiretli davranma yükümlülüğünün de bulunduğu dikkate alındığında davalının yüksek düzeyde bir dikkat ve özen göstermesi gerektiği kabul edilmelidir. Ağır kusur tanımından yola çıkıldığında, davalı ile aynı durum ve koşullar altında faaliyet gösteren her tacirin göstereceği en ilkel (basit) dikkat ve özenin gösterilmemesi ağır kusur sayılacak ise de, ağır kusurlu olup olmadığının tespiti bakımından, davalının yüksek ve objektif düzeyde bir dikkat ve özen gösterip göstermediğinin tespiti gerekir.
Somut olayda, kanun yolu incelemesinden geçerek kesinleşen yargı kararı ile, dava dışı yapı malikinin olay sebebiyle sorumluluğunun bulunduğu sabit olduğuna göre davalının depolama hizmetini verdiği binanın yapımı ile ilgili kusurların mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda bahsedilen Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin █████/2020 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile, davaya konu edilen su hasarının oluşmasında işbu eldeki davanın davalısı ve dava dışı yapı malikinin kusur ve sorumluluk sebeplerini teknik verilerle açıklayan uzman bilirkişi heyeti raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmediği belirtilmiş olup bu karara konu ilk derece mahkemesinin karar içeriğine yansıyan ifadelerden, binadaki sifonik su tahliyesi sistemlerinin bölgenin coğrafi yağış özellikleri göz önüne alınmadan dizayn edildiği, yapılan yedek deşarj sisteminin yetersiz olduğu, meteoroloji genel müdürlüğünün istatistiksel verilerinin nazara alınmadığı belirtildiğine göre davalının, hizmet verdiği binanın seçiminde gerekli özeni göstermediği sabittir. Bu anlamda davalının, yerine getirdiği hizmet ve ilerisi için olası riskleri de gözönüne alarak binanın uygun olup olmadığını gerekirse uzmanından raporlar da alınmak suretiyle tespit ettirmesi gerekirdi. Aynı Yargıtay kararında, meydana gelen olayın alınacak tedbirlerle oluşmasının önlenebilecek nitelikte olduğu da belirtilmiştir. Ayrıca dava konusu hasarın oluşmasında deponun çatısının çökmesi ile birlikte devreye giren sprinkler sisteminden akan suyun da etkisi olduğu sabit olup davalı tarafından bu sistemin zamanında kapatılmadığı gibi emtiaların bir kısmının zeminde olduğu dikkate alındığında oluşabilecek bir su baskınına karşı davalının, bu emtiaları yüksek raflarda veya palet üzerinde istiflemediği de anlaşılmaktadır.
Yapılan açıklamalar uyarınca, basiretli davranma yükümlülüğü bulunan yüksek ve objektif düzeyde bir dikkat ve özen göstermesi gereken davalının ağır kusurlu olduğu sabit olup bu halde sözleşmenin 6.1.2 maddesi ile miktar olarak belirlenen sorumluluk sınırının uygulanması mümkün olmadığından mahkemece bu doğrultuda tesis edilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir.
İşbu eldeki davanın davalısı yönünden tefrik kararı verildikten sonra yapı maliki olan .... A.Ş. ile ilgili yapılan yargılamada verilen Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2021 tarih ve ████████ Esas █████████ Karar sayılı kararı gözetilerek işbu eldeki davada tahsilde tekerrür olmamak üzere hüküm tesis edilmemesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Kaldı ki mahkemece de sonradan farkedildiği anlaşılan bu hususa gerekçeli kararda değinilmiştir. Her ne kadar davalının bu yönde bir istinaf sebebi bulunmasa da, kamu düzenine ilişkin olması sebebiyle bu hususun Dairemizce re'sen gözetilmesi gerekmiştir. Zira hükmün bu şekliyle infaz edilmesi sebepsiz zenginleşmeye yol açabilecektir. Bu nedenle mahkemece tesis edilen karar bu yönüyle usul ve yasaya uygun olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ Esas, ████████ Karar sayılı ve █████/2022 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,
2-a)Davanın KISMEN KABULÜ ile, dava dışı sigortalıya ödenen 1.000.000,00 USD'nin ödeme tarihi olan 07.08.2012 tarihindeki yabancı paranın ... Bankası Satış Kuru olan 1,782 TL'den hesaplanan 1.782.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile; 1.315.265,76 USD'nin ödeme tarihi olan 27.12.2012 tarihindeki yabancı paranın ... Bankası Satış Kuru olan 1,7961 TL'den hesaplanan 2.362.348,83 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte toplam 4.144.348,83 TL rücuen tazminat alacağının (Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2021 tarih ve ████████ Esas █████████ Karar sayılı kararı ile tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere) davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine,
b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 283.100,47 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 70.828,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 212.272,37 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
c)Davacı tarafından karşılanan 70.828,10 TL peşin harç ve 24,30 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 70.852,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
d)Davacı tarafından karşılanan 10.870,00 TL bilirkişi ücreti ile 1.456,30 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 12.326,30 TL'nin davanın kabul-ret oranına göre hesaplanan 12.316,43 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
e)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
f)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince belirlenen 569.878,37 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
g)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince belirlenen 3.100,99 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
İstinaf Giderleri Yönünden
3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 70.775,11 TL harçtan mahsubu ile bakiye 70.043,11 TL harcın karar kesinleştiğinde talebi halinde davalıya İADESİNE,
4-Davalı tarafından karşılanan 657,00 TL istinaf yargılama giderleri ile 1.470,00 TL istinaf başvuru ve karar harcı olmak üzere toplam 2.127,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16.04.2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!