Anahtar kelimeler: Sbmtramer Davatazminat Trafiğe Uygunsuz Çıkmaya Uymaması Arkadan Mesafesine Çarptığını Kiraladığı

T.C.

İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:████████
DAVA
:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2025
KARAR TARİHİ
:█████/2026
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 12.09.2023 günü müvekkili firmanın uzun dönem kiralama sözleşmesi ile kiraladığı ... Plakalı araç trafik kurallarına uygun şekilde seyir halindeyken, davalı sürücünün sevk ve idaresindeki ... plakalı araç takip mesafesine uymaması sonucu müvekkili şirkete ait araca arkadan çarptığını, kaza sonucu, müvekkili şirketin aracı muhtelif yerlerinden hasar görmüş ve trafiğe çıkmaya uygunsuz hale geldiğini, kaza neticesinde SBM/TRAMER kusur sonucuna göre; davalıların sevk ve idaresindeki aracın yüzde yüz (%100) kusurlu olduğunu, kaza neticesinde müvekkili şirketin kazanç kaybına uğradığını, kusur oranı, zarar miktarı, onarım süresi ve başkaca tüm talep ve hakları yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla işbu belirsiz alacak davasının kabulü ile 300-TL maddi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek olan değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki mahkemenin yetkisiz olduğunu, mahkemenin yetkisine açıkça itiraz ettiklerini, hasar tespit tutanağında kazanın meydana geldiği yer Pendik / İstanbul'dur. Pendik ilçesi İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yetki alanına girdiğini, müvekkili ...'in ikametgahı Büyükçekmece'de ve müvekkili şirket'in adresi ise Çatalca olduğunu, söz konusu davanın Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi'nde yahut Silivri Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkili olduğunu, huzurdaki dava belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacı tarafından sunulan kusur raporunun taraf beyanlarına dayalı olduğunu, teknik bilirkişi incelemesi yapılmadan kesin kusur oranı belirlenemeyeceğini, davacının açmış olduğu belirsiz alacak davasının usul ve esas yönünden reddini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, trafik kazasından kaynaklı davacının tamirde kaldığı süredeki araç mahrumiyet bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda; Davacıya ait ... Plakalı araç ile davalılardan ... LTD.ŞTİ'ne ait olan, davalı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında 12.09.2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının aracının hasara uğraması sebebiyle hasarın onarım süresi olan 9 gün boyunca mahrum kalınan kazanç için şimdilik 3.000,00 TL'nin haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek olan değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür.
6100 Sayılı HMK'nın 6/1. maddesinin "(1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bu yetki kuralı kesin olmadığından HMK'nın 19. maddesinde belirlenen süre ve yöntemle yetkisizlik itirazında bulunulmaz ise davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir ve mahkemece kendiliğinden yetkisizlik kararı verilemez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Yetki itirazının ileri sürülmesi" başlıklı 19/2. maddesi; "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz" hükmünü içermektedir. Yine, 116/1-a maddesinde Kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazını "ilk itiraz" olarak düzenlemektedir. Somut olay bakımından yapılan incelemede davalılar vekili tarafından her ne kadar mahkememizin yetkisine itiraz edilmiş ise de itiraz edilirken birden fazla yetkili mahkemenin belirtilmesine rağmen seçim yapılmadığı görülmekle söz konusu itirazın usulüne uygun olmadığı; nitekim HMK m.16 hükmü uyarınca davacının kendi yerleşim yerinde de dava açabileceği, bu hali ile mahkememizin yetkili olduğu görülmekle yetki itirazının reddine karar verilmekle yargılamaya devam olunmuştur.
Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
(2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
(2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir.
Yargılama esnasında kazaya karışan araçların trafik tescil kayıtları, sbgm kayıtları ve sair hususlar celp edilmiş, ibraz edilen deliller bir bütün olarak incelenmek suretiyle rapor tanzimi için dosyanın 1 makine mühendisi bilirkişisine tevdine karar verilmiş olup ibraz edilen raporda özetle;
12.09.2023 günü saat 18
:30 sıralarında davalı sürücü ...'in, sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile TEM İstanbul-Ankara yolu Kurtköy sapağı yaklaşımında önünde aynı yönde seyretmekte olan davacıya ait ve sürücü ... yönetimindeki ... plakalı araca arkadan çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 56/c maddesine göre sürücüler önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek zorundadır. Oysa, ... plakalı aracın sürücüsü ... bu kuralı ihlal ederek önündeki davacı aracını yakından takip etmiş ve trafik yoğunluğu gereği yavaşlayan/duran bu araca arkadan çarpmıştır. Kazanın meydana gelmesinde kanunun 84/d maddesine göre asli ve tam kusurludur. Trafik zorunluluğu nedeniyle yavaşlayan ... plakalı aracın sürücüsü ...'a atfı kabil bir kusur bulunmamaktadır.
Dava konusu aracın makul onarım süresi 5 takvim günüdür. Muadil bir aracın bu süre zarfında ortalama günlük kirası 1000 TL dır. Böylece araçtan mahrumiyet kaybı 5x1000 = 5.000 TL olmaktadır. Süre çok kısa olduğundan bakım ve amortisman tenziline gerek görülmemiştir. Davalılar kusur oranına göre bu tutarın tamamından sorumludur.
Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.
Alınan işbu hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazların reddine karar verilmiş olup davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan █████/2025 tarihli talep arttırım dilekçesinde özetle; 5.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin talep edilmiş olduğu görülmüştür.
Kural olarak araç mahrumiyet bedeli taleplerinin değerlendirilmesinde davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenerek davacının ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan ve bu süre içinde davacının (ikame araç) ödemesi gereken bedelin ne olacağı konularında alınan bilirkişi raporuna göre davacının araç mahrumiyet bedeli talebinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Müteselsil sorumluluk kanundan doğan bir sorumluluk türüdür. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, davacı kusursuz olduğuna göre zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ██████████ Esas, █████████ Sayılı Kararı). Buna göre, ortaya çıkan zarardan araç maliki-işleten olarak davalının ve araç sürücünün müteselsil sorumlu bulunmaktadır. Zarar nedeniyle müteselsilen varsa başkaca sigorta veya kişilerin bulunması davalı işletenin sorumluluğunu kaldırmayacaktır.
İşbu anılan yerleşik içtihatlar çerçevesinde hazırlanan hüküm kurmaya ve denetime elverişli olan bilirkişi raporuna yönelik yapılan itirazların reddine karar verilmiş olup davacı vekili tarafından ibraz edilen bedel arttırım dilekçesi kapsamında davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş olup tarafların tacir olmaları sebebiyle kaza tarihinden itibaren değişen oranlardaki avans faizi işletilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davacının davasının KABULÜ ile ; 12.09.2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı 5.000,00 TL araç mahrumiyet bedelinin kaza tarihi olan 12.09.2023 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine
2-Alınması gerekli olan 732,00-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 615,40-TL, ıslah harcı olarak alınan 80,26-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 36,34-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 1.398,56-TL (başvurma, ıslah harcı, vekalet harçları, peşin harç) davetiye, posta gideri: 465,00-TL, bilirkişi ücreti: 6.000,00-TL olmak üzere toplam: 7.863,56-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 5.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.700,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ....
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!