Anahtar kelimeler: Davaitirazın Satımdan Sunmuş Sinden Emrine Aşağı Başlattıklarını Durduğunu Tutarlarının Ödenmemesi

T.C.
İSTANBUL18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:█████/2025KARAR TARİHİ
:█████/2026Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket tarafından icra takibe konu faturalara konu ürünler eksiksiz olarak teslim edildiğini, söz konusu fatura tutarlarının borçlu tarafından ödenmemesi üzerine davalı aleyhine ... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalının ödeme emrine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyan ederek; itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafın bu hususu açıkça ispatlaması gerektiğini, davalı şirketin davacı şirkete borcu bulunmadığını, mahkemece yapılacak olan araştırma ve incelemeler neticesinde bu husus ortaya çıkacağını, haksız davanın reddini, davacı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında cari hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Somut olayda; Taraflar arasındaki ticari satım ilişkisi kapsamında düzenlenen fatura bedellerinin tahsili amacıyla 190.975,49 TL fatura alacağı- asıl alacak üzerinden davalı aleyhine başlatılmış olan ... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile davalının %20 oranında icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür.İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.Mahkememizce icra dosyası celp edilip incelendiğinde davalı borçlunun borca itiraz ile birlikte icra dairesinin yetkisine de itiraz etmiş olduğu görülmekle esas girilmeden önce icra dairesinin yetkisine yönelik yapılmış olan itiraz öncelikli olarak değerlendirilmiş olup bu doğrultuda yerleşik içtihatlar uyarınca itirazın iptâli davasının görülebilmesi, geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Ortada geçerli takip yoksa itirazın iptâli davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz halinde bu itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı sürece geçerli bir takibin varlığından söz edilemez. O halde mahkemece, icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği gözetilerek eldeki dava da öncelikle bu itiraz incelenerek doğru bir şekilde karar verilmelidir. Hukuk Genel Kurulunun █████/2004 tarih, ███████-410 esas, ████████ karar sayılı ilamı da bu yöndedir.İcra takiplerinde yetki hususu, 2004 sayılı İİK’nın 50. maddesi yollaması ile usul Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır.İİK’nın 50. maddesi; "(Değişik
: 3/7/1940-3890/1 md.) Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur.İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur." düzenlemesini içermektedir.HMK 17.maddesi “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmünü haizdir.HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Aynı Kanunun 10.maddesine göre ise sözleşmeden doğan takiplerde, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkilidir. Bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Takip davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. 6100 sayılı HMK'nın 17. maddesinde tacirler ve kamu tüzel kişilerinin aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşme ile yetkili kılabilecekleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşme ile belirlenen bu mahkemelerde görülebileceği şeklinde düzenleme yapılmıştır. Yetki sözleşmesi de ancak kesin yetki bulunmayan hallerde ve tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olmaları halinde geçerli olarak yapılabilir.6098 sayılı TBK'nın 89. maddesine göre, borcun ifa yeri konusunda aksine bir anlaşma yoksa, para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde; parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde; bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir.Somut olayda alınan bilirkişi raporu ile taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu görülmekle davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının TBK m.89 hükmü dikkate alınarak reddine karar verilmekle yargılamaya devam olunmuştur.Yargılama esnasında tarafların tacir olmaları sebebiyle ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme akabinde alınan raporda özetle ;Davacı ... ... şirket ticari defter ve belge ibraz etmiştir. İbraz edilen ticari defterleri kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, çalışma dönemine ait defterler e-defter yükümlülüğünde olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olduğu görülmüş olup, mevcut tespitlere göre davacının ibraz edilen ticari defterlerinin kendi lehine delil vasfı taşımakla birlikte nihai karar sayın mahkemeye aittir.Davalı ... şirket ticari defter ve belge ibraz etmiştir. İbraz edilen ticari defterleri kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, çalışma dönemine ait defterler e-defter yükümlülüğünde olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olduğu görülmüş olup, mevcut tespitlere göre davalının ibraz edilen ticari defterlerinin kendi lehine delil vasfı taşımakla birlikte nihai karar sayın mahkemeye aittir.İbraz edilen ticari defterlerde tarafların ticari ilişkisinin 2024 yılı öncesine dayandığı 2024 yılına devreden bakiye borcunu 2024 yılında ödediği davalının davacı şirkete borcu 2024 yılında davacının davalıya kestiği faturalardan kaynaklandığı tespit edilmiştirDavacının ibraz edilen ticari defterlerine göre,31.12.2024 tarihi itibariyle davalı şirketten cari hesap bakiye alacağı 190.975,49 TL olduğu 28.07.2025 takip tarihi itibariyle davalı şirketten cari hesap bakiye alacağı 190.975,49 -TL olduğu, görülmüştür.Dosya kapsamında davacı ve davalı tarafa ait 2024-2025 yılı bildirim formları olduğu, Davacının alacak talebinde olduğu faturalar 2024 yılına ait olduğu 2025 yılında davacı tarafından davalı tarafa fatura kesilmediği dolaysıyla 2024 yılı bildirimlerin değerlendirilmesi dosya çözümüne katkı sağlayacağı,2024 BS formunda davalıya 12 adet belge ( fatura ) karşılığında da 191.161,80-TL tutarında ( KDV hariç) fatura tanzim edildiği, davalının ibraz edilen 2024 yılı BA formunda davacıdan 12 adet belge ( fatura ) karşılığında da 191.161,80-TL tutarında ( KDV hariç) fatura alındığı tespit edilmiştir. Şu halde 2024 yılında davacı tarafından davalı adına tanzim edilen bildirim sınrını (aylık 5.000 ) TL ve üstü tüm faturalar davalı tarafından kabul edildiği ve tebliğ alındığı BA formu ile vergi dairesi beyan edildiği açıktır.Huzurdaki davada taraflar ticari defter ve belgelerini ibraz etmişlerdir. İbraz edilen belgelere göre davacının kendi ticari defterlerinde davalıdan takip tarihi 28.07.2025 itibariyle 190.975,49 -TL alacağı olduğu; davalının ibraz edilen ticari defterlerinde ise davacıya takip tarihi 28.07.2025 itibariyle 190.976,37-TL borçu olduğu görülmüştür. Tarafların ticari defterlerinde aynı kayıtlar mevcut olduğu görülmektedir. Diğer taraftan davacı tarafından davalıya ibraz edilen dava konusu faturalar davacı ve davalı ticari defterlerinde olduğu davalı faturalara yasal süresi içinde herhangi bir itiraz gelmediği görülmektedir.Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.Her ne kadar alınan işbu rapora karşı davalı vekili tarafından itiraz dilekçesi ibraz edilmiş ise de raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu görülmekle rapora karşı yapılan itirazların reddine karar verilmiştir.Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir (Bknz. ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin ████████ Esas, ████████ Karar Sayılı, █████/2020 Tarihli İlamı).Benzer mahiyette bulunan Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin █████/2020 tarihli █████████ E. █████████ K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.... Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. ... bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." şeklindeki ilamı bir bütün olarak incelendiğinde davacı tarafından düzenlenmiş olan tüm faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğu görülmüş olup bu hali ile ispat yükünün davalının üzerine geçmiş olduğu anlaşılmış olup davalının aksini ispatlayamadığı kanaatine varılmakla davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmekle icra dosyasında asıl alacak tutarı olan 190.975,49 TL 'nin %20'si oranında olan 38.195,10 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;1-Davacının DAVASININ KABULÜ ile; davalının ... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki İTİRAZININ İPTALİ ile; takibin kaldığı yerden devamına,2-Davalının haksız itirazları nedeniyle asıl alacak tutarı olan 190.975,49 TL 'nin %20'si oranında olan 38.195,10 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,3-Alınması gerekli olan 13.045,53-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 2.306,51-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 10.739,02-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 3.009,41-TL (başvurma, vekalet harçları, peşin harç) davetiye, posta gideri: 290,00-TL, bilirkişi ücreti: 10.000,00-TL olmak üzere toplam: 13.299,41-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.600,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına.7-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip ...e-imzalıdırHakim ...e-imzalıdır