Anahtar kelimeler: Kleve Apostille Davaitirazın Şerhli Masasına Almanya Atandığını Eylemden İflasın Durduğunu

T.C.

İSTANBUL
21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:████████
DAVA
:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ
:█████/2025
KARAR TARİHİ
:█████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... aleyhine .... İcra Dairesi'nin 2024/... Esas sayılı dosyası ile 283.671,97 Euro tutarındaki alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu, davalı hakkında Almanya Kleve Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 13.03.2023 tarihli ve ... sayılı kararı ile iflasın açıldığını ve davacı ... ...'in tasfiye memuru olarak atandığını, alacakların iflas masasına kaydedildiğini, iflas kararının ve alacaklılar tablosunun apostille şerhli resmi belge niteliğinde olup İİK m.68 kapsamında belge sayılması gerektiğini, davacının Alman vatandaşı olması nedeniyle Lahey Sözleşmesi'nin 17. maddesi ve Anayasa madde 90/5 uyarınca teminattan muaf olduğunu, davalının Almanya'da bulunan taşınmaz hissesinin üzerinde ... AG lehine 266.500,00 Euro ipotek bulunduğunu ve güncel teminatlı alacağın 130.944,12 Euro olduğunu, ayrıca 751,00 Euro tutarında vergi haczi bulunduğunu, taşınmazın satışından elde edilecek bedelin borçları karşılamaya yetmeyeceğini, davalının Türkiye'de Aydın/Didim'de bir bağımsız bölüm ile Elazığ/Karakoçan'da arsa ve ev niteliğinde sahip taşınmazlarının bulunduğunu, alacaklara temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini ve yabancı para borcu olması nedeniyle 3095 sayılı Kanun madde 4/a uyarınca devlet bankalarının ilgili para birimine uyguladığı en yüksek faiz oranının esas alınması gerektiğini, arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğini belirterek öncelikle teminatsız veya mahkemenin takdir edeceği teminat karşılığında ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı verilmesini, davalının borca itirazının iptali ile takibin devamını, alacaklara 3095 sayılı Kanun madde 4/a uyarınca faiz uygulanmasını, alacakların tasfiye memuru sıfatıyla davacıya ödenmesini, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından .... İcra Dairesi'nin 2024/... Esas sayılı dosyası ile 283.671,97 Euro üzerinden icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz edilmesi üzerine bu kez 174.599,23 Euro üzerinden itirazın iptali davası açıldığını, icra takibindeki tutar ile dava dilekçesindeki tutar arasında ciddi fark bulunduğunu ve bu farkın davacı tarafından açıklanmadığını, davalının gerçekte borcu bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte borç bulunduğu varsayılsa dahi Almanya'daki ... 3, 47447 ... adresindeki yaklaşık 600.000,00 Euro değerindeki taşınmazın 1/2 hissesinin davalıya ait olduğunu, taşınmaz üzerindeki 266.500,00 Euro tutarındaki ipoteğin tamamı için tesis edildiğini ve davalının sorumluluğunun 1/2 oranında olduğunu, ipotekten davalının payına düşecek tutarın 65.742,06 Euro olacağını, Almanya'da ortaklığın giderilmesi davasının devam ettiğini ve satış sonrası davalının borçlarının karşılanabileceğini, davacı tarafından davalının bir maaşının tamamının ve ...'dan olan 7.514,16 Euro alacağının tahsil edildiğini ancak bu tahsilatların iflas masası kayıtlarında görünmediğini, borçların kaynağının davalının yarı yarıya ortak olduğu ve iflas eden şirkete ait 2016-2018 yılları vergi ve diğer borçları olduğunu, diğer ortak ...'ün borçlardan yarı yarıya sorumlu bulunduğunu ve 23.11.2019 tarihli noter belgesine göre ortakların borçlardan 9650 oranında sorumlu olduklarını, ayrıca davalının sorumlu tutulabileceği kısmın evlilik birliği içinde doğan borçlar olması nedeniyle eski eşi ...'ın da sorumluluğu bulunduğunu, bu durumda davalının en fazla borcun 1/4'ünden sorumlu olabileceğini, Almanya'daki iflas dosyasında aktif ve pasif kalemlerin belirlendiğini, taşınmazın henüz iflas masasına dahil edilmediğini ve satılmadığını, satış yapılmadan ve aciz belgesi düzenlenmeden Türkiye'de icra takibi yapılamayacağını ve dava açılamayacağını, Almanya'daki sürecin bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının Türkiye'de dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını ve derdestlik sorunu bulunduğunu, faiz talebinin de yerinde olmadığını ileri sürerek davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava konusu uyuşmazlık; davalının Almanya devletindeki kişisel iflas dosyasında iflas idare memuru olan davacının iflas idaresi adına Türkiye'deki mallarla ilgili icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davaya konu .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı dosyası celp edilmiş, incelenmesinde; alacaklısının ..., borçlusunun ... olduğu, takip konusu alacağın 283.671,97 Euro olduğu, takibin örnek 7 ilamsız icra yoluyla takip olduğu, ödeme emrinin borçluya █████/2024 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, borçlunun İcra Müdürlüğü'ne █████/2024 tarihinde ve süresinde itiraz dilekçesini sunmuş olduğu ve takibin İİK m. 66 gereğince takibin durdurulmuş olduğu, İİK m. 67 gereğince davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu görülmüştür.
Öncelikle dava dosyası incelenirken HMK m. 114'te düzenlenen dava şartlarının bulunması gerekir. Bir davanın açılmasındaki teminat yatırılması yükümlülüğü hem HMK'nın 84 ve devamı maddelerinde hem de yabancı ile ilgili davalarda 5718 sayılı MÖHUK 48. maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku hakkındaki Kanun’un (MÖHUK) 48/1 maddesi hükmüne göre; "Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır" şeklinde düzenlenmiştir. Dava konusu somut uyuşmazlıkta; davacının Alman vatandaşı olduğu, yabancılık unsurunun var olduğu, davacının kural olarak teminat yatırma zorunluluğunun bulunduğu söz konusu ise de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesinin 17. maddesine göre; "Akit Devletlerden birisinde ikamet eden ve diğer bir Devlet mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan Akit bir Devletin vatandaşlarından yabancı olmaları veya o memlekette ikametgah veya meskenleri bulunmaması sebebiyle, ne isim altında olursa olsun, herhangi bir teminat veya depozito istenemez." şeklinde düzenlemenin yapıldığı, akit devlet vatandaşlarından birinin diğer devlet mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olması halinde teminat istenemeyeceğine yönelik açıkça düzenlemenin olduğu, Almanya Federal Cumhuriyeti'nin anılan sözleşmeye taraf devlet olduğu, teminat alınmamasına ilişkin fiili mütekabiliyetin bulunduğu görüldüğünden teminat yatırmama yönündeki kabulde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. (benzer nitelikte Antalya BAM 16. HD. █████/2026 tarih, ███████ Esas ████████ Karar sayılı ilamı)
Davacı tarafından takip ve dava konusu edilen alacak davalının iflas masasına kaydedilmiş ve kesinleşen iflas tablosunda bu alacağa yer verilmiştir. Her ne kadar davalı taraf bu belgenin İİK'nın 68. maddesinde sayılan belgelerden olmadığını ve Türkiye'de bir geçerliliğinin bulunmadığını iddia etmiş ise de, eldeki dava itirazın kesin olarak iptali için genel mahkemede açılmış bir davadır. Dolayısıyla davacının, miktarı itibariyle alacağını yazılı delil ile ispatlaması yeterli olup, Almanya Kleve Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından düzenlenen ve apostille şerhi içeren iflas tablosu İİK m. 68 ve HMK'nın 224. maddesi uyarınca resmi belge hükmüne sahip olduğu, (benzer nitelikte İstanbul BAM 13. HD. █████/2024 tarih, █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı) iflas tablosunun her iki taraf bakımından da resmi belge olarak kabul edildiği, bu konuda taraflar açısından uyuşmazlık olmadığı da görüldüğünden, davacı tarafından takibe dayanak yapılan iflas tablosu resmi belge hükmünde olduğu kabul edilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Davalı tarafından derdestlik itirazında bulunulmuş ise de derdestlik, HMK'nın 114/1-ı bendinde; aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması hususu dava şartı olarak düzenlenmiştir. Derdestlik, iç hukukumuzda bir dava şartı olarak düzenlenmesine rağmen 5718 sayılı MÖHUK’ta milletlerarası derdestlik konusunda herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. HMK’da olduğu gibi açık bir düzenleme olmadığı sürece yabancı ülkede açılan ve görülmekte olan bir davanın, iç hukukumuzdaki bir dava bakımından derdestlik teşkil edeceğini kabul etmek doğru değildir. Böyle bir kabul, Türk Mahkemelerinin yargı yetkisinin, buna bağlı olarak bir bakıma egemenlik hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Öte yandan yabancı bir ülkede açılmış ve görülmekte olan bir dava sonucunda verilecek kararın tanınıp tenfiz edileceği de belli olmadığından milletlerarası derdestliğin kabul edilmesi, yargılamanın gecikmesine sebebiyet vererek davacının adil yargılanma hakkının zedelenmesine neden olacaktır. Yabancı bir mahkemede açılan ve görülen bir davada verilip kesinleşen bir karar bile, ülkemizde ancak tanınıp tenfiz edildiğinde hukuki sonuç doğurmaktadır. Bu gerçeklik karşısında yabancı bir ülkede henüz görülmekte olan bir davanın iç hukuk bakımından derdestlik teşkil edeceğini kabul etmek yasanın amacına da uygun değildir. (Benzer nitelikte Yargıtay 11. HD 11.03.2021 tarih ve █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamı, Yargıtay 11 HD. █████████ Esas ██████████ Karar sayılı ilamı İstanbul BAM 43. HD. █████/2021 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ilamı) Tüm bu sebeplerle, davalı tarafından yapılan derdestlik itirazı yerinde görülmemiştir.
Davalı tarafından Almanya'daki ortaklığın giderilmesi davasının bekletici mesele yapılması talep edilmiştir. Bekletici mesele, iç hukukumuzda HMK'nın 165. maddesinde düzenlenmesine rağmen 5718 sayılı MÖHUK’ta milletlerarası bekletici mesele konusunda herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. HMK m.165'e göre; "Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir." şeklinde düzenlendiği, kanuni düzenleme incelendiğinde ise bekletici mesele hususunun ihtiyari olduğu, hakime takdir yetkisinin tanındığı, somut olaya bakıldığında ise, davalının eski eşiyle Almanya'da görülmekte olan ortaklığın giderilmesi davasının bekletici mesele yapılmasını talep ettiği görülmekte ise de, bu dosyada hükmedilecek alacak ile Almanya'da satılacak taşımazdan gelecek paraların tamamının iflas masasına gireceği ve davacının şahsına yönelik bir ödeme yapılmayacağı, artık bakiyenin kalması halinde elde edilen paranın davalıya iade edileceği söz konusu olacağından, Almanya'da dava konusu edilen ortaklığın giderilmesi davasının bekletici mesele yapılması şu aşamada dava konusu uyuşmazlığa etkisi olmayacağına kanaat getirildiğinden, davalı tarafından talep edilen bekletici mesele talebinin reddine karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Uyuşmazlığın hesaplama ve teknik çözümü için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir.
Mahkememizce resen seçilen 1 mali müşavir, 1 nitelikli hesaplama uzmanı ve 1 MÖHUK uzmanından bilirkişi raporu alınmış, █████/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacının teminat yatırma yükümlülüğünün MÖHUK m. 48/2 bağlamına ahdi karşılıklılık gerçekleştiğinden teminat yatırma yükümlülüğünün olmadığı, takibe dayanak yapılan belgenin resmi belge hüviyetine haiz olduğu, milletlerarası derdestliğin somut olay bakımından mümkün olmadığı, milletlerarası bekletici mesele konusunun hukuki olarak kanaatimizce mümkün olduğu, somut olay bakımından değerlendirmesinin mahkemeye ait olduğu, iflas tablosuna kaydedilen toplam alacak miktarının 393.300,59 Euro olduğu, 5.174,06 Euro tutarındaki bir kısım geri çekilen alacak nedeniyle kabul edilen toplam alacak tutarının 388.126,53 Euro olarak güncellendiği, alacaklılara dağıtım için yalnızca 213.527,30 Euro tutarındaki aktifin kullanılabilir olduğu, bu nedenle 174.599,23 Euro tutarında bir pasif farkının (aktiflerin pasifleri karşılama oranı bakımından açık) bulunduğu, belgenin sonunda, iflas masası Müdürü tarafından beyanların doğruluğunun bildirildiği, noter onayı ile Apostil şerhinin yer aldığı belgede, iflas masası aktif ve pasif durumu, masa giderleri, ipotekli alacaklar ile alacaklılara dağıtılabilir tutara ilişkin hesaplamalar yer aldığını," şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Raporun taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı tarafların beyan ve itiraz dilekçesi sundukları görülmüş, itiraz edilen konular mahkememizce resen değerlendirileceğinden yeni veya ek rapor alınmamıştır.
Davalı tarafından davacının taraf ehliyetine sahip olmadığı iddia edilmiş ise de, iflas masasının ayrı bir kişiliğe sahip olması ve kendisine borçlu olan kişiye karşı takip yapabilmesi, tahsil kabiliyetine sahip olabilmesi mümkündür. Başka ülkede olan malların satılamayacağına dair kanunumuzda herhangi bir düzenleme yoktur. Dolayısıyla iflas idare memurunun, müflisin Türkiye'de bulunan mallarının satışı için verilen iflas tablosunun tanıma veya tenfizini yaparak yeniden iflas masası oluşturmak yerine cebri icra yoluyla malları sattırma hakkına sahiptir. İflas idare memuru olan davacının, müflis olan davalının Türkiye'deki mallarının satışına yönelik icra takibi yapmasında hukuki yararı vardır. Dolayısıyla davacı iflas idare memuru, davamızda iflas masası adına taraf ehliyetine sahiptir.
Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, mahkememizce celp edilen bilgi ve belgeler, alınan bilirkişi raporları ile birlikte tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının talep ettiği alacağın kesinleştiği, iflas masasının davalıdan alacağının 388.126,53 Euro olarak güncellendiği, alacaklılara dağıtım için yalnızca 213.527,30 Euro tutarındaki aktifin kullanılabilir olduğu, bu nedenle 174.599,23 Euro tutarında bir pasif farkının ortaya çıktığı, dolayısıyla davacı tarafından talep edilen alacağın ispatlandığı, bilirkişi raporu dosya içeriğine toplanan delillere uygun ve karar vermeye elverişli bulunduğundan, mahkememizce verilen kararda dikkate alınmış, ayrıca borçlu tarafın toplam borcun gerek Almanya'da gerekse de Türkiye'de ödediğine ilişkin karar tarihine kadar bir belge sunmadığı da dikkate alındığında dava dilekçesinde talep edilen miktarla sınırlı olmak üzere takibin devamına karar verildiği, icra inkar tazminatı yönünden yapılan değerlendirme neticesinde ise İİK'nin 67/2. maddesi "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir" hükmüne haiz olmakla icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit ve muayyen olması gerektiği, davacı tarafın likit nitelikteki dava konusu edilen alacak sebebiyle davacının icra inkar tazminatı talebinin yerinde olduğu, davacı tarafça davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğinden bahisle takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, tüm bu nedenlerle davanın kabulü gerektiği vicdani kanaat hasıl olmakla aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:
1-Davacının davasının KABULÜ ile, davalının .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazlarının 174.599,23 Euro yönünden İPTALİNE, takibin bu miktar üzerinden devamına,
2-Alacak likit ve itiraz haksız olduğundan takdiren %20 üzerinden hesaplanan 1.604.999,93 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 548.187,72 TL harçtan, peşin alınan 86.081,76 TL harcın mahsubu ile bakiye 462.105,96 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Yargılama nedeniyle harcanan 86.081,76 TL peşin harç, 615,40 TL başvurma harcı ve 60.105,00 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan 911.249,98 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Dava açılmadan evvel sonradan haksız çıkan taraftan alınmak üzere hazineden ödenen 4.600,00TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına dair,
7-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
İlişkin, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!