Anahtar kelimeler: Tanışık Akrabalık Aradaki Ödünç Güçlüğü Tevzi Çektiğinden Eylül Yıllardır Ayında

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
19. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ Esas - █████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Alacak (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2025 tarihli, ████████ Esas, █████████ Karar sayılı dosyasında verilen karar istinaf incelemesi için dairemize tevzi edilmekle Dairemiz yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapıldı.
Dosya incelendi.
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket ile davalı şirket ortakları/yetkilileri akrabalık ilişkileri nedeniyle uzun yıllardır tanışık durumda olduklarını, davalı şirket, 2019 Eylül ayında borçlarının olduğu ve ödeme güçlüğü çektiğinden bahisle müvekkilinden borç olarak 400.000 TL talep etmiş olduğunu, söz konusu bedel aradaki ilişkiye dayanan güvenle hiçbir senet veya sözleşme olmaksızın banka kanalı ile 30.09.2019 tarihinde gönderilmiş olduğunu, söz konusu bedelin borç olarak gönderildiğine dair whatsapp üzerinden yapılan görüşmeler sunulduğunu, yine söz konusu görüşmelere ilişkin ses kayıtları USB flash bellek içerisinde mahkemeye sunulacağını, borç olarak gönderilen tutar müvekkili şirketin ticari defterlerine de işlenmiş olduğunu alacak, ticari defterlerin incelenmesi ile de ispat edileceğini, her iki tarafın tacir olması sebebiyle görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olduğunu her iki tarafın tacir olması nedeniyle işleyecek faiz de bu doğrultuda tespit edileceğini, TTK 5A kapsamında zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuşsa da anlaşma sağlanamamış olduklarını, arabuluculuk son tutanağı dilekçe ekinde sunduklarını belirterek davalarının kabulü ile müvekkili tarafından davalıya borç olarak gönderilen 400.000 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki dava görevli ve yetkili mahkemede ikame edilmediğini, süresi içinde ikame edilmediğini, davacının dekontunu sunduğu ve ödeme gösterdiği 400.000-TL, müvekkili şirket yetkilisine olan borcu sebepli olduğunu, davacının da dava dilekçesinde belirttiği müvekkili şirket ile davacı şirket yetkilileri/ortakları arasında akrabalık tanışıklığı ilişkisi bulunduğunu, ancak bu ilişki sadece akrabalık seviyesinde olmakla beraber her ne kadar şirket isimleri benzese de taraflar arasında bu zamana kadar hiçbir şekilde ticari ilişki olmadığını, davacının bulunduğu iddiaların tam aksine uyuşmazlığa konu olan 400.000-TL, müvekkili şirket yetkilisi ... tarafından davacı şirket yetkilisinin maddi anlamda zor bir dönemde olduğundan ötürü borç istemesi sebebiyle akrabalık ilişkisine duyulan güven sonucu elden vermek suretiyle parayı davacı şirket yetkilisine teslim etmiş olduğunu, davacının dekontunu sunduğu ve ödeme gösterdiği 400.000-TL, müvekkili şirket yetkilisine olan borcu sebepli olduğunu, ekte sunmuş oldukları cari hesap kapama tutanağında da bu durum şerh düşülmüş olarak kayıt altına alındığını, davacı, müvekkili şirkete gönderdiği parayı, kişisel borcunu ödeme sakiyle göndermiş olduğunu, davacı her ne kadar Whatsapp mesajlarının ekran görüntülerini dosyaya sunmuş olsa da bu ekran görüntüleri de herhangi bir ispat niteliği taşımadığını, davacı tarafından sunulacak ses kayıtlarına karşı ayrıca cevap ve beyan haklarının saklı kalmak kaydıyla şu aşamada davacı, iddiasını kanıtlayamamış olduğunu ve davanın reddi gerektiğini belirterek
haksız şekilde ikame edilen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi █████/2025 tarih, ████████ Esas, █████████ Karar sayılı "Davanın KABULÜNE, 400.000,00-TL bedelin dava tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,
" kararı davalı tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı, ilk derece mahkemesince verilen kararın yerinde olmadığı gerekçeleriyle istinaf talebinde bulunmuştur.
GEREKÇE
: Dava, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine davalının haksız itirazının iptali isteminden kaynaklanmaktadır.
Mahkemece,"... açılan dava, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır. Davacı şirketin 30.09.2019 tarihinde Davalı şirketin Kuveyt Türk Katılım Bankasında bulunan hesabına 400.000 TL para gönderdiği hem banka kayıtları hem incelenen ticari defterler ile sabittir. Taraf şirketlerin yetkilileri arasında akrabalık ilişkisinin bulunduğu ve banka kanalı ile havale işleminin yapıldığı taraflar arasında nizalı değildir. Davacı taraf akrabalık ilişkisi çerçevesinde duyulan güven nedeniyle Davalı tarafça talep edilen paranın gönderildiğini iddia ederken Davalı taraf yapılan havalenin bir borç ödemesi olduğunu beyan etmektedir. Bu uyuşmazlık kapsamında incelenen ticari defterlere göre gönderilen 400.000 TL bedelin Davacı ticari defterlerine alacak kaydı, Davalı ticari defterlerine borç kaydı yapılmışken 01.09.2021 tarihli Cari hesap Kapama Tutanağı dayanak alınarak 01.01.2022 tarihinde Davacının cari hesap alacağının sıfırlandığı anlaşılmaktadır. Fotokopisi sunulan 01.09.2021 tarihli Cari hesap Kapama Tutanağı belgesi incelendiğinde Davacı şirketin imzası veya muvafakatı olmaksızın tek taraflı düzenlendiği, tutanakta 10 bent halinde sayılan ve muhtelif tarihlerde elden verilen borç paraların 30.09.2019 tarihinde Davacı şirket tarafından gönderilen 400.000 TL den karşılandığı belirtilmiş ise de 10 bent halinde sayılan ve muhtelif tarihlerde elden verilen borç paralara ilişkin somut bir delil bulunmadığı, 400.000 TL bedelin neye istinaden mahsup işlemine tabi tutulduğu veya 01.01.2020 tarihinden sonra neden 01.01.2022 tarihinde cari hesabın sıfırlandığı hususlarının kanıtlanamaması nedeniyle bu tutanağın hükme esas alınmasının mümkün olmadığı, Whatsapp yazışmaları ve ses kaydı yazılı delil başlangıcı kabul edilerek esasen incelenen ticari defter ve kayıtlar ile banka kayıtlarına göre Davacı şirketin 30.09.2019 tarihinde Davalı şirketin Kuveyt Türk Katılım Bankasında bulunan hesabına 400.000 TL para gönderdiği, havalenin borç ödemesi olmadığı Davacı şirketin alacaklı olduğu, Davalı taraf dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren faiz talep edilebileceği anlaşılmakla açılan davanın kabulüne ... " gerekçesiyle karar verildiği görülmüştür.
Uyuşmazlık, ödünç olarak verilen paranın iadesi istemiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında takip veya dava açılması için belirli bir süre öngörülüp öngörülmediği noktasında toplanmaktadır. Ödüncün geri verme zamanını düzenleyen TBK’nın 392. maddesinde, "Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir." denilmektedir. Madde metninde yazılı hususlar söz konusu değilse ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir. Yine madde gerekçesinde bu husus; "...818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 312 nci maddesinde kullanılan “altı hafta içinde geri verilmek lâzımdır.” şeklindeki ibare, geri verme borcunun ödünç verenin ilk isteminden başlayarak altı hafta sonra muaccel olacağı göz önünde tutularak, Tasarıda “altı hafta geçmedikçe, ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.” şeklinde düzeltilmiştir..." şeklinde açıklanmıştır. Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.02.1975 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı ilamında da; "...Borçlar Kanunu'nun 312 nci maddesi ilk talepten itibaren 6 hafta içerisinde borcun geri verilmesi gerekeceğini kabul ettiğinden zamanaşımının başlangıç tarihinin borcun verildiği tarihe, 6 hafta eklenerek tespiti gerekir..." şeklinde açıklanmıştır. Bu durumda ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamış ise ilk istemden başlayarak 6 hafta sonra alacak muaccel olmaktadır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamında " ...Uyuşmazlık, borç olarak gönderilen paranın iadesi istemine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 392. maddesi gereğince; ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamış ise, ödünce konu paranın ilk istemden başlayarak altı hafta içinde geri verilmesi gerekir. 6098 sayılı Kanun'un 392. maddesinde yer alan; ''Ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.'' ibaresinden, alacaklının ödünç verdiği şey için dava açması ya da takip başlatması için ilk istemden başlayarak altı hafta beklemesi gerektiği, alacağın bu süre sonunda muaccel olacağı sabittir. Muaccel olmayan bir alacak için dava ve takip başlatılması mümkün değildir. Muaccel olmayan bir alacak için açılan davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuki yarar bulunmayıp, kanunda yer alan bu ibare dava şartına ilişkindir. Somut olayda, Mahkemece, alacağın muaccel olup olmadığı değerlendirilerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuki yararın bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip, bozmayı gerektirmiştir...." şeklinde tespitlerde bulunduğu görülmüştür.
Yine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin ████████ E. █████████ K. Sayılı emsal ilamında; "6098 sayılı Kanun'un 392 nci maddesinde yer alan ''Ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.'' ibaresinden, alacaklının ödünç verdiği şey için dava açması ya da takip başlatması için ilk istemden başlayarak altı hafta beklemesi gerektiği, alacağın bu süre sonunda muaccel olacağı, muaccel olmayan bir alacak için dava ve takip başlatılmasının mümkün olmadığı, muaccel olmayan bir alacak için açılan davada 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuki yararın bulunmadığı ve kanunda yer alan bu ibarenin dava şartına ilişkin olduğu ve Mahkemece verilen red kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde karar verildiği görülmüştür.
Davacının ödünç verdiği alacak için dava açması ya da takip başlatması için ilk istemden başlayarak altı hafta beklemesi gerekmesi, alacağın bu süre sonunda muaccel olacak olması, muaccel olmayan bir alacak için dava ve takip başlatılmasının mümkün olmaması sebepleri ile, mahkemece, davacı/alacaklı tarafından davalı/borçluya karşı alacağını almak üzere herhangi bir istemde bulunup bulunmadığı ve itirazın iptali davasına konu olan icra takibinin ilgili maddede belirtilen sürenin sonunda başlatılıp başlatılmadığının araştırılması gerektiği değerlendirilmiştir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince eksik değerlendirme yapılarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. Dava ve takip ödünç iddiasına dayanmakla öncelikle dava şartlarının araştırılması gerektiğinden Davalının istinaf talepleri incelenmeksizin kararın kaldırılarak yukarıda belirtilen hususlarda yeterli araştırma yapılarak yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemesine iadesi gerektiği gerekçeleriyle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalının İstinaf sebepleri incelenmeksizin,
Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2025 tarihli, ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Dosyanın, gerekçede belirtilen hususlar çerçevesinde yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine İADESİNE,
İstinaf kanun yolu başvurusu için alınması gereken harcın mahsubuyla artan 6.099,00 TL'nin davalı tarafa ilk derece mahkemesince iadesine,
İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yapılan 2.734,00 TL (istinaf başvuru harçları toplamı) ile 585,00 TL (posta masrafı) olmak üzere toplam 3.319,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davanın ve dosya üzerinde yapılan yargılamanın niteliği ve avukatlık asgari ücret tarifesi göz önünde bulundurularak istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
Dair; dosya üzerinde, tarafların ve vekillerin yokluğunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!