Anahtar kelimeler: İkibuçuk Yüzde Yazildiği Vermediklerini Başkan Yaptıkları Katip Pay Beş Payı

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: 2022/
KARAR NO
: 2026/
BAŞKAN
: ... ...
ÜYE
: ... ...
ÜYE
: ... ...
KATİP
: ... ...
DAVACILAR
:1-
2-
VEKİLLERİ
: Av.
Av.
DAVALI
: 1-
VEKİLİ
: Av.
DAVALILAR
:2-
3-
4-
VEKİLİ
: Av.
DAVA
: Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
DAVA TARİHİ
: █████/2018
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacılar vekili dava dilekçesinde ; davacı ...'nun ... Özel Sağlık hizmetleri A.Ş. De yüzde beş diğer davacı ... İpçioğlunun ise yüzde ikibuçuk pay sahibi olduğunu davalılarında şirkette yönetim kurulu üyesi olarak çalıştıklarını görev yaptıkları dönemde şirketin ekonomik durumu hakkında davacılara bilgi vermediklerini, yaptıkları usülsüz işlemler sebebi ile şirketi zarara uğrattıklarını şirketin işlettiği hastanenin bazı polikliniklerini üçüncü kişilere devrettiklerini yapılan işlemleri şirket yararına olduğu konusunda tereddütleri bulunduğunu, şirketin kar etmesinin engellendiğini, kar payı dağıtılmadığını, genel kurul toplantılarının zamanında yapılmadını ileri sürerek şimdilik 20.000 TL nin davalılardan müteselsilen tahsil edilerek adı geçen şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalılar vekili ise, davanın reddini istemiş ... in yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğni, mevcut yönetim kurulunda ..., ... ve ... ın görev aldığını davacılara bilgi verilmediği iddiasının haksız olduğunu, tüm bilgilerin bir klasör halinde verildiğini, yönetim kurulunun şirketi borçlandırmadığını, kuruluş amacına uygun hareket ettiğini, yapılan inşaata harcanan paraların sermayeden çok daha fazla olması sebebi ile kredi kullanıldığını, borçlanma sebebi ile özsermayenin ödenen sermayenin altına düştüğünü, 2012-2013-2014-2015 yıllarında çağrısız genel kurul yapıldığını, davacıların 2016 yılında ortak olduğunu, çağrısız genel kurul konusunda kendilerine bilgi verilen davacıların toplantıya katılmadıklarını ileri sürmüştür.Davalı ... usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe
:
Dava anonim şirket yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılan ve dolaylı zarar iddiasına dayanan sorumluluk davasıdır. Anonim şirket ortağının pay sahibi sıfatıyla ve şirketin zarara uğramasından dolayı payı oranında dolaylı zarar ettiği iddiasıyla sorumluluk davası diye bilinen tazminat davası açma hakkı vardır. Kural olarak ispat külfeti davacı taraf üzerindedir. Davacı taraf, zarar, hukuka aykırılık, illiyet bağı ve kusur koşullarının gerçekleştiğini ispat etmelidir. TTK madde 553’te yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca, yönetim kurulu üyelerinin “kanundan veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerinin ihlali sorumluluklarını gerektirir. Sorumluluk sebebiyle tazminata hükmedilebilmesi için zarar, hukuka aykırılık, illiyet bağı ve kusur koşullarının bulunması gerekmektedir. Ortaklardan biri zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl içinde şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde sorumluluk davası açabilmektedir. Sorumluluk davalarında dikkat edilmesi gereken bir konu da dava açmadan önce veya sonra bu konuda genel kurulda bir karar alınması şartıdır. Ancak tazminat davası şirket tarafından açılmamış ve bir pay sahibi bunu istemişse genel kurulda karar alınması dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Çünkü çoğunluğu elinde bulunduranlar yönetimi de elinde bulundurarak tazminat sorumluluğunun bertaraf edilmesine neden olabilecektir. Şirket tarafından dava açılamayan bu gibi hallerde hakkaniyetli bir işleyişin oluşabilmesi için şirket pay sahipleri de tazminat davası açma hakkına sahiptirler. Bu durumda genel kurul kararına ihtiyaç bulunmamaktadır.Anonim şirketin yönetim kurulu üyeleri kanundan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri ve şirket zararına sebep oldukları takdirde, bu zararın tazminini, şirket ve her bir ortak isteyebilir.Somut davada davacıların paydaşlık durumlarının tespiti için sicil kaydının bir örneği getirtilmiş, davacıların hissedarlıklarının sicile henüz bildirilmediği anlaşılmıştır. Ancak davalı taraf paydaşlık durumunu inkar etmediğinden bu husus üzerinde durulmamıştır. Davalıların halen görevde oldukları, bir davalının eski yönetim kurulu üyesi olduğu da tartışmasızdır. Her bir üye kendi dönemine ait sorumluluk sahibidir. Şirketin zarara uğradığını belirlemek için şirket kayıt ve defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması uygun bulunmuştur. Fakat 28.10.2019 tarihli rapordan anlaşılacağı üzere davalı yönetim kurulu üyeleri şirketin mali durumu hakkında yeterli bilgi vermekten kaçınmışlardır. Şirket sırrı gerekçesiyle bir çok konuda müphem ve ketum bir davranış sergilenmesi, en azından bazı ortakların şirketin mali verileri hakkında yeterli biçimde bilgilendirilmediği inancını pekiştirmektedir.
Davacı taraf davayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla açmıştır. Şirket zararının tespitine olanak sağlayacak bilgilerin sunulmaması davalıların kötü niyeti olarak yorumlanmış, bu konuda davalı tarafa ihtarda bulunulmuş, buna rağmen zarar şüphesi taşıyan işlemler konusunda yeterli bilgi verilmemiştir. Bu durumda davacı tarafa talep ettiği tazminat miktarını ve dayanaklarını netleştirmesi için süre verilmiş, davalı tarafa da bu konudaki belgeleri sunmazsa zararın sabit sayılacağı ihtar edilmiştir. Davacı taraf kendi tespit edebildiği zarar miktar ve sebeplerini açıklamasına rağmen davalı tarafın ketum davranışı karşısında davacı tarafın davayı yeterince ispat ettiği gerekçesinde daha önceden davanın kabulüne karar verilmiştir, ancak bu karar ... BAM 5. Hukuk Dairesinin 2020/ Esas ve 2022/ Karar sayılı ilamı ile kaldırılmış, kaldırma gerekçesinde İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında, davalıların görev süreleri ve tanımlarının belirlenmediği, şirketin somut zararının olup olmadığı, varsa hangi zararlandırıcı işlemlerden dolayı zararın meydana geldiği, illiyet bağının bulunup bulunmadığı, davalıların kusurlarının bulunup bulunmadığı varsa kusur durumlarının her biri yönünden tartışılmadığı anlaşılmakla; bu yönleriyle eksik incelemeye dayalı olarak davalıların sorumluluğuna gidilmesi doğru olmadığı belirtilmiştir.Kaldırma kararı sonrasında da bilirkişi heyetinden rapor ve ek raporlar alınmış, █████/2025 tarihli celsede Kaldırma kararı öncesi alınan raporlar ile kaldırma kararı sonrası alınan raporlar arasında çelişki olduğundan gerek çelişkinin giderilmesi gerekse davalıların şirketi hangi somut iş ve eylemlerle zarara uğratıp uğratmadıkları, uğratmışlarsa ne miktarda zarara uğratıklarının somut olarak belirlenebilmesi bakımından Dosyanın resen seçilecek başka bir bilgisayar mühendisi, endüstri mühendisi, SMM, Adli Tıp uzmanı ve Ortopedi Uzmanı bilirkişi heyetine tevdi ile rapor düzenlenmesinin istenilmesine, bilirkişilere hastane kayıtlarında yerinde ve denetleyici işlem tesis edilerek rapor düzenlenmesi daha nesnel olacağından bu hususun bilirkişilere hatırlatılarak aynı zamanda kendilerine yerinde inceleme yetkisi verilmesine, Bilirkişinin emek ve mesaisine karşılık 15.000'er TL'den toplam 75.000 TL ücret takdirine, bilirkişi ücreti ve tebligat masraflarının yatırmak üzere davacı tarafa iki haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde belirtilen masrafın yatırılmaması halinde HMK'nun 324. Maddesine göre davacı tarafın bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ve delil avansı zamanında yatırılmaması halinde dosyadaki belge ve delillere göre karar verileceği ihtar edilmiştir. Ancak davacı tarafa süresi içerisinde delil avansını yatırmadığından dosya kapsamında alınan raporlar ise hüküm kurmak için yeterli olmadığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkememizin █████/2026 tarihli duruşmasında hükmün davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıklandığı sehven yazılmış olup, gerekçeli karar yazımı sırasında davalılar vekillerinin yüzlerine karşı, davacı vekilinin yokluğunda olarak düzeltilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-DAVANIN REDDİNE;
2-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 732,00 TL harçtan başlangıçta peşin alınan 341,55 TL harcın ve 1.177,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 786,55 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,
3-Davacılar tarafından yapılan giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalılara eşit oranda ödenmesine,
Kesinleşme süreci tamamlana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine,
Dair, davalılar vekillerinin yüzlerine karşı, davacı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya Mahkememize ulaştırılmak üzere aynı nitelikteki başka yer mahkemesine verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde kullanılabilecek ... olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. █████/2026
Başkan ...
E-imzalı
Üye ...
E-imzalı
Üye ...
E-imzalı
Katip ...
E-imzalı

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!