Anahtar kelimeler: Bulantı Yetisini Uyku Hendek Yakını Beyin Doktorunun Cerrahi Servisinde Algılama

T.C.
D A N I Ş T A YONUNCU DAİREEsas No
: █████████Karar No
: █████████TEMYİZ EDEN (DAVACILAR)
: 1- ... (...)2-... (...)3- ...4-...VEKİLİ
: Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... Bakanlığı / ANKARAVEKİLİ
: Av. ...MÜDAHİL (DAVALI YANINDA)
: ...VEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN_KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: Davacılar vekili tarafından, müvekkillerinin yakını ...'ın daha önceden doktorunun talimatları ile kullanmış olduğu ilaçların etkisi neticesinde ateş, uyku, bulantı şikayetleriyle başvurduğu Hendek Devlet Hastanesi acil servisinde verilen ilaçlardan sonra konuşma, algılama, görme yetisini kaybetmesi üzerine gittiği Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin Cerrahi servisinde █████/2016 tarihinde vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık... için 1.000,00 TL maddi, 90.000,00 TL manevi, ... için 1.000,00 TL maddi, 90.000,00 TL manevi; ... için 1.000,00 TL maddi, 90.000,00 TL manevi;...için 30.000,00 TL manevi tazminatın mütevefanın ölüm tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; müteveffada meydana gelen sağlık sorunlarının tedavisi için başvurulan Hendek Devlet Hastanesi ve Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde mevcut durumu ve geçmiş tedavi yöntemleri de göz önünde bulundurularak uygulanan takip ve tedavilerinin ve komplikasyon yönetiminin tıbben doğru olduğu, ...'ın vefatının idarenin veya sağlık personelinin eksik, hatalı veya geç müdahelesinden kaynaklandığını gösterir somut bir tespitin bulunmadığı, müteveffaya uygulanan tedavi işleminin genel kabul görmüş tıbbi ilke ve kurallara uygun olarak yapıldığı ve vefatının ilaç kullanımına bağlı beklenmeyen bir komplikasyon sonucu meydana geldiği hususunun Adli Tıp Kurumunca tespit edildiği, ayrıca; müteveffanın tedavi sürecinde yakınlarına uygulanan tüm işlemler ve mevcut durum yönünden gerekli bilgilendirmelerin yapıldığı, yoğun bakım ünitesi hasta yatışı için müteveffanın eşi ... tarafından imzalanan bilgilendirilmiş ve aydınlatılmış hasta rıza formunun düzenlendiği ve tebliğ edildiği göz önünde bulundurulduğunda, tıp kurallarına uygun olarak yürütülen hizmetten dolayı söz konusu sürece yönelik olarak davalı idareye yöneltilebilecek herhangi bir hizmet kusurundan bahsetmeye olanak bulunmadığının anlaşıldığı, davacıların maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararı hukuka ve usule uygun bulunarak davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI
: Davacılar tarafından, temyize konu kararın gerekçeden yoksun olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı, ilaçların yan etkileri hakkında müteveffanın ve yakınlarının hiçbir şekilde bilgilendirilmediği, aydınlatma yükümlülüğünün ihlal edildiği ileri sürülmektedir.KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI
: Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ
: ...DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE
:MADDİ OLAY
:Dosyanın incelenmesinden; davacılar yakını ...'ın █████/2016 tarihinde saat: 00:30 sıralarında halsizlik, uyku hali ve mide bulantısı sebebiyle Sakarya Hendek Devlet Hastanesine başvurduğu, bulantı ve kusma tanısıyla muayene edildiği, kendini iyi hissetmesi ve bulantısının azalması üzerine taburcu edildiği, aynı gün saat:20:37'de uyku hali ve bulantı sebebiyle yeniden Hendek Devlet Hastanesi'ne başvurduğu, yarım ampul "akineton" enjekte edilerek hastanın rahatlatılması üzerine taburcu edildiği, ertesi gün █████/2016 tarihinde bel ağrısı şikayetiyle Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesine gittiği, tradolex, muscoril ve dikloron karışımı ilaçların uygulandığı, aynı gün bel ağrısı ve sağ bacak şikayetiyle ... Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümüne başvurduğu, bu hastanede herhangi bir tedavi uygulanmadığı, yeniden Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesine müracaat etmesi üzerine Beyin Cerrahi servisine yatışının yapıldığı, bilinçte bozulma tespit edilmesi üzerine █████/2016 tarihinde anestezi yoğun bakım ünitesine alındığı, tüm müdahaleye rağmen tedavisinin yanıt görmediği ve █████/2016 tarihinde vefat ettiği, bunun üzerine davacılar tarafından, olayda davalı idarenin hizmet kusurununu bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminatın mütevefanın ölüm tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.İdare Mahkemesince olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulunca düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporda, "kişinin ölümünün hastalığının tedavisi amacıyla kullandığı ilaçların yan etkilerine bağlı gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği, takip ve tedavilerinin ve komplikasyon yönetiminin uygun olduğu, bu süreçte hastaya yapılan tüm işlemlerin tip kurallarına uygun olduğu" yolunda görüş verildiği, söz konusu rapora ilişkin davacı vekilinin itirazları üzerine kullanılan ilaçların devletin resmi sağlık kuruluşlarından mı yoksa özel hastanelerden mi verildiği ya da kişinin kendisinin temin ettiği ilaçlar mı olduğu, ilaç kullanımına bağlı ölüm sebebinin hangi sağlık kurumundaki tedavide kullanılan hangi ilaç veya ilaçların kullanımından kaynaklandığı, ilgili sağlık kurumlarında hastanın daha önce kullandığı ilaçların gözetilip tıbbi tedavilerinin doğru uygulanıp uygulanmadığı, hastaya verilen ilaç uygulamasına ilişkin bilimsel kaynaklar hakkında bilgi verilmek suretiyle hastanın tedavisinde kullanılan ilaçların doğru bir tıbbi yaklaşım olup olmadığı, ölüm sebebinin neye bağlı oluştuğu, verilen ilaçların özelliğinden, yan etkisi veya birbirleriyle etkileşiminden ya da dozunun fazla uygulanmasından mı kaynaklandığı hususlarının açık ve anlaşılır şekilde cevaplanması amacıyla Tıbbi Farmakoloji ve Nöroloji Uzmanlarının da görüşüne başvurmak suretiyle değerlendirilmek üzere dosyanın Mahkemenin █████/2020 tarihli Ara Kararı ile yeniden Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilmesi üzerine Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulunca düzenlenen ...tarih ve ... karar nolu raporda -özetle- "Hastada ilaç kullanımına bağlı beklenmeyen bir komplikasyon olduğu, gelişen klinik tablonun bu komplikasyon nedeniyle oluştuğu, hastanın takip ve tedavilerinin ve komplikasyon yönetiminin uygun olduğu, bu süreçte hastaya yapılan tüm işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu, tıbbi uygulama hatası bulunmadığı" şeklinde tıbbi görüşe yer verildiği görülmüştür.İdare Mahkemesince, anılan rapor hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiş, Bölge İdare Mahkemesince de davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.İLGİLİ MEVZUAT
:Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere ya da kişilerin vücut bütünlüğünde meydana gelen sakatlık haline veya ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp, idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.Öte yandan, 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde; adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu, 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu, 15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiştir. 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, █████/2018 tarih ve 304794 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2, 3 ve 16. maddelerinde yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir.HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup; bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna ek olarak, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.Doğrudan sağlık hakkını ilgilendiren bu tür davalarda, olayların oluşumuna ilişkin olarak delilleri değerlendirmekle görevli olan mahkemelerce, somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, kişilerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır.Hükme esas alınan raporlarda, sonuç olarak hastada ilaç kullanımına bağlı beklenmeyen bir komplikasyon olduğu, gelişen klinik tablonun bu komplikasyon nedeniyle oluştuğu, hastanın takip ve tedavilerinin ve komplikasyon yönetiminin uygun olduğu, bu süreçte hastaya yapılan tüm işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu yönünde değerlendirmede bulunulmuş ise de; davacıların itirazları doğrultusunda Mahkemenin █████/2020 tarihli Ara Aararı ile Adli Tıp Kurumu Başkanlığına sorulan " kullanılan ilaçların devletin resmi sağlık kuruluşlarından mı yoksa özel hastanelerden mi verildiği ya da kişinin kendisinin temin ettiği ilaçlar mı olduğu, ilaç kullanımına bağlı ölüm sebebinin hangi sağlık kurumundaki tedavide kullanılan hangi ilaç veya ilaçların kullanımından kaynaklandığı, ilgili sağlık kurumlarında hastanın daha önce kullandığı ilaçların gözetilip tıbbi tedavilerinin doğru uygulanıp uygulanmadığı, hastaya verilen ilaç uygulamasına ilişkin bilimsel kaynaklar hakkında bilgi verilmek suretiyle hastanın tedavisinde kullanılan ilaçların doğru bir tıbbi yaklaşım olup olmadığı, ölüm sebebinin neye bağlı oluştuğu, verilen ilaçların özelliğinden, yan etkisi veya birbirleriyle etkileşiminden ya da dozunun fazla uygulanmasından mı kaynaklandığı" hususlarının ara kararına cevap olarak 2. kez sunulan Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulunca düzenlenen ...tarih ve ... karar nolu raporda cevapsız bırakıldığı ve içerik itibarıyla ilk raporun devamı ve tekrarı niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.Bu nedenle, Adli Tıp Üst Kurulundan, tarafların iddialarının dikkate alındığı, yukarıda belirtilen hususların karşılandığı, tutarlı, anlaşılır ve bilimsel değerlendirmeler içeren bir rapor alınarak olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.Bu durumda; uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,2 ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.