Anahtar kelimeler: Müzakere Aracında Kaybının Çarpması Araca Kiralama Heyetince Plakalı Hasar Maliki

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ Esas- ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Tazminat
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; █████/2020 tarihinde davacının maliki olduğu ... plakalı araca davalıların sorumluluğunda olan ... plakalı aracın çarpması sonucu, müvekkilinin aracında hasar meydana geldiğini, belirterek şimdilik müvekkilinin aracı için 1.000 TL değer kaybının ve 88.515 TL hasar bedelinin kaza tarihinden itibaren uygulanacak avans faizi ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, 37.500 TL araç kiralama bedelinin davalılardan ... ve .... Ltd. Şti.’den müştereken ve müteselsililen tahsilini, talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesi özetle; dava konusu olayın gerçekleşme tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi dolduğunu, davacı tarafından müvekkili olan şirkete herhangi bir başvuru yapılmadığını, dava şartı olan zorunlu başvuru şartı yerine getirilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı .... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde: Davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile,
2.500 TL araç kiralama bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve .... Ltd. Şti'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 88.515 TL araç tamir bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalılar ... ve .... Ltd. Şti. yönünden kaza tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden ise █████/2020 tarihinden itibaren yasal faizi uygulanmasına, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla, değer kaybına yönelik istemin reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı...Anonim Şirketi vekili: müvekkili sigorta şirketinin poliçe teminat limiti ile sorumlu olduğunu, müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğuna ilişkin infazda tereddüte yer bırakmayacak şekilde açık ve net bir belirleme yapılmadığını, hükme esas alınan █████/2020 tarihli hesap bilirkişi raporunun eksik ve denetime elverişsiz bulunduğunu, meydana gelen hasar ile kaza arasında illiyet bağı bulunmadığını, sigortalı araç olan ... plakalı aracın, ... plakalı araca çarptığına dair biz iz mevcut olmadığını, ilk derece mahkemesi kararında aracın çalınmadığına ilişkin değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda araç hasar bedeline ilişkin değerlendirmenin eksik yapıldığını, hasar bedeli hesaplamasına ilişkin yeterli değerlendirmeler yapılmadığını, KDV'ye ilişkin müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, hükme esas alınan raporda yedek parça ve işçilik bedellerine iskonto uygulanması gerektiğini, davacı tarafından dava dilekçesinde araç kiralama bedeline ilişkin müvekkil şirket yönünden talepte bulunulmadığını, fakat ilk derece mahkemesince reddedilen değer kaybı bedeli ve araç kiralama bedelinin ayrılmaksızın vekalet ücretine hükmedildiğini, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise ayrı avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Davacı vekili
: olay sonrası davalı sigorta şirketine başvurulduğunu, araç ağır hasar aldığından aracın pert bedelinin, kabul görmediği taktirde tamirin yapılması istendiğini, ancak sigorta şirketinin araca dair herhangi bir işlem yapmayı reddettiğini, bunun üzerine aracı kendisinin tamir ettirdiğini, aracın tamirine geç başlanmasının sebebinin müvekkil değil bu konuda kusurlu davranan sigorta şirketi olduğunu, müvekkilin aracının tamirinine, bu çalışma hayatına ek olarak, davalı sigorta şirketinin süreci uzatması, covit-19 salgının etkileri eklendiğini, bilirkişi raporundaki varsayımsal 10 günlük araç kiralama bedeli kabul edilebilir olmadığını, varsayımlar üzerinden değil, dosyadaki maddi durum ve deliller esas alınarak sonuca gidilmesi gerektiğini, aracın tamirde kalması sebebiyle bu süreçte müvekkilinin araç kiralamak zorunda kaldığını, bilirkişinin bu tespitine itibar ederek araçta değer kaybı olmadığı varsayılarak taleplerinin reddedildiğini, yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davalı sigorta şirketinin araç tamir bedelinden sorumluluğun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, ancak bir miktar belirtilmediğini belirtilmiştir.
Davalı ...Limited Şirketi vekili
: Araç Kiralama Sözleşmesi ... ile imzalanmış olmasına rağmen müvekkil şirkete ait aracın, sözleşmeye aykırı olarak ...'a kullanması için verildiğini, davaya konu kazanın ise müvekkil şirkete ait aracın ... idaresinde iken ...'a ait ... plaka sayılı araca çarpması sonucunda meydana geldiğini, müvekkil şirket ile ... arasında imzalanan sözleşmenin ilgili maddelerinden de görüleceği üzere aracın müvekkil şirketin onayı olmaksızın 3. kişilere kullandırılmasının yasak olduğunu, kiracı ...'ın sözleşmeye aykırı davranışı sonucunda aracın ... kullanımında kazaya karışması neticesinde oluşan hasardan müvekkilin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, kiralanan aracın █████/2020 tarihinde müvekkile teslim edilmesi gerekirken aracın teslim edilmediğini, kaza ile hasar arasında illiyet bağının bulunmadığını, araç maliki olan müvekkil şirketin kazadan sorumluluğunun söz konusu olmadığını belirtmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:
Dava, trafik kazası nedeniyle araçta meydana gelen zararın davalı sorumlulardan tahsili istemine ilişkindir.
2918 sayılı yasanın 3. maddesinde, uzun süreli kiralama durumunda, işleten sıfatının kiracıya ait olacağı açıklanmıştır. Kiracının işleten sıfatını haiz olması için kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Somut olayda aracın kaza esnasında kısa süreli olan kira sözleşmesinin (█████/2019-█████/2020 )sona erdiği anlaşılmaktadır.
Aracın kiracı tarafından kiralandığı tarih ile savcılık soruşturmasına yansıyan şikayet tarihi arasında kiralamanın uzun süreli olduğunun kabulü için yeterli bir zaman dilimi bulunmamaktadır. Kira sözleşmesi adi yazılı nitelikte düzenlenmiş olup davacıyı bağlayacak nitelikte değildir.
2918 sayılı KTK'nın 107. maddesinde, bir motorlu aracı çalan veya gasbeden kimsenin işleten gibi sorumlu tutulacağı ve işletenin, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerden birinin, aracın çalınmasında veya gasbedilmesinde kusurlu olmadığını ispat ederse, sorumlu tutulmayacağı düzenlenmiştir.
Somut olayda, sigortalı aracın kiraya verildiği, kesinleşen ceza dosyası kapsamında kiracının hırsızlık suçundan değil, güveni kötüye kullanma suçundan ceza aldığı, aracın hırsızlanma veyahut gasp edilme nedeniyle işleten sıfatının yitirildiği iddiası ispatlanamadığı gibi davacının ceza dosyasına konu olaylar silsilesi nedeniyle bir an için araç üzerindeki fiili hakimiyetini kaybettiğinin kabulü durumunda dahi bu durumun gerçekleşmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığına dair bir ispat ortaya konulamadığı, kaldı ki davalı şirketin basiretli bir tacir gibi davranarak kiracısını seçerken özenli davranması gerektiği, ne var ki bu yönde hareket etmediği ve kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer yandan davalı işleten, sürücü ve trafik sigortacısının (ZMMS) müteselsil sorumluluk hükümleri gereğince sorumlu oldukları da açıktır.
Bu durumda, hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunun olay yeri, kaza tespit tutanağı, kazanın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığına göre kusur raporuna; Hasar, değer ve kazanç kaybı bedelinin belirlenmesi için alınan bilirkişi raporu raporunun sigortalı aracın hasarlı parçaları, rayiç değeri, makul tamir süresi dikkate alınarak konusunda uzman bilirkişi tarafından ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli olarak hazırlandığı anlaşıldığına göre Mahkemece bu bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından bilirkişi raporlarına ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir.
Yine, hasarlanan davacının aracın cinsinin otomobil olması ve kullanım şeklinin hususi olması nedeniyle yasal faize hükmedilmesi yerindedir.
Ayrıca, davalı sigorta şirketi ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtmiş ise de, davalı sigorta şirketine araç kiralama bedeli yönünden husumet yöneltilmediği bu nedenle ayrı vekalet ücreti takdir edilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin vekalet ücreti istinaf itirazında hukuki yararı bulunmamaktadır.
Toplanan delillerin ilk derece mahkemesinin kararı ile birlikte istinaf başvuru nedenleri de göz önüne alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkemesince delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık olmamasına, poliçe limitinin rakamla yazılmamasının bozmayı gerektirmemesine göre verilen kararda isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davacı vekili, davalı ...Limited Şirketi vekili ve davalı...Anonim Şirketi vekilinin istinaf başvurularının HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,
2.Harçlar Kanununa göre alınması gereken 732 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3.Harçlar Kanununa göre alınması gereken 6.217,23 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 3.069,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.147,88 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ...Limited Şirketi ile davalı...Anonim Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4.İstinafa başvuranları tarafından istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettikleri yargılama giderinin üzerlerinde bırakılmasına,
5.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6.İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!