Anahtar kelimeler: Geçilmiştir Bam Esaskarar Yazildiği Başkan Katip Menfi Kaldirma İstenmiş Üye

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.A N K A R AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ22. H U K U K D A İ R E S İESAS NO
: ████████ ( KABUL KALDIRMA)KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN
: ... (...)ÜYE
: ... (...)ÜYE
: DR.... (...)KATİP
: ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025ESAS-KARAR NO
: ████████ E ████████ KDAVANIN KONUSU
: Menfi TespitKARAR TARİHİ
: █████/2026YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜİDDİANIN ÖZETİDavacı vekili, taraflar arasındaki harici dükkan satışı nedeniyle ödenen bedelin teminatı için verilen bonoların bedellerinin ödenmesine karşın davalı tarafından Ankara 20. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla icra takibi yapıldığını belirterek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMANIN ÖZETİDavalı vekili, takibe dayanak yapılan senedin teminat senedi olmadığını, davacının iddialarını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİMahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından bedelsiz bono nedeniyle yapılan takibin iptaline yönelik menfi tespit davası açıldığı, dava konusu bonoların takip tarihi itibariyle davacı borçlu tarafından ödenip ödenmediği, kalan borcunun bulunup bulunmadığı yönünde bilirkişi marfiyetiyle inceleme yaptırıldığı, davacı borçlunun TBK 100. madde kapsamında ödemelerinin öncelikle faiz, masraf ve anapara sıralamasına göre yapılması prensibine göre yapılan hesaplamada davacı borçlunun takip, dava ve rapor tarihi itirabariyle borcunun bulunduğu ve devam ettiği, bu haliyle davacının eldeki menfi tespit davasında haklı bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİİstinaf eden-davacılar vekili tarafından;Mahkemece eksik araştırma ve inceleme ile hüküm tesis edildiği, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile takip tarihine kadar dosya borcunun büyük bir bölümü ödenmiş olmasına karşın ödemeler düşülmeksizin takip yapıldığı, geçersiz hukuki işlemin teminatı olarak dava konusu senetlerin alındığı, bu sebeple bu senetlerin icra takibine konu edilemeyeceği bildirilerek başvurulmuştur.UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLARUyuşmazlık, dava konusu bonoların harici satım sözleşmesi bedelinin teminatı olarak verilip verilmediği ve bono bedellerinin ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, İK 72 maddesi uyarınca takipten sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.Ankara 20. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ E. sayılı dosyasının incelenmesinden, davalı tarafından davacı aleyhine 2 adet bonoya istinaden toplam 71.486,34 USD alacağın tahsili talebi ile kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla █████/2012 tarihinde icra takibi yapıldığı anlaşılmıştır.Dairemizin █████/2023 tarih ████████ E. ███████ K. sayılı kaldırma kararında “Dava dilekçesinde harca esas değer olarak 100.000,00 TL gösterilmiş olup, takip dosyasında 71.486,34 USD alacak talep edilmiştir. Davacı yanca takipten borçlu olunmadığının tespiti talep edilmiş olup mahkemece HK 32. maddesi uyarınca eksik harç ikmal edilmeksizin esas hakkında karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle harç eksikliği ile ilgili işlem yapılmaması kaldırma nedeni olarak yer almış ise de Mahkemece bu yönde eksikliğin giderilmesi için işlem yapılmaması doğru değildir.Davacı yanca taraflar arasındaki harici dükkan satışı nedeniyle ödenen bedelin teminatı için verilen bonoların bedellerinin ödenmesine karşın icra takibine konu edildiğinden bahisle borçlu olunmadığının tespiti talep edilmiştir. Davalı yan ise takibe dayanak yapılan senedin teminat senedi olmadığı, davacının iddialarını yazılı delille ispat etmesi gerektiği, satım sözleşmesi bedelinin 100.000 USD olduğu, kira bedellerinin bono değerinden düşürülmesinin doğru olmadığı, ayrıca dava dışı Ömer Döş'ün hissesine düşen kira bedellerinin senet borcunundan mahsubunun doğru olmadığı savunmasında bulunmuştur.Dairemizin █████/2023 tarih ████████ E. ███████ K. sayılı kaldırma kararında “Mahkemece tarafların iddia ve savunmaları karar yerinde tartışılmadığı gibi taraflar karıştırılmak suretiyle somut olayda mahkemece HMK 297. maddesine uygun bir gerekçe ile hükmün kurulduğundan söz edilemeyecektir. Mahkemece tarafların iddia ve savunmaları üzerinde durularak gerektiğinde yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak menfi tespit davasının niteliğine uygun şekilde değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekmektedir.” gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiş, Mahkemece kaldırma kararı sonrasında kök ve ek rapor alınarak hüküm tesis edilmiş ise de alınan rapor hüküm kurmaya elverişli olmadığı gibi karar yerinde tarafların iddia ve savunmalarının tartışılmadığı menfi tespit ve gerekirse istirdat davasının koşulları çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır.Taraflar arasında █████/1999 tarihli protokole istinaden █████/47 nolu bağımsız bölümlerin haricen satışı hususunun kararlaştırıldığı, bu kapsamda bir kısım ödemeler yapıldığı ve karşılığında senet alındığı anlaşılmıştır. Davacı yanca bu kapsamda 56.000 USD ödeme alındığı ve dava konusu takibe dayanak senetlerin teminat olarak verildiği, davalı yan tarafından ise 56.000 USD elden ödeme yapıldığı, ayrıca bankalara olan borcun ödenmesi suretiyle satış bedelinin 100.000 USD olarak belirlendiği iddia edilmiştir. 56.000 USD’nin ödendiği hususu taraflar arasında ihtilafsız olup, satış bedelinin 100.000 USD olarak belirlendiği ve 56.000 USD’den daha fazla ödeme yapıldığı hususunun ispatı ise davalı yana ait olup, dosya kapsamı itibariyle davalı yan tarafından satış bedelinin 100.000 USD olduğu ispat edilememiştir.Taraflar arasında geçerli bir satım sözleşmesinden bahsedilemeyeceği için sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde herkesin aldığını iade etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Mahkemece taraflar arasındaki satış bedelinin 56.000 USD olduğu kabul edilerek kira bedellerinin mahsubuna dair mahkemece değerlendirme yapılmış olup, karar davacı yanca istinaf edilmiştir. Sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca herkes aldığını iade etmekle yükümlü olup, taraflarca faiz ve ecrimisil talep edilemeyecektir. Ancak mahkemece kira bedelleri mahsup edilerek karar verilmiş olup, istinaf edenin sıfatına göre kira bedellerinin davalı yanca tahsil edilerek satış bedelinin ödenmesine yönelik taraflar arasında anlaşma bulunduğuna dair davacı iddialarının kabulü gerekecektir. Bu kapsamda takip tarihi itibariyle davacı yanın iade etmekle yükümlü olduğu tutar belirlendikten sonra dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarından dava tarihine kadar bir ödeme olmadığı, ancak dava tarihinden sonra cebri icra ile bir kısım ödemelerin de olduğu anlaşıldığından menfi tespit davası görülmekte iken var ise borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edileceği, menfi tespit davasının kendiliğinden istirdat davasına dönüşeceği, bu sebeple davanın konusuz kalmasından söz edilemeyeceği gözetilerek istirdata hükmedilebilecek bir alacak olup olmadığının belirlenmesi gerektiği anlaşılmış olup, mahkemece kaldırma kararı sonrasında alınan kök ve ek bilirkişi raporunun dosya kapsamında daha önce alınan kök ve ek raporlar ile açıkça çeliştiği, sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde iadeye ilişkin hükümlerin gözetilmediği, ödeme ve borç miktarının USD olarak değerlendirilmesi gerektiği ve önceki raporların eksik ve üstün yönlerinin tartışılmadığı, bu hali ile hükme esas alınamayacağı anlaşılmıştır.Bu durumda, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar ve █████/2025 tarihli kararının KALDIRILMASINA,2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde bir kısım davacılara İADESİNE,4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.Başkan...e-imzalıdırÜye...e-imzalıdırÜye...e-imzalıdırKatip...e-imzalıdırNOT
: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR."5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."