Anahtar kelimeler: Heyete Bam Esaskarar Başkan Rücuen Tevdi Yazim Katip Konya Ödemesine

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ...
KARAR NO
: ...
KARAR TARİHİ
: █████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
: ..... (...)
ÜYE
: ..... (...)
ÜYE
: ..... (...)
KATİP
: ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
: █████/2026
NUMARASI
: ... Esas ... Karar
DAVACI
: ........
VEKİLİ
: Av.....
DAVALI
: 1- ........
VEKİLİ
: Av.....
DAVALI
: 2- ........
VEKİLİ
: Av.....
DAVA
: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen), Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ........ ile ........ ve ........ (Eski ........ A.Ş.) arasında 31.12.2012 başlangıç ve 31.12.2013 bitiş tarihli İşveren Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi imzalandığını, işbu sigorta poliçesi koasürans şeklinde düzenlenmiş olup, gerçekleşen rizikodan ........ %55 (jeran), ........ İse %45 oranında sorumlu olduğunu, işbu poliçenin geçerli olduğu 02.01.2013 tarihinde meydana gelen trafik-iş kazasına neticesinde ........ yaralanmış ve SGK tarafından işçiye bir takım ödemelerde bulunulduğunu, SGK tarafından müvekkil şirket ........ A.Ş'ye ........'ye karşı Konya .... İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında rücuan alacak davası ikame edilmiş ve davanın kabulüne karar verildiğini, işbu karar taraflarınca istinaf edilmiş ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile kaldırıldığını, kaldırma kararı sonrası yargılamaya Konya .... İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında devam olunmuş ve davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, işbu karar tarafımızca tekrardan istinaf edilmiş ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile yerel mahkeme kararını kaldırarak davanın kısmen kabulüne karar verdiğini, işbu kararın kesinleştiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; toplamda ödenen 10.853,86 TL'nin, son ödemenin yapıldığı tarih olan 10.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalı sigorta şirketlerinden, poliçedeki sorumluluk oranlarında tahsiline, yargılama gideri ile ücreti vekaletin davalı sigorta şirketlerine tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ........ A.Ş. vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının taleplerinin sigorta teminatı içinde olup olmadığının tespitinin gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin faiz ödeme borcu olmadığını, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, ortada kötü niyetli bir ödeme ve bu ödemeye esas dava bulunduğunu, davacının yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin reddinin gerektiğini, tüm bu nedenlerle aleyhlerine hüküm kurulmamasına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ........ A.Ş. vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; birleştirme kararının usul ve hukuka aykırı olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davadaki talep konusuna ilişkin olarak müvekkili şirket lehine maddi anlamda kesin hüküm bulunduğunu, müvekkili şirketin, faiz ve feriler yönünden sorumluluğu bulunmadığını, tüm bu nedenlerle hakkında birleştirme kararı verilen davaların ayrılmasına, davanın reddine, davanın reddi taleplerinin kabul edilmemesi halinde sorumluluklarının poliçe limiti ve teminatları dahilinde olmak üzere %55 koasürans payı ile sınırlı olduğuna, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesinin kararı ile; "Taraflar arasındaki uyuşmazlığın Konya .... İş Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasında davacı şirket tarafından dosyada yapılan masrafların hükümler ve sorumluluk oranları nispetinde sigorta sözleşmesinin sigortacısı olan davalılardan tahsili hususunda olduğu anlaşılmıştır.
İlgili dava dosyasında █████/2021 tarihinde kararın kesinleştiği, işbu dava ve arabuluculuk tarihi itibariyle eldeki talebin zamanaşımına uğradığı davalılarca süresinde savunulmuştur.
Davacı taraf, harç iadesinin 2021 yılı Kasım ayında talep edildiğini, harç iadelerinin hatalı yapılması sebebiyle sürecin uzadığını bu nedenle davanın zamanaşımına uğramadığını iddia etmiştir.
Dava, işveren sorumluluk sigorta poliçesinden kaynaklanmaktadır. Öncelikle zamanaşımı itirazının değerlendirilmesi gerekmiştir.
6102 sayılı TTK'nın Sigorta Hukukuna yönelik Genel Hükümlerin düzenlendiği Birinci Kısıma baktığımızda;
TTK'nın 1420. maddesinde; ''(1) Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (2) Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır.'',
TTK'nın 1427. maddesinde; ''...(2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez... (4) Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer.'' hükümleri yer almaktadır.
6098 sayılı TBK'nın 149. maddesinde; "Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar." düzenlemesine yer verilmiştir.
TTK'da Sorumluluk Sigortalarına ilişkin hükümler ise İkinci Kısımda 1473 vd. maddelerinde düzenlenmiştir.
TTK'nın "Sözleşmenin Konusu Ve Kapsamı" başlıklı 1473. maddesi; "Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder..."
TTK'nın "Doğrudan Dava Hakkı" başlıklı 1478.maddesinde; "Zarar gören, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla, doğrudan sigortacıdan isteyebilir."
TTK'nın "Zamanaşımı" başlıklı 1482. maddesi; "Sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrar." şeklindedir. Bu maddenin gerekçesinde; Sorumluluğun doğumunun ve tazmini gereken zararının tespitinin uzun zaman alabiliyor olması nedeniyle genel hükümlerde öngörülen iki yıllık sürenin sorumluluk sigortalarında az olacağı düşüncesi ile bu tür sigortalarda zamanaşımı süresi beş yıl olarak belirlenmiştir. Tasarının 1482.maddesinde yer alan beş yıllık zamanaşımı süresi Komisyonumuzca uygun görülmeyerek on yıllık süreye çıkarılmıştır. Yapılan bu değişiklik aşağıdaki gerekçelerle uygun görülmüştür.
"1420.maddenin birinci fıkrasında öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresi, sorumluluk sigortalarında da alacağın muaccel hale geldiği tarihten başlayarak işleyecektir. Ancak aynı hükümde öngörülen altı yıllık genel zamanaşımı süresi, 1482.maddenin saklı tutulmuş olması sebebiyle sorumluluk sigortalarında geçerli değildir. Hükümet Tasarısında, sorumluluk sigortaları için genel zamanaşımı süresi beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu süre, sorumluluğu doğuran olayın meydana geldiği tarihte başlayacaktır. Genel süre altı yıl belirlenmişken, sorumluluk sigortalarında daha kısa bir sürenin kabul edilmesi uygun görülmemiştir. Aksine bu sigorta türünde tazminat isteminin tabi olabileceği en uzun zamanaşımı süresinin esas alınması gerekmektedir. Bu açıdan 818 sayılı Borçlar Kanununun 60.maddesinin birinci fıkrasında öngörülen on yıllık zamanaşımı süresi belirleyici olmalıdır. Nitekim tasarının 1473.maddesinin birinci fıkrası tazminatın doğrudan zarar görene ödeneceğini, 1478.maddesinin birinci fıkrası da zarar görenin sigortacıya doğrudan başvuru hakkını düzenlemektedir. Ancak zarar görenin borçluya yönelik isteminin on yıllık zamanaşımına tabi olduğu hallerde, sigortacıya yönelik istem beş yılda zamanaşımına uğrarsa, sorumluluk sigortasından beklenen fayda sağlanamayacaktır; üstelik bu tür sigortaların zorunlu olduğu hallerde sigorta himayesi eksik kalacaktır. Bu gerekçeler dikkate alınarak 1482.maddede öngörülen sürenin on yıl olarak düzenlenmesi gerekmiştir." şeklinde açıklanmıştır.
İşveren Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın "Sigortanın Teminatının Kapsamı" başlıklı 1.maddesi; "Bu poliçe, işyerinde meydana gelebilecek iş kazaları sonucunda işverene terettüp edecek hukuki sorumluluk nedeniyle işverene bir hizmet akdi ile bağlı ve Sosyal Sigortalar Kanununa tabi işçiler veya bunların hak sahipleri tarafından işverenden talep edilecek ve Sosyal Sigortalar Kurumu'nun sağladığı yardımların üstündeki ve dışındaki tazminat talepleri ile yine aynı Kurum tarafından işverene karşı iş kazalarından dolayı ikame edilecek rücu davaları sonunda ödenecek tazminat miktarlarını, poliçede yazılı meblağlara kadar temin eder.". "Zamanaşımı" başlıklı 15.maddesi; "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün talepler on yılda zaman aşımına uğrar." şeklinde düzenlenmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 1420.maddesinde yukarıda yer verildiği üzere iki yıl ve altı yıllık zamanaşımı süreleri belirlenmiştir. TTK'nın 1482.maddesinde ise sorumluluk sigortaları yönünden on yıllık zamanaşımı süresi belirlenmiştir. Ancak belirlenen bu on yıllık süre madde gerekçesinden de anlaşılacağı üzere sadece tazminat talepleri için geçerli olup, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan diğer talepler yönünden TTK'nın 1420.maddesi belirlenen iki yıllık zamanaşımı süresine bakılacaktır. Yine genel hükümlere ilişkin TTK'nın 1420. maddesine göre belirlenen zamanaşımı süresi alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlarken, 1482.maddesinde belirlenen zamanaşımı süresi sigorta konusu olayın gerçekleştiği tarihte başlamaktadır. İşveren Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın 15.maddesinde öngörülen zamanaşımı süresi de sorumluluğu doğuran olayın gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır.
Davacı ile davalılar arasında sigorta ilişkisi olduğundan, aralarındaki ilişkide uygulanması gereken düzenleme TTK'nın 1482.maddesi değil, 1420.maddesidir. Somut olaya uygulanması gereken zamanaşımı süresi TTK'nın 1420.maddesi uyarınca 2 yıldır. Zira davacı, ödediği bedelden sigorta sözleşmesi gereği davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik eldeki davayı açmış ve alacak ödeme yaptığı dosyanın kesinleştiği tarihte muaccel hale gelmiştir. Davacı 3.kişi değil sigorta sözleşmesinin tarafıdır. Bu nedenle zamanaşımı süresinin hesabında TTK'nın 1420.maddesinin nazara alınması gerekmektedir. Bu durumda zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekir (Emsal karar: İstanbul 45. HD DOSYA NO: █████████ KARAR NO: ████████).
Davanın usulden reddine karar verildiği ve dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulduğundan istinaf kanun yolu açık bırakılmıştır.
Davanın zamanaşımı nedeniyle usulden REDDİNE" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; harç iade süreci tamamlanmadan, net zarar miktarı kesinleşmeden alacağın belirli olmadığını, harç iade süreci 2021 kasım ayında tamamlanmış olup bu tarih dikkate alındığında zamanaşımının dolmadığını, bu nedenle zamanaşımının 17.06.2021 tarihinde başladığının kabulünün hukuken hatalı olduğunu, ayrıca, davalılara başvuru yapıldığını, Sigorta Tahkim Komisyonu’na müracaat edildiğini, arabuluculuk sürecinin işletildiğini, bu başvuruların zamanaşımını kesen nitelikte olduğunu, dava konusu taleplernin zamanaşımına uğramamış olduğunun açık olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, davacı tarafça Konya .... İş Mahkemesi'nin ... E.sayılı dosyası nedeniyle ödenen 10.853,86 TL yargılama giderlerinin, işveren mali mesuliyet sigortası kapsamında davalı sigorta şirketlerinden rücuen tahsili talebine ilişkindir.
Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine, usulden red kararı verildiğinden ve dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulduğundan istinaf yasa yolu açık olarak karar verildiği görülmüştür.
Öncelikle;
Yargıtay’ın istikrar kazanmış uygulamalarına göre zamanaşımı hukukî niteliği itibariyle, maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup, usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır. Zamanaşımı, dava şartlarından olmadığından, esasa ilişkin nihai karar mahiyeti taşıdığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddi halinde davanın usulden değil esastan reddedilmiş olacağı açıktır. Usulden ret kararı ile esastan ret kararının sonuçları ve oluşturulacak hükmün kapsamında farklılıklar vardır. (benzer, Y.6.HD'nin █████████ E. - █████████ K. Sayılı kararı)
Kararın, istinaf yasa yoluna tabi olup olmadığı noktasında ise;
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun "İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar" başlığı altında düzenlenen 341. Maddesinde; "İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.
(2) Miktar veya değeri 28.250 TL'yi (dava yılı 2024 için) geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.
(3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.
(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü 28.250,00 Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz" denilmektedir.
Davacı tarafça, Konya .... İş Mahkemesi'nin ... E.sayılı dosyasında dosya davacısı SGK tarafından davacı şirkete yönelik açılan rücuen alacak davasında verilen kararın, istinaf ve temyiz aşamasından sonra davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın kesinleştiği, belirtilen dosyanın yargılama aşamasında, davacı tarafça dava dilekçesinde niteliği belirtilen toplam 10.853,86 TL istinaf harçlarının ödendiği, yapılan harç ödemelerinin işveren mali mesuliyet sigorta poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketlerinden rücuen talep edildiği, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuş ise de; talep olunan alacağın tamamının 10.853,86 TL olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, alacağın tamamı nazara alındığında reddedilen 10.853,86 TL miktarın HMK'nın 341/2. maddesi gereğince, dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı altına kaldığından, verilen kararın kesin olduğu, kararın kesin olması halinde ilk derece mahkemesince bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarih 3/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararının kıyasen uygulanması yoluyla Dairemizce de karar verilebileceğinden, HMK nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonunda davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İstinaf konusu talep kesinlik sınırı (2024 dava yılı için 28.250,00 TL) altında kaldığından, miktar açısından karar kesin olduğundan, HMK nın 352.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonunda davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan, başvurma harcı dışında kalan, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan masrafların kendisi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, HMK nın 352. maddesi gereği KESİN nitelikte olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu karar verildi.█████/2026
.....
Başkan
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Katip
...
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!