Anahtar kelimeler: Bazlı Erdikten Mobil Aşkın İmzalayarak Gizlilik Yasağına Geliştirici Proje Firma

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ███████ Esas - ████████ KararDAVA
: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2021İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVA
: Davacı vekili; müvekkilinin mobil uygulama geliştirici bir firma olduğunu, davalının, 05.05.2017 tarihinde aralarında belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalayarak müvekkili şirkette çalışmaya başladığını,taraflar arasında proje bazlı fikri hakların korunması amacıyla iş sözleşmesi sona erdikten sonra gizlilik ve rekabet yasağına ilişkin ayrıca sözleşme yapıldığını, davalının 2 yılı aşkın süre çalıştıktan sonra, 20.12.2019 tarihinde iş akdi tüm alacakları ödenerek ayrıldığını, davalının; işten ayrılmasından kısa süre sonra işveren müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren ve aynı il sınırları içerisinde başka şirkette CEO olarak çalışmaya başladığını, çalıştığı süre boyunca üstlendiği görevler nedeniyle gizli bilgi niteliğinde şirketin iç işleyişine ilişkin olarak önemli bilgileri öğrenme imkanı bulduğunu, davalı çalışanın sözleşmede gizli kabul edilen bilgileri her ne suretle öğrenmiş olursa olsun iş sözleşmesi sona erdikten sonra bu bilgileri başkaları ile paylaşamayacağı kabul edildiğini, davalının müvekkili şirkette çalıştığı sürede öğrendiği birçok bilgiyi şirketin aleyhine olacak şekilde rakip şirketle paylaştığını, işçi ayartma faaliyetlerine yine eski çalışan dava dışı ... ile birlikte yardım ettiğini, art arda müvekkili şirketten ayrılarak rakip şirkete geçtiklerini, rakip şirkete sağladıkları bilgiler karşılığında her ikisinin önemli pozisyonlara getirildiğini, müvekkili şirkette elde edilen "know-how"ı götürme karşılığında bu pozisyonlara getirildiğini,henüz bir yıllık tecrübesi olan çalışma sistemi dahi oturmamış bir şirketin, müvekkili şirket gibi köklü bir şirketin çalışanlarının uzun süredir çalıştığı bir projenin birebir aynısını bu kadar kısa süre içinde çıkarması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının hukuka aykırı eylemlerinin haksız rekabet olduğunun tespiti ve menine, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak şartıyla davalının son brüt maaşının 3 katı olan 64.929-TL cezai şartın arabuluculuk bürosuna başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili; müvekkilinin yazılım - uygulama alanında teknoloji geliştirme sektöründe çalışmaları olan bir yazılımcı olduğunu, kendisi 2008 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi'nden mezun olduğunu, müvekkilinin, ayrıca Lisansütü - Master programını da tamamlayarak aktif çalışma hayatı ile eğitim hayatında başarılarını devam ettirdiğini, müvekkilinin profesyonel iş hayatında farklı pozisyonlarda görev yaptığını ve gösterdiği başarılar ile kısa sürede sektörde adından söz ettirdiğini, davalı müvekkilin Davacı şirketdeki çalışma döneminde beklentisinde olduğu ücret ile kariyer hedeflerinin karşılanmaması nedeniyle iş sözleşmesini sona erdirme kararı alarak durumu şirket yönetimi ile paylaştığını, Ocak 2020' tarihinde resmen iş sözleşmesi sona eren davalı müvekkilinin, daha sonra dava dışı şirkette "yönetici" pozisyonunda istihdam edildiğini, 2021 Şubat ayında bu görevinden ayrıldığını, müvekkilin iş sözleşmesi öncelikle davacı tarafından feshedildiğini, ancak davacı ile müvekkili davalının bu konuda görüşerek durumu yeniden değerlendirdiğini,iş sözleşmesinin şirketçe feshedilerek değil karşılıklı anlaşma ile sona erdirilmesi konusunda uzlaştığını, müvekkilinin de bu teklifi kabul ettiğini ve davacı şirket ile anlaşarak ayrılma olarak sözleşmeyi imzaladığını, bilahare işçilik haklarını (ihbar - kıdem tazminatı) da kendisine ödendiğini,müvekkiline imzalatılan ve haksız rekabet hükmü içeren metin, davacı şirketçe hazırlanan müzakerede bulunma olanağı olmayan, işe giriş işlemleri yapıldıktan sonra imzalatılan bir metin olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEME KARARI
: Mahkemece; taraflar arasında 04.05.2017 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalandığı ve davacılının davacı şirkette satış sorumlusu olarak çalışmaya başladığı, █████/2017 tarihinde gizlilik, rekabet yasağı ve fikri hakların devri sözleşmesi akdedildiğini, davalının iş akdinin kendi isteği ile işçilik hakları da ödenmek suretiyle 20.12.2019 tarihinde sona erdiğini, rekabet sözleşmesinin 5/1.maddesine göre 'İşçi işten ayrıldıktan sonra en az bir yıl geçmeden İstanbul Büyükşehir sınırları içerisinde aynı sektörde faaliyet gösteren bir firmada herhangi bir ad ve unvan altında çalışamaz, ortak, danışman, personel, yönetici olamaz. 5/2 maddesinde ise ; "işçi yine aynı süre içerisinde ve aynı kapsamda aynı sektörde şahıs firması veya ticari şirket kuramaz, ortağı olamaz. Aksi halde son aldığı brüt maaşın 20 katı kadar cezai şart ödemek zorundadır. İşverenin ayrıca bir zararı olduğu takdirde (ceza şart miktarını aşıyor olsa bile) ayrıca tazmin ettirilir.'" düzenlemesine yer verildiğini, görüldüğü üzere madde metni birbirine bağlı ve tamamlayıcı ifadeler içerdiğinden sözleşmenin 5.1 maddesinin cezai şartı da içerdiğini, davalının 23.01.2020 tarihinde Enrich şirketinde çalışmaya başladığını ve böylece sözleşmenin ihlal edildiğini, bir yıllık süre dolmadan rakip bir firmada vaki genel müdür seviyesinde eylemli işe girmenin davacı şirkete önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin yüksek olduğunu, işvereninin somut zararı aranmadığı, somut olayın ve tarafların ticari ve kişisel özellikleri, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, sözleşmenin ihlalinden dolayı tarafların yarar ve zarar dengesi, davalının sözleşmenin ihlalindeki niyet, amaç ve kusur derecesi ile özellikle hak ve nesafet kuralları gözetildiğinde; taraflar arasındaki sözleşmede en son aldığı aylık brüt ücretin yirmi katı cezai şart düzenlemesi bulunduğu halde davacı şirketin davasını üç brüt ücret üzerinden açıldığı anlaşılmakla ayrıca bir indirime gerek görülmediğini, 64.929-TL tazminatın arabuluculuk son tutanak tarihi olan 04.08.2020 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, öte yandan TTK'nın amaç ve ilke başlıklı 54. maddesinde "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." denildiğini, dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ilgili ticari uygulamalar başlıklı TTK'nın 55/1 maddesi “aşağıda sayılan haller haksız rekabet hallerinin başlıcalarıdır: 1- e “...iş şartlarına uymamak, özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur.” TTK'nin 56 /1 “Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a-Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,b-Haksız rekabetin men’ini ., d-kusur varsa zarar ve ziyanın tazminini isteyebileceği düzenlendiğini, bu davalardan haksız rekabetin tespiti, men’i, ref’i davaları bakımından, zarar tehlikesinin varlığının davacı tarafça ispatı yeterli görüldüğünü, ancak maddi ve manevi tazminat davaları bakımından davacının zararı ve miktarını TBK'nın 50 maddesi gereği ispatı gerektiği düzenlemesine yer verildiğini, bu açıklamalar ışığında yukarıdan beri açıklanan hususlar ve dosya kapsamı muvehecesinde; davalı çalışanın cezai şarta matuf sözleşmeyi ihlal ettiği sabit görülmekle birlikte; tarafların sıfatları ve konumları da gözetildiğinde davacı tarafından, davalının, ayrıca ve açıkça doğrudan doğruya haksız rekabet eylemleri içinde olduğunu ve bu fiillerin haksız rekabet teşkil edip etmediği somut olarak ispatlanamadığından haksız rekabetin tespiti ve menine yönelik talebin reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ
:1- Davacı vekili;davalının haksız rekabet teşkil eden eylemleri sayesinde dava dışı ... AŞ şirketi kendi bünyesinde müvekkili şirkette yetiştirilen deneyimli ve birçok projenin farklı alanlarında uzman bir ekip kurduğunu, müvekkili şirketin deneyimli çalışanlarını ayartma sonucu kaybettiğini, bu çalışanların sorumlu olduğu projelerin süresinde veya hiç tamamlanamadığını, müvekkili şirket bu projelerle ilgili üçüncü kişilerle yapılan sözleşmelerde edimlerini yerine getirememiş yahut geç yerine getirmiş ve bu aksaklıklar sebebiyle çeşitli sorunlar yaşadığı bu süreçte dava dışı ... AŞ hakları müvekkili şirkete ait iki uygulamanın birebir aynısını taklit etmek suretiyle satışa sunduğunu, haksız rekabetin varlığı için somut zararların varlığının ispat edildiğini,işveren nezdinde zarara uğrama tehlikesinin varlığının ispatı dahi haksız rekabetten söz edilmesi için yeterli iken haksız rekabetin tespiti ve men'ine ilişkin işbu karar müvekkili nezdinde geri dönülemez hak kayıplarına sebebiyet verdiğini ileri sürerek haksız rekabetin tespiti ve meni isteminin koşullarının mevcut olduğunu ortaya koyduğunu, haksız rekabet yaratan bir başka husus olan müvekkili şirket uygulamalarının kopyalandığına ilişkin iddiaları alanında uzman bir bilirkişi tarafından incelenmeksizin davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun tarafımızca ispatlanamadığına dair verilen kararın, müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, davalının dava dışı Enrich şirketine müvekkili şirketin kalifiye çalışanlarını ayartması ve müvekkile ait teknik, mesleki bilgileri aktarması sonucu müvekkilinin uygulamaları ile birebir aynı taklit uygulamaların satışa çıkarıldığını, uygulamalara ilişkin belge ve evraklar dosyaya sunulduğunu, gerekli inceleme yapılmaksızın verilen kararı kabul etmediğini ileri sürerek kararın kaldırılarak haksız rekabet istekleri bakımından davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.2-Davalı vekili
: Rekabet Sözleşmesi'nin 5.1. Maddesi ile 5.2 maddesinin cezai şart ya da yaptırım düzenlenmediğini,Rekabet Sözleşmesi'nin "Yaptırımlar" başlıklı bölümünde de, çalışanın işten ayrıldıktan sonra en az 1 yıl geçmeden, İstanbul Büyükşehir sınırları içerisinde aynı sektörde faaliyet gösteren bir firmada herhangi bir ad ve unvan altında çalışması, ortak, danışman, personel, yönetici olması halinde uygulanabilecek ve "çalışan aleyhine düzenlenmiş" bir cezai şart bulunmadığı, sözleşmede anıldığı türden bir taahhüt altına girmeyen ve işverenin sosyal ve ekonomik üstünlüğünü kullanarak müvekkile zorla imzalattığı sözleşmeye dayanarak, davalı aleyhine bir yaptırım uygulanmasının söz konusu olamayacağını ,Davacı ile Davacı'nın eski çalışanlı ... ve ...'e ait sözleşmeler) yer alan kayıt olarak düzenlenmiş olması da, genel işlem koşullarının yorumunda kullanılan ve TBK nın 23'maddeside düzenlenen, düzenleyenin aleyhine yorum ve karşı tarafın lehine yorum kuralının rekabet yasağı kayıtlarına da uygulanmasını gerektirdiğini sözleşme taraflarının, uyuşmazlık konusu sözleşmeye eklemedikleri taahhüdün yorum yoluyla eklenebilmesinin TBK'nın 26. maddesinde düzenlenen sözleşme özgürlüğü ilkesi gereği mümkün olmayacağını , sözleşmenin 7. maddesinde belirtilen "işverenin faaliyet gösterdiği alanlarda şirket kurma, kurulmuş bir şirkette her ne sıfatla olursa olsun çalışmama yasağının, yazılım uzmanı olan davalının " elektronik yazılım ve tasarım" alanında faaliyet göstermemesini şart edip, davalının mesleki faaliyeti sürdürmesini bütünü ile engelleyeceği konu itibariyle geçerli bir sınırlama olmadığı konu ve yer bakımından sınırlama getirilmemiş olması karşısında sözleşmenin geçerli olarak kabulünün mümkün bulunmadığını rekabet yasağı hükmü konu bakımından sınırlandırmada usule uygun olmaması,davalının ekonomik mahvına yol açacak şekilde düzenlenmesi sebebi ile geçersiz olduğunu,red edilen haksız rekabet talebi bakımından davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
: Dava; haksız rekabetin tesbiti ve meni ile rekabet yasağının ihlali nedeniyle davalı eski çalışandan cezai şart istemine ilişkindir.Davacı vekili ;müvekkili şirket çalışanlarının davalı tarafından ayartıldığını ve müvekkili şirketin ürettiği mobil uygulamanın davalının verdiği teknik bilgi ile davadışı şirket tarafından üretildiği iddiasına dayandırmaktadır.Ayartma, bir işletmeye sözleşmesel bir bağ ile bağlı olan kişiye, onunla işletme sahibi arasında hâlihazırda olan ilişkiyi sona erdirip bizzat kendisiyle veya başka bir üçüncü kişi ile yeni bir sözleşme yapması için harekete geçirmek amacıyla yapılan faaliyet olarak tanımlanmaktadır (Safiye Nur Bağrıaçık, Üretim ve İş Sırlarının Korunması, 2017, s.151). Ayartma eyleminin haksız rekabet teşkil edip etmediğinin kural olarak TTK'nın 54. maddesi kapsamında dürüstlük kuralına aykırı davranılıp davranılmadığına göre değerlendirilmesi gerekir. Ayartma eyleminin haksız rekabet teşkil edip etmediği, söz konusu eylemin doğruluk ve dürüstlük kurallarını ihlal edecek surette yapılıp yapılmadığına verilecek cevaba göre belirlenir. Ayartma eylemi, uygulanan yöntem ya da araçlar bakımından dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edebileceği gibi rakip işletmenin piyasadan silinmeye, ticari ve işletme sırlarının elde edilmeye çalışılması gibi ayartma eylemi ile güdülen amaç da dürüstlük kuralına aykırı olabilir (Şenocak, Kemal, İşletme Personelinin Ayartılması Meselesinin Haksız Rekabet Hükümleri Çerçevesinde Değerlendirilmesi, s.246)Somut olayda ayartıldığı iddia edilen çalışanların şirketteki görevlerinden ayrılıp yeni işyerinde işe başlamalarının haksız rekabet oluşturabilmesi için yukarıda belirtildiği gibi kullanılan yöntem veya araçlar ya da güdülen amaç noktasında dürüstlük kuralına aykırılık bulunması gerekir. Dava dışı şirketin yeni kurulduğu ticari faaliyetini gerçekleştirebilmesi için personel ihtiyacı bulunduğu açıktır.Anayasa'nın 48. maddesi gereğince herkes dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olup, davacı şirket çalışanların, rakip sıfatına sahip olsa dahi yeni işyerine geçmesi tek başına haksız rekabet olarak değerlendirilemez.Davalının, çalışanlara gerçek olmayan vaatlerle, onları bağlı bulundukları işverene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmaya yönelttiğine dair bir iddia ve delil ileri sürülmemiştir.Çalışanları sırf davacıya iktisadi zarar vermek amacıyla yönlendirdiği yolunda bir iddia bulunmamaktadır.Davalı taraf Sözleşmenin "5.2 maddesindeki yükümlülük için için cezai şart kararlaştırılmadığı iddiasındadır."Rekabet Yasağı"başlıklı 5. Maddesinde;"5.1.Çalışan işten ayrıldıktan sonra en az 1 (bir) yıl geçmeden, İstanbul Büyükşehir sınırları içerisinde aynı sektörde faaliyet gösteren bir firmada herhangi bir ad ve unvan altında çalışamaz, ortak, danışman, personel, yönetici olamaz.5.2.Çalışan yine aynı süre içerisinde ve aynı kapsamda ve sektörde şahıs firması veya ticari şirket kuramaz, ortağı olamaz. Aksi halde son aldığı brüt maaşın 20 katı kadar cezai şart ödemek zorundadır. İşveren’in ayrıca bir zararı olduğu (cezai şart miktarını aşıyor olsa bile) veya çalışanın elde ettiği haksız menfaat cezai şarttan fazla olduğu takdirde zarar ayrıca tazmin ettirilir.''şeklinde düzenlenmiştir. Her iki bendin; rekabet yasağı hükmünü içeren birbirini tamamlayan hükümler olup, 5.2 bentteki cezai şart hükmünün birinci bentteki yasakları da kapsadığı ayrı ayrı her yasağın cezai şart gerektirdiğinin belirtilmesine gerek bulunmamaktadır. Aksi yönde ki istinaf nedeni yerinde değildir. Çalışanın eski ve yeni işyerinde ki pozisyonu, davalının ekonomik ve sosyal durumu itibariyle üç aylık brüt ücretinin hakkaniyete uygun ve geçerli bir cezai şart olduğunun kabulü gerektiği gibi ,somut durumda taleple bağlı kalınarak hüküm verilmesine göre tenkise ilişkin bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir. Coğrafi sınır belirtilmese de her iki işyerinin İstanbul ilinde bulunduğu anlaşılmakla ,rekabet yasağı kaydının İstanbul ili sınırlarında geçerli olduğunun kabulü gerekir.Rakipler arasında rekabet serbest olup,rekabet yasağının ihlali ile haksız rekabet eylemlerinin farklı hüküm ve sonuçları bulunup, işverenin zarara uğrama tehlikesi rekabetin sonucu olup, işverenin zarara uğrama tehlikesi haksız rekabet eylemlerinin varlığına delil teşkil etmez. Davalı yazılım mühendisi olup; sahip olduğu teknik bilgileri kullanması da haksız rekabet teşkil etmeyecektir. Elde ki davada davalının teknik bilgileri ile davacının kopyalanarak üretim yaptığını, iktisadi yarar sağlayan şirkete karşı haksız rekabet iddiası yöneltilmemiştir. Haksız rekabet dürüst rekabetin bozulmasına yol açan eylemlerdir.Rakipler arasında rekabet serbest olup, rekabet etmeyeceğine ilişkin sözleşme yapmak ise mümkündür. Haksız rekabetin varlığı için; ilk defa yurtdışında piyasaya sunulan ve Türkiye'de de herhangi bir tescilli sınai hak ile korunmayan tasarımın uygulandığı ürünün, Türkiye'de ilk kez piyasaya sunulup, büyük emek ve para harcanarak tanınmış olması yeterli olmayıp, bir başkasının bu emek ve tanınmışlıktan haksız surette yararlanması ve müşteriler nezdinde karışıklığa yol açması, iltibas oluşturması, diğer bir ifade ile failin iltibası önleyecek tedbirleri almaması gerekir. (Yarg. 11. HD. █████/2018 T. ██████████ E. █████████ K.; █████/2014 T. ██████████ E. ██████████ K.; █████/2008 tarih █████████ E. █████████ K.sayılı emsal kararları) Davacı taraf iddia ettiği mobil uygulamayı davacı ürünü ile iltibasa mahal verecek şekilde kullanıldığını ileri sürmemiştir.Davalı bu ürünleri piyasaya, süren satan ,iktisadi rekabette bulunan olmadığından ürüne yönelik iltibas iddialarının davalı çalışana yöneltilmesi mümkün bulunmamaktadır.Ancak davalıya karşı haksız rekabetin tesbiti ve meni istenildiği ve bu talepler red edildiği halde davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, işverenin uğraması muhtemel zarar tehlikesinin, haksız rekabetin varlığı için yeterli olmadığı, doğruluk ve dürüstlük kurallarına aykırı yöntemlerle ayartma yapıldığının, davacının münhasıran kullanım hakkına sahip olduğu bir ürünü davadışı şirket tarafından tecavüz iddiası var ise bu davayı iktisadi rekabette bulunana ,iltibastan yarar sağlayana yöneltmesi gerektiği, davalı yazılım mühendisinin sahibi olduğu teknik bilgileri kullanmasının haksız rekabet teşkil etmeyeceği, taahhüdün ihlaline dayalı cezai-şart koşulunun gerçekleşmesinin haksız rekabetin de gerçekleştiğinin kabulüne yeter olmadığından karara ilişkin istinaf nedeni yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ,davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne , kararın kaldırılmasına yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç olmadığından cezai şart isteminin kabulüne, haksız rekabetin tesbitine ve menine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ Esas - ████████ Karar sayılı █████/2022 tarihli kararının, HMK'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;"Davacının, haksız rekabetin tespiti ve meni talebinin reddine,Davacının,rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağına ilişkin talebinin kabulü ile; takdiren 64.929-TL tazminatın arabuluculuk son tutanak tarihi olan 04.08.2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine,İlk derece mahkemesine ilişkin olarak;"Alınması gereken 4.435,30-TL karar harcından, davacı tarafça yatırılan 1.108,83- TLpeşin harcın mahsubu ile kalan 3.326,47-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,Davacı tarafça ödenen 1.168,13-TL peşin harçlar ile Davacı tarafından sarf edilen 153,10-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı vekili için takdir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,Davalı vekili için 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye ödenmesine,"Aınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 269,85-TL harcın mahsubuna ,eksik kalan 462,15-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye ödenmesine ,Yatırılan 1.120-TL peşin istinaf harcının karar kesinleştiğinde davalıya iadesine,Her iki tarafça yapılan istinaf yargı giderinin üzerlerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. █████/2026