Anahtar kelimeler: Direnilmiştir Bozulmuş Kesinlik İzmir Direnme Sayisi Daire Adliye Bölge Özel
Hukuk Genel Kurulu         ████████ E.  ,  ███████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

    SAYISI
    : █████████ E., █████████ K.
    ÖZEL DAİRE KARARI
    : Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 22.02.2024 tarihli ve
    █████████ Esas, █████████ Karar sayılı BOZMA kararı
    Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
    Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili; müvekkilinin 2926 sayılı Kanun kapsamında hizmetinin Kurum hesaplarına intikal eden tevkifat prim kesintisine istinaden 01.11.1994 tarihi itibariyle başlatıldığını, 6552 sayılı Kanun gereğince af ve taksitlendirmeden faydalanarak 31.12.2014 tarihinde 4.945,19 TL yapılandırma ve 15.683,77 TL ihya borcunu ödediğini, 01.11.1994-31.08.2010 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı kabul edildikten sonra arazi bilgisi ve tevkifat kesintisinin uyuşmadığı belirtilerek 01.01.1995-31.10.2007 tarihleri arasındaki hizmetlerinin iptal edildiğini, bu nedenle 30.12.2019 tarihli yaşlılık aylığı talebinin reddedildiğini, müvekkilinin uyuşmazlık konusu dönemde Turgutlu Ziraat Odası, Çiftçi Malları Koruma Başkanlığı ve Sulama Birliğinde kaydının olduğunu, Turgutlu Ziraat Bankası Şubesinden kredi kullandığını, 23.05.19 96... .05.1996 tarihli müstahsil makbuzlarının bulunduğunu, bu dönemde fiilen tarımsal faaliyetle uğraşarak geçimini sağladığını ileri sürerek müvekkilinin 01.01.1995-31.10.2007 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğuna ve 6552 sayılı Kanundan yararlandırılması ile 01.01.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanarak ödeme tarihleri itibariyle faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı ... (Kurum/SGK) vekili; 1996 yılında yapılan tevkifatın fatura karşılığının Kurum kayıtlarında olmadığının tespit edilmesi nedeniyle 1996 yılı için verilen hizmetin iptal edildiğini, 28.01.2003-01.08.2011 tarihleri arasında Turgutlu Ziraat Odasında kaydının bulunduğunu, Tarım Kredi Kooperatifi ve tapu kaydının olmadığını, 1990 yılından itibaren bağ tapusunun olduğunu, ancak üzüm faturasının bulunmadığını, 1994 yılındaki tevkifatı destekleyici kayıt olmadığı için 31.12.1994 tarihinde sigortalılığının sona erdiğini, 01.11.1994-31.12.19 94... .11.2007-01.08.2011 tarihleri arasında 4/b hizmetlerinin olduğunu, 6552 Kanun'daki düzenlemeler gereğince ödediği 15.683,77 TL’nin 4/b sigortalı hesabında fazla ödeme olarak beklediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 17.11.2022 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; 23.05.19 96... .05.1996 tarihli müstahsil makbuzlarına göre davacının dava dışı işletmeye erik ürünü teslim ettiği, ürün bedelinden kesinti yapıldığı, kesilen Bağ-Kur priminin Kurum hesaplarına intikal etmemesinin tarım Bağ-Kur sigortalılık hakkı kazanılmasına engel olmayacağı, davacının 01.06.1996 tarihi itibariyle sigortalı sayılması gerektiği, bu nedenle Kurum işleminin yerinde olmadığı, 1994 yılına ait tevkifata istinaden tescil edilen 01.11.1994-31.12.1994 tarihleri arasındaki sigortalılık yönünden uyuşmazlık bulunmadığı, dosya kapsamına göre davacının 01.01.1995-01.06.1996 tarihleri arasında kesintisiz tarımsal faaliyette bulunduğunun kabulü gerektiği, davacının ilk sigortalılık tescilinin 4/1-a olarak 02.03.1981 tarihinde olması nedeniyle 4/1-a sigortalılık yönünden yaşlılık aylığına hak kazanma şartlarını da sağladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    B. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin 17.03.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; davacı tarafından dava dışı ... Sebze ve Meyve Komisyoncusu ... ve ... ünvanlı şirket tarafından erik ürünü alımına ilişkin düzenlenen 27.05.1996 tarihli ve dava dışı ... Tarım Ürünleri San. ve Tic. A.Ş. tarafından pamuk ürünü alımına ilişkin düzenlenen 20.09.2003, 15.10.20 03... .12.2003 tarihli müstahsil makbuzları sunulmuş olup tevkifatın Kuruma aktarılmadığı, tanık dinlenmiş ise de belgeye dayalı ispat zorunluluğu bulunması karşısında geçmişe yönelik hizmet tespiti davası açılmasına yasal olanak bulunmadığı gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
    "...1.Dosya kapsamında; davacının davasına dayanak teşkil ettiği 23.05.1996, 27.05.1996, 20.09.2003, 15.10.2003, 02.12.2003 tarihli müstahsil makbuzlarının bulunduğu, makbuzda Bağ-Kur prim kesintisinin olduğu, söz konusu müstahsil makbuzunda belirtilen kesintiye ilişkin tevkifat listesi ve bank dekontunun Kuruma intikal etmediği gerekçesiyle Kurum tarafından söz konusu tevkifatın kabul edilmediği, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararın istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesi tarafından "tevkifatın Kurum'a aktarılmamış olması nedeniyle geçmişe yönelik hizmet tespiti davası açma yasal olanağının da bulunmadığı gerekçesi ile istinaf isteminin kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
    2.Eldeki davada, Bölge Adliye Mahkemesinin hükmü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, müstahsil makbuzlarında Bağ-Kur primi kesilmiş olduğu da görülmekle Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tescili için yapılan tevkifatın Kuruma intikal etmemesinin engel oluşturmayacağı hususu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi ve yaşlılık aylığı şartlarının da değerlendirilmesi gerekirken intikal olmaması nedeniyle verilen red kararı hatalıdır.
    Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir...” gerekçesiyle oy çokluğuyla karar bozulmuştur.
    B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
    Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki gerekçeye ilaveten teslim edilen ürün bedellerinden özel kuruluşlar tarafından yapılan ve Kuruma intikal etmediği çekişmesiz bulunan kesintiye dayalı sigortalılık tescili ve geçmişe yönelik tarım Bağ-Kur sigortalılık süresi tespitinin mümkün olmadığı yönündeki yerleşik Yargıtay içtihatlarından ayrılan ve içtihat değişikliğine yol açacak olan uygulamanın Hukuk Genel Kurulu tarafından karara bağlanması gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili; direnme kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
    C. Uyuşmazlık
    Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda dava dışı şirketler tarafından ürün teslimi sırasında tevkifat yoluyla davacı adına kesilen Bağ-Kur priminin Kurum hesabına intikal etmemesinin tescile engel teşkil edip etmeyeceği; buradan varılacak sonuca göre bozma kararında belirtilen ilkeler doğrultusunda değerlendirme yapılarak davacının sigortalılık sürelerinin tespiti ve yaşlılık aylığı şartları da irdelenerek karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
    D. Gerekçe
    1. İlgili Hukuk
    1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) geçici 7. maddesi.
    2. 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu'nun (2926 sayılı Kanun) 2, 3, 5, 7, 9, 10... . maddeleri.
    3. 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu 4 Seri No.lu Uygulama Tebliği (Tebliğ) ilgili maddeleri.
    2. Değerlendirme
    1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemeler ve kavramlar üzerinde kısaca durmak gerekir.
    2. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağını oluşturan ve 17.10.1983 tarihinde kabul edilip 20.10.1983 tarihli ve 18197 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2926 sayılı Kanun'un 2. maddesinin ilk hâlinde kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın tarımsal faaliyette bulunan kimselerden 22 yaşını doldurmuş erkeklerle 22 yaşını doldurmuş aile reisi kadınların bu Kanun'a göre sigortalı sayılacağı belirtilmiş, 15.04.1987 tarihli ve 3350 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile eklenen fıkra ile de uygulama tarihinde 50 yaşını dolduran kadınlarla 55 yaşını dolduran erkeklerin istekleri hâlinde kapsama alınacağı hükme bağlanmıştır. Ancak Anayasa Mahkemesinin 17.04.2007 tarihli ve ███████ Esas ve ███████ Karar sayılı kararı ile 2. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan “…aile reisi…” ibaresinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
    3. Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu'nun sözü edilen 2. maddesi 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun'un 48. maddesi ile değişikliğe uğramış olup madde;
    "Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyetlerde bulunanlar, bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar.
    Yukarıdaki fıkra hükmüne göre sigortalılığın tespit, tescil ve takibine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde müştereken çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.
    İlk tescil tarihinde ellisekiz yaşını dolduran kadınlarla, altmış yaşını dolduran erkekler istekleri halinde kapsama alınırlar." şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
    4. Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu'nun "Tanımlar" kenar başlıklı 3. maddesinin (b) bendinde "Tarımsal Faaliyette Bulunanlar: Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar" olarak tanımlanmıştır.
    5. Bu itibarla 2926 sayılı Kanun'un 2 ve 3. maddeleri kapsamında kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlardan Kanun'da öngörülen belli bir yaşı dolduran kadın ve erkekler dışındakiler bakımından Tarım Bağ-Kur sigortalılığı zorunlu sigortalılık niteliğinde olup sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz (2926 sayılı Kanun md.5).
    6. Sigortalı sayılanlar 2926 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Bu Kanun'a göre sigortalı sayılanlardan Kanun kapsamına girdikleri tarihten itibaren üç ay içerisinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmayanların tescil işlemi Kurumca resen yapılacak ve Kanun'un 5. maddesi hükmü gereğince tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren sigortalı sayılacaklar, hak ve yükümlülükleri ise kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacaktır.
    7. Diğer yandan 2926 sayılı Kanun'un 10. maddesinde kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin, tarım kredi kooperatifleri ve birliklerinin, Pancar Ekicileri İstihsal Kooperatifleri ile Birliği (Pankobirlik), Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı belirtilmiştir. Bu kayıtların tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesi olduğu anlaşılmaktadır.
    8. Yargıtayın kararlılık kazanmış uygulaması ile de Tarım Bağ-Kur sigortalılığının kanıtlanması yönünde zirai kuruluşların kayıtları karine olarak kabul edilmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 07.07.2010 tarihli ve ███████–359 Esas, 2010/ 68 Karar; 08.02.2017 tarihli ve ███████-1906 Esas, ████████ Karar ile 15.02.2017 tarihli ve ███████-1283 Esas, ████████ Karar sayılı kararları).
    9. Gelinen bu noktada belirtilmelidir ki, 2926 sayılı Kanun'un 36. maddesi uyarınca Kurumun prim alacaklarını Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi mümkündür. Bu hâlde 2. madde kapsamına girenlerin belirtilen şekilde prim borçlarının ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilerek Kuruma ödenmesi durumunda kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dâhi bahse konu biçimde prim ödenmesi suretiyle kayıt ve tescil konusundaki iradelerini ortaya koydukları tartışmasızdır. Kurumun prim ödenmesine rağmen sigortalıyı resen kayıt ve tescil etmemesi kanunun kendisine yüklediği resen tescil mükellefiyetine aykırılık teşkil etmektedir.
    10. Nitekim 2926 sayılı Kanun'a tâbi sigortalıların ödeyecekleri primlerin ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilmesine ilişkin olmak üzere 01.04.1994 tarihinde uygulanmaya başlanılan 03.04.1993 tarihli ve ███████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ve eki 13.05.1993 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. 08.01.1994 tarihli ve ███████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile de tevkifat oranı %1'e indirilmiştir. 2926 sayılı Kanun ve kararnameler kapsamında konuyu değerlendiren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu 4 Seri No.lu Uygulama Tebliği düzenlenerek 26.03.1994 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmış ve 01.04.1994 tarihinden itibaren tarım sigortalılarının prim borçlarının teslim ettiği ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsili ile yersiz olarak alınan tutarların ilgililere geri verilmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Tebliğin (B) bendinde tevkifat yapacak olanlar, (C) bendinde çiftçi primlerinin ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsiline ilişkin usul ve esaslar, (E) bendinde tevkifat tutarlarının Kurum hesaplarına yatırılması ve tevkifat bildirimlerinin verilmesi, (G) bendinde 2926 sayılı Kanun kapsamına girmeyenlerin durumu, (H) bendinde 2926 sayılı Kanun kapsamına giren ve prim borcu bulunmayan veya prim borcu taksitlendirilen çiftçilerin durumu ile ilgili düzenlemelere yer verilmiştir. Tebliğin (D) bendinde ise çiftçilerden ürün alımı sırasında tevkifat yapmak zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerin söz konusu satın alma işlemleri nedeniyle mevzuat gereği düzenlemek zorunda oldukları belgelerin uygun bir yerine (gerek kendilerinde kalacak, gerek çiftçiye verecekleri örneklerde) çiftçinin ad ve soyadını, adresini, yaptıkları tevkifat tutarını, Bağ-Kur numarasını, bu numara yoksa veya bilinmiyorsa ayrıca çiftçinin baba adını, doğum tarihi ve yerini kaydetmek zorunda oldukları; çiftçilerin de Bağ-Kur primlerinin sattıkları ürün bedellerinden tevkif suretiyle ödendiğini ispatlayabilmelerinin kendilerine verilen belgeleri muhafaza etmelerine bağlı olduğu, (J) bendinde ise 2926 sayılı Kanun'un 53. maddesinde, "Kurumun teftişe yetkili memurları bu Kanunun uygulanması bakımından, İş Kanununda belirtilen teftiş, kontrol ve denetleme yetkisini haizdirler." hükmünün yer aldığı, bu hükme istinaden Kurumun teftişe yetkili memurlarının çiftçilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmak zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerin tevkifat yapıp yapmadıklarını, tevkifat tutarlarını tam olarak ve süresi içinde Kurum hesaplarına intikal ettirip ettirmediklerini tespit amacıyla anılan gerçek ve tüzel kişilerin ilgili defter, evrak ve hesaplarında teftiş, kontrol ve denetleme yetkisini haiz oldukları belirtilmiştir.
    11. Konu son olarak 01.03.2013 tarihli ve 28574 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak 01.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren Tarımsal Faaliyette Bulunanların Prim Borçlarının Sattıkları Tarımsal Ürün Bedellerinden Kesinti Yapılmak Suretiyle Tahsil Edilmesine Dair Tebliğ ile düzenlenmiştir. Bu Tebliğ'in 14. maddesi ile de yukarıda belirtilen 26.03.1994 tarihli Tebliğ yürürlükten kaldırılmıştır.
    12. 01.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren Tebliğ'in 12. maddesinin 1. fıkrasında "4 üncü maddede belirtilen gerçek ve tüzel kişilerin, tarımsal faaliyette bulunanlardan satın aldıkları ürün bedellerinden prim borçlarına mahsuben kesinti yapmamaları veya yaptıkları kesinti tutarlarını 7 nci maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen engelleyici bir sebep olmaksızın bu Tebliğde belirtilen süre içerisinde ve tam olarak Kurum hesaplarına intikal ettirmemeleri halinde, gerçek kişilerin kendileri, kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile ilgili görevlileri, tüzel kişiliğe haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst derecedeki yönetici ve yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleriyle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar." hükmüne yer verilmiş, maddenin devam eden fıkralarında kesinti tutarlarını Kurum hesaplarına intikal ettirmeyenlerden prim kesintilerinin tahsiline ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir. Sözü edilen maddenin 4. fıkrasında ise kesinti yapmak zorunda olduğu hâlde kesinti yapmayan veya yaptıkları kesinti tutarlarını süresi içerisinde ve tam olarak Kurum hesaplarına intikal ettirmeyen ya da 7. maddede belirtilen kesinti bildirim listesini süresi içerisinde göndermeyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında 30.03.2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca işlem yapılacağı belirtilmiştir.
    13. Ayrıca bu Tebliğ'in 13. maddesinde Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının Kanun'un 59. maddesi uyarınca tarımsal faaliyette bulunanlardan satın aldıkları ürün bedellerinden kesinti yapmak zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerin kesinti yapıp yapmadıklarını, kesinti tutarlarını tam olarak ve süresi içinde Kurum hesaplarına intikal ettirip ettirmediklerini tespit amacıyla anılan gerçek ve tüzel kişilerin ilgili defter, evrak ve muhasebe kayıtlarını teftiş, kontrol ve denetleme yetkisini haiz oldukları hüküm altına alınmıştır.
    14. Tebliğ'in 6. maddesinin 1. fıkrasında "Ürün alımı sırasında kesinti yapmak zorunda olan gerçek ve tüzel kişiler, söz konusu satın alma işlemleri nedeniyle düzenlemek zorunda oldukları belgelere; tarımsal faaliyette bulunanların adı ve soyadını, ürün bedelini, kesinti tutarını, kesinti tarihini ve T.C. kimlik numarasını kaydetmek zorundadırlar." hükmüne yer verilmiş, maddenin devam eden 3. fıkrasında ise tarımsal faaliyette bulunanların prim borçlarının, sattıkları ürün bedellerinden kesinti suretiyle ödendiğini ispatlayabilmeleri ve yersiz tahsil edilen kesinti tutarlarını iade olarak alabilmeleri için 1. fıkrada belirtilen bilgilerin alıcılarca düzenlenen belgelerde eksiksiz olarak yer almasını talep etmeleri ve kendilerine verilen belgeleri muhafaza etmeleri gerektiği belirtilmiştir.
    15. Somut olayda 2926 sayılı Kanun kapsamında 01.11.2007 tarihi itibariyle tescili yapılarak sigortalılığı başlatılan davacının 14.04.2011 tarihli dilekçesi ile tevkifat kesintisine istinaden geriye dönük tescil ve 28.04.2011 tarihli dilekçesi ile de 6552 sayılı Kanun kapsamında ihya ve 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma talebinde bulunması üzerine davalı Kurumca davacının 01.06.1996 tarihi itibariyle geriye dönük 2926 sayılı Kanun'a göre tescilin sağlandığı, bu tarihten ilk tescil tarihine kadar sigortalı sayıldığı ve sigortalılığının devam ettirildiği, ayrıca davacı tarafından 31.12.2014 tarihinde 15.683,77 TL ihya ve 4.945,19 TL yapılandırma borcunun ödendiği, ancak daha sonra bu tevkifatın fatura karşılığının Kurum kayıtlarında bulunmaması nedeniyle davacının 1996 yılı hizmetlerinin iptal edildiği, bundan başka 1994 yılındaki tevkifatın Kurum kayıtlarına intikal etmesiyle davacının tarımsal faaliyete dayalı sigorta tescilinin 01.11.1994 tarihine çekildiği ancak davalı Kurumca bu tevkifatı destekleyen kayıt olmadığından bahisle 31.12.1994 tarihinde sigortalılık süresinin sona erdirildiği, ayrıca davalı Kurum tarafından davacının 02.03.1981-20.05.19 81... .10.2014-30.12.2019 tarihleri arasındaki 4/1-a kapsamındaki hizmetlerinin yanı sıra 01.11.1994-31.12.19 94... .11.2007-31.08.2010 tarihleri arasında 4/1-b kapsamında hizmetinin bulunduğunun bildirildiği, davacının 30.12.2019 tarihinde kendisine 01.01.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması talebinin davalı Kurum tarafından tahsis koşullarının yerine getirilmediği belirtilerek reddedilmesi üzerine davacı tarafından 23.05.1996 , 27.05.1996, 20.09.2003, 15.10.20 03... .12.2003 tarihli müstahsil makbuzlarının bulunduğu ve uyuşmazlık konusu dönemde fiilen tarımsal faaliyetle uğraşarak geçimini sağladığı ileri sürülerek 01.01.1995-31.10.2007 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğu ve 01.01.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanarak ödenmesi talebiyle eldeki davanın açıldığı, davacının Turgutlu Ziraat Odasında 28.01.2003-01.08.2011 tarihleri arasında kaydının bulunduğu, 1990 yılından itibaren bağ tapusunun olduğu, Turgutlu Çiftçi Malları Koruma Başkanlığı tarafından davacının 1989-2014 tarihleri arasında kaydının olduğunun bildirildiği, Turgutlu Sulama Birliğince davacının 2004 yılından itibaren üyeliğinin bulunduğunun belirtildiği, Ziraat Bankasının 30.04.2020 tarihli yazısına göre davacının 15.01.20 07... .11.2010 tarihleri arasında zirai kredi kullandığı, ayrıca mahalle muhtarı olan tanığın davacının çocukluktan beri tarımla uğraştığını, tahminen bağ ve meyveliklerinin olduğunu beyan ettiği, İlk Derece Mahkemesince davacının 01.01.1995-31.10.2007 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında tarım Bağ-Kur sigortalı sayılması gerektiğinin tespitine, tahsis talebinin reddine dair Kurum işleminin iptaline, davacıya 01.01.2020 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine ve 01.04.2020 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir ay için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faiziyle davacıya ödenmesine ilişkin davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusu kapsamında Bölge Adliye Mahkemesince müstahsil makbuzlarındaki prim kesintisinin Kurum hesabına intikal etmediği gerekçesiyle kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verildiği, kararın Özel Dairece bozulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince önceki hükümde direnildiği anlaşılmaktadır.
    16. Şu hâlde yukarıda değinilen mevzuat hükümleri ile yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 23.05.19 96... .05.1996 tarihli müstahsil makbuzlarının Bağ-Kur prim kesintisi içerdiği ancak 20.09.2003,15.10.20 03... .12.2003 tarihli makbuzlarda prim kesintisi olmadığı anlaşıldığından 23.05.19 96... .05.1996 tarihli müstahsil makbuzlarına ilişkin olarak prim kesintisinin Kuruma intikal edip etmemesinin sigortalının sorumluluğunda olmadığı ve tevkifatın Kuruma intikal etmemesinin tescile engel olmayacağı göz önünde bulundurulup bozma kararında belirtilen ilkeler doğrultusunda değerlendirme yapılarak davacının sigortalılık sürelerinin tespiti ve yaşlılık aylığı şartları da irdelenerek karar verilmesi gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya uygun değildir.
    17. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.06.2023 tarihli ve ███████-1180 Esas, ████████ Karar, 09.10.2024 tarihli ve ███████-456 Esas, ████████ Karar ile 14.05.2025 tarihli ve ███████-359 Esas, ████████ Karar sayılı kararları da aynı yöndedir.
    18. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.
    19. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
    VII. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,
    İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
    Dosyanın HMK'nın 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    28.01.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!