Anahtar kelimeler: Direnilmiştir Bozulmuş Kesinlik Şartı Eksiklikleri Direnme Sayisi Daire Esastan Özel

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.ÖZEL DAİRE KARARI
: Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13.03.2024 tarihli ve████████ Esas, █████████ Karar sayılı BOZMA kararıTaraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.Kararın davacı asıl tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı asıl tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.Direnme kararı davacı asıl tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı asıl; ailesine ait taşınmazda 1996-19 98... ilâ 2002 yılı Ekim ayı arasında tarımsal faaliyette bulunarak zeytin ve pamuk ürettiğini, 1998 yılı Kasım ayından 2000 yılı Mayıs ayına kadar askerlik görevi nedeniyle çiftçiliğe ara verdiğini, dava dışı ... Tarım Ürünleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti’ye yapmış olduğu pamuk satışıyla ilgili 16.01.1996 tarihli müstahsil makbuzunda prim kesintisi yapılmasına rağmen kesintinin Kurum hesaplarında görünmediğini, tescil işlemi yapılması talebinin davalı Kurum tarafından reddedildiğini ileri sürerek 16.01.1996 tarihinden itibaren 1 aylık hizmet tespiti ile zorunlu tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini talep etmiş, 17.01.2023 tarihli dilekçesi ile de 1996-1998 yılları arasında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı Sosyal Güvenlik Kurumu (Kurum/SGK) vekili; davacının 2926 sayılı Kanun kapsamında çalışmasının bulunmadığını, Kuruma intikal eden prim kesintisi mevcut olmadığından talebinin kabul edilmediğini, Ziraat Odası kaydı da olmadığından dilekçe tarihi itibariyle Bağ-Kur sigortalılığının durdurulduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 18.05.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; davacının pamuk ürünü teslimini özel kuruluş mahiyetindeki şirkete yaptığı, dava dışı şirket tarafından ürün teslimi sırasında tevkifat yoluyla davacı adına kesilen Bağ-Kur priminin Kurum hesabına intikal etmesinin zorunlu olduğu, Kurumun 14.10.2022 tarihli yazısında tevkifatın Kurum kayıtlarına intikal etmediğinin bildirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı asıl istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin 24.10.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile; davacının dava dışı şirkete yaptığı pamuk satışından dolayı düzenlenen 16.01.1996 tarihli müstahsil makbuzundaki tevkifatın Kuruma aktarılmaması, tanık dinlenmiş ise de belgeye dayalı ispat zorunluluğu karşısında geçmişe yönelik hizmet tespiti davası açılmasına yasal olanak bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararı1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı asıl temyiz isteminde bulunmuştur.2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;"...Somut olayda, davacının teslim ettiği ürünlerden ... Tarım Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılan prim kesintilerini gösteren müstahsil makbuzunun yargılama sırasında dosyaya sunulduğunun anlaşılmasına göre, prim kesintisinin kuruma intikal etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.Yapılacak iş; yapılan tevkifatın kuruma intikal etmemesinin tescile engel olmayacağını göz önünde bulundurmak ve yukarıda anlatılan ilkeler ışığında davacının Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu süreleri tespit etmekten ibarettir.Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...” gerekçesiyle karar bozulmuştur.B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararıİlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Kurumun hiçbir aşamasında yer almadığı ürün satışına ilişkin olarak kişiler arasındaki özel hukuk işlemi nedeniyle sigortalılık tesciliyle yükümlü tutulamayacağı, teslim edilen ürün bedellerinden özel kuruluş tarafından yapılan ve Kuruma intikal etmediği çekişmesiz olan tevkifata dayalı sigortalılık tescili ve geçmişe yönelik tarım Bağ-Kur sigortalılık süresinin tespitinin mümkün olmadığı, bu durumun içtihat değişikliği ve çelişkiye yol açabileceğinden Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından karara bağlanması gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarDirenme kararına karşı süresi içinde davacı asıl temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacı asıl; tevkifatın davalı Kuruma intikal ettirilmemesi ve bu durumun Kurum tarafından denetlenmemesinin hukuki sorumluluğunun kendisine yüklenemeyeceğini, direnme kararının hukuka uygun olmadığını ileri sürerek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.C. UyuşmazlıkDirenme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda dava dışı şirket tarafından ürün teslimi sırasında tevkifat yoluyla davacı adına kesilen Bağ-Kur priminin Kurum hesabına intikal etmemesinin tescile engel teşkil edip etmeyeceği; buradan varılacak sonuca göre bozma kararında belirtilen ilkeler doğrultusunda değerlendirme yapılarak davacının sigortalılık sürelerinin tespitinin gerekip gerekmediği toplanmaktadır.D. Gerekçe1. İlgili Hukuk1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) geçici 7. maddesi.2. 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu'nun (2926 sayılı Kanun) 2, 3, 5, 7, 9, 10... . maddeleri.3. 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu 4 Seri Nolu Uygulama Tebliği (Tebliğ) ilgili maddeleri.2. Değerlendirme1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemeler ve kavramlar üzerinde kısaca durmak gerekir.2. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağını oluşturan ve 17.10.1983 tarihinde kabul edilip 20.10.1983 tarihli ve 18197 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2926 sayılı Kanun'un 2. maddesinin ilk hâlinde kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın tarımsal faaliyette bulunan kimselerden 22 yaşını doldurmuş erkeklerle 22 yaşını doldurmuş aile reisi kadınların bu Kanun'a göre sigortalı sayılacağı belirtilmiş, 15.04.1987 tarihli ve 3350 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile eklenen fıkra ile de uygulama tarihinde 50 yaşını dolduran kadınlarla 55 yaşını dolduran erkeklerin istekleri hâlinde kapsama alınacağı hükme bağlanmıştır. Ancak Anayasa Mahkemesinin 17.04.2007 tarihli ve ███████ Esas ve ███████ Karar sayılı kararı ile 2. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan “…aile reisi…” ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.3. Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu'nun sözü edilen 2. maddesi 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun'un 48. maddesi ile değişikliğe uğramış olup madde;"Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyetlerde bulunanlar, bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar.Yukarıdaki fıkra hükmüne göre sigortalılığın tespit, tescil ve takibine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde müştereken çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.İlk tescil tarihinde ellisekiz yaşını dolduran kadınlarla, altmış yaşını dolduran erkekler istekleri halinde kapsama alınırlar." şeklinde yeniden düzenlenmiştir.4. Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu'nun "Tanımlar" kenar başlıklı 3. maddesinin (b) bendinde "Tarımsal Faaliyette Bulunanlar: Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar" olarak tanımlanmıştır.5. Bu itibarla 2926 sayılı Kanun'un 2 ve 3. maddeleri kapsamında kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlardan Kanun'da öngörülen belli bir yaşı dolduran kadın ve erkekler dışındakiler bakımından Tarım Bağ-Kur sigortalılığı zorunlu sigortalılık niteliğinde olup sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz (2926 sayılı Kanun md.5).6. Sigortalı sayılanlar 2926 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Bu Kanun'a göre sigortalı sayılanlardan Kanun kapsamına girdikleri tarihten itibaren üç ay içerisinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmayanların tescil işlemi Kurumca resen yapılacak ve Kanun'un 5. maddesi hükmü gereğince tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren sigortalı sayılacaklar, hak ve yükümlülükleri ise kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacaktır.7. Diğer yandan 2926 sayılı Kanun'un 10. maddesinde kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin, tarım kredi kooperatifleri ve birliklerinin, Pancar Ekicileri İstihsal Kooperatifleri ile Birliği (Pankobirlik), Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı belirtilmiştir. Bu kayıtların tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesi olduğu anlaşılmaktadır.8. Yargıtayın kararlılık kazanmış uygulaması ile de Tarım Bağ-Kur sigortalılığının kanıtlanması yönünde zirai kuruluşların kayıtları karine olarak kabul edilmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 07.07.2010 tarihli ve ███████–359 Esas, 2010/ 68 Karar; 08.02.2017 tarihli ve ███████-1906 Esas, ████████ Karar ile 15.02.2017 tarihli ve ███████-1283 Esas, ████████ Karar sayılı kararları).9. Gelinen bu noktada belirtilmelidir ki, 2926 sayılı Kanun'un 36. maddesi uyarınca Kurumun prim alacaklarını Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi mümkündür. Bu hâlde 2. madde kapsamına girenlerin belirtilen şekilde prim borçlarının ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilerek Kuruma ödenmesi durumunda kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dâhi bahse konu biçimde prim ödenmesi suretiyle kayıt ve tescil konusundaki iradelerini ortaya koydukları tartışmasızdır. Kurumun prim ödenmesine rağmen sigortalıyı resen kayıt ve tescil etmemesi kanunun kendisine yüklediği resen tescil mükellefiyetine aykırılık teşkil etmektedir.10. Nitekim 2926 sayılı Kanun'a tâbi sigortalıların ödeyecekleri primlerin ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilmesine ilişkin olmak üzere 01.04.1994 tarihinde uygulanmaya başlanılan 03.04.1993 tarihli ve ███████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ve eki 13.05.1993 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. 08.01.1994 tarihli ve ███████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile de tevkifat oranı %1'e indirilmiştir. 2926 sayılı Kanun ve kararnameler kapsamında konuyu değerlendiren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu 4 Seri No.lu Uygulama Tebliği düzenlenerek 26.03.1994 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmış ve 01.04.1994 tarihinden itibaren tarım sigortalılarının prim borçlarının teslim ettiği ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsili ile yersiz olarak alınan tutarların ilgililere geri verilmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Tebliğin (B) bendinde tevkifat yapacak olanlar, (C) bendinde çiftçi primlerinin ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsiline ilişkin usul ve esaslar, (E) bendinde tevkifat tutarlarının Kurum hesaplarına yatırılması ve tevkifat bildirimlerinin verilmesi, (G) bendinde 2926 sayılı Kanun kapsamına girmeyenlerin durumu, (H) bendinde 2926 sayılı Kanun kapsamına giren ve prim borcu bulunmayan veya prim borcu taksitlendirilen çiftçilerin durumu ile ilgili düzenlemelere yer verilmiştir. Tebliğin (D) bendinde ise çiftçilerden ürün alımı sırasında tevkifat yapmak zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerin söz konusu satın alma işlemleri nedeniyle mevzuat gereği düzenlemek zorunda oldukları belgelerin uygun bir yerine (gerek kendilerinde kalacak, gerek çiftçiye verecekleri örneklerde) çiftçinin ad ve soyadını, adresini, yaptıkları tevkifat tutarını, Bağ-Kur numarasını, bu numara yoksa veya bilinmiyorsa ayrıca çiftçinin baba adını, doğum tarihi ve yerini kaydetmek zorunda oldukları; çiftçilerin de Bağ-Kur primlerinin sattıkları ürün bedellerinden tevkif suretiyle ödendiğini ispatlayabilmelerinin kendilerine verilen belgeleri muhafaza etmelerine bağlı olduğu, (J) bendinde ise 2926 sayılı Kanun'un 53. maddesinde, "Kurumun teftişe yetkili memurları bu Kanunun uygulanması bakımından, İş Kanununda belirtilen teftiş, kontrol ve denetleme yetkisini haizdirler." hükmünün yer aldığı, bu hükme istinaden Kurumun teftişe yetkili memurlarının çiftçilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmak zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerin tevkifat yapıp yapmadıklarını, tevkifat tutarlarını tam olarak ve süresi içinde Kurum hesaplarına intikal ettirip ettirmediklerini tespit amacıyla anılan gerçek ve tüzel kişilerin ilgili defter, evrak ve hesaplarında teftiş, kontrol ve denetleme yetkisini haiz oldukları belirtilmiştir.11. Konu son olarak 01.03.2013 tarihli ve 28574 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak 01.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren Tarımsal Faaliyette Bulunanların Prim Borçlarının Sattıkları Tarımsal Ürün Bedellerinden Kesinti Yapılmak Suretiyle Tahsil Edilmesine Dair Tebliğ ile düzenlenmiştir. Bu Tebliğ'in 14. maddesi ile de yukarıda belirtilen 26.03.1994 tarihli Tebliğ yürürlükten kaldırılmıştır.12. 01.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren Tebliğ'in 12. maddesinin 1. fıkrasında "4 üncü maddede belirtilen gerçek ve tüzel kişilerin, tarımsal faaliyette bulunanlardan satın aldıkları ürün bedellerinden prim borçlarına mahsuben kesinti yapmamaları veya yaptıkları kesinti tutarlarını 7 nci maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen engelleyici bir sebep olmaksızın bu Tebliğde belirtilen süre içerisinde ve tam olarak Kurum hesaplarına intikal ettirmemeleri halinde, gerçek kişilerin kendileri, kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile ilgili görevlileri, tüzel kişiliğe haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst derecedeki yönetici ve yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleriyle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar." hükmüne yer verilmiş, maddenin devam eden fıkralarında kesinti tutarlarını Kurum hesaplarına intikal ettirmeyenlerden prim kesintilerinin tahsiline ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir. Sözü edilen maddenin 4. fıkrasında ise kesinti yapmak zorunda olduğu hâlde kesinti yapmayan veya yaptıkları kesinti tutarlarını süresi içerisinde ve tam olarak Kurum hesaplarına intikal ettirmeyen ya da 7. maddede belirtilen kesinti bildirim listesini süresi içerisinde göndermeyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında 30.03.2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca işlem yapılacağı belirtilmiştir.13. Ayrıca bu Tebliğ'in 13. maddesinde Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının Kanun'un 59. maddesi uyarınca tarımsal faaliyette bulunanlardan satın aldıkları ürün bedellerinden kesinti yapmak zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerin kesinti yapıp yapmadıklarını, kesinti tutarlarını tam olarak ve süresi içinde Kurum hesaplarına intikal ettirip ettirmediklerini tespit amacıyla anılan gerçek ve tüzel kişilerin ilgili defter, evrak ve muhasebe kayıtlarını teftiş, kontrol ve denetleme yetkisini haiz oldukları hüküm altına alınmıştır.14. Tebliğ'in 6. maddesinin 1. fıkrasında "Ürün alımı sırasında kesinti yapmak zorunda olan gerçek ve tüzel kişiler, söz konusu satın alma işlemleri nedeniyle düzenlemek zorunda oldukları belgelere; tarımsal faaliyette bulunanların adı ve soyadını, ürün bedelini, kesinti tutarını, kesinti tarihini ve T.C. kimlik numarasını kaydetmek zorundadırlar." hükmüne yer verilmiş, maddenin devam eden 3. fıkrasında ise tarımsal faaliyette bulunanların prim borçlarının, sattıkları ürün bedellerinden kesinti suretiyle ödendiğini ispatlayabilmeleri ve yersiz tahsil edilen kesinti tutarlarını iade olarak alabilmeleri için 1. fıkrada belirtilen bilgilerin alıcılarca düzenlenen belgelerde eksiksiz olarak yer almasını talep etmeleri ve kendilerine verilen belgeleri muhafaza etmeleri gerektiği belirtilmiştir.15. Somut olayda 07.04.2022 tarihinde tarım Bağ-Kur sigortalılık tescili yapılan davacının müstahsil makbuzlarına istinaden tevkifata dayalı geçmişe dönük tescil talebinin davalı Kurumca müstahsil makbuzlardaki prim tevkifatının Kurum kayıtlarına intikal etmediğinden ilgili dönemlere ilişkin işlem yapılmadığının bildirilmesi üzerine açılan eldeki davada davacının 1996-1998 yılları arasında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini talep ettiği, Kuyucak Ziraat Odası tarafından davacıya 13.01.1996 tarihli pamuk üretici belgesi verildiği, Kuyucak Tapu Müdürlüğü yazısına göre davacı adına kayıtlı taşınmazın olmadığı, Kuyucak Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından davacının kaydı ve adına düzenlenen belge bulunmadığının bildirildiği, 211 Sayılı Kuyucak Tarım Kredi Kooperatifi Müdürlüğünce davacının kaydının olmadığının ve 01.02.1996-01.03.1996 tarihleri arasında tarımsal kredi kullanmadığının belirtildiği, Kuyucak Mal Müdürlüğünün yazısına göre davacının 01.02.1996-01.03.1996 tarihleri arasında zirai kazançlardan dolayı vergi mükellefiyeti kaydının olmadığı, Nazilli Sulama Birliği tarafından davacı adına tahsilat kaydına rastlanmadığının bildirildiği, Kuyucak Jandarma Karakolu Komutanlığınca düzenlenen 19.10.2022 tarihli tutanağa göre davacının babasıyla birlikte uzun yıllar pamuk ve zeytin ekip çiftçilik yaparak geçimini sağladığı, Türkiye Noterler Birliği tarafından davacı adına kayıtlı aktif-pasif araçlara ait tescil kayıtlarının bildirildiği, Kuyucak İlçe Nüfus Müdürlüğünce davacının 2007 yılı öncesindeki yerleşim yerinin tespit edilemediğinin belirtildiği, ayrıca Nazilli Askerlik Şubesi tarafından davacının askerliğe sevk tarihinin 21.11.1998, terhis tarihinin ise 21.05.2000 olduğunun bildirildiği, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair verilen kararın davacı asıl tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddedildiği, kararın Özel Dairece bozulması üzerine İlk Derece Mahkemesince davalı Kurumun hiçbir aşamasında yer almadığı ürün satışına ilişkin olarak kişiler arasındaki özel hukuk işlemi nedeniyle sigortalılık tesciliyle ilgili yükümlü tutulamayacağı, teslim edilen ürün bedellerinden özel kuruluş tarafından yapılan ve Kuruma intikal etmediği çekişmesiz olan kesintiye dayalı sigortalılık tescili ve geçmişe yönelik tarım Bağ-Kur sigortalılık süresinin tespitinin mümkün olmadığı gerekçesiyle önceki hükümde direnildiği anlaşılmaktadır.16. Şu hâlde yukarıda değinilen mevzuat hükümleri ile yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Bağ-Kur prim kesintisi içeren 16.01.1996, 10.01.19 97... .02.1998 tarihli müstahsil makbuzları ile özel kuruluşlara teslim edilen ürün bedellerinden tevkifat yolu ile yapılan prim kesintisinin Kuruma intikal edip etmemesinin sigortalının sorumluluğunda olmadığı ve tevkifatın Kuruma intikal etmemesinin tescile engel olmayacağı göz önünde bulundurulup bozma kararında belirtilen ilkeler doğrultusunda değerlendirme yapılarak davacının 1996-1998 yılları arasındaki tarım Bağ-Kur sigortalılık süreleri hakkında karar verilmesi gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya uygun değildir.17. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.06.2023 tarihli ve ███████-1180 Esas, ████████ Karar, 09.10.2024 tarihli ve ███████-456 Esas, ████████ Karar ile 14.05.2025 tarihli ve ███████-359 Esas, ████████ Karar sayılı kararları da aynı yöndedir.18. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.19. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı asılın temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,Dosyanın HMK'nın 373. maddesinin 1. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,28.01.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.