Anahtar kelimeler: Heyete Bam Esaskarar Fiilden Başkan Tevdi Yazim Katip Konya Üye

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ...KARAR NO
: ...KARAR TARİHİ
: █████/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN
: ..... (...)ÜYE
: ..... (...)ÜYE
: ..... (...)KATİP
: ..... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ
: █████/2026NUMARASI
: ... Esas ... KararDAVACI
: ........VEKİLİ
: Av.....DAVALI
: ........VEKİLİ
:Av.....DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; 07.04.2025 günü gece saatlerinde müvekkilinin kendi sevk ve idaresindeki ........ plakalı otomobili ile davalı şirket ........'nin yola dökmüş olduğu toprak birikintisine çarpması sonucu gerçekleştiğini, bu kaza tamamen davalı tarafın kusurlu davranışları sonucu meydana geldiğini, yola herhangi bir uyarı, levha yahut kazanın önlenebilmesi için başkaca bir araç gereç koymayan davalı şirket tam kusurlu olduğunu, davalının kusuru olaya ilişkin tutulan kaza tespit tutanağında da belirttiğimiz şekliyle yer aldığını, kaza sonrası müvekkiline ait ........ plakalı araçta oluşan değer kaybı ve mahrumiyet bedelinin belirlenmesine ilişkin taraflarına uzman mütalaasına başvurulduğunu, başvuru sonucunda tespitini istedikleri hususlara ilişkin uzman mütalaasında şu değerlendirmeler yer aldığını, "Tespite konu ........ plaka sayılı, otomobilin 07.04.2025 kaza tarihi itibariyle hasarsız halinin değerinin 1.135.000,00 ₺ olduğu, hasar görüp onarıldıktan sonra KDV hariç iskontolu 42.482,21 ₺ lik tramer kaydı gireceği, yapılan piyasa araştırması neticesi değerinin %3 oranında azalarak 1.100.000,00 ₺ olacağından değer kaybının 35.000,00 ₺ olduğu, araç mahrumiyetinden kaynaklı toplam zararın 7.360,00 ₺ olduğu, görüş ve kanaatine varılmıştır." bu nedenlerle davanın kabulü ile, fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydıyla bilirkişi incelemesi ile belirlenecek şimdilik 100,00 TL değer kaybının ve şimdilik 100,00TL araç mahrumiyet bedelinin davalıdan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; 20.05.2024 tarihli sözleşme kapsamında yürütülen yol yapım çalışmalarının hangi şartlar altında gerçekleştirileceği ve alınması gereken tedbirler bizzat Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından belirlendiğini, müvekkili şirket, anılan sözleşme çerçevesinde Karayolları Genel Müdürlüğü ad ve namına hareket etmekte olup, tüm iş ve işlemlerini Karayolları tarafından verilen talimatlar doğrultusunda yerine getirdiğini, huzurdaki dava görevsiz ve yetkisiz mahkemede açıldığını, bu sebeple açılan davanın usulden reddinin gerektiğini, uyuşmazlık konusu zarar, ......../0 Poliçe numaralı İnşaat All Risks Sigorta Poliçesi kapsamında teminat altına alındığını, poliçe kapsamında üçüncü kişilere verilebilecek zararlar sigorta güvencesi altında olduğunu, bu nedenle davacının zarar iddiasını doğrudan müvekkili şirkete yöneltmesi hukuka aykırı olduğunu, zarardan sorumlu asıl muhatap sigorta şirketi olduğunu, bu durum husumet yokluğu doğurduğunu, bu sebeple davanın husumet yokluğundan usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise sigorta şirketine davanın ihbarını talep ettiklerini, davacı mevcut uyarı levhalarını ve trafiğe kapalı alanı açıkça görmesine rağmen, sürücü olarak uyması gereken dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı biçimde trafiğe kapalı alanda seyir halinde bulunduğunu, bu suretle meydana gelen kazaya tamamen kendi kusuruyla sebebiyet verdiğini, davacının kendisinden beklenen asgari dikkat ve özeni göstermemesi, kazanın oluşumunda belirleyici olduğunu, kaza tespit tutanağında davacının %2 promil alkollü olduğunun tespit edildiği açıkça görüldüğünü, bu denli yüksek bir alkol oranı altında araç kullanan bir sürücünün dikkat, algı ve refleks yeteneğinin ciddi biçimde zayıfladığı açıkça belli olduğunu, bu nedenle davacının yol üzerinde bulunan toprak birikintisini fark edemeyerek söz konusu engele çarpması, hayatın olağan akışı içinde beklenebilir ve öngörülebilir bir durum olduğunu, dolayısıyla kazanın meydana gelmesinde davacının alkollü şekilde araç kullanması, dikkat ve özen yükümlülüğünü ağır biçimde ihlal etmesi belirleyici olup, meydana gelen zararın davacının kendi kusurlu davranışlarından kaynaklandığının açık olduğunu, keza, kazanın gerçekleşme saati 21:25 saatleri iken kaza tespit tutanağı 23:00'da tanzim edildiğini, 2 saate yakın sürede davacının doğal yollarla vücudundaki alkol miktarının azalması veyahut alkol oranının kasten düşürülmüş olması muhtemel olduğunu, bu sebeple davacının kaza anında alkol oranı %2 promilden daha yüksek olduğu sabit olduğunu, müvekkili şirket Karayolları Genel Müdürlüğü ile akdedilen 20.05.2024 tarihli sözleşme kapsamında idarenin talimatları doğrultusunda ve denetimi altında faaliyet gösterdiğini, olayın gerçekleştiği yol kesiminde yol güvenliğinin sağlanması, trafik düzeninin oluşturulması ve gerekli işaretleme ile tedbirlerin alınması, bir kamu hizmeti niteliğinde olduğunu, bu kamu hizmetinin yürütülmesinden ve denetiminden sorumlu merci Karayolları Genel Müdürlüğü olup yol güvenliğine ilişkin hususlar idarenin hizmet kusuru kapsamında olduğunu, müvekkili şirket, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün talimatları doğrultusunda ve onun denetimi altında faaliyet göstermekte olup, yol güvenliğine ilişkin asli ve nihai sorumluluk idareye ait olduğunu, bu itibarla kazanın oluşumunda müvekkili şirkete atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmamakta aksine, davacının kendi kusuru ve idarenin hizmet kusuru söz konusu olduğunu, davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu 28.08.2025 tarihli uzman görüşü, incelemenin yalnızca aracın hasarlı hâline ait fotoğraflar üzerinden yapıldığını açıkça belirtmekte olduğunu, ancak uyuşmazlık konusu araç üzerindeki hasarın niteliği, kapsamı, onarım yöntemi, parça değişim gerekliliği, işçilik süresi ve bedeli gibi özel teknik değerlendirme gerektiren hususlara ilişkin olduğunu, bu tür teknik tespitlerin yalnızca fotoğraflar üzerinden yapılması hasarın araç üzerinde hangi bileşenleri etkilediğinin bulunup bulunmadığının, onarımın ekonomik olup olmadığının ve piyasa rayiçlerine göre denetlenebilir bir hesaplamanın objektif biçimde ortaya konulmasını çoğu durumda mümkün olmadığını, bu sebeple alınan uzman görüşünde fotoğraf üzerinden tespit yapıldığından Sayın Mahkemenizce dikkate alınmaması talep olunduğunu, bu nedenlerle davanın görevli mahkemede açılmaması sebebiyle usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığından davanın reddini, davanın Türkiye Sigorta A.Ş.'e ve Karayolları Genel Müdürlüğüne ihbarını, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Yapılan açıklamalar, amir kanun hükümleri, kurum müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Eldeki davanın haksız fiil hükümlerinden kaynaklanması sebebiyle mutlak ticari dava olmadığı, her ne kadar davalı tüzel kişi tacir ise de davacının gerçek kişi olduğu, tacir kaydının bulunmadığı, esnaf olmadığı, potansiyel mükellef olduğu, bu sebeple davanın nispi ticari davaya da vücut vermediği anlaşılmakla davanın 6100 sayılı HMK m. 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevli olmadığı anlaşıldığından dava şartı yokluğundan usulden reddine, davaya bakmakla görevli Mahkemenin T.C. Konya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine karar verilerek;Mahkememizin görevli olmadığı anlaşıldığından davanın 6100 sayılı HMK m. 114/1-c maddesi gereğince dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, davaya bakmakla görevli Mahkemenin T.C. KONYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE" şeklinde hüküm kurulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davalı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; somut uyuşmazlığın, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün yürüttüğü kamu hizmeti kapsamında gerçekleştirilen yol yapım faaliyeti sırasında meydana geldiği iddia olunan zarardan kaynaklandığını, davacı tarafın ileri sürdüğü hususların açıkça hizmet kusuru iddiasına dayandığını, hizmet kusurundan doğan zararların tazmini istemi ise 2577 sayılı Kanun’un 2. maddesi uyarınca tam yargı davasına konu olup bu tür uyuşmazlıkların çözüm yerinin idare mahkemeleri olduğunu, yüklenici konumundaki müvekkil şirkete adli yargıda husumet yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, görev hususu kamu düzenine ilişkin olup mahkemece resen dikkate alınmasının zorunlu olduğunu, davanın yargı yolu bakımından görev yönünden reddinin gerektiğini, tüm bu nedenlerle Davanın yargı yolu bakımından görev yönünden reddine, uyuşmazlığın hizmet kusurundan kaynaklanması nedeniyle görevli yargı yerinin idari yargı olduğunun tespitine, dosyanın görevli ve yetkili Konya İdare Mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan araç değer kaybı istemine ilişkindir. Mahkemece verilen karar, davalı tarafça görev bakımından istinaf edilmiştir.Türk Ticaret Kanunun 4.maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı kanunun 5.maddesinin 2.fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4.maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.Konu ile ilgisi sebebiyle; ticari dava kavramının açıklığa kavuşturulması gerekir. Ticari dava ile ilgili düzenleme TTK'nun 4. maddesinde yapılmıştır. Ayrıca bazı özel kanunlarda da ticari dava kavramına yer verilmiştir (örneğin; 6136 sayılı Kooperatifler Kanunu md. 99/). TTK'nun 4/1 maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava niteliğindedir. Nispi ticari davalar, şarta bağlı ticari davalar olup uyuşmazlığın taraflarının tacir olması ve uyuşmazlık konusunun da tarafların ticari işletmesine ilişkin olması şarttır. Ancak, TTK'nın 4/1. Fk, (a)- (f) bentlerinde sayılan mevzuat ile düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları öz ticaret hayatına ilişkin olup herhangi bir şart aranmaksızın mutlak ticari dava olarak kabul edilir.Tekrar etmek gerekirse, Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı ticari davalardır. Ticari davalar ise 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. Maddesinde sayılmıştır. Maddenin 1. Fıkrasında "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri.." ifadesi ile her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren hususlardan doğan davalar nispi ticari davalar olduğu belirtilmiştir. Davanın nispi ticari dava olması için, her iki tarafın tacir olması ve davanın konusunun her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğması veya TTK 4/1 bendinde belirtilen ticaret kanunu veya yazılı ticari mevzuattan kaynaklanan mutlak ticari dava olması gerekmektedir.Öte yandan, Anayasanın 125. maddesinde, idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hususu düzenlenmiştir. 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-b bendinde, idari eylem ve işlemlerden dolayı hakları zarara uğrayanlar tarafından açılacak tam yargı davaları, idari yargının görev alanına giren idari dava türleri arasında gösterilmiştir. Kamu hizmetini yürütmekle yükümlü kılınan kamu kuruluşunun, kamu hizmetini yürütürken kişilere verdiği zararın tazminine ilişkin davada kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuk kurallarına uygun olarak yürütülüp yürütülmediği, kamu yararına uygun şekilde işletilip işletilmediği, sonuçta, hizmet kusuruna dayalı ve idarenin sorumluluğunu gerektiren bir husus olup olmadığının tayin ve tespiti idari yargı yerlerine aittir.Buna göre somut olayda, yol bakım çalışması kapsamında ihale alan davalı firmanın kusuruna dayalı eldeki davanın açıldığı, zarara neden olduğu iddia edilen yol bakım, yapım ve onarım işi ihale ile davalı firmaya yönelik davada davalı özel şirketin idare konumunda bulunmadığı gibi genel olarak yol bakım çalışmaları kapsamındaki trafik kazalarındaki idareye açılan tazminat uyuşmazlıklarında dahi adli yargı görevli bulunması nedeniyle buna ilişkin itiraz yerinde bulunmamaktadır. (Bkz. aynı yönde Yargıtay 17. HD █████████ E.,█████████ K. Sayılı ilamı)Öte yandan, tacir olmadığı dosya kapsamındaki delillerle sabit davacının maliki olduğu aracın tacir davalının kusuru ile zarar verildiği iddia edildiğine göre eldeki uyuşmazlıkta her iki taraf da tacir olmayıp asliye hukuk mahkemesine görevsizlik kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Bu halde, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların davalı üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,HMK'nın 362/1-c maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi. █████/2026.....Başkan...e-imzalı.....Üye...e-imzalı.....Üye...e-imzalı.....Katip...e-imzalıBu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.