Anahtar kelimeler: İçeremez Logosuyla Ötesinde Kanalında Yayıncılık Radyo Televizyon Aşağılayıcı Onüçüncü Televizyonların
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No
:█████████
Karar No
:████████
TEMYİZ EDEN (DAVALI)
: ... Kurulu
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI)
: ... Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Davacı şirkete ait ''...'' logosuyla yayın yapan televizyon kanalında ... tarih ve saat ...'de yayınlanan "..." programda 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer verilen ''(...) kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez'' şeklindeki ve 8. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde yer verilen ''Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz (...)'' şeklindeki yayın ilkelerinin ihlal edildiğinden bahisle, aynı Kanun'un 32. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 113.317,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ...sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; uyuşmazlığa konu programda ... Genel Başkanı ...'nun sosyal medya hesabından yayımlanan videonun ekrana getirildiği, ...Genel Başkanı ...'nun twitter adlı sosyal medya platformundan canlı yayın olarak yaptığı ve eş zamanlı olarak ekrana taşınan basın açıklamasındaki ifadelerin tamamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde yer verilen yayın ilkesinin ihlal edilmediği, dava konusu işleme konu edilen yayının haber niteliği taşıyan bilgi ve fikirlerin izleyici kitlesine aktarılması olduğu, bu bilgi ve fikirlerin aktarılmasının Anayasa'nın basın hürriyeti, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti kapsamında kaldığı, kaldı ki ilgili belgelerin Amerikan Adalet Bakanlığında kamuya açık bir şekilde yayınlandığı hususu da soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanmadığını gösterdiği, ancak ... Genel Başkanı ...'ın, birtakım vakıfları kastederek ''Allah belanızı versin diyorum'' şeklindeki ifadesi ile 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan yayın ilkesinin ihlal edildiğinin sabit olduğu, ayrıca yayın canlı olsa dahi, sorumlu yayıncılık anlayışının gereği olarak, yayıncı kuruluşun yayınları birkaç dakika gecikmeli yayınlamak ve gerekli teknik tedbirleri almak suretiyle ihlalleri engelleyebilmesi mümkün iken bu yükümlülüğün yerine getirilmediği dikkate alındığında, dava konusu yayında yer alan 'Allah belanızı versin diyorum' şeklindeki ifade ile 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan yayın ilkesinin ihlal edildiği anlaşıldığından, dava konusu Üst Kurul kararının hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesince; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yerleşik hale gelen içtihadında, sadece toplumun ve devletin olumlu, doğru ya da zararsız gördüğü “haber” ve “düşüncelerin” değil, devletin veya toplumun bir bölümünün aleyhinde olan, onlara çarpıcı gelen, onları rahatsız eden haber ve düşüncelerin de serbestçe ifade edilebilmesi ve bireylerin bu ifadeler nedeniyle herhangi bir yaptırıma tabi tutulmayacağından emin olmaları gerektiği; ifade özgürlüğünün, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin temeli olduğu ve bu özgürlük olmaksızın “demokratik toplumdan” bahsedilemeyeceğinin ifade edildiği (Handyside/Birleşik Krallık, B.No: ███████, 07.12.1976), dava konusu programda yayın akışı içerisinde, ... Genel Başkanı ...'nun sosyal medya hesabından yayımlanan videosunun ekrana getirilmesinin ardından, bir siyasi partinin başkanı sıfatıyla ... Genel Başkanı... tarafından, bu videoya ilişkin olarak yapılan açıklamaların ağır eleştiri kapsamında nitelendirilmesi gerektiği, dolayısıyla 6112 sayılı Kanun'un "Yayın hizmeti ilkeleri" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan yayın ilkesi ile (ı) bendinde yer alan yayın ilkelerinin ihlal edildiğinden söz edilemeyeceği, dava konusu programda bir siyasi partinin genel başkanının konuşmalarında geçen ve ağır eleştiri kapsamında nitelendirilen sözlerin, yayın ilkelerinin ihlali sonucunu doğurmadığı anlaşıldığından, dava konusu Üst Kurul kararında hukuka uygunluk, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf isteminin kabulüne ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davalı idare tarafından, dava konusu idari para cezasının usul ve yasaya uygun bir biçimde verildiği, ifade özgürlüğünün kişileri yalnızca karalamak, aşağılamak, asılsız suçlamalarda bulunmak şeklinde kullanılamayacağı, dava konusu programda yer alan ifadelerin ilgili vakıfların itibarını zedeleyici nitelikte olduğu, halka açık belgelere sanki gizli belgelere ulaşılmış gibi sunulması ve bu belgelerin kamuoyuna sunulmamasının toplumu yanıltıcı bir tutum olduğu, yayıncı kuruluşların kamusal sorumluluk anlayışıyla mevzuatta yer alan ilkelere ve basın meslek ilkelerine uygun olarak sunmaları gerektiği, söz konusu yayında sarf edilen iddia ve ithamları içeren yorumların kamusal sorumluluk anlayışı ile bağdaşmadığı, yayında yer verilen ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında olmadığı, hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) hem Anayasa Mahkemesi hem de Danıştayın emsal nitelikteki kararları dikkate alındığında dava konusu Üst Kurul kararının hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'NIN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY
:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" başlıklı 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. (...) Bu hürriyetlerin kullanılması, milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir. (...)" kuralına yer verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "İfade özgürlüğü" başlıklı 10. maddesinde, "1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. Bu madde, Devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine tabi tutmalarına engel değildir. 2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı erkinin yetki ve tarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir." kuralı yer almaktadır.
6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un "Yayın hizmeti ilkeleri" başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasında, "...Yayın hizmetleri; ç) (...) kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez.''; ı) Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz; ..."; "İdari yaptırımlar" başlıklı 32. maddesinin ikinci fıkrasında, "8 inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı gözönünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdari para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz." kuralları yer almaktadır.
Davacı şirkete ait televizyon kanalında ...tarihinde yayımlanan ''..." adlı programda program akışı kesilerek ana muhalefet partisi genel başkanının bir sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamanın yayına verildiği, söz konusu açıklamada yer verilen "...Kendileri için yeni bir Pensilvanya yaratma peşindeler. Peki ne yapıyorlar? Paravan bir vakıf kuruyorlar. ...Türkiye'den iki vakıf seçiliyor. Öğrenciler için kurulmuş süsü verdikleri Vakıflar. Bu vakıfların asıl var olma sebeplerini de bugün öğreneceksiniz. TÜRGEV ve ENSAR. Bu vakıflar başlıyor bu paraları bir Amerikan vatandaşına göndermeye. 20 milyon dolar, bir 10 milyon dolar, bir 20 milyon dolar, bir 10 milyon dolar. ..." şeklindeki ifadelerin tarafsızlık ve doğruluk ilkeleriyle bağdaşmadığı, toplumda özgürce kanaat oluşturulmasının önünde bir engel olacağı, programa konuk olarak katılan ... Genel Başkanı ...'ın açıklamalarında ise, ''(...) Devlet bunlara imkan sağlaması gerekirken halktan aldığı paraları götürüyor bir takım dinci vakıflara veriyor. Onlar da alıyor o parayı Amerika'ya kaçırıyorlar. Geleceklerini kurtarma derdindeler. Ya gerçekten söyleyecek hiçbir söz bulamıyorum hani bu dinci vakıflar söz konusu olduğunda "Allah belanızı versin" diyorum başka hiçbir şey diyemiyorum yani ne diyeceğim. (...)" şeklindeki ifadelerin ilgili vakıfların itibarını zedeleyici bir niteliğe sahip olduğundan bahisle dava konusu Üst Kurul kararı tesis edilmiştir.
İfade özgürlüğü demokratik bir toplumun asli temellerindendir, bir toplumun ilerlemesinin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşullarından birini oluşturur. Basının görevi, kamu yararını ilgilendiren başka alanlarda olduğu gibi siyasi konularda da bilgi ve fikirleri açıklamaktır (AİHM kararı, Lingens/Avusturya, B. No: ███████, Karar tarihi: █████/1986).
Buna karşın Sözleşme'nin 10. maddesi, basının halkın yararına olan ciddi meseleleri işlemesinin söz konusu olduğu durumlarda dahi hiçbir sınırlama içermeyen bir ifade özgürlüğünü güvenceye almaz. Bu maddenin 2. fıkrası uyarınca, basın ifade özgürlüğünü kullanırken, görev ve sorumluluklarına uygun davranmak durumundadır. Diğer yandan Sözleşme’nin 10. maddesinin gazetecilere sunduğu koruma, gerçeğe uygun ve sorumlu bir gazeteciliğin gerektirdiği ilkeleri gözeten, güvenilir haberler sunacak biçimde iyi niyetle hareket etme şartına bağlıdır (AİHM kararı, Times Newspapers Limited/Birleşik Krallık (No1-2), B. No: ███████ ve ████████, Karar tarihi: █████/2009, §42).
Toplumsal işlevini yerine getirebilmesi için basının özgür olması kadar sorumluluk bilinci ile hareket etmesi de şarttır. Bu bağlamda geniş halk kitlelerinin düşünce ve kanaatleri üzerinde etki yapan ve onları harekete geçirebilen basının etik kurallarına uyması gerekir. Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerinden ödün vererek kamuoyunu yanlış yönlendirebilecek veya bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek itham edici ve yargılayıcı ifadelerden kaçınılması gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu yayında, dava konusu işleme dayanak teşkil eden ifadelerle söz konusu vakıflarlar hakkında doğrulanmış ve gerçek bir bilgiye sahip olunmadan net ifadelere yer verilerek ağır ithamlarda bulunulduğu, toplumda olumsuz bir algı oluşturulmaya çalışıldığı, söz konusu yayının toplumun kanaatinin doğru ve sağlıklı bir şekilde oluşmasına engel olacak şekilde taraflı olduğu, tarafsızlık ve doğruluk ilkelerinin zedelendiği, bu nitelikteki iddiaların eleştiri sınırını aştığı, ifade ve basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından, 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) ve (ı) bendinin ihlal edildiğinden bahisle tesis edilen dava konusu Üst Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Üst Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığından, temyiz talebinin kabulü ile davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!