Anahtar kelimeler: Davaitirazın Kesilerek Şirketçe Tespitte Hatanın Eylemden Tesisatı Durduğunu Başlandığını Tutulan

T.C.

İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:███████ Esas
KARAR NO
:████████
DAVA
:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ
:█████/2026
KARAR TARİHİ
:█████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ... hesap nolu tesisatı ile elektrik enerjisi kullandığını, müvekkili şirketçe yapılan kayıtlarda █████/2021 tarihinde tutulan kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı ile davalının kaçak elektrik kullandığını, yapılan tespit sonrası davalının elektriğinin kesilerek mühürlendiğini, müvekkili şirketçe yapılan tespitte herhangi bir hatanın bulunmadığını, yapılan hesaplama ile birlikte davalı aleyhine .... İcra Dairesi - 2018/... esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu fakat anlaşmaya varılamadığını belirterek davanın kabulünü, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının uzun yıllar işlem yapmayarak alacağını sürüncemede bıraktığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, bu yüzden davanın açılamayacağını, davacının müvekkilinin kaçak elektrik kullandığını kanıtlayamadığını, dosyada mülkiyet kaydı, kira sözleşmesi, abonelik sözleşmesi gibi evrakların bulunmadığını, davacı tarafça tutulan tutanağın tek taraflı olarak tutulduğunu, alacağın likit olmadığını, alacağın belirli olmadığını, hesaplanabilir olmadığını, yargılamayı gerektirdiğini belirterek davanın reddini, takibin iptaline, davacının kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkeremize verilen █████/2026 tarihli yazı cevabı ile davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığının bildirildiği, yine ... Vergi Dairesine yazılan müzekkeremize verilen █████/2026 tarihli yazı cevabı ile davalının faaliyet süresince ticari mükellef olduğu, işletme hesabına göre defter tuttuğu, esnaf işletmesi sınırları içinde yer aldığının bildirildiği, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odasına yazılan müzekkeremize ise verilen █████/2026 tarihli yazı cevabı ile davalının ... Birleşik Esnaf ve Sanatkarlar Odasında kaydının bulunduğu ve kaydının halen devam ettiğinin bildirildiği görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava itirazın iptali istemine ilişkindir.
Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.
Dosyamız ile emsal mahiyette bulunan ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi █████████ E., ████████ K. Sayılı kararında " Somut olayda her ne kadar kaçak tespitinin gerçekleştirildiği işyerinin pansiyon olması nedeniyle dava asliye hukuk mahkemesinde açılmış ise de kaçak elektrik tüketiminin haksız fiil niteliğinde olmadığı ve davalının da gerçek kişi olduğu gözetildiğinde davalının tacir olup olmamasına göre görevli mahkemenin değişeceği değerlendirilmiştir. Nitekim Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin ██████████ Esas █████████ Karar sayılı kararında da; (Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında ise; taraflar arasındaki abonelik sözleşmesinde davacının abone grubu ticarethane olarak belirtilmekle birlikte, gerçek kişi olan davacının TTK hükümlerine göre tacir sıfatına haiz olup olmadığının araştırılarak, tacir olması halinde uyuşmazlığın çözümünün yukarıdaki yasa hükümleri de gözetildiğinde Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevi içinde olduğu, tacir sıfatını haiz olmadığında ise uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanun kapsamında kalmadığından Asliye Hukuk Mahkemesi olarak davanın görülmesi gerekir.) aynı yönde görüş bildirilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar kapsamında görevli Mahkemenin tespiti bakımından Mahkemece yapılacak işlem, davalının 18.11.2021 tarihi itibariyle tacir olup olmadığının usulünce araştırılıp gerekirse bilirkişi marifetiyle tespitinden sonra görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi mi yoksa Ticaret Mahkemesi mi olduğu değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibaret olacaktır."
Somut olayda, davalının gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığının ticaret sicil müdürlüğü yazı cevabı ile sabit olduğu, vergi dairesi yazı cevabı içeriğinden davalının işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve vergi beyannameleri dikkate alındığında esnaf işletmesi sınırları içerisinde yer aldığının görüldüğünün bildirildiği ve davalının esnaf odasına kayıtlı olduğunun dosya arasındaki belgelerden anlaşıldığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalının tacir olduğuna dair somut bilgi belgeye rastlanmadığından ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş, görev hususu kamu düzeninden olup mahkemece yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerekeceğinden yukarıda açıklanan nedenlerle mahkememizin görevli olmadığı anlaşıldığından, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Davaya bakmaya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
3-HMK. Madde 20 uyarınca işbu kararın verildiği anda kesin olması sebebiyle gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,
4-Dosyanın gönderilmesi için süresi içerisinde başvurulmaz ise HMK. Madde 20 uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILACAĞINA karar verileceğinin ihtarına (ihtar edildi)
5-HMK'nın 20.maddesi gereğince yasal süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına,
Dair, hazır bulananların yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!