Anahtar kelimeler: Heyete Cismani Bam Esaskarar Başkan Tevdi Yazim Katip Konya Ölüm

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ...
KARAR NO
: ...
KARAR TARİHİ
: █████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
: ..... (...)
ÜYE
: ..... (...)
ÜYE
: ..... (...)
KATİP
: ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ... Esas ... Karar
DAVACI
: ........
VEKİLİ
: Av.....
DAVALI
: 1- ........
VEKİLİ
: Av.....
DAVALI
: 2- ........
VEKİLLERİ
:Av..... Av.....
DAVALI
: 3- ........
DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili ........, ........ bünyesinde işverenin emir ve talimatları doğrultusunda, sadakat yükümlülüğüne bağlı olarak çalışmaktayken █████/2022 tarihinde trafik iş kazası geçirerek yaralandığını ve sürekli maluliyete maruz kaldığını, meydana gelen trafik iş kazasında tüm kusur ........ plakalı araç sürücüsü ........'a ait olduğunu, kaza tespit tutanağında tek ve tam kusurlunun ........ plakalı araç sürücüsü olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin █████/2022 kaza tarihinde, Konya Numune Hastanesinde tedavi altına alındığını, ameliyat geçirdiğini, SGK tarafından yapılan tahkikat sonucunda müvekkilinin sürekli iş göremezlik derecesinin %14,2 olarak belirlendiğini, müvekkilinin kaza gerçekleştiğininde araç içeresinde yolcu konumunda olduğunu, müvekkilinin ailesinin geçimini beden işçisi olarak yaptığı işle temin ettiğini, müvekkilinin kaza sonucunda meydana gelen kalıcı maluliyetine bağlı bir ömür üzücü kazayı hatırlayacak olması, iş görme gücündeki ciddi kaybı, ailesinin yaşadığı zorluklar, duyulan acı ve ızdırabını bir nebze olsun hafifletmek amacıyla manevi tazminat taleplerinin olduğunu, müvekkilinin içerisinde bulunduğu son derece güç ekonomik koşullar gözetilerek değerlendirilmesini ve maddi durumu kötü olan müvekkilinin adli yardımdan faydalandırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, bu nedenlerle; 05.01.2022 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazasından kaynaklı ; ileride arttırılmak üzere 6100 sy. HMK 107'ye göre 100 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 100 TL geçici iş göremezlik tazminatın, 100 TL geçici bakıcı giderinin, 100 TL SGK tarafından karşılanmayan ve faturalandırılamayan sağlık harcamalarının 05.01.2022 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, 100.000 TL manevi tazminatın, iş kazasının meydana geldiği tarih olan 05.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, 6098 sayılı TBK 76. Maddeye göre şimdilik 100.400,00 TL geçici ödemeye karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında olmak üzere, sakatlık halinde azami poliçe ile sınırlı olduğunu, davacının davaya konu kazadan kaynaklı olarak herhangi bir maluliyetinin bulunmadığını, kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, bu sebeple müvekkili şirketin de herhangi bir bir sorumluluğunun bulunmadığını, SGK tarafından davacıya rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması ve ödeme yapıldığının tespiti halinde hesaplanacak tazminattan tenzil edilmesi gerektiğini, meydana gelen kaza nedeniyle geçici iş göremezlik,tedavi ve bakıcı giderinden müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, sorumluluğunun SGK 'na ait olduğunu, bu nedenlerle; davanın dava şartı eksikliği sebebiyle, usulden reddini, davanın yetkili mahkemede açılmamış olmaması sebebiyle, davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise maddi tazminat taleplerinin reddini, müterafik kusur İndirimi yapılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Tüm dosya muhtevası birlikte değerlendirildiğinde; yargılamaya esas alınan kusur ve aktüerya raporları ile birlikte davacı vekilinin █████/2025 tarihli değer artırım dilekçesi de nazara alınarak; davacının sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 277.508,88 TL, geçici iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 17.013,60 TL, iyileşme süresinde bakıcı giderinden doğan maddi zararı için 5.004,00 TL, kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararı için 9.093,70 TL'nin davalı sürücü ve işletenden kaza tarihi olan █████/2022, sigorta şirketinden █████/2022 temerrüt tarihinden itibaren (poliçe limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın manevi tazminat başlıklı 56. maddesi; “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmünü amirdir.
TBK 56. madesine göre bir olaydan zarar gören kişinin çektiği acıları bir nebze olsun azaltmak veya bozulan ruhsal dengesi yeniden düzelmesi için zarar veren kişiden bir miktar ücreti talep edebileceğini düzenlenmiş olup; kanun koyucu manevi tazminatın miktarını tayin etme hakkını hakimin takdirine bırakmıştır. Hükmedilecek miktar uğranılan zararla orantılı, duyulan acıyı hafifleticek nitelikte olmalıdır. Manevi tazminatın takdiri yapılırken tarafların ekonomik ve sosyal durumları, tarafların kusurları da gözetilmesi gerekmektedir. Manevi tazminatın miktarı bir tarafın zenginleşmesine, diğer tarafın yıkımına neden olmamalıdır. Davacının kusur durumu ve maluliyet oranı dikkate alınarak belirtilen bu çerçeve ile birlikte manevi tazminat taleplerinin kabulü ile; 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücü ve işletenden kaza tarihi olan █████/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı sigorta vekili her ne kadar müterafik kusur bulunduğuna ilişkin savunmalarda bulunmuş ise de; müterafik kusur hususuna ilişkin soyut beyandan başka herhangi bir delil sunulmadığından, düzenlenen bilirkişi raporundaki tespitler ve kaza tespit tutanağında davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığı hususunun "tespit edilemedi" olarak işaretlenmesi hususları nazara alınarak davalının müterafik kusur savunmalarına itibar edilmemiştir.
Manevi tazminat istemleri ZMMS poliçe kapsamında olmadığından, davalı sigorta şirketine yönelik manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Her ne kadar kısa kararda davacının kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararı zuhulen 8.993,70 TL olarak belirtilmiş ise de; bilirkişi raporunda tespit edilen miktarın ve davacı vekilinin talebinin 9.093,70 TL olduğu tespit edildiğinden sehven yapılan maddi hata kapsamındaki miktar resen düzeltilmiş ve;
Davanın KISMEN KABULÜ İLE;
Davacının sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 277.508,88 TL, geçici iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 17.013,60 TL, iyileşme süresinde bakıcı giderinden doğan maddi zararı için 5.004,00 TL, kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararı için 9.093,70 TL'nin davalı sürücü ve işletenden kaza tarihi olan █████/2022, sigorta şirketinden █████/2022 temerrüt tarihinden itibaren (poliçe limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Manevi tazminat talebinin kabulü ile; 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücü ve işletenden kaza tarihi olan █████/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine,
Davalı sigorta aleyhine açılan manevi tazminat davasının REDDİNE" şeklinde hüküm kurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davalı ........ A.Ş vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; konu kaza iş kazası niteliğin taşıdığını, SGK tarafından davacı yana rücuya tabi peşin sermaye değeri ödemesi yapılıp yapılmadığı tespit edilmeden kurulan hükmün hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda hesaplamaya esas alınan kusur dağılımının kabulünün mümkün olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kendisinden beklenen tüm dikkat ve özeni gösterdiğini, kazanın meydana gelmesinde karşı yanın kusurlu olduğunu, maluliyet tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu'na sevkinin gerekli olduğunu, iş bu dosyada belirlenen maluliyet oranının hatalı olduğunu, davacı yanın maluliyetinin bulunmadığını, aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderine ilişkin sorumluluğunun bulunmadığını, müterafik kusur hususunun değerlendirilmesi gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2025 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın reddine, başvuru masrafları ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı ........ vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece gerekli ve yeterli inceleme yapılmaksızın hakkaniyete aykırı karar verildiğini, SGK tarafından yapılan rücuya tabi ödemelerin tenzil edilmediğini, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi masraflarının yüksek hesaplandığını, davacının meydana gelen kazada kusuru tespit edilmeden verilen hükmün hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının afaki olup kabulünün mümkün olmadığını, █████/2025 tarihli kısa karar ile gerekçeli karar karının birbirinden farklı olmasının bozma sebebi olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas ... Karar sayılı ilamının kaldırılarak davanın müvekkil yönünden reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davacı vekili sunduğu katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilin maruz kaldığı olayın bir trafik iş kazası niteliğinde olması sebebiyle, zarar hesabında esas alınması gereken oranın, kabul anlamına gelmemekle birlikte "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre tespit edilen %14.2 sürekli iş göremezlik oranı olduğunu, ancak mahkemece %5 maluliyet kabul edilerek hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunda alternatif olarak sunulan ve TRH 2010 yaşam tablosu ile birlikte %5 maluliyet oranı üzerinden yapılan hesaplamanın, hukuka ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu, aktüerya bilirkişi raporunda, müvekkil için 4 aylık geçici iş göremezlik süresi ve bir aylık bakıcı giderinin belirlendiğini, bir aylık bakıcı ihtiyacının, müvekkilin iyileşme sürecindeki fiziksel kısıtlılıkları ve günlük yaşam aktivitelerindeki bağımlılığı göz önüne alındığında yetersiz olduğunu, bilirkişi raporunda, zarar hesaplamalarında davacının kazancı olarak asgari ücretin dikkate alındığını, ancak ülkemizdeki ekonomik koşullar ve enflasyonist ortam göz önüne alındığında, gelecekte asgari ücrette önemli artışların olmasının kaçınılmaz olduğunu, tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, yerel mahkeme kararının müvekkil lehine ortadan kaldırılarak güncel asgari ücrete göre yeniden hesap yapılması suretiyle, yeniden maluliyet raporu aldırılmayacaksa %14,2 maluliyet oranı ve PMF 1931 yaşam tablosuna göre yapılacak hesaplamaya göre haklı davalarının kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara müştereken ve müteselsilen yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Mahkemece verilen karar, davacı ile davalı sigorta ve ........ tarafından aşağıda belirtilen yönlerden istinaf edilmiştir.
Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan yaralanma nedeniyle maddi-manevi tazminat talebine ilişkindir.
- İstinaf eden davalıların kusura yönelik itirazında;
Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir.
Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur" denilmektedir.
Birbirini teyit eden nitelikteki kaza tespit tutanağı ile mahkemece trafik bilirkişisinden alınan kusur raporlarına, dosya kapsamındaki delillere göre benimsenen kusur oranlarının oluşa ve delillere uygun görüldüğünden, bu sebeple davalının geçiş hakkını ihlal etmesi nedeniyle asli, diğer araçta yolcu olan davacının doğal olarak kusursuz olduğuna dair belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davalıların buna yönelik itirazlarının reddine karar verilmiştir.
- İstinaf eden tarafların aktüer ve maluliyet raporuna yönelik itirazlarında;
ANAYASA MAHKEMESİNİN █████/2010 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN █████/2020 TARİHLİ VE ███████ ESAS, ███████ SAYILI KARARINA GÖRE VE YİNE ANAYASA MAHKEMESİNİN █████/2023 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN ███████ ESAS ,████████ KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,
YİNE DANIŞTAY 8.DAİRESİNİN ████████ ESAS █████████ KARARI İLE YİNE DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN ████████ ESAS █████████ KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,
DAİREMİZCE HER İKİ ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARI VE SONRASI DANIŞTAY DAİRESİNİN İPTAL KARARLARI GEREĞİNCE AKTÜER HESABININ PMF YAŞAM TABLOSUNA ve ZARAR GÖREN MAĞDURLARIN MALULİYETLERİNİN ÖZÜRLÜLÜK ÖLÇÜTÜ YÖNETMELİĞİ İLE ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK YÖNETMELİĞİNİN UYGULAMA YÖNETMELİĞİNİN UYGULANMA İMKANI OLMAYACAĞINDAN BAHİSLE ÇALIŞMA GÜCÜ VE MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBI ORANI TESPİT İŞLEMLERİYÖNETMELİĞİNE GÖRE BELİRLENMESİNE YÖNELİK DAİREMİZİN █████████ VE █████████ ESAS SAYILI DOSYALARINDA BUNA YÖNELİK VERİLEN DİRENME KARARLARIMIZIN YARGITAY HUKUK GENEL KURULU'NUN █████/2016 TARİHLİ ████████ ESAS ████████ KARAR VE ████████ ESAS VE ████████ SAYILI DOSYALARIYLA BOZULMAKLA VERİLEN, BU BOZMA KARARLARI ESAS ALINARAK, DAİREMİZİN YERLEŞİK UYGULAMASINDAN DÖNÜLMEK SURETİYLE BU ÇERÇEVEDE;
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Bu yönetmelikler ve geçerli olduğu tarihler;
- 11.10.2008 tarihine kadar “Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü”,
- 11.10.2008-01.09.2013 tarihleri arasında “Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği”,
- 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” (Bu yönetmeliğin eki %60 maluliyeti belirlemek için düzenlenmiştir. %60‘ın altı ve üstü yoktur. Bu nedenle bir önceki yönetmelik çizelgesi uygulanacaktır.) (Maluliyet Bilirkişi Kongresi)
- 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Genel Şartlar Ek 6. Maddesine göre 30/3/2013 tarihli “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”,
- 20 Şubat 2019 tarihinden sonra “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” şeklindedir.
Buna göre somut olayda, Mahkemece yukarıda anlatıldığı biçimde aktüer hesabının TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapıldığı, ayrıca usul ve yasaya uygun şekilde uzman Adli Tıp Heyeti'nce kaza tarihinde geçerli olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin isabetli olarak uygulandığı görülmektedir.
Ancak;
Yargıtay HGK █████/2015 tarih ███████-2423 Esas,█████████ Kararında da belirtildiği üzere eğer sağlık kurulu raporunda belirlenen maluliyet oranı ile mahkemece alınan adli tıp heyet raporundaki maluliyet oranı arasında "fahiş fark varsa" bu çelişki Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu tarafından giderilmelidir.
Somut olayda, Mahkemece yargılama aşamasında Selçuk Üniversitesi'nin Erişkinler için Engellik Değerlendirmesi Yönetmeliğine göre davacının yaralanmasında kalıcı sakatlığının % 5 olduğunun belirtildiği, buna mukabil aynı kazaya ilişkin █████//2023 tarihli Şehir Hastanesi'nin yine aynı yönetmelik uygulanarak verilen Sağlık Raporuna göre maluliyetin bulunmadığının belirtilmesine karşın █████/2023 tarihli SGK Ankara Müdürlüğünün düzenlediği raporda ise davacının % 14,2 maluliyetinin bulunduğunun belirlendiği görülmüştür.
Bu nedenle, maluliyet raporları arasında misli fark bulunmuş olması hususları birlikte nazara alınarak anlatılan sebeplerle, yine Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının yaralanmasına neden olan davaya konu kazaya bağlı yaralanması nedeniyle oluşan maluliyetin belirlenerek, raporlar arasındaki çelişkinin, Adli Tıp Kurumu Uzmanlar Komisyonu tarafından giderilmesi gerektiğinden, tarafların maluliyete yönelik itirazının kabul edilmesi gerekmiştir.
- İstinaf eden davalıların Sgk ödemesinin mahsup edilmesi konusunda;
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan aylığın niteliği ve bağlanan aylığın rücuya tabi ödemelerden olup olmadığının belirlenmesi zararın tazmininden sorumlu olanların mükerrer ödeme yapmasının önüne geçilmesi ve zarar görenlerin gerçek zararlarının üzerinde sebepsiz zenginleşmemesi için önemlidir.
5510 sayılı Yasa’nın 21. maddesinde; “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır. İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir. İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık; kamu görevlileri, er ve erbaşlar ile kamu idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği olarak yaptıkları fiiller sonucu meydana gelmiş ise, bu fiillerden dolayı haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunanlar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler veya bağlanan gelirler için kurumuna veya ilgililere rücû edilmez. Ayrıca, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölümlerde, bu Kanun uyarınca hak sahiplerine bağlanacak gelir ve verilecek ödenekler için, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kusuru bulunan hak sahiplerine veya iş kazası sonucu ölen kusurlu sigortalının hak sahiplerine, Kurumca rücu edilmez.” düzenlemesi getirilmiştir.
Ayrıca, 1479 sayılı Kanun uyarınca Bağkur'dan bağlanan peşin sermaye değerli gelirlerin tazminat miktarından düşülmesi gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen ilke ve düzenlemeler ışığında; davaya konu trafik kazasının iş kazası olarak kabul edildiği Sgk iç denetim raporu ile anlaşılmakla birlikte nedeniyle SGK'dan davacıya maluliyeti nedeniyle ödemeler yapılıp yapılmadığı konusunda dosyada herhangi bir araştırma yapılmadığı görülmüştür.
Öte yandan, davacının gelir getirici bir işte çalışıp çalışmadığı, tedavi süresince çalışamaması nedeniyle elde edemediği gelirler bulunup bulunmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından geçici iş göremezlik adı altında ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi de gerekmektedir. (bkz. Geçici iş göremezlik dönemindeki ödemenin mahsubuna dair Yargıtay 4. HD █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı)
Buna göre; yukarıda belirtildiği biçimde davacıya, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından rücuya tabi olan geçici veya sürekli bir ödeme yapılıp yapılmadığı hususunda, davacıya SGK tarafından maaş bağlanıp bağlanmadığı, bağlanmış ise bağlanan maaşın, yukarıda açıklanan düzenlemeler kapsamında, rücuya tabi olan ve peşin sermaye değerli bir gelir olup olmadığı, geçici iş göremezlik olarak yapılan ödemelerin tarih ve miktarı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı hüküm kurulması hatalı olmuştur. Bu itibarla, buna yönelik davalılar itirazının kabulü gerekmiştir.
- Davalı ........ vekilinin faturasız tedavi giderine yönelik itirazında;
Genel olarak sağlık hizmeti giderleri, fatura ile ispat edilmelidir. Ancak bazı giderlerin belge ile ispatlanması zordur. Biz bunlara faturalandırılmayan giderler olarak adlandırıyoruz. Örneğin yol giderleri gibi. Bu gibi giderler için hakimin belgelendirilmediği gerekçesi ile reddedilmesi doğru değildir. Çünkü TBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir. Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlaması yeterli olup, ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulup getirmesi şart değildir. Hiçbir belge sunulmasa bile, hakim, görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK.26.04.1995, E. ███████-122 K.████████)
Bu kapsamda, uzman doktor bilirkişiden faturasız tedavi ve bakıcı gideri konusunda rapor alınmak suretiyle değerlendirme yapılarak karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. İtiraz yersizdir.
- Geçici iş göremezliğin ve tedavi giderlerinin teminat dışı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde;
Geçici iş göremezlik zararı bedensel zarar niteliğinde bir zarar türü olup geçici iş göremezlik zarar kaleminin sürekli sakatlık teminat limiti içinde değerlendirilmesi gerekmekte olup belirtilen teminat limiti göz önüne alınarak davalının sorumluluğu bulunmaktadır.
(Bkz. aynı yönde geçici iş göremezlik tazminatının sakatlık ve ölüm teminat limitinde yer aldığına dair Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, ██████████ Karar; ██████████ Esas, ██████████ Karar; █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ilamları)
Öte yandan; Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre de sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir. Buna göre mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır.
Bu itibarla, tedavi süresince bakıcı giderleri ile tedavi giderleri Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.
6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır.
Bu halde, istinaf eden davalıların geçici iş göremezlik, tedavi ve bakıcı giderlerinin teminat dışı olduğuna yönelik istinaf itirazları yerinde değildir.
- İstinaf eden davalıların müterafik kusura ilişkin itirazların incelenmesinde;
Davalı tarafın müterafik kusur yönünden yaptığı itirazlar bakımından ise; dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağına göre, davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığı "belirsiz" olarak işaretlenmiştir. Bunun dışında emniyet kemerinin takılı olup olmadığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil olmayıp, bunun ispatı davalı taraf üzerindedir. Davalı tarafça, yargılama aşamasında sunulmuş herhangi bir delil bulunmadığından ve emniyet kemerinin takılı olmadığının tespit tutanağının aksine olarak ispatlanmadığından, itirazlar yerinde bulunmamaktadır.
- Davalı sigortanın faiz başlangıcına yönelik itirazlarında;
Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte trafik sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. 2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır.
Ancak, davalının davadan önce temerrüde düşürüldüğü davacı tarafça ispatlanmaması, davalı sigortanın da başvuru yapıldığı hususunu kabul etmemiş olması, "belirsiz alacak" davası müessesesinin getirildiği 6100 Sayılı HMK ile birlikte 17. Hukuk Dairesinin süreklilik arz eden kararlarına göre de daha sonra ıslah yapılmış olması halinde dahi tüm tazminat miktarına kaza (veya dava) tarihinden itibaren faiz işletilmek gerekmektedir. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte trafik sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. 2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır.
Ancak, davalının davadan önce temerrüde düşürüldüğü davacı tarafça ispatlanmaması, davalı sigortanın da başvuru yapıldığı hususunu kabul etmemiş olması, "belirsiz alacak" davası müessesesinin getirildiği 6100 Sayılı HMK ile birlikte 17. Hukuk Dairesinin süreklilik arz eden kararlarına göre de daha sonra ıslah yapılmış olması halinde dahi tüm tazminat miktarına kaza (veya dava/temerrüt) tarihinden itibaren faiz işletilmek gerekmektedir.
Buna göre, mahkemece verilen kararda temerrüt tarihinin belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
-Davalı sigortanın ceza soruşturmasında uzlaşmasının araştırılmadığı itirazında;
5271 sayılı CMK' nun ██████. bendinde; "Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder. " CMK' nun ██████. bendine göre ise "... Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi,9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır." hükmü yer almakta olup, anılan Kanun maddesinin ██████. bendine göre uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Bu yasal düzenleme ışığında da uzlaşma raporunu düzenlenmekle davalının tazminat davası açma hakkı bulunmamaktadır.Uzlaşma raporu da ilam mahiyetinde olacağından aksinin aynı kuvvetteki belge ile ispatlanması gerekir.
Ancak; Anayasa Mahkemesinin 26/7/2023 Tarihli ve E: ███████, K: ████████ Sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan " Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;..." ibaresi iptal edilmiştir. Bu nedenle, uzlaşma bulunsa dahi artık tazminat davası açılmasına engel durum bulunmayacağından, buna yönelik yersizdir.
Kaldırma sebep ve şekline göre de davalı ........'in manevi tazminata yönelik itirazının da bu aşamada incelenmesine gerek ve yer bulunmamaktadır.
Bu sebeple, davacı ve davalı sigorta ve ........ vekilinin istinafının kabulü ile yukarıda belirtilen eksikliklerin giderilerek sonucuna göre diğer davalı ........'in istinafının bulunmaması nedeniyle davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hak da gözetilerek yeniden yargılama yapılarak karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Anlatılan sebep ve gerekçelerle, tüm dosya kapsamı ve davanın niteliği nazara alınarak davacı ile davalılar ........, ........ A.Ş vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK m.353/1-a-6 uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı ile davalılar ........ ve ........ A.Ş vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının HMK.nın 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf eden taraflarca yatırılan, başvurma harcı dışında kalan, istinaf karar harcının talep halinde yatıranlara iadesine,
4-İstinaf eden taraflarca istinaf aşamasında yapılan masrafların İlk Derece Mahkemesi tarafından verilecek nihai kararda hüküm altına alınmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
7-....İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına davalı ........ A.Ş tarafından sunulan; ........ numaralı, 990.000,00 TL- bedelli teminat mektubunun İİK 36/5 maddesi gereğince talep halinde ilgilisine iadesine,
8-....İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına davalı ........ tarafından sunulan; ........ numaralı, 990.000,00 TL- bedelli teminat mektubunun İİK 36/5 maddesi gereğince talep halinde ilgilisine iadesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK m.353 uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026
.....
Başkan
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Katip
...
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!