Anahtar kelimeler: Kobi Sızan Salonu Sular Paket Ferileri Ekspertiz Rücuen Zarardan Spor

T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülenTazminat (Rücuen Tazminat) davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete ----- numaralı Kobi Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalı -----adresinde bulunan spor salonu içerisine sızan sular neticesinde zarar meydana geldiğini, Gerçekleştirilen ekspertiz incelemesi sonucunda 31.12.2024 tarihinde toplam 286.474,10.-TL sigorta tazminat ödemesi gerçekleştirildiğini, meydana gelen zarardan karşı tarafın sorumluluğu bulunmakta olup müvekkili şirket tarafından sigortalısına ödenen 286.474,10.-TL sigorta tazminatının, 31.12.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile vekalet ücreti ve arabuluculuk ücreti dahil olmak üzere tüm ferileri ile davalılardan tazmini amacıyla ---- Arabuluculuk Bürosuna başvuruda bulunulduğunu, ----- Büro ve--- Arabuluculuk numaralı dosya kapsamında yapılan görüşmeler sırasında uzlaşılamadığından anlaşma sağlanmadığını ve iş bu davanın açılması zorunluluğu hasıl olduğunu, Fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile 286.474,10.-TL'nin sigortalıya 31.12.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini, Arabuluculuk ücreti dahil olmak üzere yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ----- tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu taşınmaz, hasarın meydana gelmesinden bir süre önce müvekkili şirket tarafından satılarak tapuda bir başkasında devredildiğini, Haliyle müvekkili şirket hasar tarihinde taşınmazın sahibi olmadığından huzurdaki dava müvekkiline karşı yöneltilemeyeceğini, Bu sebeple müvekkili şirket açısından davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesini, Diğer taraftan sayın mahkemenizin Re'sen göz önünde bulunduracağı üzere dava süresinde açılmamış olduğunu, zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu, Davanın zamanaşımına uğramış olması sebebiyle reddi gerektiğini, Davaya konu taşınmaz, hasarın meydana gelmesinden bir süre önce müvekkili şirket tarafından satılarak tapuda bir başkasında devredildiğini, Hal böyleyken müvekkilinin hukuken bir sorumluluğu bulunmamakla birlikte; hasarın oluştuğu yerler dikkate alındığında ----- Belediyesinde bulunan projesine aykırı olarak mal sahibi tarafından yapıldığı anlaşılacağını, Zira mevcut imara göre dükkanların yerleri/zeminleri parke zemin olamayacağını, Binaya iskan alınmış olduğundan bu şekilde imal edilmemiş olduğunu, Davaya konu dükkan sahibi taşınmazın zeminini daha sonradan projesine aykırı olacak şekilde "Parke" ile kapladığını, Diğer taraftan, her ne kadar dava dilekçesi ekinde sunulan raporda hasarın basınç artışından meydana geldiği tespit edilmiş ise de; her bir dairenin girişinde basınç düzenleyiciler mevcut olup bu durum gerçeği yansıtmadığını, Açıkta kalan fleksi boru bahse konu dairenin kullanıcı olan (Kiracı) kişinin sorumluluğunda olduğunu, Ayrıca raporda da belirtildiği üzere gece saatlerinde başlayan su kaçağı alt kata saatler boyunca aktığını, Uzun süre akması sebebiyle oluşan hasar boyutunun arttığını, Haliyle hasar tarihinde uzun süre akmasına da her iki bağımsız bölüm sahibi sebep olduğunu, Yapılacak yargılama neticesinde müvekkili şirket açısından davanın hem pasif husumet yokluğundan hem de esastan reddine karar verilmesini, müvekkili şirket hasar tarihinde taşınmazın sahibi olmadığından usulden, işin esasına girilmesi halinde de esastan reddini, dava harç ve masrafları ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ---- ile ------ vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle belirtmek isteriz ki, davacı taraf dilekçesinde yeterli ve detaylı açıklama yapmadığını, Davayı hangi hukuki sebeple müvekkillerime yönelttiğini belirtmediğini ve buna ilişkin dayanak herhangi bir belge ( apartman kroki ve projesi, tapu kaydı, mirasçılık belgesi vs.) sunulmadığını, Bu ahvalde, iş bu davada müvekkillerinin taraf ehliyeti olduğundan bahsedilemeyeceğinden usulden reddi gerektiğini, Mahkeme aksi kanaat ise de, bu hususun aydınlatılması, taraf teşkilinin usul ve yasaya uygun sağlanması ve ispatlanması gerektiğini, halefiyet ilkesi uyarınca açılan rücuen tazminat davalarına bakmakla görevli mahkemeler sigortalı ile üçüncü şahıslar arasındaki hukuki ilişkiye göre belirleneceğini, buna göre görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, █████/2024 tarihinde, dava dışı ----- isimli şahsın işyerine üst kattaki 12/B nolu taşınmazda fleksi boru patlaması nedeniyle su aktığı ve bu sebeple zarar meydan geldiği ileri sürülmekte olduğunu, Davacı --- şirketi, ----- sigortacısı olduğunu, Davacı sigorta şirketi, sigortalısı ----- ödediği tazminatı, halefiyet ilkesi uyarınca, sorumlu olduğu iddia ettiği taraflardan istemine ilişkin iş bu rucü davasını ikame ettiğini, Davayı ve iddiaları kabul anlamına gelmemekle birlikte, halefiyet hallerinde sigortacı, sigortalısına ödeme yaptıktan sonra zararın ortaya çıkmasında kusurlu üçüncü kişiye de rücu edebileceğini, halefiyet hükümleri uyarınca sigortalısının yerine geçerek üçüncü kişiden tazminatın talep edebileceğini, Bu durumda uyuşmazlığın niteliği ve davada görevli mahkeme, sigortalı ile üçüncü kişi arasındaki hukuki ilişkiye göre belirlenebileceğini, dava konusu iddia edilen olay TBK'dan kaynaklı olduğundan ve taraflar arası herhangi bir ticari ilişki olmadığından, davacı sigorta şirketi müvekkili ----- yerine geçerek işbu davayı açtığından işbu rücu davasına bakmakla görevli mahkeme asliye hukuk mahkemelerinin olduğunu, davanın görevsiz mahkemede açılmış olması nedeniyle usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, işyeri abonman sigorta poliçesi ile sigortalı adresinde meydana gelen hasar nedeni ile ödenen sigorta tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkindir.
HMK.nun 114/c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 26.06.2012 tarihli 6335 sayılı Yasanın 2.maddesiyle değiştirilen TTK.5.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, ticaret mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer mahkemeler arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.6102 sayılı TTK 'nun 4. maddesine göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddede altı bent halinde sayılan davalar, ticari dava sayılır. Taraflardan biri, tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Zira, TTK' nda ticari dava sayılan davalar haricinde ticari davayı, ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlenmiştir.6335 sayılı Kanun'un 2.maddesi ile Değişik 6102 sayılı TTK' nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı TTK’ndan ve 6102 sayılı TTK’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir.Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Somut olayda, dava konusu nazara alındığında davanın mutlak ticari dava olmadığı, eldeki davayı davacı sigorta şirketinin kendi sigortalısına halef olarak açması nedeni ile davadışı sigortalının statüsüne göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerektiği, davadışı sigortalının tacir olduğuna dair bir iddia veya delilin dosyada bulunmadığı, buna göre sigortalı tacir statüsünde olmadığından davaya Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılması gerekir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nun 1.maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, re'sen incelenir. Eldeki davayı görmekle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olacağı kanaati ile, mahkememizce görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli --- Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere ----- Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2.maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair karar, davacı vekilinin, Davalı ---- ve ----- Vekilinin ve Davalı ----- yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!