Anahtar kelimeler: Münferiden Memurluğuna Yana Güven Erdiğinden Kar Dan Hisse Şti Sicil

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ████████ Esas ████████ KararDAVANIN KONUSU
: TespitTaraflar arasındaki tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu’na ... sicil no ile kayıtlı .... Şti. 'nin iki ortaklı olup müvekkili ...’in % 20, davalı ...’in % 80 hisse sahibi olduğunu; münferiden temsil yetkisinin de 05.03.2009’dan bu yana davalı ...’te olduğunu, taraflar arasında güven ilişkisi sona erdiğinden, kâr dağıtılmadığından, bilgi alma ve inceleme haklarının kullanılmasına izin verilmediğinden, genel kurul toplanmadığından ve toplanması için yaptıkları çağrı da sonuçsuz kaldığından, şirketin iş ve işlemlerinden ve ayrıca kamusal (vergi vs.) borçlarından ve hakkında adli-idari herhangi bir süreç olup-olmadığından vs. haberleri olmadığından…İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi talepli dava ikame ettiklerini, davanın hâlen derdest olduğunu, işbu tespit davasını ikame ederek yapılacak bilirkişi incelemesi ile elde edilecek tespitlere nazaran davalı aleyhine eda davasını ikame etmeleri gerekip gerekmediğini, böyle bir hakları var ise davalı tarafından verilen zararın doğrundan mı dolaylı bir zarar mı olduğunun tespitini talep etmeleri gerektiğini, eda davası ikame etmekte hukuki yararın varlığı dava şartı olmakla henüz davalı yöneticinin usule gelen zararlardan olan sorumluluğunun net olarak bilinmediği bir aşamada eda davası açmalarının usul ekonomisine de aykırı düşeceğini, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında şirketin fesih ve tasfiyesine ilişin ikame ettikleri davanın da işbu tespit talebine engel olmadığını, zira ortada henüz İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesince tesis edilip kesinleşen bir karar bulunmadığını ve hatta bu tespit davalarında ulaşılacak sonuca nazaran diğer davanın da etkilenmesinin söz konusu olabileceğini belirterek, tüm bu nedenlerle tespit davalarının kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Memurluğuna ... sicil no ile kayıtlı .... Şti.’nin 2010 yılından itibaren tüm defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle, şirketin uğradığı zarar ve ziyanda davalı yönetici ...’in ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışlarının ve böylece sorumluluğunun bulunup bulunmadığının, sorumluluğu var ise neden kaynaklandığının kast/kusur durumunun, zarardan ne derece sorumlu tutulması gerektiğinin, verilen zararın doğrudan mı dolaylı mı zarar olduğunun tespit edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davalının %80 ve davacının ise %20 oranında pay sahibi olduğu ....Şti.n'in şirket müdürü olan davalı ...'in kasti ya da ihmali bir davranışı ile sebebiyet vermediğini, bu nedenle hukuki dayanaktan yoksun olarak açılmış davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, .... Şti.'nin zarara uğramasında ise kusurun tamamen davacıya ait olduğunu, başlangıçta ....Şti.'de ...olarak görünen davacı 2013 yılında ...’in piyasadaki borçlarının ortaya çıkması ve alacaklıların şirkete yönelmesi ile davacının kendi isteği ile fiili olarak şirketten ayrıldığını, davalı şirketin yetkilisi olan diğer ortak ...’in tüm çağrılarına rağmen kendisinin ortak olan şirketin faaliyetlerine icabet etmediğini, uzun süreden beri şirket genel kurulunun yapılmadığını ve şirket kayıtlarını inceleme taleplerine izin verilmediği yönündeki davacı iddialarını kabul etmediklerini, şirketin oluşan zararından ve vergi borcundan dolayı davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, alacakların piyasadan tahsil edilmemesinden dolayı davalının kanundan ya da sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği şeklinde değerlendirilmesinin haklı bir dayanağının bulunmadığını, davalı şirket adına alacakları tahsil etmek için icra takipleri yaptıklarını ancak işbu takiplerin semeresiz kaldığını, dolayısıyla bu durumda davalıya izafe edilecek bir kusurun bulunmadığını, bu nedenle oluşan şirket zararında TTK'nın 553. maddesi uyarınca davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını belirterek, hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Açılan davanın limited şirket müdürünün şirkete verilen zarardaki kusurunun tespiti istemine ilişkindir.Dava dışı ve tarafların ortağı oldukları .... Şti.█████/2004 tarihinde kurulmuş 2009 yılındaki hisse devri sonrasında davacının şirkete % 20, davalının % 80 oranında hissedar oldukları, ... 'in █████/2009 tarihinden itibaren 25 yıllığına şirket müdürü ve yetkilisi olarak atandığı getirtilen sicil kayıtları ile sabittir.Davacı ortak,şirketin feshi davası sırasında tespit edilen zarardan dolayı davalı müdürün sorumluluğunun olup olmadığını,şirketin malvarlığını azaltıcı esas sözleşmeye aykırı davranışları olup olmadığı,kasdi kusurunun olup olmadığı yönünde tespit isteminde bulunmuştur.TTK 644/1-a mad.yollaması ile TTK 553 mad'nin limited şirket müdürleri hakkında da uygulanması gerekmekte olup TTK 553 mad.de " Kurucular,yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile ihlal ettikleri taktirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar " hükmünü içermektedir.Bu kanun maddesiyle yöneticilerin kusur sorumluluğuna gidilebilmektedir.Buna ek olarak TTK 626/1 mad'de şirket müdürleri için objektif özen yükümlülüğü getirilmiş olup görevlerini özen göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdürler.Müdürün kusurunu ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını ispat yükü somut davada davacı ortak üzerindedir.Dosyaya getirtilen şirketin feshi dosyası,diğer mahkeme ve icra dosyaları, Vergi Müfettişi raporları hep birlikte gözönüne alındığında şirketin borca batık durumda olmasa bile sürekli zarar etmekte olduğu ve bu nedenle özvarlığını yitirme noktasına gelmiş olduğu, şirketin 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yılları içerisinde sahte fatura tanziminden dolayı elde ettiği komisyon gelirlerinden Kurumlar Vergisi, KDV , geçici vergi vb.kesilecek vergi ziyaı cezalarının mevcut olduğu, bunun yanı sıra tarh edilen vergi borçlarının şirkete mali külfet oluşturacağı, davalının 2009 yılından beri tek müdür ve yetkili olduğu da dikkate alındığında şirkete verilen zarardan dolayı kusurlu olup özen yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olduğu, TTK 553 mad.kapsamında kusurlu olan davalı müdürün verilen zarardan sorumlu olması... " gerekçesiyle, davanın kabulü ile ... Şirketi müdürü olan davalı ...'in kesilecek vergi ziyaı cezaları yönünden TTK'nın 553 maddesi yarınca şirkete verilen zarardan dolayı kusurlu olduğunun tespitine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun davaya konu şirket kayıtları (Defterleri) üzerinde bir inceleme yapılmadan hazırlandığını, raporun kesinleşmeyen vergi incelemesi raporları ve vergi tekniği raporlarına dayalı olarak hazırlandığını, vergi ziyaı cezalarına karşı davalı tarafından İstanbul 2. Vergi Mahkemesinde; ████████ Esas, ████████ Esas, ████████ Esas, ████████ Esas, ████████ Esas, ████████ Esas, ████████ Esas ve ████████ Esas sayılı dosyalar ile dava açıldığını ve davaların halen derdest olduğunu, İstanbul 2.Vergi Mahkemesindeki davalar sonuçlanmadan vergi inceleme raporları ve vergi tekniği raporları baz alınarak hazırlanan raporun hukuki bir dayanağı bulunmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi nin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇEDava, TTK'nın 553 vd. maddeleri uyarınca, davalı şirket müdürünün kusurlu davranışlarıyla şirketi zarara uğratıp uğratmadığının, davalının kusurlu olup olmadığının ve zararın doğrudan ya da dolaylı zarar olup olmadığının tespiti istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; davacının dava dışı şirkete % 20, davalının % 80 oranında hissedar oldukları, davalı ... 'in █████/2009 tarihinden itibaren 25 yıllığına şirket müdürü ve yetkilisi olarak atandığı anlaşılmaktadır. TTK'nın 553. maddesine göre, yönetim kurulu üyeleri ve yöneticilerin kanun ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerine aykırı olarak kusurlu fiil ve işlemleri sonucunda şirketin doğrudan uğradığı zarar sebebiyle şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara karşı zarardan sorumludurlar. Ancak davacı, eldeki davayı tazminat talepli olarak açmamış, tespit talepli olarak açmıştır. Davacı, eldeki davada, davalı şirket yöneticisinin şirkete zarar verip vermediğinin, zara varsa kusurlu olup olmadığının ve zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespitini talep etmektedir. Tespit davaları genel olarak bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Hukuki ilişkiden maksat, bir kimse ile diğer bir kimse veya eşya arasında mevcut olan ve somut bir olaydan doğan hukuki ilişkidir. Buna karşılık, bir hukuki ilişki niteliğinde olmayıp maddi vakıadan ibaret olan ilişkilerin tespiti için açılan tespit davası dinlenmez. Ayrıca tespit davasında hukuki ilişkinin hemen tespitinde hukuki yararın bulunması da lazımdır. Bu durum, 6100 sayılı HMK'nın 106/2 maddesinde "Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır" şeklinde ifade edilmiştir. Hukuki ilişkinin mevcut olması tespit davası açmak için yeterli olmayıp, hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının mahkemece tespitinde davacının hukuki yararı bulunmalıdır. Hukuki yarar, hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının hemen tespitine ilişkin olmalıdır. Başka bir deyişle davacının hukuki korunma ihtiyacı güncel olmalıdır. Bu korunma ihtiyacı doğmadan (yani bu hukuki korunma ihtiyacının gelecekte duyulacağından bahisle) tespit davası açılamaz. Bir hukuki ilişkinin tespit edilmesinde hukuki yararın bulunduğunun kabul edilebilmesi için; davacının bir hakkının veya hukuki durumunun güncel (halihazır) bir tehlike ile tehdit edilmiş olması, bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olması ve bu hususun davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunması, tespit hükmünün de bu tehlikeyi kaldırmaya elverişli olması gereklidir. Kural olarak, gelecekteki yararlara veya zararlara dayanılarak tespit davası açılamayacağı gibi, eda davası açılması mümkün olan hallerde de tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Tespit davalarında hukuki ilişki ve hukuki yarar dava şartıdır. Hâkim, bir tespit davasında bu iki şartın da var olup olmadığını yargılamanın her safhasında re'sen göz önünde bulundurmakla görevlidir.Somut olayda da davacının, davalının sorumlu olup olmadığının, kusurunun bulunup bulunmadığının ve zararın niteliğinin tespitini talep etmekte hukuki yararının bulunmadığı, zira bu vakıaların sorumlu olduğunu iddia ettiği davalıya karşı TTK'nın 553.maddesi uyarınca açacağı bir eda davasında ileri sürebileceği nazara alındığında, hukuki yararının olmadığı kanaatine varılmış olup, mahkemece davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olmuştur.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmesi gerektiğinden, kararın kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilince ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri esasa ilişkin olup öncelikle dava şartının karara bağlanması gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-HMK'nın 114/1.h bendi gereğince hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle aynı Kanun'un 115/2. maddesi uyarınca davanın usulden reddine2-Alınması gereken 732,00 TL harcın, davacı yanca peşin yatırılan 54,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 677,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davacı yanca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansınlarından artan kısımların yatıran taraflara iadesine,6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, kara kesinleştikten sonra ve talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından 220,70 İstinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 86,00 TL istinaf posta gideri olmak üzere toplam 306,70 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,7-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 09.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.