Anahtar kelimeler: Tahtında Davaitirazın Revize Uzatılarak Finansal Kiralama Akdedildiğini Akdedilen Akdedilecek Yevmiye

T.C.
İSTANBUL14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:█████/2015KARAR TARİHİ
:█████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle
: Müvekkili ile dava dışı ... Ltd Şti arasında, 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu çerçevesinde ....Noterliği’nde düzenlenen 03.09.2008 tarih, ... yevmiye, ... sözleşme numaralı düzenleme şeklinde finansal kiralama sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin .... noterliğinin 04.11.2010 tarih ... yevmiye numarası ile revize edildiğini ve sadece mülkiyet devir tarihinin 07.09.2012 tarihinden 03.03.2014 tarihine kadar uzatılarak sözleşmenin diğer hükümlerinde değişiklik yapılmadığını, akdedilen ve akdedilecek finansal kiralama sözleşmelerinin teminatı tahtında davalı ipotek takibi borçlusu ... tarafından ipotek olarak verilen, "İstanbul ... ... Mh, .... Ada, ... pafta, 3 Parsel, ██████ arsa paylı, 1.kat 4 nolu mesken üzerine █████/2008 tarih ve ... yevmiye ile 150.000,00-TL 1. derece ve █████/2008 tarih ve 16246 yevmiye no ile 2. derece 120.000,00 USD ipotek ve diğer davalı ipotek-takibi borçlusu ... tarafından İstanbul ili ... ilçesi ... Mh. 44 ada 138 pafta, 57 parsel ██████ arsa paylı, 2.bodrum kat 1.bağımsız bölüm no'lu mesken üzerine █████/2008.tarih ve ... yevmiye no ile 1.derece 400.000,00-TL ve █████/2008 tarih ve ... yevmiye no ile 2.derece 250.000,00 TL ipotek tesis edildiğini, dava dışı finansal kiracı ... Ltd Şti ile müvekkilinin şirketi arasında akdedilen söz konusu finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan 12.02.2013 tarihi itibarı ile toplam 99.892,35 USD Kira borcu, 8.803,49 USD gecikme faizi bedeli, 4.748,08 USD sigorta, 1.049,44 TL masraf borçlarını ödemeyerek temerrüde düşüldüğünü ve dava dışı finansal kiracı ... Ltd Şti'ne dava dışı diğer borçlulara ve davalı ipotek takibi borçluları ... ve ...' ya ait Beşiktaş Noterliğinden 13.02.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname gönderilerek, borçların 60 gün içinde ödenmesi ve ödenmediği taktirde sözleşmenin feshedileceği, fesih durumunda teminatların paraya çevrileceğinin ihtar edildiğini, Fesih ihtarnamesi dava dışı ... LTD.ŞTİ’ne 15.02.2013 tarihinde, dava dışı ... SAN. VE TİC. LTD. STİ' ne 15.02.2013 tarihinde dava dışı ...'ya 15.02.2013 tarihinde, dava dışı ...'ya 15.02.2013 tarihinde, dava dışı ... 'e 15.02.2013 tarihinde, dava dışı ...’e 16.02.2013 tarihinde, dava dışı ...'e 15.02.2013 tarihinde, davalı ipotek takibi borçlusu ...'e 15.02.2013 tarihinde, davalı İpotek takibi borçlusu ...'ya 19.02.2013 tarihinde, tebliğ edildiğini, verilen kanuni süre içinde ihtarnamede belirtilen borç ödenmediğinden sözleşme feshedildiğini, sözleşmenin feshini takiben ilgililer aleyhine yasal işlemlerin yapılmasına başlanıldığını, ipotek borçlusu aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile 371.636,00 USD bedelle icra takibi yapıldığını, söz konusu ipotekler teminat ipoteği olduğundan, asıl borçlunun dava dışı ... LTD.ŞTİ. olduğu, itiraz eden davalılar ... ve ... " ipotekli taşınmazların maliki " olarak gözüktüklerinden teminat olarak ipotek tesis edilen taşınmazlarının satışı halinde de " ipotek limiti " dahilinde sorumlu olacaklarını, söz konusu ipoteklerin "müşterek ipotek " olmadığından birlikte takip yapılması zorunlu olmadığını, borçlu şirketin borçlarına teminat teşkil etmesi için birbirinden bağımsız olarak 3 ayrı kişi tarafından 3 ayrı taşınmaz üzerinde tesis edilmiş ipotekler söz konusu olduğundan, müvekkilinin alacağı nispetinde uygun bulduğu taşınmazı ipotek takibine konu edebileceğini, diğer taşınmazın İstanbul dışında olması sebebiyle ipotek veren ...'e ait taşınmazın da ayrıca takibe konu edildiği, ayrıca, taraflar arasında serbest irade ile kurulan sözleşmede, sözleşmenin ihlali ve sözleşmenin yürütülmesinin beklenmeyeceği hal olarak telakki edilecek durumlar, sözleşmede kararlaştırılabilir ve taraflardan biri bu hükümlere aykırı davranması durumunda diğer taraf sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebileceğini, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 31.maddesine göre; FKK md, 31/1'e göre "bir yıl içinde sözleşmede yer alan kira bedellerinden üçünü veya üst üste ikisini zamanında ödememesi nedeniyle ihtara muhatap olan kiracılarla yapılan sözleşmeler kiralayan tarafından feshedilebilir," F.K.K.md.31/ ll'ye göre; "Taraflardan birinin sözleşmeye aykırı harekette bulunduğu hallerde, bu aykırılık nedeniyle diğer tarafın sözleşmeyi devam ettirmesinin beklenemeyeceği durumlarda, sözleşme feshedilebilir". hükmüne amir olduğundan sözleşmenin fesih olduğunu ifade ederek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile İtirazın iptaline, davalı tarafın %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalılardan ... vekilinin davaya cevap dilekçesinde özetle: Finansal Kiralama Sözleşmesinin feshi ve TMK. 887. maddesi uyarınca keşide edilen ihtarnamenin, dava dışı kiracı şirkete ve davalı müvekkile geçerli şekilde tebliğ edildiğinin/tebliğ edilmiş sayıldığının kabulü mümkün olmayıp, dava dilekçesinde yer verilen tebliğ tarihlerine ilişkin açıklama ve beyanlar hukuken doğru ve geçerli olmayacağını .... Noterliği'nde akdedilen 03.09.2008 tarih ve ... yev. sayılı Finansal Kiralama Sözleşmesi Ek-1 Özel Şartlar incelendiğinde; dava dışı kiracının sözleşmeden kaynaklanan borçlarım teminatı olarak, 3 adet ipotek tesisi öngörüldüğünü Bunların; Birincisi, davacı müvekkili ... takip konusu taşınmazı üzerinde tesis edilen 120.000,00-USD bedelli ipotek; İkincisi; diğer davalı, ...'in takip konusu taşınmazı üzerinde tesis edilen 250.000,00-USD bedelli İpotek; üçüncüsü; takip ve dava dışı tutulan ...'e ait taşınmaz üzerinde tesis edilen 100.000,00-USD bedelli ipotek olduğu, Takip ve dava konusu borcun temini için verilen 3 ayrı kişiye taşınmazlar üzerinde 3 ayrı ipotek bulunduğunu, Davacının fesih beyanının ve ödeme istemi içerir .... Noterliği'nden keşide edilen 13.02.20013 tarih ve ... yev. sayılı ihtarnamesinde de borcun teminatı olarak bu 3 ipotek belirtildiğini, T.M.K. 873/3 maddesi uyarınca "Aynı alacak için birden çok taşınmazın rehnedilmiş olması halinde, rehnin paraya çevrilmesi istemi, taşınmazların tamamı hakkında yapılır". Davaya konu 3 ipoteğin aynı alacağa tesis edildiği dikkate alındığında T.M.K. 873/3 uyarınca birlikte takibe konu edilmesinin zorunlu olduğundan, borçtan sorumlu ipoteklerden birinin takip dışı tutulmasının takip hukukuna aykırı olacağını beyan etmiştir.Davalı ... vekilinin davaya cevap dilekçesinde özetle: Müvekkiline ait bağımsız bölümde davacı şirket lehine tesis edilmiş 2 adet üst sınır ipoteği olduğunu, 03.09.2008 tarihinde ... yevmiye numaralı 1.derece 400.000,00-TL ve 10.11.2008 tarihli ... yevmiye numaralı 2. derece 250.000,00USD bedelli üst sınır teminat ipoteği olduğu, 400.000-TL bedelli ipoteğe hem takip hem de dava dilekçesinde yer verildiğini, oysa tapu kaydında da hali hazırda görülen bu İpoteğin hukuken mevcut olmayıp geçerli olmadığı gibi davacı şirket kayıtlarında da yer almadığını, Borçtan şahsen sorumlu olmayan müvekkiline TMK'ın 887, M. Göre usulüne uygun ödeme emri yöneltilmediğinden davaya konu alacağın müvekkilinden talep edilemeyeceğini, tapu müdürlüğü resmi senedinde tebligat adresinin Resmi senet 18. maddesinde "... adresine yapılacak tebligatı kabul ve taahhüt ettiğini, Fesih ihtarnamesinin tebligatının resmi senedin 18. maddesinde yer alan adrese ve müvekkili mernis adresine yapılmadığını, tebligat yapılan adresin ... adresi olduğu ve bu adresin hiçbir tarihte müvekkili ile ilgili adres olmadığından tebligatın usulsüz ve geçersiz olduğundan aleyhe TMK'nın 887. Md.ne aykırı ikame edilen takip koşulundan yoksun davaya konu takibin İptali, dava koşulundan yoksun davanın reddi talep etmiştir.İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı 24.05.2018 tarihli ilk derece kararı ile, dosya kapsamında davacı tarafından keşide edilen iki ayrı ihtarname bulunduğu, takip talebine eklenen ... yevmiye numaralı ihtarnamenin asıl borçlunun sözleşmede belirtilen adresine tebliğe çıkarıldığı ancak bila ikmal iade edildiği, ihtarnamenin davalıların ipotek akit tablosunda belirtilen adresi dışında bir adrese çıkarıldığı ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, 4721 sayılı Kanunu'nun 887. maddesi uyarınca asıl borçluya ihtarname tebliğ edilememiş olması şeklindeki dava şartının gerçekleşmediği, davalılara yapılan tebligatın da geçersiz olduğu gerekçeleriyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.Davacı vekilinin istinaf başvurusu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 13.05.2022 tarihli, █████████ Esas - ████████ Karar sayılı ilamı ile esastan reddedilmiştir.Davacı vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11.01.2024 tarihli, █████████ Esas - ████████ Karar sayılı ilamı ile, 4721 sayılı Kanun'un 887. maddesi uyarınca hem asıl borçluya hem de ipotek borçlusu davalılara usulüne uygun olarak ödeme isteminde bulunulduğu, takipten önce alacağın muaccel kılındığı, 6361 sayılı Kanun'un 33. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince ihtarın sözleşmede belirtilen adrese ulaştığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı, asıl borçlu şirketin ticaret odası faaliyet belgesinde görünen adresine çıkarılan ihtar içerikli tebligatın da usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalı ...'nın mernis adresine ve davalı ...'in mernis adresine çıkarılan ihtar içerikli tebligatların 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre usulüne uygun olarak tebliğ edildiği belirtilerek, tarafların diğer iddia ve savunmaları doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın usulden reddi yönünde hüküm tesisi doğru görülmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.Bozma kararına uyularak yapılan yargılamada, tarafların diğer iddia ve savunmalarının değerlendirilebilmesini teminen üç ayrı bilirkişi raporu alınmış, taraf vekillerinin itirazları ve beyanları dosyaya alınmış, .... İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... Esas sayılı dosyaları celp edilmiş ve dosya hüküm vermeye elverişli hale gelmiştir.Dosyaya celp edilen deliller arasında, .... Noterliği'nde düzenlenen 03.09.2008 tarih, ... yevmiye, ... sözleşme numaralı düzenleme şeklinde finansal kiralama sözleşmesi ile .... Noterliği'nin 04.11.2010 tarih, ... yevmiye numaralı revize sözleşmesi, .... Noterliği'nin 13.02.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı fesih ihtarnamesi ile tebliğ şerhleri, ... 37. Noterliği'nin 24.11.2008 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi, davalılara ait taşınmazlar üzerinde tesis edilmiş ipoteklere ilişkin tapu kayıtları ve ipotek akit tablosu, davacı şirketin bilirkişi heyetince incelenen ticari defter ve kayıtları, ödeme planları, sigorta poliçeleri, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosya örneği ile .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... sayılı iptal ilamı, müzekkere cevapları ve alınan üç ayrı bilirkişi raporu bulunmaktadır. Dosya kapsamında taraflarca tanık dinletilmemiş olup, tanık delili bulunmamaktadır.Bilirkişi heyetince düzenlenen kök raporda yapılan tespitler ışığında; davacı şirket ile dava dışı kiracı arasında 03.09.2008 tarihli finansal kiralama sözleşmesinin akdedildiği, sözleşmenin .... Noterliği'nin 04.11.2010 tarihli ek düzenleme tadilat sözleşmesi ile mülkiyet devir tarihinin 03.03.2014 tarihine kadar uzatıldığı, sözleşmenin diğer hükümlerinde değişiklik yapılmadığı saptanmıştır. Davacı şirketin .... Noterliği'nden keşide ettiği 13.02.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile dava dışı kiracı şirkete ve ipotek borçluları ile diğer kefillere ihtar gönderildiği, 60 günlük süre içerisinde borcun ödenmemesi nedeniyle sözleşmenin 17.04.2013 tarihinde feshedildiği bilirkişi tarafından tespit edilmiştir.Kök raporun hesap incelemeleri bölümünde belirtildiği üzere, bilirkişi heyeti davacı şirketin yasal ticari defter kayıtları üzerinde inceleme yaparak, sözleşmenin feshinin hukuken gerçekleştiği 17.04.2013 tarihinde ihtarname tarihinden 60+3 günlük sürenin hitam bulduğunu, fesih tarihinden sonraki dönem için sözleşmenin 18. maddesinde öngörülen yıllık %20 oranı üzerinden temerrüt faizinin hesaplanması gerektiğini belirtmiştir. Davacı tarafça takip talebinde gösterilen 28.708,00 USD tutarındaki sigorta alacağının davacının ticari defter kayıtlarında 25.12.2014 takip tarihi itibariyle 8.807,74 USD olarak yer aldığı, aradaki 19.900,24 USD'lik farkın davacı tarafın ticari defterlerinde karşılık ayırma tarihinden sonraki işlem tutarlarından oluştuğu açıklanmıştır. Bilirkişi heyeti 13.867,00 USD tutarındaki KDV alacağı yönünden, Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 2 ve 4. maddeleri gereği KDV'nin tahakkuk etmesi için bir alacağın mal satışı veya hizmet ifasından kaynaklandığının fatura ile belgelenmesi gerektiği, sözleşme fesih tarihinden sonra davacı şirket tarafından dava dışı şirkete kira bedelleri için fatura düzenlenmediği, faturada şekli olarak KDV'nin gösterilmesi gerektiği ve KDV beyan edilmediğinden vergiyi doğuran olayın gerçekleşmediği gerekçesiyle 13.867,00 USD KDV'nin bu aşamada talep edilmesinin uygun olmadığı kanaatine varmıştır.Kök raporda kiralama konusu mallardan dava dışı kiracıya ait olup iade edilen 1 adet ... marka APD 90 tipi jeneratörün 13.847,00 USD bedelle kiralanmış olup, davacı şirket beyanı doğrultusunda 14.02.2014 tarihinde 4.000,00 USD bedelle satıldığı ve satış bedelinin takip öncesi dava dışı kiracının borcundan mahsup edildiği, bunun haricindeki kiralama konusu malların davacı şirket beyanına göre satışının gerçekleşmediği tespit edilmiştir. Bilirkişi heyetinin yapmış olduğu hesaplama sonucunda, davacı şirketin asıl borçlu şirket ile ipotek borçluları aleyhine başlatmış olduğu .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyada 25.12.2014 takip tarihi itibariyle 337.893,65 USD ve 12.714,78 TL alacak tutarına sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Söz konusu USD alacağı; 237.415,83 USD asıl alacak (241.415,83 USD'den 4.000,00 USD ekipman satışı tenzili düşülerek), 0,00 USD KDV, 21.104,77 USD gecikme faizi, 70.565,31 USD temerrüt faizi ve 8.807,74 USD sigorta alacağı toplamından, TL alacağı ise 341,87 TL sigorta ve 12.372,91 TL masraftan oluşmaktadır.Kök raporda ipoteklerin niteliği yönünden, davacı şirket lehine tesis edilen ipoteklerin teminat ipoteği niteliğinde olduğu, davalıların kendi taşınmazları üzerindeki ipotek limiti dahilinde davacıya karşı sorumlu olacakları belirtilmiş, sözleşmenin 53. maddesi gereği davacı şirketin defter kayıtlarının taraflar arasındaki uyuşmazlığın kesin delili niteliğinde olduğu vurgulanmıştır.Birinci ek bilirkişi raporunda, kök rapora yönelik taraf itirazları değerlendirilmiş ve sigorta alacağı yönünden davacı tarafça talep edilen 28.708,00 USD ile bilirkişi heyetince belirlenen 8.807,74 USD arasındaki 19.900,24 USD'lik farkın, davacının ticari defterlerinde karşılık ayırma tarihinden sonraki işlem tutarlarından oluştuğu yönündeki tespit korunmuş; KDV alacağı yönünden kök rapordaki değerlendirme aynen muhafaza edilmiştir. Birinci ek rapor ile ekipman satışı tenzili, faiz hesabı ve diğer kalemler bakımından da kök rapordaki tespitlere uyum sağlanmış ve değişiklik yapılmamıştır.Mahkememizin 09.10.2025 tarihli ara kararı kapsamında .... İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... Esas sayılı dosyalarından gelen yazı ve tahsilat bilgileri ile davalı ... tarafından ileri sürülen 400.000,00 TL bedelli 1. derece ipoteğin fekki anlaşması iddiasının irdelenmesini teminen alınan ikinci ek bilirkişi raporunda, .... İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... Esas sayılı dosyalarından gelen yazılarda söz konusu dosyalardan herhangi bir tahsilat yapılmadığının belirtildiği ve bu nedenle dava konusu alacaktan mahsup edilecek bir tutarın söz konusu olmadığı tespit edilmiştir.İkinci ek bilirkişi raporunun hukuki değerlendirme bölümünde, davalı ...'in maliki olduğu taşınmaz üzerinde tesisli 03.09.2008 tarih ve ... yevmiye numaralı 400.000,00 TL bedelli 1. derece ipoteğin tarafların anlaşmasıyla sona erdirilip erdirilmediğine yönelik inceleme yapılmıştır. Bu inceleme kapsamında, dava dosyasında bulunan ... 37. Noterliği'nin 24.11.2008 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile davacı şirketin ...'ya İstanbul İli ... İlçesi ... Mahallesi 44 ada 57 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 03.09.2008 tarih ve ... yevmiye numaralı 400.000 YTL bedelli 1. derece ipoteği fekketme, ipotek fekklerini ilgili tapu dairelerinde tescil ettirme, tapuda takrir alma ve ipotek fekki ile ilgili bilcümle işlemleri ifa etme yetkisi verdiği görülmüştür. Davacının .... Noterliği'nin 13.02.2013 tarih ve 5001 yevmiye numaralı fesih ihtarnamesinde ...'in maliki bulunduğu taşınmaz üzerinde 250.000,00 USD'lik ipotek bulunduğunun belirtildiği, ancak 400.000,00 TL'lik 1. derece ipotekten söz edilmediği saptanmıştır.İkinci ek bilirkişi raporunda bu olgulardan yola çıkılarak, davacının tacir olduğu, bir anlaşma olmaksızın ipoteği fek yetkisi veren vekaletnameyi düzenletmeyeceği, söz konusu TL cinsinden ipoteğin davacının ticari defter ve kayıtlarında görülmemesi de dikkate alındığında bu olguların davalının savunmasını desteklediği; bilirkişinin bağlayıcı olmayan görüşünün, 400.000,00 TL üzerinden kurulan ipoteğin tarafların anlaşmasıyla sonlandırılmış olabileceği yönünde olduğu, nihai takdirin bütünüyle sayın mahkemeye ait bulunduğu beyan edilmiştir.İkinci ek bilirkişi raporunun sonuç bölümünde, taraflara ait beyan ve belgelerin yeniden değerlendirilmesi neticesinde davacı şirketin talep edebileceği tutarın 337.893,65 USD ve 12.714,78 TL olarak korunduğu, ancak 400.000,00 TL üzerinden kurulan ipotek hariç davacı lehine tesis edilen diğer ipoteklerin geçerliliğini koruduğu sonuç ve kanaatine varıldığı ifade edilmiştir.Davacı vekilinin ikinci ek bilirkişi raporuna karşı sunduğu beyan ve itiraz dilekçesinde, bilirkişi heyetince sigorta alacağı yönünden hesaplama dışında bırakılan 19.900,24 USD'lik tutarın muhasebe kayıtlarına ilişkin dökümleri ile ödeme planları sunularak, söz konusu tutarın 19.09.2013 tarihinde davacı şirketin defterlerine "fesih-sigorta toplam risk / öpl. feshi muh. kaydı" açıklaması ile işlendiği, dolayısıyla 25.12.2014 takip tarihinden önce davacı kayıtlarına intikal etmiş bir alacak olduğu ileri sürülmüştür. Davacı vekili ayrıca 13.867,00 USD tutarındaki KDV alacağının da alacağa dahil edilmesi gerektiğini, KDV'nin yalnızca tahsil aşamasında faturalandırılabildiğini, alacak tahsil edildiğinde KDV'nin de davacı tarafından Hazine'ye ödeneceğini, dolayısıyla bilirkişinin KDV'yi sıfır olarak göstermesinin yerinde olmadığını ifade etmiştir. Davacı vekili 400.000,00 TL bedelli ipoteğin geçerliliğini sürdürdüğünü, alacak devam ettiği sürece ipotek hakkının da devam edeceğini, tapuda terkin edilmemiş olan ipoteğin hükümsüz sayılamayacağını ileri sürmüştür.Davalı ... vekilinin ikinci ek bilirkişi raporuna karşı sunduğu beyan ve itiraz dilekçesinde, kök rapor ile birinci ek rapora yönelik itirazlarının bir kısmının ikinci ek rapor ile yerinde görülerek hesaplamaların lehe revize edildiği, ancak ...'nın maaşından yapıldığı iddia edilen kesintilerin akıbeti yönünden eksik incelemenin sürdürüldüğü, icra müdürlüğünden gelen "dosyaya yatırılan tahsilat olmadığı" yönündeki yazıların yetersiz olduğu, davacı şirket kayıtlarının yerinde incelenmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Davalı vekili ayrıca 400.000,00 TL bedelli ipoteğin hukuken hükümsüz olduğuna ilişkin savunmalarını yinelemiş; usulsüz tebliğ, hatalı temerrüt tarihi, bileşik faiz (faize faiz) yasağı ve fahiş faiz oranlarına ilişkin itirazlarını tekrarlayarak davanın müvekkili yönünden reddini talep etmiştir.Dava, davacı ile dava dışı kiracı şirket arasında akdedilen finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan kira alacağının tahsili için, dava dışı kiracı ile birlikte ipotek borçluları davalılar hakkında başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibinde davalıların vaki itirazlarının iptali ve takibin devamı ile %20 oranında icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.Davanın bozma sonrası safhasında, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11.01.2024 tarih, █████████ Esas - ████████ Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, takipten önce alacağın muaccel kılındığı ve hem asıl borçluya hem de ipotek borçlusu davalılara usulüne uygun ödeme isteminde bulunulduğu hususu artık kesinleşmiş ve uyuşmazlık dışında kalmıştır. Bu safhada uyuşmazlığın odağı; takibe konu alacak kalemlerinin miktarı ve hukuki niteliği, faizin hesaplanma şekli ve faize faiz yasağının uygulanabilirliği, davalı ...'in maliki olduğu taşınmaz üzerindeki 400.000,00 TL bedelli 1. derece ipoteğin geçerliliğini koruyup korumadığı, davalıların ipotek borçlusu sıfatıyla sahip oldukları sorumluluk sınırı, asıl borçtan yapılmış mahsup edilebilecek tahsilatların bulunup bulunmadığı ve icra inkar tazminatı talebinin koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktalarında toplanmaktadır.Davacı ile dava dışı ... Limited Şirketi arasında, 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu çerçevesinde .... Noterliği'nde düzenlenen 03.09.2008 tarih, ... yevmiye, ... sözleşme numaralı düzenleme şeklinde finansal kiralama sözleşmesinin akdedildiği, sözleşmenin .... Noterliği'nin 04.11.2010 tarih, ... yevmiye numarası ile revize edildiği, davalı ...'in maliki olduğu ..., ... Mahallesi, 44 ada 57 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 03.09.2008 tarih ve ... yevmiye numarası ile 400.000,00 TL bedelli 1. derece ile 10.11.2008 tarih ve ... yevmiye numarası ile 250.000,00 USD bedelli 2. derece ipotek tesis edildiği, davalı ...'nın maliki olduğu ..., ... Mahallesi, ... ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 02.09.2008 tarih ve ... yevmiye numarası ile 150.000,00 TL bedelli 1. derece ile 06.11.2008 tarih ve ... yevmiye numarası ile 120.000,00 USD bedelli 2. derece ipotek tesis edildiği, davacı tarafından .... Noterliği'nin 13.02.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı fesih ihtarnamesinin keşide edildiği, davacı tarafından .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından 25.12.2014 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibinin başlatıldığı, dava dışı asıl borçluya ve davalı ipotek borçlularına Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin bozma kararında ayrıntılı olarak ortaya konulduğu üzere usulüne uygun olarak ödeme isteminde bulunulduğu ve alacağın takipten önce muaccel kılındığı hususları taraflar arasında çekişmesiz olarak sabittir.Taraflar arasındaki çekişme; takibe konu alacak kalemlerinin miktarı (özellikle asıl alacak, KDV, sigorta alacağı, gecikme faizi, temerrüt faizi ile TL bazındaki sigorta ve masraf kalemleri), faizin hangi tutar üzerinden ve nasıl işleyeceği, ...'in taşınmazı üzerindeki 400.000,00 TL bedelli 1. derece ipoteğin geçerliliği, asıl borçtan yapılmış olduğu iddia edilen tahsilatlar (özellikle ...'nın maaşına konulan haciz suretiyle yapıldığı iddia edilen tahsilatlar), aynı taraflar arasında derdest başka bir takibin bulunup bulunmadığı ve davacının icra inkar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı noktalarında toplanmaktadır.Bu çekişmeli vakıaların aydınlatılmasını teminen mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, üç ayrı bilirkişi raporu alınmış, davacı şirketin ödeme planları ve sigorta poliçeleri incelenmiş, davalı ...'in maliki olduğu taşınmaz üzerindeki ipoteğin fekki için davacı tarafından düzenletilen ... 37. Noterliği'nin 24.11.2008 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile 13.02.2013 tarihli fesih ihtarnamesinin içeriği değerlendirilmiş, .... İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... Esas sayılı dosyaları celp edilerek tahsilat ve kapak hesabı bilgileri istenmiş, taraf vekillerinin itiraz ve beyanları dosyaya alınmış, finansal kiralama sözleşmesinin temerrüt ve faizi düzenleyen hükümleri ile takibe dayanak ödeme emrinin içeriği incelenmiştir.Mahkememizin önceki ilk derece kararı, davanın usulden reddi yönünde olmuş; Bölge Adliye Mahkemesi'nin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11.01.2024 tarih, █████████ Esas - ████████ Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma kararında, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 33. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesinin yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla finansal kiralama şirketine bildirilmesi hâlinde sonuç doğuracağı, yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi hâlinde ihtarnamenin sözleşmede belirtilen adrese ulaştığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı, somut uyuşmazlıkta asıl borçlu şirketin sözleşmedeki adresine çıkarılan ihtarın bila ikmal döndüğü ancak ticaret odası faaliyet belgesinde görünen adrese çıkarılan ihtarın usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalı ...'nın ve davalı ...'in mernis adreslerine çıkarılan ihtar içerikli tebligatların 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, bu çerçevede 4721 sayılı Kanun'un 887. maddesi uyarınca hem asıl borçluya hem de ipotek borçlusu davalılara usulüne uygun olarak ödeme isteminde bulunulduğu, takipten önce alacağın muaccel kılındığı belirtilerek, tarafların diğer iddia ve savunmaları doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Mahkememiz bozma ilamına uymuş ve bozma kapsamındaki direktif doğrultusunda esas yönünden incelemeye geçmiştir. Bu çerçevede, takipten önce alacağın muaccel kılındığı ve davalılara usulüne uygun ödeme isteminde bulunulduğu hususları artık kesinleşmiş olup, davalı vekillerinin usulsüz tebligat ve TMK m. 887 uyarınca dava şartının gerçekleşmediği yönündeki cevap dilekçelerinde ileri sürdükleri itirazları, Yargıtay bozma ilamı kapsamında çözüme kavuşturulmuş sayıldığından, mahkememizce esas yönünden ayrıca tartışma konusu yapılmamıştır.Davacı ile dava dışı asıl borçlu arasında akdedilen 03.09.2008 tarihli sözleşme, 3226 sayılı (mülga) Finansal Kiralama Kanunu (sonradan yürürlüğe giren 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu) kapsamında düzenlenmiş bir finansal kiralama sözleşmesi niteliğindedir. Davalılar, söz konusu sözleşmenin tarafı olmayıp; kiracının sözleşmeden kaynaklanan borçlarının teminatı olarak, kendi malik bulundukları taşınmazlar üzerinde davacı lehine ipotek tesis etmiş üçüncü şahıs konumundadırlar. Bu durum, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından düzenlenen 25.12.2014 tarihli ödeme emrinin yedinci bölümünde de açıkça belirtilmiş olup; davalılar "rehnedilenin üçüncü şahıs tarafından verilmiş veya mülkiyeti üçüncü şahsa geçmiş" başlığı altında, ipotek veren üçüncü şahıs sıfatıyla gösterilmişlerdir.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 887. maddesi uyarınca, ipotekli taşınmazın maliki borçtan şahsen sorumlu değilse, alacaklının ödeme isteminin ona karşı etkili olması, bu istemin hem borçluya hem de kendisine karşı yapılmış olmasına bağlıdır. Bu hüküm çerçevesinde davalılar, asıl borç ilişkisinden şahsen sorumlu olmayıp, yalnızca kendi taşınmazları üzerindeki ipotek limitleri dahilinde davacıya karşı sorumludurlar. Davacı tarafından dava dilekçesinde de ipoteklerin teminat ipoteği niteliğinde olduğu ve davalıların ipotek limiti dahilinde sorumlu bulundukları açıkça beyan edilmiştir. Davacının bu beyanı ve TMK m. 881 hükmü göz önüne alındığında, davalıların sorumluluğunun her bir taşınmaz üzerinde tesisli ipoteklerin limit bedelleri ile sınırlı olduğu sonucuna varılmıştır..... Noterliği'nin 13.02.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı fesih ihtarnamesi ile davacı tarafından dava dışı kiracıya, kefillere ve davalı ipotek borçlularına ihtar gönderilmiş; ihtarname tebliğinden itibaren 60 günlük süre içerisinde borcun ödenmemesi halinde sözleşmenin feshedileceği ve teminatların paraya çevrileceği bildirilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin bozma ilamında belirtildiği üzere ihtarname asıl borçluya ve davalılara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş; verilen sürede borç ödenmediğinden sözleşme bilirkişi heyetinin kök raporundaki tespiti doğrultusunda 17.04.2013 tarihinde sona ermiştir. Bu tarih itibariyle, finansal kiralama sözleşmesinin muacceliyet hükümlerini düzenleyen 44. maddesi gereği fesih nedeniyle muaccel hale gelen kira bedelleri yönünden tüm alacak muaccel sayılmıştır.İcra takibinin 25.12.2014 tarihinde başlatıldığı, ödeme emrinde davacı tarafça toplam 371.636,00 USD ile 22.851,00 TL alacağın talep edildiği görülmektedir. Davacı tarafından talep edilen söz konusu alacak kalemleri; 237.416,00 USD asıl alacak, 13.867,00 USD KDV, 21.105,00 USD gecikme faizi, 70.540,00 USD temerrüt faizi, 28.708,00 USD sigorta alacağı toplamından oluşan USD alacağı ile 649,00 TL sigorta alacağı ve 22.202,00 TL masraf toplamından oluşan TL alacağı şeklinde tasnif edilmiştir. Mahkememizce her bir alacak kalemi, bilirkişi raporları, dosyaya sunulan deliller, taraf itirazları ve hukuki dayanaklar çerçevesinde aşağıda ayrı ayrı değerlendirilmiştir.Davacı tarafından icra takibinde talep edilen 237.416,00 USD asıl alacak yönünden, bilirkişi heyetince davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda 241.415,83 USD tutarında kira asıl alacağı tespit edilmiştir. Bilirkişi raporlarında, kiralama konusu mallardan dava dışı kiracıya ait olup iade edilen 1 adet ... marka APD 90 tipi jeneratörün 13.847,00 USD bedelle kiralanmış olduğu, davacı şirket beyanı doğrultusunda 14.02.2014 tarihinde 4.000,00 USD bedelle satıldığı ve satış bedelinin takip öncesi dava dışı kiracının borcundan mahsup edildiği saptanmıştır. Bilirkişi tespiti çerçevesinde 4.000,00 USD ekipman satış bedeli asıl alacaktan tenzil edilerek 237.415,83 USD asıl alacak tespit edilmiştir.Davalı ... vekili tarafından ekipman satış bedelinin güncel piyasa değerini yansıtıp yansıtmadığının tartışmalı olduğu ileri sürülmüş ise de, davalı tarafça söz konusu jeneratörün satış tarihindeki gerçek piyasa değerine ilişkin somut ve denetlenebilir delil ibraz edilmemiş, ayrıca davacı tarafça söz konusu tenzile karşı bir itiraz ileri sürülmemiştir. Davacı tarafça takipte talep edilen 237.416,00 USD asıl alacak ile bilirkişi tespiti olan 237.415,83 USD arasında yalnızca 0,17 USD'lik bir fark bulunmakta olup, davacı vekilince ikinci ek bilirkişi raporuna karşı sunulan itiraz dilekçesinde bilirkişice belirlenen asıl alacak rakamı zımnen kabul edilmiştir. Bu bağlamda asıl alacak miktarının 237.415,83 USD olarak kabulü uygun görülmüştür.Bilirkişi heyetince Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 2 ve 4. maddeleri çerçevesinde KDV'nin tahakkuk etmesi için bir alacağın mal satışı veya hizmet ifasından kaynaklandığının fatura ile belgelenmesi gerektiği, sözleşme fesih tarihinden sonra davacı şirket tarafından dava dışı kiracıya kira bedelleri için fatura düzenlenmediği, KDV beyan edilmediğinden vergiyi doğuran olayın gerçekleşmediği gerekçesiyle 13.867,00 USD tutarındaki KDV alacağı sıfır olarak tespit edilmiştir.Ne var ki, bilirkişi heyetinin bu tespiti, KDV'nin Hazine'ye karşı tahakkuk ve beyan edilme yükümlüğü ile alacaklı-borçlu arasındaki finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan KDV'li kira alacağının talep edilebilirliğini birbirine karıştıran bir yaklaşımdır. Finansal kiralama sözleşmesinde kira bedelinin tahakkuk ve ödeme planları KDV dahil tutarlar üzerinden belirlendiğinden, kiracının davacıya karşı borçlandığı miktar KDV'yi de kapsamaktadır. KDV'nin Hazine'ye beyan ve ödeme yükümlüğünün tahsil aşamasında doğacak olması, davacının kiracıya karşı sahip olduğu alacağın bu kalemini ortadan kaldırmaz. Davacı tarafından tahsil gerçekleştiğinde 13.867,00 USD tutarındaki KDV'nin Hazine'ye ödeneceği, dolayısıyla bu tutarın davacının asıl alacağının ayrılmaz bir bileşeni olarak takipte talep edilmesi mümkündür. Bu itibarla bilirkişi raporundaki KDV alacağının sıfır olarak tespiti, alacağın hukuki niteliğine uygun bulunmamış olup mahkememizce bu yön bilirkişi raporundan ayrılarak takipte talep edilen 13.867,00 USD KDV alacağının kabulü uygun görülmüştür.Davacı tarafından icra takibinde 28.708,00 USD olarak talep edilen sigorta alacağı yönünden, bilirkişi heyetince davacının 25.12.2014 takip tarihi itibariyle ticari defter kayıtlarında 8.807,74 USD tutarında sigorta alacağı görüldüğü, kalan 19.900,24 USD'nin ise davacının ticari defterlerinde karşılık ayırma tarihinden sonraki işlem tutarlarından oluştuğu gerekçesiyle dikkate alınmadığı belirtilmiştir.Davacı vekilince ikinci ek bilirkişi raporuna karşı sunulan itiraz dilekçesi ekinde, davacının ticari defterlerine ilişkin muhasebe kayıtları ile sözleşmeye konu sigorta primlerinin ödeme planları sunulmuş; söz konusu 19.900,24 USD'lik tutarın 19.09.2013 tarihinde "fesih-sigorta toplam risk / öpl. feshi muh. kaydı" açıklaması ile davacının defterlerine işlendiği, dört ayrı kayıt halinde (9.500,25 USD + 60,59 USD + 843,27 USD + 9.496,13 USD) muhasebeleştirildiği ortaya konulmuştur. Mahkememizce ödeme planları üzerinde yapılan incelemede, söz konusu 19.900,24 USD'lik tutara karşılık gelen sigorta primlerinin taksitlerinin tamamının 25.12.2014 takip tarihinden önce vadesinin gelmiş olduğu anlaşılmıştır.Bu çerçevede, bilirkişi heyetinin "karşılık ayırma tarihinden sonraki işlem tutarları" gerekçesiyle 19.900,24 USD'yi hesaplama dışında bırakması, muhasebe kayıtlarının fiili tarihi (19.09.2013) ile bilirkişinin esas aldığı kavramsal "karşılık ayırma" anı arasındaki tutarsızlık nedeniyle yerinde görülmemiştir. Söz konusu tutarın davacı defterlerine fiilen 19.09.2013 tarihinde, yani takip tarihinden yaklaşık on beş ay önce işlenmiş olması; bu tutarı oluşturan sigorta primlerinin taksit vade tarihlerinin tamamının takipten önce gelmiş bulunması; ayrıca finansal kiralama sözleşmesinin 44. maddesinin fesih halinde muacceliyet hükmünü yalnızca kira bedelleri için öngörmesi, sigorta primleri yönünden ise muacceliyet şartı getirmemiş olması karşısında, söz konusu 19.900,24 USD tutarındaki sigorta alacağının takip tarihi itibariyle muaccel ve talep edilebilir nitelikte olduğu kabul edilmiştir.Buna karşın bilirkişice kabul edilen 8.807,74 USD tutarının, davacı defterlerinde takip tarihinde kayıtlı bulunmakla birlikte, dayandığı sigorta primi taksitlerinden takip öncesi vadesi gelenlerin zaten ödenmiş olduğu, kalan kısmının ise takip tarihinde henüz vadesi gelmemiş bulunduğu anlaşılmıştır. Sözleşmenin 44. maddesinde sigorta primleri için muacceliyet öngörülmediği dikkate alındığında, takip tarihinde vadesi gelmemiş sigorta primlerinin takipte talep edilmesi hukuken mümkün değildir. Bu nedenle bilirkişice tespit edilen 8.807,74 USD tutarı yerine, davacı defterlerinde 19.09.2013 tarihinde işlenmiş ve takip öncesi vadesi gelmiş 19.900,24 USD'lik sigorta alacağının takipte talep edilebilir kısım olarak esas alınması uygun görülmüştür.Davacının takipte talep ettiği 28.708,00 USD ile kabul edilen 19.900,24 USD arasındaki 8.807,76 USD'lik farkın ise, takip tarihinde vadesi gelmemiş veya muaccel olmayan sigorta primi kalemlerinden oluştuğu anlaşıldığından bu kısım yönünden talebin reddine karar vermek gerekmiştir.İcra takibinde davacı tarafça 21.105,00 USD olarak talep edilen ve ödeme emrinde "gecikme faizi" başlığı altında gösterilen kalem yönünden, bilirkişi heyetince davalı tarafın 30.05.2012 tarihli kira bedelinden başlamak üzere vadesi geçmiş kira taksitleri için 21.104,77 USD tutarında gecikme faizi hesaplanmıştır. Bilirkişi heyeti söz konusu hesabı, finansal kiralama sözleşmesinin 18. maddesinde öngörülen yıllık %20 oranı üzerinden gerçekleştirmiştir.Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davacı tarafça takip talebinde "gecikme faizi" ve "temerrüt faizi" başlıkları altında iki ayrı kalem gösterilmiş ise de, finansal kiralama sözleşmesinin 17, 18 ve 19. maddelerinde yalnızca "temerrüt faizi" düzenlenmiş olup ayrıca bir akdi faiz veya gecikme cezası tanımlanmamıştır. Sözleşmenin 17. maddesi kiracının ödeme planında belirtilen vadelerden herhangi birine uymadığı takdirde mütemerrit olacağını, temerrüt tarihinden itibaren 18. maddede belirtilen oran üzerinden temerrüt faizi ödeyeceğini düzenlemekte; 18. maddesi yabancı para işlemlerde %20 oranında temerrüt faizi öngörmekte; 19. maddesi ise yabancı para alacaklarında temerrüt faizinin TL'ye çevrim mekanizmasını düzenlemektedir. Görüldüğü üzere sözleşme, vade tarihinden itibaren işleyecek tek bir faiz türü öngörmüş ve bunu temerrüt faizi olarak adlandırmıştır. Bu çerçevede, ödeme emrinde "gecikme faizi" başlığı altında gösterilen 21.104,77 USD'lik kalem, esasında bilirkişi hesabında da görüldüğü üzere, fesih öncesi vadesi gelmiş kira taksitlerine, kendi vade tarihlerinden itibaren sözleşmenin 18. maddesi gereği işlemiş olan %20 oranındaki temerrüt faizidir.Vade tarihinin sözleşmede kararlaştırılmış bulunduğu durumlarda, TBK m. 117/2 uyarınca temerrüt vade tarihinde kendiliğinden doğmakta olup ayrıca ihtara gerek bulunmamaktadır. Davacı tarafından gönderilen 13.02.2013 tarihli fesih ihtarnamesindeki 60 günlük süre ise, 6361 sayılı Kanun'un 33. maddesi (ve önceki düzenlemede 3226 sayılı Kanun'un 23. maddesi) çerçevesinde fesih hakkının kullanılması için yasal koşulu yerine getirmek amacı taşımakta olup, halihazırda vade tarihinde doğmuş bulunan temerrüdü ortadan kaldırmamakta ve bu süre içinde temerrüt faizinin işlemesini engellememektedir. Bu çerçevede 21.104,77 USD'lik kalem, gecikme cezası niteliğinde bağımsız bir kalem olmayıp, sözleşmenin 18. maddesi gereği vade tarihlerinden itibaren işlemiş temerrüt faizidir.Davacı tarafça talep edilen 21.105,00 USD ile bilirkişice tespit edilen 21.104,77 USD arasındaki 0,23 USD'lik fark yönünden talebin reddine, 21.104,77 USD'lik kısmın kabulüne karar vermek gerekmiştir.İcra takibinde 70.540,00 USD olarak talep edilen temerrüt faizi yönünden, bilirkişi heyetince sözleşmenin 18. maddesi uyarınca yıllık %20 oranı üzerinden, davacı defterlerinde karşılık ayırma tarihi olan 08.07.2013 tarihinden takip tarihi olan 25.12.2014 tarihine kadar geçen süre için 70.565,31 USD temerrüt faizi hesaplanmıştır. Söz konusu kalem, fesih nedeniyle muaccel hale gelen tüm alacaklara, fesih sonrası dönem için işleyen temerrüt faizini ifade etmektedir.Bilirkişice tespit edilen 70.565,31 USD tutarı, davacı tarafça takipte talep edilen 70.540,00 USD'yi 25,31 USD aşmaktadır. HMK m. 26 (taleple bağlılık ilkesi) uyarınca mahkeme, talepten fazlasına hükmedemez. Bu çerçevede temerrüt faizi yönünden takipte talep edilen 70.540,00 USD'nin tamamının kabulüne karar vermek gerekmiştir.İcra takibinde 649,00 TL olarak talep edilen sigorta alacağı ile 22.202,00 TL olarak talep edilen masraf yönünden, bilirkişi heyetince davacının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede 25.12.2014 takip tarihi itibariyle sigorta alacağının 341,87 TL, masrafın ise 12.372,91 TL olduğu tespit edilmiştir.Davacı tacirin kendi defter kayıtlarında 25.12.2014 takip tarihi itibariyle kayıtlı görünen TL bazındaki sigorta alacağı ve masraf miktarları tacir olan davacı aleyhine kesin delil niteliğindedir. Davacı tarafça ikinci ek bilirkişi raporuna karşı sunulan itiraz dilekçesinde bu kalemlere yönelik herhangi bir itiraz ileri sürülmemiş olup, davacı bilirkişi tespitlerini bu yönden zımnen kabul etmiştir. Bu itibarla TL bazındaki sigorta alacağı yönünden 341,87 TL'nin, masraf yönünden ise 12.372,91 TL'nin kabulüne; takipte talep edilen 649,00 TL'den 307,13 TL'lik farkın ve 22.202,00 TL'den 9.829,09 TL'lik farkın reddine karar vermek gerekmiştir.Yukarıda tespit edilen alacak kalemleri çerçevesinde, davacının takipten sonraki dönem için faiz talep ettiği görülmekte olup, ödeme emrinde 371.636,00 USD'nin tamamına yıllık %20 ve 22.851,00 TL'nin tamamına yıllık %23,75 oranında faiz işletilmesi talep edilmiştir. Ne var ki, ödeme emrinde gösterilen 371.636,00 USD toplam içinde, fesih öncesi dönem temerrüt faizi olarak 21.104,77 USD ve fesih sonrası dönem temerrüt faizi olarak 70.540,00 USD bulunmaktadır. Söz konusu iki kalem de yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, niteliği itibariyle sözleşmenin 18. maddesi gereği işlemiş temerrüt faizi niteliğindedir. Bu kalemler, davacının bağımsız alacağı olmayıp, asıl alacağa bağlı olarak takipten önceki dönem için tahakkuk eden işlemiş faiz tutarlarıdır.Türk Borçlar Kanunu'nun 121. maddesinin ikinci fıkrası açık hükmü ile temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi yürütülmesi yasaklanmıştır. Bu emredici hüküm karşısında, 91.644,77 USD tutarındaki takipten önce işlemiş temerrüt faizleri (21.104,77 + 70.540,00) üzerinden takip sonrası dönem için ayrıca faiz işletilmesi mümkün değildir. Davacı tarafça takipte talep edilmiş olsa dahi, hukuka aykırı olan bu talep yönünden ödeme emrindeki ifadenin sınırlandırılması zorunluluktur.Bu çerçevede, takip tarihinden itibaren faiz yalnızca asıl alacak niteliğindeki kalemler üzerinden, yani 237.415,83 USD asıl alacak, 13.867,00 USD KDV ve 19.900,24 USD sigorta alacağı toplamı olan 271.183,07 USD üzerinden işletilecek; TL bazında ise 341,87 TL sigorta ile 12.372,91 TL masraf toplamı olan 12.714,78 TL üzerinden faiz işletilecektir. Faiz oranı yönünden, finansal kiralama sözleşmesinin 18. maddesi yabancı para alacakları için yıllık %20, TL alacakları için ... Bankası'nın 3 aylık TL mevduata uyguladığı faizin 2,5 katı oranını öngörmüş olup; sözleşme taraflarının tacir olması nedeniyle TBK m. 88/2 ile 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca bu oranların serbestçe kararlaştırılması hukuken mümkündür. Davacı tarafından ödeme emrinde TL alacak için talep edilen %23,75 oranı, HMK m. 26 uyarınca taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde tavan oluşturmaktadır. Bu çerçevede TL alacak yönünden işleyecek faiz, sözleşmenin 18. maddesi gereği ... Bankası'nın 3 aylık TL mevduat faizinin 2,5 katı oranında, ancak yıllık %23,75 oranını geçmemek üzere belirlenecektir.Davalı vekilleri tarafından ileri sürülen "fahiş faiz oranı" itirazı yönünden ise, sözleşmenin tacirler arasında akdedilmiş bulunması ve faiz oranlarının sözleşme serbestisi çerçevesinde belirlenmiş olması karşısında, sözleşmedeki oranların geçersizliğini gerektirir bir hukuki neden bulunmadığından, bu itirazın da kabulü mümkün görülmemiştir.Davacı tarafça takip talepnamesinde, USD alacağın "fiili ödeme günündeki TL karşılığı ile" tahsil edilmesi talep edilmiş olup, davacı bu suretle Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen seçimlik hakkını fiili ödeme tarihindeki kur lehine kullanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.04.2013 tarih, ███████-1072 Esas - ████████ Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, alacaklının seçimlik hakkını takip talepnamesi ile fiili ödeme tarihindeki kur lehine kullanması durumunda, takipte yer alan TL bazındaki harca esas değer yalnızca harçlandırma amacıyla kullanılan bir değer olup tahsil aşamasında bağlayıcı değildir. Bu çerçevede, USD alacağın fiili ödeme tarihindeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL'ye çevrilerek tahsil edilecektir.Davalı ... vekili, müvekkilinin maliki bulunduğu ..., ... Mahallesi, 44 ada 57 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 03.09.2008 tarih ve ... yevmiye numarası ile tesisli 400.000,00 TL bedelli 1. derece ipoteğin tarafların anlaşması ile sona erdirildiğini, sözleşmenin başlangıçta TL üzerinden akdedileceği düşüncesiyle verilmiş bulunan bu ipoteğin yerini, sözleşmenin USD üzerinden akdedilmesi nedeniyle 10.11.2008 tarihli, ... yevmiye numaralı 2. derece 250.000,00 USD bedelli ipoteğin aldığını ileri sürmüştür.Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davalı tarafından öne sürülen bu iddianın dosya kapsamındaki delillerle desteklendiği görülmüştür. Şöyle ki; ... 37. Noterliği'nin 24.11.2008 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile davacı ...Ş. tarafından, dava dışı ...'ya, münhasıran söz konusu 400.000,00 TL bedelli 1. derece ipoteği fekketme, ipotek fekklerini ilgili tapu dairelerinde tescil ettirme, tapuda takrir alma ve ipotek fekki ile ilgili bilcümle işlemleri ifa etme yetkisi verilmiştir. Tacir sıfatını taşıyan davacı şirketin, taraflar arasında ipoteğin sona erdirilmesine yönelik bir anlaşma bulunmaksızın, kendi lehine tesis edilmiş bir ipoteği fekketme yetkisi içeren bu kapsamda bir vekaletname düzenletmesi hayatın olağan akışına aykırıdır.Bu olgunun yanı sıra, davacı tarafından dava dışı kiracıya, kefillere ve davalılara keşide edilmiş bulunan 13.02.2013 tarih, ... yevmiye numaralı fesih ihtarnamesinin incelenmesinde, davacının teminat olarak alınan ipotekleri tek tek belirttiği ve bu ipoteklerden ... yönünden yalnızca 250.000,00 USD tutarındaki ipoteği zikrettiği, 400.000,00 TL bedelli 1. derece ipotekten ise söz etmediği saptanmıştır. Davacı tacirin, alacağının teminatını oluşturan ipotekleri ihtarnamede sayarken kendi lehine tesisli bir ipoteği unutması veya atlama suretiyle ihmal etmesi makul kabul edilemez. Bu durum, davacının kendi iradesi ile 400.000,00 TL bedelli ipoteği teminat olarak görmediğinin, bir başka deyişle bu ipoteği fiilen sona ermiş saydığının somut göstergesidir.Bunlara ek olarak, bilirkişi heyetince davacının ticari defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda, söz konusu 400.000,00 TL bedelli ipoteğin davacının kayıtlarında yer almadığı tespit edilmiştir. Davacının kendi defterlerinde bu ipoteğin teminat olarak kayıtlı bulunmaması, tarafların ipoteğin sona erdirildiği konusundaki anlaşmasını destekler bir başka olgudur. Hukukçu bilirkişi tarafından da bu çerçevede yapılan değerlendirmede, davacının tacir olduğu, bir anlaşma olmaksızın ipoteği fek yetkisi veren vekaletnameyi düzenletmeyeceği, söz konusu TL cinsinden ipoteğin davacının ticari defter ve kayıtlarında görülmemesi olguları birlikte değerlendirildiğinde, davalının ipoteğin tarafların anlaşmasıyla sonlandırılmış olduğu yönündeki savunmasının desteklendiği belirtilmiştir.Tüm bu olgular bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davacı ile davalı ... arasında 400.000,00 TL bedelli 1. derece ipoteğin sona erdirilmesi konusunda zımni bir anlaşma bulunduğu; davacının ipoteğin fekki için vekaletname düzenleterek bu anlaşmayı uygulamaya geçirdiği; ne var ki tapuda terkin işleminin tamamlanamamış olmasının davacıya isnat edilebilir bir nedene dayandığı (ipoteğin fekki için gönderilen ...'nın tapu memurunca davacı yetkililerinin vekaletini ibrazının istenmesi nedeniyle işlemi tamamlayamamış olması) anlaşılmaktadır.Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olup, bir hakkın açıkça kötüye kullanılması hukuk düzenince korunmaz. Davacının, fekki için bizzat kendisinin vekaletname düzenletmiş bulunduğu, kendi fesih ihtarnamesinde dahi zikretmediği ve kendi ticari defter kayıtlarında da teminat olarak yer vermediği bir ipoteğe dayanarak alacağını talep etmesi, dürüstlük kuralı ile bağdaşmamaktadır. Bu çerçevede, söz konusu 400.000,00 TL bedelli 1. derece ipoteğin tarafların anlaşması ile sona ermiş olduğu, davacının bu ipoteğe dayanarak ...'in sorumluluğunu genişletmesinin TMK m. 2 anlamında hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.Bu kabulün sonucu olarak, davalı ...'in işbu takipten kaynaklanan sorumluluğu, taşınmazı üzerinde tesisli 10.11.2008 tarih ve ... yevmiye numaralı 2. derece 250.000,00 USD bedelli ipotek limiti ile sınırlı tutulmuştur.Davalı ...'nın maliki olduğu ..., ... Mahallesi, 10263 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tesisli 02.09.2008 tarih ve ... yevmiye numaralı 150.000,00 TL bedelli 1. derece ipotek ile 06.11.2008 tarih ve 16246 yevmiye numaralı 120.000,00 USD bedelli 2. derece ipotek yönünden, davalı ... tarafından bu ipoteklerin geçersizliğine ilişkin herhangi bir iddia ileri sürülmemiştir. ... yönünden 400.000,00 TL bedelli 1. derece ipoteğin sona erdirildiği yönünde mahkememizce yapılan kabulün dayandığı olgular (24.11.2008 tarihli vekaletname, fesih ihtarnamesinde zikredilmeyişi, ticari defterlerde yer almayışı, para birimi değişikliği savunması), münhasıran ...'in taşınmazı üzerindeki söz konusu ipoteğe ilişkin olup, davalı ...'nın taşınmazındaki ipotekler için herhangi bir geçerliliği bulunmamaktadır.Davacı tarafından dava dilekçesinde de açıkça beyan edildiği üzere, davalılar lehine tesis edilen ipotekler müşterek ipotek niteliğinde olmayıp, üç ayrı kişiye ait üç ayrı taşınmaz üzerinde birbirinden bağımsız olarak tesis edilmiş ipoteklerdir. Bu çerçevede ipoteklerden birinin sona ermesi, diğerlerini hukuken etkilememektedir. Bu çerçevede davalı ...'nın sorumluluğu, kendi taşınmazı üzerindeki her iki ipotek limiti olan 150.000,00 TL ile 120.000,00 USD ile sınırlı olmak üzere belirlenmiştir.Davalı ... vekilinin, 4721 sayılı Kanun'un 873. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca aynı alacak için birden çok taşınmazın rehni hâlinde rehnin paraya çevrilmesi isteminin taşınmazların tamamı hakkında yapılması gerektiği, buna karşın dava dışı ...'e ait taşınmazın takip dışında bırakılmasının takibin iptalini gerektirdiği yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. Söz konusu hüküm, aynı alacak için birden çok taşınmazın müşterek ipotek olarak rehni hâlinde uygulama alanı bulmakta olup; somut uyuşmazlıkta üç ayrı kişinin (..., ... ve dava dışı ...) kendi taşınmazları üzerinde, davacının asıl borçlu şirketten olan alacağına teminat oluşturmak üzere birbirinden bağımsız ipotekler tesis ettikleri açıktır. Davacı tarafından da dava dilekçesinde açıkça beyan edildiği üzere bu ipotekler müşterek ipotek niteliğinde değildir. Kaldı ki davacı, dava dışı ...'e ait taşınmaz hakkında da ayrıca takibe geçtiğini beyan etmiştir. Bu çerçevede alacaklının uygun bulduğu taşınmaza karşı takip yapması hukuken mümkün olup, itirazın bu yönden de kabulü mümkün görülmemiştir.Davalı taraflarca, aynı alacak için .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında halen derdest takip bulunduğu ileri sürülmüş ise de, dosya kapsamına alınan kayıtlardan, söz konusu takip dosyasının .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... sayılı ilamı ile İİK m. 58/3 uyarınca alacağın Türk parası karşılığının gösterilmemesi nedeniyle iptal edildiği ve kararın temyiz edilmeyerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu çerçevede aynı taraflar arasında derdest bir başka takibin bulunmadığı sonucuna varılarak bu itirazın da reddine karar verilmiştir.Davalı ... vekilinin yargılama boyunca ısrarla ileri sürdüğü, dava dışı kiracı şirket ortağı ve sözleşmeye kefil sıfatıyla taraf bulunan ...'nın maaşına haciz konularak senelerce kesinti yapıldığı ve bu suretle yapılan tahsilatların bakiye borçtan mahsubu gerektiği yönündeki iddiası, mahkememizce dosya kapsamında değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda .... İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... Esas sayılı dosyalarından, söz konusu dosyalardan maaş haczi suretiyle yapılan tahsilatlar dahil tüm tahsilatlar ve tarih, miktar bilgileri ile kapak hesapları istenmiştir. Söz konusu icra müdürlüğünden gelen 14.10.2025, 26.11.2025, 24.10.2025 ve 11.12.2025 tarihli yazılarda, her iki dosyadan da herhangi bir tahsilat yapılmadığı resmi olarak bildirilmiştir.Mahkememizce yapılan değerlendirmede, icra müdürlüğünden alınan resmi yazıların resmi belge niteliğinde olduğu, aksini ispatlayan bir delil de davalı tarafından sunulmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekilince bu yazıların yetersizliği ileri sürülerek davacı şirketin kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılması talep edilmiş ise de, davacı şirketin ticari defter kayıtları üzerinde bilirkişi heyetince yapılan inceleme sonucunda iddiaya konu tahsilatların davacı defterlerinde de görünmediği tespit edilmiştir. İspat yükü iddianın sahibi olan davalı üzerinde olup, davalı tarafından maaş haczi suretiyle tahsilat yapıldığını ispata yarar somut bir delil ibraz edilmemiştir. Bu çerçevede davalı ... vekilinin maaş haczi suretiyle tahsilat iddiası kanıtlanmadığından, mahsup edilecek bir tahsilatın bulunmadığı sonucuna varılarak bu yöndeki itirazın reddine karar verilmiştir.Davalı ... vekilinin hatalı temerrüt tarihinin esas alındığı, temerrüt ancak icra takip tarihinde oluşabileceğinden bu tarihten önceki dönem için faiz yürütülmesinin haksız kazanç oluşturduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, vade tarihi sözleşmede kararlaştırılmış borçlarda temerrüt vade tarihinde TBK m. 117/2 uyarınca kendiliğinden doğmakta olup, davalının ihtarın tebliği veya takip tarihi gibi başka bir momentin esas alınmasını gerektiren bir hukuki dayanağa işaret etmemiştir.Davalı ... vekilince ileri sürülen, bilirkişi raporunda fesih tarihi olarak üç ayrı tarihin (19.04.2013, 14.12.2012, 08.07.2013) zikredildiği ve hangisinin esas alınacağının raporda anlaşılamadığı yönündeki itiraz yönünden; bilirkişi raporunda hesaplama yönünden 08.07.2013 tarihinin davacının defterlerinde karşılık ayırma tarihi olarak benimsendiği, ancak bunun fesih tarihi olmayıp muhasebesel bir kayıt momenti olduğu, gerçek fesih tarihinin ise 13.02.2013 tarihli ihtarnameye 60+3 günlük yasal sürenin eklenmesi ile 17.04.2013 tarihi olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Bilirkişi raporundaki tarihsel ifadelerin farklılığı, hesaplamanın esasını ve sonucunu etkilememekle birlikte, mahkememiz fesih tarihini 17.04.2013 olarak benimseyerek faiz hesabını da bu tarihe göre uygun bulmuştur.Davalı ... vekilince, dava dışı kiracı tarafından sözleşme döneminde verildiği iddia edilen 220.000,00 USD tutarındaki nakit blokaj teminatının sağlanıp sağlanmadığı ve sağlandı ise akıbeti hakkında bilirkişi raporlarında açıklamaya yer verilmediği, bu hususun hesaplamaya etki edeceği ileri sürülmüştür. Mahkememizce yapılan değerlendirmede, söz konusu nakit blokajın varlığını veya verildikten sonraki akıbetini gösteren herhangi bir somut belge dosyaya ibraz edilmemiştir. Bilirkişi heyetince davacının ticari defter kayıtları üzerinde yapılan kapsamlı inceleme sonucunda da, davalı tarafından iddia edilen 220.000,00 USD tutarında bir nakit teminatın davacı kayıtlarında yer almadığı saptanmıştır.Davalı vekilince dayanılan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06.09.2022 tarih, █████████ Esas - █████████ Karar sayılı ilamı, somut uyuşmazlıkta bağlayıcı değildir. Anılan içtihat banka kredisi uyuşmazlıklarında bankanın kayıt ve defterleri üzerinde yerinde inceleme yapılması zorunluluğunu vurgulamakta olup; mevcut davada davacının ticari defter kayıtları üzerinde bilirkişi heyetince zaten ayrıntılı inceleme yapılmış, bilirkişi raporu dosyaya sunulmuştur. Bu çerçevede 'yerinde inceleme' talep edilebilir bir prosedürel zorunluluk olmaktan çıkmış olup bilirkişi incelemesi yeterli görülmüştür.Davalı vekilince ileri sürülen TBK m. 100 ve 102 hükümleri uyarınca yapılan kısmi ödemelerin bakiye borçtan mahsubu zorunluluğu yönündeki iddia bakımından, anılan hükümlerin uygulanabilmesi için öncelikle mahsuba esas alınacak bir kısmi ödemenin yapılmış olması gerekmektedir. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davalı tarafından iddia edilen kapsamda bir tahsilatın yapıldığı dosya kapsamında ispatlanamamış olduğundan, TBK m. 100 ve 102 hükümlerinin uygulanma şartının somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmıştır.Davacı tarafından %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına davalıların mahkum edilmesi talep edilmiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca itirazın iptali davasını kazanan alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın "likit" nitelikte olması, yani borçlunun borç miktarını yargılama yapılmaksızın bilebilecek durumda olması gerekmektedir. Davalılar asıl borç açısından 3. Kişi konumunda olup, takibe konu alacak, bilirkişi incelemesi gerektirmekle İİK m. 67/2 anlamında likit alacak şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.İlk derece mahkememizin önceki 24.05.2018 tarih, ... sayılı kararı davacı vekilince istinaf edilmiş; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 13.05.2022 tarih, █████████ Esas - ████████ Karar sayılı ilamı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiş; bu karar davacı vekilince temyiz edilerek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11.01.2024 tarih, █████████ Esas - ████████ Karar sayılı ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bu durumda mahkememizce bozma kararına uyularak yeniden tesis edilen işbu hüküm, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373. Maddesi gereği temyiz yolu açık bulunduğundan istinaf kanun yoluna tâbi değildir. Tefhim olunan kısa hükmün kanun yolu bildirim bölümünde sehven istinaf kanun yolundan söz edilmiş ise de, dosyanın bozma sonrası kararlardan olması karşısında usulen uygulanması gereken kanun yolunun doğrudan temyiz olduğu anlaşıldığından, işbu gerekçeli kararda kanun yolu bu yönde düzeltilerek hüküm fıkrasına alınmıştır.Tüm bu nedenlerle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;a) Davacının .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından başlatmış olduğu icra takibinde itirazın iptaline esas alacağının;- 271.183,07 USD ASIL ALACAK (237.415,83 USD kira asıl alacağı + 13.867,00 USD KDV + 19.900,24 USD sigorta alacağı toplamı),- 21.104,77 USD GECİKME (TEMERRÜT) FAİZİ (fesih öncesi vadesi gelmiş kira taksitleri için sözleşmenin 18. maddesi gereği vade tarihlerinden itibaren işlemiş %20 temerrüt faizi),- 70.540,00 USD TEMERRÜT FAİZİ (fesih nedeniyle muaccel hale gelen alacaklara fesih tarihinden takip tarihine kadar sözleşmenin 18. maddesi gereği işlemiş %20 temerrüt faizi),- 341,87 TL SİGORTA ALACAĞI,- 12.372,91 TL MASRAF,OLDUĞUNUN TESPİTİ ile; bu miktarlar üzerinden aşağıdaki koşullarla itirazların iptalineb) Davalı ...'in .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasındaki itirazının;- ..., ... Mahallesi, 44 ada 57 parselde kayıtlı ██████ arsa paylı, 2. bodrum kat 1 no'lu bağımsız bölüm üzerinde tesislii 10.11.2008 tarih ve ... yevmiye no'lu 2. derece 250.000,00 USD bedelli ipotek limiti ile sınırlı olarak İTİRAZIN İPTALİNE, takibin bu ipotek limiti dahilinde DEVAMINA,c) Davalı ...'nın aynı icra dosyasındaki itirazının;..., ... Mahallesi, 10263 ada 3 parselde kayıtlı ██████ arsa paylı, 1. kat 4 no'lu bağımsız bölüm üzerinde tesisli 02.09.2008 tarih ve ... yevmiye no'lu 1. derece 150.000,00 TL ile 06.11.2008 tarih ve 16246 yevmiye no'lu 2. derece 120.000,00 USD bedelli ipotek limitleri ile sınırlı olarak İTİRAZIN İPTALİNE, takibin bu ipotek limitleri dahilinde DEVAMINA,d) Yukarıda kabul edilen alacak kalemlerinden;- 271.183,07 USD asıl alacak üzerinden TAKİP TARİHİ 25.12.2014'ten itibaren işleyecek, finansal kiralama sözleşmesinin 18. maddesi gereği YILLIK %20 ORANINDA TEMERRÜT FAİZİ ile birlikte;- 12.714,78 TL üzerinden TAKİP TARİHİ 25.12.2014'ten itibaren işleyecek, finansal kiralama sözleşmesinin 18. maddesi gereği ... Bankası'nın 3 aylık TL mevduat faizinin 2,5 katı oranında, ancak takipte talep edilen YILLIK %23,75 ORANINI GEÇMEMEK ÜZERE TEMERRÜT FAİZİ ile birlikte;- USD alacağın TBK m. 99/1 uyarınca FİİLİ ÖDEME TARİHİNDEKİ T.C. MERKEZ BANKASI EFEKTİF SATIŞ KURU üzerinden TL'ye çevrilerek tahsiline;- e) Davalıların sorumluluğunun (b) ve (c) bentlerinde belirtilen ipotek limitleri ile SINIRLI olduğunun tespitine,2-Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,3-Davacının %20 İCRA İNKAR TAZMİNATI talebinin REDDİNE (alacağın yargılamayı gerektirdiği, birden fazla bilirkişi raporu alındığı, hesap kalemleri ve ipoteklerin geçerliliği üzerinde ciddi tartışma bulunduğu, dolayısıyla alacağın likit nitelikte olmadığı anlaşıldığından);4-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 73.468,09-TL ilam harcından peşin alınan 18.655,80-TL'nin mahsubu ile bakiye 54.812,29-TL ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,(-Davalılardan ...'ın 34.257,00-TL'sine kadar sorumlu olmak kaydıyla-Davalılardan ...'nin 50.023,41-TL'sine kadar sorumlu olmak kaydıyla)5-Davacı tarafından yatırılan 18.655,80-TL peşin harç ve 27,70-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 18.683,50-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,(Toplam harç ödeme miktarı
:-Davalılardan ...'ın 34.257,00-TL'sine kadar sorumlu olmak kaydıyla, bu miktarı aşmamak üzere-Davalılardan ...'nin 50.023,41-TL'sine kadar sorumlu olmak kaydıyla, bu miktarı aşmamak üzere)6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 167.326,51-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,(-Davalılardan ...'ın 80.240,64-TL'sine kadar sorumlu olmak kaydıyla-Davalılardan ...'nin 115.845,00-TL'sine kadar sorumlu olmak kaydıyla)7-Davalılar kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Göre ret miktarına göre hesaplanan 35.937,09-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalılar tarafına verilmesine,8-Davacı tarafından yapılan 52.693,03-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 50.989,27-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,(-Davalılardan ...'ın 24.565,49-TL'sine kadar sorumlu olmak kaydıyla-Davalılardan ...'nin 35.873,41-TL'sine kadar sorumlu olmak kaydıyla)9-Davalılardan ... tarafından yapılan 185,00-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 5,98-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,10-Davalılardan ... tarafından yapılan 130,00-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 4,20-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,11-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Yargıtay nezdinde timyiz kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026Başkan ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırKatip ...e-imzalıdır