Anahtar kelimeler: Satımdan Bam Tekstil Toptan Perakende Yazim İşi Üretim İzmir Eksiklik

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ Esas ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili şirketin tekstil üretim ve toptan satış işi davalının ise tekstil perakende işi yaptığını davalıya ise müvekkili şirket ile davalı-borçlu şirket arasında ticari ilişkiden kaynaklı yılından cari hesap ilişkisinin bulunduğunu, müvekkili şirketin davalı şirkete hizmet satışı yaptığını, müvekkili şirketin davalıdan 13.055,04 TL alacaklı olduğunu, davalının cari hesap borcunu yılı Mayıs ayına kadar cari hesap ilişkisi çerçevesinde mal sattığını ve karşılığında muhtelif faturalar düzenleyerek davalıya gönderdiğini, davalının faturalara itiraz etmeyerek borcunu muhtelif çeklerle ödeme yaptığını ancak bakiye kalan borcu ödemediğini, bunun üzerine İzmir 1.İcra Müdürlüğü’nün █████████ sayılı takibine itiraz ettiğini, davalının itirazının haksız olduğunu, borca itirazın iptali ile yapılan takibin devamına, davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini karar ve talep etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davanın yetkili yerde açılmadığını, bu nedenle yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, itirazın iptali davasının görülmesi için yetkili icra müdürlüğüne yapılmış bir takip bulunmasının dava şartı olduğunu, 6100 sayılı HMK nın 6.maddesine göre bir davada genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesi olduğunu, davalının ikametgahının Bursa’da olması nedeniyle HMK’nın 6.maddesi gereğince yetkili icra müdürlüğünün Bursa icra müdürlüğü ve mahkemeninde Bursa mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin davacıya hiçbir borcu olmadığını, ekte sunulan muavin defter dökümlerindeki kayıtlar dışında müvekkille davacı şirket arasında başkaca alım satım yapılmadığını, bu kayıtlar dışında teslim edilen herhangi bir mal/ürün bulunmadığını, bu nedenlerle yetki itirazının kabulüne, itirazın iptali davasının reddine, davacı yanın kötüniyetli olduğu dikkate alınarak müvekkillehine %20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE
: "...,1-Dava İİK 67.Maddesi uyarınca fatura alacağına dayalı açılmış itirazın iptali davasıdır.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, İzmir 1.İcra Dairesi'nin █████████ Esas sayılı icra dosyasında takibe dayanak yapılan muhtelif tarif ve tutarlardaki faturalar ve tahsilatlardan oluşan açık hesap ilişkisi nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalı tarafça düzenlenen 1 adet 116.947,80-TL tutarlı fatura bedelinin davacı alacağından mahsubunun gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.
3-Davacı taraf takipte faturalara, ticari defter ve kayıtlara, icra takip dosyasına dayanmıştır.
4-Davalı tarafça takibe ve davaya karşı yetki itirazında bulunulmuş olup ayrıca davalının açık hesaptan kaynaklanan bir borcunun bulunmadığı savunulmuştur.
Davalı tarafça icra dosyasında ve davada yetki itirazında bulunulmuş ise de alacak faturaya dayalı olarak yapıldığı, faturaya alacağına ilişkin borçların para borcu olduğu ve ifa yerinin davacının yerleşim yeri olacağı, bu itibarla davacının yerleşim yeri icra dairelerinin ve mahkemelerinin yetkili olacağı, davacının yerleşim yerinin Konak/İzmir'de bulunduğu ve İzmir İcra Daireleri ve İzmir Mahkemeleri'nin yetkili olacağı dikkate alınarak yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
5-Kural olarak alacaklı alacağın kaynağını oluşturan fatura içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir.
6-Somut olayda davacı ile davalının ticari defterleri karşılıklı olarak incelenmiş, takibe konu faturalardan açık hesap ilişkisini oluşturan faturalardan toplam değerleri 232.431,39-TL olan 7 adedi dışındakilerin her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, anılan 7 adet faturanın ise davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu fakat davalıya ait ticari defterlerde kayıtlı olmadığı, davalı tarafça davacı adına düzenlenen 1 adet 17.12.2019 tarihli 116.946,80-TL tutarlı faturanın ise davalı ticari defterlerinde kayıtlı olup davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı görülmüştür.
Davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen █████/2021 tarihli bilirkişi raporuna göre davalının ticari defterlerine davacı tarafça düzenlenmiş muhtelif tarihli ve tutarlı toplam fatura ve davalının ödemeleri sonrası davacının 13.055,04-TL alacaklı olarak göründüğü, davacının ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen █████/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre de takip tarihi itibariyle davacının 13.055,04-TL miktarda alacaklı göründüğü tespit edilmiştir.
Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları uyarınca bir tacirin ticari defterlerine kaydetmiş olduğu fatura içeriği mal veya hizmetin, aksi ispat edilmedikçe kendisine sağlandığı kabul edilmektedir. Açıklanan nedenlerle davacı ile davalının ticari defterlerinin karşılıklı olarak kayıt altına alınan faturalar yönünden davacının alacağını ispat ettiği kabul edilerek kayıtlı olmayan 7 adet fatura yönünden mal teslim belgeleri doğrultusunda inceleme yapılmıştır.
Dosyaya getirtilen teslimat belgelerinin incelenmesinde 7 adet fatura içeriğinin ...., ....,...., ... A.Ş., ..., ..., .... isimli kişilere teslim edildiği, ancak bu teslimlere ilişkin faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı görülmüştür.
Davalı tarafça fatura ve içerikleri teslim alınmadığı savunulmuş ise de davalının ticari defterlerine kayıtlı olan başkaca çok sayıda faturanın da 7 adet faturada yer alam isimlerce teslim alındığı dikkate alındığında davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan ve ihtilaf konusu faturalarla ilgili imzası bulunan kişilerce teslim alınan fatura ve içeriklerinin ne şekilde davalı ticari defterlerine kaydedildiğine dair somut bir açıklama getiremediği, bu haliyle davalının daha önce ...., ...., ...., ....,.... isim ve sıfatlarıyla teslim alınan fatura ve içerikleri ne şekilde ticari defterlerine kaydetmiş olduğuna dair bir açıklama getirememiş olması dikkate alındığında 7 adet fatura içeriğinin de davalıya teslim edilmiş olduğu kabul edilmiştir.
7-Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık konusu davalı tarafça düzenlenen █████/2019 tarih ve 27243 fatura nolu 116.947,80-TL tutarlı fatura nedeniyle davalının davacıdan alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davalı tarafça her ne kadar bu faturanın .... aracılığı ile davacıya █████/2019 tarihinde teslim edildiği bu nedenle fatura bedeli kadar davacıdan alacaklı olunduğu ileri sürülmüş ise de faturanın tek başına tebliği ve yasal süre içerisinde faturanın iade edilmemesi, itiraz edilmemesi yalnızca fatura bedeli yönünden önem arz etmektedir. Faturanın tebliği içeriğinin teslim edildiğinin ispatı külfetini ortadan kaldırmamaktadır. Davalı tarafça bu fatura içeriğinin davacıya teslim edildiğine dair Whatsapp konuşma kayıtlarına ve fotoğrafa dayanılmış ise de fotoğrafın incelenmesinde konuşmanın █████/2019 tarihinde geçtiği, geniş bir çuval içerisinde bir kısım tekstil malzemesinin görüldüğü, fatura tarihinden yaklaşık 3 ay öncesine ait konuşma ve fotoğrafın tek başına fatura içeriğinin teslim edildiğini ispat edemeyeceği değerlendirildiğinden davalının uyuşmazlık konusu fatura içeriği malları davacıya teslim ettiğini ispat edemediği değerlendirilmiştir.
8-Dosyaya sunulan ticari defter ve kayıtlar, teslim belgeleri ve ödeme belgelerine göre davacının açık hesap ilişkisinde davalıdan 190.639,48-TL alacaklı olduğu tespit edilmiş olup taraflarca ileri sürülen itiraz ve beyanların incelenmesinde davacının her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olan faturalar, içeriğinin davalıya teslim edilmiş olduğu ispat edilen faturalar ve ispat edilen ödemeler sonrası bakiye alacak miktarının 190.639,48-TL olduğu, bu haliyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği dikkate alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
7-Davalı tarafça takipte uygulanan faiz oranına da itiraz edilmiş, her iki tarafın tacir olduğu ve ticari faiz talep edilebileceği gözetilerek asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilebileceğine hükmedilmiştir.
8-Davacı ile davalı arasındaki alacak-borç ilişkisi faturaya dayanmakta olup faturaların çok büyük bir kısmının davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, kayıtlı olmayan faturaların ise içeriğinin davalıya teslim edildiğinin ispat edildiği, bu haliyle davalının borçlu olduğu tutarı bilebilecek durumda olduğu, bu itibarla alacağın likit nitelikte olduğu değerlendirildiğinden kabul edilen dava değerinin %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13. Fıkrası uyarınca arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden olup 1.320,00TL arabuluculuk ücretinin hazine tarafından karşılandığı anlaşıldığından bu yargılama giderleri kapsamında taraflar üzerine yükletilmesine karar verilmiştir." gerekçesi ile; "Davanın KISMEN KABULÜ İLE, davalının İzmir 1.İcra Dairesi'nin █████████ Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazının kısmen iptali ile takibin 190.639,48-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya dair istemin reddine,
-Alacak likit nitelikte görüldüğünden hükmedilen miktarın %20'si oranında hesaplanan 38.127,90-TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın açık ve gerekçeli olmasının hukuki dinlenilme hakkının sağlanması açısından önemli olduğunu, tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmalar ile bunların dayandıkları delillerin, kararda tartışılıp gerekçeleri açıklandığı ölçüde kararın hukuki dinlenilme hakkına uygun bir karar olacağını, iddia ve savunmaların kararda tartışılmasının gösterilen delillerin incelenmesinin neden bir kısmının diğerine üstün tutulduğunun belirtilmesinin ancak gerekçeyle mümkün olacağını, bu dava bakımından her ne kadar kayıtlı olan başkaca faturaların da adı geçen şahıslarca teslim alındığı belirtilmiş ise de, hangi hangi faturalarda bunun tespit edildiğine dair somut bir tespitin gerekçeli kararda bulunmadığının görüldüğünü, mahkemenin hangi faturalarda bu yönde bir tespit yaptığını açıkça ve tartışmaya yer vermeyecek şekilde gerekçeli kararında açıklaması gerektiğini, kararın bu yönüyle usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu şahısların kayıtlarla da sabit olduğu üzere müvekkili firma çalışanı olmayıp, 7 adet faturanın kime ve ne şekilde teslim edildiğinin müvekkilinin bilgisi dışında olduğunu, faturaların dayanak alınarak müvekkilinin borçlu olduğunun kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili tarafından gönderilen malların Bursa'daki iş yerinde davacıya teslim edildiğini, bu hususun dosyadaki kayıtlarla sabit olduğunu, mahkeme kararında ... ile davacıya gönderilen fatura içeriğindeki malların davacıya teslim edildiğine dair kayıt sunulmadığını, teslimin ispatlanamadığını belirterek bu yönde değerlendirme yapılmadığını, kök ve ek raporda açıkça belirtildiği üzere davacıya teslim edildiğini ve itiraza uğramamış olan faturanın üzerine "Mal, Bursa'da ki iş yerinde teslim edilmiştir" şeklinde açıkça yazıldığını, söz konusu malların davalıya Bursa'daki iş yerinde teslim edildiğini, bu hususun davacıya teslim edilen ve içeriğine itiraz edilmemekle kesinleşen fatura ile sabit olduğunu, buna rağmen malların davacıya teslim edildiğinin ispatlanamadığının kabulünün maddi gerçeğe ve ispat kurallarına aykırı olduğunu
istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.
█████/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., █████████ K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Bir satım  ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Davacı tarafça, davalıya cari hesap ilişkisi çerçevesinde mal sattığını ve karşılığında muhtelif faturalar düzenleyerek davalıya gönderdiği, davalının faturalara itiraz etmeyerek muhtelif çeklerle ödeme yaptığını ancak bakiye kalan borcu ödemediğini, bunun üzerine İzmir 1.İcra Müdürlüğünün █████████ esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde borcun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda; davacı defterinde kayıtlı olan toplam değeri 232.431,39-TL olan faturalardan 7 adedi dışındakilerin her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, anılan 7 adet faturanın ise davalıya ait ticari defterlerde kayıtlı olmadığı, davalı tarafça davacı adına düzenlenen 1 adet 17.12.2019 tarihli 116.946,80-TL tutarlı faturanın ise davalı ticari defterlerinde kayıtlı olup davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı görülmüştür.
Davacının düzenlediği 7 adet fatura içeriğinde ..., ...., ...., ... A.Ş., ...., ...., .... isimli kişilere teslim edildiği belirtilmiş olup davalı tarafça söz konusu faturalarda belirtilen ...., ... .... isimli şahısları çalışanı olmadıkları gibi tanımadığını beyan edilmiştir. Alınan bilirkişi raporunda ise davalı defterinde kayıtlı olan 453586, 453570, 453252, 453338 faturaların bu şahısların imzasına tebliğ edildiği görülmüştür.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, taraf kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan denetime elverişli bilirkişi raporu ve ek raporuna göre karar verildiğinin, davacı tarafça düzenlenen ve davalı tarafın kendi defterinde kayıt etmeyerek teslim edilmediği savunulan faturalar yönünden davacının teslimi kanıtladığının, davalı tarafça düzenlenen 1 adet fatura yönünden ispat yükü üzerinde olan davalının savunmasını kanıtlayamamış olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 13.022,58 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 3.260,00 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 9.762,58 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın Dairemizce taraflara re'sen tebliğine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!