Anahtar kelimeler: Şubesi Akdedilen Kefil İmzaladığını Borçluların Bankanın Anadolu Sıfatıyla Kredi Müteselsil

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ... Şubesi ile davalılardan .... AŞ arasında imzalanan genel kredi sözleşmesini diğer davalı borçluların müşterek müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesine istinaden adı geçen borçluya ticari kredi açılıp kullandırıldığını, söz konusu sözleşme hükümlerine riayet etmeyen borçlunun sözleşmesi feshedilerek, ....Noterliğinin 20.09.2019 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtamamesi ile söz konusu borcun borçlulara bildirildiğini, ancak buna rağmen borcun ödenmediğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile asıl alacağın fer'ileriyle birlikte tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalıların haksız itirazı sebebiyle takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, savunmasında özetle; icra takibine dayanak olan kefalet sözleşmesinin TBK m. 583 vd. hükümlerine göre kefalet sözleşmesi için aranan geçerlilik şartlarını taşımadığını, ilgili kefalet sözleşmesinde kefilin yükümlülük altına girdiğini ortaya koyan bir el yazısı metni bulunmadığını, söz konusu kefalet sözleşmesinin tarih yönünden de eksik olduğunu, kefaletin geçerlilik şartlarından biri olan belirlilik ilkesinin somut olayda mevcut olmadığını, davacı banka tarafından davaya konu edilen sözleşmelerin “Taraflar ve Kredi Limiti” başlıklı bölümünde “Kredi müşterisi, müteselsil kefiller ve borçla ilgili diğer kişiler bu sözleşme hükümlerini kabul ve taahhüt ettiklerini beyan ederler... Müşteriye kullandırılacak tüm nakdi/gayri nakdi krediler genel olarak bu sözleşmede yer alan kredi işlemlerini kapsadığı gibi, ileride banka tarafından uygulamaya konulan/konulacak diğer kredileri de kapsar.” şeklinde bir hükme yer verildiğini, fakat ilerde doğması muhtemel borçları da kapsayacağına dair kaydın kefaletin belirli olması şartını ortadan kaldırdığını, öğretide ... tarafından bu tür kayıtların geçersiz olduğunun ifade edildiğini, gerek Yargıtay gerekse İsviçre Federal Mahkemesi kararlarında kefaletin ferdileştirilmesinin zorunlu olduğunun belirtildiğini, bir an için kefalet sözleşmesinin geçerliliği kabul edilse dahi “Banka nezdinde doğmuş doğacak her türlü hak ve alacağına kefil olunması” şeklindeki kaydın kefaletin fer-i niteliğine aykırı olduğunu, sonraki tarihli kredi sözleşmeleri bakımından kefilin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, asıl borçlu ile banka arasında imzalanan kredi sözleşmelerinden kefil konumundaki müvekkillerinin sorumlu tutulamayacağını, davacının dayandığı kefalet sözleşmesinin belirlilik ilkesine aykırı olması dolayısıyla müvekkillerinden talep edilen alacağın hukuka aykırı olduğunu, mahkemece kefalet sözleşmesinin geçerli olduğuna kanaat getirilse dahi müvekkilleri aleyhine başlatılan icra takiplerinin usulüne uygun olmadığını, somut olayda müvekkillerine usulüne uygun bir ihtarname tebliğ edilmediğini, muaccel olmayan alacakla ilgili müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hesap kat işlemi için yapılacak ihtarın TTK m.18/3'te belirtilen usullerden biri ile yapılması gerektiğini, somut olayda müvekkillere ya da yetkili temsilcilerine tebliğ edilen herhangi bir ihtarname bulunmadığını, davacı bankanın ihtarname ile kat edildiğini iddia ettiği hesaplar ile takibe konu hesaplar karşılaştırıldığında hangi hesapların kat edildiğinin anlaşılamadığını, davacı ile davalı ... A.Ş arasında birden çok genel kredi sözleşmesi bulunduğunu, davacı banka tarafından kat edildiği ileri sürülen hesapların hangi sözleşmeye veya sözleşmelere ait olduğu hakkında müvekkillerine herhangi bir bilgi verilmediğini, davacı bankanın talep ettiği temerrüt faizinin fahiş olduğunu, müvekkillerin takip tarihi itibariyle temerrüde düşmediğini, müvekkillerine hesap kat ihtarının usulüne uygun tebliğ edilmediğini, davacı bankanın alacağının muaccel olmadığını, ihtarnamenin usulüne uygun tebliğ edildiği ve kefaletlerin geçerli olduğu varsayılsa dahi takip talebine konu sözleşmelerin tamamının müvekkillerinden ... AŞ tarafından imzalanmadığını, hangi hesabın ... açısından kat edildiğinin belirsiz olduğunu, müvekkillerinden ... AŞ aleyhine başlatılan takibin tümüyle haksız olduğunu, bir an için müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatılabileceği kabul edilse dahi ilgili takipte davacı bankanın müvekkillerinden temerrüt faizi talep edemeyece ğini, kefillerin yalnızca kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu tutulabileceğini, davacı bankanın temerrüt faizi talebinin mevzuata ve temel hukuk kurallarına aykırı olduğunu, takipte talep edilen temerrüt faiz oranına dayanak teşkil edecek herhangi genel işlem koşulu bulunmuş olsaydı dahi bu yükseklikteki bir faiz oranı öngören hükmün taraflar açısından bağlayıcı olmayacağını savunarak, davanın reddine, %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davacı banka ile davalı ... A.Ş. arasında 4 adet Kredi Genel Sözleşmesi bulunduğu, ilgili kredi sözleşmelerinin toplam tutarının 22.000.000,00 TL ve 6.000.000,00 USD olduğu, anılan sözleşmelerde diğer davalıların (...A.Ş. ... ve ...) 22.750.000,00 TL ve 6.000.000,00 USD limit dahilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu,
Davacı banka tarafından davalı ... A.Ş'nin gerçekleştireceği kabul kredili ithalat işlemi için alacaklısı ......'ta yerleşik ... olan 11.03.2019 düzenleme tarihli 06.12.2019 vadeli 390.000,00 USD tutarlı poliçeye ... (aracı banka) aracılığıyla aval verildiği, söz konusu poliçe bedelinin vadesinde davalı firma tarafından ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından poliçe bedeli olan 390.000,00 USD tutarlı 06.12.2019 tarihli SWIFT mesajıyla yurtdışına transfer edildiği ve bu tutarın TL karşılığı olan 2.286.191,70 TL'nin aynı tarihte davalı firma adına açılan kredi hesabına aktarıldığı,
Davacı banka tarafından davalılara gönderilen 20.09.2019 tarihli ihtarname ile takip ve dava konusu bedelin banka nezdinde depo edilmesinin istenildiği, ancak bu talebin karşılanmadığı, davacı bankanın 06.12.2019 tarihinde verdiği aval nedeniyle 2.286.191,70 TL ödeme yapmak durumunda kaldığı, bu tarihten sonra ayrı bir kat ihtarnamesi olmadığı, söz konusu tutarın anapara alacağı olarak kabul edilerek icra takip tarihine kadar % 28,60 temerrüt faizi işletilebileceği,
Davacı bankanın keşide etmiş olduğu ihtarnamenin davalılardan ... A.Ş., ...A.Ş ve ...'a 24.09.2019 tarihinde tebliğ edildiği, bu bağlamda, davalılardan ... A.Ş., ...A.Ş. ve ...'ın 26.09.2019 tarihi itibariyle temerrüde düşürüldüğü; davalılardan ...'a usulüne uygun bir şekilde tebligat yapılmadığı için davalılardan ...'ın icra takip tarihi olan 11.02.2020 tarihi itibariyle temerrüde düşürüldüğü,
Davacı bankanın davalı ... A.Ş. Tasfiye Halinde - ...A.Ş. ve ...'dan takip tarihi itibariyle 2.286.191,70 TL asıl alacak, 121.688,90 TL temerrüt faizi ve 6.084,45 TL tarihi tarihi itibariyle BSMV olmak üzere toplam 2.413.965,05 TL alacağı olduğu, Davacı bankanın davalı ...'dan takip tarihi itibariyle 2,286.191,70 TL asıl alacak, 93.606,85 TL akdi faiz ve 4.680,34 TL BSMV olmak üzere toplam 2.384.478,89 TL alacağı olduğu, ancak taleple bağlılık ilkesi gereği davacının talep edebileceği toplam alacağının 2.286.191,70 TL asıl alacak, 50.855,07 TL temerrüt faizi ve 2.542,75 TL BSMV olmak üzere toplam 2.339.589,52 TL olduğu, davalıların takibi haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettikleri belirlenmekle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile tahsilde tekerrür olmamak üzere ve taleple bağlılık ilkesi gereği İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin, 2.286.191,70 TL asıl alacak, 50.855,07 TL temerrüt faizi, 2.542,75 TL BSMV olmak üzere toplam 2.339.589,52 TL üzerinden takip tarihinden itibaren asıl alacağa % 28,60 temerrüt faizi ve faizin % 5 BSMV'si uygulanmak suretiyle devamına, davacının alacağı likit olduğundan belirlenen alacağın % 20'si oranında inkâr tazminatının davalılardan tahsiline, aşan istemin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile ve bilirkişi raporlarına itirazları kapsamında inceleme yapılmadan verilen söz konusu hükmün usule, yasaya ve tüm dosya kapsamına aykırı olduğunu, bilirkişi kök ve ek raporuna itiraz etmelerine rağmen mahkemece bu itirazların dikkate alınmadığını, yeni bir bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınmasına karar verilmesi talep edilmesine rağmen bu taleplerinin kabul görmediğini, bilirkişi kök ve ek raporlarının denetime elverişli olmadığını, hatalı ve eksik inceleme ile düzenlenen raporların denetime elverişli olmayıp hükme esas alınamayacağını, ... no.lu kredi için 12.02.2020 tarihli bankanın icra takip rakamının 2.347.671,21 TL asıl alacak, 50.855,07 TL işlemiş temerrüt faizi (428,60) ve 2.542,75 TL bsmv olmak üzere toplam 2.401.069,03.-TL iken, davalı .... AŞ, Tasfiye Halinde .... AŞ ve ... yönünden bankanın keşide etmiş olduğu ihtarnamenin 24.09.2019 tarihinde tebliğ edildiği ve 26.09.2019 tarihi itibariyle temerrüde düşürüldüğü belirtilerek takip tarihi itibariyle Bankamız alacağının 2.286.191,70.-TL asıl alacak, 121.688,90.-TL temerrüt faizi ve 6.084,45.-TL bsmv olmak üzere toplam 2.413.965,05.-TL, ... yönünden ise; bankanın icra takip tarihi olan 11.02.2020 tarihinde temerrüde düşüldüğü belirtilerek Banka alacağının 2.286.191,70-TL asıl alacak, 93.606,85.-TL akdi faiz, 4.680,34.-TL bsmv olmak üzere toplam 2.384.478,89.-TL olduğu ancak taleple bağlılık ilkesi gereğince bankanın alacak rakamının 2.286.191,70.-TL asıl alacak, 50.855,07.-TL temerrüt faizi, 2.542,75.-TL bsmv olmak üzere toplam 2.339,589,52.-TL olduğu ve firma ve kefillerinin (davalıların) bankanın icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiği ve davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatinde olunduğunun ifade edildiğini, müvekkili bankanın icra takip rakamı ile .... AŞ, Tasiye Halinde .... AŞ, ... ve ... yönünden bankanın alacak rakamı mukayese edildiğinde kök ve ek raporda bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada kabul edilen anapara tutarının baz alınması sebebiyle anapara kaleminde 61.479,51.-TL'lik menfi fark oluştuğunu, bankanın anapara alacağında kayıplara sebebiyet verildiğini, bilirkişi kök raporu ve ek raporuna itirazlarını açıkça beyan etmelerine rağmen raporların hatalı olarak tanzim edildiğini, müvekkili banka açısından hak kaybına sebebiyet verilen raporların dikkate alınmayarak, yeniden bir bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınmasına karar verilmesi talep edilmiş olmasına rağmen mahkeme tarafından işbu itirazlarının hiç dikkate alınmadığını, eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesi uyarınca doğan alacağın davalı asıl borçlu ve müteselsil kefillerden tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dosya kapsamında bulunan İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 2.347.671,21 TL asıl alacak, 50.855,07 TL işlemiş faiz, 2.542,75 TL BMSV olmak üzere toplam 2.401.069,03 TL alacak yönünden 11.02.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak kredi sözleşmelerinin gösterildiği, ödeme emrinin 13.02.2020 ve 14.02.2020 tarihlerinde tebliğ edildiği, davalılar tarafından 20.02.2020 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi kararına karşı, sadece davacı tarafça istinaf incelemesinde bulunulduğundan bu kapsamda inceleme yapılmıştır. Dosya kapsamının incelenmesinde; davacı banka ile davalı asıl borçlu .... AŞ arasında imzalanan genel kredi sözleşmesini diğer davalı borçluların müşterek müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporuna göre, davacı bankanı takip konusu alacağının, davacı banka tarafından davalı ... AŞ'nin gerçekleştireceği kabul kredili ithalat işlemi için alacaklısı ......'ta yerleşik ... olan 11.03.2019 düzenleme tarihli 06.12.2019 vadeli 390.000,00 USD tutarlı poliçeye ... (aracı banka) aracılığıyla aval vermesi, söz konusu poliçe bedelinin vadesinde davalı firma tarafından ödenmemesi üzerine doğan alacak olduğu, davacı banka tarafından poliçe bedeli olan 390.000,00 USD tutarlı, 06.12.2019 tarihli, SWIFT mesajıyla yurtdışına transfer edilen bu tutarın TL karşılığı olan 2.286.191,70 TL'nin aynı tarihte davalı firma adına açılan kredi hesabına aktarıldığı, davacı banka vekilinin alacağın söz konusu aval verilmesi işleminden kaynaklandığı tespitine bir itirazı olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı banka takip talebinde; 2.347.671,21 TL asıl alacak, 50.855,07 TL işlemiş faiz, 2.542,75 TL BMSV olmak üzere toplam 2.401.069,03 TL alacak yönünden talepte bulunmuştur. Bilirkişi raporunda ise; davacı bankanın davalılar ... AŞ, Tasfiye Halinde ...AŞ ve ...'dan takip tarihi itibariyle 2.286.191,70 TL asıl alacak, 121.688,90 TL temerrüt faizi ve 6.084,45 TL tarihi tarihi itibariyle BSMV olmak üzere toplam 2.413.965,05 TL alacağı olduğu, davacı bankanın davalı ...'dan takip tarihi itibariyle 2,286.191,70 TL asıl alacak, 93.606,85 TL akdi faiz ve 4.680,34 TL BSMV olmak üzere toplam 2.384.478,89 TL alacağı olduğu, ancak taleple bağlılık ilkesi gereği davacının talep edebileceği toplam alacağının 2.286.191,70 TL asıl alacak, 50.855,07 TL temerrüt faizi ve 2.542,75 TL BSMV olmak üzere toplam 2.339.589,52 TL olduğu, davalıların takibi haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettikleri belirlenmekle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.Davacı banka vekilince asıl alacağın eksik hesaplandığı ileri sürülmüştür. Ancak davacı tarafından 20.09.2019 tarihli kat ihtarında dava konusu ... no.lu kredi için 390.000,00 USD'nin depo edilmesi istendikten sonra söz konusu bedelin banka tarafından 06.12.2019 tarihinde nakten ödendiği, bir diğer ifade ile gayri nakti alacağın bu tarihte nakte dönüştüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda, bilirkişi raporları ile tespit edildiği üzere 06.12.2019 tarihli SWIFT mesajıyla yurtdışına transfer edilen tutarın TL karşılığı olan 2.286.191,70 TL'nin aynı tarihte davalı firma adına açılan kredi hesabına aktarıldığı, davacı bankanın söz konusu işlem sebebiyle asıl alacağının bu miktar olduğu, davacı bankanın asıl alacağının 2.347.671,21 TL olmasının sebebini de ortaya koyamadığı nazara alındığında, mahkemece yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.09.04.2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!