Anahtar kelimeler: Euroluk Vadesiz Paradan Bankaca Mahsuben İhracat Euro Hesaba Bloke Nezdindeki

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA
: Alacak
DAVA TARİHİ
: █████/2019
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
: Davacı vekili; müvekkili şirketin yaptığı ticari satış neticesinde davalı banka nezdindeki vadesiz Euro hesabına 23.11.2018 tarihinde 8.333.010-Euro ihracat bedeli geldiğini, davalı banka tarafından müvekkilinden alacaklı olduğundan bahisle hesaba gelen paradan 4.326.788,55-Euro'luk kısım bloke edilerek müvekkiline ödenmediğini ve alacağına mahsuben tahsil edildiğini, davalı bankaca bu işlemin dayanağının müvekkili ile davalı banka arasında 3. kişi ... AŞ'nin kredi borçlarının güvencesi için düzenlendiği belirtilen 11.03.2011 ve 14.07.2011 tarihli rehin ve blokaj sözleşmelerinin gösterildiğini, müvekkilinin Venezuela’da faaliyet gösteren ... firmasından gelecek paranın müvekkilinin ... nezdinde bulunan banka hesabına gönderilmesini talep ettiğini, karşı tarafın bu amaçla 51.809.330,20-TL’yi müvekkili şirketin ... nezdinde bulunan hesabına davalı muhabir/aracı banka üzerinden gönderilmesi için █████/2018 tarihli işlemi gerçekleştirdiğini, Venezuela ile Türkiye arasındaki anlaşma gereğince Venezuela’dan Türkiye’ye gönderilecek paralarda davalı Aktif Yatırım Bankasının muhabir/aracı banka olarak kullanılmakta olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin davalı banka nezdinde aktif bir hesabı olmadığından, karşı taraftan gelecek olan paranın davalı banka üzerinden müvekkilinin ... nezdindeki hesabına gönderilmek zorunda kalındığını, davalı bankanın kendisine gelen parayı müvekkili şirketin ... hesabına aktarmayarak bir süre uhdesinde tuttuğunu, yapmayı planladığı mahsup işlemini bu aşamada muhabir banka olması nedeniyle gerçekleştiremeyince, hileli beyanlarla parayı ... hesabına gönderemeyeceklerini, fakat kendi bankaları nezdinde aktif bir hesap oluşturulması halinde parayı şirketin bu hesabına aktaracaklarını, oradan da ... nezdindeki hesaba gönderebileceklerini belirttiğini, bu şekilde müvekkili şirketi ... nezdinde aktif bir hesap oluşturma konusunda ikna ettiğini, yaklaşık 10 gün bekleyen müvekkilinin, paranın ancak bu şekilde kendilerine gönderilebileceği yönündeki inançla davalı bankada Euro hesabı açtığını, çünkü davalı bankanın aynı şekilde █████/2018 tarihinde müvekkili şirketin yine ... nezdindeki hesabına gönderilmek üzere aracı/muhabir banka olarak kendisine gönderilen 21.769.580-Euroyu ... nezdindeki hesaba gönderemeyeceklerini belirterek kendi bankaları
nezdinde hesap açmaları gerektiği yönündeki baskıyla parayı bir süre hesapta tuttuğunu, ancak müvekkilinin davalı bankada hesap açmayınca, davalının parayı geldiği yere iade ettiğini, müvekkilin bu nedenle ticari itibarı zedelendiği gibi 21.769.580-Euro’luk bir işi de kaybettiğini,
müvekkilinin tekrar aynı durumu yaşamamak için davalı banka nezdinde hesap açmayı kabul etmek zorunda kaldığını, bunun üzerine davalı bankanın Venezuela’ya parayı iade edip, bu kez müvekkili şirketin kendi bankaları nezdinde hesabının bulunduğu gerekçesiyle bu hesaba alıcı banka olarak gönderilmesini istediğini ve █████/2018 tarihli işlemle 8.230.010-Euro paranın davalı bankaya alıcı banka olarak gönderildiğini, böylece daha önceden planlanan hesaptan rahatça mahsup yapma imkanı yaratıldığını, davalının bu kez alıcı banka olarak kendi nezdindeki hesaplara para gelince, önce paranın tamamına bloke koyduğunu müvekkili şirkete bildirdiği, akabinde bahse konu iki adet rehin ve blokaj
sözleşmeleri gerekçe gösterilerek 4.326.788,55-Euroyu mahsup edilip kalan miktarı serbest bıraktığını, mahsup ve tahsilat işleminin geçersiz ve hukuka aykırı olduğunu, mevduat rehninin TMK'nın 954. maddesi kapsamında alacak rehni ve geniş kapsamda teslime bağlı rehin hükümlerine tabi olduğunu, bu kapsamda üzerinde rehin kurulacak mevduat alacağının ve teminat altına alınan alacağın belirli olması gerektiğini, ancak davalı banka ile düzenlenen sözleşmede bu unsurların bulunmadığını ve bu nedenle rehin blokaj sözleşmelerinin geçersiz olduğunu, 14.07.2011 tarihli rehin ve blokaj sözleşmesi müvekkili adına tek imza ile imzalanmış olup, müvekkili şirketin çift imza kuralına aykırı olan sözleşmenin bu nedenle geçersiz olduğunu, dava konusu sözleşmelerdeki kayıtların genel işlem şartı niteliğinde olduğunu, TBK hükümleri gereğince geçersiz olduğunu, davalı tarafından daha önce de rehin/blokaj sözleşmelerine dayalı olarak bloke/mahsup işlemi uygulandığından rehin hakkının sona erdiğini, zira davalı bankaca 22.02.2013 tarihinde de müvekkilinin 4.927.000-USD parasına blokaj ve mahsup işlemi yapıldığını, bu nedenle mükerrer şekilde blokaj ve mahsup işlemi yapılamayacağını, davalının işlemleri gerçekleştirirken bankacılık etik ilkelerine aykırı davranarak müvekkili şirkete gerekli bilgilendirmeyi yapmadığını belirterek, müvekkili şirketin davalı nezdinde bulunan vadesiz mevduat hesabı üzerine hukuka aykırı olarak uygulanan bloke/mahsup işlemi neticesinde haksız olarak zenginleşen davalı bankadan 4.326.788,55-Euro'nun sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre haksız mahsup işleminin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek mevduata uygulanacak yüksek faiz ile istirdadı ile müvekkili şirkete iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili; müvekkili banka tarafından ... ... AŞ'ye, genel kredi sözleşmelerine istinaden krediler kullandırıldığını, müvekkili banka ile davacı şirket arasında da kredi ilişkisinin teminatını teşkil etmek üzere 11.03.2011 tarihli 3.000.000-USD bedelli, 01.07.2011 tarihli 2.480.000-TL bedelli, █████/2011 tarihli 2.000.000-USD bedelli ve █████/2011 tarihli 8.000.000-TL bedelli rehin ve blokaj sözleşmeleri imzalandığını, rehin sözleşmeleri ile müvekkili banka tarafından ... firmasına kullandırılan tüm kredilerin teminatını teşkil etmek üzere, davacı şirketin müvekkili banka nezdinde açılmış ve açılacak tüm hesapları, bu hesaplarda oluşan faiz ve benzeri tüm gelirleri, hesaplara gelecek her türlü EFT bedelleri ile ihracat ve diğer bedeller üzerine rehin tesis edildiğini, ... firmasının kredi borçlarını ödememesi nedeniyle kredi hesabının kat edildiğini, hesap kat
ihtarının rehin veren davacıya da tebliğ edildiğini ve yasal takip süreci başlatıldığını, davaya konu rehin sözleşmelerinin sadece 11.03.2011 ve 14.07.2011 tarihli ve toplam 5.000.000-USD bedelli rehin sözleşmeleri olduğunu, ... firmasının kredi borcu nedeniyle rehin veren davacı firmanın hesaplarından 2013 yılı içerisinde toplam 10.480.000-TL tahsilat yapıldığını, söz konusu tahsilatlar için rehin sözleşmelerinden sadece 01.07.2011 ve 05.08.2011 tarihli olanların kullanıldığını, diğer yandan işbu davaya konu 11.03.2011 ve 14.07.2011 tarihli toplam 5.000.000-USD bedelli
rehin sözleşmelerinin kullanılmadığını, meri kaldığını, yani davacının iddiasının aksine, davaya konu mahsup işlemi öncesinde rehin sözleşmelerinin tamamının kullanılmadığını , davacı taraftan bu davada istirdadı talep edilen bedel dışında 22.02.2013 tarihinde 9.021.329,70-TL, 29.03.2013 tarihinde 1.029.700-TL, 01.10.2013 tarihinde 657.792,55-TL olmak üzere toplam 10.708.822,25-TL tahsilat yapıldığını, bu tahsilatların 10.480.000-TL tutarındaki kısmının, 01.07.2011 ve 05.08.2011 tarihli rehin sözleşmelerinin limitlerinden kullanıldığını ve bu rehinlerin sona erdiğini, bakiye 228.822,25-TL’nin tahsil tarihindeki TL/USD kuru üzerinden karşılığı olan 112.156,78-USD'nin ise 11.03.2011 ve 14.07.2011 tarihli rehin sözleşmelerinin limitlerinden kullanıldığını, anılan rehin sözleşmelerinin bakiye 4.887.843,22-USD limitinin, meri kalmaya devam ettiğini,
davacının hesabına gelen paradan rehin hakkına istinaden 10.01.2019 tarihinde toplam 4.326.788,55-Euro tutarında tahsilat yapıldığı, anılan tutarın tahsil tarihinde 4.887.843,22-USD'ye karşılık geldiğini, bu tahsilatla 11.03.2011 ve 14.07.2011 tarihli rehin sözleşmelerinin limiti kullanılarak sona erdiğini,kalan tutarın ise serbest bırakıldığını, davacının iddiasının aksine davacının müvekkili bankadaki hesaplarının dava konusu rehin ve blokaj sözleşmelerinin imzalandığı tarihten önce 08.06.2010 tarihinde açıldığını, davacı tarafın hileli yolla, muhabir bankadan gelen parayı müvekkil bankanın iade etmesi iddiasına konu havale işlemi ile dava konusu mahsup işlemine konu havale işleminin, göndericileri farklı, birbirinden
ayrı işlemler olduğunu, müvekkili bankanın uluslararası bankacılık uygulamasında tüm diğer bankaların da yaptığı gibi yurtdışındaki bankalar ile muhabirlik sözleşmesi imzalayarak bu bankaların gerçekleştireceği havale işlemlerine aracılık ettiğini, bu aracılık işlemlerinin gerçekleştirilmesi için, müvekkili banka nezdinde diğer banka adına hesap açıldığını,karşı bankanın kendi müşterisinden aldığı havale talebini müvekkiline ilettiğini, müvekkilinin de diğer bankanın hesabındaki tutarı kullanarak havale işlemini gerçekleştirdiğini, somut olayda müvekkilinin muhabir banka olarak havale işlemini kabul etmeyerek gönderilen parayı göndericinin talebi ile iade ettiği işlemin başka, dava konusu mahsup işleminin yapılmasını sağlayan havale işleminin ise başka bir işlem olduğunu, ilk havale işleminde Barbuda ülkesindeki NIB bankasının 10.10.2018 tarihli Dubai'de yerleşik bir şirketin ilettiği havale talimatı üzerine müvekkilinden 21.769.580-Euro paranın davacının başka bir bankadaki hesabına yatırılmasını talep ettiğini, müvekkilinin banka politikaları ve ticari sebeplerle işleme aracılık edemeyeceği kanaatine vararak 23.10.2018 tarihinde parayı NIB bankasına iade ettiğini, müvekkilinin NIB ile arasındaki sözleşme uyarınca ödeme talebini gerek gördüğünde reddedebileceğini, dava konusu işlemde ise NIB bankasının 23.11.2018 tarihinde Olgras adlı Venezuela şirketi adına doğrudan davacının müvekkili bankadaki rehinli hesabına 8.330.010-Euro gönderdiğini, davacının iddiasının aksine Türkiye ile Venezuela ülkeleri arasında, para transferi işlemlerinde sadece müvekkili bankanın yetkili olacağı şeklinde bir anlaşma bulunmadığını, rehin sözleşmeleri geçerli olup, davacının, müvekkili bankanın önceki tarihlerde icra edilen rehin sözleşmelerine istinaden yapılan mahsup işlemleri için herhangi bir itirazda bulunmadığını, davacının yıllar sonra rehin sözleşmelerinin geçersizliğini ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, sözleşmelerin belirlilik ilkesi açısından bir eksiklik içermediğini, hesabın rehin sözleşmelerinden önce açılmış olması nedeniyle, rehin sözleşmelerindeki "açılmış ve açılacak hesaplar" ifadesinin belirlilik ilkesi açısından değerlendirilmesine gerek olmadığını, davacı tarafın iddiasının aksine, rehin sözleşmelerinde genel işlem şartı niteliğinde kayıtların yer almadığını, ayrıca rehin sözleşmelerinin düzenlendiği tarihte 6098 sayılı TBK'nın yürürlükte olmadığını, davacının iddiasının aksine davacıya gerekli bilgilendirmenin yapıldığını, rehin veren sıfatıyla davacıya ...'ın kredi hesabının kat edildiğinin noter aracılığıyla bildirildiğini, davacının çift imza zorunluluğunu düzenleyen yönetim kurulu kararının 27.07.2011 tarihinde noterden geçtiğini ve 04.08.2011 tarihli TSG'de yayımlandığını, bu sebeple 14.07.2011 tarihli rehin sözleşmesinin geçerli olduğunu, müvekkilinin 04.08.2011 tarihinden önce söz konusu yönetim kurulu kararından haberdar olabilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki davacının rehin sözleşmesinin bu nedenle geçersiz olduğunu ileri sürmesinin TMK'nın 2. maddesine aykırı olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
:Mahkemece; alınan bilirkişi raporlarından, davaya konu hesap ve paraların rehin ve blokaj sözleşmeleri kapsamında olduğu, davacı hesabına gelen paradan 4.326.788,55-Euronun mahsup edildiğinin ihtilafsız olduğu, incelenen rehin sözleşmelerinde, █████/2011 tarihinde 3.000.000-USD, █████/2011 tarihinde 2.000.000-USD, █████/2011 tarihinde 2.480.000-TL ve █████/2011 tarihinde 8.000.000-TL olmak üzere toplam 5.000.000-USD ve 10.480.000-TL miktarlı rehin verildiği, davalının davacıya █████/2013 tarihinde ve █████/2013 tarihinde ihtarname gönderdiği, son ihtarın █████/2013 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, dava dışı ... şirketinin borcunun ödenmediği ve temerrüt oluştuğu, bu konuda ... borcu dolayısıyla verildiği anlaşılan bir senedin İstanbul 6. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında kambiyo takibine konu edildiği, keşidecinin ... şirketi olduğu, düzenleme tarihinin █████/2012, vadesinin █████/2013 ve 10.000.000-USD bedelli olduğunun anlaşıldığı, davalının dava dışı şirkete imzalattığı genel kredi sözleşmelerinin █████/2010 tarihli 10.000.000-USD bedelli, █████/2011 tarihli 20.000.000-USD bedelli ve █████/2011 tarihli 3.000.000-USD bedelli sözleşmeler olduğu, davacının hesabına gelen davaya konu paranın █████/2018 tarihinde blokeye alındığı ve █████/2019 tarihinde borca mahsup edildiği, son alınan bilirkişi raporuna göre, davacının sorumlu tutulması gereken ... şirketinin borcunun 1.179.450,49-Euro olduğu, mahsubun ise 4.326.788,55-Euro olduğu, fazla kesintinin 3.147.338,06-Euro olduğu, her ne kadar davalı tarafça dava dosya giderleri, takip giderleri ve davalının avukatına ödenen ücretlerin de davacının sorumluluğunda olduğu ileri sürülmüş ise de, davacının sorumluluğunun kat edilen hesaplardan kaynaklı alacaklar ve kendisi hakkında yapılan takip ve dava giderlerinden ve hesap katından sonra işlemiş faizden ibaret olacağı, davalının sözleşmesel olarak kendi avukatına ödediği vekalet ücretlerinin davacının sorumluluğunda olamayacağı, yine davacıya karşı olmayan takip ve davalarla ilgili doğan masraf ve yargı giderinden davacının sorumlu olamayacağı, davalının bu giderlere ilişkin savunmasının kabul edilmediği, davalı taraf, 869.911,40- TL'yi olası yargılama giderleri nedeniyle blokeye almasının hukuka aykırı olduğu, bu kapsamda yapılan hesaplama sonucunda, davacının sorumlu tutulabileceği miktarın 1.360.407,81-USD karşılığı 1.179.450,49-Euro olacağı, davalı tarafça fazladan mahsup ve bloke edilen 3.147.338,06-Euro'nun davacıya iadesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 3.147.338,06-Euro'nun █████/2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyen faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla istemine reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
: 1-Davacı vekili; dava konusu mahsup işlemine gerekçe gösterilen hukuken geçerli olmayan bu sözleşmelere dayalı olarak müvekkilinin hesabından yapılan mahsup işleminin de hukuka aykırı olduğunu, ancak mahkemece sözleşmelerin geçersizliğine dair savunmalarının hiç değerlendirilmediğini, alacak rehinin geçerli bir şekilde kurulabilmesi için öncelikle rehnedilen alacağın belirli olması gerektiğini, bu nedenle sözleşmelerde rehin olunan mevduata ilişkin bilgilerin, rehin olunan miktarın ve rehinle temin edilmiş olan alacağın açıkça gösterilmesi gerektiğini, ancak somut olayda rehin blokaj sözleşmelerinde rehin tesis edilecek hesabın açıkça belirtilmediğini ve teminat altına alınan alacağın da belirli olmadığını, bu nedenle söz konusu sözleşmelerin hükümsüz sayılması gerektiğini, yine müvekkili şirketin 13.07.2011 tarihli YK kararı gereğince çift imza ile temsil edilmesi gerekmesine rağmen tek imza ile imzalanan sözleşmenin bu nedenle de geçersiz olduğunu, davalı bankaca müvekkili şirketten yapılan tahsilat sonrasında, bankanın ... şirketine karşı başlattığı İstanbul 6. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına haricen tahsil bildirimi yapılmış olup, bu işlemin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dolayısıyla davacının, müvekkilinin taraf olmadığı icra dosyası kapsamında tahsilat yaptığını, oysa bu bonoya dayalı bu takip ile ...'ın kredi borcunun dayanağı olan genel kredi sözleşmeleri ve rehin sözleşmelerinin bağımsız borç ilişkisi yarattığını, rehin sözleşmelerinin takip dayanağı bono ile bir ilgisi bulunmadığını, dolayısıyla davalı bankanın müvekkilinin sorumlu olmadığı bir icra dosyasına istinaden müvekkilinden mahsup işlemi yapmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece bilirkişi raporuna dayalı olarak ...'ın borcu bulunduğu kanaatine varılmış ise de, bu kanaatin hatalı olduğunu, bu kanaate sadece davalı bankanın kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda ulaşıldığını, ...'ın borçlu olup olmadığı noktasında yeterli inceleme yapılmadığını, 14.12.2018 tarihinde hesaba bloke konulmakla, faiz başlangıç tarihi olarak bu tarihin esas alınması gerektiğini, yine mahkemece müvekkili lehine karar tarihindeki kur üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, dava tarihindeki kurun esas alınmasının hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2-Davalı vekili; TMK'nın 946/2 maddesi tahtında düzenlenen, genel kredi sözleşmelerinin 148. maddesi ve rehin veren davacı şirket tarafından imzalanan rehin ve blokaj sözleşmeleri uyarınca, kredi borcunun tahsiline ilişkin takip ve tüm avukatlık giderlerinden davacı şirketin sorumlu olduğunu, TMK'nın 946/2 maddesinde, rehin hakkının, alacaklıya asıl alacak ile birlikte sözleşme faizlerinin, takip giderlerinin ve gecikme faizinin güvencesini sağladığının düzenlendiğini, bu madde kapsamında davacının rehin veren sıfatı ile asıl kredi borcu, akdi faiz ve temerrüt faizinin yanında, kredi borcunun tahsiline yönelik yürütülen yasal takip giderleri ve takip işlerini yürüten avukata ödenen vekalet ücretinden de sorumlu olduğunu, genel kredi sözleşmesi ve eki olan rehin ve blokaj sözleşmesi hükümleri ile kabul ettiğini, kredi borçlusu ...'ın imzaladığı genel kredi sözleşmelerinin 148. maddesinde, kredi borcunun tahsili için yasal yollara başvurulması halinde, dava, icra giderleri, avukatlık ücret tarifesinin azami haddine göre müvekkili bankanın kendi avukatına daha fazla ücret ödemesi halinde aradaki farkın da ödeneceğinin kabul edildiğini, yargı giderlerinin rehinli hesaptan mahsup edilmesinin kanun ve sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, müvekkili banka tarafından ödenme riski olabilecek tutarlar geçici hesaba aktarılarak, 10.01.2019 tarihinde 2.187.805,61-TL'nin bloke edildiğini, bu tutardan 1.317.894,21-TL tutarındaki kısım, 21.01.2019 tarihinde kredi borçlusu aleyhine başlatılan İstanbul 6. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına haricen yapılan tahsil nedeniyle tahsil harcı olarak ödendiği, rehinli hesaplarda bakiye 869.911,64-TL tutarın bloke edilmeye devam edildiğini, sonraki süreçte kredi borcunun tahsiline yönelik olarak kredi borçlusu ... ve ilgili diğer şirketlere açılan davaların neticelenmesi nedeniyle, ileride yargılama masrafı doğması riski kalmayan davalara ve icra takiplerine ilişkin blokaj kaldırılmış olup, halen 204.745,79-TL tutarında yargı giderinin müvekkili tarafından ödenme riski bulunduğunu, geriye kalan 665.165,85-TL'nin ise serbest bırakılarak davacının hesaplarına aktarılmasının mümkün olduğunu, sonuç olarak müvekkili bankanın kredi borçlusu aleyhine yürüttüğü yasal takip giderlerinin, rehin veren davacı şirketin hesaplarından mahsup edilemeyeceğine yönelik kararın hukuka aykırı olduğunu, yargılama gideri olan avukatlık ücretinin rehinli hesaplardan mahsup edilmeyeceğine ilişkin kararın hatalı olduğunu, akdi (sözleşmesel) avukatlık ücretinin ve diğer yargı giderlerinin rehin kapsamında olduğunu, müvekkilinin Av. ... ile imzaladığı 02.05.2013 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesinin 1. maddesinde, avukata toplam alacak miktarının %8'i oranında vekalet ücreti ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bu suretle avukatın, kredi borçlusu şirketlere gönderilen kat ihtarnamelerine konu toplam 30.756.953-USD'nin %8'i oranında vekalet ücretini hak ettiğini, nitekim Avukat'a iki ayrı taksitte toplam 2.151.932,20-USD+KDV ödeme yapıldığını, sözleşmenin 2. maddesinde ise 1. maddedeki ücret haricinde avukata, yapacağı tahsilatların da %8'inin vekalet ücreti olarak ödeneceğinin düzenlendiğini, bu nedenle mahkemenin yargı giderleri ve akdi (sözleşmesel) vekalet ücretinin rehinli hesaplardan mahsup edilemeyeceğine yönelik gerekçenin hatalı olduğunu, mahkemece bilirkişi raporunda tahsil edilmesi gerektiği tespit edilen 580.991,79-USD'nin (hesaplanan Euro karşılığı olarak 503.720,99-Euro) akdi faiz oranı hesaplamaya dahil edilmediği gibi, toplam kredi alacağı tutarından, bilirkişi tarafından fazla tahsil edildiği belirtilen 290.807,32-Euro tutar da çıkarılarak, nihai kararına göre mahsup edilmesi gereken tutarın olması gerekenden çok daha azına hükmedilerek maddi hata yapıldığını, bu nedenle yargı gideri ve avukatlık ücretinin de mahsubu yönündeki itirazları baki kalmak kaydıyla, 1.139.321,17-Euro ana para, 315.177,75-Euro temerrüt faizi, 503.720,99-Euro akdi faiz ve 15.758,89-Euro BSMV tutarı toplamı ile 1.973.978,80-Euro'nun tahsil edilebileceğine, 2.352.809,75-Euro'nun davacı şirkete ödenmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
:Dava, davacının davalı banka nezdindeki hesabına gönderilen ve aralarındaki rehin sözleşmeleri kapsamında bankaca kredi borçlusu dava dışı şirketin borcuna mahsuben tahsil edilen paranın iadesi istemine ilişkindir.
Somut olayda; davacı ile davalı banka arasında akdedilen 07.06.2010 tarihli bankacılık hizmetleri sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalı banka nezdinde 08.06.2010 tarihinde vadesiz Euro hesabı açıldığı, davacı ile davalı banka arasında ayrıca, bankaca dava dışı ... şirketine verilmiş veya verilecek tüm nakdi ve gayrı nakdi kredilerin ve bu kredilerden kaynaklanan her türlü borcun teminatını teşkil etmek üzere 11.03.2011 tarihli 3.000.000-USD limitli ve 14.07.2011 tarihli 2.000.000-USD limitli rehin ve blokaj sözleşmelerinin imzalandığı, davalı banka ile borçları işbu rehin ve blokaj sözleşmeleri ile teminat altına alınan dava dışı ... arasında da 21.12.2010, 04.08.2011 ve 17.03.2011 tarihli genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, davalı banka tarafından kredi borçlusu ... ile rehin veren davacı şirkete keşide edilen 13.02.2013 tarihli ihtarname ile 9.979.312,05-USD ana para, 504.315,96-USD faiz, 25.215,80-USD BSMV, 4.927.000-USD ana para, 18.613,11-USD faiz, 930,66-USD BSMV olmak üzere toplam 15.455.387,58-USD borcun 3 gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarda ayrıca borcun rehin verenin hesabında bulunan nakit karşılıktan riske mahsup edileceğinin belirtildiği, ihtarnamenin davacı rehin verene 21.03.2013 tarihinde tebliğ edildiği, yine davalı banka tarafından kredi borçlusu ... ile rehin veren davacı şirkete keşide edilen 17.06.2013 tarihli ihtarname ile 18.803.914-USD borcun 1 iş günü içinde ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarın davacıya 20.06.2013 tarihinde tebliğ edildiği, davacının davalı banka nezdindeki hesabına 23.11.2018 tarihinde yurt dışı alıcısından 8.330.010-Euro para geldiği, bankaca davacının hesabına gelen paranın 4.326.788,55-Euro'luk kısmına 14.12.2018 tarihinde bloke konulduğu ve bu tutarın rehin ve blokaj sözleşmeleri kapsamında dava dışı ... firmasının kredi borçlarına mahsup edildiği anlaşılmaktadır.
Taraflarca akdedilen 11.03.2011 ve 14.07.2011 tarihli rehin ve blokaj sözleşmelerinde; bankaca dava dışı ... şirketine verilmiş veya verilecek tüm nakdi ve gayrı nakdi kredilerin ve bu kredilerden kaynaklanan her türlü borcun teminatını teşkil etmek üzere; banka nezdindeki açılmış ve açılacak tüm hesaplarından anapara tutarlarıyla bu hesaplarda oluşan faiz ve benzeri tüm gelirlerini, hesaplarına gelecek her türlü havale, EFT bedelleriyle ihracat ve diğer bedellerini, nakit veya rehin veren adına alınacak benzeri menkul kıymetleri banka tarafından genel kredi sözleşmesi ve diğer sözleşmelere istinaden rehin verene veya krediyi kullanan üçüncü şahıs ... firmasına kullandırdığı veya kullandıracağı her türlü nakdi ve gayri nakdi kredilerden, rehin verenin veya kredi borçlusu firmanın banka nezdindeki diğer üçüncü şahıs veya şirketler lehine açılmış veya açılacak kredilere ve her türlü borçlara verdiği veya vereceği kefaletlerinden, kredi borçlusu firmanın tüm borçlu hesaplarından, senetlerin iskonto ve iştirasından veya teminata alınmasından kaynaklanan anapara, faiz, ücret, komisyon, yasal sorumluluk tutarı, vergi, sigorta, prim ücreti ve her ne ad altında olursa olsun diğer her türlü borçlarından, kredi hesaplarının katı halinde ödemenin yapılacağı ana kadar işleyecek temerrüt faizi, komisyon, ücret, gider vergisi, avukatlık ücreti, her türlü dava veya takip masraflarının tamamını kapsamak üzere rehin verenin veya kredi borçlusu firmanın bankaya doğmuş ve doğacak tüm borçlarının ve ayrıca borç veya kredi kapansa bile döviz taahhüdünden, teşvik mevzuatından ve yararlanılan istisnalardan doğan yükümlülükler nedeniyle bankanın ödediği veya ödeyeceği vergi, resim, harç, fon ile faiz, zam, ceza ve tazminatların teminatını teşkil etmek üzere bankaya rehnedildiği kabul edilmiştir.
Mahkemece alınan 14.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davalı bankaca dava dışı ...'a 867935 numaralı kredi hesabında 7.947.531,11-USD karşılığı 15.295.421-TL dövize endeksli kredi kullandırıldığı, 30.07.2013-30.07.2015 tarihleri arasında 80 adet kısmi tahsilat yapılarak kredi ana para turarının 3.067.325,88-TL'ye (1.593.788,61-USD) düştüğü ve bu bakiyenin 08.09.2015 tarihinde kanuni takip hesabına aktarıldığı, kredinin faiz oranının %10 olduğu, bu oranın 05.03.2014 tarihinde %5,50'ye düşürüldüğü, bu doğrultuda 08.09.2015 tarihine kadar hesaplanan akdi faiz tutarının 582.986,06-USD, BSMV'nin 29.149,30-USD olduğu, ancak davalı bankanın hesap ekstresine göre 916.416,26-USD faiz tahsil edildiği, bu kredi bakımından temerrüt faiz oranı %8,25 olarak tespit edilmiş olup, banka tarafından ise krediye %12 oranda temerrüt faizi uygulandığı, bankaca davacının hesabına gelen parayı blokeye aldığı 14.12.2018 tarihine kadar 528.776,14-USD temerrüt faizi ve 392.740,16-USD BSMV hesaplanarak Euro karşılığının tahsil edildiği, ancak alacağın 08.09.2015 olan kanuni takip hesabına aktarım tarihinden 14.12.2018 bloke tarihine kadar 363.597,69-USD temerrüt faizi ve 18.179,88-USD BSMV hesaplandığı, buna göre bankaca 165.178,45-USD fazla temerrüt faizi tahsil edildiği,buna bağlı olarak fazla BSMV tahsil edildiği, bu bakiyeden 06.11.2015 tarihinde 278.200,76-USD ve 12.04.2017 tarihinde 1.466,21-USD tahsilatlar ile 1.314.121,65-USD ana para bakiyesi kaldığı, 14.12.2018 tarihinde davacı şirketin hesabına gelen 8.330.010-Euro tutardan 4.326.788,55-Euro'nun bloke hesaplara aktarıldığı 14.12.2018 tarihine kadar faiz hesaplanarak 10.01.2019 tarihinde 1.314.121,65-USD ana para, 528.776,14-USD temerrüt faizi, 9.496,22-USD silinen faiz, 392.740,16-USD BSMV tutarlarının (Euro kur 6,30-TL, USD kur 5,46-TL) 1.605.994,18-Euro karşılığının davacının hesabından bloke alınan tutardan karşılandığı, ayrıca 86.174,60-TL karşılığı 13.676,99-Euro'nun dava takip borcu olarak tahsil edildiği, davalı bankaca tahsil edilen dava masrafları ve vekalet ücretlerine ilişkin olarak sunulan belgede 2.187.805,61-TL vekalet ücreti ve harçlar açıklamasının yer aldığı, bu kayıttan 1.317.894,21-TL tutarın ... icra dosyasının harç bedeli açıklaması kaydıyla düşürüldüğü, kalan 869.911,40-TL bakiyenin ise halen hesapta bekletildiği, bunun sebebi konusunda bir belge sunulmadığı, bankaca sunulan fişte 2.297.552,45-Euro karşılığı 14.476.188,72-TL tutarın ödenen avukatlık ücretlerine istinaden geçmiş yıllar giderlerine atılan düzeltme kaydı açıklaması ile başka hesaba aktarıldığı, buna ilişkin bilgi ve belge sunulmadığından bir tespit yapılamadığı, davacı şirketin dava dışı ...'ın kredi hesaplarında kapatılan tutarların 22.02.2013 tarihinde 4.927.000-USD, 34.136-USD, 29.08.2013 tarihinde 500.000-USD, 91.10.2013 tarihinde 266.653,20-USD, 14.12.2018 tarihinde 4.326.788,55-Euro olmak üzere toplam 5.783.551,72-USD ve 4.326.788,55-Euro olduğu bildirilmiştir.05.11.2021 tarihli ek raporda; davalı banka tarafından 21.01.2019 tarihinden beri doğabilecek yargı giderleri için tutulduğu belirlenen 869.911,40-TL tutarın davacı şirkete iadesinin gerektiği, davalı banka vekilinin taahhüt edilen ödemelerin zamanında yapılması şartıyla %10 olan akdi faiz oranının 05.03.2014 tarihinden itibaren geçici olarak %5,5'e düşürüldüğü, ancak taahhüt edilen ödemelerin yapılmaması nedeniyle 13.05.2014 tarihinden itibaren %10 olan eski haline dönüştürüldüğü beyanı kapsamında, 05.03.2014-12.05.2014 arası %5,5, diğer tüm dönemler için %10 oranında faiz uygulanarak yapılan alternatif hesaplamada, 08.09.2015 tarihine kadar gerçekleşen tahsilatlar dikkate alınarak 712.185,78-USD akdi faiz ve 35.609,29-USD BSMV hesaplandığı, bu tutarın davalı bankanın tahsil ettiği 916.416,26-USD akdi faiz tutarından 204.230,48-USD daha düşük olduğu, davalı bankaca 23.12.2013 tarihinde 545.376,36-USD faiz tahsil edildiği, ancak 30.07.2013 kredi başlangıç tarihi itibariyle 7.447.531,11-USD kredi ana para tutarı üzerinden 30.07.2013-23.12.2013 arası 148 gün için bankaca uygulanan %10 akdi faiz oranı üzerinden 306.176,28-USD akdi faiz hesaplandığı ve aradaki farkın 239.200,08-USD olduğu, bu nedenle bankaca daha fazla akdi faiz tahsil edilmesinin hesaplamasının anlaşılamadığı, davalı banka vekilinin itirazlarına rağmen kredi bakiyesinin takip hesabına aktarımı sırasında da akdi faiz oranının %5,50 olduğu, bu nedenle uygulanması gereken temerrüt faizi oranının da %8,25 olduğu, ancak davalı banka vekilinin itirazları yönünde, bankaca uygulanan %12 temerrüt faizi oranı üzerinden yapılan hesaplamada 528.776,63-USD temerrüt faizi ve 26.438,83-USD BSMV bulunduğu, kök rapordaki akdi faiz hesap tablosunda 11.04.2014-12.05.2014 arası gün sayısı hatalı olarak 31 gün olarak belirtilmiş olup, 32 gün olarak düzeltildiği, aynı şekilde 03.09.2014-09.09.2014 arası hatalı olarak 12 gün belirtilen sürenin 6 gün olarak düzeltildiği, bu düzeltmeler doğrultusunda 08.09.2015 tarihine kadar 580.991,79-USD akdi faiz ve 29.049,59-USD BSMV hesaplandığı, davalı bankanın 335.425,47-USD fazla olmak üzere 916.416,26-USD akdi faiz tahsil etmiş olduğu, yine 363.533,93-USD temerrüt faizi ve 18.176,10-USD BSMV hesaplandığı, bankanın ise 165.242,21-USD fazla olmak üzere 528.776,14-USD fazla tahsilat yaptığı bildirilmiştir.25.03.2022 tarihli 2. ek raporda; davalı vekilince ileride ödeme riski bulunan dava ve icra takiplerini tevsik eden belgeler kapsamında 598.144,96-TL vekalet ücreti ve 1.589.660,65-TL harç toplamının 2.187.805,61-TL olduğu, davalı banka ile avukat ... arasında 02.05.2013 tarihinde avukatlık ücret sözleşmesi imzalanmış olduğu, sunulan belgelere göre bankaca avukata toplam 3.831.295-USD ve 205.013,69-TL ödeme yapıldığı, bankanın TL ödemelerinin karşılığını 81.899,90-USD olarak hesapladığı, bankaca TL olarak ödenen, USD karşılığı hesaplanan vekalet ücretleri üzerinden günlük %12 temerrüt faizi oranında faiz hesapladığı, genel kredi sözleşmesinin temerrüt faizine ilişkin 138. maddesi hükmünün avukatlık ücreti veya masraflar bakımından uygulanmasının mümkün olmadığı, ancak temerrüt tarihine kadar 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca akdi faiz ve temerrüt tarihinden sonra ise yasal temerrüt faizi oranının uygulanması gerektiğinin düşünülebileceği, dava dışı ...'ın daha önce kullandığı kredilerin kapatılması sonucunda şirketin 30.12.2013 tarihinde 867935 numaralı dövize endeksli kredi kaynaklı 3.867.605,52-USD ana para borç bakiyesinin kaldığı, bu tarihten sonra 30.07.2015 tarihine kadar tahsilatların devam ettiği, davalı banka kayıtlarına göre 30.07.2015 tarihine kadar kredinin 6.353.742,50-USD anapara tutarı ile 916.416,26-USD faiz tahsilatı yapıldığı tespit edildiği, 1.593.788,61-USD tutarında kalan anapara bakiyenin 08.09.2015 tarihinde kanuni takip hesaplarına aktarıldığı, dava dışı asıl borçlu ... şirketinin kullandığı kredilerden kaynaklı olarak 17.06.2013 ihtarname tarihi itibariyle toplam 18.803.914-USD toplam borç bakiyesinin bulunduğu, 30.12.2013 tarihinde yapılan tahsilatlar ile toplam borç bakiyesinin 3.867.605,52-USD ye düştüğü, 30.07.2015 tarihine kadar yapılan tahsilatlar ile toplam anapara borç bakiyesinin 1.593.788,61-USD tutara düştüğü, kalan anapara bakiyenin 08.09.2015 tarihinde kanuni takip hesaplarına aktarıldığı, bu tarihten sonra 06.11.2015 tarihli 278.200,76-USD ve 12.04.2017 tarihli 1.466,21-USD kısmi tahsilatlar ile anapara bakiyesinin 1.314.121,65-USD tutara indirildiği, işbu davanın konusunu da yapılan kısmi tahsilatlar ile 1.314.121,65-USD kalan anapara bakiyeye düşürülen tutarın davacı şirketten tahsilatı, tahsilat şekli ve tahsil edilen avukatlık ücreti ile dava masraflarının teşkil ettiği, davalı banka tarafından dava dışı asıl borçlu ... şirketinin borçları için davacıdan, dava konusu rehin sözleşmelerine istinaden 867935 hesap numaralı dövize endeksli kredi ile ilgili olarak, 1.314.121,65-USD (1.139.321,17-Euro) anapara borcu, 528.776,14-USD (458.439,94-Euro) temerrüt faizi, 9.496,22-USD (8.233,06-Euro) silinen faiz, 392.740,16-TL (62.332,78-Euro) BSMV, 86.174,60-TL (13.676,99-Euro) dava takip borcu, 2.187.805,61-TL (347.232,15-Euro) vekalet ücretleri ve harç olarak blokeye alınan tutar, 14.476.188,72-TL (2.297.552,45-Euro) avukatlık ücreti olmak üzere 14.12.2018-10.01.2019 tarihleri arasında 4.326.788,55-Euro tahsilat yapıldığı, 02.05.2013 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi kapsamında davalı bankaca avukata..., ... ve davacı şirketten olan alacağın tahsili karşılığı 3.831.295-USD ile 205.013,69-TL ödeme yapıldığı, bankaca tahsil edilen avukatlık ücretinin hesaplamasının diğer şirketler ile birlikte toplu olarak hesaplanarak daha sonra toplam borç üzerinden orantı hesaplaması yapıldığı, ancak bunun hatalı olduğu, avukatlık ücret sözleşmesi kapsamında tahsilatlar karşılığı avukata en son ücret ödeme tarihi 16.06.2017 olup, davanın konusu teşkil eden ve dava dışı ... şirketine ait kredi borcunun büyük bir kısmını oluşturan 1.682.003,95-Euro tutarındaki kredi ve faiz tahsilatının 10.01.2019 tarihinde yapıldığı, bu durumun, kredinin tamamının tahsilatının 02.05.2013 tarihinde imzalanan ücret sözleşmesi kapsamında Av. ... tarafından gerçekleştirilmediğini gösterdiği, toplam borç tutarı ile dava dışı kredi borçlusu ... şirketine ait kredi borcu orantılaması yapılacak ise sözleşme kapsamında avukat tarafından gerçekleştirilmeyen 1.682.003,95-Euro tutar düşülerek hesaplama yapılması gerektiği, dava konusunu teşkil eden 14.12.2018-10.01.2019 tarihleri arası tahsil edilen 4.326.788,55-Euro tutarın; 1.314.121,65-USD anapara borç bakiyesi, 528.776,14-USD temerrüt faizi, 9.496,22-USD silinen faiz, 392.740,16-TL (62.332,78 Euro) BSMV olmak üzere Euro karşılığı olarak 1.668.326,96-Euro tutarın 867935 numaralı dövize endeksli kredinin kapatılması için tahsil edildiği, dava takip borcu olarak 86.174,60-TL (13.676,99-Euro) tahsil edildiği, vekalet ücretleri ve harç tutarları olarak 10.01.2019 tarihinde 2.187.805,61-TL (347.232,15-Euro) blokeye alınan tutar bulunmakta olup, bu tutardan 1.317.894,21-TL'nin ... esas sayılı icra dosyasının harç bedeli açıklaması ile tahsil edildiği, kalan 869.911,40-TL bakiyenin halen hesapta bekletildiği, buna ilişkin olarak davalı banka tarafından ileride ödeme riski bulunan dava ve icra takiplerinin masrafları için blokede tutulduğunun belirtildiği, bankaca bu konuda bildirilen Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ (yeni: ███████) esas, Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ esas, İstanbul 37. İcra Dairesinin... esas, İstanbul 37. İcra Dairesinin ██████████ esas sayılı dosyalarında dava dışı ... dışında başka şirket ve şahısların da muhatap göründüğü, dava masrafları ve vekalet ücretlerinin ne kadar bölümünün ...'ın sorumluluğunda olduğu hususları ile masrafların dayanakları hususlarında bir değerlendirme yapmanın mümkün olmadığı, ücret sözleşmesi kapsamında davalı bankaca avukata ödenen tutarların USD karşılığı 3.913.194,90-USD olup, bu tutarın, avukatın yaptığı tahsilatın %8’i olduğu düşünüldüğünde, 48.914.936,25-USD toplam tahsilat yapıldığının anlaşıldığı, ihtarda grup şirketlerinin 30.756.953-USD toplam borç bakiyesinin olduğunun belirtildiği ve borcun tamamının da bu tahsilatlar ile yapılmadığı dikkate alındığında, yapılan ödemenin çok yüksek olduğunun anlaşıldığı, davalı bankaca USD karşılığı toplam vekalet ücretleri tutarı üzerinden günlük %12 temerrüt faiz oranından faiz hesaplandığı, ancak avukatlık ücreti yönünden bir temerrüt oluşturacak bu ücretleri de kapsayan bir ihtarname de bulunmadığından, krediye uygulanan oranı düşürülmüş %5,5 akdi faiz oranın uygulanacağı, bu oran üzerinden yapılan hesaplama sonucunda Türk Lirası olarak ödenen avukatlık ücreti bakımından 17.845,25-TL faiz ve 892,26-TL BSMV hesaplandığı, USD olarak ödenen avukatlık ücretleri bakımından ise 988.360,60-USD faiz ve 49.418,03-USD BSMV hesaplandığı, sonuç olarak TL ve USD olarak ödenmiş avukatlık ücretleri bakımından toplam 1.006.205,85-USD akdi faiz ve 50.310,29-USD BSMV olmak üzere 1.056.516,14-USD faiz ve vergi hesaplandığı, %8,25 temerrüt faiz oranı üzerinden yapılan hesaplama sonucunda Türk Lirası olarak ödenen avukatlık ücreti bakımından 26.767,88-TL faiz ve 1.338,39-TL BSMV hesaplandığı, USD olarak ödenen avukatlık ücreti bakımından ise 1.482.540,90-USD faiz ve 74.127,04-USD BSMV hesaplandığı, sonuç olarak TL ve USD olarak ödenmiş avukatlık ücretleri bakımından toplam 1.482.540,90-USD temerrüt faizi ve 74.127,04-USD BSMV olmak üzere 1.556.667,94-USD faiz ve vergi hesaplandığı, avukat tarafından gerçekleştirilmeyen 1.682.003,95-Euro tahsilat tutarı düşülerek yapılan orantılama sonucu %54,6 orana ulaşıldığı, bu oranlama sonucunda avukata ödenen toplam 3.913.194,91-USD ve 1.056.516,14-USD işlemiş akdi faiz olmak üzere toplam 4.969.711,05-USD'nin %54,60 oranı üzerinden ... şirketine tekabül eden tutarın 2.713.462,23-USD karşılığı 2.352.525,72-Euro olduğu, davalı banka tarafından 3.246.192,02-Euro vekalet ücret alacağı hesaplandığı, fakat toplam avukatlık ücreti ve faizi tutarı olarak 2.297.552,45-Euro tahsil edildiği dikkate alındığında, hesaplanan 2.352.525,72-Euro alınması gereken toplam avukatlık ücreti ve faizi tutarının daha yüksek çıktığı, bu kapsamda hesaplamada tahsil edilen 2.297.552,45-Euro avukatlık ücretinin dikkate alınacağı, buna göre davalı bankaca tahsil edilebilecek alacak tutarı; 1.314.121,65-USD karşılığı 1.139.321,17-Euro anapara borcu, 363.533,93-USD karşılığı 315.177,75-Euro temerrüt faizi, 18.176,70-USD karşılığı 15.758,89-Euro BSMV, 86.174,60-TL karşılığı 13.676,99-Euro dava takip borcu, 1.317.894,21-TL karşılığı 209.166,32-Euro ... esas sayılı icra dosyası harç bedeli, 204.745,79-TL karşılığı 32.495,72-Euro harç ödeme riski devam eden dosyalar için blokeye alınan tutar olmak üzere tespit edilen bedelden fazla tahsil edilen 335.424,47-USD karşılığı 290.807,32-Euro akdi faiz tutarının düşülmesi sonucunda dava konusu krediden kaynaklı talep edilebilecek toplam alacak tutarının 1.434.789,51-Euro olduğu, bu tutara 2.297.552,45-Euro avukatlık ücreti ve temerrüt faizi olarak alınan tutarın eklenmesiyle toplam tahsil edilmesi gereken alacak tutarının 3.732.341,96-Euro olduğu, toplam tahsil edilen tutar ise 4.326.788,55-Euro olmakla iadesi gereken tutarın 594.446,58-Euro olduğu bildirilmiştir.
Taraflar arasında akdedilen rehin ve blokaj sözleşmeleri, niteliği itibariyle alacak rehni kapsamında olup TMK'nın 954/2 maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça alacak rehni bakımından da teslime bağlı rehin hükümleri uygulanacaktır. Bu kapsamda rehne hakim olan ilkelerden belirlilik ilkesi, alacak rehni bakımından da geçerlidir. Belirlilik ilkesi, üzerine rehin konulan alacak ile teminat altına alınan alacağın belirli veya belirlenebilir olması anlamına gelmektedir. Somut olayda taraflarca akdedilen rehin ve blokaj sözleşmelerinde, "bankaca dava dışı ...'a verilmiş veya verilecek tüm nakdi ve gayrı nakdi kredilerin ve bu kredilerden kaynaklanan her türlü borcun teminatını teşkil etmek üzere, banka nezdindeki açılmış ve açılacak tüm hesaplarından ..." şeklinde düzenleme yer almakta olup, işbu dava konusu rehin ve tahsilat işlemlerinin gerçekleştirildiği banka hesabı da rehin ve blokaj sözleşmelerinden önce açılmıştır. Yine rehinle teminat altına alınan alacak da açıkça düzenlenmiş durumdadır. Bu durumda sözleşmelerin belirlilik ilkesine aykırılığından söz edilemeyecektir.Davacı şirket yetkililerinin münferit imza ile şirketi temsil yetkisi bulunmakta iken, 29.07.2011 tarihinde ticaret siciline tescil ve 04.08.2011 tarihli TSG'de ilan edilen YK kararı ile şirketi YK üyelerinden herhangi ikisinin müşterek imzaları ile temsil ve ilzam edeceği kararlaştırılmıştır. Uyuşmazlık konusu rehin blokaj sözleşmelerinden birisi ise 14.07.2011 tarihinde davacı şirket adına tek yönetim kurulu üyesi tarafından imzalanmıştır. TTK'nın 36/1 maddesinde, ticaret sicili kayıtlarının üçüncü kişiler hakkında tescilin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği günü izleyen iş gününden itibaren hukuki sonuçlarını doğuracağı düzenlenmiştir. Bu durumda sözleşmenin imza tarihinde söz konusu YK kararı henüz tescil ve ilan edilmediğinden alınan karar , davalı banka tarafından hüküm ifade etmediğinden davacı şirketin temsili bakımından sözleşme geçerli olduğundan , davacı vekilinin rehin ve blokaj sözleşmelerinin geçersizliğine yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Davalı banka tarafından borçlular ..., ... aleyhine İstanbul 6. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında ...'ın keşideci ve diğer borçluların avalist olduğu 30.04.2012 keşide ve 20.02.2013 ödeme tarihli 10.000.000-USD bedelli bonoya dayalı olarak takip başlatılmış olup, işbu dava konusu rehin ve blokaj sözleşmeleri kapsamında davacının banka hesabından tahsil edilen tutarların da alacaklı banka vekilince işbu icra dosyasına haricen tahsil olarak bildirilmiştir.Takip dayanağı bononun kredi borçlusu ... şirketinin kullandığı kredi borçlarının tahsili amacıyla verildiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki taraflarca imzalanan rehin ve blokaj sözleşmelerinde, kredi borçlusu firmanın senetlerinin iskonto ve iştirasından veya teminata alınmasından kaynaklanan borçları da teminat altına alınmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin, takip konusu bononun ...'ın kredi borçları ve rehin sözleşmeleri ile ilgisi bulunmadığı yönünde ileri sürdüğü istinaf nedeni de yerinde değildir.
TMK'nın 946/2 maddesinde; rehin hakkının alacaklıya asıl alacak ile birlikte sözleşme faizlerinin, takip giderlerinin ve gecikme faizinin güvencesini sağlayacağı düzenlenmiş olup, bu düzenleme emredici nitelikte olmadığından, söz konusu kapsamın taraflarca daraltılması ve genişletilmesi mümkündür. Somut olayda taraflarca düzenlenen rehin ve blokaj sözleşmelerinde ise; davalı bankadan kredi kullanan ... şirketine kullandırılan veya kullandırılacak her türlü nakdi ve gayri nakdi krediler, rehin verenin veya kredi borçlusu firmanın banka nezdindeki diğer üçüncü kişiler lehine açılmış veya açılacak krediler ve her türlü borçlara verilmiş veya verilecek kefaletler, kredi borçlusu firmanın tüm borçlu hesaplarından, senetlerinin iskonto ve iştirasından veya teminata alınmasından kaynaklanan anapara, faiz, ücret, komisyon, yasal sorumluluk tutarı, vergi, sigorta, prim ücreti, temerrüt faizi, komisyon, ücret, gider vergisi, avukatlık ücreti, her türlü dava veya takip masrafı rehinle teminat altına alınmıştır. Görüldüğü üzere rehin ve blokaj sözleşmelerinde davalı bankanın kendisini temsil eden " avukatı ile banka arasında imzalanan sözleşmeye göre ödeyeceği" akdi vekalet ücreti teminat altına alınmamıştır. Rehin ve blokaj sözleşmelerinde, eki ve ayrılmaz bir parçası olduğu belirtilen ve davalı banka ile dava dışı kredi borçlusu arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinin 148. maddesinde ise, bankanın yasal yollara başvurması halinde her türlü dava ve takip giderleri ile asgari ücret tarifesinin azami haddine göre ücret sözleşmesi varsa tatbikinin ve bankanın kendi avukatına daha fazla ücret ödemesi halinde aradaki farkın ödeneceğinin kabul edildiği yazılıdır. Şarta bağlı ve ileride doğacak alacakların da taşınır rehniyle teminat altına alınması mümkündür. Fakat teminat altına alınmak istenen alacağın belirlenebilmesi gereklidir. İleride doğacak borçlar için yapılmış rehin sözleşmelerinin geçerli olması için, alacağı doğuran hukuki ilişkinin ve alacağın miktarının belirlenmiş veya birtakım sınırlandırmalar yapılarak belirlenebilir kılınmış olması gerekmektedir. Somut olayda ise davalı bankaca avukatına ödenecek ücret bakımından bir belirleme yapılmadığı gibi, herhangi bir sınırlama ya da hesaplama şekli öngörülmemiştir. Bu şekilde hiç bir sınırlama içermeyen ve taraflar arasında sınırsız olarak serbestçe kararlaştırılabilecek nitelikteki akdi vekalet ücreti bakımından, belirlilik ilkesinin varlığından söz edilemeyecektir.Bu nedenle davalı banka tarafından banka ile vekili arasında imzalanan ,kredi borçlusunun bilgisinde olmayan alacaklının avukatına ödenecek olan , vekalet sözleşmesine taraf olmadığından asıl borçluyu ve rehin vereni bağlamayan akdi vekalet ücretinden davacı rehin veren sorumlu olmayıp, bu kapsamda davalı tarafça kendi avukatına ödediği vekalet ücreti ve faizlerini davacının hesabından tahsili hukuka aykırıdır. Davalı vekilinin;davalı bankanın vekiline ödeyeceği vekalet ücretinden sorumlu olacağına ilişkin istinaf nedeni de yerinde değildir.
Hükme esas alınan ikinci bilirkişi kök ve ek raporlarında, davalı bankanın davacının hesabından rehin ve blokaj sözleşmeleri kapsamında tahsil ettiği ve dava dışı ... ile akdedilen genel kredi sözleşmeleri kapsamında tahsil edebileceği tutarlar hesaplanmıştır. Buna göre alacağa kanuni takip hesabına aktarıldığı 08.09.2015 tarihine kadar bankaca akdi faiz uygulandığının tespit edildiği, dolayısıyla bu tarihten tahsil tarihine kadar olan dönem için temerrüt faizi talep edilebileceği dikkate alınarak, davalı bankanın rehin ve blokaj sözleşmeleri kapsamında talep edebileceği ve dolayısıyla tahsilinde haklı bulunan alacağı; 1.314.121,65-USD karşılığı 1.139.321,17-Euro ana para, 580.991,79-USD karşılığı 503.710,02-Euro akdi faiz, 29.049,59-USD karşılığı 25.185,50-Euro BSMV, 363.533,93-USD karşılığı 315.177,75-Euro temerrüt faizi, 18.176,70-USD karşılığı 15.758,89-Euro BSMV, 1.317.894,21-TL karşılığı 209.166,32-Euro ... esas sayılı icra dosyası harç bedeli olmak üzere toplam 2.208.319,65-Euro olarak hesaplanmıştır. Bilirkişi raporlarında davalı bankaca blokede bekletildiği tespit edilen 869.911,40-TL'nin bloke sebebi davalı tarafça, harç ödeme riski bulunan yargılama dosyaları olarak gösterilmiş, davalı vekilince istinaf başvuru dilekçesinde bu tutarın 665.165,61-TL'lik kısmının serbest bırakıldığı bildirilmiştir. Ancak bu tutarın serbest bırakıldığına ilişkin bir delil sunulmadığı gibi, davacı tarafın da bir kabulü bulunmamaktadır. Kalan 204.745,79-TL bakımından ise davalı banka açısından tarafı olduğu dosyalarda harç ve yargılama gideri ödeme riski devam etmektedir. Bu nedenle 204.745,79-TL karşılığı 32.495,72-Euro bedel bakımından da davalı bankanın blokesi sözleşmelere uygundur. Davacının hesabından blokeye alınarak tahsil edilen tutar toplam 4.326.788,55-Euro olup, davalının tahsilinde haklı olduğu tutar 2.208.319,65-Euro olarak hesaplanmıştır. Buna göre davalının fazla tahsil ettiği ve bu nedenle davacıya iadesi gereken tutar (4.326.788,55-2.208.319,65=) 2.118.468,90-Euro olarak hesaplanmıştır.Ancak; davalı tüm yargılama sürecinde tahsil ettiği 4.326.788,55-Euro'nun 2.297.552,45-Euro'luk kısmı akdi vekalet ücretine ilişkin olduğunu savunduğu ve bu miktar kabulünde olduğundan , bilirkişi raporunda tesbit edilen davalı banka alacak miktarı daha fazla olsa da dikkate alınamayaktır.Davalının alacağa mahsup ettiği tutardan daha fazla miktarda alacak hesaplanması davalının alacağına mahsup ettiği ve alacağın sonlandığı dikkate alındığında vekalet ücreti olarak tahsil ettiğini beyan ettiği miktardan düşüü yapılamayacaktır.Davalı bankanın davacının parasından kendi vekiline ödeyeceği vekalet ücreti ve faizleri olarak tahsil ettiği ,2.297.552,45-Euro bedelin davacıya iadesi gereklidir.Davalı banka dava konusu paraya 14.12.2018 tarihinde bloke koyarak davacının tasarruf yetkisi kısıtlandığından alacağa bu tarihten itibaren faiz işletilmesi gerekmektedir.
Diğer yandan yabancı para alacağına ilişkin davalarda dava değeri, dava tarihi itibariyle Türk parası karşılığı üzerinden belirlenir. Yargılama sürecinde yabancı paranın değerinin düşmesi veya artması dava değerini değiştirmez. Aksinin kabulü, dava değerinin kur değiştikçe azalıp artması sonucuna götürür. Bu nedenle yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda, vekalet ücretinin yabancı paranın dava tarihindeki karşılığı Türk Lirası üzerinden hesaplanması gerekmektedir (Dairemizin █████████ esas █████████ karar sayılı, ████████ esas █████████ karar sayılı, █████████ esas █████████ karar sayılı ilamları, Yargıtay 11. HD'nin █████████ E. █████████ K. sayılı ilamı). Bu nedenle mahkemece yabancı paranın dava tarihindeki kur karşılığı üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi yerindedir.
Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf sebebleri kısmen yerinde olduğundan başvurularının kabulüne ; kararın kaldırılmasına yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından davanın kısmen kabulüne ,faiz başlangıç tarihinin bloke tarihi kabul edilerek bu tarihden itibaren faiz işletilmesine,fazla istemin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 21. Asliye TicaretMahkemesi'nin █████/2022 Tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararın HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;
"Davanın kısmen kabulüne, 2.297.552,45-Euro'nun 14.12.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarının bir yıl vadeli Euro mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemine reddine"
İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;
"Alınması gereken 991.097,08-TL karar harcından davacı tarafından yatırılan 465.191,10-TL harcın mahsubu ile kalan 525.905,98-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafından yatırılan toplam 465.235,50-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan 5.500-TL bilirkişi ücreti ve 147-TL posta masrafı olmak üzere toplam 5.647-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 3.000-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan 500-TL bilirkişi ücretinden ibaret yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 235-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,
Davacı lehine takdir olunan 1.160.176,28-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı lehine takdir olunan 1.110.432,69-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve reddi oranında hesaplanan 700-TL'sinin davalıdan, 620-TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, "
Davacı ve davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının (davacı 80,70-TL, davalı 338.383,46-TL) istek halinde kendilerine iadesine,
Davacı tarafından yapılan 132-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 70-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan 61-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 29-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,
HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!