Anahtar kelimeler: Duyuru Bayilik Sektöründe Sitesinde İntifa Akaryakıt Rekabet İnternet Bağlantılı İstinaden

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ███████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU
: Alacak (Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan)Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Rekabet Kurulunun 05.03.2009 tarihli, 09-09/..... ve 09-09/......... sayılı kararlarına istinaden Rekabet Kurumunun internet sitesinde 12.03.2009'da yayınlanan duyuru ile akaryakıt sektöründe bayilik sözleşmeleriyle bağlantılı olarak yapılan intifa ve benzer etkiye sahip ekipman, kredi, kira gibi ayni ve şahsi hakları içeren sözleşmelerin, rekabet yasağının süresini fiilen uzatacak şekilde kullanılamayacağının, bu tür anlaşmaların varlığı halinde beş yılı aşan süreler bakımından, 2002/2 sayılı Tebliğ'de tanınan muafiyet koşullarının ortadan kalkacağının duyurulduğunu, sözü edilen kararlar ve duyuruya göre akaryakıt sektöründe, bayilik sözleşmeleriyle bağlantılı olarak yapılan intifa, kira, ekipman ve benzeri etkiye sahip sözleşmelerden 18.09.2005 tarihinden önce akdedilmiş olanların 18.09.2010 tarihine kadar grup muafiyetinden yararlanabilecekleri, 18.09.2005 tarihinden sonra yapılan sözleşmelerin, süreleri ne olursa olsun, yapıldıkları tarihten itibaren ilk beş yıllık süre boyunca muafiyetten yararlanabileceğini, beş yılı aşan süreler bakımından Tebliğde belirtilen muafiyet koşullarının ortadan kalkacağının belirlendiğini, buna göre sözleşmelerin yukarıda belirtilen süreleri aşan kısmının, 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesine aykırı hale geldiğini, aynı Kanunun 56. maddesi gereği geçersiz sayıldığını, 4054 sayılı Kanun'un 56. maddesinde Borçlar Kanunu'na yapılan gönderme gereğince, sözleşmelerin geçersiz kalan süresine ilişkin olarak yerine getirilmiş edimlerin geri istenmesi konusunda, Borçlar Kanunu'nun sebepsiz zenginleşme halinde iadenin kapsamını belirleyen, 63. ve 64.maddelerinin uygulanacağını, ayrıca bir ihtarda bulunulmasının gerekmediğini, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve bununla ilintili sözleşmelerin, Rekabet Kurulunun 05.03.2009 tarihli kararları ve Rekabet Kurumunun 12.03.2009 tarihli duyurusu nazara alındığında azami hadde indirme ilkesi gereğince 18.09.2010 tarihine kadar Rekabet Kurumunun 2002/2 Sayılı Tebliğ'inde yer alan muafiyetten yararlanabildiğini, bu tarihten sonraki süreler bakımından geçersiz hale geldiğini, davacının akdedilmiş sözleşmeler kapsamında üstlenmiş olduğu edimleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini, fazlaya ve hataya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bugüne kadar davalıya 118.182,90 TL intifa ivazı ile 401.821,86 TL inkişaf bedeli ödediğini, Rekabet Kurumunun öngördüğü şekilde dikey ilişkinin sonlandırılması suretiyle bayilik ilişkisi ile ilintili tüm sözleşmelerin birlikte ve öngörülen zamandan önce neticelendirilmesi sonucunda, davacının peşinen ve intifa süresi öngörülerek yapmış olduğu intifa ivazı ve inkişaf bedeli ödemelerinin geçersiz ve davacının yararlanamaya -cağı süreye karşılık gelen kısmının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre semereleri ile birlikte davacıya iadesi gerektiğini, davacının intifa süresinin tamamını nazara alarak davalıya peşinen ödediği intifa ivazının, geçersiz ve davacı tarafından kullanılamayacak intifa süresine karşılık gelen 78.869,49 TL kısmının (ana para) davalıya ödenme tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ve faizin KDV'si ile birlikte davalıdan tahsilinin yanında söz konusu bedelin (ana paranın) dava tarihine kadar davalı yedinde kaldığı sürede bu iktisap sayesinde davalının elde ettiği tüm semerelerin (kazançların, faizlerin, kaim değerlerin ve müvekkili şirketin bu bedelden yoksun kalması sebebiyle uğradığı ekonomik kayıpların karşılıği 55.933,13 TL'nin, dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ve faizin KDV'si ile birlikte davalıdan tahsili gerektiğini, ayrıca davacının dikey ilişkinin başlangıçta öngörülen süre devam edeceğini nazara alarak davalıya peşinen ödediği inkişaf bedelinin, geçersiz ve davacı tarafından kullanılamayacak süresine karşılık gelen 268.156,27 TL kısmının (anapara), davalıya ödenme tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ve faizin KDV'si ile birlikte davalıdan tahsili yanında söz konusu bedelin (ana paranın) dava tarihine kadar davalı yedinde kaldığı sürede bu iktisap sayesinde davalının elde ettiği tüm semerelerin (kazançların, faizlerin, kaim değerlerin) ve davacının bu bedelden yoksun kalması sebebiyle uğradığı ekonomik kayıpların karşılığı 391.858,25 TL'nin, dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ve faizin KDV'si ile birlikte yine davalıdan tahsili gerektiğini ileri sürerek, kullanılamayacak intifa süresine karşılık gelen 78.869,49 TL'nin davalıya ödendiği tarihten itibaren değişen oranlarda avans faizi ile, söz konusu bedelin (ana paranın) dava tarihine kadar davalı yedinde kaldığı sürede bu iktisap sayesinde davalının elde ettiği tüm semerelerin (kazançların, faizlerin, kaim değerlerin) ve davacının bu bedelden yoksun kalması sebebiyle uğradığı ekonomik kayıpların karşılığı 55.933,13 TL nin, dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ve faizin KDV'si ile birlikte davalıya peşinen ödenen 268.156,27 TL inkişaf bedelinin davalıya ödendiği tarihten itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte, söz konusu bedelin (ana paranın) dava tarihine kadar davalı yedinde kaldığı sürede bu davacının bu bedelden yoksun kalması sebebiyle uğradığı ekonomik kayıpların karşılığı 391.858,25 TL'nin, dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ve faizin KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davalı ile davacı arasında intifa sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin 15 yıl süreli olduğunu, Rekabet Kurulu Kararı gereği intifa sözleşmeleri 5 yılla sınırlandırıldığından, taraflar arasındaki intifa sözleşmesinin de bu uygulama çerçevesinde 18.09.2010 tarihinde sona ereceğinin tartışmasız bir gerçek olduğunu, bu durumun Rekabet Kurulu'nun 12.03.2009 tarihinde yayınlanan duyurusu ile tüm akaryakıt dağıtım şirketlerine bildirildiğini, davalının da bunu 12.03.2009 tarihinde öğrendiğini bu durumda davacının sebepsiz zenginleşmeyi öğrendiği tarihin 12.03.2009 tarihi olduğunu, 1 yıllık yasal zamanaşımı süresinin 12.03.2010 tarihinde dolduğunu, faizin KDV'sinin yasa gereği istenemeyeceğini, davacının davalıya ödemiş olduğu 15 yıllık intifa bedeli olan 118.182,90 TL için 55.933,13 TL faiz ve faizin KDV'sini iktisap tarihinden itibaren talep ettiğini, bunun yanında müvekkilinin elde etmiş olduğu tüm semerelerin de iadesini istediğini, davacının davalıya intifa bedelini sözleşmeye dayalı olarak verdiğini, sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarihin ise intifa sözleşmesinin Rekabet Kurulu kararı ile son bulacağı tarih olduğunu, bu tarihin de 15.03.2011 tarihi olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin bu tarihle feshedildiğini, intifa bedelinin ödendiği tarihte taraflar arasında sözleşme olduğundan ve bu tarih itibari ile sebepsiz zenginleşmeden bahsedilemeyeceğini, bu sebeple faiz ve semere istenemeyeceğini, inkişaf bedelinin ise dağıtım şirketinin yani davacının mallarının satılması için istasyonun çevresinin ve kendisinin yeniden dizayn edilmesi için harcanan bedel olduğunu, inkişaf bedelinin 15 yıl için değil, bayilik sözleşmesi süresi olan 5 yıl için verilmiş bir bedel olduğunu, bu itibarla, davacı tarafından inkişaf bedeli için de intifa bedeline kıyasla 15 yıl süre üzerinden hesap yapılıp kullanılmayan süre için bedel istenmesi sözleşmeye, hakka ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından müvekkiline ödendiği iddia edilen inkişaf bedelinin istasyonun yapımı için kullanılmış olduğunu, bu süre zarfında da istasyonun ...'nin bayisi olarak çalıştığını, inkişaf bedelinin, istasyonun zemin, market, WC, çevre düzeni, pompa, kanopi ve benzeri konularında harcandığını, hatta daha sonra davacının isteği üzerine, davalının kendisinin de istasyona başkaca yatırımlar yaptığını, bu nedenlerle inkişaf bedelinden ötürü müvekkilinin zenginleşmesinin mümkün olmadığını, ayrıca yine BK'nın 63 vd. maddelerindeki konu ile ilgili yasal düzenleme ve uygulama çerçevesinde davacının inkişaf bedeli ile ilgili talep hakkının yapılan işlerden müvekkilinin yararlanma durumuna göre yapılacak bu tespit ve belirleme ile sınırlı olacağını, çünkü, açıklamaya çalıştıkları davalının bir iade yükümlülüğü olacaksa bunun ancak, iyi niyetli iade yükümlüsünün sorumluluğu çerçevesinde olacağını, bayilik sözleşmesinin süresinin dolmuş olması, inkişaf bedelinin bayilik sözleşmesi ile sınırlı olması, intifa sözleşmesinin son bulmasında müvekkilinin kusurunun bulunmamasından ötürü davacının bu konudaki taleplerinin tamamının reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Mahkememizin ████████ esas ████████ karar sayılı █████/2016 tarihli kararı ile, intifa ile ilgili davada davadan feragat edildiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, inkişaf ve yatırım bedeli yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile, 253.530,00TLnin dava tarihi olan █████/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizleri ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş, mahkememiz kararına karşı davacı ve davalı yanca istinaf yoluna başvurulmuş, İstanbul BAM 16.Hukuk Dairesinin ████████ esas █████████ karar sayılı █████/2020 tarihli ilamı ile; "Mahkemece teknik yatırımların davalı tarafından kullanılmaya devam edildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de bu hususta mahallinde inceleme yapılmamıştır. Bu durumda öncelikle sözleşmenin fiili sona erme tarihinin net şekilde tespiti için tüm ihtarname örneklerinin tebliğ şerhleri ile dosyaya celp edilerek mahallinde keşif ve bilirkişisi incelemesi icrası ile yatırımların neler olduğu, niteliği, kullanılıp kullanılmadığı, sebepsiz zenginleşme oluşup oluşmadığına ilişkin teknik rapor alınmadan bu hususun dosya üzerinden alınan rapora göre değerlendirilmesi yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin isteminin bu yönü ile kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenle davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, kaldırma sebebine göre sair hususların ve davacı vekilinin istinaf isteminin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ilk derece mahkemesinin kararının HMK 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına" karar verilerek dosya mahkememize gönderilmiş ve mahkememizin ███████ esas numarasına kaydı yapılmıştır. Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş, davaya konu taşınmaz başında bilirkişi heyetince inceleme yapılarak, davacı tarafından davalıya inkişaf bedeli olarak ödenen 401.821,86TL nakit ödemenin davalı şirket tarafnıdan kullanılan istasyonun yenilenmesi için ödendiği kabul edilerek yapılan bu yenilemenin hali hazırda davalı tarafça kullanılıp kullanılmadığı, bakiye intifa süresi için davalı yandan tahsili gereken inkişaf1 yatırım bedelinin ne kadar olduğu, bunun amortisman değerinin düşülmüş ve düşülmemiş şekline göre değerlendirilme yapılması hususunda rapor düzenlenmesi istenmiş, bilirkişiler Mali Müşavir ..., Sektör Bilirkişisi ......, İnşaat Mühendisi .... tarafından mahalinde yapılan incelemeler sonucu tanzim olunan █████/2022 tarihli bilirkişi raporunda; bahse konu akaryakıt istasyonuna gerçekleştirilen keşif çalışmasında istasyonun ... markası ile hizmet vermekte olduğunu, saha betonundan kanopisine, akaryakıt ve .... pompalarından marketine kadar akar yakıt satış faaliyetini gerçekleştirmesi için gerekli olan tüm yatırımların yenilenmiş olduğunu, dolayısıyla taraflar arasında 2005 yılında yapılan sözleşmeler gereği anılan inkişaf bedelleri ile gerçekleştirilen yatırımların, istasyonun güncel ve yepyeni durumu değerlendirildiğinde ve günümüz şartlarında, taşınmaz değerine bir artırım veya bir fayda sağlamadığını, 2005 yılında yapılan sabit yatırımları kullanarak davalı yanın ticari faaliyetini sürdürmediğini, sabit yatırımların ticari faaliyetine şuan için bir katkısı olmadığının sektörel olarak değerlendirildiğini, mahkememizce inkişaf yatırım bedelinin ne kadar olduğu hususunun tespitin ve amortisman değerinin düşülmüş ve düşülmemiş halinin belirlenmesi istendiğini, bu kapsamda taraf vekilleri ile yapılan görüşmelerde inkişaf yatırım bedellerinin amortisman hesabı yapılabilmesi için söz konusu yatırımların listesi ve dayanak belgelerin talep edildiğini, ancak rapor yazım tarihine kadar yatırım bedelleri ile ilgili detaylı listeler ve dayanak belgelerin sunulmadığından herhangi bir amortisman hesabı yapılmadan davacının talep edebileceği bakiye intifa süresi için inkişaf bedeli olarak hesaplandığını, taraflarca akdedilen davaya konu intifa hakkı sözleşmesinin başlangıç tarihinin █████/2005, bitiş tarihinin ise █████/2021 olduğunu, söz konusu sözleşmenin 6.033 gün olarak hesaplandığını, hesaplama yapılırken iki tarih arasındaki geçen sürenin 1 yıl 365 ün olarak dikkate alındığını, davacı tarafça sözleşmenin tüm süresi için davalıya toplam 401.821,36TL yatırım bedelinin ödendiğini, söz konusu bedelin günlük tutarının 401.821,███████=66,60 TL/Gün olarak hesaplandığını, davalı tarafça dosyaya sunulan █████/2021 tarihli dilekçede " . . .taraflar arasındaki sözleşmenin Rekabet Kurumu Kararı gereği, yani yasa gereği █████/2010 tarihinde bitmiş olmasına rağmen, tarafların kendileri anlaşarak sözleşmeyi iradi olarak uzattıklarını ve sonuçta █████/2011 tarihinde tamamen sonlandırdıklarını, bu nedenle de taraflar arasında bu husus ile ilgili keşide edilmiş bir ihtarnamenin bulunmadığını belirterek davacı tarafa müvekkili tarafından gönderilen ihtarnameyi dosyaya ibraz ettiklerini, davalı vekilince davacıya söz konusu ihtarnamede "...Rekabet Kurulu Kararı ile intifalar 5 yıl süre ile sınırlandırıldığından, muhatap ile müvekkili şirket arasındaki ilişkinin █████/2011 tarihinde son bulduğu..." hususlarının yer aldığını, söz konusu ihtarnamenin tebliğ şerhinden ihtarnamenin █████/2015 tarihinde davacının daimi çalışanına tebliğ edildiğinin anlaşıldığını, söz konusu ihtarnameye davacı tarafça cevap verildiğine dair dosyada herhangi bir cevabi ihtarnameye rastlanılmamış olup, taraflar arasındaki sözleşmenin Rekabet Kurumu uyarınca belirtilen █████/2010 sözleşme son ifa tarihinin mi yoksa davalı tarafça hem davada hem de ihtarnamede belirtilen █████/2011 tarihinin mi esas alınması gerektiği hususunun mahkemenin takdirinde olmak üzere bakiye intifa bedelinin hesaplandığını, mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin █████/2010 tarihinde sona erdiğinin kabul edilmesi durumunda, bakiye intifa süresinin (█████/2021-█████/2021) 4028 gün, bakiye intifa bedelinin (4028 gün x 66,60TL/Gün) 268.264,80TL olarak hesaplandığını, mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin davalının belirttiği gibi fiilen sona erdiği █████/2011 tarihinde sona erdiğinin kabul edilmesi durumunda, bakiye intifa süresinin (█████/2021- █████/2021) 3807 gün, bakiye intifa bedelinin (3807 gün x 66,60TL/Gün) 253.546,20TL olarak hesaplandığı belirtmişlerdir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş olup, rapora karşı beyanlar dosyaya ibraz edilmiştir.Dava, bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeni ile inkişaf ve intifa bedelinin bakiye süreye denk gelen kısmının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi istemine ilişkin olarak açılmıştır.Yapılan yargılama, davacı tarafın iddiaları, davalının savunması, tanzim olunan bilirkişi raporları, İstinaf ilamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı ile davalı şirket arasında ilk olarak █████/2005 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesinin imzalandığı, söz konusu sözleşme ile taraflar arasında bayilik ilişkisinin kurulduğu, bayilik sözleşmesinin 5 yıl süreli olduğu, süre bitiminden en geç 3 ay önce yazılı olarak yenilenmeyeceğinin ihbar edilmediği takdirde, kendiliğinden 1 yıl daha uzayacağının kararlaştırıldığı, daha sonra taraflar arasında █████/2010 tarihli sözleşmenin imzalandığı ve sözleşme süresinin 10 Şubat 2011 tarihine kadar kararlaştırıldığı ve en son yine taraflar arasında █████/2011 tarihli sözleşmenin imzalandığı, son sözleşmede de sözleşme süresinin 5 yıl olduğu, davacı tarafından 16 yıllık intifa bedeli karşılığı davalıya 118.182,90TL intifa bedelinin ödendiği, yine davacı tarafından 401.821,86TL kalıcı teknik yatırım bedeli adı altında davalıya ödeme yapıldığı, bunun karşılığında davalının taşınmazı üzerine 16 yıllık süre ile davacı lehine intifa hakkı tesis edildiği, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin Rekabet Kurulu kararları uyarınca █████/2011 tarihinde sona erdiği tespit edilmiştir.Davacı tarafça yargılama aşamasında intifa bedeline ilişkin davadan feragat ettiği anlaşıldığından, bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. İnkişaf ve yatırım bedeli yönünden açılan davada ise; 16,5 yıl müddetince söz konusu akaryakıt ve servis istasyonunda ......... AŞ kurumsal kimliği altında akaryakıt satışı yapılacağına olan inanç dolayısıyla davalı şirkete kalıcı teknik yatırım yapıldığı ve bu yatırım gereği 16,5 yılı kapsayacak şekilde Kalıcı Teknik Yatırım bedeli ödendiği, gerek taraflar arasında akdedilen 3 adet akaryakıt bayilik sözleşmesi, gerekse ilk sözleşmede kurulan ve sonraki sözleşmelerde de sürdürülen intifa zamanı dikkate alındığında, taraflar arasındaki ana amacın intifa süresi boyunca bayilik ilişkisi kurmak olduğu ve davacı tarafından davalıya sağlanılan teknik yatırım bedellerinin bu süre için verildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin ise Rekabet Kurulu kararları uyarınca sona erdiği iddia edilmiştir. Kalıcı yatırımlar adı altındaki inkişaf ile ilgili malzemeleri işletmenin varlığı için yapılması zorunlu olan yatırımlar olup, salt alt yapı yatırımlar olması nedeni ile amortismanları yüksek olan ariyet malzemeleridir. Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi 5 yıllık olduğuna göre ve inkişaf bedelinin de 5 yıl olarak verilmesi yani istasyonun yenilenmesi satışların attırılması gayesi ile bayilere verilen bir bedelidir. Bayilerde satış ve sürümü arttırmak gayesi ile istasyonun geliştirilmesi için harcadıkları yatırım bedelleridir. Bayilik sözleşmesi (madde 3) 5 yıllık olarak yapıldığı, işbu süre sonunda yenilendiği dolayısı ile bayilik sözleşmesinin başında ödenen bedel gibi yeniden belirlenmektedir. Bayilik sözleşmesi ile birlikte bir takım kalıcı yatırımların yapıldığı, işbu yatırımların olması gereken masraflar olduğu, taraflar arasındaki bayilik sözleşmelerinde ve protokolde inkişaf bedeline ilişkin herhangi bir hüküm yer almadığı, davalı yanca keşide edilen 06.06.2005 tarihli 401.821,86Tl bedelli faturada "inkişaf bedeli" açıklamasının yer aldığı görülmektedir. Davalı savunmasında, inkişaf bedelinin istasyonun kendisi ve çevresinin yeniden dizaynı için harcanan bedel olduğunu, bedelin istasyonun zemin, market, wc, çevre düzeni, pompa, kanopi vb yatırımlara harcandığını iddia etmiş, davacı vekili de 30.04.2013 tarihli dilekçesinde inkişaf bedeli ile yeni yapılar inşa ettirildiği ve bedelin istasyonu geliştirmek için kullanıldığını belirtmiştir. Mahkememizce mahalinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu tanzim olunan bilirkişi raporuna göre; bahse konu akaryakıt istasyonununa gerçekleştirilen keşif çalışmasında istasyonun ... markası ile hizmet vermekte olduğu, saha betonundan kanopisine, akaryakıt ve ..... pompalarından marketine kadar akaryakıt satış faaliyetini gerçekleştirmesi için gerekli olan tüm yatırımların yenilenmiş olduğu, dolayısıyla taraflar arasında 2005 yılında yapılan sözleşmeler gereği anılan inkişaf bedelleri ile gerçekleştirilen yatırımların, istasyonun güncel ve yepyeni durumu değerlendirildiğinde ve günümüz şartlarında, taşınmaz değerine bir artırım veya bir fayda sağlamadığı, 2005 yılında yapılan sabit yatırımları kullanarak davalı yanın ticari faaliyetini sürdürmediği, sabit yatırımların ticari faaliyetine şuan için bir katkısının olmadığı, inkişaf yatırım bedellerine ilişkin detay listeler ve dayanak belgeler sunulmadığından herhangi bir amortisman hesabı yapılmadığı, davacı tarafından davalıya inkişaf bedeli olarak ödenen bedelin bayilik sözleşme ilişkisi süresi içerisinde yapıldığı ve sözleşme sona erdikten sonra davalının farklı bir firma bayilik sözleşmesi imzaladığı, davacı tarafından yapılan teknik yatırımların da söküldüğü, dolasıyla halen teknik yatırımların davalı tarafından kullanılmadığı ve bir sebepsiz zenginleşmenin mevcut olmadığı, bu nedenle inkişaf bedeli için ödenen bedel için açılan davanın reddine karar vermek gerektiği görülmüş ve aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur." gerekçesiyle, davacı tarafın intifa ile ilgili açmış olduğu davadan feragat emesi sebebiyle bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, inkişaf bedeli talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın reddine dair kararın eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu verilmiş olduğunu, hükme esas 12.01.2022 tarihli bilirkişi raporuna ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, itirazları doğrultusunda yeniden veya ek rapor alınması gerektiği, kaldı ki davalı yanın dava konusu inkişaf bedelini nakit olarak aldığını kabul ve ikrar ettiğini, davanın reddine dair kararın bu yönüyle usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının davalıya 06.06.2005 tarih ve ....... sıra no'lu inkişaf bedeli açıklamalı fatura ile 401.821,86 TL nakit ödeme yaptığını, taraflar arasındaki sözleşmelerin fiili olarak 15.03.2011 tarihinde sona erdiğini, davalının 11.04.2013 tarihli dilekçesinde ''Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ise 15.03.2011 tarihinde son bulmuştur. 15.03.2011 tarihinden itibaren müvekkil şirket davacı ... ...'nin bayisi olarak çalışmamaktadır. Müvekkil şirkete ait istasyon 15.03.2011 tarihinden sonra .. ... firmasına kiralanmış ve halen ... markası adı altında bu firma tarafından işletilmektedir.'' şeklindeki beyanı ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin fiilen 15.03.2011 tarihinde sonlandığını beyan ve ikrar ettiğini, davalı tarafın ..... Noterliğinin ....03.2011 tarih ve .... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile de taraflar arasındaki akaryakıt ve bayilik sözleşmesini feshettiğini davacıya bildirdiğini, ihtarnamenin davacıya 15.04.2011'de tebliğ edildiğini, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin sona erdiği tarihten sonra da davalı şirketin istasyonda ticari faaliyetine kesintisiz olarak devam ettiğini, itiraz edilen 12.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu inkişaf bedelinin taşınmaza değer katmadığı, davalının istasyonu yenilemiş olduğu ve bu yatırımları kullanarak ticaretine devam etmediği şeklinde son derece hatalı bir görüş bildirildiğini, zira davacının davalıya kararlaştırılan süre boyunca bayiliğini yapacağı inancıyla 06.06.2005 tarihinde KDV dahil 401.821,86TL nakit inkişaf bedeli ödemesi yaptığını, davalının kararlaştırılan süreden önce taraflar arasındaki sözleşmeleri sonlandırdığını, öncelikle davalı tarafa ödenen inkişaf bedelinin nakit olarak ödenmiş olması karşısında bu bedelin nerelerde kullanıldığının bir önemi olmadığını, davalını bu bedeli nakit olarak alıp süresinden önce taraflar arasındaki ilişkiyi sonlandırdığını, davalının kendisine ödenen 401.821,86TL nakit inkişaf bedelinin sözleşmenin kullanılamayan süresine karşılık gelen tutarını davacı şirkete iade etmek zorunda olduğunu, davalının anılan 401.821,86TL nakit inkişaf bedelinin istasyonun kendisi ve çevresinin yeniden dizaynı için harcanan bedel olduğunu, bedelin istasyonun zemin, market, wc, çevre düzeni, pompa kanopi vb yatırımlara harcandığını kabul, beyan ve iddia ettiğini, davalı şirketin dava konusu nakit inkişaf bedelini istasyonun inşası için kullandığını beyan etmesi, istasyonun taraflar arasındaki ticari ilişkinin fiilen sona erdiği 15.03.2011 tarihinden itibaren kesintisiz olarak faal olması karşısında, istasyona davacı şirketçe yapılmış olan kalıcı yatırımların istasyondan sökülüp sökülmediğinin, söküldü ise hangi tarihte söküldüğünün, davalı şirketin bu yatırımlar ile ticari faaliyetine ne kadar süre ile devam ettiğinin tespit edilmesi gerektiğini, zira davalı şirketin dava konusu bedelin istasyona harcandığını kabul etmekte ve fakat hükme esas bilirkişi raporunda istasyondaki kalıcı yatırımların söküldüğünün kabul edildiğini, davanın19.09.2011 tarihinde açıldığını, davalı yanın gerek dava sırasında gerekse 10.04.2017 tarihli istinaf başvurusunda davacı şirketçe yapılan sabit yatırımların dava konusu istasyondan söküldüğünü, yatırımların yenilendiğini, davalı şirketin anılan yatırımlar olmadan ticari hayatına devam ettiği yönünde bir savunması bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin fiili bitiş tarihinin 15.03.2011, taraflarca kararlaştırılan sürenin bitiş tarihinin 28.09.2021, davalı yanın istinaf başvuru tarihinin 10.04.2017 ve keşif tarihinin de 11.06.2021 tarihi olması göz önüne alındığında hükme esas bilirkişi raporunda hiç bir somut belge, fatura olmaksızın istasyondaki yatırımların yenilendiği ve davalının dava konusu yatırım bedeli olmaksızın ticari faaliyetine devam ettiği şeklindeki görüşün ve buna dayanılarak kurulan hükmün yasal dayanaktan yoksun olduğunu, ilk derece mahkemesince dava konusu istasyonda yenilendiği kabul edilen yatırımların neler olduğunun ve hangi tarihte yenilendiğinin, yenilenmeyen yatırımların neler olduğunun, müvekkil şirketçe yapılan bu yatırımların ne kadar süre ile davalı şirketçe kullanıldığının tespit edilmesi gerektiğini, davacı müvekkili şirketçe davalıya ödenen yatırım bedeli sabit olmakla davalının istasyondaki kalıcı yatırımların yenilendiğini, yenileme tarihini ve önceki yatırımların kullanılmadığını ispat etmesi gerektiğini, aksi takdirde davalıya nakit olarak ödenen 401.821,86TL bedelden sözleşmenin kullanılmayan süresine isabet eden bedelin davacıya iadesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇEDava, akaryakıt bayilik sözleşmesinin süresinden önce sona ermesi nedeniyle inkişaf bedelinin sözleşmenin feshi sonrası kalan süresine tekabül eden bölümünün tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın, davacı tarafın intifa bedeli talebi yönünden feragat sebebiyle yeniden karar verilmesine yer olmadığına, inkişaf ve yatırım bedeli talebi yönünden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesince verilen 21.12.2016 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı davanın kısmen kabulü kararı, İstanbul BAM 16.Hukuk Dairesinin 2512.2020 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca ''... Mahkemece teknik yatırımların davalı tarafından kullanılmaya devam edildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de bu hususta mahallinde inceleme yapılmamıştır. Bu durumda öncelikle sözleşmenin fiili sona erme tarihinin net şekilde tespiti için tüm ihtarname örneklerinin tebliğ şerhleri ile dosyaya celp edilerek mahallinde keşif ve bilirkişisi incelemesi icrası ile yatırımların neler olduğu, niteliği, kullanılıp kullanılmadığı, sebepsiz zenginleşme oluşup oluşmadığına ilişkin teknik rapor alınmadan bu hususun dosya üzerinden alınan rapora göre değerlendirilmesi yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin isteminin bu yönü ile kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir....'' gerekçesiyle kaldırılmıştır. İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılamada, davaya konu taşınmaz mahallinde bilirkişilerce inceleme yapılarak 12.01.2022 tarihli bilirkişi raporu alınmış, davacının inkişaf ve yatırım bedeli talebinin reddine, intifa bedeli talebi bakımından davacının feragati sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, intifa bedeli yönünden davacı taraf davasından feragat etmiş olup bu durumda davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru olmamış ise de, bu husus istinaf konusu edilmediğinden, Dairemizce kaldırma sebebi yapılmamış, eleştirilmekle yetinilmiştir. Davacı vekili, inkişaf bedeli talebinin reddinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararı istinaf etmiş olup istinaf incelemesi de bu kapsamda yapılmıştır. Taraflar arasındaki bayilik sözleşmelerinin ve protokolün incelenmesinde inkişaf bedeline ilişkin herhangi bir hüküm yer almadığı, ancak davalı tarafça davacıya düzenlenen 06.06.2005 tarihli, 401.821,86 TL bedelli faturada "inkişaf bedeli" açıklamasının yer verildiği görülmektedir.Davalı savunmasında, inkişaf bedelinin istasyonun kendisi ve çevresinin yeniden dizaynı için harcanan bedel olduğunu, bedelin istasyonun zemin, market, wc, çevre düzeni, pompa, kanopi vb yatırımlara harcandığını, 5 yıl için verildiğini iddia etmiş, davacı vekili de 30.04.2013 tarihli dilekçesinde inkişaf bedeli ile yeni yapılar inşa ettirildiğini ve bedelin istasyonu geliştirmek için kullanıldığını belirtmiştir.Akaryakıt bayiliği ilişkisinin sona ermesi halinde, dağıtım şirketi akaryakıt istasyonuna yapmış olduğu kalıcı yatırım bedellerini koşulları olması halinde sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre isteyebilir. Ancak bunun için dahi bu sabit yatırımların halen bayi tarafından kullanılmaya elverişli olması ve bayinin bundan fayda temin etmesi gerekmektedir. Bu durumda kalıcı yatırımların talep edilebilmesi için yapılan yatırımın kalıcı niteliğinde kabul edilip edilmeyeceği, akdin feshinden sonra da davalının aynı kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam edip etmediği, bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımın taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımın taşınmaza değer kattığının yani davalının yapılan kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde bunun davacı tarafından talep edilebileceği gözetilerek karar verilmesi gerekir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 17.02.2021 tarihli ve █████████Esas, █████████ Karar sayılı kararı).TMK'nın 6.maddesine göre kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Yine HMK'nın 190/1 maddesine göre ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.Eldeki uyuşmazlıkta, davacının yaptığı sabit yatırımlardan davalı elinde kalanları ve taşınmaza kattığı değeri ispat yükü davacıya aittir. Mahkemece mahallinde keşif yapılarak alınan 12.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu keşif yapılan istasyonun ... markası ile hizmet verdiği, saha betonundan kanopisine, akaryakıt ve....... pompalarından marketine kadar akaryakıt satış faaliyetini gerçekleştirmesi için gerekli olan tüm yatırımların yenilenmiş olduğu, dolayısıyla taraflar arasında 2005 yılında yapılan sözleşmeler gereği anılan inkişaf bedelleri ile gerçekleştirilen yatırımların, istasyonun güncel ve yepyeni durumu değerlendirildiğinde ve günümüz şartlarında, taşınmaz değerine bir artırım veya bir fayda sağlamadığı, 2005 yılında yapılan sabit yatırımları kullanarak davalı yanın ticari faaliyetini sürdürmediği, sabit yatırımların ticari faaliyetine şu an için bir katkısının olmadığı, inkişaf yatırım bedellerine ilişkin detay listeler ve dayanak belgeler sunulmadığından herhangi bir amortisman hesabı yapılmadığı, davacı tarafından davalıya inkişaf bedeli olarak ödenen bedelin bayilik sözleşme ilişkisi süresi içerisinde yapıldığı ve sözleşme sona erdikten sonra davalının farklı bir firmayla bayilik sözleşmesi imzaladığı, davacı tarafından yapılan teknik yatırımların da söküldüğü, dolasıyla halen teknik yatırımların davalı tarafından kullanılmadığı tespit edilmiştir. Alınan bilirkişi raporu denetime ve hüküm kurmaya elverişli olup raporda ve ilk derece mahkemesi gerekçesinde de işaret edildiği üzere davalının bir sebepsiz zenginleşmesinin bulunmadığı, ispat yükü üzerinde olan davacının, yatırımın taşınmaza değer kattığını, davalının yapılan kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam ettiğini ve sabit yatırımlardan davalı elinde kalanları ispatlayamadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 28.04.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.