Anahtar kelimeler: Payını Dolaylı Haziran Dönemi Euro Ocak Pay Satışına Usulden Arabuluculuk

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ████████ Esas ████████ KararDAVA
: TespitDAVA TARİHİ
: █████/2025İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2026Arabuluculuk şartı yokluğundan davanın usulden reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVA
: Davacı vekili; ...'in iştiraklerinde sahip olduğu %5 payını müvekkiline devir ettiği , pay satışına yönelik ayrı ayrı yönetim kurulu kararları alındığını, faturaların ... tarafından davacı adına düzenlendiğini,...’e toplam 1.228.519-EURO ödediği,davalının 01 Ocak– 30 Haziran 2025 dönemi YK faaliyet raporunda ... şirketinin 30.06.2025 tarihi itibarıyla doğrudan ve dolaylı olarak %95 pay sahibi olarak gösterildiğini, bunun sebebinin ... şirketinin %5 hissesinin davacı müvekkile satılşı olduğunu, davalının bağlı ortaklıktaki pay oranının 30.09.2025 tarihi itibarıyla doğrudan ve dolaylı olarak %100 olarak gösterildiğini,davacı tarafından herhangi bir pay satışı yapılmamış olmasına rağmen, müvekkile ait hisselerin sanki davalıya aitmiş gibi gösterildiğini,resmi makamlar nezdinde müvekkile ait olan %5 orandaki payın tescil ve ilan edilmediğini, ... şirket hisselerinin %51'inin ... şirketine ait olması nedeniyle, müvekkilin bu şirketlerin de doğrudan %5 oranda şirket ortağı olduğu;bugüne kadar herhangi bir resmi kâr payı ödemesi yapılmadığı, genel kurul toplantısı da icra edilmediğini, müvekkilinin paylarına karşılık gelen kâr payı tutarlarının ayrı ayrı tespit edilmesine,müvekkilinin ... şirketinde sahip olduğu hissenin tespiti,tüm bu hususların ortaya çıkarılması amacıyla ilgili şirketlerin muhasebe, finans ve ortaklık kayıtlarının getirtilerek bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili; davacı tarafından gerek hissesi yönünden tespit isteminin gerekse de genel kurulların yapılıp yapılmadığı yönündeki tüm istemlerin konusu yabancı şirketler olduğunu, Yabancı hukukun esasları ile de bağlı olan talepler açısından mahkemenin yetkisiz olduğunu,Bulgaristan,Hırvatistan, Karadağ mahkemelerinin yetkili olduğunu,eda davası açabilecek iken tespit davası açılmasında yahut HMK nın 109. Maddesi kapsamında maddi vakıaların tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamayacağına muhalif davalarda hukuki menfaati bulunmadığını, Ülke hukuku açısından, kendi iddiasına göre azınlık hisseye sahip dahi olmayan davacının, mahkemeden genel kurul talep etme hakkı bulunmadığını, davacının pay satışına dayanak yönetim kurulu kararı ve karara dayanılarak yapılan borçlandırıcı işlemleri ortaklıkla işlem yapma yasağına açıkça aykırı olduğunu, TTK nın 395/1 maddesi anlamında ortaklıkla işlem yapma yasağının söz konusu olabilmesi için, ortaklığı temsil edip etmediğine bakılmaksızın işlemin karşı tarafında bir yönetim kurulu üyesi bulunması gerektiğini, 25.08.2020 tarihli pay satışına dayanak yönetim kurulu kararı ve karara dayanak borçlandırıcı işlemin davalı şirket ile bu şirketin yönetim kurulu üyesi davacı arasında oluştuğunu, davalının ... şirketinin sahip olduğu paylarının %5’lik kısmının yönetim kurulu üyesi davacıya devri teşkil ettiğini, genel kurul izninin, somut bir işlem için mi yoksa soyut/genel olarak mı verileceği hususu netleştirilmesi gerektiğini, "taşınır" hükmünde bulunan şirket paylarının devir tarihinde Bulgaristan'da bulunduğunu, Bulgaristan Ticaret Kanunu 129 maddesi hükmü uyarınca, payın üçüncü kişiye devri halinde şirket onayı gerektiğini, bu bağlamda, ... ... şirketi bünyesinde yapıldığı iddia edilen pay devir işleminin hukuken geçerli olabilmesi için şirketin bu işleme ilişkin bir onay kararı alması gerektiğini, fakat somut olayın Bulgaristan ayağında böyle bir onay verilmediğinden anılan pay devir işlemi Bulgaristan hukuku kapsamında da hukuken geçerli bir şekilde tamamlanmadığını, dolayısıyla davacının şirkette payı bulunmadığını belirterek;mahkemenin milletler arası yetkisizliği nedeniyle davanın reddine , davacının eda davası açılabilecek iken tespit davası talebinin, genel kurula yönelik taleplerinin ise "maddi vakıa" tespiti hükmünde olduğundan HMKnın 109. maddesi kapsamında hukuki menfaati bulunmadığından reddi gerektiğini , müvekkilinin pasif husumeti bulunmadığı nazara alınarak öncelikle usulden reddini, davacının yabancı şirketlerin genel kurullarına dair taleplerinin ilgili ülke hukukunda yapılması gereken zorunlu bir genel kurul toplantısı olup olmadığı, davacının bunun edası yönünde dava açabilecek pay sahibi olmadığı,bu taleplerin muhatabının müvekkil şirket bulunmadığı ve hisse aidiyeti yönünden taleplerinin TTK nın 395 maddesine aykırılıktan yok hükmünde bulunan işlemlere dayandırıldığı, bu durumun kamu düzenine aykırılık teşkil ettiği, kaldı ki MÖHUK kapsamında da uygulanacak hukukun Bulgaristan hukuku olduğu tespiti halinde iddiasının bu hukuka göre de esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEME KARARI
: Mahkemece; elde ki davanın şirket ortaklığının tespiti ile ticaret sicilde davacı adına tescili ve genel kurul toplantısında alınan kararların icra edilip edilmediğinin, genel kurul çağrılarının yapılıp yapılmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, davanın █████/2025 tarihinde açıldığı, TTK’nda 7445 sayılı kanunla yapılan değişik 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilerek menfi tespit davaları da zorunlu arabuluculuk kapsamına alındığı, söz konusu bu düzenleme █████/2023 tarihinde yürürlüğe girdiği,davacının tespit ve tescil talebi nedeniyle davanın zorunlu arabuluculuğa tabii olduğu, █████/2025 tarihli tensip tutanağının 9.maddesi gereğince davacı vekiline 6325 sayılı kanunun 18/A maddesi gereğince ihtaratta bulunulduğu,tensip tutanağı davacı vekiline █████/2025 tarihinde tebliğ edildiği, yapılan ihtarata rağmen davacı vekili tarafından arabulucu son tutanağı ibraz edilmediğinden, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEBLERİ
: 1-Davacı vekili;TTKnın 5/A maddesi hükmüne göre zorunlu arabuluculuk, konusu para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları bakımından öngörüldüğünü, bu düzenleme ile kanun koyucunun, ticari uyuşmazlıklar arasında ayrım yaptığı ve parasal edim içeren, tarafların serbest iradeleriyle üzerinde tasarruf edebilecekleri ve uzlaşmaya elverişli nitelikteki uyuşmazlıkları zorunlu arabuluculuk kapsamına aldığını, somut davada ise, dava dilekçesinde ileri sürülen taleplerin hiçbirinin, TTK 5/A maddesinde sayılan davanın, bir para alacağının tahsiline, bir tazminatın ödenmesine ya da herhangi bir parasal edimin ifasına yönelik olmadığı gibi bir borcun mevcut olmadığının tespitine yönelik menfi tespit davası veya daha önce ödenmiş bir bedelin geri alınmasına ilişkin istirdat davası niteliği de taşımadığını, davanın hukuki niteliği, taraflar arasındaki şirket ortaklığı ilişkisinin ve bu ilişkiye bağlı hak ve yükümlülüklerin hukuken mevcut olup olmadığının belirlenmesine yönelik olduğunu tesbit davası sonucuna bağlı olarak ileride açılabilecek muhtemel eda davalarında parasal taleplerin gündeme gelebilecek olmasının, mevcut davanın hukuki niteliğini değiştirmeyeceğini, verilen usulden ret kararının, davanın niteliğiyle bağdaşmadığı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.2-Davalı vekili; MÖHUK 40. maddede Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisi düzenlenmiş olup,... şirketi için Bulgaristan, .... için Hırvatistan, ... için yöneltilen talepler açısından Karadağ mahkemeleri'nin yetkili olduğunu ,"Eda Davası" açabilecek iken "tespit davası" açılmasında yahut HMKnın 109. maddesi kapsamında "maddi vakıaların tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamayacağı"düzenlemesi nedeniyle bu taleplerde davacının hukuki menfaati bulunmadığını, davacının sözde hissedarlığının ilgili yer mahkemesinde tescilini yani eda davası açma hakkı var iken yetkisiz mahkemede tespit talep etmesi,diğer yabancı şirketler nezdinde Davacı "genel kurullar yapıldı mı?" şeklinde maddi bir vakıanın tespitini istediğini ,davacının genel kurulların "zorunlu olarak yapılması gerektiği" savı ilgili ülke hukuku açısından ilgili ülke mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği,ülke hukuku açısından, kendi iddiasına göre "azınlık" paya sahip dahi olmayan davacının, mahkemeden genel kurul talep etme hakkı bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.GEREKÇE
: Dava ;davacının ... şirketinde %5 payı davalıdan devir alarak %5 pay sahibi olduğunun tesbiti ,... şirketinin pay sahibi olduğu diğer şirketlerde ve ... şirketinde genel kurullar yapılıp yapılmadığı , davacının payına düşen kar paylarının tesbiti istemine yöneliktir.7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Ticarî davalarda arabulucuya başvuru zorunluluğu getiren TTK m. 5/A(1) hükmü █████/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde olup, eldeki dava █████/2025 tarihinde açılmış olup yazılan değişiklik ile hükümde yapılan değişiklik özü itibariyle tarafların üzerinde ki serbestçe tasarruf edebileceği nitelikte ki tüm ticari davalar menfi tesbit davalarını da kapsayacak şekilde, arabulucu zorunlu başvuru şartının getirilmiştir.Somut olayda davacı taraf"Davacının davalı şirket iştiraklerinde %5 pay sahibi konumunda olduğu ,davalı tarafından müvekkil adına hisse satışına yönelik fatura düzenleyerek yönetim kurulu kararı alındığı,ödeme yapıldığı şirket hisselerini satın alarak pay sahibi olduğunu ,şirketin 01 ocak 2025 – 30 haziran 2025 YK Faaliyet Raporu” içeriğinde ... ... şirketine yönelik ... AŞ’nin bağlı ortaklıktaki pay oranı 30.06.2025 tarihi itibarıyla doğrudan ve dolaylı olarak %95 olarak gösterildiği,bunun sebebinin ... ... şirketinin %5 hissesinin davalı tarafından davacıya satışından kaynaklandığını (01 Ocak 2025 – 30 Eylül 2025)dönemine ilişkin raporda ise ... ... şirketinde ...’nin pay oranının 30.09.2025 tarihi itibarıyla doğrudan ve dolaylı olarak %100 pay sahibi olarak gösterildiğini,müvekkil tarafından payları satılmamış olmasına rağmen, davacı paylarının sanki davalıya aitmiş gibi faaliyet raporunda yer aldığının tespit edildiğini ,resmi makamlar nezdinde davacıya ait %5 orandaki hissenin tescil ve ilan edilmediğini,...şirketlerinin %51 çoğunluğunun ... şirketine ait olması nedeniyle, davacının bu %51 payların da %5’ine sahip olduğunu, her üç şirkette bugüne kadar kar payı ödenmediğini, genel kurul toplantısı icra edilmediğini , davacının payına isabet eden kar payı tutarlarının ayrı ayrı tespit edilmesi talebinde bulunmaktadır.Görüldüğü üzere davacının talebi ,... şirketinin %5 payını davalıdan satın aldığı ,ancak tescilinin sağlanmadığı ileri sürülerek 30.09.2025 tarihi itibariyle davalı şirketin yönetim kurulunun bir önce ki faaliyet raporunun aksine ... şirketinde ortak olarak gösterilmediğini ileri sürerek müvekkilinin ... şirketinde %5 oranda pay sahipliği bulunduğu ve ... şirketinin %51 pay sahibi olduğu diğer şirketlerde de ortak olması nedeniyle şirketlerde genel kurulların yapılıp yapılmadığı ,kar paylarının ne miktar olduğunun tesbiti istemine ilişkindir.Davalı da işlem yasağı nedeniyle davacının pay sahibi olamadığını savunmaktadır. Dava dilekçesi içeriğine göre davanın TTK nın 5/A maddesi kapsamında zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olmadığı ,davalı tarafından davacıya %5 payın devir edilmesi nedeniyle davalının pay sahipliğinin ve bağlı tesbit istemlerinden oluştuğu ,para alacağı ve tazminat isteklerine ilişkin olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin karara ilişkin istinaf nedenleri yerinde bulunmuştur.Elde ki dava ;mahkemece arabulucu dava şırtı yokluğundan red edilerek davalının usulü itirazları incelenmediği anlaşılmakla ; kaldırma kararının niteliğine göre davalı vekilinin istinaf nedenlerinin incelenmesine gerek görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle ;istinaf nedenleri yerinde görülen davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ,kararın kaldırılarak dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine ,davalı vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2025 Tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)a-4 gereği KALDIRILMASINA;"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"Kaldırma kararının içeriğine göre Davalı vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına ,İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının(Davacı 732-TL davalı 732-TL) istek halinde kendilerine iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026