Anahtar kelimeler: Davatazminat Peyzaj Davadavacı Kara Bitki Taşımacılığı İthalat İhracat Pazarlama Yürütmekte

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
:█████████
KARAR NO
:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
:█████/2022
NUMARASI
:█████████ Esas - ███████ Karar
DAVA
:Tazminat (Kara Taşımacılığı Kaynaklı)
BİRLEŞEN İSTANBUL 8.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DOSYASINDA
DAVA
:Tazminat (Kara Taşımacılığı Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve .... A.Ş. vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin bitki ve bitki tasarımları üzerine ithalat ve ihracat ve yurt içine pazarlama peyzaj yapan ticari faaliyetlerini bu şekilde yürütmekte olan bir şirket olduğunu, müvekkil firmanın İhtiyacı olan bitki ,fidanı vs, için İtalya'dan ithalat yapmak istediğini ve almış olduğu malların Türkiye'ye taşınması için davalı .... A.Ş ile anlaştığını, yapılan anlaşma gereğince █████//2015 tarihli anlaşma gereğince İtalya ...'den yüklenen malzemelerin ... girişi ile müvekkilin adresine boşaltma yapılacak şekilde yapıldığını, davalı tarafından taşınan mallarda tam hasar oluştuğunu, davalının müvekkilin İtalya'dan ithal ettiği çiçekleri ve süs bitkilerini taşınması esnasında soğuk hava depolu ve artı dört santigrat dereceli tırlarda taşıması ve zamanında malı teslim ederek bozulmasını önlemesinin gerektiğini, ancak davalı müvekkilinin ithal ettiği çiçek ve süs bitkilerini gerektiği sıcaklıkta ve gerektiği şekilde taşımamasından kaynaklı olarak müvekkile teslim esnasında tüm malların bozulmuş, satılamaz durumda ve tam hasarla olduğunun görüldüğünü, davalının taşıdığı tüm malların tam hasarlı olduğunun tespit edildiğini, müvekkile teslim edilen hasarlı mallar için müvekkilin tek tek tespit edildiğini ve her biri şerh düşmüş taşıma belgesi üzerine tutanak tutarak davalı taşıma şirketine bildirdiğini, davalı şirket yetkilisinin mail yolu ile araç hasarı için sigorta şirketi ile süreç başlatıldığını ve süreç sonunda ödeme yapılacağını bildirdiğini, taşıma şirketi olan davalı ile yazışmaların mail ortamında yapıldığını, davalı ... yetkilisinin █████/2015 tarihli mailinde hasarı kabul ettiğini, ve ödeyeceklerini bildirdiğini, davalı sigorta şirketi tarafından gönderilen 14 Kasım 2015 tarihli mail ile yeni hasar dosyası açıldığının bildirildiğini, müvekkil tarafından müteaddit defalar yapılan görüşmelerde dosyaların ekspertizde olduğu, incelendiği geri dönüşüm sağlanacağı zararın giderileceği sigorta şirketinin beklendiği mutlaka ödeme yapılacağının belirtiltiğini, fakat dava açılış tarihine kadar hiçbir ödemenin yapılmadığını, davalı şirketlerin MK 2. Anlamında zarardan ve zarar miktarından haberdar olmalarına rağmen müvekkile ödeme yapacaklarını bildirmelerine rağmen ödemediklerini, bu durumda malın gelesinden şoförden itibaren bildirim yapıldığını, mail yazışmaları ile firmanın haberdar edildiğini, davalı sigorta şirketince borcun █████/2015 tarihinde ödeneceğini, ancak ödeme yapılmadığını, tüm bu nedenlerden kötü niyetli karşı tarafların müvekkil yapması gereken tüm bildirimleri tam ve eksiksiz olarak davalı taşıma şirketine ve sigorta şirketine bildirmesine rağmen sürecin işlemiş gibi gösterilerek müvekkilin oyanmış ve zararın ödeneceğinin bildirilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, davalılar tarafından müvekkile bu güne kadar meydana gelen zarar ödenmediğinden huzurdaki davayı ikame ederek müvekkilin bu taşımalardan kaynaklı zararının tespitine, şimdilik 55.000,00 TL'lik kısmı için fazlaya dair hakları saklı kalmak ve tespitten sonra ıslah hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilin meydana gelen tüm zararının davalılar tarafından tazmini ve de müvekkilin meydana gelen zararının ticari faizi ile müvekkile ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili birleşen İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesine sunulan dava dilekçesinden özetle; Müvekkili firmanın bitki ve bitki tasarımları üzerine ithalat ve ihracat ve yurt içine pazarlama, peyzaj yapan bir şirket olduğunu, müvekkili firmanın ihtiyacı olan bir kısım bitki, fidan vs için İtalya'dan ithalat yapmak istediğini ve almış olduğu malların Türkiye'ye taşınması için davalı firma ... A.Ş ile anlaştığını, yapılan anlaşma gereğince malzemelerin .. girişi ile müvekkilinin adresine boşaltma yapılacağını, davalı tarafından taşınan malların tam hasarlı olduğunu, davalı sigorta şirketine bildirim yapıldığını, davalı sigorta şirketinin hasardan haberdar olduğu gibi asar için tek tek dosya açtığını, fazlaya dair hakları saklı kalmak ve tespitten sonra ıslah hakkı saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin meydana gelen tüm zararının davalılar tarafından tazminini ve müvekkilinin meydana gelen zararının ticari faizi ile müvekkiline ödenmesini, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████ esas sayılı ile birleştirilmesine karar verilmesini, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı dahili dava dilekçesinde özetle; 31.10.2016 tarihli dava dilekçesi ile açmış oldukları İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████E. Sayılı davasında husumetin sehven davalılardan ... Sigorta ve ... ... A.Ş ‘ne yönelttiklerini, TTK’ nın ilgili hükümleri uyarınca davalılar arasında HMK 59 ve 60 maddeleri dikkate alınarak mecburi dava arkadaşlığı bulunduğunu, 6100sayılı HMK göre :mecburi dava arkadaşlığı m:59 maddi hukuka göre bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hallerde mecburi dava arkadaşlığı var olduğunu, mecburi dava arkadaşlarının davada ki durumu M:60 mecburi dava arkadaşları ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine birlikte dava açılabilir şeklinden olduğunu, 6100 sayılı HMK 124 maddesine göre ancak maddi hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir, dava dilekçesinde tarafın yanlış ve eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir olup, tüm bu nedenlerle açmış oldukları davada davalarında husumeti HMK 124 çerçevesinde davalılardan ... A.Ş. İle birlikte ... A.Ş. yöneltme zorunluluğumuz hasıl olduğunu, tüm bu nedenlerle açmış oldukları davada husumeti HMK 124 çerçevesinde davalılardan ... A.Ş. ile birlikte ... A.Ş.’ne yöneltilmesi taleplerinin kabulüne karar verilmesine 31.10.2016 tarihli dilekçeleri ile19.01.2017 tarihli dilekçe ile birlikte ... A.Ş.’ne tebliğ edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
:Davalı ... Sigorta ve ... ... A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; Şirketlerinin sigorta brokeri olması sebebiyle husumet yöneltilemeyeceğini, davalıya ilgili poliçenin ... A.Ş. ile ... Ltd. Londra poliçesi olduğunu, şirketlerinin taraflar arasında bu poliçenin tanzimine aracılık yapan sigorta brokeri olduğunu, şirketlerinin riziko taşıma yükümlülüğünün bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini, diğer davalı ... A.Ş. nin 16.10.2015 tarihinde hasar ihbarı yapıldığını, bu bildirimlerin ... A.Ş. ile ... ... Ltd. Londra ihbar edildiğini, 3. Şahıs durumunda olan davacının hasar dosyaları tanzimi sırasında yapılan inceleme neticesinde poliçeler için ...Şirketi ve ... tarafından poliçeler için her hangi bir prim ödemesinin gerçekleştirilmediğinin anlaşıldığını, sigortalının prim ödemesinde bulunmaması sebebiyle hasarların ret edildiğini, sigortalıya prim ödemelerinin yapılması aksi halde poliçelerin iptal edileceğinin bildirilmiş olmasına rağmen prim ödemesinin yapılmadığını beyanla, şirketleri yönünden açılan davanın reddini talep etmişlerdir.Davalı .... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ihtilafın taşıma işinden kaynaklandığını, taşımanın yurt dışı taşıma olması sebebiyle CMR hükümlerinin uygulanmasının gerektiğini, T.T.K. ve CMR hükümlerine göre zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğunu ve davacının talep haklarının zamanaşımına uğradığını, dava konusu ürünlerin belirtilen Isı derecesinde taşındığını, süre öngörülmemesine rağmen taşımanın makul sürede yapıldığını, meydana gelen hasarların taşıma sırasında meydana geldiğinin kabul edilemeyeceği, hasarın eşyaların yapısından kaynaklandığını, taşınan eşyanın yol koşullarına karşı direnç gösterebilecek şekilde ambalajlanması gerektiğini, taşıyıcının zarardan sorumlu olmayacağını, zararın CMR 23.Maddesi hükümlerine göre hesaplanması gerektiğini, davacının hasarlı ürünlerinin bedelini talep hakkı bulunduğunu, davacı tarafından tüm malların bedelinin talep edildiğini, taşıma süresinde eşyaların İtalya'dan ... Limanına kadar dava dışı ... A.Ş. ye ait gemilerle taşındığını, ... şirketi tarafından eşyaların taşındığı tırların haklı ve hukuka uygun olmayan nedenlerle makul süre içerisinde gemiden indirilmediğini, malın gümrük işlemlerinin tamamlanmasında gecikmeye neden olduğunu, gecikmeden dolayı eşyalarda bir zarar gelmiş ise bu zarardan ... A.Ş. nin sorumlu olacağını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,...Asıl dava yönünden yapılan yargılama neticesinde; davacı şirket ile davalı taşıyıcı arasında İtalya' dan Türkiye' ye bitki ve fidan niteliğinden emtianın taşınması konusunda anlaşıldığı, yükleme ve teslim yerleri iki ayrı ülke olması ve her iki ülkenin de CMR sözleşmesini kabul eden ülkeler olması nedeniyle, CMR hükümlerinin uygulanması gerekeceği, dosyada yer alan kayıtlara göre emtiaların kısmi hasara uğradığı, CMR Senetlerinde hasar kayıtlarının düşüldüğü ve düzenlenen Hasar Tutanaklarının CMR Senetlerinde hasar kayıtlarıyla uyumlu olduğu, davacı alıcı ile davalı taşıyıcı arasında taşıma konusu ürünlerin bir kısmının hasara uğradığı noktasında ihtilaf bulunmadığı, CMR senetlerinde hasar tutanaklarının davalı taşıyıcının ifa yardımcısı sürücü tarafından da imzalandığı ve taraflar arasında hasarla ilgili mail yazışmalarının da yapılmış olduğu; hasarın taşıma süresinde olduğu ve CMR m. 17/1 uyarınca davalı taşıyıcının sorumlu olduğu, dosyada sunulan kayıtlara göre de toplam 24.452,60-Euro hasar tazminatı hesaplanmış ise de, CMR 32.madde de 1 yıllık zamanaşımı süresinin ön görüldüğü, davacının oluşan hasarın davalı taşıyıcının “bilerek kötü hareketinin” neden olduğunu ispat edemediği, mahkememizce de somut olayda, davalı taşıyıcının kasta eşdeğer bir kusurun mevcut olmadığının değerlendirildiği, bu durumda 3 yıllık değil, 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olacağı,CMR’nin 32/1. maddesinin (a) maddesine göre zamanaşımı süresinin emtianın teslim tarihinden başlayacağının belirlendiği, █████/2015 tarihli yüke ilişkin █████/2015 tarihinde hasar tespitinin yapıldığı, davanın ise █████/2016 tarihinde açıldığı, TBK 153 ve 154 maddeler anlamında, zamanaşımını kesen veya durduran bir işlem bulunmadığı, davalı taşıyıcının da cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunduğu tespit edildiğinden, davacının davalı taşıyıcıdan taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddi gerekmiştir. Diğer davalı ... Sigorta ... şirketi yönünden ise Sigorta ... ...Yönetmeliğinin 12-14 maddeleri düzenlemesine göre, brokere hasar tazminatı için dava açılamayacağından davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. TTK. 1421. Madde “(1) Aksine sözleşme yoksa, sigortacının sorumluluğu primin veya ilk taksidinin ödenmesi ile başlar; kara ve denizde eşya taşıma işlerine ilişkin sigortalarda, sigortacı, sözleşmenin yapılmasıyla sorumlu olur. (2) 1430 uncu madde hükmü saklıdır.” düzenlemesi yer almaktadır. Ayrıca, TTK. 1430. Madde “(1) Sigorta ettiren, sözleşmeyle kararlaştırılan primi ödemekle yükümlüdür. Aksine sözleşme yoksa sigorta primi peşin ödenir. (2) Sigorta primi nakden ödenir. İlk taksidinnakden ödenmesi şartıyla, sonraki primler için kambiyo senedi verilebilir; bu hâlde, ödeme kambiyo senedinin tahsili ile gerçekleşir." ve TTK. 1431. Madde "(1) Sigorta priminin tamamının, taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksidin, sözleşme yapılır yapılmaz ve poliçenin teslimi karşılığında ödenmesi gerekir. Karada ve denizde eşya taşıma işlerine ilişkin sigortalarda sigorta primi, poliçe henüz düzenlenmemiş olsa bile, sözleşmenin yapıldığı anda ödenir. (2) İzleyen taksitlerin ödeme zamanı, miktarı ve priminin vadesinde ödenmemesinin sonuçları, poliçe ile birlikte yazılı olarak sigorta ettirene bildirilir veya bu şartlar poliçe üzerine yazılır.” hükmü düzenlenmiş, anılan maddelere uyulmaması halinde "1431 inci maddeye uygun olarak istenilen sigorta primini ödemeyen sigorta ettiren mütemerrit olur. İlk taksidi veya tamamı bir defada ödenmesi gereken prim, zamanında ödenmemişse, sigortacı, ödeme yapılmadığı sürece, sözleşmeden üç ay içinde cayabilir. Bu süre, vadeden başlar, Prim alacağının, muacceliyet gününden itibaren üç ay içinde dava vaya takip yoluyla istenmemiş olması hâlinde, sözleşmeden cayılmış olunur.” TTK 1434.madde de yer almıştır. Birleşen dava yönünden; davalı ... A.Ş. İle davalı ... A.Ş. Arasında █████/2015-█████/2016 vade tarihli sigorta poliçesinin mevcut olduğu, ancak primin ödenmemesi ve davalı sigorta şirketi tarafından da 3 ay içinde istenmemesi nedeniyle █████/2015 tarihinde poliçeden cayılmış olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketi teminatında bir taşımanın mevcut olmadığı, dolayısıyla davacının, davalı sigorta şirketinde talepte bulunabileceği bir hakkı olmadığı anlaşıldığından davanın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı ve birleşen davada davalı .... A.Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının taşıdığı tüm malların tam hasarlı olduğunun tespit edildiğini, bu hususun teslim alınan tüm mallar için tır şoförü ile beraber tutanak altına alındığını, ayrıca davalı şirkete de her bir teslimden sonra mail ortamında malların tam hasarlı ve kullanılamayacak durumda oluğunun bildirildiğini ve ayıp ihbarının tek tek yapıldığını, alınmış bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, bilirkişi kök ve ek raporunda faturaların ve irsaliyelerin üzerinde KG belirtilmediğinden SDR hesaplanamadığının belirtildiğini, ancak CMR çeki listesi 11.hanede kg’ların belirtildiğini, CMR çeki listesi 5. Maddesinde de fatura bilgisi ve numarası bulunduğunu, davalıların kötü niyetli olduğunu, davacının tüm bildirimleri tam ve eksiksiz olarak davalı taşıma şirketine ve sigorta şirketine yaptığını, buna rağmen sigortadan zararın karşılanması sürecinin işlemiş gibi gösterildiğini ve davacıyı oyaladıklarını, kötü niyetle davacının dava açmasının önüne geçildiğini, bu kötü niyete herhangi bir şekilde ödeme yapılmayacağını davacıya bildirmeyen sigorta firmalarının da ortak olduğunu, davalı için zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğunu, kanuna ve yerleşik içtihatlara aykırı kararının ortadan kaldırılması gerektiğini, davalıların el birliği ile yapılan yazışmalar ve hasarın karşılanacağı yönünde verilen ekspertiz raporları ile davacıyı oyaladığını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Asıl davada davalı .... A.Ş. vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde özetle; asıl davada ... A.Ş.'nin davalı olarak gösterilmesinin usul yönünden dosya kapsamına ve hukuka aykırı olduğunu, HMK'nun 166. maddesi gereğince birleştirilen davaların birleştirme kararı sonrasında bağımsız karakterlerini koruduğunu, birleşen davaların tek bir davaya dönüşmediğini, bu nedenle, birleşen her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiğini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de her dava için ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğini, ayrıca; karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince, "birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ilk derece Mahkemesi'nce; asıl davanın ve birleşen davanın, her bir davalı bakımından ayrı ayrı nedenlerle reddine karar verildiğini, ancak; yargılama giderleri ve vekalet ücreti bakımından, asıl davada tek bir hüküm kurulduğunu, ilk derece mahkemesi kararının, sonucu itibariyle esas bakımından hukuka uygun olduğunu, ancak kararda hükmedilen yargılama giderleri bakımından HMK.'nun 166. maddesi ile karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3, 7 ve 8. maddelerine aykırı olduğunu, kararın bu nedenle kaldırılması gerektiğini, asıl davada ve birleşen davada davalılar hakkındaki davanın ayrı ayrı reddine, red sebebi farklı olan davalılar yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmek suretiyle yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
:Asıl dava; uluslararası taşama esnasında meydana gelen hasarın taşıyıcı ve taşıyıcının "... Poliçesi"ni düzenlediği bildirilen ... Sigorta ... A.Ş.' den tahsili istemine, birleşen dava asıl dava ile birleştirme istemli olarak aynı zararın davalı ... A.Ş.'den'de tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davada davalı ... Sigorta ... A.Ş' yönünden pasif husumet yokluğu, davalı ... A.Ş. yönünden zamanaşımı nedeniyle, birleşen davanın ise esastan reddine karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı ... vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.Davalı tarafın istinaf gider avansı ve harcını eksik yatırdığının tespit edilmesi üzerine ilk derece mahkemesince bir haftalık kesin süre verilmiş, verilen sürede harç ve gider avansı yatırılmadığından davalının istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına dair ek karar verilmiştir.Davalı ... A.Ş.' bu sefer davacının istinaf dilekçesinin kendisine █████/2022 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine, cevap süresi içerisinde █████/2022 tarihinde katılma yolu ile istinaf başvurusunda bulunmuş ve istinaf harçlarını yatırmıştır.Asıl dava dilekçesinde davalı olarak ... A.Ş. ile ... Sigorta ... A.Ş.' davalı gösterilmiş, davacı tarafça dahili dava dilekçesi ile ... A.Ş. 'nin mecburi dava arkadaşı olduğundan bahisle davaya dahil edilmesi istenilmiş, ilk derece mahkemesince █████/2017 tarihli ara karar ile "..İncelenen talepte, davalı ... Sigorta ... A.Ş.'nin taraf olarak gösterilmesi HMK 119 ve HMK 124/4, HMK 183 maddeleri kapsamında yanlış gösterilmesinin adı geçenin olayda aracılık yapmış sigorta brokerı konumunda olması nedeniyle kabul edilebilir bir yanılgı niteliğinde bulunmayıp husumetin bu yanılgı ile yöneltilmesi isteminin REDDİNE," karar verilmiştir.Davacı tarafça asıl dava dilekçesindeki vakıalara dayanarak █████/2017 tarihinde davalı ... A.Ş.' hakkında birleştirme istemli dava açılmış ve eldeki dava ile birleştirilmiştir. Davacının istinaf sebepleri yönünden yapılan değerlendirmede; Davalı ... A.Ş.'nin hasar tarihlerini kapsayan geçerli bir poliçesi bulunmadığından bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiş olması, davalı ... Sigorta ... A.Ş' nin sigorta şirketi olmamakla pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.Davaya konu taşıma İtalya-Türkiye arasında gerçekleştiğinden somut uyuşmazlığın CMR Konvansiyonu hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir.CMR Konvansiyonun 17/1. maddesinde taşımacının, eşyayı teslim aldığı andan teslim edinceye kadar tam veya kısmi ziyadan, hasardan teslimdeki gecikmeden sorumlu olduğu; 3. maddesinde taşımacının, çalıştırdığı kişilerin ve taşımanın yapılması için hizmetlerinden yararlandığı diğer kimselerin görevleri sırasında hareket ve ihmallerinden, sanki bu hareket ve ihmalleri kendisi yapmış gibi sorumlu olacağı düzenlenmekle; 29. maddesi de aynen "Hasar, taşımacının kendi kötü hareketinden veya davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusurundan ileri gelmiş ise taşımacı, sorumluluğunu dışlayan veya sınırlayan yahutta kanıt yükünü karşı tarafa yükleyen bu maddenin hükümlerinden yararlanamaz. 2. Bilerek kötü hareket veya kusur taşımacının vekil veya çalışanları tarafından yahutta taşıma işinde kullanıldığı başka kişiler tarafından görevleri sırasında işlenmiş ise, aynı hüküm uygulanır. Bundan başka, böyle bir durumda adı geçen vekiller, çalışanlar ve diğer kişiler, kişisel sorumlulukları yönünden birinci paragrafta belirtilen bu bölüm hükümlerinden yararlanamazlar." düzenlemesi bulunmaktadır.30. maddesinde; 1. Alıcı, taşımacı ile beraber durumlarını kontrol etmeden, veya ziyan ve hasarın açıkça görüldüğü hallerde teslim anında veya açıkça görülmediği hallerde teslimden yedi gün içinde (pazar günleri ve resmi tatiller hariç) durumu kendisine bildirmeden malı tesellüm ederse, bu husus onun yükü sevk mektubunda belirtildiği şekilde alındığına kanıt oluşturur. Açıkça gözükmeyen ziyan veya hasarlarda bildirme yazılı olarak yapılacaktır. Bu durumda kural olarak, taşıyıcı kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebepten ileri geldiğini ispat edemedikçe eşyaya gelen hasarı tazmin borcu altındadır. Bir başka deyişle taşıyıcının kusurlu olduğu karine olarak kabul edilir. Sorumluluktan kurtulabilmesi için taşıyıcının kusurlu olmadığını ispat etmesi zorunludur. CMR'nin 32/1. Maddesine göre, CMR Konvansiyonu gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerekir. Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır. Dava açma süresi kısmi kayıp, hasar veya gecikmelerde, teslim tarihinden itibaren, tam kayıplarda, kararlaştırılan zaman limiti bitiminden 30 gün sonra, kararlaştırılmış zaman limiti yoksa yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından sonraki 60 ıncı günde işlemeye başlar. Maddenin 2. fıkrasına göre ise, yazılı bir istemin, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteleyeceği düzenlenmiştir. Somut olayda taşıyıcıya teslim edildiği kabul edilen çiçek ve süs bitkilerinin taşımanın roro gemisi ile yapılıp İtalya'dan yükleme tarihi ile Türkiye'de boşaltma tarihi arasında 14-18 günlük zamana diliminin geçtiği, bu zaman diliminde sıcak ve kapalı ortamda nakledilen bitkilerde solunum ve transprasyonla (terleme ve buharlaşma) su kaybının meydana gelerek bitkilerine yaprak, dal ve gövdeleri ile köklerinde kurumaları neticesinde hasarın oluştuğu, davalı ... Sigorta ve ... sigorta ... A.Ş.'nin cevap dilekçesindeki beyanı ile █████/2015 tarihinde davalı ... A.Ş tarafından dava konusu uyuşmazlığa ilişkin 4 ayrı ihbarın yapıldığı, ... tarafından da ihbarın sigorta şirketi ile ... şirketine ihbar edildiği, CMR belgeleri üzerinde düşülen hasar kayıtları, davacı ve davalının taşımayı yapan araç şoförlerinin tuttuğu tutanaklarda hasarlı mallar ve bedelleri belirlendikten sora gereğinin çok acil yapılması ve mağduriyetin giderilmesi şeklinde kayıt bulunması, davacı ile davalı taşıyıcı arasında inkar edilmeyen email yazışmalarına verilen cevaplar, bu yazışmalarda davalı taşıyıcının davacıdan talep ettiği bir kısım belge dikkate alındığında davacının davalıdan zararın giderilmesi talebinde bulunduğu, davalı taşıyıcının CMR 30/2 kapsamında bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade etmediği anlaşılmakla zaman limiti ertelenmiştir. Bu durumda davanın taşıyıcı yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir. Dosyaya kazandırılan bilirkişi ek raporda; "Dosyada bulunan CMR senetlerinde taşıma konusu süs bitkilerinin toplam brüt ağırlıkları gösterilmesine rağmen, hasara uğrayan süs bitkilerinin brüt ağırlarının ne kadar olduğu hasar tutanakları ve satış faturalarında her bitki türü bakımından ayrı ayrı gösterilmemiştir. Somut olaydaki, toplam brüt ağırlığı CMR Senetlerinde gösterilen süs bitkilerinden ne kadarının kısmi hasarlandığı belirtmediğinden, kısmi hasara uğrayan süs bitkilerinin brüt ağırlığı bu sebeple tespit edilemediğinden kg 8,33 SDR esas alınarak sınırlı sorumluluk hesabı yapılamamıştır. Ancak dava konusu yükün niteliği (satış faturalarındaki adet, fiyat ve CMR Senetlerindeki toplam brüt kg) dikkate alındığında, hasar gören ürünlerin brüt kg başına 8,33SDR “lik sorumluluk sınırının altında kalacağı söylenebilir. Dosya kapsamda hasarlı ürünlerin ağırlığı belirtilmediğinden, sınırlı sorumluluk hesabı da yapılamadığından, bu noktada kesin, net ve tartışmasız bir kanaat belirtilememiştir. Davacı tarafın kısmi hasara uğrayan süs bitkilerinin brüt ağırlığının ne kadar olduğu ortaya konulması halinde, sınırlı sorumluluk hesabı yapılacaktır." şeklinde görüş bildirmiştir. Yine bilirkişi ek raporunda " Tarafların kök rapora itiraz ettiği diğer bir hususta taşıma ücreti (navlun) ile ilgilidir. CMR m. 23/4 gereği zayi oranı veya hasar oranına göre ödenmemiş ise navlun düşecek, ödenmiş ise iade talep edilebilecektir. Kök rapor ve yukarıda III.2'de belirttiğimiz üzere, dosya kapsamından kısmi hasarlı ürünlerin ağırlığı belli olmadığından, sınırlı sorumluluk hesabı yapılamadığı gibi, hasar oranı da belli olmadığından navlun ücretinin ne kadarının düşeceği / iade edileceği net, kesin ve tartışmasız olarak belirlenememiştir.Davacı taraf navlunun tamamının iadesi gerektiğini ileri sürmekteyse de, taşıma konu yükün tamamı zayi / hasarlanmış olmadığından, navlun ücretinin tamamının geri iadesinin / düşmesinin istenmesi mümkün olmamaktadır. Davalı taşıyıcı da navlun alacağı ile hasar tazminatının takas ve mahsubunu talep etmekteyse de, hasar oranı tam olarak belli olmadığından takas / mahsup hesabı da yapılmamıştır." şeklinde görüş bildirmiştir. Bu durumda öncelikle uyuşmazlık konusu taşımalara ilişkin taraflar arasında kararlaştırılan navlun ücreti ve davacı tarafça yapılan ödeme varsa bu miktar belirlenmeli, meydana gelen hasarın taşınan yükün bir kısmında meydana geldiği, bu kısmın sovtaj değerinin bulunmadığı, taşıma konusu yükün niteliği, satış faturalarındaki adet, fiyat ve CMR senetlerindeki toplam brüt kg ve diğer veriler dikkate alınarak toplam ağırlık belli olmakla zayi olan ürünün yaklaşık ağırlığı belirlenerek davacının zararı 6098 Sayılı TBK 50 maddesi hükmü de nazara alınarak belirlenmelidir. Yine davalının navlun ücreti alacağına ilişkin takas mahsup def'i de değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir.Kaldırma gerekçesine göre davalı vekilinin istinaf istemi bu aşamada incelenmesine yer olmamakla birlikte kabule göre de; esas dava yönünden karar başlığında ... A.Ş.'nin davalı olarak gösterilmesi hatalı olup karar yerinde düzeltilmesi mümkün ise de hüküm kısmında red sebebi farklı olan davalılar lehine tek vekalet ücreti verilmesi ve birleşen dava yönünden bu konuda hüküm kurulmaması da isabetli görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, kaldırma kararının niteliğine göre davalının istinaf istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı ve davalı .... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-Davacı ve .... A.Ş. tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendilerine iadesine,
3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!