Anahtar kelimeler: Kalemi Komiserliği Konkordato Tutarı Ana Bakirköy Faturalar İlamda Bedelle Özetle

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: █████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU
: Alacak
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında faturalar ile 255.412,86 TL asıl alacak kalemi bulunduğunu, borçlu tarafından ana para tutarı olan 255.391,98 TL'nin (20,88 TL eksik bedelle) konkordato yargılamasının yürütüldüğü davada kabul edildiğini, konkordato komiserliği tarafından gönderilen 28.06.2019 tarihli yazı ile alacak miktarının 255.391,98 TL olarak hesaba katılacağının bildirildiğini, davalının ...Şubesine ait ...seri no'lu, 23.10.2018 keşide tarihli, 23.10.2018 ibraz tarihli, 55.300,00-TL bedelli çeki keşide ettiğini, işbu çek nedeniyle davacının çek tazminatı ve banka komisyon bedeli alacağı bulunduğunu, davalı hakkında Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile konkordato talebinde bulunulduğunu, mahkemece kendisine ilk olarak 17.10.2018 tarihinde geçici mühlet verildiğini, 2 ay daha uzatılan geçici mühlet kararını müteakip 14.03.2019 tarihinden başlamak üzere borçluya 1 yıllık kesin mühlet verildiğini, bu sürede davacının alacak bildiriminde bulunduğunu, davacı müvekkilinin çek tazminatı ve çekler için banka komisyonuna ilişkin talebinin kabul edilerek toplam 261.108,72 TL alacağının nisaba katılacağı yönünde karar verildiğini, davacının çekişmeli alacak tutarlarının 19.177,76 TL işlemiş faiz ( Fatura vade tarihleri ile kesin mühlet tarihi olan 14.03.2019 tarihler arasında işlemiş yıllık %19,50 oranında avans faizi), 5.530,00 TL 10 çek tazminatı, 165,9 TL çek komisyon bedeli olmak üzere 24.873,66 çekişmeli alacağın bulunduğunu, davacının alacaklar toplantısında, borçlunun sunduğu proje ve ödeme tablosuna kabul oyu verilmeyerek fiilen red oyu kullanıldığını, konkordato yargılamasını yürüten Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası üzerinden kesin mühlet içerisinde, Komiser Heyetinin Başkanlığındaki 03.02.2020 tarihinde yapılan alacaklılar toplantısında alınan karara müteakiben mahkemenin 12.03.2020 tarihli duruşmasının B-5 no.lu kararında "alacakları itiraza uğramış alacaklıların, kararın ilanı tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabilecekleri hususunun ihtarına" kararı verilmiştir. Ayrıca alacaklılar toplantısı sonucu gereği "konkordato talebinin kabulü ile tasdikine" ve "borçlu şirket tarafından borçların Nisan 2020 tarihinden başlamak üzere birinci yıl alacağın %5'inin 12 eşit taksitle, ikinci yıl alacağın 10'inin 12 eşit taksitle, üçüncü yıl alacağın %20'sinin 12 eşit taksitle, dördüncü yıl alacağın %30'unun 12 eşittaksitle ve beşinci yıl alacağın %35'inin 12 eşittaksitle ödenmesine" karar verildiğini, kararın ....03.2020 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ve Basın İlan Kurumunun resmi web sitesinde ilan edilerek bu tarih itibariyle dava açma süresi başladığını, faturalara dayalı asıl alacağa dair davalı şirketin Komiser Heyetine verdiği beyanı sabit olup, buna dair bir çekişme bulunmadığını, ancak her halükarda, tüm ferileriyle birlikte toplam alacağın tutarının tespitini talep ettiklerini, her ne kadar konkordato talebi kabul edilmiş ve konkordato tasdik edilmiş de olsa, konkordatonun kısmen ya da tamamen feshi mümkün olabileceğinden alacakların tam tespitini gerektiğini, bu nedenle bilirkişi incelemesinde faizin tam hesaplanmasını, konkordato projesi geçerli olduğu sürece ödenecek ve kesin mühlet tarihine kadar olan faizin de hesaplanmasını talep ettiklerini, kesin mühlet tarihine kadar hesaplanan faizlerin 19.177,76-TL olduğunu, faiz taleplerinin tümüyle haklı olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin TTK m. 1530'a tabi olduğunu, davalının temerrüte düştüğünü ve kesin mühlet tarihine kadar faiz hesaplanmalarının yerinde olduğunu, ticari işletmeler arasında mal tedariki söz konusu olduğundan, borçlu ihtara gerek olmaksızın borçlunun temerrüte düştüğünü, TTK m. 1530'daki düzenleme uyarınca, ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı haller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşeceğini, davacının davalıya emtiayı teslim ettiğini, davalının faturalara itiraz etmediğini, vade tarihleri geçtiği halde ödeme yapılmadığını, faizin kesin mühlet tarihine kadar hesaplanması gerektiğini, zira İİK'nın 294/3. maddesinin ''tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde, kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur'' hükmü gereğince, kesin mühlet tarihine kadar faiz hesaplanabileceğini, geçici mühletin kesin mühletin sonuçlarını doğuracağına ilişkin düzenlemenin faiz konusunda uygulama yeri olmadığını, yasa maddesinde özellikle kesin mühlet tarihinden itibaren faiz işlemesinin duracağı belirtilmiş olmakla ve geçici mühlete ilişkin maddeye atıf yapılmamış olmakla, ayrıca konkordatonun amacı, hedefleri ve yasal düzenlemenin bütünü dikkate alındığında faizin kesin mühlet tarihine kadar işlemesi gerektiği sonucuna varıldığını,ayrıca davalı borçlu tarafından kabul edilmeyen çek tazminatı ve banka komisyon bedeli alacağı da çekişmeli hale geldiğini, bu alacakların TTK'daki açık yasal düzenlemeden kaynaklandığını, komiserlerce de ödenmesi gerektiğinin rapor edildiğini ileri sürerek, 5.530,00 TL çek tazminatı, 165,9 TL çek komisyonu ile 19.177,77 TL işlemiş faiz alacağı ile birlikte, 24.873,66-TL çekişmeli alacak toplamı olan 28.0286,52 TL toplam alacağın tespitine, konkordato sürecinde ödenmesine, davalının 19.177,76 TL işlemiş faiz alacağı yönünden İİK. m. 308/b uyarınca teminat yatırmasına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının İİK'nın 308/b maddesi uyarınca konkordato sürecinde itiraza uğramış olan 24.873,66 TL alacağının İİK'nın 308/b hükmü gereğince tespitini talep ettiğini, davanın ilk olarak süre yönünden reddi gerektiğini, davalının davacı tarafa olan borçlarının 255.412,82 TL olduğunu, konkordato heyet raporunda davacı alacağının 255.412,82 TL olarak kabul edileceği, 17.02.2020 tarihli konkordato komiser heyeti gerekçeli raporunda davcının alacağının 261.108,72 TL olarak kaydedildiğini, bu rapor esas alınmak sureti ile de konkordatonun tasdikine karar verildiğini, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyası ile açmış olduğu konkordatonun tasdiki talepli davada 17.10.2018 tarihinden başlamak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verdiğini, 08.01.2019 tarihinde vermiş olduğu geçici mühlet kararının, 17.01.2019 tarihinden itibaren 2 ay süre ile uzatılmasına karar verildiğini, 14.01.2019 tarihinde ise konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması ile 14.03.2019 tarihinden itibaren 1 yıl süre ile kesin mühlet verildiğini, 12.03.2020 tarihinde konkordatonun tasdikine karar verildiğini, İİK'nın 294/3. maddesi hükmü gereğince, tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesinin duracağı, tasdik edilen konkordato projesinde faiz ödemesi yapılmayacağı, İİK'nın 294/3. madde ile de İİK'nın 294/3. madde geçici mühletin, kesin mühletin sonuçlarını doğuracağının düzenlendiğini, bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde davacı bankanın geçici mühlet tarihi olan 17.10.2018 tarihinden itibaren alacaklarına faiz işletemeyeceğinin açık olduğunu, geçici mühlet kararının verildiği 17.10.2018 tarihinden önce davalının davacıya 255.412,82 TL. ana para borcu bulunduğunu, davacının 17.10.2018 tarihinden sonra faiz tahakkuk ettirmesi ve 19.177,76 TL faiz alacağı olduğunu ileri sürmesinin mümkün olmadığını, geçici mühlet kararı almış olan davalıdan çekin bedelini muhatap bankada bulundurmasının beklenemeyeceğini, davacıya çek tazminatı ve çek komisyonu borcu olmamakla birlikte davacının çek tazminatı ve çek komisyon talebinin konkordato komiseri tarafından kabul edildiğini, konkordato nisabına dahil edildiğini, davacının kabul edilen alacağı için işbu davayı açamayacağını, bir an için davacının iddia ettiği üzere 24.873,66 TL. alacağının olduğu kabul edilse dahi bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilemeyeceğini, çekişmeli olan bu alacağın varlığına karar verilirse konkordato projesine eklenerek ve konkordato ödeme planına göre ödenmesi gerektiğini, davacının %20 icra inkar tazminatı talebinin de yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davacı tarafın dosya muhteviyatına sunduğu cari hesap ekstresinde, Davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 01.01.2018 tarihli 2.926,93 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 27.12.2018 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 255.412,82 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın dosya muhteviyatına sunduğu cari hesap ekstresinde, davacı taraf ile cari hesap ilişkisinin 08.01.2018 tarihli 3.335,52 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 19.12.2018 tarihinde davalı tarafın davacı tarafa 91,98 TL borçlu olduğu, tarafların ticari defter ve kayıtları karşılaştırıldığında taraflar arasında 255.320,84 TL cari hesap farkı olduğu, İş bu farkın nedenlerinin, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına yaptığı 3 adet tek taraflı kayıt işleminin, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına 27.04.2018 tarihli 28.781,66 TL gözüken, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına 27.04.2018 tarihli 28.761,66 TL gözüken, kayıt işlemleri arasındaki 20,00 TL tutarın, taraflar arasırda yapılan cari hesap işlemlerinin yuvarlama veya küsurat işlemlerinden kaynaklanan 0,84 TL cari hesap farkından kaynaklandığı, taraflar arası cari hesap fark tablosunun toplam asıl alacak olarak 255.320,84 TL olduğu, davalı hakkında Bakırköy 3.ATM'nin ████████ esas sayılı dosyasında verilen kararda bu asıl alacağa, 5.530,00TL çek tazminatı bedeli ve 165,90 TL çek komisyonu bedeli dahil edilerek toplan 261.108,72 TL üzerinden nisaba kayıt edildiği anlaşılmakla her ne kadar faiz bedeli bu nisaba dahil edilmemiş ise de , dava konusu çekin ödenme tarihi kesin mühlet tarihinden önce olduğundan yani borçlunun temerrüdü kesin mühletten önce gerçekleştiğinden faiz talebinde bulunabileceği anlaşılmış olup davanın, hesap edilen faiz bedeli üzerinden olmak üzere kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 19.177,76 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararda, dava konusu çekin ödenme tarihi kesin mühlet tarihinden önce olduğundan yani borçlunun temerrüdü kesin mühletten önce gerçekleştiğinden faiz talebinde bulunabileceği belirtilmiş ve dava kabul edilmiş ise de kararın hatalı olduğunu, geçici mühletin, kesin mühletin sonuçlarını doğuracağını, davacının geçici mühlet tarihi olan 17.10.2018 tarihinden itibaren alacaklarına faiz işletemeyeceğinin, Yargıtay tarafından da geçici mühletin kesin mühletin sonuçlarını doğuracağı ifade edilerek geçici mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş adi alacaklara faiz işlemeyeceği ifade edildiğini, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin █████████ E., ████████ K sayılı sayılı kararında '' İİK 288/1 maddesi uyarınca geçici mühletin, kesin mühletin sonuçlarını doğuracağı ve yasanın 294/3 maddesi gereğince kesin mühlet tarihinden itibaren rehinde temin edilmemiş alacağa faiz işlemesinin duracağı belirtilmiştir. Bu durumda geçici mühlet tarihinden itibaren adi alacaklara faiz işletilmesi durur." denildiğini, somut olayda, konkordato talep eden davacının projesinde faize dair herhangi bir kabulünün bulunmadığı, yukarıda anılan kanun maddeleri gereğince kesin mühletin faize ilişkin düzenlemesinin geçici mühleti de kapsayacağını, konkortadoya tabi borçların geçici mühlet tarihinden itibaren faizsiz olarak ödenmesinin kararlaştırılmasının gerektiği, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararının da bu yönde olduğunu, bu hususlar göz önünde bulundurulmayarak kesin mühlet tarihine kadar faiz tahakkuk ettirilmesi ve 19.177,76 TL faiz alacağının kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, raporda bilirkişiler tarafından davacının düzenlemiş olduğu faturaların tarihleri ve faturaların vade tarihleri belirtilerek temerrüt faizi hesaplaması yapılan hesaplamanın da hatalı olduğunu, davacı yanca müvekkile borcunu ödemesini, aksi halde faiz işletileceğini düzenleyen bir ihtarname gönderilmediğini, dolayısı ile davalının temerrüte düşürülmediği ni, davalı temerrüte düşürülmeden faturalarda yer alan vade tarihinden itibaren faiz işletilmesnin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu yönden de davanın reddi gerektiğini, davanın kısmen kabulü yönünde verilen kararın hukuka aykırı olduğunu yinelemekle ve hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte, mahkemece talep edilen miktarın davalıdan alınarak davacıya verilmesi yönünde hüküm kurulmasının da hukuka ve usule aykırı olduğunu, bir an için davacının faiz alacağının olduğu kabul edildiğinde dahi söz konusu bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu kabul kararı verilen alacağın (alacağı hiçbir şekilde kabul etmediğimizi yinelemekle) ancak konkordato projesine eklenerek ve konkordato ödeme planına göre ödenmesi söz konusu olabileceğinden mahkemece kurulan hükmün bu yönden de hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, konkordato davasında davalı tarafından itiraz edilen ve çekişmeli hâle dönüşen alacağın konkordatonun devamı süresince tasdik koşullarına göre tahsili istemli alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı şirket tarafından konkordato başvurusu yapılması üzerine Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında 17.10.2018 tarihinde davalı şirket hakkında geçici mühlet kararı verilmiş, 14.03.2019 tarihinde kesin mühlet verilmiş, 12.03.2020 tarihinde de konkordato projesinin tasdikine karar verilmiştir. Bu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesince 26.11.2020 tarih ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı karar ile konkordatonun tasdikine ilişkin karara yapılan istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, temyiz yoluna başvurulması üzerine karar, Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 10.11.2021 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı hükmü ile onanmış, onama ilamı üzerine karar 10.11.2021 tarihinde kesinleşmiştir.Somut olayda davacının bildirilen alacağının 261.108,72 TL(255.412,82 TL asıl alacak +5.530,00TL çek tazminatı+165,90 TL komisyon bedeli)'nin kabul edildiği, davacının eldeki davada çekişmeli olduğunu iddia ettiği 5.530,00 TL çek tazminatı, 165,9 TL çek komisyonu ile 19.177,77 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere 24.873,66-TL alacağın konkordato projesi kapsamında tahsilini talep ettiği görülmektedir.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 308/b maddesi uyarınca açılan dava, niteliği itibariyle konkordato projesinin tasdiki kararı ile sıkı bağlantı içerisindedir. İİK'nın 308/b maddesi uyarınca uyuşmazlığın karara bağlanabilmesi için mahkeme tarafından tasdik edilmiş bir konkordato projesi bulunması gerekir.İİK'nın 308/b/1 maddesi "Alacakları itiraza uğramış alacaklılar, tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içinde dava açabilirler." hükmünü haizdir.İİK'nın 288/1 maddesi uyarınca geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur. İİK 294/3 maddesi ise "Tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur." hükmünü içermektedir. Somut olayda, yukarıda anılan kanun maddeleri gereğince kesin mühletin faize ilişkin düzenlemesi geçici mühleti de kapsayacağın dan konkordatoya tabi borçlara geçici mühlet tarihinden itibaren faiz işlemesi duracaktır (Yargıtay 15. HD'nin █████████ E., █████████ K. sayılı ve █████/2021 tarihli ilamı). Konkordato talebini inceleyen mahkemenin, çekişmeli alacağın konkordatoya dâhil olmasına veya olmamasına ilişkin kararı maddi hukuk bakımından kesin hüküm teşkil etmez ise de İİK'nın 288/1 ve 294/3 hükümleri gereğince konkordatoya tabi borçlara faiz işlemesinin duracağına dair hükmü ve tasdik edilmesi ile konkordatonun bağlayıcı hâle gelmesi karşısında konkordato devam ettiği sürece mühlet tarihinden sonra işleyecek faizin ayrıca bir alacak davasına konu edilmesi de mümkün olmayacaktır. Somut olayda her ne kadar mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, eksik inceleme ve araştırmayla hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Şöyle ki; TTK'nın 1530. madde başlığı ''Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları" şeklinde olup somut olayda taraflar arasında ticari ilişki satım sözleşmesi olmakla birlite TTK'nın 1530. maddesi anlamında bir tedarik ilişkisinin bulunup bulunmadığı konusunda mahkemece bir inceleme yapılmadığı gibi bilirkişi raporunda da bu yönde bir değerlendirme yapılmamıştır. TTK'nın 1530/2 maddesinin uygulanabilmesi için taraflar arasında mal ve hizmet tedariki sözleşmesi olması gerekir. Bir diğer deyişle borçlunun ihtara gerek olmaksızın temerrüte düşüp düşmeyeceği ilişkinin niteliğine göre anlaşılabilecektir. Taraflar arasında bu şekilde bir ilişki bulunmuyorsa davalının temerrüte düşürülüp düşürülmediğinin tespiti gerekir. Davacı tarafça, taraflar arasındaki ilişkinin TTK'nın 1530.maddesine tabi olduğu ileri sürülmüş, davalı ise bu şekilde bir ilişki bulunmadığı savunulmuştur. Ancak mahkemece bu konularda bir araştırma yapılmamıştır.
Öte yandan, davacı kesin mühlet tarihine kadar alacağına faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürüp faiz alacağı talebinde bulunmaktadır. Yukarıda da belirtildiği üzere kesin mühletin faize ilişkin düzenlemesi geçici mühleti de kapsayacağından konkordatoya tabi borçlara geçici mühlet tarihinden itibaren faiz işlemesi duracaktır. Bir diğer deyişle davacı, kabul edilen alacağı için temerrüt tarihinden geçici mühlet tarihine kadar işleyecek faizi alacağı talep edebilecektir.
Bu durumda somut olayda, mahkemece öncelikle taraflar arasındaki ilişkinin TTK'nın 1530.maddesi kapsamında bir tedarik ilişkisi olup olmadığı ortaya konulmalı, bu yönde bir ilişki olmadığı anlaşılırsa davacının davalıya temerrüte düşürdüğü tarih tespit edilerek geçici mühlet tarihine kadar hesaplama yapılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Ancak mahkemece bu yönde araştırşma yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiği anlaşıldığından istinafa konu kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Kabule göre de; dava, davalı tarafından itiraz edilen ve çekişmeli hâle dönüştüğü belirtilen davacı alacağının konkordatonun devamı süresince tasdik koşullarına göre tahsili istemli alacak davası olup, kabulüne karar verilen alacağın konkordato projesi kapsamında tahsili yönünde hüküm kurulması gerekirken alacağın tahsiline dair hüküm kurulması da hatalı olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;
HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 05.03.2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!