Anahtar kelimeler: Davaitirazın Davadavacı Vaadi Kefalet Kefil Kar İmzaladığı Hisse Taahhüt Anadolu

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
:█████████
KARAR NO
:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
:█████/2022
NUMARASI
:████████ Esas - ████████ Karar
DAVA
:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı ... arasında █████/2019 tarihli hisse devir sözleşmesi, bu sözleşmede yer alan kar vaadi için ise █████/2019 tarihli taahhüt ve kefalet sözleşmesi imzalandığı, davalı şirket temsilcisinin bu ikinci sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzaladığı; bu sözleşmelerin yapılmasından kısa bir süre sonra ".... A.Ş." tarafından, davacı şirketin hissedar olduğu şirket olan ".... A.Ş." 'ye █████/2018 tarihli kira sözleşmesini feshedeceğini bildirir Karşıyaka ... Noterliği' nin █████/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnameyi gönderdiği, söz konusu...Şti. tarafından Kadıköy ... Noterliği' nin █████/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevabı ihtarla sözleşmenin feshinin kabul edilmediğinin bildirildiği, bunun üzerine ...Şti. tarafından gönderilen Karşıyaka ... Noterliği' nin █████/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile iradesinde ısrar ederek sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiği,...Şti. tarafından ise Beyoğlu ... Noterliği' nin █████/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı ile sözleşmenin feshinin kabul edilmediğinin, sözleşmeye konu kiralanan alanların kullandırılmasının aksi halde hukuki ve idari yollara başvurularak suç duyurusunda bulunulacağının ihtar edildiği, ancak sözleşme konusu kiralanan mobilyaların halen dahi fiilen kullanılamadığı; dolayısıyla davacı şirkete davalılarca vadedilen karın gerçekleşmemiş, fazlaya dair ve devam eden döneme ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davacının bu sözleşmelerden kaynaklanan 1.250.000,00 TL cezai şart ve █████/2019 tarihinden itibaren takip tarihine kadar olan dönem olan 2019 yılı Şubat ila Eylül ayları için aylık 60.000,00 TL üzerinden vadedilen kar bedeli alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğü' nün ... sayılı icra dosyası üzerinden takibe geçildiği, davalıların itirazları üzerine takibin durduğu, bunun üzerine zorunlu arabuluculuğa başvurulduğu ve İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu'nun ... arabuluculuk dosya numarası üzerinden ... arabuluculuk numarası ile sürecin anlaşamama ile sonuçlandığı ve anlaşamama son tutanağı düzenlendiği; itirazların haksız olduğu ileri sürülerek itirazın iptaline, takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin taraf sıfatının bulunmadığı ileri sürülerek husumet itirazında bulunularak dava dilekçesinde ileri sürülen iki ayrı talep arasında terdit ilişkisinin söz konusu olmadığı ve bu nedenle ayrı ayrı ikame edilmesi gereken davalara konu edilebileceği, tek bir dava dilekçesi altında ileri sürülmesinin usulü uygun olmadığı, ileri sürülen şekilde kefalet sözleşmesinin borca dayanak oluşturmayacağı, sözleşmenin taraflar arasında bağlayıcılığının bulunmadığı, davacı şirketin basiretli tacir sorumluluğunun bulunduğu, basiretli bir tacirin kendi risklerini kendisinin analiz etmesi gerektiği, ortada kaydedilen bir ihalenin söz konusu olduğu, dolayısıyla davacı şirketin ihalenin red olabileceği hususunu değerlendirmiş olması gerektiği, söz konusu ihale kaybının önlenebilecek bir imkansızlık olmamakla birlikte davalı şirketin elinden geldiği ölçüde bu kaybı engellemeye çalışır tüm sorumluluklarının yerine getirdiği, dayanak yapılan sözleşmelerin hukuken geçerli olmadığı ileri sürülerek öncelikle husumet yokluğundan olmak üzere davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,",...Sonuç olarak celp edilip incelenen icra dosyası, taraflar arasında ihtilafsız olan ve yukarıda özetlenen dava dilekçesinde belirtilen sözleşmeler, davacı tarafından davalılara yönelik keşide ve tebliğ edilmiş ihtar bulunmaması, ticaret sicil kayıtları; dosya kapsamına uygun, denetime ve hükme esas alınmasına elverişli olup Mahkememizce de dosya kapsamına uygun ve yeterli görülen rapor; rapora itirazların yukarıda açıklanan şekilde yerinde görülmemesi, yukarıya aktarılan ilgili yasal düzenlemeler, kefalet sözleşmesinin kanunda belirtilen unsurlarının kefil tarafından elle yazılmasına ilişkin raporda da açıklanan emredici yasal düzenleme, somut olayda kefalet sözleşmesinin kefilin el yazısını içermemiş olması, geçerli bir kefalet sözleşmesi olmadığından Yargıtay içtihadı ışığında TTK. madde 7' nin istisna oluşturacak bir etkisinin bulunmaması, cevap dilekçesinde sözleşmelerin geçersizliği ileri sürüldüğü gibi esasen emredici yasal düzenlemenin mahkememizce resen de gözetilmesi gereği; ihtilafsız sözleşmelere rağmen sözleşme gereğince davacı tarafa yapılması taahhüt edilen ödemelerin yapılmamış olması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davalı şirket yönünden geçerli kefalet sözleşmesi olmaması nedeniyle davalı şirket yönünden husumet bulunmadığı ve bu davalı yönünden davanın reddedilmesi gerektiği ancak davalı ... yönünden aynı gerekçelere ilaveten sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın talep edilebilmesi için gerekli yasal ve maddi şartların olayda gerçekleşmiş olması ve talep edilen bütün ödemeler yönünden davacıya yapılmış bir ödeme olmaması, bu davalının esasen savunmasında da sorumluluğu paylaştığını kabul etmiş olması, ihtilafsız sözleşmelerin içeriği, basiretli tacir sorumluluğunun bütün taraflar yönünden geçerli olması birlikte değerlendirildiğinde işlemiş faiz kalemi yönünden takipten önce temerrüt gerçekleşmediği için davanın sübuta ermediği ancak diğer cezai şart ile asıl alacak topları yönünden davanın sübuta erdiği, cezai şart miktarının fahiş olmadığı kanaatine varıldığından davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket hakkındaki davanın reddine dair kararın; kefalet sözleşmesinin, Borçlar Kanunu m.583 uyarınca, ilgili bölümlerin el yazısı ile yazılmadığı hususunun gerekçe olarak gösterildiğini, Yerel Mahkemenin kararı ve gerekçesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Yerel Mahkemenin kabulünün aksine, davaya konu olayda kefalet sözleşmesinin geçerli sayılması gerektiğini, davaya konu olayda kefalet sözleşmesinin geçerli olduğunun kabulü doğrultusunda karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu,Yargıtayın, kefalet sözleşmesinin geçersizliğinin kabul edilebilmesi için davalının ilk talepte bu konudaki iradesini ortaya koymasını şart koştuğunu, icra takibine itiraz dilekçesinde davalı şirket tarafından kefalet sözleşmesinin geçersizliğine ilişkin herhangi bir beyan ve itirazda bulunulmadığını, davalı şirket tarafından kefalet sözleşmesinin el yazısı ile yazılmadığı gerekçesiyle herhangi bir itirazda bulunulmadığını, belirtilen karar ile faizin sınırlandırıldığını, ilerleyen zamanlarda avans faiz oranlarındaki muhtemel artışın Mahkeme kararı ile sınırlandırılmasının hukuka aykırı olduğunu,Yerel Mahkemenin davalı şirket hakkındaki kararının ve ... hakkındaki kararın faizin sınırlandırılmasına ilişkin kısmının kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davalı şirket hakkındaki davanın kabulüne, ... hakkındaki davada verilen hükümdeki "geçmeyecek şekilde" ibaresi çıkarılarak karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; usule yönelik itirazların mahkeme tarafından haksız olarak reddedildiğini, tanıklar dinlenmeden, cezai şartın sebebini oluşturan fesih nedeni araştırılmaksızın, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna dayanarak karar verildiğini, davalının dava dışı .... A.Ş.'nin %41 hisse sahibi olmasına rağmen davalının dava hakkında bilgi alma hakkının kısıtlandığını, davaya dayanak olarak sunulmuş sözleşmelerin hukuken geçerli olmadığını, davacının talep ettiği cezai şartın .... A.Ş. ile akdedilen kira sözleşmesinin feshine dayandığını, davalının sözleşmenin feshinde hiçbir kusuru bulunmadığını, aksine sözleşmeyi devam ettirmek için çaba sarf ettiğini, davalının hisse devrinden sonra şirketin yönetiminden uzaklaştırıldığını, davalının devir sonrası hisse oranının %41 olduğunu, şirketin ticari faaliyetlerine ve finansal faaliyetlerine karar verme yetkisinin elinden alındığını, davalının şirketin kar elde edememesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını, davalının hisse devrinden sonra şirket yönetiminden alındığını, bu nedenle kar dağıtımı teklifinde bulunma yetkisi de bulunmadığını, davacının kar payına yönelik taleplerinin kötü niyetli ve hukuka aykırı olduğunu, kararın usul ekonomisine ve hakkaniyete de aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
:Dava, hisse devir sözleşmesi ve buna bağlı taahhüt ve kefalet sözleşmelerinden kaynaklanan cezai şart ve kar payı taahhüdü alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle davalı ... Şti. yönünden davanın reddine, diğer davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı ve davalı ... vekilince yukarıdaki nedenler ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalı şirketin kefaletinin geçerli olup olmadığı, davalı ... yönünden kurulan hükümde delilerin takdirinde hata edilip edilmediği noktasındadır. Davalılar hakkında İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğün ... sayılı dosyası ile 1.250.000 TL cezai şart, 450.000 TL kar bedeli, 77.428,36 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.777.428,36 TL alacağın "cezai şart ve kar bedeli alacağı" borcun sebebi gösterilerek, tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçluların borca ve yetkiye itirazı üzerine eldeki itirazın iptalinle ilişkin davanın açıldığı görülmektedir.Davaya konu sözleşmelerin düzenlendiği █████/2019 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 583. maddesinin birinci fıkrası; "Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi şarttır." hükmünü içerir. Anılan yasal düzenlemede, öngörülen bu şekil kuralı, bir geçerlilik (sıhhat) şartı olup, her zaman ileri sürülebilir. Açıklanan nedenle davalının kefaletin geçerli olmadığına yönelik itirazı, savunmanın genişletilmesi kapsamında değerlendirilemeyeceği gibi, kefaletin geçerlilik şartlarının mahkeme tarafından resen dikkate alınacağı şüphesizdir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) “Teselsül karinesi” başlıklı 7. maddesi;
“(1) İki veya daha fazla kişi, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği haiz bir iş dolayısıyla, diğer bir kimseye karşı birlikte borç altına girerse, kanunda veya sözleşmede  aksi  öngörülmemişse  müteselsilen  sorumlu  olurlar.Ancak,  kefil  ve  kefillere, taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez. (2) Ticari borçlara kefalet hâlinde, hem asıl borçlu ile kefil, hem de kefiller arasındaki ilişkilerde de  birinci fıkra hükmü geçerli olur.” hükmünü haizdir.İki veya daha fazla kimsenin, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticarî nitelikteki iş nedeniyle borç altına girmesi hâlinde, aralarında müteselsil sorumluluğun olması için dış ilişkiyi düzenleyen sözleşmede (alacaklı ile borçlu arasındaki sözleşmede) aksi yönde bir hükmün olmaması gerekir. Sözleşmede müteselsil sorumluluğun kabul edilmediği yönünde bir düzenleme varsa borçlular sözleşmedeki düzenleme uyarınca borcun tamamından değil sadece kendi paylarına düşen kısmından sorumlu olurlar. Borçluların yalnızca kendi aralarında, yani iç ilişkide kısmî sorumluluk öngörmüş olmaları ise müteselsil sorumluluğa engel teşkil etmez. Görüldüğü üzere adi işlerde borçlular arasındaki teselsül, kural olarak ancak borçluların alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olduğunu beyan etmeleri hâlinde mümkün iken, ticarî işlerde iki veya daha fazla kimse içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticarî nitelikteki bir iş dolayısıyla alacaklıya karşı müştereken borç altına girerlerse, bu yönde bir irade açıklamaları olmasa dahi, kanunen müteselsilen sorumlu olurlar. Ticarî bir borç nedeniyle birden fazla borçludan her birinin borcun bir kısmından sorumlu olması ise, ancak alacaklı ile aralarındaki sözleşmede buna ilişkin açık bir hüküm olması hâlinde mümkündür (Ülgen/Helvacı/Kendigelen/Kaya/Ertan, s. 70). TTK’nın 7/2. maddesi uyarınca ticarî borçlara kefalet hâlinde, hem asıl borçlular ile kefiller hem de kefillerin kendi arasındaki ilişkilerde de söz konusu olur. Uyuşmazlık konusu davaya dayanak kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu azami miktar, kefalet tarihi kendi el yazısıyla yazılmadığı sabittir. Bu durumda sözleşme kanunda öngörülen şekil şartlarını taşımadığından geçersizdir. TTK 7/1 maddesinde öngörülen ticari işlerdeki teselsül karinesi kefalet sözleşmesinin diğer şekil şartlarının tamam olması durumunda sadece müteselsil kefil veya bu anlama gelen bir sözcük yazılmamış olması durumunda uygulanabilecek bir düzenleme olduğu anlaşılmakla davacının bu yöne ilişen istinaf istemi yerinde görülmemiştir. (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/(19)-11-254 E ████████ K Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ E █████████ K sayılı ilamları)Taraflar arasındaki sözleşmede "Taahhüt Sözleşmesi” ifadesine yer verilmişse de hükümde yer alan “kar vaadine/kar bedeli alacağına yönelik taahhüt” ifadesi ile hükmün tamamındaki irade beyanları borçlar mevzuatı yönünden değerlendirildiğinde taraflar arasında geçerli olarak garanti sözleşmesinin kurulduğu, TBK m. 128 hükmünde düzenlenen üçüncü kişinin fiilini üstlenmede (taahhütte) de garanti etme söz konusu olup garanti sözleşmesinin bir türü olduğu ve sözleşme ile bağlı bulunduğu anlaşılmaktadır.Hisse devir sözleşmesinde: İş bu devir sözleşmesinin ayrılmaz eki olan şirketin ... Belediyesi kuruluşu olan ... A.Ş ile █████/2018 tarihli kira sözleşmesi ve ... A.Ş ile █████/2018 tarihli ... A.Ş'ye ait kent mobilyalarının ilişkin münhasıran reklam pazarlama sözleşmesi sebebiyle yapılmış olmasından kaynaklı olarak 10 yıllık süre ile yapılmış olan bu sözleşmelerin 9 yıldan önce devralanın kusurundan kaynaklanmayan herhangi bir sebeple feshile sonuçlanması halinde devralanın bu sözleşmelerden kaynaklı olarak uğraması muhtemel menfi ve müspet tüm zararlarından da sorumlu olacağımı ve yine bu menfi ve müspet zararlar dışında 1.250.000 TL cezai şartı da ödemekle yükümlü olacağı kabul ve taahhüt ettiğimi" şeklinde cezai şart düzenlemesi bulunmaktadır. Taahhüt ve kefalet sözleşmesinde de ...'ın “Hisse Devir Sözleşmesi”nden kaynaklı olarak “işbu sözleşmede gerek bu sözleşme şartları gerekse Hisse Devri Sözleşmesi'ndeki şartları yerine getirmemesi halinde menfi ve müspet zararlar hariç 1.250.000TL cezai şart bedelini kabul ve taahhüt ettiğini...” beyan ve kabul etmiştir. Bu durumda sözleşme hükümlerince, sözleşmenin niteliği ve kuruluş amacı ve sona ermesi gözönüne alınarak cezai şart ve garanti edilen kar payı hakkında kurulan hükümde bir isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden doğru olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı ... tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 29.080,70 TL harcın, alınması gerekli olan 116.127,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 87.046,30 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı ve davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!