Anahtar kelimeler: Esaskarar Başkan Yazim Katip Üye Hmk Eksiklik Ankara Özetle Adi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.A N K A R AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E NK A R A R I N K A L D I R I L M A S I)ESAS NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN
: ... ...ÜYE
: ... ...ÜYE
: ... ...KATİP
: ... ...İNCELENEN KARARIN
:MAHKEMESİ
: Ankara 6. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ
: █████/2020ESAS-KARAR NUMARASI
: ████████E., ████████K.DAVA
: AlacakKARAR TARİHİ
: █████/2026YAZIM TARİHİ
: █████/2026Davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacılar vekili özetle
: Müvekkillerinin oluşturduğu, adi ortaklık ile davalı idare arasında ... Fabrikası İşletme Müdürlüğünce üretilen ürünlerin torbalanması, etiketlenmesi, taşınması vb. işlerinin yapılması konusunda █████/2012-█████/2014 tarihleri arasını kapsar sözleşme imzalandığını, davalı tarafından gönderilen █████/2014 tarihli yazı ile taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 11.1. maddesine dayalı olarak ihalenin █████/2015 tarihine kadar 1.058.100.-TL bedelle iş artışı ve sözleşme süresinin uzatılması teklifinde bulunulduğunu, müvekkillerince bu teklife olumlu cevap verildiğini ve davalı tarafından █████/2014 tarihinde karar pul ücreti ve mukavele pulu ücreti olarak 16.051,38 TL'nin hakedişlerinden kesilerek makama ödendiğini, müvekkillerinin kurulan bu sözleşmeye güvenerek hazırlık ve masraf yaptığını, ağır bir maddi ve manevi yükün altına girdiğini, davalı şirketin █████/2014 tarihinde saat 16.20'de davacılara gönderdiği faks yazısı ile işin aynı gün saat 24.00'da sona erdirilmesinin istendiğini, davalının sözleşmeyi haksız ve tek taraflı feshi sonucu müvekkillerinin zarara uğradığını öne sürerek, davalıdan hakedişlerinden kesilen mukavele ve karar pulu adı altındaki masraftan dolayı şimdilik 100 TL, mahrum kalınan kar sebebi ile şimdilik 100 TL olmak üzere toplam 200 TL'nin fesih tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davacılar vekili 30.09.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını ıslah ederek talebini 364.042,27.-TL'ye yükseltmiştir.Davalı vekili özetle
: Taraflar arasındaki akdi ilişkinin doğru olduğunu, sözleşmenin hizmet alımı ile ilgili 11.1. maddesine göre %20 iş artışı haklarını 1.058.100 TL bedelle davacı iş ortaklığına yaptırılmasının yönetim kurulunca uygun görüldüğünü, akabinde davacı şirketin düştüğü mali sorunlar sebebi ile yüklenicinin elindeki makina ve teçhizatı elden çıkarmaya ve personel ücretini ödemede sıkıntı yaşamaya başladığını, kararlaştırılan üretimi yapamadığını, ihracat sevkiyatlarını olumsuz etkilediğini, sözleşmenin bitim tarihi olan █████/2015 tarihine kadar iş artışına konu işleri davacıların gerçekleştiremeyeceklerinin anlaşıldığını, bu sebeple başka bir şirket ile 30 gün süreli sözleşme imzalandığını, haksız feshin söz konusu olmadığını, davacı ile sözleşme süresi dahilinde iş artışının █████/2015 'e kadar uzatılmasının kararlaştırıldığını, haklı sebeple iş artışının fesh edildiğini, davacının iddialarının dayanıksız olduğunu, menfi ve müspet zararın birlikte istenemeyeceğini, zararını somut olarak ortaya koyamadığını savunarak, bu sebeplerle davanın reddini istemiştir.İlk derece mahkemesince "... taraflar arasında akdi ilişkinin varlığı ihtilafsızdır. Taraflar arasında süre uzatımına ilişkin ilave sözleşme yapılıp yapılmadığı, bu sözleşmenin davalı idare tarafından haksız feshedilip edilmediği, davacıların fesih sebebi ile zararının oluşup oluşmadığı, oluşmuşsa miktarı konusunda taraflar arasında ihtilaf olduğu görülmüştür.Bilirkişi heyet raporunda da belirtildiği üzere; taraflar arasında davalıya ait ... Fabrikasında üretilen ürünün davacı iş ortaklığınca torbalanması, etiketlenmesi, stoğa taşınması..vb. konuları içerir 31.12.2012-31.12.2014 dönemini kapsayan sözleşme bulunduğu, davalının iş artışına ilişkin sözleşmenin 11.1. maddesine dayalı olarak 03.12.2014 tarihli yazısı ile 1.058.100.-TL bedelli iş artışı kararını davacılara bildirdiği, davacıların 19.12.2014 tarihli cevabi yazısı ile aynı sözleşme koşulları ile 31.01.2015 tarihine kadar işi yapabileceğini davalıya bildirdiği, davalı idarenin 19.12.2014 tarihli yazı ile bunu kabul etmesi ile taraflar arasında iş artışına ilişkin akdi ilişki kurulduğu, davalının 23.12.2014'de davacıların hak edişinden karar pulu ve mukavele pulu bedeli olarak 16.051,38.-TL kesilerek ilgili makama yatırıldığı görülmüştür. Davacılar ilave iş artışına ilişkin bu sözleşmeye istinaden, ilave iş makinesi ve personel takviyesi yapmış, hazırlıklarını tamamlamıştır. Davalı tarafça, ilave iş artışına ilişkin bu sözleşme 31.12.2014'de gönderilen faks ile tek taraflı olarak sona erdirilmiştir. Davalı tarafça davacı iş ortaklığının mali açıdan zor durumda olduğu, işçi alacaklarının ödenemediği iddia edilmişse de, bilirkişi raporu ve dosyadaki diğer delillere göre, davalının bu iddiası ispatlanamamıştır. Buna göre davalının ilave iş artışına ilişkin sözleşmeyi feshi haksızdır. Bu sebeple davacınını talebi ile bağlı kalınarak, 24.786,79.-TL ilave iş makinesi kira bedeli, 65.326,80.-TL ilave personel gideri, 211.620.-TL mahrum kalınan kâr ve 16.051,38.-TL karar pulu ve mukavele pulu bedeli olmak üzere toplam 317.784,97.-TL üzerinden dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davanın kısmen kabulüne..." karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davacı firmaya ait 12.11.2014 tarih - 14835 sayılı ve 09.09.2014 tarih - 11916 sayılı yazılarının gerekçeli kararda ve mahkemece alınan bilirkişi raporlarında dikkate alınmadığı, davacıların mali sıkıntı içinde olduğu ve üretimi aksattığı, bilirkişi raporunda bu hususlara değinilmeden sadece bir kısım haciz ihbarnamelerinin miktarlarından yola çıkılarak davalıların mali sıkıntı içinde olmadığı yönünde tespit yapılmasının eksik inceleme neticesinde oluşmuş bir kanaat olduğu, bu durumun taraflarınca kabul edilemeyeceği, kaldı ki dava dosyasına davalılar hakkındaki bütün haciz ihbarnamelerinin sunulmadığı ve mali aczi göstermesi adına bir kısım ihbarnameler sunulduğu, firma tarafından ilave iş artışı için herhangi bir forklift kiralanmadığı, bilirkişi raporunda kiralanmayan, çalıştırılmayan ve faturalandırılmayan forklift için farazi bir durum oluşturularak alacak hesaplandığı, bilirkişi raporunda "ilave personele ödenen işçi ücreti ve bunların SSK+yemek+servis giderlerinden oluşan masraflar" adı altında yapılan hesaplamalarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, yine bilirkişi raporunda kar mahrumiyetine ilişkin yapılan hesaplama ve açıklamalarında kabul edilemez olduğu, faturalı kesin hakedişten bakiye alacağına ve blokeli hesapta tutulan nakit para alacağına ilişkin hesaplamaların da doğru olmadığı, karar ve mukavele pulunun talep edilemeyeceği nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:Dava, sözleşmenin feshinin haksız olduğunun tespiti ile tazminat istemlerine ilişkindir.Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin iş artışına ilişkin sözleşme hükümlerinin incelenmesinde;Sözleşmenin 11. Maddesi "Teşekkülün istemesi halinde, işin devamı esnasında veya yüklenici tarafından tamamlanmasını müteakip, söz konusu işin toplam bedeli veya miktarınınyüzde yirmisine (120'sine) kadar iş artışını veya yüzde yirmisine (020'sine) kadar iş eksilişini aşmayacak şekilde, aynı sözleşme koşulları ile iş artışı ya da iş eksikliği yapılabilir. İşin süresi iş artışı nedeniyle uzatılabilir."Sözleşmenin 13. Maddesi "Yüklenici, sözleşme ve eklerinde belirlenen yükümlülüklerinden herhangi birine uymadığı veya işi süresinde bitiremediği takdirde, kendisine iadeli- taahhütlü mektupla ihtar yapılarak sorumluluğunu yerine getirmek üzere 10 (on) günden aşağı olmamak üzere cezalı süre verilir. Verilen süre; ihtarın tebliği tarihinden itibaren işler, süre verilmesi gecikmeden doğan zararın ayrıca istenmesine engel teşkil etmez. Verilen süre içinde yüklenici istenen hususu yerine getirmez ise, ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın kesin teminat ve varsa ek kesin teminatlar gelir kaydedilir ve sözleşme feshedilerek hesabı genel hükümlere göre tasfiye edilir."Sözleşmenin 17. maddesinde "Yüklenicinin iflası ya da mali acze düşmesi halinde, sözleşme teşekkülce tek yanlı olarak feshedilir."Sözleşmenin 18.maddesinde"Yükleniciye süre vermeksizin ve uyarıda bulunmaksızın sözleşmeyi tek yanlı fesih hakkı veren diğer sözleşme hükümleri de dahil olmak üzere, hangi gerekçe ile olursa olsun sözleşmenin teşekkülce tarafından tek yanlı her türlü feshinde, siparişin iptalinde kesin ve ek teminatlar ve varsa performans cezai koşul gelir olarak kaydedilir ve fesih iadeli-taahhütlü yazılı olarak 10(on) gün içinde yükleniciye bildirilir." hükümlerini içermektedir.Bu bilgilere göre somut olay değerlendirildiğinde; davalının 03.12.2014 tarihli yazısı ile iş artışı kararını davacılara bildirdiği, davacıların 19.12.2014 tarihli cevabi yazısı ile aynı sözleşme koşulları ile 31.01.2015 tarihine kadar işi yapabileceğini davalıya bildirdiği, davalı idarenin 19.12.2014 tarihli yazı ile bunu kabul etmesi ile taraflar arasında iş artışına ilişkin akdi ilişki kurulduğu, davalı yan, davacı iş ortaklığının mali açıdan zor durumda olduğunu, davacıların arızalanmış olan forkliftlerini tamir ettiremeyecek durumda olmasından dolayı işin yürütümü esnasında bulundurması gereken 7 adet forklifti bulunduramadığı █████/2014 tarih ve 14835 sayılı yazı ile kiralama bedelinin %10 fazlası ile namı hesaplarına forklift kiralanması , █████/2014 tarih ve 11916 sayılı yazı ile iş makinelerinin ihtiyacı olan akaryakıtın işletme müdürlüğümüzce temin edilerek bedelin hakedişlerden kesilmesi taleplerinde bulunduğunu, işçi alacaklarının ödenmediğini bu nedenle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini ileri sürmüş ise de davalının, davacının mali durumunu bilmesine rağmen sözleşmeyi feshetmediği aksine 03.12.2014 tarihinde iş artışı kararı aldığı, tarafların 19.12.2014 tarihinde iş artışı hususunda anlaşmaya vardığı ve davalının 31.12.2014 tarihinde sözleşmeyi feshettiği nazara alındığında mahkemenin feshinin haklı bir sebebe dayanmadığı, feshin haksız olduğu yönündeki kabulünde isabetsizlik yoktur.Davacıların haksız feshe bağlı tazminat isteminde bulunduğu nazara alındığında;Geçerli şekilde kurulmuş bir özel hukuk sözleşmesinde, tarafların sözleşmeye uygun hareket etmeleri, edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmeleri, edimin ifasını imkânsız hâle getiren her türlü davranıştan kaçınmaları zorunludur. Tarafların sözleşmeyle üstlendiği borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hâlinde borca aykırılık durumu oluşur. Borcun ifa edilmemesi hâli, TBK'nın 112 ilâ 126 ncı maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre “borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür”(TBK md.112).Esas itibariyle zarar, mal varlığında meydana gelen eksilmedir; fakat bu eksilme sahibinin iradesi dışında veya hiç olmazsa rızası bulunmaksızın meydana gelmiş olmadıkça zarar sayılmaz (Türk Hukuk Lûgatı: Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C. I, s. 1247).Türk Borçlar Kanunu’nun 112 nci maddesi kapsamında tazmini istenilen yani sözleşmeden doğan zarar, müspet yahut menfi zarar olabilir.Müspet zarar; borçlu, edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır (Hâluk Tandoğan, Türk Mesuliyet Hukuku, İstanbul 2010, s. 426-427; Ejder Yılmaz, Hukuk Sözlüğü, Genişletilmiş 5. Baskı, s. 591). Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi hâlinde söz konusu olur; alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı almaktadır.Müspet zarar kapsamında kâr kaybı, kârdan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır ve sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kârdan yoksun kalan tarafın mal varlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik mevcut olmaz. Burada kârdan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır.Menfi zarar ise; uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, s. 427). Burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır. Başka bir anlatımla, genel olarak menfi zarar, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 12. Baskı, İstanbul 2010, s. 482).Nitekim aynı hususlara Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2022 tarihli ve 2020/3-688 Esas, ████████ Karar sayılı kararında da değinilmiştir.Tüm bu açıklamalar nazara alındığında, mahkemece davacılarının talep ettikleri zarar kalemlerini ispatla yükümlü oldukları, davacıların haksız feshe bağlı ispatlanan zarar kalemlerini talep edebileceği değerlendirilerek bu kapsamda sonuca gidilmesi gerekirken yetersiz araştırmaya dayalı olarak verilen kararda isabet bulunmamıştır.Hal böyle olunca, mahkemece, alanında uzman yeni bir bilirkişi heyetinden yukarıda yer alan hususların açıklığa kavuşturulduğu, taraf, mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli, tarafların hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik itirazlarını da karşılayacak nitelikte rapor alınması sureti ile hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekmektedir.Dava dosyası kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; tarafların iddia ve savunmalarının esaslı unsurlarını oluşturan ve eldeki davanın niteliği itibariyle mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış ve mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a.6 maddesinde öngörülen şartlar gerçekleştiğinden davalının istinaf talebinin kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.a.6 gereğince kabulü ile:Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████E., ████████K. sayılı █████/2020 tarihli kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-) Peşin alınan istinaf karar harcının iadesine,3-) İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine,4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK m. 353/1.a ve 362/1.g gereğince KESİN olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. █████/2026Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...