Anahtar kelimeler: Ekimaralık Karın Ayları Acentelik Usdnin Unvanlı Feshederek Tutardan Kar Akdedildiği

T.C.

İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ... ...’in, ... Şirketi unvanlı şirketin sahibi ve yetkilisi olduğu, davalı ... ... A.Ş.’nin ise “...” markasının sahibi bulunduğu, taraflar arasında bazı işletmelere ait net kârın paylaşımı konusunda Kar Paylaşım Sözleşmesi akdedildiği, bu kapsamda müvekkilin 2023 yılı Ekim-Aralık ayları arasında ...’ya toplam 250.000 USD ödeme yaptığı, tarafların sonrasında Kar Paylaşım Sözleşmesini feshederek Fesih Protokolü imzaladıkları, Fesih Protokolü uyarınca, müvekkilin ... Gıda adına ödediği 250.000 USD’nin kendisine iade edilmesi, bu tutardan müvekkilin ...’ya olan 525.566,25 TL (15.500 USD) borcunun mahsup edilmesi ve kalan 234.500 USD’nin belirlenen tarihlerde iade edilmesinin kararlaştırıldığı, davalı tarafından protokolün varlığı ikrar edilmiş olmakla birlikte ödemelerin yapıldığının ileri sürüldüğü, bu durumda ispat külfetinin davalıda bulunduğu, Davalının protokol uyarınca 22.08.2024 – 29.11.2024 tarihleri arasında toplam 104.500 USD ödeme yaptığı, ancak bakiye 130.000 USD’lik kısmı ödemediği, bu nedenle müvekkil tarafından .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... E. sayılı dosyası üzerinden 190.712,61 USD (190.000 USD ana para + 712,61 USD faiz) üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalının takibe kötü niyetli olarak itiraz ettiği, Tarafların banka hareketleri yeniden incelendiğinde, davalının 130.000 USD bakiye borcunun bulunduğunun tespit edildiği, müvekkilin 712,61 USD tutarındaki takip öncesi faiz talebinden açıkça feragat ettiği, bu nedenle davanın yalnızca ana para yönünden kısmi olarak açıldığı, ayrıca taraflar arasında 13.01.2025 tarihinde yürütülen arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığı, Tüm bu nedenlerle davalının itirazının 130.000 USD ve ferileri yönünden iptali gerektiği, davalının borca haksız itirazı nedeniyle asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasının talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davalı ... ... A.Ş. vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde, öncelikle husumet itirazında bulunulduğu, davacının bireysel olarak değil, dava dışı ... Gıda Tekstil Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. adına hareket ettiğinin, dolayısıyla müvekkil şirketin esas muhatabının bu tüzel kişilik olduğunun belirtildiği, bu nedenle davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddi gerektiğinin ileri sürüldüğü, Ayrıca, davacının haksız ve mesnetsiz iddiaları nedeniyle uğranılan zararlar bakımından karşı dava açma hakkının saklı tutulduğu, Esasa ilişkin olarak; davacının .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... E. sayılı dosyası üzerinden 190.000 USD üzerinden icra takibi başlattığı, ancak müvekkil şirketin bu borcun muaccel hale gelmemesi nedeniyle takibe yasal süresi içinde itiraz ettiği, davacının dayandığı fesih protokolünün tek başına değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, zira taraflar arasındaki hukuki ilişkinin temelini oluşturan Kar Paylaşımı Sözleşmesinin davacı tarafından dosyaya sunulmadığı, bu sözleşme uyarınca davacının ve dava dışı ... Gıda’nın birçok yükümlülüğü bulunduğu, bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle müvekkil şirketin zarara uğradığı, Müvekkil şirketin iyi niyetli olarak fesih protokolü kapsamında kısmi ödemeler yaptığı, ancak davacı ve ... Gıda’nın yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine ödemeleri durdurduğu, fesih protokolünde de açıkça, davacının franchising sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerini zamanında ve eksiksiz yerine getirmesinin, iade ödemelerinin ön şartı olarak düzenlendiği, oysa davacının bu taahhütlerini ihlal ettiği, dolayısıyla müvekkil şirketin ödemeleri durdurmakta haklı olduğu, Bu kapsamda taraflar arasında cari hesaba dayalı takas ve mahsup definin bulunduğu, ayrıca davacının yabancı para üzerinden icra takibi başlatmasının ve icra inkar tazminatı talep etmesinin hukuken mümkün olmadığı, zira borcun yabancı para olarak aynen ödeneceğine ilişkin sözleşmede açık hüküm bulunmadığı, Türk Borçlar Kanunu gereği bu tür borçların ülke parasıyla ödenmesi gerektiği, bu nedenle davanın bu yönüyle de reddi gerektiği, Taraflar arasındaki borç-alacak ilişkisinin tespiti için ticari defterlerin, banka kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesi gerektiği, muaccel hale gelmiş bir borç bulunmadığından faiz taleplerinin de hukuka aykırı olduğu, Son olarak, davacının icra inkar tazminatı talebinin yersiz olduğu, çünkü bu tazminata hükmedilebilmesi için alacağın likit ve muaccel olması gerektiği, oysa somut olayda bu şartların oluşmadığı, aksine davacının alacaklı olmadığı halde kötü niyetle icra takibi başlattığı, bu nedenle müvekkil şirketin değil, davacı tarafın kötü niyetli sayılması gerektiği ve bu doğrultuda takip tutarının %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir, Sonuç olarak; davalının usule ilişkin itirazlarının kabulüyle davanın açılmamış sayılmasına, bu mümkün görülmezse davanın esastan reddine, .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... E. sayılı dosyasındaki icra takibinin iptaline, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesinin talep edilmiştir.
DELİLLER
Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; TTSG İlan Metni, Marka Kurumu Ekran Görüntüsü, Fesih Protokoli, Hesap Dökümü, Arabuluculuk Son Tutanak, Ticari Defterler, Banka Hesap Hareketleri, Bilirkişi incelemesi, isticvap, tanık beyanı, keşif, yemin ve ikamesi mümkün her türlü delile dayanmışlardır.
Getirtilip incelenen ticaret sicil kaydına göre; ... ... Anonim Şirketi'nin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ...-5 sicil numarasında kayıtlı "..." adresinde faaliyet gösterdiği, ortağı ve yetkilisinin Tolga Gariboğlu olduğu anlaşılmıştır.
İcra dosyası;
.... İcra Dairesi'nin 2024/... esas sayılı dosyasının celp ve tetkikinde; Davacı tarafın 31.12.2024 tarihi itibarıyla ile 190.000 USD asıl alacak ve 712,61 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 190.712,61 USD üzerinden ilamsız takip başlattığı, davalı vekilinin ise müvekkili şirketin takip alacaklısına muaccel hale gelmiş borcunun bulunmadığı, müvekkilinin takip dayanağı protokol uyarınca ödemelerini yapmış olup, ödeme emrinde belirtilen miktarda borcunun bulunmadığı gerekçeleriyle takibe, borca, işlemiş ve işleyecek faize ve tüm ferilerine itiraz ettiği görülmüştür.
Bilirkişi raporu;
Mahkememizce toplanan delillere, iddia ve savunmaya göre bilirkişiler heyetinden alınan 09.01.2026 tarihli raporlarında: ''...Tüm delillerin takdir ve değerlendirmesi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere;
Gerek takip ve gerekse dava tarihi itibarıyla davacı tarafın takip dayanağı protokolden doğan ödenmemiş alacağının 130.000 USD olarak hesaplandığı,
Protokol gereği söz konusu alacağın ödenmesinin davacı tarafın franchising sözleşmesi kapsamında doğan borçlarının vadesinde ödenmiş olması koşuluna bağlanmış ise de, davacının franchising sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemiş olduğu yönündeki davalı taraf iddiasının somut belgelerle ispatlanamamış olduğu,
Sayın mahkemenizce davacı tarafın alacağının talep edilebilir muaccel alacak olarak değerlendirilmesi halinde davacının protokol ile belirlenen ödeme planındaki vadelerden takip tarihine kadar talep edebileceği işlemiş faiz miktarının 568,25 USD olarak hesaplandığı..." tespit ve rapor edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
I. Dava ve Taraf Beyanları
Dava, taraflar arasında akdedilen Fesih Protokolünden kaynaklanan 130.000 USD alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı yan; dava dışı ... Şirketi'nin tek ortağı ve yetkilisi olduğunu, davalı ... ... A.Ş. ile anılan şirket arasında akdedilen Kar Paylaşım Sözleşmesi kapsamında ... Gıda adına toplam 250.000 USD'yi davalının banka hesaplarına gönderdiğini, tarafların bilâhare sözleşmeyi feshederek Fesih Protokolü imzaladıklarını, protokol uyarınca 250.000 USD'den franchising sözleşmesinden kaynaklanan 15.500 USD borcun mahsup edilmesiyle kalan 234.500 USD'nin muhtelif vadelerde kendisine iade edilmesinin kararlaştırıldığını, davalının 22.08.2024 – 29.11.2024 tarihleri arasında toplam 104.500 USD ödeme yaptığını ancak bakiye 130.000 USD'yi ödemediğini, takip öncesi 712,61 USD faiz talebinden feragat ettiğini ve davanın yalnızca 130.000 USD ana para yönünden kısmi olarak açıldığını ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı yan; müvekkilinin esas muhatabının dava dışı ... Gıda Ltd. Şti. olduğunu ileri sürerek husumet itirazında bulunmuş, fesih protokolü uyarınca iade ödemelerinin ön koşulunun davacının franchising sözleşmesinden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini zamanında ve eksiksiz yerine getirmesi olduğunu, davacının bu yükümlülükleri yerine getirmemesi sebebiyle müvekkilinin ödemeleri durdurmakta haklı olduğunu, taraflar arasındaki açık cari hesaba ilişkin takas ve mahsup defilerinin bulunduğunu, protokolde borcun yabancı para olarak ödeneceğine dair düzenleme bulunmadığını, muaccel hale gelmiş likit bir borçtan söz edilemeyeceğini beyan ederek davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. Çekişme
Taraflar arasında imzalanan Fesih Protokolünün varlığı konusunda taraflar arasında çekişme bulunmamaktadır. Protokolün 3.2 maddesi uyarınca, davacı ... ... tarafından ... Gıda adına davalıya ödenen 250.000 USD'nin, davalı tarafça davacıya iade edileceği hüküm altına alınmış olup; 3.3.1 maddesi ile franchising sözleşmesinden kaynaklanan 525.566,25 TL (15.500 USD) borcun mahsup edilmesi, 3.3.2 maddesi ile bakiye 234.500 USD'nin belirlenen vadelerde ödenmesi kararlaştırılmıştır.
O halde somut olayda çekişme; davacı ...'ın aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, davalının fesih protokolü kapsamındaki 130.000 USD bakiye iade borcunun muaccel hale gelip gelmediği, davacının franchising sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediğinin borcun muacceliyetine etkisi noktalarında toplanmaktadır.
III. Husumet İtirazının Dğerlendirilmesi
Davalı tarafça, müvekkilinin esas muhatabının Kar Paylaşım Sözleşmesi ile Franchising Sözleşmesi imzaladığı dava dışı ... Gıda Tekstil San. Ve Tic. Ltd. Şti. olduğu, bu nedenle husumetin davacı ... ...'e yöneltilemeyeceği ileri sürülmüş ise de; dosyaya sunulan Fesih Protokolünün incelenmesinde, protokolün taraflarının davalı ... ... A.Ş., davacı ... ... ve dava dışı ... Şirketi olarak belirlendiği, protokolün 3.2 maddesinde iade alacağının lehtarının açıkça ... ... olarak düzenlendiği, 3.3.2 maddesindeki ödeme planının doğrudan ... ... ... IBAN numaralı banka hesabına yapılacak ödemeler üzerinden oluşturulduğu ve davalı tarafça ödemelerin de bu hesaba yapıldığı anlaşıldığından davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu, husumet itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
IV. Bilirkişi Raporu
Mahkememizce dosya kapsamı ve tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiler (TBK) aracılığı ile inceleme yaptırılmıştır.
Bilirkişi raporuna göre; Davalı ... ... A.Ş.nin ticari defterlerini ibraz etmediği, dava dışı ... Gıda Ltd. Şti.'nin ticari defterlerinin noter açılış tasdikinin yasal süreleri içerisinde yaptırılmış olduğu, ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, anılan şirketin ticari defterlerinde davalı ... ile ilgili herhangi bir borç alacak kaydı bulunmadığı, davacı ... ... ticari defterlerinin noter açılış tasdikinin yasal süreleri içerisinde yaptırılmış olduğu, defterlerin HMK m. 222 kapsamında şekil şartları yönüyle sahibi lehine delil olma koşullarını taşıdığı, ancak içerik bakımından; protokolün 3.3.1 maddesinde 22.08.2024 tarihi itibarıyla davacının franchising borcunun 525.566,25 TL olarak belirlenmiş olmasına karşın, davacının ticari defter kayıtlarında aynı tarih itibarıyla davalıya 2.732.351,24 TL borçlu göründüğü, bu tutarsızlık nedeniyle defterlerin taraflar arasındaki borç alacak ilişkisini doğru bir şekilde yansıtmadığı, defterlerinin bu yönüyle delil niteliği taşımadığı, bununla birlikte, Kar Paylaşım Sözleşmesi kapsamında davacının ... Gıda adına davalıya ödediği 250.000 USD'yi şahsi hesabından ödemiş olup ticari işletmesiyle ilişkilendirmediği, aynı şekilde protokol kapsamındaki iade ödemelerinin de davacının ticari işletmesiyle ilişkilendirilmediği, protokol kapsamında 15.500 USD'nin mahsubundan sonra davalının ödemesi gereken tutarın 234.500 USD olduğu, davalı tarafça 104.500 USD ödeme yapıldığı, bakiye 130.000 USD'nin ödenmediği, davalının franchising sözleşmesinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmediği yönündeki iddiasını somut belgelerle ispatlayamadığı tespit ve rapor edilmiştir.
Bilirkişi heyetinin raporunun mali hesaplama bakımından açık, denetime elverişli ve gerekçeli olduğu, raporun dosya kapsamındaki yazılı delillere, banka kayıtlarına ve protokol hükümlerine dayandığı, davalı tarafın rapora yönelik itirazlarının raporun mali hesaplama kısmına ilişkin somut iddia içermeyip tamamının hukuki nitelendirmeye yönelik olduğu ve bu husustaki nihai değerlendirmenin mahkememize ait bulunduğu anlaşılmakla, davalı tarafın itirazlarının reddine ve bilirkişi kök raporunun hükme esas alınmasına karar verilmiştir.
V. Şartlı Borç İddiası ve Muacceliyet
Davalı taraf, protokolün 3.3.1 ve 4.3 maddelerindeki franchising yükümlülüklerine ilişkin düzenlemelerin, iade borcunun doğumunu engelleyen geciktirici şart niteliğinde olduğunu, davacının franchising sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle borcun muaccel hale gelmediğini savunmuştur.
TBK.m. 170 hükmüne göre;
"Bir sözleşmenin hüküm ifade etmesi, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya bırakılmışsa, sözleşme geciktirici koşula bağlanmış olur.
Aksi kararlaştırılmamışsa, geciktirici koşula bağlı sözleşme, ancak koşulun gerçekleştiği andan başlayarak hüküm ifade eder."
Protokolün 3.2 maddesinde iade borcunun doğduğunun kayıtsız şartsız kabul edildiği, 3.3.2 maddesinde vadelerin açıkça belirlendiği ve mahsup işleminin tamamlandığı görülmektedir. Franchising yükümlülüklerine ilişkin düzenlemeler, borcun doğumunu engelleyen TBK m. 170 kapsamında bir geciktirici şart olmayıp, protokolün ifası sürecinde davacıdan beklenen bir yan edim yükümlülüğü niteliğindedir. Zira gerçek anlamda bir geciktirici şart kabul edilmesi halinde, şartın gerçekleştiği kesin olarak tespit edilmeden davalının hiçbir ödemeyi yapmaması gerekirdi; oysa davalı, bilirkişi raporu kapsamına göre 22.08.2024 tarihinden itibaren düzenli biçimde ödemeye başlamış ve farklı tarihlerde toplam 104.500 USD ödeme yapmıştır. Yine protokolün 3.3.4 maddesinde "...'nın işbu protokolün 3.3.2. maddesinde belirtilen ödeme listesindeki üst üste iki iade ödemesini belirtilen zamanda yapmaması halinde bakiye ödemelerin tamamı muaccel olacaktır" hükmü yer almaktadır. Bilirkişi heyeti raporundan da anlaşıldığı üzere, davalı tarafın 29.11.2024 tarihine kadar üst üste iki taksiti aksatmadığı, ancak 29.11.2024 tarihinden sonra gelen 06.12.2024, 13.12.2024 ve 20.12.2024 vadeli taksitleri ödemediği tespit edilmiştir. Üst üste iki taksitin ödenmemesi şartının 06.12.2024 ve 13.12.2024 vadeli taksitlerle gerçekleştiği, bu tarih itibarıyla bakiye borcun tamamının muaccel hale geldiği anlaşılmaktadır. TBK m. 117/2 uyarınca, ifa günü sözleşme ile belirlenmiş borçlarda borçlu ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşeceğinden, davalının ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
VI. Sonuç
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti kök raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; gerek takip ve gerekse dava tarihi itibarıyla davacının fesih protokolünden kaynaklanan 130.000 USD muaccel alacağının bulunduğu, davalının bu alacağın ifasını engelleyecek şartın gerçekleşmediği yönündeki iddiasını yasal deliller ile ispatlayamadığı anlaşıldığından davanın kabulüne, davalının .... İcra Müdürlüğünün 2024/... E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile; 130.000 USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD cinsinden bir yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranı üzerinden faiz yürütülmek suretiyle takibin devamına, asıl alacağın takip tarihindeki TL karşılığı olan 4.594.161,00 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 918.832,20 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya verimesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla;
HÜKÜM
: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-DAVANIN KABULÜNE,
Davalının .... İcra Müdürlüğünün 2024/... E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın İPTALİ İLE; 130.000 USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD cinsinden bir yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranı üzerinden faiz yürütülmek suretiyle takibin DEVAMINA,
2-Asıl alacağın takip tarihindeki TL karşılığı olan 4.594.161,00 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 918.832,20 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya verimesine,
3-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 324.143,38-TL harçtan peşin alınan 47.384,26-TL harcın mahsubu ile bakiye 276.759,12-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davada haksız çıkan taraftan karşılanması gerekmekle, 4.600,00TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 615,40-TL başvurma harcı, 47.384,26-TL peşin harç, 87,50-TL vekalet harcı, 15.000,00-TL bilirkişi ücreti, 271,50-TL davetiye ve teskere gideri olmak üzere toplam 63.358,66-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 635.970,02 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacının / davalının gider / delil avanslarından artan bakiyelerinin davacı / davalı / vekillerine iadesine,
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!