Anahtar kelimeler: Davaitirazın Davadavacı Yurtiçi Yük Gemi Taşımacılık Yurtdışı Edildikleri Organize Yürütmekte

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
:█████████KARAR NO
:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
:█████/2022NUMARASI
:████████ Esas - ████████ KararDAVA
:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin yurtiçi ve yurtdışı taşımacılık faaliyetleri yürütmekte, organize ettiğini, müvekkili şirketin bu faaliyet çerçevesinde davalı şirkete icra takibine dayanak teşkil eden faturalar konusu hizmetleri verdiğini, belirtilen faturaların tanzim edildikleri tarih itibarı ile davalı firmaya gönderilmiş olup, faturaya herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi iade de edilmediğini, söz konusu fatura konusu borcun davalı tarafın kabulünde olup alacağın varlığının sabit olduğunu, müvekkili şirketin bu faaliyet çerçevesinde, ... nolu konişmento tahtında, davalıya ait... nolu konteynerin, ... limanından ... limanına taşınması işini üstlenmiş olup, taşımanın gerçekleştiğini ve hizmetin tamamlandığını, alacağın ödenmesi için davalı taraf ile müteaddit kere görüşmeler yapıldığını fakat işbu girişimlerin sonuçsuz kaldığını, bu nedenle müvekkili tarafından davalı taraf aleyhine İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası tahtında icra takibi başlatılmış olup, işbu dosyadan gönderilen ödeme emrine borçlunun itirazı sebebiyle takibin durduğunu beyanla; itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının davaya konu icra takibinde öne sürdüğü borcun davalı şirket nezdinde asla mevcut olmadığını taraflarca hiçbir zaman kabul edilmediğini, taraflar arasındaki sözleşme gereği, davacı şirket tarafından üstlenilen ...’a gerçekleştirilen taşıma işlemlerinin düzgün bir şekilde gerçekleştirilmediğini, taşınan eşyaların çökmüş ve çürük vaziyette geldiğinin müvekkili şirkete bildirildiğini, durumun derhal davacı şirkete bildirildiğini ve sigorta eksperi atandığını, davacı şirketin kötü taşıması sebebiyle müvekkili şirketin dava dışı şirkete ceza ödemek zorunda kaldığını, müvekkili şirket aleyhine İcra-İnkâr tazminatına hükmedilmesinin taraflarınca takas-mahsup definin ileri sürülmesi sebebiyle icra takibine konu borç likit olmadığından mümkün olmadığını, açılan davada İstanbul İcra Dairesi ve Mahkemesinin yetkisiz olduğunu, İİK'nun 50. maddesi atfıyla, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 6. maddesi gereğince, icra takibinin Borçlu adresinin bulunduğu yerdeki icra dairesinde yapılması gerektiğini, davalının TTK tahtında kurulmuş ve tüzel kişiliğe haiz bir anonim şirket olup ticari iş merkezinin ... olduğunu, dolayısıyla müvekkili şirket aleyhine icra takibi yapılabilmesinin ... icra dairelerinin yetkisinde olması gerektiğini beyanla; öncelikle yetki itirazlarının kabul edilerek, dosyanın ... mahkemelerine gönderilmesini, davanın reddine karar verilmesini ve davacının % 20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Yapılan yargılama, toplanan deliller ile bilirkişi raporuna göre; davacının ... ... nolu konşimento tahtında yapmış olduğu taşımadan dolayı davalı gönderen/ taşıtan adına düzenlediği 1 adet navlun faturasından dolayı 1.925,00 USD navlun alacağının bulunduğu, davacı faturalarının davalının ticari defterlerinde de kayıtlı bulunduğu, davalı vekili tarafından malların taşıma sırasında hasarlandığı ileri sürülerek sözkonusu hasardan dolayı ortaya çıkan zararın navlun alacağından takas mahsubunun talep edildiği anlaşılmıştır. Bu doğrultuda dava konusu uyuşmazlık, emtiaların davacı sorumluluğunda hasara uğrayıp uğramadığı ve buna göre davalı vekilinin takas-mahsup definin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmakla, dosyaya sunulan sörvey raporu bakımından öncelikle belirtilmesi gerekli olan husus davaya konu edilen navlun bedellerinin ilişkin olduğu tüm konteynerler bakımından eşyanın durumunun bu rapor ile ortaya konulamadığıdır. Davalı dava konusu navlun taleplerinin ilgili olduğu eşyanın davalı sorumluluğunda hasara veya zıyaa uğradığını dosya kapsamında ortaya koyamamıştır. ... raporunda yer alan eşyanın "kötü durumda sevkedildiği" ifadesine karşılık aynı raporda konteynerlerin soğutma tesisatlarının çalışır durumda olduğu ifade edilmiştir. Bu kapsamda hasarın sebebi ve davaya konu eşyanın davalıya tam ve hasarsız teslim edildiği ve emtiaların davalı sorumluluğunda zarara uğrayarak hasarlı şekilde teslim edildiği dosya kapsamında tam olarak tespit edilememektedir. Davacının sorumluluğunun hangi noktada doğduğu, hasarın gerçek nedeni tam olarak ispatlanamadığı gibi, eşyanın uğradığı iddia olunan hasarın miktarı da Rapor'da alıcının beyanları üzerinden yansıtılmıştır. Dosyaya sunulan ve tarafların yetkilileri arasında eşyanın uğradığı hasara/zıyaa ilişkin olduğu anlaşılan elektronik posta yazışmaları da eşyanın davacı sorumluluğunda ve kusuru nedeni ile hasara veya zıyaa uğramış olduğunu ortaya koymaya yeterli değildir. TBK'nın 139 ve devamı maddelerine göre takas mahsup def'inin ancak karşılıklı iki alacağın bulunması halinde kabul edilebileceği, davalının hasar iddiasını ... tarafından düzenlenmiş olan denetleme raporuna dayandırdığı, davalı hasar iddiasını başka bir delille de ispatlayamadığından eldeki davada takas mahsup talebinin uygulama yerinin bulunmadığı mahkemece kabul edilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı ticari defter ve kayıtları ile faturalara konu taşımaların ifa edildiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı hususları gözetildiğinde, davacının ifa ettiği taşımalardan kaynaklanan alacağı tahsil edemediği mahkemece kabul olunmakla, takip tarihinden önce alacağın ödenmesi konusunda davalıya çekilen bir ihtarname bulunmadığından davalının icra takibi ile temerrüte düştüğü takip öncesi dönem için işlemiş faiz istenemeyeceği değerlendirildiğinden davanın 1.925,00 USD üzerinden kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takip dosyasına yönelik itirazın kısmen iptaline, alacak faturaya dayandığından belirli ve likit kabul edildiğinden takdiren % 20 oranı üzerinden hesap edilen 2.101,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, ..." karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin, taşıma konusu emtianın kötü ifa sebebiyle hasarlı olarak teslim edildiği iddiamıza yönelik değerlendirmesinin yerinde olmadığını, davacı taraf ve davalı arasında imzalanan taşımacılık akdi birbirinden bağımsız olmayan tek bir iş olduğunu, taşıma konusu emtia, davacı tarafın kusurlu ifası dolayısıyla alıcı firmaya kötü bir şekilde teslim edildiğini, gerçekleştirilen denetim işlemine, taşıyan/ davacı taraf nam ve menfaatine hareket edecek olan ve yukarıda şirket adı zikredilen şirket denetçisi de katılmış, birlikte yapılan hasar tespiti sonucunda her iki taraf denetçileri de taşıma konusu emtianın durumunun kötü olduğunu ve değerinin çok çok altında ve acilen elden çıkarılması gerektiği konusunda mutabık kaldıklarını, taşıyan/davacı namına ve menfaatine hareket eden ve yukarıda ismi zikredilen denetim şirketinin hazırlamış olduğu rapora göre de taşıma konusu emtia kötü bir şekilde teslim edildiğini, neticeten, ... ltd. şirketi tarafından düzenlenen raporun, spesifik olarak dava dışı konişmento evraklarındaki malların kötü teslimine istinaden düzenlenmiş bir rapor olarak değil de, mail yazışmaları, davacı taraf nam ve menfaatine olarak tutulan rapor ve teslimi gerçekleştirilen emtianın tek ve bütün bir iş olması ve çok kısa aralıklarla teslim işleminin gerçekleştirildiği göz önünde bulundurularak bütün malları kapsayacak biçimde algılanması gerektiğini, sayılan sebepler ışığında, kararın söz konusu nitelemesinin tarafımızca kabulünün mümkün olmadığını, taraflarca hazırlanmış ve imzalanmış olan konşimentolara göre taşıma konusu emtialar taşıyan tarafından iyi durumda teslim alındığını, taşıma konusu emtianın durumunun iyi olduğuna ilişkin konişmento evrakları ve kanun maddesi hükümleri bir arada değerlendirilerek emtianın yükleten tarafından iyi durumda tevdii kabul edilmesi gerektiğini, ancak taşıyanın kusurlu taşımacılığı neticesinde, emtia kötü bir şekilde teslim edildiğini, ttk'nın 1178. maddesine göre taşıyan, taşıma işini tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özene göre yerine getir, denildiğini, taşıma süresi boyunca taşıyanın kusuru dolayısıyla meydana gelen zıyaa ve hasar durumlarında taşıtanın ödeme yükümlülüğü ortadan kalkacağını, taşıyan basiretli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermeksizin taşıma konusu emtiayı taşımış ve taşıyanın kusuru dolayısıyla domatesler zıyaa ve hasara uğradığını, bu sebeple davalının taşıtanın sorumluluğu ortadan kalktığını, mahkeme kararında hükme esas alınan gerekçelerin hatalı olduğunu, mahkemenin takas mahsup defi'ine ilişkin iddialarına yönelik beyanlarının yerinde olmadığını, mahkemece alınan bilirkişi raporu ve ... ltd şirketi tarafından hazırlanan █████/2019 tarihli raporu da göz önünde bulundurarak mallara ilişkin hasardan davacı tarafın sorumlu olduğu kanaatine varıldığını, kötü ifadan davacı tarafın sorumlu olduğu hususu da göz önünde bulundurularak şirketçe öne sürülen takas - mahsup def'i talebinin kabulü gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE
:Dava, deniz taşımasından kaynaklanan navlun alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taşınan emtianın taşıyıcının kusuru ile hasara uğrayıp uğramadığı, hasar nedeniyle uğranılan zararın navlun alacağından mahsup edilip edilemeyeceği noktasındadır.Dava konusu taşımaya ilişkin █████/2019 tarih ve ... nolu konşimento, davalı gönderen ... Ticaret - ... tarafından alıcı .... Firmasına gönderilen(ihraç) 21 palet dometes emtiasının ... Limanından ... Limanına ... numaralı konteyner içerisinde ... isimli gemi ile taşınmasına ilişkin olarak taşıyıcı .... .... Ltd. Tarafından düzenlenmiştir.Davacı tarafından davalıya ... nolu konşimentoya ilişkin █████/2019 tarih ve 1.925,00 USD bedelli navlun faturası düzenlenmiştir.Davalı satıcı tarafından alıcıya düzenlenen █████/2019 tarih ve 21.285,00 USD bedelli faturada teslim şekli CIF olarak gösterilmiştir. Gümrük beyannamesinde ise, teslim şekli CIF, ödeme şekli ise mal mukabili olarak gösterilmiştir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında, "faturadan kaynaklanan alacak" sebebine dayalı olarak 1.925,00 USD asıl alacağın, 27,42 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle █████/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf ise cevap dilekçesinde taşıma işleminin düzgün bir şekilde gerçekleştirilmediği, taşınan eşyaların çökmüş ve çürük vaziyette geldiğinin bildirildiği, davacı şirketin kötü taşıması nedeniyle dava dışı şirkete ceza ödemek zorunda kaldıkları iddiasıyla takas-mahsup iddiasında bulunmuştur.TTK'nın 1138. Maddesine göre taşıyan navlun karşılığında denizde taşımayı üstlendiğinden, TTK'nın 1193 vd. Maddelerine göre navlun ödenmesini isteme hakkı taşıyanın en önemli haklarından biridir. Navlun, eşyanın tesliminin istendiği anda ve her hâlde boşaltma süresinin sonunda muaccel olur(TTK m. 1197).Eşyanın hasara uğraması taşıyanın navlun alacağını etkilemez. Taşıyan eşyanın hasarından doğan zarardan TTK'nın 1178 vd. Maddeleri gereğince sorumlu olması halinde dahi navlunu talep hakkına sahiptir. Taşıyanın sorumlu olduğu zararın belirlenmesinde navlunun indirilmesi de söz konusu değildir. Dolayısıyla taşıyanın eşyanın ziyaından sorumlu olduğu hallerde navlun ödenir, peşin ödenmiş ise geri alınamaz(Emine Yazıcıoğlu, Kender-Çetingil Deniz Ticareti Hukuku, 17. tıpkı baskı, Filiz Yayınevi, İstanbul, 2022, s. 421; İnci Deniz Kaner, Deniz Ticareti Hukuku I-II, 4. Baskı, Filiz Yayınevi, İstanbul, 2021, s. 396 ).Buna göre, taşımaya konu eşyanın hasarlanmış olması taşıyanın navlun alacağı üzerinde bir etki yaratmamaktadır. Zira eşyanın hasara uğraması hâlinde navlun alacağında bir indirime gidileceği yönünde bir düzenlemeye TTK’da yer verilmemiş; aksine m. 1198 ile taşıyanın, bozulmuş veya hasarlanmış eşyayı navlun yerine kabul etmek zorunda olmadığı belirtilerek, bu tür hâllerde dahi taşıyanın navlun alacağının devam etmekte olduğu düzenlenmiştir. Dolayısıyla taşıyan, TTK m. 1178 ve takip eden hükümler gereğince eşyanın hasara uğramasından sorumlu sayılıp bu nedenle tazminat ödeme borcu altında olsa dahi navlun alacağını talep edebilecektir. Bu bakımdan taşıyanın eşyanın hasara uğraması nedeniyle doğan tazminat ödeme borcu ile navlun sözleşmesinden doğan navlun alacağı birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerekir. Bu doğrultuda TTK m. 1198’in gerekçesinde hasara uğrayan eşya için tazminat ödenmesine dair düzenlemenin öngörülmüş olduğu, bu nedenle eşyanın navlun yerine taşıyana bırakılmasını haklı gösterecek bir nedenin saptanamadığı ifade edilmiştir.İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, taşıyanın yük zararından sorumlu olduğu hallerde navlun ücretinin ödenmesi gerektiği, ödenmiş ise geri alınamayacağı ifade edildikten sonra, konişmentoda yükün konteynere yükleten tarafından yüklendiği, istiflendiği, sayıldığı ve mühürlü bir şekilde taşıyana teslim edildiği anlamına gelen...'s ..., ..., ... kaydının yer aldığı, yükü bu şekilde teslim alan taşıyan yükün haricen durumu hakkında bilgi sahibi olmadığı, TTK m. 1239/2 hükmünün burada uygulama alanı bulmayacağı, bu durumda taşıyanın yükün hasara uğraması nedeniyle doğan zarardan sorumlu tutulabilmesi için, hasara taşıyanın kusurunun sebep olduğunun davalı tarafça ispatlanması gerektiği, 10.02.2019 tarihli sörvey raporunun sonuç kısmında konteynerlerin soğutma sisteminde herhangi bir bozukluk bulunmadığı, bütün konteynerlerin aynı durumda teslim alındığı, dolayısıyla emtianın kötü durumda konteynere yüklemesinin yapıldığının ifade edildiği, netice itibarıyla, domateslerin kısmen zayi olmasında taşıyanın değil, davalı yükletenin sorumluluğunun bulunduğu görüşünün dile getirildiği, dolayısıyla TTK m. 1199/1 hükmü uyarınca, zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten kaynaklandığı, zayi olan yüke isabet eden navlun alacağının sona erdiği, bu halde zayi olan yük dikkate alınarak navlunun indirilmesi gerektiği kanaati bildirilmiştir.Her ne kadar anılan bilirkişi raporunda hasarın taşıyanın sorumluluğunda meydana gelmediği ve bu sebeple TTK'nın 1199/1 hükmü uyarınca, zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten kaynaklanması nedeniyle zayi olan yüke isabet eden navlun alacağının sona erdiği kanaatine varılmış ise de, anılan hükümde geçen “kaza” ifadesiyle, gerek taşıyan gerekse yük ilgilileri ile bunların fiillerinden sorumlu oldukları kişilerin kusurlarından veya yüke has bir sebepten kaynaklanmayan her türlü tesadüfi/harici sebep-sözleşmenin taraflarına isnat edilemeyen bir hâl- kastedildiğinden, TTK'nın 1199. maddesinin eldeki davada uygulanma yeri yoktur. Bu nedenle davalının iddia ettiği hasarın davacının navlun alacağından takas-mahsup yoluyla dahi indirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı bulunan navlun faturası yönünden davanın hükümde yazılı olduğu gibi kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.KARAR
:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 180,00 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 552,00 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.█████/2026