Anahtar kelimeler: Heyete Bam Esaskarar Fiilden Başkan Tevdi Yazim Katip Konya Üye

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ...
KARAR NO
: ...
KARAR TARİHİ
: █████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ... Esas ... Karar
DAVACI
: ......
VEKİLLERİ
: Av... Av...
DAVALI
: 1- ......
VEKİLİ
: Av...
DAVALI
: 2- ......
VEKİLİ
: Av...
DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;16.11.2024 tarihinde Konya ili Seydişehir ilçesi ..... Mahallesinde mülkiyeti, sevk ve idaresi ...... ‘ya ait ...... A.Ş. tarafından ...... poliçe numarasıyla olay tarihinde geçerli ZMMS poliçesiyle sigortalı ...... plaka sayılı aracın, mülkiyeti davacıya ait ...... plaka sayılı araca tam kusurlu çarpması sonucunda kaza meydana geldiğini, kazaya ilişkin kaza tespit tutanağında da görüleceği üzere karşı araç sürücüsü ......'nın kazadan 55 dk sonra alkolmetre ile yapılan alkol ölçümünde 0,40 promil alkollü olduğu, aradan geçen süre doğrultusunda 0,1375 promil eklendiğinde sürücünün kaza anında 0,53 promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, ayrıca sürücü, diğer kuralları da ihlal ettiğini, kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu taraf olduğu gibi nedenlerle öncelikle kazaya sebebiyet veren ...... plaka sayılı aracın trafik kaydı üzerine ihtiyati haciz konulmasını, söz konusu kaza nedeniyle (HMK m.107 kapsamında gerçek zarar bilirkişice belirlendikten sonra artırılmak üzere ve aracın perte ayrıldığının tespiti halinde maddi tazminat olarak kabul edilmek üzere); 100,00 TL parça bedeli, 100,00 TL işçilik bedeli,100,00 TL değer kaybı bedeli, 100,00 TL araç mahrumiyet bedeli (yalnızca malik davalı ...... açısından) olmak üzere toplam 400,00 TL maddi tazminatın, davalı ...... açısından kaza tarihi olan 16.11.2024, davalı sigorta şirketi açısından 04.12.2024 tarihinden (sigorta şirketine başvuru tarihinden sonraki 9. günden) itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmini ile davacıya ödenmesini (sigorta şirketi açısından limit dahilinde ve limite isabet eden faiz ve masraflardan sınırlı sorumlu olması kaydıyla ve araç mahrumiyet bedeli hariç olmak üzere), yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede ikame ettiğini, başvuranın, müvekkili şirkete yapmış olduğu başvuruda başvuru şartını yerine getirmediğini, kaza sonucu aracın hangi parçalarının hasar gördüğünü, hasarın niteliğini ve kapsamını gösteren bilgi ve belgeler sunulmadan araçta meydana gelen hasarın ve sonuç olarak değer kaybı zararının tespitinin mümkün olmadığını, belirsiz alacak davası açmada davacının hukuki yararı bulunmadığından huzurdaki davanın usulden reddini, Trafik Kanunu ve Trafik Sigortası Genel Şartları düzenlemelerindeki yükümlülükler yerine getirilmeden, doğrudan mahkeme yoluna başvurmuş olması nedeniyle, HMK 115 maddesi gereği dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini, her halükarda, değer kaybı bedelinin Genel Şartlar’a göre aracın geçmiş hasarları da dikkate alınarak hesaplanmasını, her halükarda hasar bedelinin ZMSS Genel Şartlar’a göre hesaplanmasını, sorumluluğa esas kusur oranlarının tespiti için bilirkişiden rapor aldırılmasını, davacının haksız faiz talebinin reddini, arabuluculuk ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını, her durumda müvekkili şirketin yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmamasını, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir.
Davalı ...... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının her ne kadar müvekkiline ait aracın kusurundan kaynaklı olarak kazanın gerçekleştiğini iddia etse de somut kazanın gerçekleşmesinde davacının kusurunun bulunmadığını, davacının hızlı olması ve havanın yağışlı olmasından dolayı gerçekleştiğini, davacının dilekçesinde belirttiği müvekkilinin alkollü olduğuna ilişkin iddiasının mesnetsiz olduğunu, davacının bu iddiası ile kendi kusurunun üzerini örterek kendine maddi menfaat sağlamak istediğini ayrıca davacının aracının daha önce farklı kazalara karışıp karışmadığına dair bilgi alınması amacıyla ilgili yerlere müzekkere yazılmasını talep ettikleri gibi nedenlerle müvekkili aleyhine açılan işbu haksız davanın reddini, yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Kaza tarihinde ve poliçenin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik:█████/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz.
Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvuru bulunduğu hallerde dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulamayacağının düzenlemesine göre;
Sigorta şirketine karşı açılan tazminat davası yönünden, özel kanun niteliğindeki 2918 s. KTK'nin 97. maddesi gereğince davadan önce sigorta şirketine başvurunun zorunlu olması ve bu durumda 6325 s. Kanunu'nun 18/A-18. maddesi gereğince, 18/A maddesindeki zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümlerin sigorta şirketi yönünden uygulanamayacak olması nedeniyle, arabuluculuk tutanağının zorunlu arabuluculuk tutanağı olarak hazırlanmasına rağmen gerçekte ihtiyari arabuluculuk tutanağı niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.
6100 s. HMK'nin 323. maddesine ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine göre de, ihtiyari arabuluculuk giderleri yargılama giderleri içerisinde gösterilmediğinden, bu davadaki yargılama giderlerine dahil edilemeyeceği, bu giderlerin sadece davacı sorumluluğunda olduğu sonucuna varılmıştır.
Nitekim Yargıtay 4 HD'nin ██████████ esas, ████████ karar; ██████████ esas, ██████████ karar; ██████████ esas, █████████ karar; Konya BAM 3. HD █████████ esas █████████ karar sayılı ilamlarında da aynı yönde değerlendirme yapılmıştır. Kaldı ki sigorta şirketine yöneltilen davanın reddine karar verilmiş ve;
DAVANIN KABULÜ İLE;
Davacının █████/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 275.000,00 TL araç maddi zararının DAVALI ...... A.Ş (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere (bakiye limit:200.000,00TL) temerrüt tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALI ......'dan (Kaza tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte) TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDIYLA MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE,
Davacının █████/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 18.000,00 TL araç mahrumiyet bedeli maddi zararının DAVALI ......'dan kaza tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE," şeklinde hüküm kurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davalı ...... vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin karar verirken itirazlarının yeterince incelenmediğini, gerekli özen ve yükümlülüğün gösterilmediğini, bilirkişi raporlarının hükme esas alınacak yeterlilikte olmadığını, mahkemece █████/2025 tarihinde tanzim edilen bilirkişi raporuna ayrıntılı bir şekilde itiraz ederek dosyanın itirazları doğrultusunda yeniden kusur incelemesini talep etmişseler de tanzim edilen ek raporun itirazları doğrultusunda incelenmediğini, kök raporda hazırlanan cümlelerin kopyalama yöntemi ile ek rapora konu olduğunu, müvekkilin hiçbir kusurlu eylemi bulunmamasına karşın objektif kriterler ve taleplere uymayan bir bilirkişi raporunun mahkemece aleyhe yorumlanarak müvekkilin mağdur edildiğini, tüm bu nedenlerle Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı ilamının kaldırılarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı ...... A.Ş vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; başvuranın, müvekkil şirkete yapmış olduğu başvuruda başvuru şartını yerine getirmediğini, müvekkil şirket tarafından █████/2024 tarihinde davacı vekiline email aracılığı ile eksik evrakların iletilmesi yönünde geri dönüş yapıldığını ancak davacı vekilinin eksik evrakları ibraz etmediğini, her durumda değer kaybı bedeli belirlenirken aracın somut özelliklerinin alınmasının gerektiğini, dava konusu aracın daha önce bir kazaya karışıp karışmadığının araştırılmasının gerektiğini, müvekkil şirketin KDV'den sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2025 tarihli ... Karar sayılı ilamının kaldırılmasını, davanın müvekkil şirket yönünden reddini, dosyaya depo edilecek teminat mektubunun iadesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava trafik kazası nedeniyle hasar ve mahrumiyet kaybına ilişkin maddi tazminata ilişkin olup mahkemece verilen karar davalılarca ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
-Davalı Sigorta'nın davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığı istinafı;
2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü "Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir" denilmiştir.
Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır.
6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır".
HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." denilmiş,
2.fıkrada ise, "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." düzenlemesi mevcut olup
6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir.
Davacının başvuru dilekçesinde eklenmesi gereken belgeleri ekleyerek başvuru yaptığı ve hatta eksper raporu dahi düzenlendiği dava dilekçesine ekli ve sunulan belgelerden anlaşıldığından, buna yönelik istinaf itirazları yerinde değildir.
- Davalı ......'nın kusura yönelik itirazında;
Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir.
Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur" denilmektedir.
Birbirini teyit eden nitelikteki kaza tespit tutanağı ile gerek ceza gerek eldeki dosyada alınan kusur raporuna göre, davalı araç sürücüsünün geçiş hakkı ihlali nedeniyle tamamen kusurlu olduğu rapor ve delillerle sabit bulunduğundan davalının buna yönelik itirazlarının reddine karar verilmiştir.
- Davalı sigortanın hasara ilişkin itirazında;
HMK'nın 352 maddesinde yer alan" istinaf başvuru dilekçesinde başvuru sebepleri ve gerekçesinin bildirilmesi "355. maddesinde yer alan" incelemenin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı ancak, bölge adliye mahkemesinin kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözeteceği " ve 357. maddesinde yer alan, "bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği, yeni delillere dayanılamayacağı ve ilk derece mahkemesinde usulüne uygun olarak gösterildiği hâlde incelenmeden reddedilen veya mücbir bir sebeple gösterilmesine olanak bulunmayan delillerin bölge adliye mahkemesince incelenebileceği" hükümleri doğrultusunda davalının istinaf dilekçesinde belirttiği hususu ilk defe istinaf aşamasında ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Yine;
“Usuli kazanılmış hak” kavramı Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ana temellerinden olup, bir davada kesinleşen kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğu gibi, bu usul kuralı davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla mahkemenin yada tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 281.maddesinde bilirkişi raporuna itiraz düzenlenmiş olup, madde gerekçesinde; "...Maddenin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeyle, tarafların tatmin olmamaları hâlinde, bilirkişi raporuna itirazda bulunabilme olanaklarının varlığı güvence altına alınmıştır. Bu düzenleme çerçevesinde, bilirkişi raporunda bazı hususlarda eksiklikler mevcutsa yahut raporda bazı hususlar belirsizlik arz ediyorsa, taraflar, raporda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik arz eden hususların ise bilirkişiye açıklattırılmasını yahut yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmasını temin için, raporun kendilerine tebliğinden itibaren onbeş günlük süre içinde, mahkemeye itirazda bulunabilirler. Bilirkişiye yöneltilecek olan sorular, tarafların da görüşü alınmak suretiyle somut olarak belirlenecek olursa, rapora itiraz olasılığı da önemli ölçüde azalır ve bu suretle yargılamanın uzamasının da önüne geçilmiş olur. Burada rapora itiraz için taraflara tanınmış bulunan onbeş günlük süre, kesin süredir; hak düşürücü bir nitelik taşır. Dolayısıyla, taraflar, bu süre içerisinde, itirazlarını dile getirmez ise bilirkişi raporu, onlar bakımından kesinleşir; yani taraflar rapora itiraz olanağını tümüyle kaybederler. Bu durum, zaten Tasarının 100 üncü maddesinde yer alan ve kesin sürelerle ilgili genel bir düzenleme öngören kuralın birinci ve üçüncü fıkralarının işlerlik kazanmasının doğal bir sonucudur..." şekilde düzenlenmiştir.
HMK’nun 280.maddesinde; "Bilirkişi, raporunu varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak Mahkemeye verir, verildiği tarih rapora yazılır ve duruşma gününden önce birer örneği taraflara tebliğ edilir" düzenlemesinin, 281/1 maddesinde; "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususları, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler" düzenlemesinin mevcut olduğu, buradaki amacın tarafların raporu okuyup değerlendirmeleri ve varsa itirazlarını bildirebilmeleri olduğu, bu durumda, yani taraflara raporun tebliğ edilmesi ve sonrasında taraflarca rapora itiraz edilmemesi halinde raporun itiraz etmeyen bakımından kesinleşeceği, artık rapora itiraz etme imkanının ortadan kalkacağı, bu hususun kesin sürelerle ilgili düzenlemelerin bir sonucu olduğu,Usulüne uygun biçimde raporun tebliği üzerine, rapora itiraz hakkı bulunan tarafların bu haklarını kullanmamış olması halinde ise, karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacağı izahtan varestedir. (Bkz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas, █████████ Karar; aynı daire ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı,████████ Esas ██████████ Karar sayılı ilamları)
Bu kapsamda, hasarın belirlendiği █████/2025 tarihli hasar raporunun davalı sigorta vekiline █████/2025 tarihinde ihtaratlı olarak tebliğ edilmiş olmasına rağmen, bilirkişi raporuna yazılı veya sözlü olarak herhangi bir itirazda bulunulmadığı, rapora itirazının bulunmamasının davacı taraf lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilerek, ayrıca hükme esas alınan ilgili raporun sigorta eksper raporu ile aynı yönde, usul ve yasaya da uygun olduğundan davalı sigortanın buna yönelik istinafı itirazı yerinde görülmemiştir.
Bu halde, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davalıların istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından, davalılar ...... ve ...... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf eden davalı ......'dan alınması gereken 13.662,00 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 3.416,00 TL nin mahsubu ile bakiye 10.246,00 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf eden davalı ......'dan alınması gereken 20.014,83 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 5.004,00 TL nin mahsubu ile bakiye 15.010,83 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların davalılar üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, 7550 sayılı yasanın 20. Maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2024 yılı itibari ile (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.
█████/2026
...
Başkan
...
e-imzalı
...
Üye
...
e-imzalı
...
Üye
...
e-imzalı
...
Katip
...
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!