Anahtar kelimeler: Vekilitaraflar Elleçleme Üsküdar Liman Depolama Ton İskenderun Yük Taahhüdü Akabinde

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2026NUMARASI
: ███████ Esas ████████ KararDAVA
: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2022İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026Davanın reddine ilişkin kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVA
: Davacı vekili;taraflar arasında 18.03.2019 tarihli “İskenderun Tesisleri Liman Elleçleme ve Depolama Hizmeti Sözleşmesi” akdedildiğini, anılan sözleşmenin 9.maddesi uyarınca davalının her yıl asgari 45.000- ton yük getirme taahhüdü bulunduğunu, davalı şirkete Üsküdar 6. Noterliği 08.09.2021 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edilmiş, akabinde davalı borçlu aleyhine Adana Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını,davalı şirket her yıl taahhüt ettiği miktarda kostik yükünü getirmemesi halinde müvekkil şirkete eksik ton başına 3 USD ödeme yapmayı kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesi gereği asgari alım taahhüdüne istinaden .2020-18.03.2021 dönemine ait asgari yük taahhüdünün yerine getirmediği taahhüt miktarın 14.535,67 ton altında kalması nedeniyle, davalı şirkete 31.03.2021 tarihli, ... numaralı 51.456,27-USD (14.535,67x3Usd Kdv) bedelli e-fatura düzenlediğini, davalı şirket tarafından davacı şirkete Adana 16. Noterliği 15.09.2021 tarih ... yevmiye numaralı cevabi ihtarname ile asgari yük taahhüdünün Covid-19 salgını sebebiyle yerine getirilmediğini, eksik miktarda mal temini yapılmak zorunda kalındığını, sözleşmenin mücbir sebep başlıklı 11. Maddesinde görüleceği üzere karşılıklı edimleri etkileyebilecek herhangi bir sebebin ortaya çıkması halinde edimini yerine getirmeyen taraf, diğer tarafa en geç 7 gün içerisinde yazılı olarak bildirmesi gerektiğini, eksik tonaj farkı faturasının 18.03.2020-18.03.2021 dönemi için düzenlendiğini, davalı şirketin icra takibine yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile davalı/borçlunun Adana Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazlarının iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili; davacı tarafından, taraflar arasında akdedilen 18.03.2019 tarihli sözleşmesi uyarınca müvekkilin her yıl asgari 45.000 ton yük getirme taahhüdünü yerine getirmediğinden bahisle aleyhinde icra takibi başlatıldığını, anılan sözleşme hükümleri gereği sözleşme gereği yükümlendiği 45.000 ton yük getirme taahhüdüne salgın ve etkileri altında mümkün olduğunca riayet edildiğini, pandemi sebebiyle ilgili malı yurt dışından temin edemediğini, ilgili sözleşmenin mücbir sebep başlıklı 11.maddesinde mücbir sebep halleri düzenlenmiş olup, salgın hastalık durumu da bunlardan biri olduğunu, Müvekkil şirket yetkilisi, mücbir sebep nedeniyle sözleşmeye konu malı getirtemediğini bu nedenle taahhütlerinden daha az miktarda mal getirtmek zorunda kaldıklarını davacı şirket yetkililerine bildirmiş, pandeminin etkisinin geçmesi akabinde eksik kalan miktarla birlikte tam olarak ifanın sağlanacağı taraflar arasında gerçekleşen telefon görüşmeleri sonucu kendilerine iletilmiş ve taraflar mutabık kalarak anlaşmasına rağmen, davacı tarafça kötü niyetli olarak fatura düzenlenerek müvekkile gönderildiğini, davacı yan faturaya süresinde itiraz edilmediğini ileri sürse de bu iddiaları gerçeği yansıtmadığını, davalı müvekkil faturanın gönderilmesi akabinde tekrardan davacı yan yetkilileri ile görüşmüş ve akabinde süresi içerisinde faturayı kabul etmeyerek, iade faturası düzenlediklerini, davacının, Üsküdar 6. Noterliği 08.09.2021 tarih 65037 yevmiye numaralı ihtarname keşide fatura bedelinin ödenmesini istediklerini, müvekkili tarafından davacıya gönderilen cevabi ihtarname ile tekrardan bu faturayı kabul etmediklerini, davacıyla yapılan görüşmelerde mücbir hal durumunun izah edildiğini, davanın reddine davacı şirketin alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEME KARARI
: Mahkemece; taraflar arasında 18.03.2019 tarihli Depolama Hizmet Sözleşmesi gereği davalı firmanın yük sahibi sıfatıyla her bir yıl için 45.000 ton yük getirmeyi taahhüt ettiği, sözleşmenin 9.1 maddesi gereği sözleşmenin imzalanmasından sonra davaya konu edilen 30.03.2021 tarihli 51.456,27 USD bedelli takibe konu fatura gereği yükümlülüklerini yine sözleşmenin 11. Maddesinde yer alan ve tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgınından dolayı yerine getirip getirmediği hususunda toplandığı, sözleşmenin imzalanma tarihi 2019 olup takibe konu edilen faturanın tarihi 30.03.2021 göz önünde bulundurularak Covid-19 salgınının ilk baş gösterdiği ve en üst noktaya ulaştığı tarihler içerisinde olduğu hususu tespit edildiği, sözleşmenin 11. Maddesinde herhangi bir mücbir sebep halinin meydana gelmesi durumunda taraflardan her biri diğerine en geç 7 gün içerisinde yazılı bir bildirimde bulunma yükümlülüğü altına girdiği, taraflar birbirine böyle bir mücbir sebepten dolayı bildirimde bulunmadığı, depolama Sözleşmesi'nin yapıldığı tarih ile yine faturanın düzenlendiği tarihler göz önüne alındığında Covid-19 salgınının tüm dünyayı etkisi altına aldığı objektif bir mücbir sebep olarak kabul edilmesi gerektiği mahkemece bu yönde bir kanaate varıldığı ve sözleşmenin 11. Maddesindeki 7 günlük ihbar süresine riayet edilmemiş olsa bile objektif mücbir sebep hali ile 7 günlük ihbar süresinin hayatın olağan akışı içerisinde bir anlamının kalmayacağı kanaatine varıldığı, mücbir sebep halinin 30 günden fazla devam etmesi halinde taraflardan her birine tek taraflı sözleşmeyi feshi hakkı tanınmasına rağmen her iki tarafın da sözleşmeyi feshetmediği sözleşme uyarınca her yıl 45.000 ton yük getirme taahhütü bulunsa da kendisinden kaynaklı olmayan tüm dünyayı olumsuz şekilde etkileyen Covid-19 salgınının eksik tonaj getirmesi arasında illiyet bağının mevcut olduğu bu durumda tüm dünyanın ticari hayatının en asgari seviyeye indiği bir dönem için davalı yük sahibinin eksik tonaj getirdiği iddiasıyla eksik getirilen her bir tonaj için 3 USD'den cezai şart faturası düzenlenmesinin iyi niyet ile bağdaşmayacağı tespit edilmekle davalı tarafın yükümlülüğünü salgın hastalıktan dolayı yerine getirilemediği anlaşılmakla açılan davanın reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ
:1- Davacı vekili; davalının sözleşmesel taahhüdünü yerine getirmemiş olmanın sonuçlarından kaçmak istemekte olup üzerinden aylar geçtikten sonra mücbir sebep savunmasına giriştiğini ,gerçekten mücbir sebepten kaynaklanan bir durum söz konusu olsaydı bu durumu sözleşme hükümleri kapsamında müvekkile derhal bildirmesi gerektiğini , sözleşmede, salgın hastalık mücbir sebep hallerinden biri olarak sayılmamış olmakla birlikte davalının asgari yük taahhüdünü yerine getirmemesi ile Covid-19 salgını arasında herhangi bir illiyet bağı kurulmasınınmümkün olmadığını , sözleşmenin ‘‘Mücbir Sebepler’’ başlıklı 11. maddesi; ‘‘Uluslararası ticarette kabul edilen mücbir sebepler dışında, taraflarınkontrolleri dışında ve kendi ihmal ve hataları olmaksızın meydana gelecek olaylar, tabii afetler, harp, seferberlik hali, sabotaj, halk ayaklanmaları, grev, lokavt, kanunsuz işçi hareketleri, işin görülmesini imkânsız kılacak hükümet tasarrufları, kanuni düzenleme, deprem, sel, yangın vb.olağanüstü doğa olayları, yerel veya genel seferberlik, sabotaj, savaş ağır hasar ve arıza halleri mücbir sebep olarak gösterilebilir.”şeklinde düzenlendiği, davalı, pandemi sebebiyle sözleşme ile belirlenen taahhüdünü yerine getiremeyeceğini anladığında davacı müvekkil şirkete yazılı olarak hiçbir bildirimde bulunmadığı,6098 sayılı TBKnın 136. maddesinin son fıkrasında da borçlunun ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmesi gerektiği, aksi halde doğan zararlardan sorumlu olacağı açıkça düzenlendiği , davalı tarafın bildirim yükümlülüğünü ihlal etmesi, mücbir sebep iddiasının dinlenmesine engel olduğunu 3 (üç) yıl süre ile her yıl için 45.000 ton (Kırkbeşbinton) getirmeyi taahhüt ettiği kostik yüküne yönelik elleçleme ve depolama hizmetlerinin yük sahibinin her gemi için düzenleyeceği onayform’u ile talebine karşılık Gübretaş tarafından onaylanarak verilmesi işidir.’’ Hükmünü haiz olduğu,davalının sözleşmenin 18.03.2020-18.03.2021 dönemine ait asgari yük taahhüdünü yerine getirmemiş, taahhüt ettiği miktarın 14.535,67 ton altında kaldığı kapsamındaki sözleşmenin 2021-2022 dönemine ilişkin taahhüdünün eksik yerine getirilmesi sebebiyle açılan dava neticesinde İstanbul Anadolu 12. ATM ’nin 06.11.2024 tarihli ve ████████ E. ████████ K. sayılı kararıyla hukuka uygun olarak davanın kabulüne karar verildiğini ,Mahkemece genel-geçer bir ifadeyle “Covid-19 salgınının dünya çapında zirveye ulaştığı bir tarih olduğu” iddia edilmişse de bir inceleme yapılmadığını,davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin de kabulü mümkün olmadığını ,vekalet ücretinin maktu olarak hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına , davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.2-Davalı vekili; davacının dava dilekçesinde dava değerini 707.298,79-TL olarak gösterdiğini, vekalet ücretinin dava değeri olan 51.560,94-USD'nin karar tarihindeki kur üzerinden TL cinsi belirlenerek hesaplanması gerektiğini, kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
: Dava, taraflarca imzalanan 18.03.2019 tarihli İskenderun Tesisleri Liman Elleçme ve Depolama Hizmet Sözleşmesi'nin 9. Maddesi uyarınca davalı firmanın 45.000 tonluk yük getirme taahhüdüne aykırı davrandığı gerekçesiyle eksik kalan ve taahhüt edilen her bir tonaj nedeniyle 3 USD üzerinden cezai şart faturası tanzim edilerek başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır.Dünyada ilk defa 2019 yılı Aralık ayında Çin'in Wuhan şehrinde ortaya çıkan, Dünya Sağlık Örgütü tarafından █████/2020 tarihi itibariyle pandemi olarak ilan edilen, ülkemizde ise 2020 yılı Mart ayından itibaren görülen Covid-19 virüsünün yayılmasının önlenmesi amacıyla Ülkemizde bir kısım yasal düzenlemeler yapıldığı gibi, Cumhurbaşkanlığı Kararları ve İçişleri Bakanlığı genelgeleri ile de halka açık istirahat yerleri ile eğlence mekanları kısmen veya tamamın kapatılmış, sokağa çıkma yasağı konulmuştur. Salgın hastalığa bağlı idari yasak ve tedbirler zaman içinde hafifletilse de, tedbirlerin büyük bir bölümü █████/2021 tarihine kadar devam etmiştir. Bu salgından doğrudan veya alınan idari tedbirler nedeniyle dolaylı olarak belli faaliyetlerin icra edildiği ticari işletmeler de olumsuz olarak etkilenmiştir. Buna bağlı olarak salgın döneminde yapılan kanuni düzenlemelerde de Covid-19 salgın hastalığı olağanüstü durum (mücbir sebep) sayılmıştır. Somut olayda, taraflarca sözleşmenin akdedilmesinden 2 ay kadar sonra alınan Dünyanın çeşitli ülkelerinde başlayan DSÖ tarafından 13 ocak 2020 tarihinde Çin'den sonra Tayland'da çıkan vakayı açıkladığı tarihten sonra nihayetinde 11.3.2020 tarihinde ilan edilen pandemi nedeniyle ülkemizde alınan idari kararlar ile tam kapanmalar ve sokağa çıkma yasakları uygulanmıştır.Ülkemiz bakımından 2019 yılı aralık ayında ihracat yaklaşık 15 milyar ,ithalat 20.1 milyar dolar iken salgının etkisiyle 2020 nisan ayında ihracat 9 milyar dolar ,ithalat ise 13,6 milyar dolara gerilmemiştir.Açık kaynaklarda covid 19 un küresel tedarik zincirine etkileri konusunda pek çok bilimsel çalışma,araştırma yazıları bulunmaktadır.Dünya Ticaret Örgütü kaynaklarına göre ise 2020 yılında dünya ekonomisi %3 oranda daralmıştır. Bu halde ;bir sözleşmenin ifasına covid -19 un etkileri değerledirilirken hakimin bu konuda bilirkişiden görüş almasına gerek bulunmamaktadır. Hakimlik bilgisi genel hayat tecrübesi ile bu konuda kanaat oluşturmak mümkün olduğundan davacı vekilinin herhangibir inceleme yapılmadığına ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Taraflar arasında sözleşmede bildirim yapılması gerektiği halde davalının bildirim yapmadığı ,mücbir sebeb savunmasında bulunamayacağı ileri sürülmüş ise de ;bildirimde bulunmamanın karşılığının mücbir sebeb savunmasında bulunma hakkının düşeceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.Davacının da bilgisinde olan pandemi sırasında davalının mal teslimlerine devam ettiği anlaşıldığından bildirim yapılmamasının müeyyidesi belirlenmediğinden davacı vekilinin bu konuya ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.Taraflar arasında davaya konu olan 18.03.2019 tarihli sözleşmenin incelenmesi sonucu davacı firma ile yük sahibi sıfatıyla davalı şirket arasında depolama hizmet sözleşmesi akdedilmiştir.Fiyat, ödeme ve yük taahhüdü başlıklı 9.1 maddesinde '' Yük sahibi işbu sözleşmenin imza tarihinden itibaren her yıl için asgari 45.000 ton yük getirmeyi taahhüt eder. Sözleşme süresi boyunca her bir yılın sonunda taahhüt edilen asgari 45.000 ton yükün gerçekleşmemesi halinde yük sahibi eksik kalan tonaj taahhüdü için ton başına 3 USD yi 15 gün içinde ödemeyi kabul ve taahhüt eder. ''Somut olayda; davalının yıllık kostik teslimatı 45.000 ton iken 14.535,67-kadar eksik teslimat yapılmıştır.Sözleşmenin başlangıç tarihi 18.03.2019 tarihinden itibaren 1 yıllık sürede taahhüdünü ihlal ettiği ve bu nedenle cezai şart talebine mutap olduğuna dair bir iddia ileri sürülmemiştir.Covid 19 pandemisinin mücbir sebeb sayılacağında ,davalının davacıya teslimatı ithalat yaparak sağladığı anlaşılmakla eksik ifa ile pandemi arasında illiyet bağı bulunmaktadır. Sözleşmenin ikinci 1 yıllık süresinin başlangıcında covid 19 pandemi ilan edilerek mart 2020 tarihinde artık etkileri zirveye çıktığı sabit olup ,davalı yine de taahhüdünü büyük oranda yerine getirmiştir.Dünya Sağlık Örgütü'nün pandemi ilan ettiği Covid 19 salgının sözleşmede mücbir sebebler arasında sayılmadığına ilişkin istinaf nedeni yerinde yerinde değildir.Sözleşme de mücbir sebebe ilişkin hükümler olsa da sonradan gelişen ve sözleşmenin akdi sırasında öngörülemeyen mücbir sebebin varlığı tartışmasızdır. Cezai şart talep edilen dönemden sonra da taraflar arasındaki ticari ilişkinin 12.12.2022 tarihine kadar devam ettiği bilirkişi raporunda tesbit edilmiştir.Davalı vekili ; yabancı para olarak talep edilen cezai şart tutarının karar tarihindeki kur üzerinden vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de ;yabancı para ile açılan davalarda dava değeri yabancı paranın dava tarihi itibariyle kur karşılığı olup;zaman içinde kurun artıp ,azalması ile dava değerinin değiştiği kabul edilemeyeceğinden vekalet ücretinin de dava değeri üzerinden takdir edildiği gözetildiğinde vekalet ücretinin karar tarihindeki kurdan hesaplanması gerektiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; tarafların sözleşmenin feshi yoluna gitmedikleri, pandemi ile davalının taahhüdünü kısmen ihlal etmesi arasında illiyet bağının varlığı sabit olduğundan karara ilişkin istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,Peşin harçların karar harcına mahsubuna taraflardan başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargı giderlerin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026