Anahtar kelimeler: Noter Kusursuz İmzaların Gayrimenkulün Noterlik Dairece Sahte Kısım Kesinlik Eksiklikleri
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Mahkeme kararının bir kısım davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararının kararın onanmasına dair verilen kararın bir kısım davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacılar vekili asıl davada; davalı ...'in noter olduğunu, davalının noterlik görevi sırasında 06.04.2006 tarihinde düzenlenen 87 01... nolu sahte imzaların yer aldığı vekaletname ile müvekkillerine ait gayrimenkulün el değiştirdiğini, sahte vekaletname her ne kadar davalı noter tarafından düzenlenmemiş ise de bu davalının kusursuz sorumluluğu nedeni ile müvekkillerinin maddi ve manevi zararlarından sorumlu olduğununu, müvekkillerine ait gayrimenkulün hileli yollarla el değiştirmesi üzerine bilinen şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptali ve tescil davası açıldığını, bu davanın devam ettiğini, davalı ... şirketinin Noterler Birliği ile Noterlerin Hukuki Mali Sorumluluk Sigortası sözleşmesi bulunduğunu, sözleşme kapsamında noterin verdiği zarardan sorumlu olacağını ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla ile şimdilik 21.000,00 TL manevi ve 379.000,00 TL maddi tazminatın gayrimenkulün sahte vekaletname kullanılması sureti ile ellerinden çıktığı tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; dosyaya sunduğu 07.05.2009 tarihli dilekçesiyle; 379.000,00 TL maddi tazminatın 250.000,00 TL'sinin 17.04.2006 tarihli vekalet ücret sözleşmesinden, 129.000,00 TL'sinin ise taşınmazın müvekkilleri tarafından kullanılamamasından kaynaklandığını açıklamış; 17.12.2018 tarihli beyan dilekçesinde harcı yatırılan miktarın davacıların kira kaybı zararı olarak değerlendirilmesi istenmiştir.
2.Davacılar vekili birleşen davada; aynı olay nedeniyle ilk dava tarihinden taşınmazın tapusunun iptal edildiği ve müvekkillerine iade edildiği 27.11.2012 tarihine kadar geçen sürede uğradıkları zarar nedeniyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 200.000,00 TL maddi tazminatın işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ...Ş vekili asıl davada; üçüncü şahısların doğrudan doğruya müvekkili sigorta şirketi aleyhine dava açamayacağını, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, dava konusu sahte vekaletnamenin düzenlenmesinde davalı noterin kusur ve ihmali bulunmadığını, somut olayda noterlik işlemi ile varolduğu iddia edilen zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını, birleşen davada ise;davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını, derdestlik itirazında bulunduklarını, Noterlik Kanunu'nun 162. maddesine göre noter çalışanlarınca mesai saatleri dışında kasten meydana getirilen suç teşkil eden eylemlerden noterin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, somut olayda mağdurun ve üçüncü kişinin ağır kusuru nedeniyle illiyet bağınının kesildiğini savunarak, davaların reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili asıl davada; davacılar tarafından açılan tapu iptali ve tescil davasının derdest olduğunu, davacıların zararlarını talep haklarının söz konusu taşınmazın hukuka aykırı şekilde elinden çıktığına ilişkin yargı kararının kesinleşmesi halinde doğacağını, vekaletnamelerin dava dışı baş katip .... tarafından düzenlendiğini, müvekkilinin söz konusu işlemlerde ve denetlemelerde gerekli özen ve dikkati gösterdiğini, davacıların bizzat kendilerinin nüfuz cüzdanlarının asıllarını üçüncü şahıslara verdiklerini, bu nedenle de uğradıkları zarardan kendilerinin sorumlu olduklarını, manevi tazminatın koşullarının da oluşmadığını, birleşen davada ise; davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını, dava konusu olayda üçüncü kişilerin ve mağdurların illiyet bağını kesen ağır sorumluluğunun bulunduğunu, davacıların nüfus cüzdanlarının asıllarını ve fotoğraflarını emlakçılık yaptığını söyleyen ancak daha sonra hiç tanımadıkları bir başka şahsa teslim ettiklerini ve iki ay boyunca akıbetini araştırmadıklarını, davacıların bu davayı açmakta hukuki yararlarının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 05.12.2012 tarihli kararıyla; dava dışı emlakçı ... ile noter başkatibi ....'ın birlikte sahte vekalet düzenleyerek zincirleme resmi belgede sahtecilik suçunu işlemeleri nedeniyle olayda üçüncü kişinin ağır kusurunun olduğu ve eylem ile zarar arasında illiyet bağının bulunmadığı, davacıların zararlarını kanıtlayamadıkları ve davalı noterin sigortacısı diğer davalı ... bakımından poliçedeki teminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karar süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Dairece verilen 10.09.2013 tarihli ilamla; davalı noterin yanında çalışan .... ....'ın kusurlu davranışı ile bilerek sahte vekaletname düzenlediğinin Ağır Ceza dosyası ile sabit olduğu, ayrıca davacıların nüfus cüzdanlarını başka bir iş için dava dışı emlakçı ...'e vermiş olmalarının sahte vekalet düzenlenmesinde kusurlu olduklarını göstermeyip illiyet bağını kesmediği, bu durumda, Mahkemece davacıların uğradığı zararın belirlenmesi yönünden taraf delilleri toplanıp gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin 07.03.2019 tarihli kararıyla; asıl dava ve birleşen davada davalıların derdestlik itirazlarının yerinde olmadığı, zamanaşımı süresinin dolmadığı, davalı ... şirketinin husumet itirazının yerinde olduğu, asıl davada davacılardan ....'ın ölümü ile mirasçısı ... yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği, asıl davada dava konusu taşınmazın tapuda üçüncü kişilere devredildiği 11.04.2006 tarihinde haksız fiilin gerçekleştiği, bu haksız fiilin noter başkatibi ...'ın hazırladığı sahte vekaletler ile meydana geldiği, başkatip ....'ın bu eylem ve işlemlerinden "adam çalıştıranın objektif-kusursuz sorumluluğu" ilkesi gereğince davalı noterin sorumlu olduğu, 05.01.2018 tarihli bilirkişi raporunda haksız fiil tarihi olan 11.04.2006 tarihi ile asıl dava tarihi olan 17.04.2007 tarihleri arasında oluşan kira kaybının 141.864,95 TL olarak belirlendiği, davacılara zarar veren sahte vekalet işlemi nedeniyle davacıların tapuda ve Adliyede yaşadıkları sorunlar nedeniyle kişilik haklarına da saldırı olduğundan lehlerine manevi tazminata da hükmedilmesi gerektiği, birleşen dava yönünden ise, 17.04.2007 ilk dava tarihi ile taşınmazın tapusunun adlarına iade edildiği 27.11.2012 tarihine kadar geçen süre için alınan 22.11.2018 tarihli ek bilirkişi raporuna göre davacıların 878.406,15 TL kira kaybı oluştuğunun belirlendiği, davacıların taleplerinin 200.000,00 TL olduğu nazara alınıp taleple bağlı kalınarak birleşen dosyada davalı ... yönünden dava şartı yokluğundan usulden reddine, asıl dosyada 141.864,95 TL gelir kaybı tazminatının ... mirasçısı .... dışındaki davacılar lehine davalı ...'den taşınmazın davacıların elinden çıktığı tarihten itibaren işleyen yasal faizi ile tahsiline, ölü davacı .... mirasçılar.... ve .... için ayrı ayrı 1.000,00'er TL ile diğer davacılar ...,....,....,.... için ayrı ayrı 3.000,00'er TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL manevi tazminatın taşınmazın davacıların elinden çıktığı tarihten itibaren işleylecek yasal faizi ile tahsiline, davacı .... mirasçısı .... tarafından takip edilmeyen davanın açılmamış sayılmasına, birleşen dosyada 200.000,00 TL gelir kaybı tazminatının haksız fiil tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı ...'den tahsiline karar verilmiş; karar süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
3. Dairece verilen 03.02.2020 tarihli ilamla; tarafların sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, Mahkemece, dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin imar planının tasdik tarihi, uygulama tarihi vs. imar uygulamasının safahatına ve dava konusu taşınmazın yüzölçümüne ilişkin tüm hususlar ilgili yerlerden sorularak net bir şekilde belirlendikten ve bilirkişi marifetiyle yapılacak hesaplamalara esas olmak üzere taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenip, dava konusu taşınmaz ile benzer nitelikteki yerlerin dava konusu dönemlere ilişkin kira bedelleri araştırılıp, ilgili yerlerden emsal kira sözleşmeleri getirtildikten sonra, önceki bilirkişi heyeti dışında, konusunda uzman bilirkişi heyeti marifetiyle mahallinde yeniden keşif yapılarak, dava konusu taşınmazın imar uygulamasından önceki ve sonraki dönem vasıf, konum, yüzölçümü, ve çevresel şartlar itibariyle emsal olabilecek nitelikteki taşınmazlar ile somut karşılaştırmasına yönelik hesaplamaları içerir taraf ve Yargıtay denetimine ve hüküm kurmaya elverişli, bilimsel verilere uygun rapor alınıp hasıl olacak sonuç dairesinde karar verilmesi gerektiği, davacıların ellerinden çıkan taşınmaz nedeniyle uğradıkları zararın malvarlığına ilişkin zarar niteliğinde olması nedeniyle malvarlığına ilişkin zararların kişilik değerlerine saldırı niteliğinde değerlendirilemeyeceğinden davacıların manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiği, kabule göre de; davacıların dava konusu taşınmazda paylı malik olup, aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından, hükmün infazında sorun yaratmaması açısından her bir davacı yönünden taşınmazdaki pay oranına göre hesaplama yapılmak suretiyle hüküm tesisi gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
4.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava dışı başkatip ....'ın eylem ve işlemlerinden "adam çalıştıranın objektif-kusursuz sorumlulugu" ilkesi gereğince davalı noter ...'in sorumlu olduğu, bozma ilamına uyularak alınan 10.04.2022 tarihli kök ve 04.09.2022 tarihli ek raporlarına göre, haksız fiil tarihi olan 11.04.2006 tarihi ile asıl davanın açıldığı 17.04.2007 tarihi arasındaki dönemde oluşan kira kaybının 124.290,17 TL olduğu, dosyada yer alan veraset ilamları ve ikinci ek bilirkişi raporuna göre taşınmaza uygulanacak toplam miras payının 960 olarak kabul edilmesi gerektiği ve davacı mirasçılardan .... davasını takip etmediğinden hakkında tefrik kararı verilmesi gerektiği, mirasçı ... yönünden ise davasını takip etmediğinden bu mirasçı hakkında davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, diğer davacıların miras payları oranında asıl davada toplam 117.816,73 TL'nin hüküm altına alındığı, birleşen davada ise hükme esas alınan bilirkişi raporları ile 907.357,30 TL kira kaybı belirlendiği ve davacıların 200.000,00 TL'lik talepleri ile bağlı kalınarak ve miras payları oranında karar verilmesi gerektiği, bozma ilamı uyarınca davacıları uğradıkları zarar malvarlığına ilişkin olduğundan manevi tazminat istemlerinin de reddi gerektiği gerekçesiyle; birleşen dosyada davalı ...'in ölümü ile mirasçıları .... ve .... vekili ile davalı ... vekilinin derdestlik ve zamanaşımı itirazlarının reddine, davalı ... yönünden dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, asıl dosyada toplam 124.290,17 TL kira kaybı tazminatının davacıların miras payı gereği taşınmazda sahip oldukları miktar dikkate alınarak 14.500,51'er TL'sinin davacılar ...,...,.. ve....'e; 45.313,89 TL'sinin ise ...'e taşınmazın davacıların elinden çıktığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... mirasçıları ... ve ...'dan tahsiline, davacılar...,...,.... ve ...'in manevi tazminat taleplerinin reddine, asıl dosyada davacı ....'ın ölümü ile davacı olan mirasçılar ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına, birleşen dosyada taleple bağlı kalınarak 25.069,445'er TL'nin ....'e, ....'a, ....'a,....'e ve 74.652,775 TL'nin ise ....e taşınmazın davacıların elinden çıktığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... mirasçıları .... ve ....'dan tahsiline, davacı .... yönünden dosyanın tefrikine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde bir kısım davacılar vekili, davalı ... mirasçıları vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
IV. TEMYİZ
Dairenin 13.02.2025 tarihli ilamıyla; temyiz olunan Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde bir kısım davacılar vekili ve davalı ... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Sebepleri
1.Bir kısım Davacılar vekili; İlk Derece Mahkemesince sözlü yargılamaya geçilmeden ve usulüne uygun duruşma yapılmadan karar verildiğini, tarafların ek rapor talebini karar duruşmasında reddetmekle dava değeri artık belirli hale gelmiş olmasına ve bu husus duruşma esnasında sözlü olarak hatırlatılmasına rağmen belirsiz alacak davası olarak açılan birleşen davada dava değerini arttırmak için süre verilmediğini, doğrudan sözlü yargılama aşamasına geçilerek karar verildiğini, asıl davada davalılardan .... ve .... yönünden açılan davanın aynı sebepten dolayı kısmen reddine karar verildiği halde adı geçen davalılar yararına reddolunan kısım için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini, davalı ... yönünden davanın usulden reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarının bozma ilamındaki gerekçelere uygun hazırlanmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve eksik incelemeye dayalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
2. Katılma yolu ile davalı ... vekili; Mahkemenin zamanaşımı konusundaki kararının hatalı olup, Yargıtay kararında da bu husus üzerinde hiçbir değerlendirme yapılmaksızın hüküm tesis edildiğini, davaya konu tüm taleplerin zamanaşımına uğradığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesap yöntemi açısından Yargıtay bozma ilamına uyulmadığı gibi raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bozma ilamına uyulması sonucu kira gelirinin tespit yöntemi bakımından usuli müktesep hakkın göz ardı edildiğini, bilirkişi tarafından dava konusu taşınmaz ile benzer nitelikteki yerlerin dava konusu dönemlere ilişkin kira bedelleri araştırılıp, önceki ve sonraki dönem vasıf, konum, yüzölçümü ve çevresel şartlar itibariyle emsal olabilecek nitelikteki taşınmazlar ile somut karşılaştırmasına yönelik değerlendirme yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, dava konusu dönemlerdeki emsal kira bedellerinin her dönem için ayrı ayrı tespiti gerektiğini savunarak, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl ve birleşen davadaki uyuşmazlık, noterin kusursuz sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece uyulan bozma kararında belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verildiği, bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı, hükme esas olan bilirkişi raporunun somut olaya uygun olduğu, vekalet ücretinde isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla hükmün onanmasına dair verilen Daire kararının yerinde olduğundan davalı vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bir kısım davacılar vekili ve davalı ... vekili karar düzeltme taleplerinin REDDİNE,
Aşağıda yazılı para cezaları ile bakiye harçların karar düzeltme isteyenlere yükletilmesine,
24.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!