Anahtar kelimeler: İçre Satımdan Satıldığını Faturaya Yanın Başlattığını Yapmadığını Den Anadolu Olmamak

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalıya mal satıldığını ve karşılığında fatura düzenlendiğini, davalının işbu faturaya itiraz etmediğini, ancak herhangi bir ödeme yapmadığını, bunun üzerine davalı aleyhine müvekkili tarafından --- İcra Müdürlüğü’nün ----- Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20’den az olmamak üzere içre inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın yetkisiz icra dairesinde takip başlattığını, müvekkilinin faturada gösterilen tutar kadar borcunun bulunmadığını, müvekkili tarafından 24.05.2024 tarihinde davacı tarafa 1.369.459,59 TL ödendiğini, bakiye alacak bulunmadığını beyan ederek davanın reddine, davacının %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
---. İcra Müdürlüğü’nün ----- Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. İncelemesinde; davacı alacaklının davalı borçlu aleyhine 44.500 EURO bedelli takip başlattığı, ödeme emrinin borçluya 02.06.2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun ödeme emrine itiraz ettiği, takibin durduğu belirlendi.
Davalı yanın ticari defter ve kayıtlarını incelemek üzere ----- Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış olup mali müşavir bilirkişi hazırlamış olduğu raporda özetle; davalının ticari defterlerinde, davacı -----. Adına 26.12.2023 tarihli ve ---- nolu fatura ile 1.434.439,70 TL, alacak tahakkuk ettirdiğini, 31.12.2023 tarihinde 15.098,85 TL ve 29.05.2024 tarihinde 121.120,10 TL olmak üzere toplam 136.218,95 TL kur farkı alacak tahakkuk ettirdiğini, kur farkı tutarı dahil toplam 1.570.658,65 TL alacak tahakkuk ettirdiğini, 24.05.2024 tarihinde 1.369.459,59 TL ödeme kaydı yaptığını, 03.03.2024 tarihinde 186.100,21 TL gider yansıtma kaydı yaptığını, 31.05.2024 tarihinde 15.098,85 TL tutarında kur farkı mahsubu kaydı yaptığını, bu kayıtlar neticesinde, davalının muhasebe kayıtlarında 31.05.2024 tarihi itibariyle Davalı ---- davacı ------ borç bakiyesi kalmadığının tespit edildiğini belirtmiştir.
Davacı yanın ticari defterlerini incelemek üzere dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi hazırlamış olduğu raporda özetle; davacı yanın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, her iki tarafın ticari defter kayıtları ile hesap hareketleri karşılaştırmalı olarak irdelendiğinde; takip dayanağı 44.500,00 EUR tutarlı faturanın davacı ve davalının kendi ticari defterlerinde lehte ve aleyhte borç/alacak olarak kayıtlı olduğunu, aynı şekilde davacının davalı defterlerinde lehte ve aleyhte borç/alacak olarak kayıtlı olduğu, aynı şekilde tarafa █████/2024 tarihinde 1.369.459,59 TL tutarında ödeme gerçekleştirdiği, bu ödemenin de tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, bahse konu ödeme sonrasında TL para birimi cinsinden davacının davalı tarafa 121.120,10 TL tutarında borçlu, davalının da davacı taraftan kendi ticari defterlerinde 121.120,10 TL tutarında alacaklı gözüktüğünü, bunun sebebinin ise kur farkı kaynaklı olduğunu, her iki tarafın kendi ticari defterlerinde Mayıs 2024 sonu itibariyle ise kur farkı tutarlarını yansıtma kaydı açıklaması ile borç/alacak şeklinde kapatıldığını, tarafların ticari defter kayıtlarının incelemesi neticesinde mal teslimi yönünden ihtilafın bulunmadığını, her iki tarafın ticari defter kayıtlarının az yukarıda izah edildiği şekilde birbirleri ile uyumlu olduğunu, davacının █████/2024 tarihli takip talebindeki alacak talebinin davalı şirket tarafından █████/2024 tarihinde davacı banka hesabına ödendiğinin anlaşıldığından takip tarihinden 1 gün sonra yapılan ödeme hususunda takdirin mahkemede olduğunu bildirmiştir. Dosya aynı bilirkişiye tevdi edilerek TBK 100 kapsamında inceleme yapılması istenilmiş olup bilirkişi hazırlamış olduğu ek raporda özetle; davacı alacaklının icra takibindeki 44.500,00 EURO Tutarlı asıl alacak talebine, takip borçlusu tarafından █████/2024 takip tarihinden sonra █████/2024 tarihinde yapılan ödemenin öncelikle ferilerinden mahsup edilmesi gerektiğini, █████/2024 takip tarihi itibariyle talep edebileceği 44.500 EURO karşılığı 1.560.134,40 TL tutarlı asıl alacağına kapak hesabı yapıldığında, takip sonrasında █████/2024 tarihinde borçlu TL tutarlı asıl alacağına kapak hesabı yapıldığında, takip sonrasında █████/2024 tarihinde borçlu tarafından yapılan 1.369.459,59 TL tutarlı ödemenin TBK m.100 kapsamında öncelikle avukatlık ücreti, işlemiş faiz ve ferilere mahsup işlemi yapılarak, █████/2024 dava tarihli kapak hesabına göre davacı şirketin talep edebileceği tutarın 357.560,82 TL olduğunun hesaplandığını belirtmiştir.Dava faturadan kaynaklanan itirazın iptali davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının: taraflar arasında bir sözleşme bulunup bulunmadığı, davacının sözleşmeden doğan edimlerini ifa edip etmediği, davacının davalıdan bir alacağının bulunup bulunmadığı, davacı tarafça yapılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali gerekip gerekmediği hususunda toplanmaktadır.
İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir.
"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır". (Yargıtay ----- Karar sayılı kararı)
Tüm dosya kapsamı ve yasal deliller birlikte değerlendirildiğinde; takibe konu faturanın her iki tarafın defterinde de kayıtlı olduğu tespit edilmiş olup faturayı defterine işleyen davalı fatura konusu malın kendisine teslim edilmediğini ispatla yükümlüdür. Davalı yan kendi ticari defter ve kayıtlarının aksine olan iddialarını ilişkin işbu ticari defterlere eş değer belge sunamamıştır. Öte yandan takibin 22.05.2024 tarihli olduğu, davalının takipten iki gün sonra 24.05.2024 tarihinde ödeme yaptığı sabit olup davacının talebi feriler yönünden takibin devamına ilişkindir. Her ne kadar mahkememizce davacının TBK 100 kapsamında asıl alacak yönünden devam eden alacağı bulunduğu tespit edilmiş ise de taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının faiz talebinin olmaması ve TBK 100 kapsamında değerlendirme yapılmasını talep etmemesi dikkate alınarak takibin feriler yönünden devamına karar verilmiştir.
İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerektiği, bu nedenle alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmemesi nedeniyle tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle
1-Davanın kabulü ile davalının ---- İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile davalı yanın ana paraya ilişkin yapmış olduğu ödeme dikkate alınarak faiz hesaplanmaksızın diğer ferileri yönünden aynen devamına,
2-Koşulları oluşmayan İcra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Alınması gerekli 19.392,41 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harç ile yargılama esnasında yatırılan 1.058,28 TL harcın mahsubu ile eksik bakiye 17.906,53 TL nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı için takdir olunan45.422,14 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından dava açılırken harç olarak yatırılan 427,60 TL'nin ve yargılama sırasında yatırılan 1.058,28 TL ıslah harç ile toplamda 1.485,88 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından sarfedilen 14.107,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davadan önce gidilen arabulucukta devletçe karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
8-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!