Anahtar kelimeler: Davatespit Davadavacılar Vefatından Detayları Sahipliği Akıbetinin Bırakanın Bırakanı Kağıdı Miras

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
:█████████
KARAR NO
:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
:█████/2022
NUMARASI
:████████ Esas - ████████ Karar
DAVA
:Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin miras bırakanı ...'ın davalı şirket bünyesinde pay sahibi olduğunu, miras bırakanın 26.07.1977 tarihinde vefat ettiğini, kendisinin vefatından sonra da genel kurul çağrı kağıdı geldiğini, davalı şirkete miras bırakanın pay sahipliği ve sahip olduğu hissesinin akıbetinin detayları için başvuru yapılmışsa da taraflarına herhangi bir araştırma yapılmaksızın “25 Şubat 2011 tarihli ve ... sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6111. sayılı Kanun'un 157'inci maddesi ile değiştirilen Sermaye Piyasası Kanunu'nun Geçici 6. maddesine göre ve ...'nun 28.04.2011 tarihli ve 551 sayılı Genel Mektubu çerçevesinde; 31 Aralık 2012 tarihine kadar tüm hisse senetlerinin ... nezdinde kaydileştirilerek kişilerin şahsi yatırım hesapları aracılığı ile takip edilmesinin zorunlu tutulması sebebiyle, bahsi geçen tarih itibarıyla hisse senetlerine ait kişisel yatırım hesapları ile ilgili işlemler ihraççı şirketlerin uhdesinden çıkarılmıştır. ” cevabının verildiğini, ...'na yaptıkları başvuruda söz konusu kurum nezdinde ...'ın yatırım hesabı bulunmadığını öğrendiklerini, ... adına gelen Genel Kurul toplantı davet mektuplarında zarf üzerinde hissedar numarasının 1472 olarak belirtildiğini, 29 Mart 1990 Olağan Genel Kurul Toplantı çağrı kağıdı gibi ... adına gelmiş olan davet mektuplarının fotokopilerini dilekçe ekinde sunduklarını, anonim şirketlerde senede bağlanmamış pay ve nama yazılı pay senedi sahiplerinin ad, soyad, unvan ve adresleriyle kaydedildiği pay defterleri bulunduğunu, müteveffanın ölüm tarihinden itibaren sonraki yıllara ilişkin davalı şirkete ait pay defterlerinin getirtilerek özellikle ... nolu pay sahipliğinin incelenmesini ve müteveffanın pay sahipliğinin tespiti ile davacıların hisseleri oranında pay defterine kaydedilmesini, miras bırakanın hissesinin bedelli bedelsiz sermaye artırımları sonucunda bugün kaç adet yaptığının ve değerinin kaç TL olduğunun tespitini, pay sahipliğinden kaynaklanan her türlü bedelsiz ve kar payı gelirlerinin geçmişe dönük tespiti ile ticari faizi ile müvekkillerine ödenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıların huzurdaki davayı açmada hukuki menfaati bulunmadığını, mevzuat kapsamında teslime dayalı bir hak sahipliği esas olup davacılar tarafından şirkete fiziki pay senedi teslim edilmediğini, senedin zayi olduğuna, aracı kuruma ya da şirkete sunulduğuna ilişkin bir evrak da sunulmadığını, davacıların belirsiz alacak ile tespit davasını birleştirmek istediğini ancak harca esas değer dahi belirtmeksizin tespit davası yanında eda da talep ettiğini, oysa ki, tespit davasının vekalet ücreti hariç icra edilmesinin mümkün olmadığını, hukuki menfaatin varlığı halinde ancak menfaati doğuracak olayın tespitinin talep edilebileceğini, davacıların mirasçısı oldukları ...'ın şirkette pay sahibi olduğunun tespiti ile pay sahipliğinden kaynaklanan her türlü bedelsiz ve kar payı gelirlerinin geçmişe dönük taleplerinin davalı şirkete yöneltmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, davacıların 31.12.2012 tarihine kadar şirkete herhangi bir fiziki hisse senedi teslim etmedikleri için hisse senetlerinin mülkiyetinin ...'ne geçmiş olduğundan husumetin ...'ne yöneltilmesi gerekeceğini, davacıların geriye dönük kar payı taleplerinin de Türk Borçlar Kanunun 147. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını, fiziki hisse senetlerinin kolaylıkla el değiştirmesi veya kaybolmasının mümkün olduğunu, davacıların iddia ettikleri hisse senedinin daha önce satılmış olabileceğini, kaybolmuş olabileceği veya nihai sahibi tarafından ... nezdinde kaydedilmiş olabileceğini, herhangi bir genel kurulda pay sahipliğine dayalı olarak bir gerçek ya da tüzel kişiye genel kurul daveti gönderilmesinin ilgili genel kurul sonrasında da pay sahipliğinin devam ettiği anlamına gelmeyeceğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,"Dosya kapsamına göre, payları borsada işlem gören ... ...Ş.'nin hisse senetlerinin Sermaye Piyasası Kurulu'nun 28.10.2005 tarih ve ███████ sayılı kararı çerçevesinde kaydileştirildiği, bu kapsamda 31.12.2012 tarihine kadar kaydileştirilmek üzere teslim edilmeyen fiziki hisse senetlerinin ...'ne intikal ettiği, 31.12.2012 tarihine kadar kaydileştirilmek üzere teslim edilmeyen fiziki hisse senetlerinin muhatabının ... olduğu, teslim edilmeyen hisse senetlerine ilişkin olarak şirketin muhatap konumunda olmadığı, bu kapsamda şirket tarafından davacının talepleri kapsamında ödeme yapılmasının mümkün olmayacağı, 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13/4. maddesinin kısmen iptali üzerine ... Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 5. maddesinin 3. fıkrasının a/4 bendi uyarınca ... anılan yönetmelik kapsamında ödeme talebinde bulunacak hak sahiplerinin fiziki sermaye piyasası araçlarının ihraççıya teslim edildiğine ilişkin söz konusu yönetmelik çerçevesinde düzenlenecek teslim tutanağı veya zayi olması nedeniyle mahkemeden alınan iptal kararı ile yönetmelikte sayılan diğer belgeleri ... sunması gerektiği, davacının açıklamaları ile davalı şirketin cevaplarından davacı tarafından fiziki hisse senetlerinin şirkete teslim edilmediği veya fiziki hisse senetlerinin zayi olması nedeniyle mahkemeden alınan iptal kararının bulunmadığı, bu kapsamda davacı tarafından fiziki hisse senetlerinin ihraççıya teslimi ya da fiziki hisse senetlerinin zayi olması nedeniyle mahkemeden alınan iptal kararı alınmadığı sürece ...'ne ödeme talepli yapılacak başvurunun dikkate alınamayacağı, davacıların miras bırakanı ...'ın ... nezdinde herhangi bir yatırım hesabının bulunmadığı, öte yandan kaydileştirme öncesinde şirkette ne kadar pay sahibi olduğunun tespit edilebilmesi için davacıların fiziki hisse senetlerini sunması veya mahkemeden zayi kararı almasının gerekeceği, aksi halde şirketin halka açık ortaklık konumunda olması nedeniyle pay devirlerinin pay defterine kaydının söz konusu olmaması nedeniyle kaydileştirme öncesi dönemde miras bırakan ...'ın paylarının bir kısmını veya tamamını devredip devretmediğine ilişkin bilginin de dosyada bulunmadığı, yine miras bırakan ...'ın kaydileştirme öncesi dönemdeki fiziki hisse senetleri veya mahkemenin zayi kararı ibraz edilmediği ve bu kapsamda söz konusu hisse senetlerinin bedelli bedelsiz sermaye artırımları kapsamında olup olmadığının tespit edilemeyeceği, bilirkişi raporunda da vurgulandığı üzere miras bırakan ...'ın kaydileştirme öncesi dönemdeki fiziki hisse senetleri veya mahkemenin zayi kararının ibraz edilmediği ve bu kapsamda kaydi payı bulunmayan miras bırakan ...'ın kaydileştirme öncesi dönemde hisse senetlerinin kaç adet olduğunun tespit edilememesi nedeniyle paylar için geçmiş dönemlerden ne kadar kar payı söz konusu olacağının hesaplanmasının mümkün olmayacağı, diğer taraftan dağıtım tarihinden itibaren beş yılda tahsil edilmeyen kar payları ilgili şirket tarafından serbestçe özvarlığa dönüşebileceği ve şirketin beş yıldan sonra tahsil edilmeyen kar payını ödeme zorunluluğunun söz konusu olmayacağı anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı tarafça pay sahipliğinin zayiliğinin tespiti davası açıldığı belirtilmişse de, işbu dava tarihinden itibaren uzun süre geçtikten sonra zayilik davasının açılması, zayilik belgesi alınsa dahi davacıların bu belge ile ilgili kurumlara başvurarak haklarını talep edebilmelerinin mümkün olması karşısında, zayilik davasının beklenmesinde bu dosya açısından hukuki yarar bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Davacılar tarafından miras bırakanın hisse senedi numarasının ... olduğu ve 48 adet 500 TL'lik hisse senedi olduğunun görüldüğü ve ...'ın 24.000 TL nominal değerli hisse senedinin olduğunun anlaşıldığı, davalı taraflarca sunulan belgelerdeki 48 adet 500 TL'lik hisse senedi temel alınarak bedelli bedelsiz sermaye artırımı hesaplaması yapılması için ek rapor aldırılarak ...'a ait hisse senedinin bedelli ve bedelsiz sermaye artırımları sonucunda kaç adet olduğunun ve değerinin hesaplanması talep edilmiş ve ek bilirkişi raporunda farazi olarak belirtilen adet değeri üzerinden hesaplama yapılmışsa da, yine aynı bilirkişi raporunda davacıların itiraz dilekçesinde belirtilen Türk Ticaret Kanunu'nun 499. Maddelerinin 1 ila 4. fıkralarında halka kapalı ortaklıklar için uygulama alanı bulduğu, dava konusu olan ve payları ... A.Ş.'de işlem gören halka açık anonim ortaklık statüsünde olan ... T.A.Ş. açısından Türk, Ticaret Kanunu'nun 499/5. Maddesinde uygulama alanı bulunduğunu, itiraza konu bilirkişi raporunda söz konusu maddede atfedilen Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri ile ilgili diğer düzenlemeler çerçevesinde yapılan inceleme sonucunda kaydileştirme süreci sonrasında miras bırakan ...'ın ... nezdinde kaydi ... T.A.Ş. payının bulunmadığı, kaydileştirme öncesinde şirkette ne kadar pay sahibi olduğunun tespit edilebilmesi için davacıların fiziki hisse senetlerini sunması veya mahkemeden zayi kararı almasının gerekeceği, aksi halde şirketin halka açık ortaklık konumunda olması nedeniyle pay devirlerinin pay defterine kaydının söz konusu olmaması nedeniyle kaydileştirme öncesi dönemde miras bırakan ...'ın paylarının bir kısmını veya tamamını devredip devretmediğine ilişkin kanıt niteliğinde bilgi olmadığı için kanaate varılamayacağı, miras bırakan ...'ın kaydileştirme öncesi dönemdeki fiziki hisse senetleri veya mahkemenin zayi kararı ibraz edilmediği ve bu kapsamda söz konusu hisse senetlerinin bedelli bedelsiz sermaye artırımları kapsamında olup olmadığının değerlendirilemediği, sonuç olarak kaydi payı bulunmayan miras bırakan ...'ın kaydileştirme öncesi dönemde hisse senetlerinin kaç adet olduğunun ve değerinin tespit edilmesinin bu nedenle mümkün olmadığı tespiti yapılmış, bu tespitin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla kanıtlanamayan davanın reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların miras bırakanı ... 26.07.1977 tarihinde vefat etmiş olup kendisinin vefatından sonra da genel kurul çağrı kağıtlarının gelmeye devam ettiğini, 29 Mart 1990 Olağan Genel Kurul Toplantı çağrı kağıdı dava dosyasına sunulmuş olup bu davet mektubunun üzerinde ...'ın hissedar numarası ... olarak yer aldığını, yargılama esnasında davalı şirket tarafından sunulan defter kayıtlarında 1472 hissedar numarasının ... Köyü adresi ile ... adına kayıtlı olduğu; miras bırakanın hisse senedi numarasının ... olduğu ve 48 adet 500 TL'lik hisse senedi olduğunun görüldüğü ve böylece ...'ın 24.000 TL nominal değerli hisse senedinin olduğunun anlaşıldığını, sağlığında ... Köyünde ikamet etmiş ve bu köyün muhtarlık görevini dahi sürdürmüş olan ... adına kayıtlar böylece gün yüzüne çıktığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları neticesinde kaydileştirme süreci sonrasında miras bırakan ...'ın ... nezdinde kaydi ...T.A.Ş. payının bulunmadığı, kaydileştirme öncesinde şirkette ne kadar pay sahibi olduğunun tespit edilebilmesi için davacıların fiziki hisse senetlerini sunması veya mahkemeden zayi kararı almasının gerekeceği, aksi halde şirketin halka açık ortaklık konumunda olması nedeniyle pay devirlerinin pay defterine kaydının söz konusu olmaması nedeniyle kaydileştirme öncesi dönemde miras bırakan ...'ın paylarının bir kısmını veya tamamını devredip devretmediğine ilişkin kanıt niteliğinde bilgi olmadığı için kanaate varılamayacağı, miras bırakan ...'ın kaydileştirme öncesi dönemdeki fiziki hisse senetleri veya mahkemenin zayi kararı ibraz edilmediği ve bu kapsamda söz konusu hisse senetlerinin bedelli bedelsiz sermaye artırımları kapsamında olup olmadığının değerlendirilemediği, sonuç olarak kaydi payı bulunmayan miras bırakan ...'ın kaydileştirme öncesi dönemde hisse senetlerinin kaç adet olduğunun ve değerinin tespit edilmesinin bu nedenle mümkün olmadığı tespiti yapılmış, bu tespitin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla kanıtlanamayan davanın reddine karar verildiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, miras bırakan ...'ın vefatından sonra fiziki hisse senetleri mirasçılarının bünyesindeyken geçen zaman içerisinde mirasçılar tarafından kaybedildiğini, ...'ın vefat tarihinde ne ... ne de...bank bulunmadığını, Mirasçıların da fiziki hisse senedini kaydileştirmediği için ... Kuruluşunda kayıt bulunamadığını, hükümde şirketin halka açık ortaklık konumunda olması nedeniyle pay devirlerinin pay defterine kaydının söz konusu olmadığı, kaydileştirme öncesi dönemde miras bırakan ...'ın paylarının bir kısmını veya tamamını devredip devretmediğine ilişkin kanıt niteliğinde bilgi olmadığı için kanaate varılamayacağı ifade edildiğini, pay defteri TTK m.64'e (eTKK m.66,67,69,70)göre anonim şirketlerin tutmakla yükümlü oldukları defterlerdendir. Senede bağlanmamış paylar ile nama yazılı pay senetlerine ilişkin bilgilerin pay defterlerine kaydı zorunlu olup, söz konusu hükme göre ancak nama yazılı pay sahiplerine ve hamiline dahi olsa bile şirkete bir hisse senedi tevdi ederek ikametgahını bildiren pay sahiplerine, taahhütlü mektup gönderilerek toplantı günü bildirileceğini ifade edilmiştir. Vefatından yıllar sonra dahi adresine toplantı davet mektubu gelmesi ...'ın şirket pay defterinde pay sahiplerinden biri olarak kayıtlı olduğunu gösterdiğini, Söz konusu hükme göre pay sahipliği tespitinde pay defterleri esas alınacaktır ve vefatından yıllar sonra dahi gelen davet mektupları göstermektedir ki ...'ın sağlığında pay sahipliği devredilmediğini, vefatından sonra ise mirasçıları bu yönde bir işlem gerçekleşmediğinden mülkiyet hakkı görünümlerinden biri olan pay sahipliği devredilmemiş ve mirasçılarının uhdesinde kaldığını, Ayrıca ... adına gelen davet mektuplarından bir tanesinde " Ortak sayısı : Ortakların pay sahipleri defterine göre nama hisse senedi sahibi 5155 ortağı mevcuttur. Hisse senetlerinin %20sinin hamiline yazılı olması nedeniyle ortak sayısı kesin olarak bilinmemektedir." ifadesi bulunduğunu, binlerce pay sahibinin yazılı olduğu pay defterinin bulunmadığı iddiasının gerçekçi olmadığını, TTK m.64'e göre anonim şirketlerin tutmakla yükümlü oldukları pay defterine senede bağlanmamış paylar ile nama yazılı pay senetlerine ilişkin bilgilerin kaydının zorunlu olduğunu, nama yazılı hisse senedinin devri ciro + zilyetliğin devri ile mümkün olduğunu ancak hisse senedinin devrinin usule uygun yapıldığının ispatı ile devrin şirket nezdinde geçerliliği olacak ve pay defterine kaydedileceğini, hükümde açıkça ifade edildiği üzere sadece pay defterinde kayıtlı bulunan kişi pay sahibi olarak kabul edileceğini, söz konusu hükme göre pay sahipliği tespitinde pay defterleri esas alınacağını, vefatından yıllar sonra dahi gelen davet mektupları ile davalı şirketin sunduğu kayıtlar gösterdiğini, ...'a ait hisse senedi devredilmediğini,Davalı tarafından sunulan pay defteri niteliğindeki defterlerde de hala ismi bulunan ... pay sahibi olarak kabul edilmek zorunda olduğunu, miras bırakan ...'ın kaydileştirme öncesi dönemdeki fiziki hisse senetleri veya mahkemenin zayi kararı ibraz edilmediği ve bu kapsamda söz konusu hisse senetlerinin bedelli bedelsiz sermaye artırımları kapsamında olup olmadığının değerlendirilemediği, sonuç olarak kaydi payı bulunmayan miras bırakan ...'ın kaydileştirme öncesi dönemde hisse senetlerinin kaç adet olduğunun ve değerinin tespit edilmesinin bu nedenle mümkün olmadığı tespiti yapılmış, bu tespitin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla kanıtlanamayan davanı reddine karar verildiğini, fiziki hisse senetlerini sunamadığımız için İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde kıymetli evrakın zayi davası açılmış olup ████████ esas numaralı işbu davanın bekletici mesele yapılması sayın mahkemeden talep edildiğini, HMK m.165'e göre bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebileceğini, ancak zayilik belgesi alınsa dahi davacıların bu belge ile ilgili kurumlara başvurarak haklarını talep edebilmelerinin mümkün olması karşısında, zayilik davasının beklenmesinde bu dosya açısından hukuki yarar bulunmadığı kanaatine varıldığını, 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13. Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'e göre kaydileştirilmeyen hisse senetlerinin ...'ne aktarılmış olması kesin olarak hisse senedi üzerindeki mülkiyet hakkını dolayısıyla pay sahipliği sıfatını sonlandırmış olmadığını, Yönetmelik'in 4'üncü maddesi 1. fıkrasına göre kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmediği için mülkiyeti ...’ye intikal eden sermaye piyasası araçlarından; ilgili mevzuat uyarınca satışı yapılmamış olanlar 8. maddede belirtilen esaslar çerçevesinde aynen, satışı yapılmış olanlar ise 9. maddedeki esaslar çerçevesinde belirlenen satış tutarları dikkate alınarak, 10. maddede belirtilen nemaları ile birlikte, ...’ye başvuran hak sahiplerine ödeneceğini, yatırımcı ...'ne geçen hisse senedinin satışının yapılmamış olması halinde aynen iade yapılacak ve pay sahipliğinin devam edeceğini, huzurdaki davada pay sahipliği sıfatı tespit edilmiş olacak ve dava ile hedeflenen sonuca ulaşılacağını, yargılama giderleriyle yükümlü olacak olan taraf da değişiklik göstereceğinden hukuki yararın bulunmadığını düşünmenin hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
:Dava, kaydileştirilmemiş hisse senetlerine dayalı olarak pay sahipliğinin ve ulaştığı sermaye payının tespiti, kar payı alacağının ödenmesi davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının hukuki yararının ve davalının pasif husumetinin bulunup bulunmadığı, noktasındadır.Davacı taraf, kök murisi ... davalı şirkette hissedar olduğu iddiasıyla pay sahipliğinin tespiti ve davacıların hisseleri oranında pay defterine kaydedilmesine, miras bırakanın hissesinin bedelli bedelsiz sermaye artırımları sonucunda bugün kaç adet yaptığının ve değerinin kaç TL olduğunun tespitine, pay sahipliğinden kaynaklanan her türlü bedelsiz ve kar payı gelirlerinin geçmişe dönük tespiti ile ticari faizi ile ödenmesine karar verilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır.Sermaye Piyasası Kanunu(SPK)'nun 13/4. Maddesi, "kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde teslimi zorunludur. Teslim edilen sermaye piyasası araçları kendiliğinden hükümsüz hâle gelir. Teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları ise kaydileştirilme kararından sonra borsada işlem göremez, aracı kurumlarca bu sermaye piyasası araçlarının alım satımına aracılık edilemez ve katılma belgelerinin geri alımı yapılamaz. Kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları ...(...)’ye intikal eder. Bunların üzerindeki sınırlı ayni haklar kendiliğinden sona ermiş sayılır. Bunlar ...’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılır." şeklinde düzenlenmiştir. Ancak, ​Anayasa Mahkemesi'nin █████/2015 tarih ve ... sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan █████/2015 tarih ve E.███████, K.███████ sayılı kararıyla; itiraz konusu kuralın, kişilerin maliki oldukları menkul kıymetler üzerindeki mülkiyet hakkını sınırsız ve süresiz olarak ortadan kaldırması, sermaye piyasalarında alım satım yapacak kişilerin tam bir güvenceye sahip olarak yatırım yapabilmesine olanak tanımaması, kişilerin sahibi oldukları menkul değerler üzerinde rahat, kolay ve güvenli bir şekilde tasarrufta bulunmalarına imkân vermemesi ve aracı kuruluşların iş ve işlemlerinden doğacak zararları tazmine yönelik bir mekanizma öngörmüş olmasına rağmen sermaye piyasalarında işlem yapan kişilerin haklarının kaybı durumunda telafi edici herhangi bir yol veya tazmin mekanizması öngörmemesi nedeniyle kamu yararı ile bireyin hak ve özgürlükleri arasında adil bir denge oluşturamadığından ölçülülük ilkesini ihlal ettiği, bu yönüyle, aracı kurumlarca katılma belgelerinin geri alımının yapılamayacağını, kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçlarının ...'ye intikal edeceğini, bunların üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ermiş sayılacağını ve son olarak teslim edilmeyen sermaye piyasası araçlarının ...'nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılacağını öngören kuralın, kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkı arasında adil ve makul bir denge gözetmemesi nedeniyle mülkiyet hakkına aykırı olduğu kanaatine varılarak █████/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (SPKn) md.13/f.4 hükmünde yer alan "…ve katılma belgelerinin geri alımı yapılamaz. Kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları ...'ye intikal eder. Bunların üzerindeki sınırlı ayni haklar kendiliğinden sona ermiş sayılır. Bunlar ...'nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılır."düzenlemesinin Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Anayasanın 153. Maddesinde, Kanun hükümlerinin, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı ve iptal kararlarının geriye yürümeyeceği düzenlenmiştir.Buna karşın, iptal kararı müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla derdest davalara da uygulanır. 28.11.2005 tarihinde ...bank'ta Müşteri İsmine Saklama Sistemi'nde fiziken saklanmakta olan tüm hisse senetleri iptal edilerek, bu hesap kayıtları ... tarafından devralınarak pay senetleri artık sadece ...'da kayden hak sahibi bazında izlenmek suretiyle kaydi sisteme geçilmiştir. Bu tarihten sonra ... A.Ş.'de alım-satımı yapılacak pay senetlerinin takasına sadece kaydi pay senetleri kabul edilmektedir. Pay senetlerinin kaydileşme tarihinden sonra yapılan tüm bedelli ve bedelsiz sermaye artırımlarında artık fiziki senet basım ve teslimi yapılmamakta sadece kaydi pay ihracı söz konusu olmaktadır. Likit fonlar dışındaki yatırım fonlarının kaydi sisteme dahil edilmesi işlemleri 31.12.2005 tarihinde tamamlanmıştır. Bu halde kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları 31.12.2012 tarihi itibariyle ...'ye intikal etmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı █████/2015 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanmış olup geriye yürümeyeceğinden paylar halen ... nezdindedir.Anayasa Mahkemesince iptal edilen kanun hükmünün, iptal kararından önce hisselere sahip olan ...'ye sağladığı haklar varlığını sürdürmekte olup iptal kararıyla birlikte paylar davalı şirkete dönmüş değildir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra, 26/4/2016 tarih ve ... sayılı Resmi Gazete'de yayımlarak yürürlüğe giren 14/4/2016 tarihli ve 6704 sayılı Kanunla SPKn'na eklenen "Mülkiyeti ...'ye intikal eden sermaye piyasası araçlarının hak sahiplerine yapılacak ödemelere ilişkin usul ve esaslar" Geçici Madde 10 ile, kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmediği için mülkiyeti ...'ye intikal etmiş olan sermaye piyasası araçlarının iadesi ile satışlarının yapılmış olması hâlinde bunların bedellerinin ödenmesi talebiyle yapılacak başvuruların ve başvuru üzerine hak sahiplerine ... tarafından yapılacak ödemelerin usul ve esasları, hak sahiplerince teslim edilecek sermaye piyasası araçlarının iptal ve imha esasları ile ihraççıların bu başvurulara ilişkin yükümlülüklerinin Kurulca belirleneceği, şu kadar ki, ...'ye intikal eden sermaye piyasası araçlarından; ilgili mevzuat uyarınca satışı yapılmamış olanların aynen; satışı yapılmış olanların ise, Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde hesaplanacak satış tutarları üzerinden nakden ödeneceği düzenleme altına alınmıştır.█████/2012 tarihli ve 6362 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesine dayanılarak çıkarılan ve 07 Eylül 2016 Tarih ve ... sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine ... Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 4/1. maddesinde, kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmediği için mülkiyeti ...’ye intikal eden sermaye piyasası araçlarından; ilgili mevzuat uyarınca satışı yapılmamış olanların 8 inci maddede belirtilen esaslar çerçevesinde aynen, satışı yapılmış olanların ise 9 uncu maddedeki esaslar çerçevesinde belirlenen satış tutarları dikkate alınarak, 10 uncu maddede belirtilen nemaları ile birlikte, ...’ye başvuran hak sahiplerine EK-1’de yer alan taahhütname ve ibraname alınmak kaydıyla ödeneceği, 2. fıkrada ise ödeme için 5 inci maddede yer alan belgelerle birlikte ...’ye başvurulmasının gerektiği düzenlenmiştir. 5 inci maddedeki düzenlemeye göre ise, Yönetmelik kapsamında ödeme talep eden hak sahipleri veya noter onaylı vekâletname ibraz eden vekili tarafından, bu Yönetmeliğin yürürlük tarihinden itibaren 10 yıl içinde iadeli taahhütlü posta yolu ile veya özel şirketler aracılığıyla imza karşılığı teslim suretiyle ...’nin merkez adresine başvurulması zorunludur. Anılan bu düzenlemeler kapsamında dava konusu senetlerin, Yönetmelikte belirtilen alternatifli durumlara göre aynen veya nakden tazmini hususu ...'nin sorumluluğundadır.Davacı tarafın, dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde kaydileştirilmemiş olmaları nedeniyle ... devredildiği dosya kapsamı ile sabittir. Bu durumda ... devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesi ve pay defterine işlenmesi mümkün değildir. Davacı taraf, yukarıda anıldığı gibi ... ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edebilir. Hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkı bulunmamaktadır. Dolayısıyla davalının eldeki davada pasif husumet ehliyeti bulunmamaktadır. Davacı tarafça açılan davada tespit istemli talepler de bulunuyor ise de, davalının davacı tarafa karşı iade ve tazmin sorumluluğu bulunmadığından tespit davasında dahi hasım olması mümkün değildir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı tarafça zayi istemli olarak açılan davanın bekletici mesele yapılmadığı ileri sürülmüş ise de, söz konusu davanın eldeki davaya bir etkisi bulunmamaktadır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR
:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!